gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Sıla Dizisi Beğenilen Replikler

    Konu, 'Biten Diziler' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    sıla dizisi replikleri sıla dizisi gerdek gecesi boranın sılaya saldırdığı bölüm Alıntıdır....


    Narin (Boran) - Seven sevdiği için gerekirse ölmez mi? Sen Yezda için üç köyü birbirine katmadın mı?
    Boran (Azad) - Erkek adam sevdiğini yüreği ile alır. Bu yürekliği daha önce gösterseydin de isteseydin Narini benden.
    Firuz Ağa - Bak oğlum 20.000. kişiyi bir arada tutmak kolay değildir. Ağalığı sana vermeden önce de söylemiştim: Gün gelir anan hakkeder sen canına kıyarsın, gün gelir bacın hakkederse kırmızı kuşağı beline dolayıp düğün kurarsın. Yıllardır böyle gelmiş, böyle gidecek.
    Boran - İki yıl oldu. Birlikte diktiğimiz erik ağacınıon dalları yemiş yüklü şimdi.
    Abay - O erik ağacı da suların altında kalacak Hasankeyf gibi.
    Boran - Onun mezarı da.
    Abay - Hayat da, ölüm de sular altında kalacak.
    Boran - Yüreğim çok üşüyecek. Yüreğim daha çok üşüyecek..

    Abay - Hadi gidelim artık. Kaç saatttir burdayız.
    Boran - Zaman hep bizden hızlı davranıyor değil mi?
    Abay - Giden geri gelmez, ölenle de ölünmez Boran.
    Boran - Ölünür Abay. Hem de her gün ölünür. Ama kimse bilmediğinden gömülmezsin.

    Sıla - Ya ne yaptığını zannediyorsun?
    Boran - Aniden önüme çıktın. Görmedim.
    Sıla - Görmemişmiş.
    Dilan - Abla. Hadi abla. Gidelim.
    Boran - Sen Sıla mısın?
    Sıla - Evet Sılayım. Ye sen?
    Boran - Boran.
    Sıla - İyi ama keşke bir özür falan dileseydin.
    Dilan - Kusura kalma ağam. Biz geç kalıyoruz. Hadi abla.
    Sıla - Bak hala özür dilemiyor.
    Dilan - Hadi yürü abla. Sıla - Dilan, kim bu adam?
    Dilan - Ağamız. Narinin abisi. Buralar göz alabildiğine onun. Toprağın altı da üstüde.
    Sıla - Toprağı anladım da üstü ne oluyor?
    Dilan - Yani… burada yaşayan herkes onun oluyor.
    Sıla - Amma da ilginç adetleriniz varmış.
    Bedar - Ya. Aha şu duvarlar şahittir nasıl yaşadığımıza. Adetlerimize. Hepsine sahip çıkarız. Onlardan vazgeçtik mi kendimizden vazgeçtik sayarız.

     
  2. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler
    Sıla - (Elindeki cam parçasıyla duvağını açan Borana saldırır) Sakın bana dokunma! Sakın!
    Boran - (Ellerini tutar) Ne demek oluyor bu?
    Sıla - Uzak dur benden hayvan herif! İnsan tanımadığı biriyle nasıl evlenir?
    Boran - Ne diyorsun sen?
    Sıla - (Ellerini kurtarmaya çalışarak) Başıma silah dayatıp evlendiriyorsun ondan sonra da utanmadan karın olmamı bekliyorsun. Ama ben asla senin karın olmayacağım! Asla!
    Boran - Bırak şunu da adam gibi konuşalım. (Sılanın elindeki camı yere düşürmesini sağlar)
    Sıla - Her şey kaba kuvvet değil mi? Hayvan herif! (Ellerini kurtarıp odadan çıkar. Boran peşinden koşup kolundan tutar)
    Boran - Neler saçmalıyorsun sen? Kim zorla evlendirdi seni? Kim kafana silah dayadı?
    Sıla - Azadla Celil Efendi. (Kolunu kurtarır) İstanbuldan annen ölüyor diye apar topar getirdiler beni. Meğer herşey planlıymış. Herşey seninle evlenmem içinmiş. (Boran şok içinde arkasını döner. Sıla yumuşar) Sen bunları bilmiyor muydun? (Boran Sılaya döner)
    Boran - Hayır. (Sıla rahatlar.)
    Sıla - Duydun işte. Bırak beni gideyim. Benim İstanbulda bir hayatım var. Annem babam ölmüşlerdir meraktan. Döner dönmez de boşanırız. Ne kadar istiyorsan verirler sana. (Boranın bu saflık ve cehalete bakışı görmeye değerdi) Belki hala uçak bile vardır. Hem sen de seni istemeyen bir kızla birlikte olmak istemezsin herhalde. Kendine burdan uygun bir kız bulursun. (Boran dönüp yürümeye başlar. Sıla kolundan tutar.) Bakar mısın? (Boran ona döner) Gidebilir miyim? (Boran cevap vermeden dönüp yürümeye başlar) Nereye gidiyorsun? Dur! Bekler misin?

    Boran - Kızı zorla mı koynuma alayım baba?
    Firuz Ağa - Gerekirse evet. Sen ağasın. Düğün dernek kuruldu. El aleme şar etme bizi. Artık o senin karın. Aşiretin senden bu gece gerdeğe girmeni bekler. O kadar! (Yuh! Ona da karıştılar )
    Sıla - Beni burada tutamazsın. Burası özgür bir ülke. (Boranın üstüne yürür) Duyuyor musun? Gelip beni almayacaklar mı zannediyorsun ha? Gelip beni almayacaklar mı? Hı? (Boran tutup onu çekiştirmeye başlar) Yalvarıyorum bırak beni! Kimse yok mu?
    Boran - Yeter. Sus artık. (Kucaklar)
    Sıla - (Debelenir) Ya bırak! Ya bırak! Bu yaptığını çok kötü ödeyeceksin. (Boran ağlayan Sılayı yatağın üzerine atar. Yerden cam kırığını alıp elini keser, kanı çarşafa damlatır) Napıyorsun sen? (Yataktan kalkıp çarşafa bakar) Manyak mısın sen?
    Boran (Çarşafı çekip alır) - Bu senin namusum. Senin namusun da abinin canı, kız kardeşimin canı.
    Sıla - Ne demek istiyorsun?
    Boran - Seni berdel karşılığı gelin aldım. Eğer bu nikah kıyılmasaydı abinle kız kardeşim ölecekti. Bu topraklarda yasalar törelerdir. Törelerde ne senin ne de benim hükmüm geçer.
    Sıla - Ne biçim ağasın sen o zaman?
    Boran - Ağalar töre yazmaz, sadece uygular.
    Sıla - Beni bırakmayacaksın değil mi? (Boran çarşafı bırakır, kanlı eliyle Sılanın parmağına nikâh yüzüğü takar)
    Boran - Artık benim karımsın. Genco aşiretinin de gelinisin. Hiçbir yere gidemezsin. Artık burası senin evin. (Çarşafla dışarı çıkar. Sıla ağlayarak yüzüğü çıkarır)
    Boran (Sabah Sılayı avluda uyurken bulur, eli saçına gider, dokunamaz. Omzundan dürter) - Sıla. Sıla. Ben çıkıyorum. Sen de odana git istersen.
    Sıla - Hiçbir yere gitmiyorum.
    Boran - Az sonra gelirler. Burada olman iyi olmaz.
    Sıla - Nedenmiş o?
    Boran - Olmaz da ondan…… Hadi git……. (Kıpırdamadığını görünce sesini yükseltir) Sıla! Git dedim.
    Sıla - Şimdi gidiyorum ama bil ki ilk fırsatta kaçacağım.
    Boran - Buradan bir yere kaçamazsın
    Sıla - Ölümü göze alınca her yerden kaçılır.
    Boran - O kadar mı?

    Boran - Kızın evleneceğinden haberi yokmuş Abay.
    Abay - Ne?!
    Boran - Yokmuş işte. Ailesi kızı kandırmış.
    Abay - Eee?
    Boran - Bütün gece kuş gibi çırpındı durdu. Ama yapacak bir şey yok. Ben vazgeçsem büyüklerimize söz geçmez
    Abay - Ne demek yapacak birşey yok? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor? … Bak. Yaranı
    deşmek istemem ama Yezda da bu töreler yüzünden kıymadı mı canına? Sana bir evlat veremediği için kendinde buldu kusuru. Şimdi de bu kız yanmasın.
    Boran - Bir şey yapamam.
    Abay - Boran sen agasın. Al ****ür onu. O senin topraklarına alışamaz. Ama belki sen onun topraklarına alışabilirsin. Sen ki kuşların dilinden anlarsın Boran. Bırak kuşu kafesinden uçsun. Sen de onun yanında uç. Belki böyle kazanırsın onu. Ama burda imkansız. Boran ****ür onu. (Boran Sılaya gül verişini hatırlar )

    Celil - Azad ne etti ağam?
    Boran - Ben de onu öğrenmeye geldim. (Azadı yakasından tutar) Niye vurdun Sılaya?
    Azad - Ağam anama babama karşı çıkmıştır. Örfümüzü adetimizi öğrensin asi gelmesin diye vurdum. (Boran yumruğu geçirir, yakasından tutar tekrar)
    Boran - Sen de öğren örfünü adetini. Kimse karıma dokunamaz. Anladın mı? Abisi olsan dahi el kaldırmazsın.
    Azad - Ağam -
    Boran - O artık benim karım. Benim namusum. Kimse dokunamaz. El süremez. Ona saygısızlık eden bana saygısızlık etmiş demektir.
    Azad - Bilemedim ağam. Affet. Yoluna kurbanım. (Boran bir daha tokatlamak için elini kaldırır ama vurmak yerine Azadı yatağa savurur)
    SILA fırsat bilip kaçar.yolda ilk gördüğü arabadan yardım ister.
     
  3. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler

    Cihan - Biz boran ağa ne diyorsa onu yapıyoruz Bedar kadın. Gelin kaçarsa en başa döneriz bunu biliyorsun. Senin kızın berdeli kendi bozdu, damadın üçünün canını alınmasını buyurdu. Dönüş yok artık.
    Narin - Abimi aramak istiyorum.
    Cihan - Yürü Narin. Ve ne diyorsam onu yap.
    Celil - Yaktın bizi Sıla. Ocağımızı söndürdün.

    Sılanın gördüğü araba cihanındır.
    Cihan - Seni ilk gördüğümde - tabi gelin olduğunu bilmiyordum - işte dedim, aradığım kız bu dedim. Hele öyle kalkıp oynayınca filan hepimizin başını döndürdün.
    Cihan - Pek sertmişsin. Ama ben Boran değilim. Benden kaçamazsın.

    Amca - Napalım ağam? Hemen infaz emrini verelim mi?
    Narin - Baba! Benden yüz çevircek kadar kötü naptım baba? Biz Azad la sevdamızın peşinden gittik. Namusumuza halel getirecek hiçbir şey yapmadık. Şimdi sevmenin sonu ölüm? Madem bu kadar kararlısınız bizi öldürmeye sevdamızın bitmeyeceğini bilin isterim. Unutmayın hükmünüz bedenimizedir sadece.
    Cihan (Kendi kendine düşünür) - Tükenmektesin Boran ağa.Tükeneceksin. Sen benim elimden sevdiğimi aldın bende senin karını alacağım.
    Boran - Neler oluyor burda?
    Cihan - Sen sefa peşindeyken biz iz peşindeydik Boran!
    Boran - Ne saçmalıyorsun sen Cihan? Nasıl benim karıma silah çekersin?
    Cihan - Töreyi bozdu. Şehirden kaçarken ben yakaladım. Yine kaçmaya yeltendi. İzin mi verseydim?
    Boran - (Yakasından tutar) Kimse benim karıma silah çekemez!
    Cihan - Oldu. Hepimizin namusunu sokağa düşürsün ben seyredeyim. Ben senin kadar geniş olamam Boran Ağa.
    Boran - (İki okkalı yumruk geçirir) Sen kimsin ki böyle hüküm veriyorsun? Aşiretimin namusunu ben korurum. Sana hacet yok. (Döner, yürür. Adamlarına) Azadı hastaneye ****ürün.
    Cihan - Bunu yapamazsın Boran. Yeter töreyi çiğnediğin.
    Boran - Haddini bil de konuş Cihan. Çok ileri gidiyorsun.
    Narin - Abi!
    Boran - Merak etme Narin. Dua et yeter. İyileşecek. Hadi çocuklar. Sıla sen benimle gel. Abay sen Narinlerle git.
    Abay - Sen merak etme Boran.
    Boran - Sıla hadi bin arabaya.

    Sıla - Bunlar benim yüzümden mi oldu? Bütün bunlar benim yüzümden mi oldu?

    Boran - İyi misin?
    Sıla - İyiyim.
    Boran - Sen iyi değilsin. (Arabayı durdurur, Sıla iner ve çıkarır) İyi misin? Hadi gel yüzünü yıkayalım. (Sıla sendeleyince onu kolundan tutar, yürümeye başlarlar. Sıla tökezler) Bana yaslan. (Sılayı omzuna yaslar) Hadi. Otur. (Yüzünü yıkar, ellerini ıslatır) İyi misin?
    Sıla - Teşekkür ederim. (Bakışırlar. Boran kalkar) Burası ilk karşılaştığımız çeşme değil mi?
    Boran - Evet.
    Sıla (Birden ciddilerşir. Ters ters) - Neyse. Artık iyiyim. Gidebiliriz.

    Sıla - Niye durduk? Sana soruyorum niye durdun? Pişman mı oldun beni kurtardığına? Dönüp onlara mı vereceksin tekrar? Tam yumuşuyorsun, insan zannediyorum sonra bir anda tekrar hayvanlaşıyorsun. (Boran yan gözle kötü bir bakış atar Sılaya. Sıla döner ve kaplumbağayı görür. Utanır, pişman olur., ağlamaya başlar) Yeter artık

    Boran - Baba!
    Firuz Ağa - Boran sen bağ evine mi gittin?
    Boran - Evet.
    Amca - Gelini neden getirdin oğlum? Sen töre nedir bilmez misin?
    Boran - Amca! Siz naptığınız sanıyorsunuz ha? Nasıl benden habersiz karar alırsınız? Benim sözümün değeri kalmadı mı bu aşirette?
    Firuz Ağa - O nasıl söz oğul? Sakin ol hele.
    Boran - Bana sakin ol deme baba. Birbirinizi galeyana getirip silah çekiyorsunuz. Azad vuruldu, ölebilir. Hem de bir hiç uğruna.
    Firuz Ağa - Aşiret gücünü töreden alır. Hiçbir kan nedensiz akmaz.
    Boran - Ama bu nedensiz baba. Bilip bilmeden ortalığı dağıttınız. Sıla kaçmadı (Bu sırada Sıla kapıdan geçmektedir, durur ve dinler) Şehri gezdirmesi için ben çağırttım onu. Saatlerce bekledim ama gelmedi. Meğerse burda yargısız infaz yapılıyormuş. Benim karımın naptığına bana sormadan nasıl karışırsınız? Hem de bir yalan üzerine.
    Amca - Kimsenin yalan konuştuğu yok Boran ağa. Cihan onu yolda buldu getirdi. Basbayağı kaçıyormuş. Onun bunun arabasından medet umuyormuş. Yolda buldu getirdi.
    Boran - Amca! Sen bana, Gencoların ağasına yaşlancı mı diyorsun? (Amca sinirden yumruklarını sıkar ama Boran kadar başarılı değil)
    Amca - Boran ağa, sana kimse yalan konuşuyorsun demiyor. Dediğim gibi Cihan onu yolda arabalara el kaldırırken görünce -
    Boran - Cihan çok ileri gidiyor amca. Yarattığı sıkıntı hafife alnınacak gibi değil. (Bu noktaya kadar kapıdan dinlemiş olan Sıla döner gider) Hem İstanbuldaki işleri de aksatmaya başlamış. Bir an önce dönse iyi olacak.

