gebe
  1. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0

    Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları

    Konu, 'Bebek & Çocuk Hastalıkları' kısmında Mirmiga tarafından paylaşıldı.

    bebeklerde burun tıkanıklığı nasıl giderilir bebek hastalıkları bebeklerde boğaz hırıltısı bebek hastaliklari hırıltı nasıl geçer ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSIYONU : Nedir?
    Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı, genellikle ateş, boğaz ağrısı, öksürük, ses kalınlığı, kırmızı gözler ve boyun lenf bezinin şişkinliğiyle seyreder..
    Neden olur?
    Burun ve boğazın viral enfeksiyonudur. Soğuk algınlığı virüsleri bir insandan diğerine el teması, öksürük ve nezle ile geçmektedir. Soğuk algınlığına neden olan 200'den fazla virüs olduğu için sağlıklı çocukların çoğu yılda en az 6 kez hastalanmaktadır.
    Nasıl seyreder?
    - Genellikle ateş 3 günden az sürer. Bütün burnn ve boğaz şikayeteri 1 haftada kaybolur. Öksürük 2-3 hafta sürebilir.
    - Kulak ağrısı, gözlerde sarı iltihaplı akıntı, sinüslerde baskı veya hissi (genellikle bir sinüs enfeksiyonu düşündüren) veya solunum güçlüğü ( genellikle bir pnömoniyi düşündüren) gibi sekonder bakteri enfeksiyon bulgularına dikkat edilmelidir.
    - Çocuğunuz ufak ise sıvı kaybının olup olmadığından emin olun.
    Tedavi nasıldır?
    - Soğuk algınlığının süresini etkileyecek çok fazla tedavi yöntemi yoktur ancak yine de bazı semptomları azaltabilir. Burun akıntısı tedavisi, burun tıkanıklığından farklıdır. Küçük bebekler için burun aspiratörünü dikkatlice kullanabilirsiniz. Burun gözeneklerine tahrişten . korunmak için yağlı kremler kullanabirsiniz. Burun akıntısı burnu virüslerden temizlemeyi sağlar. Çocuğunuzun allerjik nezlesi yoksa antihistaminiklerin faydası olmaz.
    - Öksürük: 4 yaşın üstündekiler öksürük tabletlerine, diğer yaştakiler ise şurup şeklindekileri kullanabilirler. Çocuğunuzun odasının kuruluğunu almak için nemlendirici cihaz kullanın.
    Kırmızı gözleri ıslak pamuk ile sık sık silin.
    - İştahsızlık: Sıvı gıdalar vermeye çalışın.

    Soğuk algınlığından nasıl korunulur?
    - Soğuk algınlığı enfeksiyonlu bir hastadan direkt temas yolu ile alınır. Yaşamın birinci yılında üst solunum yolu enfeksiyonlarının komplikasyonları daha sıktır
    - 3 günden uzun süren ateş
    - 1O günden fazla süren burun akıntısı
    - Gözlerinde iltihaplı akıntı olması
    - Burun tıkanıklığı beslenmeye engel oluyorsa
    - Kulak veya baş ağrısı varsa
    - Boğazı ağrıyorsa
    Doktorunuzu aramalısınız!.



     
  2. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları
    BRONŞİOLİT NEDİR?
    Nasıl belirti verir?
    Dikkat: Tanısı doktor tarafından konulmalıdır

    - Genellikle önce ateş ve burun akıntısı, sonra solunum zorluğu ve öksürük başlar.
    - Bronşiolit olan çocukların ortalama yaşı 6 aydır. 2 yaşın üstünde görülmez.
    - Çocuğunuzun göğüsten gelen hırıltısı vardır; hızlı nefes alır.
    - Öksürük ve kalın balgam olabilir.

    - Hırıltı: Akciğerlerdeki en küçük hava yollarının (bronşioller) daralması sonucu oluşur. Bu daralma respiratuar sinsisyel virüs (RSV) gibi bir virüsün neden olduğu enflamasyona bağlıdır. RSV genellikle kışın oluşan salgınlara neden olur.
    - RSV, süt çocuklarında bronşiolit, 2 yaşın üstündeki çocuklar ve erişkinlerde ise sadece üst solunum yolu enfeksiyonu gibi seyreder. Virüs, hasta kişilerin burun akıntılarında görülür. 1 metreden yakın mesafede öksürme ve hapşırmayla veya göze, buruna değdirdiği elleri ile bulaşır. İnsanlar bu virüse karşı kalıcı bağışıklık geliştirmektedir.

