gebe
  1. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL

    Sinop Şehir Tanıtımı

    Konu, 'Şehirlerimiz' kısmında aSqimSin tarafından paylaşıldı.

    sinop şehir merkezi sinopun rakımı sinop hilal pansiyon harf devrimi ile ilgili resimler gümüşhacıköy çiftetellisi Sinop Genel Bilgi

    Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Sinop, doğusunda Samsun, güneyinde Samsun ile Çorum, batısında Kastamonu, kuzey ve kuzeydoğusunda da Karadeniz ile çevrilidir. Aynı zamanda Sinop, Anadolu’nun Karadeniz’e uzanan en kuzey kesiminde, Boztepe Burnu ve Yarımadası üzerinde kurulmuştur. Sinop orta yükseklikteki dağlık alanlardan oluşan coğrafi bir yapıya sahiptir. Üç sıra halindeki Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzeydeki ilk iki sırasının doğu kesimleri il sınırları içerisinde kalır. İlin orta kesimini İsfendiyar Dağları olarak tanımlanan Küre Dağları, güneyini de Ilgaz Dağlarının doğu uzantıları engebelendirmektedir. Küre Dağları 3. Jeolojik zamanın başlarında meydana gelen Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerindedir. Bunlar yüksek genç dağlar olup, diğer dağlar kadar aşınmaya uğramamışlardır. Bu dağların en yüksek noktası Küre Dağları üzerindeki Zindan Dağı (1.717 m.), Ayancık’ta Çangal Dağı (1.605 m.) ve Boyabat’daki Dranaz Dağıdır (1.345 m.). Bu engebeli alanlar dışında il topraklarının büyük bölümü platolar halindedir. Buradaki dağlık alanlar ve platolar zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.

    Karadeniz’in en girintili ve çıkıntılı kıyılarına sahip olan Sinop’ta Köşk, Kayser, Karakum, Selamet, Boztepe, Sinop, Feryat, Bozburun, İnce, Güllüsu, Usta gibi bir çok önemli burunlar bulunmaktadır. Karadeniz kıyılarının hiçbir yerinde buradaki kadar korunaklı koy ve körfezlere rastlanmaz. Sinop’ta iki önemli liman bulunmaktadır. Bunlardan güneydoğudaki koyda bulunan asıl liman, kuzeybatıdaki Akliman ile Hamzaroz Koyu da eski çağlarda barınak olarak kullanılmıştır. Sinop kıyılarında Sarı Ada, Kara Ada, Tavşan Adası olmak üzere üç tane yerleşime açık olmayan küçük adacıklar vardır.

    Kıyı kesiminin ardında yükselen dağların üst kısımlarında yer yer ormanlarla çevrili yaylalar bulunmaktadır. Bu yaylaların başlıcaları; Yassıalan, Düdekoğlu, Sucuoğlu, Çan, Altınyayla, Kocaoğlu, Mehmetli, Aluç, Dariözü, Yaylacık, Sakızlı yaylalarıdır. Dağlarla kıyı kesimi arasında büyük düzlükler halinde ovalar bulunmaktadır. Sinop ve Boyabat ovaları bunların başında gelmektedir.

    İlde, Boyabat-Durağan yöresindeki Kızılırmak vadisinin dışında büyük vadiler yoktur. Akarsuların kendi adını verdikleri bir çok küçük vadi bulunmakta olup, aynı zamanda ilin arazi yapısını göstermektedir.

    Kuzey Anadolu kırık çizgisi üzerinde yer alan Sinop, 4. derece deprem bölgesindedir. İl alanı genellikle II. Jeolojik Zamanda oluşmuştur. Yarımada, volkanik yapılıdır. Sülük Gölü eski bir volkanik kütledir.

    İl topraklarını Gökırmak, Çatalzeytin Çayı, Ayancık Çayı, Tepe Çayı, Ayardin Deresi, Kanlı Dere, Çakıroğlu Çayı, Kırkgeçit ve Sarımsak Çayları Karasu ve Gebelit Çayları sulamaktadır. İlin güneydoğu sınırlarını çizen Kızılırmak’ın en büyük kollarından olan Gökırmak il sınırları içerisinden kaynaklanmaktadır. Bu akarsulardan Gökırmak Boyabat ovasını sulayıp Kızılırmak’a dökülür. Çatalzeytin, Ayancık, Karasu, Kanlıçay ve Kabalı çayları da Karadeniz’e dökülmektedir. Sinop’ta az sayıda küçük göller bulunmaktadır. Bunlardan Sinop Yarımadası üzerindeki Sülük Gölü, deniz seviyesindeki Sarıkum Gölü, deniz seviyesi altında olan Karagöl ve yarı bataklık halindeki Aksaz Gölü belli başlılarıdır. Ayrıca Taşmanlı ve Bektaşağa göletlerinden sulu tarım için yararlanılmaktadır. Yüzölçümü 5.862 km2 olan Sinop’un, 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 227.933’tür.