    Cihan - En yakın zamanda yalanını ortaya çıkaracağım

    Sıla - Neden bunu yaptın? Neden benim için yalan söyledin?
    Boran - Senin için değil, Azadla Narinİn yaşaması için yalan söyledim. Bu evlilikteki gibi.
    Sıla - Şu an burdayım ama durduramayacaksın beni. Bugün olmazsa yarın kaçıcam. 10 yıl sonra olsa da kaçıcam, bu evde senle kalmıycam.
    Boran - Ne zaman ki bu evden kaçarsın bütün aşiret peşine takılır. Seni de, Azadı da, Narini de öldürürler. O zaman bu ölümü durduramam.
    Sıla - Neden peki? Neden onların hayatları bana bağlı? Neden?
    Boran - Töre böyle.
    Sıla - Nasıl bu kadar sakin bahsedebiliyorsun ölümden?
    Boran - Sana daha önce de söyledim. Hepimzin canı töreye bağlı. Bundan dönüş yok. (Sıla Boranın belindeki silahı kapıp Borana doğrultur)
    Sıla - Peki. (Silahı birden kendine çevirir, Boranın eline tutuşturur) Peki o zaman. Öldür beni. Şimdi öldür. Bitsin bu işkence.
    Boran (Silahı elinde sallayarak) - Bu çözüm değil. (Silahı geri beline takar) Sen ölsen de berdel bitmez. Celilin soyundan başka bir kız getirirler buraya.
    Sıla - Dilan mı? (Boran başıyla onaylar) Bu ne mantıksızlık ya? Bunlar ne biçim töreler? İnsan hayatının hiç mi kıymeti yok? Böyle yaşanmaz ki.
    Boran - Yüzyıllardır böyle yaşadık biz.
    ?

    Sıla - Bunlar da mı töre kurbanı (Boran eline beyaz bir güvercin alır) Bunlar senin mi? (Boran kafa sallar) Sıkılmıyor musun bunlarla uğraşmaktan?
    Boran - Ayna insana kendi suretini gösterir. Kimi zaman güzel, kimi zaman çirkin bulursun kendini. Sana apaçık doğruyu gösterirken kaçışın yoktur. Ama ruhu da yoktur aynanın. Yol gösteremez. Benim aynam da bunlar işte. Her baktığımda beni bana hatırlatırlar. Bana yol gösterirler. ( (Boran elindeki güvercini Sılaya uzatır) Doğdukları yuvayı unutmazlar ve 2. bir eşle çiftleşmezler. Güzelliklerine bakıp aldanma. Yeri geldiğinde yuvaları için canlarını verirler. (Uzanıp bir beyaz güvercin de kendisi alır. Dışarı çıkarlar) Sevmeyi de yas tutmayı da iyi bilirler (Önce Boran sonra Sıla elindeki güvercini uçurur. Boran Sılaya döner) Ve asla ihanet etmezler. (Sıla kollarını ovuşturur) Üşüdün mü?
    Sıla - Yoo. (Boran ceketini çıkarıp Sılanın omzuna koyar. Sıla geri iter) Dedim ya üşümedim diye. İstemiyorum.
    Boran (Israrcı, ceketi sarar) - İnat edecek zaman değil şimdi, hasta olucaksın. Bizim törelerimizde yardımlaşmak kötü birşey değildir Sıla. (??) Odaya gelirler. Gözgöze bakışırlar. Sıla ceketi verir)

    Sıla - Noluyo? (Boran elindekileri yere koyar) Yok artık, burda yatıcak değilsin herhalde!
    Boran (Bir yandan yatağını hazırlayarak) - Sana bu oyunu sürdürüceğimizi söylemiştim. Aşiret bu evliliğin gerçek bir evlilik olduğunu sanmalı.
    Sıla (Alaycı) - Seneye bir de erkek çocuk evlat ediniriz istersen.
    Boran (Gayet sakin) - Onu daha düşünmedim ama zorda kalırsak bakarım )
    Sıla (Şokta, gözleri faltaşı gibi, sonra kızgın) - Emin ol ki burda o kadar uzun kalmıycam (O zaman niye seneye lafını attın ortaya? )
    Boran - Allah rahatlık versin.

    Boran - Kimseyi zorla masamıza oturtacak değiliz. Gönlü olan gelir yer.

    Boran - Ana noldu?
    Kevser - Onu sen diyecen artık!
    Boran - Ne diyecek mişim?
    Kevser - (Elindeki yaraya bakar) - Bu ne?
    Boran - Dün bişiylerle uğraşırken kestim.
    Kevser - Yalan söylüyorsun. Herkesi kandırabilirsin Boran ama beni kandıramazsın. Ben senin ******m. Senin ne zaman yalan söyleyip söylemeyeceğini çok iyi bilirim. Çarşaftaki kan senin kanındı değil mi? Aşiretimiz senden yakında erkek evlat bekliyecek. O zaman insan içine nasıl çıkacaksın? (Amma da aceleci aşiretmiş be! Adam evleneli daha dün bir bugün iki )Yezda nın da çocuğu olmadı. Bunun için seni kusurlu sanacaklar. Bunu bana, ailemize, aşiretimize nasıl yaparsın?
    Boran - Ana, sabret. Alışacak.
    Kevser - Karının keyfini bekleyemeyiz Boran. Onu sen adam etmeyi bilmiyorsan ben ederim? (Nasıl edecekse?)

    Sıla (Yatağın üstünde oturup ağlarken Boran girer, yanına oturur, Sıla elbiseleri eline alıp Borana gösterir, ağlayarak) - Bir şey yap.
    Boran - Bunun için bişey yapamam Sıla. Burda yaşamanın kuralları var. Sen ayak direttikçe annemlerin gözüne batıyorsun. Zaten halin, tavrın buralara uygun değil. Annem de seni buralara uydurmaya çalışıyor işte.
    Sıla (Ağlayarak) - Haklısın. Buraya ait değilim. Burda yaşamak istemiyorum.
    Boran - Bunun için hiç bişey yapamam Sıla.
    Sıla - Eğer burada kalmamı istiyorsan annene söyle hayatıma ve giydiklerime karışmasın. Ve bana bi daha el kaldırmasın. (Boran yüzünü çevirdi, sinirinden yumruklarını sıktı ama birşey söyleyemedi)
    Boran (Tekrar Sılaya dönerek) - O senin de annen. Eğer onu kızdırmazsan, baş kaldırmazsan sana tokat atmaz.
    Bağrına basar.
    Sıla (Kızar) - Git burdan! Git!

    Boran (O sinirle) - Anamsın, başımın tacısın. Ama bunu yapma. Bu kadar ileri gitme.
    Kevser - Kimi kime savunuyosun Boran?
    Boran - O benim karım ana.
    Kevser - Karın mı? Oğlıumun karısı, gelinim diye sahiplenmemi istiyosan bana onun kanlı çarşafını getir
    Boran - Karım diyorsam karımdır ana. Yezdaya yaptığını Sılaya yapmaman izin vermeyeceğim. Eğer bu tip bi olay bi daha başıma gelirse seninle fena bozuşacağız.
    Kevser - Biz seninle çoktaan bozuştuk oğul.
    Ayşe -Gelin ağam, Firuz ağam senden kahve istedi. Hala gelinimin elinden bi kahve içemedim diyo.
    Sıla (Ters ters) - Ben kahve yapmasını bilmem.
    Boran - Babanın isteğini geri çevirecek değilsin ya. Ayşe öğretir sana. (Sıla hiç oralı olmaz. Boran yumuşakça) Hadi Sıla. (Sıla gene oralı olmaz) Sıla!

    Erkan - Yıllarca kızı için para alan babadan herşeyi beklerim ben…
    Celil - Parayı ben aldım, sen de verdin. Hangimiz suçlu?

    Boran - Buraya bırak Sıla. Babam gelicek az sonra.

    Boran - Müsait misin?
    Sıla - Girebilirsin.
    Boran - Şey diyecektim…
    Sıla - Şimdi de çay yapmamı mı isteyeceksin?
    Boran - Gözün aydın diyecektim. Annenle baban gelmiş.
    Sıla - Nası yani?
    Boran - İstanbuldan gelmişler. Celildelermiş.
    Sıla - Sen ciddi misin?
    Boran - Evet. Adam yolladım bulsunlar diye. Onları iyi ağırlamamız gerekiyor.
    Sıla (Çok sevinir) - Yaşasın. (Boranın boynuna atılır bir an, Boran gülümser, sonra Sıla yaptığının farkına varıp geri çekilir)
    Boran - Ben bi elimi yüzümü yıkıyım.
    Sıla (Kendi kendine) - Allahım yaşasın kurtuldum. Sonunda kurtudum.Yaşasın, yaşasın. Yaşasın. Annemle babam gelmiş. Allahım sana şükürler olsun. Şükürler olsun (Çıkmakta olan Boran onun sevincini duyar ve görür)

    Firuz Ağa - Sıla artık Boranın karısıdır. Bu ev onun evidir. Onun yeri kocasının yanıdır. O olmadan hiç bir yere gidemez.

    Sıla - Ben hiçbir yere gitmiyorum. Gidemem. Burda kalıyorum.

    Celil - Yav sen ne istediğini bilmiyorsun ha Bedar. Bir diyorsun ki kızı onlardan kurtarmak lazım. Bir diyorsun ki kızı İstanbula göndermemek lazım. Yav ne istediğine bir karar ver Bedar. Karar ver.
    Bedar - Ben Sılamı dizimin dibinde isterim. Ama yüzü de gülsün isterim.

    Azad - Amma kanlı oldu bu aşk.
    Bedar - Kimsenin yüreğine arşın tutup sevgisini ölçemezsiniz…. Sen de ana olaydın iki parmağını kestiğinde ikisinin de acıdığını, ikisinin de kanadığını bilirdin Ne oğlum için kızımı ne kızım için oğlumu feda edemem.
    Neşe - Feda etmedin ama kurban ettin Sılayı. Siz onun için onu doğuran iyi kalpli bir anneydiniz. Melek olmuştunuz, uçuyodunuz havalarda. Keşke hep öyle kalsaydınız.

    Boran - Sıla. Keşke kalsaydı annenler. Belli özlemişler seni. (Sessizlik. Sıla dönüp ona bakmaz bile) Sen doğru olanı yaptın Sıla.
    Sıla - Sanma ki istediğim için. Sadece Azad ve Narin için. (Sıla dönüp ona bakar) Aynı senin gibi.

    Boran (Banyo kapısını tıklatır) - Sıla.
    Sıla - Girme.
    Boran - Bir bakar mısın bana?
    Sıla - Ne var? Söyle, duyuyorum ben.
    Boran - Dışarı gelmen lazım. Lütfen.
    Sıla (Banyodan çıkar, sinirli) - Ne var?
    Boran (Elini uzatır koluna dokunmak için, Sıla kötü kötü bakınca geri çeker) - Senle konuşmamız lazım.
    Sıla - Yine ne var? Ne var?
    Boran - Otur istersen.
    Sıla - Nedenmiş?
    Boran - Sıla otur.
    Sıla - Oturmıycam.
    Boran - Sıla… Annenler…. Giderken bir kaza geçirmişler.
    Sıla - Ne?
    Boran - Bi kamyonla çarpışmışlar. İkisi de… Allah rahmet eylesin.
    Sıla - Ne bu? Yeni numaranız mı? Şimdi de annenle baban öldü unut gitsin mi dsemek istiyorsun? (Boran yüzüğüyle oynar)
    Boran - Bunun yalanı mı olur Sıla? Nolduysa onu söylüyorum.
    Sıla (İdrak etmeye başlar, başını sallar) - Olamaz. Bana yalan de. (Ağlamaya başlar. Yalvararak) Bana yalan de. (Bağırmaya başlar) Bana yalan de! (Boranın göğsünü yumruklamaya başlar) Bana yalan de. Bana yalan de nolur.
    Boran - Yapma Sıla.
    Sıla - Bana yalan de nolur!
    Boran - Yapma Sıla.
    Sıla - Nolur bana yalan de!!!!! Yalan de!
    Boran - Yapma Sıla.
    Sıla - Nolur!!!!!
    Boran (Elini kolunu tutmaya çalışarak) - Yapma Sıla. Sıla - Nolur bana - (Düşer bayılır)
     
  4. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler

    Boran (Yüzünü okşar) - Sıla?Boran (Yüzünü okşar) - Sıla? Sıla kalk! Uyan Sıla! Sıla. Ana!!!!! Bakın buraya ana! Yetişin! (Sılanın başını dizine koyar) Sıla?
    Kevser - Noldu oğlum?
    Boran - Bayıldı.
    Kevser - Kolonya.
    Boran (Yüzünü okşayarak) - Sıla? Sıla uyan hadi. (Annesine) Annesinin trafik kazası geçirdiğini söyleyince dayanamadı.
    Kevser - Oğlum hemen söylemesydin, alıştırsaydın. Üvey de olsa öz bilirdi. Açılacak, şimdi açılacak.
    Boran - Hadi Sıla. Ses ver. (Saçını okşar, Sılanın başı dizinde)
    Kevser - Hah! Kendine geliyor.
    Sıla - Anne… Annem…. (Gözlerini açar) Beni annemlere ****ür.
    Boran - Sen önce bir kendine gel.
    Sıla (Ağlayarak) - Beni annemlere ****ür.
    Kevser - Oğlum hangi hastanedeyse ****ür. Bazen inanması için gözleriyle görmesi gerekir.
    Boran - Daha kötü olmasın?
    Kevser - Bir kere kötü olur ama alışır. Ölüme dur diyen mi var?
    Boran - Sıla.
    Kevser - Hadi yavrum.
    Boran - Hadi kalk hazırlan gidelim o zaman.
    Kevser - Hadi hadi.