    Nasıl seyreder?
    - Hırıltı ve zorlu solunum 2-3 günde kötüleşir ve ardından düzelir. Genellikle hırıltı 7 gün, öksürük 14 gün sürmektedir.
    - Bronşiolitin en sık görülen komplikasyonu kulak enfeksiyonu olup, çocukların %20'sinde görülmektedir. Bronşiolit geçiren çocukların az bir kısmı sadece %1-2'si oksijen ve damar sıvı gereksinimi nedeni ile yatırılmaktadır.

    Ne yapmalı?
    - ilaçlar:
    Doktorunuzun verdiği ilaçları uygulayın.
    - Öksürük nöbetleri için ılık sıvılar: Boğazın gerisindeki kalın balgam genellikle öksürük nöbetlerine neden olmaktadır. Sıcak sıvılar solunum yolunu yumuşatır.v~ salgıları azaltır. Eger çocugunuz 4 aydan büyük ise sıcak limonata ve elma suyu verebilirsiniz. Aynı şekilde ıslak, sıcak bir havluyu çocuğunuzun ağız ve burnuna uygulayarak, veya sıcak sulu nemlendirici koyarak solunum yolunu rahatlatabilirsiniz.
    - Nemli ortam: Tuzlu su içeren burun damlaları burun tıkanıklığını gidermede daha etkilidir. 3 damla tuzlu su uygulandıktan sonra burun temizleyici ile burunu temizleyin. Bu işlemi bir kaç kere tekrarlayın.
    - Beslenme: Çocuğunuzun yeterli sıvı almaya teşvik edin. Beslenme genellikle yorucudur ve dolayısıyla anne sütü ya da mamayı az miktarlarda daha sık vermeniz gerekir. Çocuğunuz öksürürken kusarsa onu tekrar besleyin.
    -Sigara içimi: RSV enfeksiyonu olan çocuklar sigara dumanına maruz kalınca solunum sıkıntısı artar. Evinizde sigara içilmesine izin vermeyin.

    Doktorunuzu hemen aramanız gereken durumlar ;
    - Nefes alıp vermesi sıklaştığı ve zorlaştığında, hırıltı şiddetlendiğinde
    - Sakinken dakikada 60'ın üstünde nefes alıp verdiğinde

     
  3. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları

    KRUP (Yalancı Difteri)

    Neden Olur?
    Krup, boğaz, ses telleri, ve solunum borusunun iltihabıdır. Soğuk algınlığı ile oluşur.
    Ses telleri etrafındaki ödem sesin kabalaşmasına neden olur. En sık 1-5 yaştaki çocuklarda görülür.

    Belirtileri nelerdir?
    Krup geçiren bütün çocukların kalın, havlar tarzda bir öksürüğü vardır. Ses genellikle kabadır. Nefes aldığında kaba ıslık tarzında bir ses çıkar. Hastalık ağırlaştığında, çocuk uyuduğunda veya sakinken bile hırıltı duyulabilir. İleri durumda nefes alıp vermesi zorlaşabilir.

    Nasıl seyreder?
    Krup genellikle 5-6 gün sürer ve genellikle gece kötüleşir. En ağır şikayetlere 3 yaş altında rastlanır.

    Eğer çocuğunuzda aniden ses kısıklığı ve nefes darlığı gelişirse şunları yapın :
    - Ilık Buhar Tedavisi :
    Ilık nemli hava, ses tellerini rahatlatmaya yarar ve ses kısıklığını giderir. Bunu sağlamanın en kolay yolu çocuğunuzun burnu ve ağzı üzerine sıcak, ıslak bir havlu koymaktır.
    Diğer bir yol ise; nemlendiriciniz varsa onu ılık su ile doldurup çocuğunuzun hemen yanında derin nefes almasını sağlamaktır.
    - Buhar Banyosu : Aynı zamanda sıcak suyu akıtarak banyo kapısını kapatın. Oda buharlı iken çocuğuuzu en az 10 dk tutun.
    - Bir çok çocuk bu tedavilerden sonra sakinleşir ve gece boyunca rahat uyur.
    - İlaçlar buhar tedavisi ve sıvılardan daha yararsızdır. Ateş olduğunda (38. C'den fazla) doktorunuzun önereceği bir ilacı kullanın.
    - Sıkı Takip : Çocuğunuz yalancı difteri olduğunda onunla aynı odada yatıp izleyin. Sigara dumanına maruz kalmak durumu ağırlaştırabilir.
    - Bulaşıcılık : Bu duruma neden olan virüsler ateş düşene dek hastanın ilk 3 gününde bulaşıcıdır. Çocuğunuz kendini daha iyi hissettiğinde okula gidebilir.
    Eğer çocuğunuzun nefes darlığı devam ederse hekiminizi hemen arayın.
    Eğer çocuğunuz morarırsa hemen Acil Servis' e başvurun veya ambulans çağınn...