    [​IMG]Her mevsim bol yağış alan il toprakları zengin orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır. İlin kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür. Meşe defne, karaağaç, çınar, fındık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan ormanlarla kaplıdır. Ayrıca bu ormanlarda, oldukça gür bir orman altı örtüsü vardır. Bu örtü, defne, ılgın, kızılcık ve çitlembiklerden oluşur. İlin güneyine gidildikçe de bitki örtüsü bozkırlaşmaya başlar.

    Sinop’un kuzey kesiminde Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. İlin güney kesimlerinde ise kıyıya paralel uzanan dağlar nedeniyle, Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalmaktadır. Bu bölgede yağışlar azalır, sıcaklık düşer, Karasal ikliminin etkileri görülmeye başlar. Sahil şeridinde ortalama yağış miktarı 679- 1077 mm.dir. En yüksek sıcaklık 35 C, en düşük sıcaklık -8,4 C.dir. İç kesimlerde ise ortalama yağış 388- 473 mm.dir. En yüksek sıcaklık 41 C., en düşük sıcaklık -10,5 C.dir.

    İlin ekonomisi tarım, ormancılık, hayvancılık, balıkçılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday, mısır, arpa, şeker pancarı, patates, pirinç, soğan, domates, elma, armut ve kestane gelmektedir. Az miktarda tütün ve yem bitkileri yetiştirilir. Hayvancılık önemli bir gelir kaynağı olup, alçak kesimlerde sığır ve manda, platolarda Ankara keçisi ile koyun yetiştirilir. Ayrıca tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır. İlin geleneksel uğraşlarından biri de balıkçılıktır. Açık deniz, kıyı balıkçılığı ve tatlı su balıkçılığı yapılır. Ormancılık ta başlıca gelir kaynakları arasındadır. Kalkınmada ikinci derecede öncelikli iller kapsamına alınan Sinop’ta un, balık unu, balık yağı, çeltik, süt ürünleri, orman ürünleri, dokuma, cam, tuğla, kiremit, çivi, ****l fabrikaları, tekstil, mermer atölyeleri ile yaprak tütün işletmesi bulunmaktadır. Yer altı kaynakları yönünden yoksul olan ilde cam sanayiinde kullanılan kum yatakları vardır.

    [​IMG]Sinop’ta Demirciköy, Kocagöz ve Maltepe Höyüklerinde Prof. Ekrem Akurgal, Prof. Afif Erzen ve Münster Üniversitesinden Ludwıg Budde tarafından yapılan kazı ve yüzey araştırmalarında ele geçen buluntular, yörenin İlk Tunç Çağında (MÖ.3500-2000) yerleşime açıldığını göstermektedir.

    Anadolu’nun en kuzey noktası olarak bilinen İnce Burundaki fenerin batı kesimlerinde kıyını hemen yamaçlarında ele geçen, kesici, yan kazıyıcı, omurgalı kazıyıcı ve yonga parçaları diye adlandırılan taş aletler Üst Paleolitik Çağa (M.Ö. 30.000-10.000) tarihlenmektedir. Müze Müdürlüğünce yürütülen yüzey araştırmasında 44 adet höyük tespit edilmiştir. Bu höyüklerde ele geçen buluntulara göre, özellikle sahil şeridine yakın nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca Kalkolitik Çağ ’dan (M.Ö. 5.500-3200) itibaren yerleşildiğini ve Tunç Çağı boyunca (M.Ö. 3200-1200) yerleşime sahne olduğu görülmektedir.

    Yapılan yüzey araştırması, bölgede M.Ö. XVIII. Yüzyıl ile M.Ö. VIII. Yüzyıl arasında yerleşim izine rastlanmadığını bu dönemin Sinop için karanlık bir dönem olduğunu ortaya koymuştur. Hitit metinlerinde adı geçen Kaşkaların bölgede yaşayıp yaşamadıklarını gösteren arkeolojik bir bölge henüz saptanabilmiş değildir. Araştırmanın ortaya koyduğu bir gerçek de Sinop’ta İlk Tunç yerleşimlerinin büyük bir yangın sonucunda terk edildiği ve bu dönemden itibaren M.Ö.VIII.yüzyıla kadar karanlık bir dönemin başladığıdır.