    Boran - Cihan böyle saçma sapan şeylerle uğraşacak zamanımız yok bizim. Cenazemiz var.
    Cihan - Bu da önemli bir mesele. Bizim de şerefimiz söz konusu. (Karşılaştırdığı şeye bak!) Sen Sılayı her yerde aramadın mı? Kaybolmadıysa niye aradın? (Sılaya doğru yürür) Sen de söylesene! Kaçmak için yardım istemedin mi? (Boran Sılaya bakar)
    Boran - Hadi Sıla gidelim biz.
    Sıla - Dur bi dakika. (Cihana döner) Evet senden yardım istedim. (Cihan sırıtmaya başlar, Boran allak bullak olan yüzünü yan çevirir) ama beni Borana ****ür diye (Boran yüzünü Sılaya çevirir) Kayboldum diye.
    Cihan (Köpürür) - Yalan söylüyor! Sen kaçmak istemedin mi? Havaalanına gitmek istemedin mi? Yalan mı ha? İstemedin mi?
    Firuz Ağa - Yeter! Kaç gündür birbirinizi yiyorsunuz. Nedir bu dava böyle? Derhal bu duruma bir son verin. Cihan sen de ağanı yalancı çıkarma çabalarından vazgeç.
    Cihan - Ama şahit var amca. Ben değil onlar yalan söylüyor!
    Firuz Ağa - Sidik yarışına döndü. O o yalancı diyor, bu bu yalancı diyor. Tamam. Dava burda kapandı.
    Boran - Baba biz hastaneye gidiyoruz.
    Boran (Ağlamakta olan Sıla ya) - Biraz durmak ister misin? (Sıla başını hayır anlamında sallar)
    Sıla - Ne kadar kalacaklar burda?
    Boran - Hastanede mi? (Sıla başını sallar) En fazla iki gün. Sonra cenazeleri İstanbul a naklettirmek lazım. Heralde oraya gömülmek isterlerdi di mi? (Sıla yine başını sallar)
    Sıla (Boran a döner) - Gidebilecek miyim cenazelerine?
    Boran - Tabi ki gideceksin. Son yolculuklarında yanlarında olman şart. Bu senin evlatlık görevin. Seni bilhassa ben ****ürücem.
    Sıla - Teşekkür ederim.
    Boran - Bunda teşekkür edecek birşey yok. İzin vermeseydim zalimlik etmiş olurdum.
    Sıla (Ağlayarak) - Sanki… sanki böyle eve gidince onlar beni kapıda karşılıyacakmış gibi geliyor. Sanki herşey aynı olacakmış gibi geliyor. Onları çok özledim. Onlara ait herşeyi çok özledim. Annecim…..
    Boran (Hastaneye gelmişlerdir) - Sıla. Onları nasıl bulacağımızı bilmiyorum, istersen ben gidip bakayım.
    Sıla (Başını sallar) - Ben de geleceğim.
    Boran - Peki.
    Sıla (Morgda) - Anne! Anne!
    Boran - Sıla hadi gidelim… Hadi.
    Sıla (Ağlayarak) - Biraz daha kalayım nolur biraz daha. Anne! (Boran onu dışarı çıkarır)
    Boran (Sılaya destek olarak) - Çok zor biliyorum ama güçlü olman lazım. (Sıla ağlamaya devam eder) Keşke yapabileceğim birşey olsaydı. Nolursun dirayetini kaybetme. (Bu lafı da çok aramışlar mı? )
    Sıla (Burhanı görür) - Burhan abi! (Boynuna atılır)
    Burhan (Sılayı iterek) - Hepsi senin yüzünden oldu. (Boran şokta ağlamakta olan Sılayı arabaya getirir)
    Sıla - Hepsi benim yüzümden.
    Boran - Olur mu öyle şey? Suçlama kendini.
    Sıla - Haklılar. Buraya hiç gelmemeliydim. (Boran saçını okşamak için elini uzatır ama yapamaz, geri çeker) Babamla geri dönmeliydim.
    Boran - Sen arabada bekle. Ben bir su alıp geleyim.
    Sıla - Tamam.

    Boran - O adam kim?
    Sıla - Emre mi?
    Boran - Adı herneyse işte.
    Sıla - Seni ilgilendirmez. (Boran ani bir fren yapar) Napıyosun sen? Manyak mısın? (İyice ağlamaya başlar)
    Boran - Ben senin kocanım Sıla. Anlamıyor musun? Sana saygı duyuyorum. Ama seni ilgilendiren herşey beni de ilgilendirir.
    Sıla (Ağlayarak) - Allah kahretsin! Benim bir geçmişim var. Allah kahretsin benim bir geçmişim var. Ya da hiç birşeyim yok. Artık hiç bişeyim yok. Annem yok, babam yok.
    Boran (Sılanın elini tutar) - Özür dilerim Sıla. Ben biraz kızdım. Seni korkutmak, üzmek istemedim. (Sıla başını sallar) Ağlama lütfen.

    Sıla (Bavula birşeyler koymaktadır, Boran gelir) - Sana da bişeyler hazırlayayım mı?
    Boran - Niçin?
    Sıla - Birşeyler ****ürmeyecek misin?
    Boran - Hiç biryere gitmiyoruz Sıla.
    Sıla - Anlamadım? Cenazeye gideceğiz ya.
    Boran - Gitmeyeceğiz.
    Sıla - Gideceğiz demiştin.
    Boran - Vazgeçtim.
    Sıla - Ne demek vazgeçtim? Gideceğiz demiştin. Şimdi vazgeçtim diyorsun. Sen benimle oyun mu oynuyorsun ya? Sen benimle oyun mu oynuyorsun söylesene! (Boranı kollarından tutup sarsmaya başlar) Beni delirtmeye mi çalışıyorsun?
    Boran - Sıla!
    Sıla (Ağlayarak) - Neden yapıyorsun bunu? Ne kadar vicdansız bir adamsın sen ya!
    Boran - Sakin ol. Sakin ol dedim sana. (Kaynana koşarak içeri girer).
    Kevser - Noluyo oğlum, noluyo? Ev ayağa kalktı.
    Boran - Birşey yok ana.
    Sıla - Nasıl birşey yok ya? (Kaynanaya döner) Cenazeye gideceğiz diyor, şimdi de vazgeçtim diyor.
    Boran - Hiçbir yere gitmiyoruz Sıla. Bu konu burda kapanmıştır.
    boran (Kızgın) - Kimseyi boşu boşuna elçi etme. Hiç biryere gitmiyeceğiz.
    Sıla - Gideceğim. (Döner ve yürür)
    Boran (Kolundan tutarak durdurur) - İleri gitme Sıla.
    Sıla - Gideceğim. Eğer göndermezsen….
    Boran - Naparsın göndermezsem? Lafını tamamla da söyle.
    Sıla - Herkese birlikte olmadığımızı söylerim. Çarşaftaki kanın bana ait olmadığını söylerim. (Boran düğün gecesini hatırlar, Sıla ya öfkeyle bakar ve çıkar)
    Sıla - Ben gelininiz filan değilim.
    Firuz Ağa - Telli, duvaklı gelin girdin bu eve. Eğer gelinimiz değilsen hiçbir sıfatla bu evde kalman yakışık almaz.
    Sıla - Gönderin beni o zaman. Gelininiz değilim çünkü. Hiç olmadım da.
    Firuz Ağa - İma ettiğin şeyin şakası bile nahoş.
    Sıla - Şaka filan değil. Borana sorun isterseniz. Eli elime bile değimedi. (Yalancı)
    Firuz Ağa - Devril gözümün önünden!

    Firuz Ağa - Gözümün içine baka baka senin karın olmadığını söyledi bana. Doğru mu? Doğru mu?
    Boran - Bunu neden yapıyorsun? Neden?!!!
    Sıla - Sence?
    Boran - Sıla!
    Sıla - Sen benim canımı yakıyorsun ben de senin.
    Boran - Sana saygı duydum. Seni hiç birşeye zorlamadım. (Kolundan tutar) İstediğin ne ha? Ne?
    Sıla - Bırak kolumu!
    Boran (Sılayı yatağa savurur) - Bırak da sana saygı duymaya devam edeyim. Naparsan yap asla İstanbula gitmeyeceksin. Bir daha bu konuyla ilgili ağzını bile açma. (Parmağını tehditkar bir edayla sallayarak) Yemin ederim yalanımı gerçek yapmasını da bilirim.

    Boran - Sıla. Sıla. Sıla! Sıla! Sıla! (Sıla kabustan uyanıp Boranın boynuna sarılır, ağlar. Boran da ona sarılır, saçını okşar) Tamam. Geçti. Bitti. (Sıla geri çekilir, Boran ona su verir) Al, iç. İyi misin? (Sıla başını sallar)
    Sıla (Uzanıp elini tutar) - Nolur beni ****ür. Yalvarıyorum.
    Boran - Hiç biryere gidemezsin.
    Sıla (Ağlayarak) - Neden?
    Boran (Yutkunur) - Bir nedeni yok. Gidemezsin dedim o kadar. Hadi uyu şimdi.

    Boran - Sizin işiniz görmek, bilmek duymak! Kim yaptıysa derhal bulun getirin. (Arkasını döner ve Sıla yla yüzyüze gelir)
    Sıla - Ben yaptım.
    Boran - Ne?!!!
    Sıla (Bağırarak) - Ben yaptım işte!
    Boran - Ne hakla böyle birşey yaparsın ha?
    Sıla - Sen beni bu evde zorla tutuyorsun. Hiç biryere kaçamıyorum. Ama onlar uçtular. Hepsinin ardından baktım. Artık özgürler.
    Boran - Burası onların evi. Ben yıllardır bakıyorum onlara.
    Sıla - Karınlarını doyuruyosun diye tutamazsın onları, tamam mı?
    Boran (Kolundan tutar) - Bana ait olan şeylere bir daha sakın dokunma.
    Sıla - Çok mu üzüldün? Uçup gittiler. Görürsün bak ben de özgürlüğüme gideceğim (Sonra aynen onlar gibi geri dönücen ama naber? ) (Korumalar uzaklaşır, Ayşe başını çevirir) Alt tarafı kuşlar canım. Senin gibi kocaman bir ağa kendine başka bir oyuncak bulur olur biter.
    Boran (Kolundan tutup çekiştirir) - Yürü. Sabah sabah herkese rezil ettin beni. Yürü. Sen çok burnunun dikine gidiyosun, adımlarını denk al Sıla.
    Sıla - Naparsın ha? Söyle naparsın? Ben de bu evde tutsağım.
    Boran (Sabrı taşmış bir şekilde) - Sıla! (Elini yumruk yapar) Bak kötü olacak.
    Sıla - Döversin belki ha. (Bir sen kaldın zaten dövmeyen garibi)
    Boran - Ya sabır! Sen adamı çıldırtırsın. (Döner ve yürür)
    Sıla (Arkasından bağırır) - Hiç bişey yapamazın bana! Daha kötü ne olabilir ki? Kaybedecek neyim kaldı ki? En kötü ölebilirim! (Gider. Boran sinirden ayağını yere vurur)

    Sıla - Hepsini tekrar mı yakaladın? Ne kadar meraklısınız hapsetmeye. Yoksa bunu da çocukluktan mı öğretiyorlar töreleriniz gibi?
    Boran - Ben birşey yapmadım. Kendileri geldiler.
    Sıla - Niye yapsınlar ki böyle birşeyi?
    Boran - Çünkü burası onların evi. Burda doğup büyüdüler. Salsan da geri gelirler. Yuvalarına ihanet etmezler. Terk etmezler. (Senin gibi dercesine manalı) (Çıkar)
    Sıla (Kuşlara) - Kuş beyinliler

    Boran - Konuşurum ben onunla. Sizi rahatsız etmez bir daha. Hadi gidin şimdi.
    Sıla - Bir dakka, bir dakka. Akrabalarıma böyle davranamazsın. Hoşgeldiniz Burhan abi. İçeri geçelim mi?
    Burhan - Vaktimiz yok Sıla. Birkaç bişey söyleyip hemen gideceğim. Dün eşine de söyledim. Amcamların ölümü herşeyi değiştirdi. Artık bu aile oyunu bitti. Bizimle hiçbir bağın kalmadı.
    Boran - Yeter artık gidin. Kız zaten yaralı, yarasını daha fazla deşmeyin.
    Burhan - Artık İstanbul da bir evin yok. Ailemizle tüm bağını keseceksin. Emre anlattı. Sana yardım etmemizi, seni burdan kaçırmamızı istiyormuşsun. Ha bir de iki kişi varmış. Eğer biz sizi kaçırmazsak sizi öldüreceklermiş. Bunlar bizi hiç alakadar etmiyor anladın mı? (Ne kalspiz adam bu ya ) Hem zaten ait olduğun yer burası. Sen buraya aitsin. Artık İstanbul da bir evin yok. Bizi arama. Bizden yardım filan isteme. Sen buraya aitsin. Ait olduğun yer burası. Bir daha arayıp sorma. Biz artık senin hiç bişeyin değiliz.

    Sıla (Başına gelenleri hatırlayarak ağlar) - Dayanamıyorum. Artık dayanamıyorum.
    Boran (Kapıyı yumruklayarak)- Sıla? Sıla! Sıla iyi misin? Sıla çabuk aç şu kapıyı. Sıla aç yoksa kıracağım.
    Sıla (Ağlayarak) - Yalnız kalmak istiyorum. Yalnız kalmak istiyorum.
    Boran - Peki Sıla, Peki. (Kendi kendine) Buna da peki.

    Boran - Sıla! Aç kapıyı Sıla. Sıla aç dedim. (Kapıyı kırar ve Sıla yı yatakta görür) Sıla! Sıla? (Sarsar) Sıla! Sıla uyan Sıla. Sıla nolur uyan. Sıla. Uyuyorsun. Sıla! (Kucaklar) Sıla! Sıla! Sıla! Sıla! Sıla! Sıla! Açın kapıyı! Kapıyı açın.

    Boran (Hastanede) - Kimse yok mu? Kimse yok mu? Yardım edin. Kimse yok mu? Yardım edin. Yardım edin. (Sıla yı sedyeye koyar) Yaşıyor mu?
    Hemşire - Evet.
    Doktor - İntihar mı?
    Boran - İlaç içmiş.
    Doktor - Eşiniz mi?
    Boran - Evet karım.
    Boran - Resmen bağıra bağıra kıydı canına. Bir ölmediğim kaldı demişti. Bir ölmediğim.
    Kevser - Oğlum, bunca yaşadın, bunca şey gördün. Öğrenemedin mi hala olacağın önüne geçilmeyeceğini? Aklına koymuştu. Birgün yapacaktı bunu. Bugün olmazsa yarın. Oldu işte.
    Boran - Ana bu sefer dayanamam. Sılaya bişey olursa onun vebalini taşıyamam.
    Kevser - Boran ağa senin canın aşiretin temel taşıdır. Üzmeyesin kendini. Ağasın. Senin için aşiretin bütün kızlarının canı feda olsun.
    Boran - Kimsenin canı kimseye feda olmasın ana. Sen bana can katansın. Ama bana böyle şeyler söyleyip de beni hayrete düşürme bir daha olur mu? (Doktor gelir) Karım nasıl?
    Doktor - Gayet iyi.
    Boran - Allah a şükür.
    Doktor - Hastamız çok ağır ilaçlar almış. Neyse ki tam zamanında yetişmişsiniz. Biraz daha gecikseydiniz kurtaramayabilirdik. Midesini yıkadık. Yeni yeni kendine geldi. Odasına aldık. Biriniz görebilir.

    Boran - Nasılsın? Birşeye ihtiyacın var mı?
    Sıla - Ölmeyi bile beceremedim bak. Ama artık vazgeçtim. Bitti. Sen kazandın. Törelerin kazandı.
    Boran - Sıla -
    Sıla (Eliyle onu susturur) - Senin istediğin de bu değil miydi zaten? Benim için hayat artık bitti. İstediğini yapabilirsin. Seninim.