    Nefes darlığı olmayan yalancı difterinin evde tedavisi : Kuru hava öksürüğü kötüleştirir. Çocuğunuzun odasını nemli tutun. Eğer varsa nemlendiricisini 24 saat kullanın, odasına nemli havlu asın.

    Öksürük nöbetleri için ılk sıvılar : Öksürük nöbetleri ses tellerindeki kalın akıntıya bağlıdır. Ilık sıvılar ses tellerini gevşetmeye ve akıntının giderilmesini sağlar. Elma suyu, limonata veya bitkisel çay gibi sıvılar verin.
     
  4. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları

    ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONU
    İdrar yolu iltihabı mesanenin, bazen de böbreklerin iltihabıdır. Mesanenin iltihabına sistit, böbreklerinkine pyelonefrit denir. İdrar yolu iltihabını tedavi etmek, böbrekleri korumak açısından önemlidir. Sık idrar yapma, gece ve gündüz idrar kaçırma, ateş, karın ağrıları (genellikle alt batında) ve kusma gibi değişik belirtiler verebilir.
    Neden olur?
    İdrar yolu iltihaplarının etkeni bakterilerdir. Bakteri mesaneye, üretra denilen idrar yollarının dış girişinden girer. Genelde üretra girişini tahriş eden etkenler, bakterilerin buradan içeri girmesini de kolaylaştırır. Bilinen tahriş edici maddeler banyo köpükleri ve şampuanlardır.
    İdrar yolları iltihaplarının ender görülen bir nedeni de yollarda idrarın akışına bir engel olmasına bağlı olarak mesanenin tam boşalamamasıdır.
    Nasıl seyreder?
    Tedavi ile bebeğinizin ateşi ve şikayetleri antibiyotik başladıktan 48 saat sonra geçecektir. Bir kez daha üriner enfeksiyon geçirme riski %50'dir. Çocuğunuzun bu riskini önlemeye yönelik tedbirleri okuyun.
    - Antibiyotikler : Çocuğunuzun iyileştiğini düşünürseniz bile idrar yolu iltihabının tekrarlamasını önlemek için antibiyotiği en az 10 gün (ya da doktorunuzun önerdiği süre kadar) kullanın.
    - Fazla sıvı alımı : Çocuğunuzun iltihabını temizlemek üzere bol su içmeye teşvik edin.
    - Ağrı ve ateş profili : Ağrılı işeme veya 38.5 C' ateş için ağrı kesici kullanın.
    - Tıbbi Takip : Çocuğunuz antibiotiğe başladıktan 2 gün sonra hekiminizi arayıp, idrar kültürü sonucunu öğrenmeniz ve çocuğunuzun şikayetlerinin antibiyotiğe cevap verdiğinden emin olmanız gerekmektedir. ilk ziyaretinizden 2 hafta sonra doktorunuz çocuğunuzdan yeni idrar kültürü isteyecektir.

    İdrar testi yaptırmak için orta akım idrarı nasıl alınmalı?
    - Eğer çocuğunuz için idrar örneği istenmişse sabah ilk idrarını toplamaya çalışın.
    - 10 dk kaynamış kapaklı bir kap kullanın. Genital bögeyi bir çok kez sıcak su ile ıslanmış pamuk parçaları ile temizleyin.
    - Çocuğunuz tuvalette bacaklarını geniş olarak açıp olabildiğince geri oturmalıdır.
    - İdrarını yapmaya başlayınca temiz kapı direkt olarak akımın önüne koyun. İdrar akımı bİtmeden steril kabı doldurup kaldırın (mesaneden gelen ilk ve son damlalar bakteri ile mikroplanmış olabilir).
    - İdrarı verinceye kadar buzdolabında tutun ve tahlile getirirken steril kabı taşıdığınız torbaya bir miktar buz koyun.

    İdrar yolu iltihaplarından korunmak için ne yapmalı?

    - Çocuğunuz yıkandığında genital bölgesini sabunla değil suyla yıkayın.
    - Ergenlikten önce köpüklü sabun kullanmayın. Tahriş edici özelliği vardır.
    - Şampuan ve diğer sabunları banyo suyuna katmayın. Küvetin etrafında sabun bırakmayın.
    - Banyo süresini 15 dk.dan az tutun. Çocuğunuz banyodan sonra idrar yapmalıdır.
    - Kız çocuğunuza genital bölgesini önden arkaya doğru, özellikle dışkısını yaptıktan sonra temizlemesini öğretin.
    - Çocuğunuzun kabız olmasını önlemeye çalışın.
    - Çocuğunuzun idrarını açık renk olmasını sağlayacak şekilde yeterli sıvı almasını teşvik edin.
    - Çocuğunuzu idrarına günde 3-4 kere yapmak üzere teşvik edin.
    - Kız çocuğunuz bol iç çamaşırları giymelidir.
     