    Hititlerin önemli bir yerleşimi olan Sinop’ta Sinuwa (Sinope) kenti bulunuyordu. Kuruluş tarihi kesinlik kazanamamakla beraber; Sinuwa’nın (Sinope) hangi tarihte kurulduğu bilinmemekle birlikte, Hititler döneminde, Karadeniz kıyılarının en önemli kentidir. O dönemde, Anadolu’nun doğu-batı ekseni arasında ulaşımı sağlayan ana yol, Hattuşaş’tan geçip Ephesos’da denize ulaşıyordu. Sinuwa’nın o çağda gelişebilmesi de yalnız, Hattuşaş’ı Karadeniz’e bağlayan yolun ucunda olmasından kaynaklanıyordu.
    MÖ. 756 yılında Milet’ten ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen Miletoslu göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop’un ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. Antik Çağın ünlü düşünürlerinden Diogenes’in (Diojen) Sinop’ta doğmuş olması da kentin önemini arttırmıştır.

    Sinop ve civarına yayılan Lydia ve Kimmer egemenliğinden sonra Sinop’a ikinci bir kolonizasyon hareketi yapılmıştır. MÖ.630’da Lydialıların 546’da Persler tarafından yıkılmasına kadar süren dönemde Sinop tarihi karanlıktır. Perslerin Karadeniz kıyılarındaki şehirleri nasıl idare ettikleri kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, varlıklarını koruyan bu şehirlerin Perslerin atadıkları Tiranlara vergi ödedikleri sanılmaktadır. Sinop bu dönemde önce Kapadokia Satraplığı, daha sonra da Pontus Kapadokiası sınırları içerisinde kalmıştır. MÖ.V.yüzyılda Sinop yöresi Perikles yönetimine bağlanmıştır.

    Büyük İskender’in Persleri 334 ve 332’de yenmesinden sonra yöre Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir. İskender’in ölümünden sonra Seleukosların yönetimine giren yöre, MÖ.III.yüzyılda Pontus Krallığının hakimiyetine girmiştir. MÖ.I.yüzyılda Karadeniz kıyılarının büyük bir bölümü ile birlikte Sinop’a da Romalılar hakim olmuştur. İmparator Cesar zamanında şehre maddi yardımlarda bulunulmuş ve kentin daha gelişip büyümesi sağlanmıştır.

    Bizans dönemi konusunda tarihler Sinop’la ilgili yeterli bilgi vermemektedir. Bununla beraber, Genç Pliny’nin Trajan’a yazdığı bir mektuptan Sinop’ta çok sayıda Hıristiyan’ın yaşadığı anlaşılmaktadır. İdari olarak Armeniakon ve Pontus Themalarında dinsel olarak da Hellenpotos Metropolitliğine bağlı olarak gösterilen Sinop’ta günümüzde harabeleri bulunan Balatlar Manastır Kilisesi’nin VI. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Bizans döneminde askeri önem kazanan Sinop’un kale içine çekildiği ve tarih boyunca gelişmiş bulunan ticaret ve kültürünün dinsel bazı olaylar nedeniyle gerilediği sanılmaktadır. Iustinianus zamanında Sinop’un kaleler, su yolları, köprüler ve kiliselerle geliştirildiği ancak, kısa süre sonra ortaya çıkan Arap istilaları bu gelişmeyi engellemiştir. İstanbul’un Latinler istila edilmesinden sonra I. Andronikos’un torunlarından Komnenoslu Aleksios ve David yönetiminde Karadeniz’in güneydoğu kıyısında Trabzon Rum Devleti kurulmuştur

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Paflagonya ve Sinop çevresi Süleyman Şah’ın komutanlarından Karatekin tarafından 1085’te Bizanslılardan alınmıştır. Bundan sonra yöre Bizanslılar ve Selçuklular arasında siyasi çekişmelere neden olmuştur. XIII.yüzyılda Sinop yöresi Trabzon Rum İmparatorluğu’na bağlanmışsa da Anadolu Selçukluları yöreyi yeniden ele geçirmiştir. Moğolların Anadolu’yu işgalinden sonra sürekli el değiştiren Sinop, 1277’de Pervaneoğullarına, 1322’de Candaroğullarına bağlanmış 1461’de de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    Osmanlı döneminde Gelibolu ile birlikte Sinop’ta deniz üssü olarak kullanılmış ve Kastamonu sancağına bağlanmıştır. XVI.yüzyılda Celali ve Suhte ayaklanmaları şehre zarar vermiş, 1614’te Kazaklar buraya saldırmışsa da Karadeniz muhafızı İbrahim Paşa onların şehri almasını engellemiştir. Kazakların Sinop’a yönelik saldırıları Sultan IV.Murad döneminde sona erdirilmiştir.
    XVIII. Yüzyıl sonlarında Rusların Kırım’ı işgalleri sırasında Sinop’ta tersanenin yoğun olarak gemi yapımında çalıştığını Osmanlı arşivlerinden öğrenilmektedir. 1853 yılında Rus donanması tarafından yapılan Sinop baskını Osmanlı Devleti ve müttefikleri ile Rusya arasında Kırım Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Kırım Savaşı sonrasında Sinop sancağına Kafkaslardan gelen göçmenler yerleşmiştir. Bu savaştan sonra imzalanan Paris Antlaşması’na göre tarafsız bölge haline getirilen Karadeniz’de Osmanlı Devleti ve Rusya ne tersane ne de donanma bulundurmayacaklardı. Bu anlaşmadan sonra Sinop’ta ufak çapta da olsa tersane faaliyetinin olduğu anlaşılmaktadır. Sultan II.Abdülhamid döneminde Sinop Kalesi hapishane olarak kullanılmıştır.

