gebe
  1. kaprisli

    kaprisli Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    4.648
    Beğenilen Mesajlar:
    19
    Ödül Puanları:
    0

    sen yoktun ilahisi

    Konu, 'İlahiler' kısmında kaprisli tarafından paylaşıldı.

    Sen yoktun... Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
    Artık ben sizinle çok söyleşmem dedi havarilerine..
    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
    Bekleyin Ahmed geliyor.
    Kainata rahmet geliyor.
    Havarilerin yüzünü okşayan
    Ölüleri dirilten bir nefes oldun
    Ama sen yoktun...
    Sen yoktun Sultânım
    Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
    Başı eğik gezerdi mazlum
    Kuteyle göklerden seni sorardı
    Varaka seni arardı semada
    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
    Ağlayarak süslediler ölüme...
    Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
    Sen yokken
    Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
    Anne yüreğinin çıldırtan ç****izliğiydi.
    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
    En son çocuk atılırken çukura
    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
    Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
    Melekler süslüyordu hirâyı.
    Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur
    Efendisine hazırlanıyordu mekke.
    Âlem Efendisine hazırlanıyordu
    Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
    Toprak yalvarıyordu rabbine
    Allahım gönder artık diyordu.
    Gel diye ağlıyordu mazlumlar gözleri semada
    Ve bir gelişin vardı ya rasulallah
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Önünde cebrail!
    Ardında yalın kılıç melekler!
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
    Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.
    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
    Herşey sus pus olmuştu.
    Hadi diyordu yıldızlar Hadi diyordu ay!
    Kainat bir isim duymak istiyordu.
    Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
    Muhammed!
    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
    Muhammed!
    Melekler öptü o nurdan ellerini.
    Muhammed!
    Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
    Sana o adı veren rahmana kurbanız
    Artık sen vardın
    Susuz topraklara rahmet indi seninle
    Annenden sonra anne halime sevindi seninle
    Yağmura mı ihtiyaç var?
    Kaldır şehadet parmağını
    Yağmurları salsın Allah.
    Sonra tut ağacın yaprağını
    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
    Yeterki sen iste
    Sen iste yarasulallah
    Deki ben kimim?
    Dağlar taşlar dile gelsin
    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup
    Ente Rasulullah desin.
    Sen vardın
    Bedir kârdı
    Uhut dardı
    Hendek yârdı.
    Yiğitlerin vardı.
    Ölmek için yarışan yiğitler...
    Hele bir enesin vardı senin.
    Enes bin malik...
    Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına
    Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
    Onlar da
    “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
    Enes kükremiş:
    “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
    Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
    Hem de ne şehit ey nebi!
    Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
    Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
    Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
    Uhut’ta sancağını taşıyan.
    Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
    Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.
    Ebu hureyren vardı...
    Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
    Sen anlardın
    Ya Ebâhir gel! Derdin.
    Ve sen gittin...
    Bir gidişle gittin
    Ardında hüznün kaldı.
    Hasretin kaldı göklerde.
    Bilal ezan okuyamaz oldu
    Ne zaman teşebbüs etse
    Muhammed rasulullah demeye
    Dizleri üstüne çöker kendinden geçerdi.
    Sonra günler ay
    Aylar yıl oldu.
    Ve asırlar oldu
    Sensizliğe açtık gözlerimizi.
    Ama sen bırakmazsın bizi.
    Sen varsın ey şehitlerin sultanı
    Sen varsın!
    Bir şehit bile ölmezken
    Sana nasıl yok deriz.
    Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
    Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
    Ne anam var ne babam...
    Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .
    Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
    Bırakma bizi ki; Allah;
    Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
    Bırakma bizi!
    Hayatı seninle öğretti Rahman.
    Kulluğu seninle tanıdık.
    Duayı senden öğrendik sevgili!
    Hz Ömer umre için senden izin isteyince
    “Kardeşcik” dedin ona
    Kardeşcik duanda bana da yer ayırır mısın?
    Bizler Ömer değiliz ama
    Bütün dualarımız senin için
    Ey Rabbimiz!
    Rasulünü anışımızdan haberdar et!
    O’na binler salat binler selam!
    Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
    O’na vesileyi lutfet.
    O’nu refik-i Âlâya yükselt
    Bizi de affet
    O’nun hatrına affet
    Zatının hatrına Affet.

     
sen yoktun ilahisi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sen yokkeN

    Sen yokkeN

    Sen Yokken Biraz Daha Ölüyorum Ben Sen yokken biraz daha ölüyorum ben Gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyor Her mevsim kış, hergünüm gece Sonu yok yolların, yarını yok saatlerin Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok Ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok Gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin Ve ben biraz daha...
  2. Sen Yoktun İlahisi

    Sen Yoktun İlahisi

    Sen yoktun... Hz Âdem’deydi nurun Önce cenneti Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti Sen yoktun Nuh’un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun İbrahimî bir dua...
  3. Yoktayım ilahisi

    Yoktayım ilahisi

    Deli ve divaneydi… Firkatin bir kor idi Alev idi dile can… Sana delicesine sevdalı kum denizi Gelse de anlatsa bir Mümkün olsa dile can… Nasıl yandı kavruldu Nasıl döndü çöle can… Rüzgar yanık bir neydi Ağlayan uğuldayan Gam yüklü teraneydi Sensiz eylerdi daim Sahralarda nale can… Böyle bir intizarla Kavrulurken bu sahra Kumlarda bir heyecan Alemler buldu bir can Hayat geldi sümbüle Itır geldi...

Sayfayı Paylaş