  5. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları
    İSHAL İshal, dışkılama sayısındaki ve miktarındaki ani artıştır. İshalin en büyük tehlikesi vücudun fazla sıvı kaybına bağlı olarak kurumasıdır. Bu durum, dil ve ağız içinin kuruması, az işeme, ya da koyu ve kıvamlı idrar yapma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. İshal tedavisinin esas amacı sıvı kaybını önlemektir.
    Neden olur?
    İshalin en sık nedeni el-ağız yoluyla bulaşan mikroplardır. Viruslar en sık nedenlerdir. Bazen bakteri ve parazitler de ishale yol açabilir. Ender olarak besin allerjisi ve fazla meyva suyu içmek de ishal nedenidir. Eğer çocuğunuzun 1-2 defa dışkılaması varsa, bu, muhtemelen çocuğunuzu alışık olmadığı bir şey yemesine bağlıdır. Ayrıca, 2 günden uzun süren sıvı ağırlıklı beslenme de sulu dışkılamaya neden olabilir.
    Nasıl seyreder?
    İshal bir kaç günden haftaya dek sürebilir. Çocuğunuzun ishal ile kaybettiği sıvıyı yerine koyması için yeterli miktarda sıvı alması gerekmektedir. Dışkının hemen katıya dönmesini beklemeyin.
    Evde neler yapmalı?
    İshalin ana tedavisi sıvı alımının artırılması ve diyet değişikliğidir. Uygun diyet tedavisi ishalin ağırlığına ve çocuğunuzun yaşına bağlı olarak değişmektedir. Çocuğunuz günde 4 kezden fazla sulu dışkılama yapmadan diyetini değiştirmeyin.
    - Mama ile beslenen <1 yaş çocuklar sulu ve sık ishal olduğunda;
    mamaları laktoz içermeyen sindirimi kolay mamalara değiştirilebilir. Bunu doktorunuza danışın.
    Su yerine, dengeli elektrolit solusyonu olarak bilinen ve eczanede satılan sıvılardan doktorunuzun önerisiyle faydalanabilirsiniz.
    Eğer çocuğunuzun ağır derecede ishali varsa ve koyu renkli, az miktarda idrar yapıyorsa, kilosu başına en az 10 ml olacak şekilde bu solüsyonlardan içebilir. Sıvı miktarını hiç bir zaman kısıtlamayın.
    Normal mamaya dönerken doktorunuzun önerilerine uyun.
    - 2 yaşından büyük çocuklarda (sık ve sulu ishali olan) sofra yemekleri yiyebildikleri için mamayla beslenmeleri gerekmez. Pirinç, ekmek, kraker, havuç, patates, muz, elma püresi, kızarmış ekmek gibi besinler bu durumda uygundur. Tuzlu krakerler çocuğunuzun ihtiyacı olan tuz miktarını karşılamasına yardım eder. Sıvı kaybı varsa, doktorunuzun önereceği oral elektrolit ve şeker solüsyonlarını verebilirsiniz. İkinci günde süt ve su verebilirsiniz. Meyva suları ishali arttırabilir.
    Dikkat: çocuğunuz katı besinleri reddediyorsa ona süt verin.
    - Anne sütü alan çocuklar (sık sulu ishali olan): Hayatın ilk 3 haftasında anne sütü alan bebeğin her beslendikten sonra normalde bir dışkılaması olur. Bazen dışkı rengi yeşil, kıvamı sulu olabilir. Dışkıda sümük, kan veya kötü koku duyulana dek normal sayılmalıdır. Bebeğinizin dışkılama sayısı artarsa muhtemelen ishali vardır. Bebeğiniz emmeye isteksiz, hasta görünümlü ve ateşli olabilir. Unutmayın ki anne diyetindeki kola, kahve ve bitkisel çaylar barsak hareketlerini arttırabilir.
    Bebek ishal olursa daha sık aralarla emzirin. Fonnül mamayla beslenen bebeklere katı gıdalar ekleyin. Ağır ishalde (sulu ve sık) idrarı azalmış ise bebeğiniz fazla yorgunsa ve damar yolundan sıvı gereksinimi olabilir.
    Bebeğinizin altı ishale bağlı olarak tahriş olabilir. Bunu önlemek için her ishal dışkısından sonra altını yıkayın ve koruyucu bir krem sürün. Bu bakım özellikle geceleri gereklidir. Bebeğinizin altını sık sık değiştinnek de faydalıdır.
     
