gebe
  1. nisan

    nisan Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.707
    Beğenilen Mesajlar:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    isvicre

    Sakın Ellerimi Bırakma

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında nisan tarafından paylaşıldı.

    Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…" diyordu yumuşak bir ses… bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… yalnızdım… mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin… Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım"derdin… yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana… şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim... Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… saatlerce o odada kaldın… çıktığın zaman komadaydın… doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… seni odana götürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… farkında bile değildin… hep uyuyordun… yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki…
    Hala uyanmadın… bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik… bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik…
    Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… kızar gibi yine baktın bana… "Tamam" dedim "Ağlamıyacağım…"
    Gözlerime baktın buğulu… hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin, "Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama…." dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, "Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla "Şimdi" dercesine işaret ettin… "Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı" dedin… ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana… gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… "Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…. Gözlerin yavaşca kapandı…. Doktorlar koşup geldiler… öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… doktorlar seni götürdüler… artık sen yoktun, yanlızdım..

    Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım… mavi kazağını yıkadım, temizledim… yastığının üzerinde duruyor..
    Hazan mevisimi, hüzün mevsimi… aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi…
    Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda....

    "SANA RÜYA DİYEMEM, SENDEN UYANAMAM Kİ
    NEREDE OLURSAN OL, SENİNLEYİM BEN SANKİ
    BULUTLU GÜNEŞİMSİN, SEVGİLİMSİN BENİMSİN
    YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSİN KEDERİMSİN
    SENİNLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSİN
    ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLİĞİM RUHUM SENSİN..."

    Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. İyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Ben de tutamıyorum ve dışıma değilse de içime hiç durmadan ağlıyorum.

    Belki birgün aşkım... Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.

    "HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENİNLE DOLU
    HERŞEYDE SENİN İZİN, BU YOL AŞKININ YOLU
    ALAMAZ BİN SEVGİLİ KALBİMDEKİ YERİNİ
    SANKİ İÇİMDE AÇAR BU SARMAŞIK


     
Sakın Ellerimi Bırakma konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Allahım ellerimizi bırakma!amin

    Allahım ellerimizi bırakma!amin

    Eller var. Karıştırıcıdır. Her şeyi karıştırır. Münasebetsiz ellerdir bu eller. Olur olmaz yere sokulur. Girmemesi gereken yerlere girer. Karıştırıcı eller, pislikten kurtulmaz. Çünkü karıştırma aşkı her şeyi kapsadığı için, bunlar arasına pislik de girer. Bu tür eller bulaştığı pisliğin faturasını kendi karıştırıcılığına kesmez. "Oralarda ne arıyordun?" diyene, "Öyle her şeyi...
  2. Yarattığın Meleğin Ellerini Bırakma...

    Yarattığın Meleğin Ellerini Bırakma...

    Küçük bir kızın ceplerinde taşıdığı mutluluk hayalleriydi benimkisi...En saf..en temiz şeklindeydi mutluluk hayallerim..Daha elimden şekerimi düşürmemiştim...Her yerde mutluluk vardı..Ağlamayı öğrenmemiştim..Tanışmamıştım gözyaşlarımla...Tozpembeydi benim dünyam... Sonra bir gün...Sen çıktın karşıma...Şekerim düştü elimden...Sonra gözyaşlarımla tanıştım..Başıma yastık basıp ağlmayı...
  3. Yurtseven Kardeşler - Sak Sak Ellere

    Yurtseven Kardeşler - Sak Sak Ellere

    Bagina giremedim Külünü deremedim Bir o yandan bir bu yandan Yüzünü göremedim Sak sak ellere Düsürdün dillere Ben gönlümü kaptirdim Senin gibi güzele Ben gönöümü kaptirdim Senin gibi dilbere Bagimizda üzüm var Benim sende gözüm var Egil bir yol öpeyim Sana bir cift sözüm var Sak sak ellere Düsürdün dillere Ben gönlümü kaptirdim Senin gibi güzele Ben gönlümü kaptirdim Senin gibi dilbere
  4. Beni BırAkma SAkın KEndİne SAkLA

    Beni BırAkma SAkın KEndİne SAkLA

    sakın beni bırakma Beni rüzgara vermeÖfkeli bir deniz gibi Üstünden atma beni Yazdığın gibi silme Yumruklama parçalama Ne yapsam kırılmaz diye İtme koca dağlardan Gidip gelip ağlatma=( Bu bensiz yapamaz de İçinin derinlerine sakla Gösterme kimseye beni Gönlünde tut bırakma Kuşlara parçalatma Çöllere koyup dönme Gözden çıkarma beni Tam her şeyimi aydınlatırken Yeter bu kadar...

Sayfayı Paylaş