    Boran - Çorbanı içmemişsin.
    Sıla - Boğazım acıyor.
    Boran - Mideni yıkadılar. Ondandır. Ama çorbanı içersen iyi gelir. (Çocukla konuşur gibi) Hadi bakalım (Kaşık kaşık yedirmeye başlar).

    Bedar kapıyı aralar
    Sıla (Kafasını yana çevirir)- Doydum artık.
    Boran - Biraz daha kaldı. Hem bir tas çorbayla doyulmaz. Hadi bunu da iç.
    Sıla (Bir kaşık daha alır) - Gerçekten doydum.
    Boran - Hadi. İki kaşık daha.

    Abay - Durumu nasıl?
    Boran - İyi, daha iyi. Bir şey olacak diye çok korktum. Yezda ya olduğu gibi yetişememekten korktum. (Yezda nın intiharını hatırlar)
    Abay - Bak yetiştin bu kez.
    Ayşe - Gün geçtikçe eriyip gidiyor.

    Sıla - Hayat ne kadar acımasız di mi miniğim? Çok kaba. Sen de mi yolunu kaybettin? Sen de mi kaybettin? Bu kadarlık bebekken nasıl dayanacaksın acılara? Güzelim benim. (Boran saçını okşamak için elini uzatır, okşayamaz) Ah bebeğim dur, dur.
    Boran - Sıla.
    Sıla (Ağlayarak) - Bir şey yapalım. (Boran elindeki torbayı kenara koyar) Bütün gün böyle ağladı ve kustu.
    Boran (Sıla nın yanına oturur) - Napabiliriz?
    Sıla - Bilmiyorum. Ama böyle giderse ölebilir.
    Boran - İstersen veteriner bir arkadaşım var, ona ****ürelim. Hadi kalk.

    Sıla (Gülerek) - Bak uyandı. Keşke veterinerde kalsaydı. Daha çabuk iyileşirdi. Niye almadı ki? Ölecek di mi?
    Boran - Iı. İyi bakarsak yaşar.
    Sıla - Tabi ki bakarım. Ben ona bebeğimmiş gibi bakacağım, büyüteceğim.
    Boran - Adını ne koyacaksın? Şeker olsun.
    Sıla - Sıla olsun. (Kediye) Tam ihtiyacımız varken birbirimizi bulduk. Di mi Sıla?

    Sıla (Paketi açarken basılınca utanır) - Pardon, seninmiş galiba.
    Boran - Hayır benim değil. Senin.
    Sıla - Benim mi? (Boran kafa sallar) Sen mi aldın?
    Boran - Evet.
    Sıla (Gülümser ve açar) - Annen kızmasın? Böyle şeyler giymemi istemiyor.
    Boran - Bunu sana ben aldım. Kimse kızamaz.
    Sıla - Teşekkür ederim.
    Boran - Beğendiysen ne mutlu.
    Sıla - Beğendim. Sağol.
    Boran - Sıla. Hadi benimle aşağı gel. Ailecek bir yemek yiyelim.
    Sıla - Tamam. Nasıl istiyorsanız.

    Sıla (Odaya giren Boran a) - Uyuyor hala.
    Boran - Daha hasta. Ayaklanması zaman alır. (Yatağını hazırlamaya başlar)
    Sıla (Kolundan çeker) - İkimiz de biliyoruz. Ben hayatımın sonuna kadar burdayım. Olacakları geciktirmenin bir anlamı yok. Biz istemesek de kaçınılmaz birşey bu. (O da ne demekse?) Senin de dediğin gibi kaderime razıyım artık. (Yere bakarak) Yalanını gerçek yapabilirsin. (Gözlerini kaldırıp kaçamak bir bakış atar, arkasını döner ve yatağa yürür) Orda yatmana gerek yok. Yatağa gel.
    Boran - Sen gönülden istemedikçe gelmem Sıla. Burda yatmaya devam ederim.
    Sıla - Teşekkür ederim.
    Sıla - Boran. Boran ölmüş! (Ağlayarak) Ölmüş.
    Boran (Sırtını sıvazlayarak teselli etmeye çalışır) - Çok hastaydı. Yapacak birşey yoktu.
    Sıla - Her zaman yapacak birşey vardır. (Kendi durumlarında da mı?)
    Boran - Alışması zor biliyorum ama kabullenmek lazım.
    Sıla (Ağlayarak) - Sen ölümden, acıdan ne anlarsın ki? (Teselli de yaramıyor )
    Boran - Sevdiğini kaybetmenin ne olduğunu ben de bilirim Sıla. Ne garip. Belki de anlaştığımız tek yer bu. Bazen ölümü göze almamak göze almaktan daha zor gelir insana.
    Sıla - Niye zor olsun ki?
    Boran - Sevdiğinin bir damla gözyaşı yeter.
    Sıla - Senden korkanını gördüm de seni sevenini görmedim. (Boran anılarına dalar) Niye vuruyordun kendini? (Suskunluk) Söylemeyecek misin?

    Abay - Yav bu kızın yüzünü güldürmek senin için bu kadar önemli di mi?
    Boran - O benim karım Abay. Elbette mutlu olmasını isterim. Dün gece kedi için çok üzüldü. İçin için ağladı bütün gece.


    Ayşe - Gelin ağam, gelin ağam çabuk gel.
    Sıla - Noldu Ayşe?
    Ayşe - Boran ağama birşey oldu, çabuk gel.
    Sıla - Tamam üstümü değiştirip geliyorum.

    Sıla - Boran? Burda mıydın? (Televizyonu görür) Bu ne için?
    Boran - Beğendin mi? Film izlemeyi seversin diye düşündüm.
    Sıla - Evet severim. Bunlar çok güzel filmler.
    Boran - Başka istediklerin olursa getirtiriz. Abay bu konuda çok iyidir. Tam bir film hastasıdır.
    Sıla - Size de teşekkür ederim.
    Abay - Rica ederim yenge. Ne zaman istersen.
    Boran - Hadi biz gidelim. Sen de rahatına bak.
    Sıla - Olur mu öyle şey? Hep birlikte seyretsek?
    Boran - Tamam. Seyredelim.
    Ayşe - Birşeye ihtiyacın olursa seslen yeter gelin ağam.
    Sıla - Gel Ayşe gel. Sen de bizimle seyret. Ayşe gel, gel, şuraya otur.
    Ayşe - Ben sizi hiç rahatsız etmem. Hah, şuracıkta otururum. Ağzımı bile açmam.
    Boran - Ayşe!
    Ayşe - Sustum ağam. Sustum.
    Sıla - Ayşe bu arada bir daha sürpriz yapıcağın zaman ödümü patlatma olur mu? (Boran izler) Sen Sıla diye seslen ben gelirim.
    Şivan Kahya - Boran agam, gelin agamın misafiri geldi. (Sıla yla Boran bakışırlar)
    Sıla - Dilan dır heralde. Siz devam edin ben geliyorum.
    Abay - Yok yenge durduralım sonra beraber devam ederiz

    Emre - Senin için neden sürekli yok uyuyor diyorlar Telefonla konuşman da mı yasak?
    Sıla - Hayır. Kimsenin hiç birşeyi yasakladığı yok Emre. Artık hiç birşey eskisi gibi değil.
    Emre - Ne demek oluyor şimdi bu?
    Sıla - Emre Ben eski Sıla değilim. Burdayım artık Emre. Elimizden hiç birşey gelmez. Burdayım. Alışacağım. Benden vazgeç.
    Emre - Sıla -
    Sıla - Hiç birşey söyleme. (Boran balkona gelir ve onlara bakar) Ben artık anladım ve kabullendim. Benim kaderim bu. Değiştiremiyeceğim. Ben buraya aitim.
    Emre (Kollarından tutar) - Saçmalama Sıla. Sen buraya ait değilsin.
    Sıla - Oraya da ait değilim. Hiç kimsem, hiç bişeyim yok.
    Emre - Herşey çok değişti Sıla. Senin herşeyin var. Baban bütün mirasını sana bırakmış. Sen şu anda Türkiye nin en zengin kadınlarından birisin. O kadar büyük bir gücün var ki, istediğin her şeyi yapabilirsin. Anladın mı?
     
  5. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler
    Narin: Sıla Napıyorsun? Geleyim mi?Sıla ne oldu?Canın bir şeye mi sıkıldı?
    Sıla:Abın varya abin Boran dan başka kim canımı sıkabilirki
    N:Ne o aranıza kara kedi girdi?
    S:Yalnız başıma dışarı çıkmama izin vermiyor. Korumalara da tembihlemiş kaçıcam zannediyor.
    N:Sen buna kızdın?
    S: Daha ne olsun hapis hayatı yaşatıyor bana
    N:Abim seni sokağa bırakmıyosa sadece kaçıcagın için değildir.Tabi bikere denediğin için tedbir alıodur ama inan tek sebep bu değildir.
    S.Ne yani beni eve kapatmaktan zevk mi alıyor.
    N.Ha hoşlanıyor töbe töbe…Olur mu hiç Sıla.Biz çok büyük bir aşiretiz.Abimin seveni olduğu kadar düşmanı da çoktur.Hem zaten bizim buralarda öyle gelinlerin bi başına dışarı çıkmasına pek izin verilmez.Sadece sen değil ya Yezda da dışarı çıkamazdı.
    S:Yezda? O kim?
    N:abimin eski karısı varya
    S:Boran daha önce evlimiydi?
    N:Evet sen bilmiyor muydun?
    S:hayır kimse bana bişey demedi.
    N: ooo sen nasıl duymadın. Abimle yezdanın aşkı dillere destan olmuştur. Herkes hala anlatır birbirleirne.Yezda Şervanların ağa kızı.Güzelliği bütün mardinin dilindeydi.Abimde bir düğünde görmüş onu.Görür görmezde sevdalanmış.Yezda da abime tabi.Ama zorlu bir sevda onlarınki.Servanların mezhebi farklı bizden.Ne bizimkiler onları ister nede onlar bizi.Üstelik bir de kan davası vardır aramızda.Yıllardır devam eder.Servanlar benım dedemi oldurmuşler.(geçmişte yezdayla borana döner).Ama abimin ne kan davasını nede meshep ayrımına kulak astı.Yezdayla evlenebilmek için babamı karşısına aldı.3 köyü birbirine kattı.Geleceğinden vazgeçti.Yezda da abimde sevdaları için canlarını hiçe saydılar.Onların aşkına kimse karsı duramadı.Düğünleri şenlişkleri dillere destan oldu.Abim yezdayı yezda da abimi mutlu edebilmek için iki dunyayı bir araya getirirlerdi.Gerçi bişey yapmalarına da gerek kalmazdı.Onların sevdası bakışlarında saklıydı.(gene geçmişe döner) yezda bu eve gelin geldiği günden itibaren bi gün olsun elini tarağa vurmadı.Abim her sabah her akşam öle öpe okşaya taradı saçlarını
    S:Boran
    N:Tabi.Abim sevdiği için herşeyi yapar.Onlar bi başkaydı hep.Yezda da abime kitap okurdu.Çok severdi karısından şiirler hikayeler dinlemeyi.Zannedersin dünyada bi tek ikisi var.
    S:Bu oda da onlarınmıydı.
    N: Olur mu hiç.Abim böyle bişiye izin verirmi?Onun odası kilitli.Öldüğü günden beri hiçbir eşyasına dokunulmadı.
    S: Peki neden öldü.
    (Tekrar geçmiş)
    N:Şimdi sorsan inkar eder ama o zamanlar anamda çok geldi üstüne kızcağızın.O da kendini bi sorun gibi hissetti abimin hayatında.Abimi baba yapamadığı için harap etti kendini.
    S:Bu ne sacmalık.Hangi çağda yaşıyoruz.Neden doktora gitmedielr.Ne biliyim tıp çok ilerledi.Bişekilde artık herkez çocuk sahibi olabiliyo.
    N:Tabiki de doktora gittiler.Ama doktor ne dedi.sorun kimdeydi.Neden çocukları olamdı.Biz hiç bilmedik.Abim hepsini saklı tuttu.Yezda da bu yükü daha fazla taşıyamadı.abim bidaha kendisini bole sevecek bi kadın istemedi.Yezda nın ölümünden hep kendini sorumlu tuttu.Zaten ben birbirini böyle seven başka kimsede görmedim.Yezda öldüğünden beri tam iki yılıdr.onun ölüm yıldönümünde gider o uçurumdan güller bırakır.
    S:Narin o güller den bi tanede bende var.
    …….

    N:Abim yezdaya baktığı gibi kimselere bakmadı.Anam çok uğraştı tabi bidaha evlensin diye tek oğul ya soyumuz yürüsün diye ama Abim karşı çıktı.Yezda dan sonra hayatıma başka kadın giremez ben kimseye karım kadınım demem dedi.Tabi bunlar senden önceydi.Hadi bahçeye inmiyor muyuz.
    S:sen git ben geliyorum. (Sıla Narin çıktıktan sonra bu sözleri hatırlayarak yüzüğünü takar)
    Sıla - Emre onlar ne yapsın? Yüzyıllardır töreleri böyle. Değiştirmek kolay mı sanki?
    Emre (Sıla nın yüzünü elleri arasına alır) - Sıla sana birşey soracağım. Ben gittiğimden beri bir şey değişti mi? (Sıla yere bakar, Emre kötü kötü Boran a) Yani sen bu adama karşı birşeyler mi hissediyorsun ha? (Sıla Boran a bakar, Boran dayanamaz artık, aşağı inmeye kalkar)
    Abay (Kolunu tutmaya çalışır) - Boran dur (Boran kolunu kurtarıp devam eder) Boran! Boran dur!
    Sıla (Yine Emre nin ellerini yüzünden çekerek) - Artık gitsen iyi olur Emre. Birşeylerden şüphelenecekler. (Nasıl yani? Neden?)
    Emre (Kollarından tutmaya çalışarak) - Seni bırakıp nasıl giderim Sıla? (Sıla kollarından kurtulmaya çalışır)
    Sıla - Emre git dedim.
    Boran (Sıla yı tuttuğu gibi yüzüne bile bakmadan arkasına savurur) - Sıla yı duydunuz. Artık gitseniz iyi olur.
    Sıla (Bağırarak) - Sen ne yaptığını zannediyorsun ha? Böyle birşeye hakkın yok! (Hayda! Sen böyle davranırsan Emre hiç gider mi?? )
    Emre - Hayır. Burası onun evi. Gitmemi isteyebilir. Ama çok yakında gelip seni geri alacağım.
    Boran (Emre nin üzerine yürüyerek) - Sen kim oluyorsun ki benim karımı ****ürebiliyorsun?
    Emre - Ona kim olduğumu söylemedin mi Sıla?
    Sıla (Yere bakar, sonra başını kaldırır) - Emre! Git dedim.
    Emre - Bundan böyle kuru sıkı tehditlerinle bu kızı korkutamazsın Boran ağa. Senin bu kıza gücün yetmez. O artık Türkiye nin en zengin kadınlarından biri. (Boran Sıla ya döner, bakışırlar) Erkan Bey bütün mirasını Sılaya bıraktı. (Parmağını tehditkar bir biçimde sallayarak) Ve onu burda artık zorla tutamayacaksın.
    Boran - Bu iş para pul meselesi değil delikanlı! (Emre ye böyle dediğine göre kendinin en az 5 yaş büyük olması gerekmez mi?) Sıla artık benim karım. Ve benim kurallarıma göre yaşayacak.
    Emre (Bağırarak) - Sen ne diyorsun be???? Ağa bozuntusu!
    Boran (Emre yi boynundan yakalar ve savurur) - Ne diyorsun sen ha?
    Abay (Boran ı tutarak) - Boran yapma!
    Boran (Parmağıyla kapıyı göstererek) - Bir daha seni Sıla nın yanında görmeyeceğim. Çabuk git burdan!
    Abay - Bor an! (Emre ye dönerek) Kardeşim sen de çek git yoksa bir tatsızlık çıkacak.
    Emre - Merak etme Sıla çok yakında gelip seni alacağım.