  6. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları

    ORTA KULAK İLTİHABI
    Nedir?
    Orta kulak iltihabı üst solunum yolu enfeksiyonunun östaki borusunu (orta kulağı boğaz bölgesinin arkasına bağlayan boru) tıkamasına bağlıdır. Çocuğunuzun kulağı ağrılıdır. Çünkü iltihaplı sıvı kulak zarı üzerine baskı yapıp bombeleşmesine neden olur. Huzursuzluk ve az uyku nedenidir.

    Çocukların çoğu en az bir kez kulak enfeksiyonu geçirir. Çocukların %5-10'nunda orta kulaktaki basınç, zarın delinmesine neden olabilir ve kulaktan sarı, bulanık bir sıvı akar. Eğer doktorunuzun verdiği tedaviyi uygularsanız çocuğunuz iyileşecektir. Kulağın ve işitmenin sürekli zarar görmesi ender görülür.
    Nasıl tedavi edilir?
    Antibiotik gerekliliğine doktorunuz karar verecektir. Eğer verilmesi kararlaştırılırsa, ağrı kesiciler (paracetamol ve ibuprofen) antibiyotik etkisini gösterene kadar, kulak ağrısı ve 38,5 C üzerindeki ateş için kullanılabilir.

    Aktivite kısıtlamanmalı mı?
    - Çocuğunuz dışarı çıkabilir ve kulaklarını örtmesi gerekmez.
    - Kulak zarında delinme ve akıntısı olmadığı sürece yüzebilir. Uçak ve dağ yolculukları çocuğunuz inişte, emzik veya ciklet çiğnediği sürece güvenlidir.
    - Kendini daha iyi hissettiğinde veya ateşi düştüğünde, okul veya yuvaya dönebilir. Kulak iltihabı bulaşıcı değildir.

    Kontrol gerekli mi?
    - Doktorunuz 2-3 hafta sonra çocuğunuzun kulağını kontrol etmek isteyecektir. Doktorunuz çocuğunuzun işitmesini test edebilir. Bu testler özellikle enfeksiyon kulak zarında delik yaptıysa önemlidir.

    Kulak enfeksiyonlarını önlemek için ne yapmalı?
    - Eğer çocuğunuz sık kulak enfeksiyonu geçiriyorsa önlem almak gerekir.
    - Çocuğunuzu sigara dumanından koruyun.
    - Hayatın ilk yılında çocuğunuzu enfeksiyonlardan koruyun. Kalabalık yuva yerine evde bakıcı veya küçük ev temelli yuvalarda baktırın.
    - Bebeğinizin ilk 6-12 ayında anne sütü ile emzirin. Anne sütündeki antikorlar kulak enfeksiyonunu azaltmaktadır.
    - Çocuğunuzun biberonunu 45C'de tutun. Yatay pozisyonda çocuğunuzu beslemek, mama ve sıvı besinlerin östaki borusuna geri akımını sağlamaktadır. Çocuğunuz 9-12 aylık iken biberondan ayırmak bu sorunu ortadan kaldırmaktadır.
    - Allerjileri kontrol edin. Çocuğunuzun sürekli burun akıntıları varsa allerjinin etken olduğunu düşünün.
    - Eğer çocuğunuz sürekli horluyorsa veya ağzından nefes alıyorsa büyük geniz eti olabilir; bu da kulak enfeksiyonunu neden olabilir.
     
  7. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları
    ROTAVİRÜS VE YOĞURT

    Rotavirüs, her yıl dünyada milyonlarca çocuğu etkilemektedir. Çoğu vakada rotavirüs gastroenteriti selim bir seyir izler, fakat sıklığı ve bazen ölümcül olabilecek sonuçlarının olması nedeni ile ciddi bir halk sağlığı problemidir.

    Rotavirüs nedir?