    Boran (Hışımla üstüne yürüryüp yumruğunu kaldırır) - Bak hala! (Abay araya girip kolunu tutar. Emre sinirle çıkar) Bir daha bu adam evime adımını atmayacak. (Sıla ya parmağını sallayarak) Sen de onunla görüşmeyeceksin.
    Sıla - Sen bana ne yapıp ne yapamayacağımı söyleyemezsin Boran ağa. Ben senin kölen değilim. Hatta ben senin hiçbir şeyin değilim.
    Boran (Sıla yı iki kolundan tutarak) - Bana bak! Sen Genco aşiretinin gelinisin. Ona göre davranmak zorundasın. Sana kalan paraya da bel bağlama. Törelerden daha güçlü olamazsın. Törelerin önüne geçemezsin. Ben de kan dökülmemesi için sonuna kadar töreleri kollayacağım.
    Sıla - Emin ol ömür boyu burda kalmayacağım Boran. Emin ol. (Boran onu yana savurur, Sıla yukarı çıkar).
    Boran - Aziz! Haydar!!!!! (Korumalar koşarak gelir) Bundan sonra bu kapıdan benden habersiz kimse girmeyecek, kimse çıkmayacak. Bana danışılmadan kuş uçmayacak. Anlaşıldı mı? Bu kapının kilidi bundan sonra benim sözümdür. (Sıla balkondan bakmaktadır) Buna uymayan töreye başkaldırmış olur. O İstanbul züppesini de bulup haddini bildirin (Sıla aşağı inmeye başlar).
    Şivan Kahya - İcabına bakalım mı agam?
    Sıla (Koşarak aşağı inmektedir) - Sen ne yapıyorsun ha? Ne yaptığını zannediyorsun hayvan herif! (Boran ın üstüne atılıp vurmaya başlar, korumalar arkalarını dönüp biraz uzaklaşır) Ne yaptığını zannediyorsun? Hayvan mısın?
    Boran (Kollarını tutarak) - Sıla benim işime karışma artık.
    Sıla - Ya, işine karışmayayım da Emre yi öldür değil mi? Çabuk söyle o adamlarına, çabuk söyle Emre’nin kılına bile zarar vermesinler. Çabuk söyle.
    Boran - Sıla! Odana!
    Sıla (Elini kolunu kurtarır) - Gitmeyeceğim ha gitmeyeceğim.
    Boran - Sıla odana çık.
    Sıla - Odama gitmezsem ne yaparsın? Beni de mi öldürürsün hayvan herif? (Boran tokatlayacakmış gibi elini kaldırır ama yapamaz) Vursana. Bir yapmadığın o kaldı ha. Sen o tokadı attın Boran. Elini kaldırdığın an o tokadı attın. (Adamlar kavganın bitmesini bekleyip bekleyip dışarı çıkarlar )
    Boran - Bana bak. (Kolundan tutar) Bir daha benim adamlarımın yanında sakın bana bağırma Sıla. Sakın!
    Abay - Boran. (Sıla nın yanına gelir) Yenge iyi misin sen?
    Sıla - Bana bak Boran ağa. Emre’nin kılına bile zarar gelirse kendimi öldürürüm. Yemin ederim ki kendimi öldürürüm! (Yukarı çıkar)
    Şivan Kahya - Agam adamlar İstanbulluyu bulmaya gitti. Ne yapacağız? Bir kurşun sıktıralım mı? (Boran Abay la bakışır)
    Boran - Hayır. Peşinden gidin. Takip edin. Gidiyor mu gitmiyor mu bakın.


    Şivan Kahya - Agam.
    Boran - Söyle Şivan.
    Şivan Kahya - Aziz aradı. İstanbullu oglan gitmiyormuş. Otele de bir haftalık peşin ödeme yapmış.
    Boran - Belasını arıyor demek. Yarın bir de ben ziyaret edeyim bari.
    Şivan Kahya - Sen nasıl istersen agam.
    Boran - Bu arada Şivan Kahya Sıla yı da göz hapsine alacaksınız. Nereye gittiğini kiminle konuştuğunu bileceğim. Attığı her adımdan haberim olacak.
    Şivan Kahya - Emrin olur agam. Sen hiç meraklanma. Yönünü hangi tarafa çevirirse çevirsin bir çift göz onu izliyor olacak. Meraklanma.
    Celil - Oğlum tam nato kafa nato mermersin ha. (Hiç yakıştı mı bu diziye, bu insanlara bu laf?)
    Dilan - Ana okumak kötü mü? … Sıla ablam bütün okulları okumuş. Kötü mü? Ben de onun gibi olmak istiyorum ya.
    Firuz Ağa - Aman oğul. Aşiretteki yeni bir kavgayı senin güçsüzlüğün bilirler.

    Firuz Ağa - Bunlar her gece odaya kapanıp bizi eyliyorlar akılları sıra. Sanki biz bilmiyiz.
    Kevser Ana - Ne deyim bilmem ki ağam. Ateşle barut yanyana durmaz derler ama.
    Firuz Ağa - Onu bunu bilmem Kevser Kadın. Yakında bunun kokusu çıkar. Gene Boran ağa döl tutmuyor diye konuşmaya başlar ahali. O zaman kolaysa zaptı rapt altına al aşireti.
    Kevser Ana - Ne deyim ağam? Boran ağaya sözüm geçmez ki artık.
    Firuz Ağa - Sen gene de bir kulağını çekiver oğlunun.


    Boran (Telefonla konuşan Emre nin sırtına vurur, telefonu alıp masaya atar) - Biraz konuşabiliriz herhalde.
    Emre (Ayağa kalkar) - Buyrun konuşalım.
    Boran - Dünkü konuştuklarımızın senin üzerinde pek bir etkisi olmamış galiba delikanlı. Ben de buraya gelip daha açık konuşmak istedim. Sen buraya geldiğinden beri pek bir şeyin farkında değilsin. Şu topraklara iyi bak. Bu toprakların altı da üstüde, bütün bu evlerin, konakların, dükkanların çoğu benim aşiretime ait. Benim ağalık görevim de aşiretimi korumak. Bize ait olana dokunulmasını engellemek. Anladın mı?
    Emre - Ne demek istiyorsun yani?
    Boran - Eğer burda kahramanlık yapmaya çalışırsan seni koruyamam. Aşiretimde benim için gözünü kırpmadan adam öldürecek insanlar var. Bir kere kurşun namludan çıktıktan sonra kimse engel olamaz.
    Emre - Bir dakka, bir dakka. Sen beni tehdit mi ediyorsun yani?
    Boran - Hayır delikanlı, burda senin bilmediğin bir yaşam sürüyor. Sadece bunu söylüyorum. Bir an önce gitsen iyi olur.
    Emre - Gitmezsem ne olur Boran ağa? Senin hükmün burda geçer. Bu sınırları geçtik mi benim dünyam başlar.
    Boran - Evet haklı olabilirsin. Ama dediğin gibi burda benim aşiretimin sözü geçer. Sen beni dinle, bir an evvel git. (Dönüp gövde gösterisi yapan adamlarına bakar) Yoksa seni ben bile koruyamam. Ne demek istediğimi anladın herhalde?
    Emre - Bazı şeyler için ölmeye değer Boran ağa.


    Boran - Karımla bizim tek töremiz sevdamız.
    Boran - Senden başka kimseye kadınım demem& Olacaksa senden çocuğum olsun. Başka kimseden istemem. Bir çocuk için senden vazgeçmem&.

    Boran - Ne oldu Aziz? Gitmiş mi?
    Aziz - Gitmiş tabi ağam. Başka çaresi var mı ki?
    Boran (Memnun) - İyi.

    Amca - Hayırdır oğlum hayır. Şer bizde ne arar?
    Boran - Barış için gönderdiği hediye bile çok şey anlatıyor amca. Biz Cihan la iki dünya bir araya gelse de anlaşamayız.

    Celil - Bu ne yav! Herkes keyfimin kahyası olmuş.

    Emre - Kocan olacak o adam tehdit etti beni. Adamları da zorla uçağa bindirdiler. Ama geri döneceğim. Bu sefer yalnız değil tabi.
    Sıla - Emre sakın gelme. Ben seni tekrar arayacağım. Ben aramadan sakın gelme…
    Emre - Sıla sen daha durumu anlayamadın galiba Senin emrinde şu anda 8000 kişi çalışıyor, 7 tane fabrika senden direktif bekliyor.


    Boran (Odaya girer) - Rahatsız olma. Birşey alıp çıkacağım.
    Sıla - Eşofmanlarını mı arıyorsun? Burda. (Yüzüğünü gözüne sokarak uzatır)
    Boran - Niye taktın?
    Sıla - Kevser Hanım tak dedi. Karısısın sen onun, kadını dedi, ben de taktım. (Boran eşofmanı alıp döner). Hemen yatacak mısın?
    Boran - Niye sordun?
    Sıla - Biraz sıkıldım. Yürüsek mi acaba? Merak etme, kaçmayacağım. Korumaların da gelir istersen.
    Boran (Eşofmanı yatağa bırakır, yürür. Sıla bozulur) - E hadi. Yürümek istemiyor muydun? (Sıla gülümser, utangaç bir ifadeyle bakarak peşinden gelir)
    Sıla - Doğduğundan beri burda mı yaşadın?
    Boran - Hayır. Okul için ayrıldım.
    Sıla - Ne okulu?
    Boran - Üniversite.
    Sıla (Kaşları şaşkınlıkla kalkar) - Üniversite mi?
    Boran - Bunda bu kadar şaşıracak ne var?
    Sıla - Şaşırdım işte. Ağaların okumasına gerek yok. Baksana her konuda seni bilirkişi sayıyorlar. (Boran ağa gerçekten güler) Nerde okudun?
    Boran - Ankara da.
    Sıla - Ciddi misin? Hangi bölüm? Hangi üniversite?
    Boran - ODTÜ. Matematik. Ama yarıda bıraktım.
    Sıla - Neden?
    Boran - Öyle gerekti.
    Sıla (Kollarını ovuşturarak) - Nasıl yani?
    Boran - Baya. Öyle gerekti. Üşüdün sen.
    Sıla (Bu sefer Boran ın cekedini itirazsız kabul etti) - Teşekkür ederim


    Sıla - Teşekkür ederim.
    Boran - Ne için?
    Sıla - Ne için olacak? Benimle yürümeyi kabul ettiğin için.
    Boran - Önemli değil.
    Sıla - Dilan?!!!
    Dilan - Abla!
    Sıla - Napıyorsun burda bu saatte?
    Dilan - Koru beni abla.
    Sıla - Neden koruyayım Dilan?
    Boran - Dilan, iyi misin?
    Dilan - Evden kaçtım.
    Sıla - Evden mi kaçtın? Neden? (Boran a bakar)
    Boran - Hadi içerde konuşalım.
    Boran (Sabah Sıla nın saçını koklarken Sıla uyanınca bozuntuya vermemek için yerdeki gülü uzatır) - Düşmüş.
    Sıla - Bu gülü bana ikinci kez veriyorsun (Boran arkasını dönüp yürür, Sıla gülü koklayıp tekrar kitabın arasına koyar).
    Boran - Ana, gene tutamamışsın kendini. Artık karışma olur mu?
    Kevser - Gene ne kabahat işlemişem?
    Boran - Sıla ya yüzüğünü tak demişsin. Bırak ister taksın ister takmasın.
    Kevser - Her şeyin sebebi beni belleme oğlum. Ağzımı bile açmamışam. Yüzük müzük lafı geçmedi aramızda. (Boran Sıla’nın yüzük hakkında söylediklerini hatırlar)



    Sıla - Boran! Boran bana bunları alır mısın? (Eline bir liste tutuşturur)
    Boran - Bugün bizim çarşıdaki dükkana gel. Neye ihtiyacın varsa birlikte hallederiz.
    Sıla - Ciddi misin?
    Boran - Evet. Saat 5 te orda ol.
    Sıla - İyi de nasıl geleceğim? Kim getirecek beni?
    Boran - Tek başına gelirsin. (Döner ve arabaya yürür)
    Sıla (Şaşkınlıkla) - Nasıl yani? Bulamam ki.
    Boran - Aa. Senin gibi kızdan hiç beklemezdim. Sora sora Bağdat bulunur. (Sıla yı kapıda kendinden çok memnun bir ifadeyle bırakıp arabaya biner ve gider)
    Boran - Sakın takip ettiğinizi belli etmeyin. Anlamasın& Ne yaparsa yapsın ses etmeyin. Bakalım ne yapacak? Beni de haberdar edin.


    Boran (Çatıda sabırsızlık ve endişeyle volta atarak) - Saat kaç oldu Şivan Kahya?
    Şivan Kahya - Beşi onbeş geçiyor ağam. Belki bulamamıştır hala.
    Boran - İnşallah öyledir. (Biraz daha dolanır ve merdivenlerden koşarak çıkan Sıla yı görür)
    Sıla - Hah!
    Boran (Rahatlar) - Geldin mi?
    Sıla - Geldim. Az daha kayboluyordum. Burda her yer birbirine benziyor.
    Boran (Yüzü güler) - Hoşgeldin. Hadi gidelim.

    Boran - Almamız gereken başka birşey kaldı mı?
    Sıla - Bir de kitapçıya uğrayalım. Hem kendime (Boran a okumak için mi? ) hem de Dilan a birşeyler almak istiyorum.
    Boran - Tamam.
    Sıla - Ne kadar güzel bir yermiş burası. Evler, yapılar& Büyüleyici.
    Boran - Sadece şehrin yapısı değil, yaşanılan hayatlar, insanlar& hepsi birbirinden güzeldir. Türkü, kürdü süryanisi, yezidileri, arabı, sünnisi, alevisi hep birlikte kardeşçe yüzyıllardır yaşar burda.
    Sıla - Bunca güzellik arasında her evde acı bir masal yaşanıyor. Yüksek duvarlı evlerinizde kimse kimsenin acısını bilmiyor. Her ev kapalı bir kutu gibi.
    Boran - İnsanlar gibi. İnsanlar da kapalıdır. Kimse kimsenin ne hissettiğini, ne düşündüğünü bilmiyor.
    Sıla - Güneş de battı zaten. Gidelim mi?
    Boran - Tamam.
    Sıla - Ben odada olacağım.


    Amca - Ölmüşlerinin canına değsin kızım…
    Şivan Kahya - Helin i vurmuşlar&
    Amca - Töre yerini bulmuştur, yapacak birşey yok.
    Firuz Ağa - Olması gereken olmuş.
    Amca - İki aydır abileri insan içine çıkamaz olduydu. Ayakları kahveden de kesildiydi.
    Firuz Ağa - Kolay mı? Hepsinin yüzü yerde kaldı. Ama helal olsun oğlanlara. Bulamadık deyip çıkmadılar işin içinden. Talan ettiler ülkeyi baştan başa.
    Amca - Nereye gidersen git, istersen dünyanın öbür ucuna git, istersen yerin kırk kat dibine saklan ne fayda? Değil mi Boran Ağa?
    Boran - Evet amca. Törelerden kaçılmaz.


    Hatice - Aşiretten karar bir kere çıktı mı bir daha geriye dönüşü yok. İki dünyayı bir eder gene de yaparlar.
    Sıla - Aşiret mi aldı kararı?
    Hatice - Tabi ki aşiret aldı kararı. Boran ağa, büyükler hep bir olup aldılar kararı.


    Boran - Küçücük bir kızı korumayamadık mı? &..
    Şivan Kahya - Üzülme agam. Sen elinden geleni yaptın.
    Boran - Elimden geleni yapmış olsam Helin şu anda yaşıyor olurdu.
    Şivan Kahya - Agam daha da kötüsü var&. Sanırım kıza yardım edildiğini anlamış abileri. Bu işin peşini bırakmayacağız diyorlar. İlla bulacağız, ipliğini pazara çıkaracağız diyorlar. Korkuyorum agam. Eğer açığa çıkarsa ağalığınız söz konusu.
    Sıla - Müsadenle.
    Şivan Kahya (Boran dan OK aldıktan sonra) - Tabi gelin ağam.
    Boran - Ne oldu Sıla?
    Sıla - Bu mu senin ağalığın? Küçücük bir kız okumak istiyor, senin aşiretin onun için ölüm kararı alıyor.
    Boran - Sıla bilmediğin işlere karışma.
    Sıla - Niye? Ağanın karısı değil miyim ben? Benim de bilmek hakkım.
    Boran (Kızar) - İyi o zaman. Bil işte! Bizde kaçanın sonu budur! Yer yarılır, bulunur. Sen de adımlarını buna göre denk al. (Atına doğru yürür)
    Sıla - Bu kadar kolay değil mi? İnsanlar içerde yas tutsun, sen çek git! Kaç!
    Boran (Ata biner) - Sıla bilmediğin şeyler var diyorum.
    Sıla - Bilmediğim şeyler varmış. Mesela senin bir katil olduğun. (Boran sinirlenip atını mahmuzlar, Sıla arkasından bağırır) Katilsin sen! Soğukkanlı bir katil!

    Sıla - Senin abin olmasaydı şu an ağlamıyor olurdu. (Narin bir garip bakar)


    Sıla (Yatak odasına giren Boran’a) - Katil!
    Boran - Sıla benim de sabrımın bir sınırı var. Taşırmasan iyi olur.
    Sıla - Tabi. Taşarsa ağanın sabrı, atarsa tepesi bir karar da benim için aldırır değil mi? (Yataktan kalkıp karşısına dikilir) Sen ne biçim adamsın ya? Daha kaç yüzün var söylesene! Bir gün iyiliğine bakıp kanıyorum, ertesi gün öfkenden ürküyorum.
    Boran - Bir tek yüzüm var. O da gördüğün. İçimde benden başka bir ben yok.
    Sıla - Yalancı. İçinde bir katil var. Daha kaç kız öldürttün ha? Geceleri nasıl rahat uyuyorsun? Vicdanın dar etmiyor mu dünyayı sana? Seninle aynı çatı altında olmaktan utanıyorum. (Boran odadan çıkar)


    Boran - Biraz dinlese, sakin olsa anlatacaktım aslında. Ama öyle inatçı ki. Bir şeye hüküm verdi mi durmadan saldırıyor. Dün geceden beri tutturdu katil diye.
    Abay - Kızma ama görünen de ondan ibaret zaten. Kız ne bilsin gerçeği? Başka türlü düşünmesi mümkün mü? (Boran dönüp bakar) Kızma Boran ağa. Çok doğal. Onun aklı ermez buranın kurallarına. Bak, böyle olmaz. Korkuyorsun bilmez miyim? Kalbin kırık, kimseyle uğraşasın yok. Ama anlat ona derdini, kendini. Emek ver. Bak mesela bu koskocaman evde konuşamazsınız kalabalıkta. Al Sıla yı güzel bir yerlere ****ür. Hem kadınlar sever böyle şeyleri.
    Boran - Sen halini görmedin Abay. Nereye çağırırsam çağırayım gelmez Sıla.
    Abay - Ya hele sen bir benim dediğimi yap gelmese de güzel bir izi kalır. Hem iyi niyetini görür.
    Boran - Bilmiyorum Abay. Belki de hiçbir şey yapmamak en iyisi.
    Abay - Sakın Boran. Sakın. Kendine bir şans ver. Hem senin gözlerinden belli. Bu kıza değer veriyorsun. (İnkar edemedi ağamız)


    Ayşe - Boran ağam haber salmış. Aziz abi seni bir yere ****ürecekmiş. Hazırlansın diyor.
    Sıla - Allah Allah. Ne oldu acaba?
    Ayşe (Muzip) - Vallaha bilmem ki. Yemeğe ****ürecek herhal.
    Sıla (Kızgın) - İstemez.
    Ayşe (Bozulur) - Neden öyle diyon gelin ağam?
    Sıla - Bir katille yemek yiyecek değilim.
    Ayşe (Şaşkınlıkla) - Niye öyle dedin şimdi?
    Sıla - Ayşe, ne çabuk unutuyorsun acını. Ya hala ona ağam diyorsun, inanamıyorum. O senin amcanın kızının katili. Sen hala onun yanında duruyorsun.
    Ayşe - Sen Boran ağamı tanıyamamışsın gelin ağam. Helin i o öldürmedi.
    Sıla - Onu ben de biliyorum. Alınan karardaki etkisini söylüyorum.
    Ayşe - Helin in kaçmasına ağam yardım etti.
    Sıla - Ne?
    Ayşe - İzini kaybettirmek için elinden geleni yaptı. Yanına adam kattı, cebine para koydu. Almanya da adam buldu. Onun yanına gönderiyordu. Ama bulmuş işte abileri ağam ne etsin?


    Sıla - Daha gelmedik mi Boran?
    Boran - Az kaldı, sabret.
    Sıla - Başım dönüyor. İçmeyecektim o son kadehi.
    Boran (Gülerek) - Ben sana söylemiştim. (Sıla balkonda durunca) Ne oldu?
    Sıla - Havalar soğudu. Kış geldi değil mi?
    Boran - Evet.
    Sıla - Yaz geçti yani.
    Boran - Geçti. Ama gene gelecek merak etme. (Odaya yürürler, Sıla sendeler) Anlaşıldı böyle olmayacak. (Boran Sıla yı kucaklar, bizimkisi pek memnun halinden. Boran yatağa yatırıp ayakkabılarını çıkarır) Yat yoksa yine başın dönecek. (Başımın belası der gibi ) (Sıla yatmaz) Yine ne oldu?
    Sıla - Benim de elimi tutar mısın? (Boran Yezda’yı hatırlar)
     
  6. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler

    Sıla - Boran? Birşey mi oldu? (Boran odadan çıkar, Sıla da onu izler) Boran birşey demeyecek misin? Boran? Sana soruyorum ne oldu?
    Boran (Sıla ya dönmeden) - Üşüyeceksin Sıla. Git yat.
    Sıla - (Çaresizce) Birşey demeyecek misin? Bana bir cevap vermeyecek misin? (Boran Sıla ya döner, Sıla kızmaya başlar) Ne demek oluyor bu şimdi ya? Biraz önce aşağıda öpüşüyorduk farkında mısın? Nasıl hiç birşey olmamış gibi davranırsın?
    Boran - Bunları yarın konuşuruz Sıla. Hadi git yat.
    Sıla (Kolundan tutar kendine döndürür) - Boran! Beni delirtmeye mi çalışıyorsun ha? Birşey desene. Yezda desene. Sebep o öyle değil mi? Bu kadar mı yüreksizsin?
    Boran - Sıla, sen kendinde değilsin. Ne söylediklerinin farkındasın ne de yaptıklarının.
    Sıla - Bana sarhoş mu diyorsun ha? (Boran gözlerini kaçırır) Öyle mi demek istiyorsun?
    Boran (Kolundan tutar) - Hadi Sıla seni odana ****üreyim.
    Sıla (Kolunu çeker) - Ben sarhoş değilim. Kendim giderim. (Merdivenlerden inerken kendi kendine) Aptal kafa. Aptal kafa. Hepsini hakettim ben bunların. Hepsini. (Odaya gelip yatağı yorganı kapıya atar)
    Boran (Gürültüye gelip kapıdaki yatağını görür, kapıyı açmaya çalışıp kilitli bulur) - Sıla aç kapıyı. Sıla lütfen aç. Sıla iyi misin? (Neden endişelendi ki?) Sıla açar mısın şu kapıyı? Sana aç dedim Sıla. (Boran gitmek üzere döner)
    Sıla (Kapıyı açar) - Nasıl oluyormuş duvara konuşur gibi konuşmak? İnsan söylediklerinin bir yere gitmesini bekliyor değil mi?
    Boran (Kafasıyla yatak yorganı işaret ederek) - Bu ne demek?
    Sıla - Yatağın.
    Boran - Onu görüyorum.
    Sıla - Niye soruyorsun o zaman?
    Boran - Sıla!!!!
    Sıla - Oyun bitti. Bu oyunu sen bitirdin Boran. Bundan sonra benden hiç birşey bekleme.
    Boran (İçeri girmeye yeltenerek) - Bunları yarın konuşuruz.
    Sıla (Önünü tıkayarak) - Öyle mi?
    Boran - Başka yerde yatmam uygun olmaz Sıla. Ağa karısıyla ayrı yatıyor dedirtmem.
    Sıla - Ben senin karın değilim. Senin karın hala Yezda. Git onun odasında yat. (İçeri girer, kapıyı kapatıp kilitler)
    Boran - Sıla aç kapıyı. (Kilitlerken elin armut mu topluyurdu? Niye izin verdin ki? ) (Yatağı yorganı toplar, sinirle terastan aşağı fırlatır) Allah kahretsin!
    Azad - Abin çekip gitti Narin im?
    Narin - Niye böyle kötü oldular acep? (Hala dalga geçiyor galiba )
    Azad - Niye olduğunu bilmem ama kızılca kıyametin koptuğu kesin. Bütün bunların sebebi biz miyiz diye düşünüyorum hep. (İlk defa kendinden başkasını, Sıla yı düşündüğünü duydum)
    Narin - Azad…Daha onlar kendilerinden bile saklıyorlar ama ateş bacayı çoktan sardı. Gözlerine bak, sen de görürsün.
    Azad - Doğru mu diyon Narin im?
    Narin - He ya. Gün gibi belli ama daha kendilerinden bile saklıyorlar. Ah, dediydi dersin. Yakında ikisi de yorulacak gizlemekten.


    Sıla - Boran hala Yezda yı seviyor değil mi? (Cevap yok) Narin, insan bir hayaletle nasıl başeder ha? Kanlı canlı olsa karşımda neyse.

    Kevser ana - Bu kapının kapalı olması önemli değil. Asıl mühim olan Boran ağanın yüreğinin kapısını açmak. Yezda yı içinden atmak. İşte ben sana o zaman asıl kadın derim.


    Sıla (Yezda lı kabustan uyanıp) - Boran? (Odada arayarak yataktan doğrulur) Offf başım…Offff. Ne oldu bana ya? (Yataktan kalkar) Boran? (Avluya çıkar) Boran? (Ahırda) Boran? (Atı okşar, dama çıkar, inerken Yezda nın kapısının önünde duraklar, açık mı diye dener. Açamayınca pencereye gider, Yezda nın resmini görür)

    Burhan - Çok özledik seni çok. Aklımız hep sendeydi.
    Sıla - Ne demek şimdi bu ha? Ne oluyor?… Beni görmeye geldiniz? Şaka mı bu? … E daha iki gün önce beni kovuyordunuz. Senin bir evin, ailen yok diyorsunuz. Hı? Bu evcilik oyunu bitti diyordunuz? Yalan mı Burhan abi? … Gidin burdan. İkinizi de istemiyorum gidin… (Boran gelir)
    Burhan - Merhaba Boran Bey. (Boran Burhan ın uzattığı elini sıkmaz)
    Boran - Ne işiniz var burda?
    Burhan - Bari siz yapmayın. Tamam hatalıyız ama hatamızı anladık biz, Sıla nın gönlünü almaya, ondan özür dilemeye geldik.
    Boran - İyi o zaman. Geçin yukarda konuşalım.
    Sıla - Hayır gidecekler.
    Boran - Sıla!
    Sıla - Gidecekler dedim. İkisini de burda istemiyorum.
    Boran - Anne siz misafirlerimizi ağırlayın. (Sıla yı kolundan tutar) Sıla, benimle gel.
    Sıla (Sinirle kolunu çekerek) - Sen ne diye işime karışıyorsun ki benim? Ben onları görmek istemiyorum. Ne diye eve davet ediyorsun?
    Boran - Sıla bizim böyle değerlerimiz de var. Evimize geleni kovmayız. Soframıza davet ederiz. Kim olursa olsun tanrı misafiri onlar. (Sıla konuşmadan mutfağa gider. Boran yukarı çıkar)

    Burhan - Sağolun Boran Bey. Sizin anlayışınız olmasa Sıla bizi hayatta affetmezdi.

    Boran - Kimsenin kimseyi affettiği yok. Evimize kadar gelmişsiniz, hatamızı anladık diyorsunuz. Ama bir daha Sıla yı incitecek birşey yapar, bir kelime ederseniz karşınızda beni bulursunuz.

    Firuz Ağa - Size bir yatak yorgan açalım.

    Celil - Benim kızım vicdanlı bir kızdır hem. Kendi sefa sürerken ailesinin cefa çekmesine göz yummaz benim akıllı kızım. (Nerden biliyosa. 14 yıldır görmemiş. Sanki tanıyo kızı. )

    Bedar - Sılam nerde agam?
    Boran - Gene odasına kapattı kendini.
    Bedar - Kötü birşey mi var? Sılam iyi mi?
    Boran - Pek iyi sayılmaz aslında.
    Bedar - Nesi var ağam? Sılam hastalandı mı yoksa?
    Boran - Hasta değil de İstanbul dan akrabaları geldi, canı çok sıkıldı.
    Bedar - Hani şu cenazeye gelenler mi?
    Boran - Hıhı. Sen bir ilgilensen Bedar ana. Belki iyi gelir.