    Rotavirüs, ince barsakları etkileyip, sıvı ve elektrolit emilimini bozan bir mikroptur. Hastada ciddi sıvı kaybına sebep olabilir. En çok kış aylarında görülmekle beraber tüm yıl boyunca olabilir. Bazen salgınlar yapar. İnsandan insana, rotavirüslü dışkıların bulaştığı yiyeceklerle bulaşır. Yapılan bazı çalışmalarda rotavirüsün, oyuncaklar, tuvalet kapı kolları, telefonlar, yuvalardaki ve hastanelerdeki kirli yüzeyler aracılığıyla da bulaştığı gösterilmiştir. Mikrop, etkilediği insanların dışkılarında bulgular ortaya çıkmadan önce atılmaya başlar, bulguların başlamasından sonra 10 gün daha atılmaya devam eder. En çok 4-24 ay arası çocuklar etkilenir, aynı çocukta birkaç kez görülebilir. Çok az sayıda alınan mikrop bile hastalık yapmaya yeter. Bir dönem Amerika Birleşik Devletleri’nde bu mikroba karşı aşı geliştirilmiş, ancak barsak düğümlenmelerine sebep olduğu için kullanımdan kaldırılmıştır. Şu an kullanılan bir aşı yoktur. En önemli korunma yöntemi, ellerin sık sık yıkanması, yuvalar gibi çocukların kalabalık olarak bulunduğu yerlerde yiyeceklerin ve ortamın temizliğine dikkat edilmesidir.

    Hastalığın seyri nasıldır?
    Hastalık, mikrop alındıktan 48 saat sonra başlar, önce hafif ateş olur, beraberinde kusma olabilir veya olmayabilir. İkinci gün karın krampları ile beraber, sık, sulu kakalar başlar. Dışkıda kan yoktur, tahlillerde iltihap hücreleri (lökositler) çıkmaz. İshal o kadar sıktır ki, vücut çok kısa sürede susuz kalabilir (dehidratasyon). Bazen o kadar suludur ki, bezde görüldüğünde idrar sanılabilir. Ateş ve kusma genellikle 2 günde geçer, ishal ise 5-7 gün sürebilir. İştahın yerine gelmesi ve dışkının tamamen normale dönmesi genellikle 10 günü alır. Hafif üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları ( öksürük, burun akıntısı) da olabilir.

    Tanı nasıl konur?
    Rotavirüs tanısı, dışkıdan kolaylıkla yapılabilir, sonuç hemen çıkar.

    Tedavisi nasıldır?
    Rotavirüsün özel bir tedavisi yoktur. Tedavide en önemli nokta, kaybedilen sıvının yerine konması, vücudun susuz kalmamasıdır. Bu yüzden hastaya bol sıvı gıdalar vermek, bir süre az yağlı ishal diyeti uygulamak gerekir. İlginç bir nokta olarak, artık ishalde en iyi yiyecek maddesinin yoğurt olduğu anlaşılmıştır. Yurt dışında en son yapılan çalışmalarda, yoğurdun vücuda yararlı “Lactobacillus” denen, bir mikrobu içerdiği ve bu mikrobun barsaklara yapışarak, rotavirüsün yapışmasını engellediği gösterilmiştir. Bu nedenle, ishalli çocuğa bol bol yoğurt yedirin.
     
  8. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    çocuk hastalıkları <1<

    Astımın Belirtileri Nelerdir?
    Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir. Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti verebilir.

    Bu Şikayetler Mutlaka Astım Hastalığına mı Bağlıdır?
    Hayır. Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında benzer yakınmalar olabilir. Şikayetlerin zaman zaman nöbetler şeklinde ortaya çıkması ve bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle tamamen düzelmesi çok tipiktir. Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan uyandıracak şekilde bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik özelliğidir. Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle nöbetlerin başladığının öğrenilmesi teşhise çok yardımcı olur. Yukarıda sayılan şikayetlerden bir yada birkaçına sahip olan ve yakınmaları uzun sürüp tekrarlayan kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Astımım Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım?
    Astım tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir hekime başvurursanız size astımınız olup olmadığını söyleyecektir. Ancak, bazı durumlarda astım teşhisi koymak biraz zaman alabilir ve bir süre hekim takibinde kalmanız gerekebilir.

    Teşhis İçin Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı İşlemler Gerekli mi?
    Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.

    Solunum Fonksiyon Testleri Zor bir test midir?
    Asla. Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemesinden ibarettir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir işlemdir.

    Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar?
    Pefmetre astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye cevabın değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesi için kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi olmalı ve kullanımasını hekiminden öğrenmelidir. Bu, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup kendi tansiyonun kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine imkan verir.

    Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı mıyım?
    Astım her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise astım tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının varlığı durumunda yararlıdır. Astımı olan kişilerin testleri negatif bulunabildiği gibi, deri testleri pozitif bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu nedenle bu testlerin astım tanısında yeri yoktur. Sadece tedaviye cevap vermeyen, atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda yapılabilir. Yoksa gereksizdir.
     