    Bedar - Sanki ben senin gözlerinden anlamıyom. İyi değilsin sen. De bana kınalı kuzum. Neye düşürdün yüzünü böyle?
    Sıla - Boran la tartıştık da biraz.
    Bedar - Sılam, evlilikte olur böyle şeyler. Tuzu biberidir. Kavga da olur, dövüş de olur. Kocana kırılma sakın.
    Sıla - Yok. Bu sefer ben haksızım zaten. Galiba Boran ın kalbini kırdım. Ama gerçekten isteyerek olmadı.
    Bedar - Mühim olan kabahatini bilmek. Özür dilersin, gönlünü alırsın, olur biter. Bazen özür dilemek de büyüklüktür. Canım kızım benim.


    Emir - Yo yo sen bana elma verdin. Ben sana türkümü söyleyeyim.
    Boran - Gerek yok ona (Arkasına bakar. Sıla geliyor mu diye kontrol muhtemelen) Sen ye elmanı.
    Emir - Yo yo. Türkümü söyleyeyim ağam.
    Boran (Yine arkasına bakar) - Gerek yok Emir. Sonra.
    Emir - Neden ? Sevmiyon mu yoksa?
    Boran - Ondan değil, sonra söylersin.
    Emir - Ama ben dükkana gelemiyorum. Gelmişken söyleyeyim. (Boran yine aşağı bakar, bu sırada Sıla merdivenlerden çıkmaktadır. Emir türküsünü söylemeye başlar. Sıla gelir)
    …………sen benim karımdın.
    …………kaç sene seni bekledim
    …………gece rüyama geldin
    …………geldiğin zaman nefes alamadım.
    Boran - Yeter Emir, ağzına sağlık.
    Sıla - Neden sustun? Emir ne güzel söylüyordun?
    Emir - Güzel söylüyordum değil mi?
    Sıla - Evet. Sesin de çok güzelmiş türkü de.
    Emir - Boran ağamın en sevdiği türkü ama en çok benden dinlemesini ister, değil mi ağam?
    Boran - Tamam Emir. Sen elmanı bitir.
    Emir - Bizim ozan .. yaktıydı…. Yezda ağam için.
    Sıla - (Birbirlerine bakarlar) Yezda mı? (Sinirlenerek) Yezda ya. (Sıla ayağa kalkar) Ne kadar aptalım değil mi? Ama bak yanılmamışım. (Aşağı iner)
    Bedar - Sılam? Ne oldu kızım?
    Sıla (Ağlayarak) - Ne olsun? Sebep benim sanmıştım. Sarhoşluğumdan sanmıştım. Ama bak Yezda ymış. Yezda.
    Boran - Ne oldu?
    Bedar - Valla ağam ben de birşey anlamadım. Sana özür dilemeye geliyordu. Sonra birden dellendi böyle. Sen biliyon mu ne oldu?
    Boran - Biliyorum ana. Şimdi özür dileme sırası bende. (Merdivenlere yürür, Bedar arkasından gülümseyerek bakar).


    Boran - Sana hiç yakıştıramadım Ayşe bunu. Bir daha sakın böyle birşey olmasın.
    Sıla (Sinirle) - Ne oluyor burda? Niye bu kadar üzerine gidiyorsun kızın? Adam mı öldürdü sanki?
    Boran - Hadi Ayşe sen işine bak. Sıla seninle bir yukarı çıkabilir miyiz? Birşey konuşmamız lazım.
    Sıla - Ama benim seninle konuşacak birşeyim yok Boran Ağa.


    Sıla - Ee kimdi o?
    Ayşe - Yavuklum.
    Sıla - O ne ya????? Burda herkes öyle birşeyler söyleyip duruyor.


    Sıla (Kendi kendine Yezda nın resmine bakarak) - Ne kadar da güzelmiş.
    Boran (Sıla yı Yezda nın odasından bulur) - Sıla. Senin burda ne işin var? Sana soruyorum Sıla niye girdin bu odaya? (Sıla nın elindeki tarağı kastederek) Ver onu bana.
    Sıla - İnsan sevdiği birini kaybedince anısını kalbinde yaşatır Boran. Onun ruhunu da özgür bırakır. Ama sen kendi ruhunu da onun ruhunuda buraya hapsetmişsin. Kendini geçmişine tutsak etmişsin.
    Boran - Sıla!
    Sıla - Meğersem tutsak olan senmişsin, ben değil.
    Boran - Sıla ver o tarağı ve hemen çık.
    Sıla - Niye? Kirletir miyim ha buna dokununca? Söylesene.
    Boran (Elinden almaya çalışarak) - Sıla ver şunu!
    Sıla - Bırak. (Tarak yere düşer) Zavallısın sen. Zavallı. Bir ölüyü seven zavallı.
    Boran - Ben en azından sevmeyi biliyorum Sıla. Sen malesef onu da bilmiyorsun. (Ne alaka?) Sevgiden bahsedilmese sevgiliden haberi olmayacak insanlar vardır. Malesef sen de onlardansın. Bazen korkaksın.
    Sıla - Sen çekip gitmedin mi? Söylesene ben miyim korkak?
    Boran - Terkettiysem bir sebebi var. Korkaklığım değil.
    Sıla - Evet bir sebebi var. İşte sebebi burda. Yezda.
    Boran (Başını önce yana çevirir sonra Sıla ya dönerek) - Yezda nın dün geceyle hiçbir ilgisi yok.
    Sıla - Neyle ilgisi var peki?
    Boran (Tekrar başını yana çevirir) - Sarhoştun. Kendinde bile değildin.
    Sıla - Bu ne terbiyesizlik? Kendimi birilerinin kollarına atacak kadar sarhoş muydum yani? Bu kadar basit birisi miyim ben? (Süper!!!)
    Boran (Elleriyle yüzünü avuçlarının arasına alarak) - Sıla ben seni hiçbir zaman öyle düşünmedim. Sen yine beni yanlış anladın. Senin üzülmeni hiçbir zaman istemem. (Sıla yı öper hem de Yezda nın odasında!!!!! Sonra Yezda nın resmini görür, durur)
    Sıla (Dönüp resmi görür, Boran a vurur) - Bırak beni (Odadan çıkar, aşağı iner “Allah beni kahretsin” gibi birşey mırıldanır)


    Boran (Sıla işaret verir gibi ona dönünce) - Burhan Bey bu geceyi artık bitirsek iyi olacak.
    Esma - Aa. Ne yani kovuyor musunuz?
    Sıla - Evet. Aynen sizin beni kovduğunuz gibi.
    Boran - Size daha önce de söylemiştim. Derhal burdan gidin&.(Kevser ana Hışt! der) Burhan Bey bizim Sıla nın parasıyla işimiz yok. Beni daha fazla sinirlendirmeden derhal buradan gidin. (Boran ın şivesi sinirlenince ortaya çıktı) Azad, ver hediyelerini. (Sıla Boran la bakışıp çıkar)


    Narin - Akrabanın akrabaya yaptığını akrep akrebe yapmazmış…
    Azad - Bacım resmen zengin oldu.
    Narin - Sıla zaten zengin. Ağa karısı o. Abimin olan herşey onun

    Cihan - İşten güçten elini çektin … adamlarına hükmedemiyorsun.


    Sıla - Lütfen, en sevdiğimin üstüne yemin ederim ki kaçmayacağım.
    Bedar - Kızım niye gizli iş yapıyon? Niye kocandan izin istemiyon?
    Sıla - Emre yle görüşmeme izin vermez.
    Bedar - Niye ki?
    Sıla - Emre yi kıskanıyor.
    Bedar - Sıla, gel otur şöyle. Bak güzel bir kadın daima kocasının başına beladır. Buna alışacan. O seni öteki gözünden bile kıskanacak (Sıla nın nasıl da hoşuna gitti bu laf, yüzünde güller açtı) Ama akıllı kadın bununla başetmeyi bilir. Ona ne istersen yaptırabilirsin. Yeter ki doğru dürüst istemeyi bil. (Amma filozofluk varmış Bedar da da).
    Sıla - Onun tek derdi Emre değil ki.
    Bedar - Ben bilirim onun derdini. Bütün Midyat da bilir, bütün Mardin de. Ama kızım kocanın yüzünü bir tek kendine döndürebilirsin kızım. (Ne demek bu?)
    Sıla - Ömür boyu yas tutmaya karar vermiş bir adamın da mı? Böyle bir şey mümkün mü?
    Bedar - Boran ın yüreğine dokunursan mümkün Sıla. İnan o sana kalbini açtı. Yeter ki şefkatle dokunmasını bil. Bak Sılam bu erkekler var ya çocuk gibidir. Biraz kaba kuvvetle kendilerini aslan sanırlar ama akıllı bir kadın onları küçük bir kedi yavrusuna çevirebilir. Azıcık sırtlarını okşadın mıydı onların ne kadar yardıma muhtaç ne kadar çaresiz olduklarını anlarsın. Onların ellerini kollarını bağlayan babalardan atalardan miras kalan bu töreler. İşte kızım kadının görevi bu kedi yavrusunu akıllı uslu büyütmek. Çünkü bir kadın yeri geldiğinde kocasının hem anası hem bacısı hem karısı olur. (Ne kadar hülyalı hülyalı dinliyor Sıla. Boran için tüm bunları olmak istermiş gibi) Onların bizden başka da kimseleri yoktur.
    Sıla (Birden kendisini toparlayarak) - Neyse canım. Neden bunlardan sözediyoruz ki? Ben Boran la olan evliliğimi Azad ve Narin için sürdürüyorum. (Hayda! Döndük mü geri başa?) (Hınçla) Banane Boran ın ne hissettiğinden.
    Bedar - Ah Sılam. Kendini böyle kandıramazsın.


    Emir - Dondurma alırsan sıkılmam.

    Sıla (Kendisine sarılan Emre’ye Emir’i işaret ederek) - Emre dur yapma.
    Sıla - Sen benim bu hayatta güvenebileceğim tek insansın.

    Emre (Sıla nın elini tutuyor, Sıla elini geri çekiyor) - Hemen şimdi kaçırabilirim seni burdan.
    Sıla - Az kaldı, o da olacak.


    Bedar - O nasıl söz öyle Sılam? Ben senin bir gülücüğün için memleketi bile yakarım. (Sıla eline bir paket tutuşturur) Bana mı?
    Sıla - Umarım beğenirsin.
    Bedar (Gözleri dolar) - Beğendim bile.
    Sıla - E daha açmadın ki. Fazla param yoktu. Önemli birşey değil ama bana bugün güvendiğin için çok teşekkür ederim.
    Bedar (Sarılır) - O nasıl söz öyle kızım? Ben sana nasıl güvenmem kızım? (Sıla yı bağrına basar) Ah Sılam ne kadar isterdim burda yanımda büyümeni. (Sıla hemen rahatsız olup çekilir, konuyu değiştirir


    Celil (Bedar’a) - Seni nasıl kaçırdığımı anlattın mı?
    Sıla - Aile geleneği galiba?
    Azad (Gülerek) - Herhalde.


    Celil - Allah nazardan saklasın Bedar. (Kadın ne kadar duygulanmıştı suratı asıldı
    Firuz - De hele. Bir sorun bir sıkıntın mı var Zinhar?
    Zinhar - Var ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Abime söyler gibi mi söyleyeyim yoksa ağama söyler gibi mi?
    Firuz - İkisini bir arada yaşayamadık ki Zinhar. Bana abin olduğumu bile unutturdun. Ağalık zordur Zinhar. Bunu hiç anlamadın.
    Zinhar - Benim için de zordu abi. Bir abim vardı ama yok. Agam abimi elimden aldı hep.
    Firuz - Benim de kardeşimi elimden aldı. (Suskunluk) Evet. Ne diyecektin? Bir derdin, bir sıkıntın, bir istediğin mi var Zinhar?
    Zinhar - Evet var. Abime mi söyleyeyim ağama mı?
    Firuz - İyiyse abine kötüyse ağana söyle.
    Zinhar - Peki ağam. Bizim gelin kız - İstanbul lu bir oğlanla (Alnında yazıyor herhalde İstanbullu olduğu ) bir çay bahçesinde görmüşler.
    Firuz - Yeter Zinhar!
    Zinhar - Peki abi
    Sıla (Yüzünde güller açarak) - İyi akşamlar.
    Azad - İyi akşamlar ağam.
    Boran - Sen gel bakayım buraya. Şivan sen çıkabilirsin.
    Sıla - Evet, seni dinliyoruz.
    Boran (Sıla ya yan gözle baktıktan sonra peltekçe) - Azad.
    Azad - Buyur ağam.
    Boran - Ben bugün sana karımı emanet etmedim mi?
    Azad - Ettin ağam. Ben de ellerimle sağ salim ****ürüp getirdim. Değil mi bacım?
    Sıla - Bir derdin varsa bana söyle Boran.
    Boran (Çenesinden kavrayarak) - Emin misin? Nerdeydi Sıla? Hı? Söylesene nerdeydi?
    Sıla - Bırak Azad ı.
    Boran (Sıla ya dönerek) - Sen sus. (Geri Azad a döner) Abinle konuşuyorum.
    Azad - Agam Sıla bütün gün evdeydi. Anam da onun yanındaydı. Öyle değil mi bacım? İstersen anamı arayalım agam. İstersen ona da soralım.
    Sıla (Araya girmeye çalışır) - Boran bırak Azad ı. Onun bir suçu yok.
    Boran - Hadi odana.
    Azad - Başüstüne agam.
    Boran - Bir daha da sana bir şey emanet ettiğimde gözünü dört aç. Anladın mı?
    Azad - Anladım agam. Açarım. (Çıkar. Boran öfkeyle Sıla ya bakar)
    Sıla - Hadi ne söyleyeceksen söyle. Böyle otorite numaraları yapmana gerek yok Boran Ağa.


    Boran (Hafif peltek) - Sıla! (Sıla içki kokusundan rahatsız olmuş gibi yüzünü buruşturur) Sen benim sabrımı mı ölçmeye çalışıyorsun? (İyi bildin. Yaradılış sebebi o )
    Sıla - Hadi söyle ne yapmışım yine?
    Boran - Bir de ne yapmışım diyorsun. Nerdeydin bugün söyle. Ha? Nerdeydin?
    Sıla - Emre geldi, onunla buluştum.
    Boran - Nasıl bu kadar umursamazsın? Ne işin vardı o adamla? O adamla görüşmeyeceksin demedim mi ben sana? (Kolundan tutar) Sen anlamıyorsun ama seni onunla gördükleri için gözünü kırpmadan vuracak insanlar var.
    Sıla - Ben kötü birşey yapmadım. Emre yle konuşmam gereken şeyler vardı, onları hallettim.
    Boran - O adamla konuşacak neyin olabilir Sıla? Çıldırtma beni. (O adam deyip duruyor )
    Sıla - Vekalet verdim. İstanbul daki işlerimin yönetimi artık Emre de. (Dumura uğradı garibim) (Sıla döner ve çıkar)
    Sıla (Boran Sıla nın peşinden yatak odasına gelir) - Çık dışarı. Bir daha bu odaya girmeyecektin. Çık dışarı!
    Boran - Ne zaman haber verdin o adama? Ne zaman buluştunuz? Ne zaman geldi?
    Sıla - Sana hesap vermek zorunda değilim.
    Boran - Sıla. (Kolundan tutar) O adam kim ki sen ona vekalet veriyorsun?
    Sıla (Kolunu çekerek) - Bırak kolumu.
    Boran - Kim o adam Sıla? (Tekrar kolunu tutar) Kim?!!!
    Sıla - Emre benim bu hayatta güvenebileceğim, herşeyimi emanet edebileceğim tek insan. Hem beni seviyor. Sen benim hayatımda olmasaydın belki de -
    Boran (Dişlerinin arasından) - Belki de ne Sıla?
    Sıla - Seni ilgilendirmez. Bırak.
    Boran - Sıla! Sen benim karımsın. Benimle böyle konuşamazsın.
    Sıla - Ben senin karın filan değilim. Yalan mı ha? Değilim. Söyle yalan mı?
    Boran (Diğer kolunu da tutarak) - Hiç birşey değildi beni engelleyen. Sendin Sıla. Sarhoştun. Kendinde değildin. Gerçekten istediğini bilemezdim.
    Sıla - Şimdi de sen sarhoşsun. (Kurtulmaya çalışarak) Git burdan.
    Boran - Sıla (Yüzünü avuçları arasına alarak) sen de istiyorsun. İkimiz de istiyoruz. İnkar etme.
    Sıla - Hayır.
    Boran - Sakın inkar etme.
    Sıla - Hayır.
    6.bölüm sonu
     
  7. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler
    SILA: Zamanla yerleşir yasadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
    önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yasadığın şey, çok sonra değerini
    kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sizi halini alır.



    BORAN:
    Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artik
    Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    Her şeye iyi gelen Zaman sizi kanatır



    SILA: ölmüş saadeti karsılaştır yasayan mutsuzlukla
    günlerin dökümünü yap
    benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    kim bilebilir ikimizden başka?
    Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
    bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir askı beraberlik haline getiren
    kendiliğindenliği
    yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
    bir düşün
    emek ve askla güzelleştirilmiş bir dünya
    simdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
    ölmüş saadeti karsılaştır yasayan mutsuzlukla
    Bunlar da bir ise yaramadıysa
    Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda
     
  8. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sıla Dizisi Beğenilen Replikler

    Narin - Sıla ne oldu? Canın bir şeye mi sıkıldı?
    Sıla - Abin var ya abin! Boran’dan başka kim canımı sıkabilir ki?
    Narin - Ne o? Aranıza kara kedi girdi? ( İlahi Narin. Sanki aşk evliliği yapmışlar gibi konuşuyor)
    Sıla - Yalnız başıma dışarı çıkmama izin vermiyor. Korumaları da tembihlemiş. Kaçacağım sanıyor. (Öyle bir konuştun ki be gülüm, sanki kaçmaktan temelli vazgeçmiş gibi! Hastaneden sonra öyleydi ama daha dün hayatımın sonuna kadar burda kalacak değilim demedin mi adama?)
    Narin - Sen buna kızdın?
    Sıla - Daha ne olsun? Hapis hayatı yaşatıyor bana.
    Narin - Abim seni sokağa bırakmıyorsa sadece kaçacan diye değildir. Tabi bir kere denediğin için tedbir alıyordur ama inan tek sebep bu değildir.
    Sıla - Ne yani? Beni eve kapatmaktan zevk mi alıyor?
    Narin (Alaycı) - Ha. Hoşlanıyor. Töbe töbe. Olur mu hiç Sıla? Biz çok büyük bir aşiretiz. Abimin seveni olduğu kadar düşmanı da çoktur. Hem zaten bizim buralarda öyle gelinlerin bir başına dışarı çıkmasına pek izin verilmez. Sadece sen değil. E Yezda da çıkamazdı. Ona da izin vermezdi.
    Sıla - Yezda? O kim?
    Narin - Abimin eski karısı var ya.
    Sıla (Şaşkınlıkla) - Boran daha önce evli miydi?
    Narin - Evet. Sen bilmiyordun?
    Sıla - Hayır. Kimse bana hiçbir şey söylemedi.
    Narin - Oooo. Sen nasıl duymadın? (Nerden ve kimden duyacaktıysa. Sanki kız hayatı boyunca burda yaşadı ) Abimle Yezda’nın aşkı destan olmuştur. Herkes hala anlatır birbirine. (Sıla bozulur) Yezda Şervanların ağa kızı. Güzelliği bütün Mardin’in dilindeydi. (Daha da çok bozuldu Sıla). Abimde bir düğünde görmüş onu. Görür görmez de sevdalanmış. Yezda da abime tabi. Ama zorlu bir sevda onlarınki. Şervanların mezhebi farklı bizden. Ne bizimkiler onları ister, ne de onlar bizi. Üstelik bir de kan davası vardır aramızda. Yılladır devam eder. Şervanlar benim dedemi öldürmüşler. Ama abim ne kan davasına ne de mezhep ayrılığına kulak astı. Yezda’yla evlenebilmek için babamı karşısına aldı. Üç köyü birbirine kattı. Geleceğinden vazgeçti. Yezda da abimde sevdaları için canlarını hiçe saydılar.
    Yezda’nın babası - Yezda! Eğer ki o eli tutarsan buradan ikiniz de canlı çıkamazsınız!
    Narin - Onların aşkına kimse karşı duramadı. Düğünleri, şölenleri dillere destan oldu. (Sıla bozulup kafasını çevirdi) Abim Yezda’yı, Yezda da abimi mutlu edebilmek için iki dünyayı bir araya getirirlerdi. Gerçi birşey yapmalarına da gerek kalmazdı zaten. Onların sevdası bakışlarında saklıydı. Yezda bu eve gelin geldiği günden itibaren bir gün olsun elini tarağa vurmadı. Abim her sabah, her akşam öyle öpe okşaya taradı saçlarını.
    Sıla (Gözlerini inanmaz bir ifadeyle açarak) - Boran?
    Narin - Tabi. Abim sevdiği için herşeyi yapar. Onlar bir başkaydı hep. (Sıla elbisesini buruşturup duruyor) Yezda da abime kitap okurdu. Çok severdi karısından şiirler, hikayeler dinlemeyi. Zannedersin dünyada bir tek ikisi var.
    Sıla (Kötü kötü etrafına bakarak) - Bu oda onların mıydı?
    Narin - Olur mu hiç öyle şey? Abim böyle birşeye izin verir? Onun odası kilitli. Öldüğü günden beri hiçbir eşyasına dokunulmadı.
    Sıla - Peki neden öldü? …


    Boran - Karımla bizim tek töremiz sevdamız.
    Boran - Senden başka kimseye kadınım demem… Olacaksa senden çocuğum olsun. Başka kimseden istemem. Bir çocuk için senden vazgeçmem….


    Narin - Abim bir daha kendisini böyle sevecek bir kadın istemedi (Sanki her köşe başında bir tane bekliyordu da ) Yezda’nın ölümünden hep kendini suçlu tuttu. Zaten ben birbirini böyle seven başka kimse de görmedim (Sıla ağlıyor) Yezda öldüğünden beri, tam iki yıldır onun ölüm yıldönümünde gidip o uçurumdan güller bırakır. (Sıla Boran’ın kendisine gül verişini hatırlar)
    Sıla - Narin o güllerden bir tane de bende var.


    Boran - Ne oldu Aziz? Gitmiş mi?
    Aziz - Gitmiş tabi ağam. Başka çaresi var mı ki?
    Boran (Memnun) - İyi.


    Narin - Abim Yezda’ya baktığı gibi kimselere bakmadı. Anam çok uğraştı tabi bir daha evlensin diye. Tek oğul ya. Soyumuz yürüsün diye. Ama abim karşı çıktı. ‘Yezda’dan sonra hayatıma başka kadın giremez. Ben kimseye karım, kadınım demem’ dedi. (Sıla’nın sessizliğini görünce) Tabi bunlar senden önceydi. (Sıla Narin çıktıktan sonra bu sözleri hatırlayarak yüzüğünü takar)


    Amca - Hayırdır oğlum hayır. Şer bizde ne arar?
    Boran - Barış için gönderdiği hediye bile çok şey anlatıyor amca. Biz Cihan’la iki dünya bir araya gelse de anlaşamayız.

    Celil - Bu ne yav! Herkes keyfimin kahyası olmuş.


    Emre - Kocan olacak o adam tehdit etti beni. Adamları da zorla uçağa bindirdiler. Ama geri döneceğim. Bu sefer yalnız değil tabi.
    Sıla - Emre sakın gelme. Ben seni tekrar arayacağım. Ben aramadan sakın gelme…
    Emre - Sıla sen daha durumu anlayamadın galiba. Senin emrinde şu anda 8000 kişi çalışıyor, 7 tane fabrika senden direktif bekliyor.


    Boran (Odaya girer) - Rahatsız olma. Birşey alıp çıkacağım.
    Sıla - Eşofmanlarını mı arıyorsun? Burda. (Yüzüğünü gözüne sokarak uzatır)
    Boran - Niye taktın?
    Sıla - Kevser Hanım tak dedi. Karısısın sen onun, kadını dedi, ben de taktım. (Boran eşofmanı alıp döner). Hemen yatacak mısın?
    Boran - Niye sordun?
    Sıla - Biraz sıkıldım. Yürüsek mi acaba? Merak etme, kaçmayacağım. Korumaların da gelir istersen.
    Boran (Eşofmanı yatağa bırakır, yürür. Sıla bozulur) - E hadi. Yürümek istemiyor muydun? (Sıla gülümser, utangaç bir ifadeyle bakarak peşinden gelir)
    Boran (Kapıda korumalara) - Siz burda kalın.


    Sıla - Doğduğundan beri burda mı yaşadın?
    Boran - Hayır. Okul için ayrıldım.
    Sıla - Ne okulu?
    Boran - Üniversite.
    Sıla (Kaşları şaşkınlıkla kalkar) - Üniversite mi?
    Boran - Bunda bu kadar şaşıracak ne var?
    Sıla - Şaşırdım işte. Ağaların okumasına gerek yok. Baksana her konuda seni bilirkişi sayıyorlar. (Boran ağa gerçekten güler) Nerde okudun?
    Boran - Ankara’da.
    Sıla - Ciddi misin? Hangi bölüm? Hangi üniversite?
    Boran - ODTÜ. Matematik. Ama yarıda bıraktım.
    Sıla - Neden?
    Boran - Öyle gerekti.
    Sıla (Kollarını ovuşturarak) - Nasıl yani?
    Boran - Baya. Öyle gerekti. Üşüdün sen.
    Sıla (Bu sefer Boran’ın cekedini itirazsız kabul etti) - Teşekkür ederim.


    Sıla - Teşekkür ederim.
    Boran - Ne için?
    Sıla - Ne için olacak? Benimle yürümeyi kabul ettiğin için.
    Boran - Önemli değil.
    Sıla - Dilan?!!!
    Dilan - Abla!
    Sıla - Napıyorsun burda bu saatte?
    Dilan - Koru beni abla.
    Sıla - Neden koruyayım Dilan?
    Boran - Dilan, iyi misin?
    Dilan - Evden kaçtım.
    Sıla - Evden mi kaçtın? Neden? (Boran’a bakar)
    Boran - Hadi içerde konuşalım.

    Dilan - Öyle göründüğüne bakma, bağırı çağırır ama çok yufka yüreklidir babam… Biliyon mu seni gelin ettikleri gece sabaha kadar ağlaştılar anamla.


    Boran (Odaya girerken Sıla’nın yatağın üstünde bordo geceliğiyle bacaklar ortada oturduğunu görünce başını yana çevirir) - Afedersin.
    Sıla - Giyindim zaten.
    Boran (Yatağını yapılmış bulur) - Eline sağlık.
    Sıla - Dilan’nın okula gitmesi için nasıl ikna ettin?
    Boran - Ettim bir şekilde.
    Sıla - Aman aman söyleme zaten. Sizin ağalık yöntemleriniz beni aşar. (Boran ışığa uzanır) Kapatmasan olmaz mı? Rahatsız olmazsan biraz okuyacağım da.
    Boran - Tabi ki rahatsız olmam.
    Sıla -
    zamanla yerleşir yaşadıkların,
    yeniden konumlanır, çoğalır anlamları,
    önemi kavranır.
    bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey,
    çok sonra değerini kazanır.
    yokluğu derin
    ve sürekli bir sızı halini alır.
    Boran -
    oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
    mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır
    Sıla -
    ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    günlerin dökümünü yap
    benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    kim bilebilir ikimizden başka?

    Boran (Sabah Sıla’nın saçını koklarken Sıla uyanınca bozuntuya vermemek için yerdeki gülü uzatır) - Düşmüş.
    Sıla - Bu gülü bana ikinci kez veriyorsun (Boran arkasını dönüp yürür, Sıla gülü koklayıp tekrar kitabın arasına koyar)
    .
    Boran - Ana, gene tutamamışsın kendini. Artık karışma olur mu?
    Kevser - Gene ne kabahat işlemişem?
    Boran - Sıla’ya yüzüğünü tak demişsin. Bırak ister taksın ister takmasın.
    Kevser - Her şeyin sebebi beni belleme oğlum. Ağzımı bile açmamışam. Yüzük müzük lafı geçmedi aramızda. (Boran Sıla’nın yüzük hakkında söylediklerini hatırlar
     
Sıla Dizisi Beğenilen Replikler konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sıla Dizisi resimleri

    Sıla Dizisi resimleri

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  2. Sıla dizisi hakkındaki görüşleriniz

    Sıla dizisi hakkındaki görüşleriniz

    Sıla dizisi hakkındaki eleştirilerinizi ve görüşlerinizi bu başlık adı altında yapabilirsiniz hadi bakalım Sıla severlerin yorumlarını bekliyorum:)
  3. Sıla Dizisi İmzaları

    Sıla Dizisi İmzaları

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. Sıla dizisi reytingleri

    Sıla dizisi reytingleri

    TELE - BAROMETRE 15 EYLÜL 2006 CUMA NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%) 1 IHLAMURLAR ALTINDA [NET] KAND 7,20 20,70 2 A1 KICKBOX SAMPIYONASI TURNUVASI [NET] SHOW 6,70 19,90 3 YALANCI YARIM [NET] STAR 6,20 19,10 4 DONGEL KARHANESI (T.S) [NET] ATV 5,30 16,00 5 SILA [NET] ATV 4,10 13,70 TELE - BAROMETRE HEDEF KİTLE : A/B 15 EYLÜL 2006 CUMA NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%) 1...
  5. Sıla Dizisi Tanıtım

    Sıla Dizisi Tanıtım

    Yapım: Fm Yapım Öykü: Gül Oğuz Senaryo: Sema Ergenekon, Eylem Canpolat Yönetmen: Gül Oğuz Oyuncular: Mehmet Akif Alakurt, Cansu Dere, Zeynep Eronat, Menderes Samancılar, Fatoş Tez, Fatoş Sezer, Muhammed Cangören, Kartal Balaban, Devrim Saltoğlu, Cemal Toktaş, Boncuk Yılmaz, Tayanç Ayaydın Konu: Mezopotamya'nın bereketli toprakları. Hiçbir penceresi birbirine bakmayan,...

Sayfayı Paylaş