  9. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: çocuk hastalıkları <1<

    Hangi Çevresel Faktörler Astıma yol açmaktadır?
    Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı kişilerde nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır. Tüm dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar; hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan astım nedenleridir. Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz kalınan mesleki uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar. Ayrıca sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk döneminde astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel ilişki gösteren faktörlerin tümüne ilaveten iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar), psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir iken astımı olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler, yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar astımlılarda sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler.

    Meslek İle Astım Arasında Bir İlişki Var mı?
    Evet. Astım bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir. En sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde, gıda sektöründe çalışanlar olmak üzere bir çok iş kolunda işyeri ortamında karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir. Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında veya işyerinden uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek astımını düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi veya aynı işte başka bir alanda çalışması, maske kullanması gerekebilir.


    Şekil III. Astımla ilişkili meslekler

    Astımın Mevsimlerle İlişkisi
    Bazı allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha çok polenlerdir. Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim koşullarından etkilendikleri için ev tozu ve küf mantarı gibi diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere göre dalgalanmalar gösterir. Buna bağlı olarak allerjik astımlıların bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar artabilir, hatta sadece bu dönemde hastalık ortaya çıkıp daha sonra tamamen normale dönebilir.

    Tetik Faktör Ne Demektir?
    Astımlı kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve hiçbir şikayetleri yoktur. Oysa bazen durup dururken aniden tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler geçirebilirler. Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi diyoruz. Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken diğer bazılarında ise bilinemez. Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır. Sigara, çeşitli toz kimyasal dumanlar, kokuların solunması, kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından bazılarının kullanılması, grip vb viral hastalıklara yakalanmak, ağlama-gülme gibi emosyonel davranışlar, yağışlı şimşekli iklim koşulları gibi bir çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir. Oysa bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda ise aynı yönde bir etkileri olmaz. Astımı olanların kendileri için geçerli olan tetik faktörleri tespit edip bunlardan kaçınmaları hastalıklarının tedavisinde çok önemlidir.

    Bölgemiz Astım Açısından Fazla Risk Taşımakta mıdır?
    Nemli, bol yağışlı ve ılıman iklimi, zengin bitki örtüsü nedeniyle yukarıda bahsedilen ve en sıklıkla astım nedeni olan ev tozu akarları, polenler ve küf mantarları gibi havayla taşınan allerjenler bakımından çok elverişli koşullar taşıması ve sigara içme oranlarının yüksek olması nedeniyle Doğu Karadeniz Bölgesi astım için riski fazla bir yöre olarak görünmektedir.
     
  10. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: çocuk hastalıkları <1<

    Astım bronşiale,astma,allerjik astım



    Astım Nasıl Bir Hastalıktır?
    Nefes alma sırasında atmosfer havasının solunum olayının olduğu alveol denilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıkanıklık ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla karakterize bir hastalıktır. Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz konusudur.

    Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır?
    Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak, Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir.

    Astım Kimlerde Görülür?
    Astım, erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır.

    Astım Sık Rastlanan Bir Hastalık mıdır?
    Astımlı hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına ve sosyo-kültürel özelliklere bağlı olarak toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Toplumda yaşayanların %10’dan daha fazlasında görüldüğü bildirilen yöreler yanında %1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler söz konusudur. Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın %5-6 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki, ülkemiz koşullarında bu, her 3-4 evden birisinde bir astımlı hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir.

    Astım İrsi Bir Hastalık mıdır?
    Bazı hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili genetik kodu alan kişilerde çevresel değişkenler ne olursa olsun hastalık mutlaka ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise tamamen çevresel koşullara bağlı olarak gelişir. Astım bu iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar. Her iki belirleyici de hastalığın ortaya çıkmasında tek başına yeterli değildir.

    Astımlı Anne veya Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar?
    Anne ve babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım görülme olasılığı toplunda görülen astım sıklığından biraz daha fazla olmakla birlikte, böyle bir çocuğun mutlaka astımlı olacağı söylenemez. Ailede astım vb allerjik hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması amacıyla uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır.
     
  11. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    çocuk hastalıkları <2<

    APANDİSİT


    Yaygın bir hastalık olan "apandisit", karnın alt kısmında bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.

    "Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir."

    Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.

    APANDİSİT NASIL OLUŞUR?

    "Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir.

    Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur."

    Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek "apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor" diyorlar.



    GÖRÜLME SIKLIĞI

    Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2 dolayında kalıyor.

    Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.



    BELİRTİLER VE TANI

    Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, apandisitin belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları söylüyorlar. "Karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların bir araya gelmesi tanıyı kolaylaştırır.

    Karın ağrısı; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir.

    iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat önemsenmeyen bulgudur.

    Bulantı ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde 75'inde bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa kusmaz.

    Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar."

    Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor. Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor. Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor.
    Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili önemli bir noktaya işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın belirtilerine benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.

    Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu'nun verdikleri bilgilere göre; karın içi lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları, dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları iltihabı ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve bağırsak damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı bulguları verebiliyorlar.



    KESİN TEDAVİ

    Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, "hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır" diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar:

    "Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;

    akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”



    ÖLÜME NEDEN OLABİLİR

    Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope*rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol açabiliyor.
    Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.
    Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve "Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır.
    Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır" diyorlar.


    Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül bir hastalık sorunu.



    DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR


    · Karın ağrısı olduğu zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici almayın, mutlaka bir doktara başvurun.

    · Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide tedavisine başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz.

    · Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık 15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.

    · Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın yıkanır ve karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık 2-3 gün hastanede kalır.

    · Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.

    · Günümüzde yüzde 100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur. Şüpheli vakalar ağrı kesici verilmeden takip edilir
     
  12. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
  13. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    887
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0
  14. gaye1980

    gaye1980 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    8 Ocak 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
Sık rastlanan Çocuk ve bebek hastalıkları konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bebeklerde ve Çocuklarda Göz Hastalıkları

    Bebeklerde ve Çocuklarda Göz Hastalıkları

    bebeklerde ve çocuklarda göz hastalıkları, nelerdir, tedavileri, tanıları, yapılması gerekenler, ile ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz Sevgili melekler, Çocuklarımız, geleceğimiz, en kıymetli varlıklarımızdır.En büyük ihtimamı onların sağlıkları için gösteririz.Olası sağlık sorunlarından biri erken teşhisin büyük önem taşıdığı göz hastalıklarıdır. Bebeklerde Gözyaşı Kanalı...
  2. Sık rastlanan sırt ve bel sorunları

    Sık rastlanan sırt ve bel sorunları

    bel agrisi boyun tutulmasi sinirden kaynaklanan sorunlar lumbago koksidini hakkindaki tüm bilgiler icin meleklermekani.com selam kizlar! malüm sirt agrilarina bir cogumuz sIkca rastlariz.. Peki bunlarin sebebi nelerdir ve nereden kaynaklandigini biraz anlamak icin, bu yaziyi birlikte okuyalim: ÖZGÜL OLMAYAN SIRT VE BEL AĞRISI Sırtından ve belinden sorunu olan birçok kişi kısa süreli...
  3. En Sık Rastlanan Gebelik Şikayetleri

    En Sık Rastlanan Gebelik Şikayetleri

    hamilelik şikayetleri gebelik şikayetleri gebelikte yakınmalar Anne olmak kolay değil melekler :) 9 ay bebeğinizi karnınızda taşımanız, türlü sıkıntılara göğüs germeniz, ses çıkarmamanız bu dünyanın en güzel duygusunu daha da kutsallaştırıyor. Gebelik sırasında sıkıntılar çekiliyor dedik. Ama bu sıkıntılar kimisinde çok, kimisinde az oluyor. Kimisinin ki de hiç problemsiz geçiyor. Peki bu...
  4. Bebeklerde ve Çocuklarda Aritmi Hastalığı

    Bebeklerde ve Çocuklarda Aritmi Hastalığı

    aritmi hastalığı, aritmi hastalığı nedenleri, aritmi hastalığı dikkat edilmesi gerekenler Sevgili melekler, aritmi hastalığını, kalp ritminin düzensizleşmesi, yani anormal kalp ritmi olarak açıklayabiliriz. Çocuk yaşta görülen aritmi hastalığı bebeklik döneminde ya da ergenlikte meydana gelebilir. Çocuk ölümleri nedenleri arasında sayılan hastalıklardan biri olan aritmi hakkında bilgi...
  5. Ultrasonografide  sık rastlanan patolojiler ve anlamları

    Ultrasonografide sık rastlanan patolojiler ve anlamları

    İkinci trimesterde görülebilen işaretler,Kistik higroma,bebekte şişme hidrops,ense pilisi kalınlığının artması,erken dönem gelişme geriliği,ultrasonografide sık rastlanan belirteçler hakkında bilgiler Ultrasonografi incelemesinde uygun bir gebelik haftasında, çözünürlüğü iyi bir ultrasonografi cihazıyla, dikkatlice ve sistematik bir şekilde tarama yapıldığında bariz yapısal kusurlar...

Sayfayı Paylaş