    XIX.yüzyılda yöre, Kastamonu vilayetine bağlı Sinop sancağının sınırları içerisinde kalmıştır. I. Dünya Savaşından sonra, bağımsız bir Rum Pontus Devleti kurmaya amaçlayan ayrılıkçı çeteler, zaman zaman Sinop yörelerine de saldırmışlardır. Üçüncü Ordu Müfettişliğine ve Milli Mücadeleyi başlatma görevine atanan Mustafa Kemal Paşa, 18 Mayıs 1919 günü Sinop’a uğramış ve buradan Samsun’a hareket etmiştir. Eylül 1919’da şehirdeki küçük İngiliz birliği, Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey’i tutuklamak ve hükümet konağına İngiliz Bayrağı asmak istemişse de, halkın sert tepkisi üzerine bundan vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Sinop ve yöresindeki Milli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin teşkilatlanması Mazhar Tevfik Bey’in gayretiyle hızla gelişmiştir. Sivas Kongresinde alınan karar gereğince, Sinop ve nahiyelerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin birçok şubesi açılmıştır.
    İstiklal Savaşı’nda en çok şehit veren bölgelerden olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra il konumuna getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi Sinop tarihinin en önemli olaylarından biri de, Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Eylül 1928’de şehre gelerek harf inkılabıyla ilgili ilk işareti ve dersi burada vermeleridir.

    Sinopta günümüze gelebilen tarihi eserler: Sinop Kalesi (1215), Balatlar Kilisesi, Muineddin Süleyman Pervane Medresesi (XIII.yüzyıl), Alaaddin Camisi (1267), Saray Camisi (1374), Fethi Baba Mescidi (1353), Ulu Bey Mescidi (1358), Kadı Mescidi (1364), Cezayirli Ali Paşa Camisi, Meydankapı (Süleymaniye) Camisi (1878), Kefevi Camisi (1806), Kaleyazısı Mehmet Ağa Camisi (1062), Seyyid Bilal Türbesi (1280), Gazi Çelebi Türbesi (1322), İsfendiyaroğulları Türbesi, Sultan Hatun Türbesi(1394), Hatunlar Türbesi, Arslan Çeşmesi (1289), Şehitler Çeşmesi, 1853’te Rus donanmasının yaptığı baskın sırasında yaşamını yitiren Osmanlı denizcileri anısına yapılan Şehitlik (1857), Paşa Tabyası, Sinop Tersanesi, Eski Hükümet Konağı, Mektebi İdadi Binası (Öğretmenevi) (1876-1909), Sinop Saat Kulesi ile Eski Sinop evleri bulunmaktadır. Ayrıca Hamsilos Koyu, Akliman yöresi, Mobil ve Korucuk Köyü Mesiresi, Sarıkum, Karakum ilin doğal güzellikleri arasındadır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  2. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Gezgin Gözüyle Sinop





    SİNOP KALESİ:İ.Ö. VIII. Yüzyılda Milet'ten gelerek Sinop'ta yerleşip koloni kuran göçmenler tarafından ilk defa yapıldığı düşünülmektedir. Kaleler VII. Yüzyılda Kimmerlerin istilasından sonra yeniden onarılmıştır. VI. yüzyılda Pers hakimiyetine geçen şehir Pontus Kırallığının önemli bir merkezi olmuş, surlar IV. Mitritathes tarafından bugünkü sınırlarıyla onarılıp geliştirilmiştir. Romalılar ve Bizanslılar döneminde de devamlı onarım görmüştür. 1214 ve 1261 yıllarında Selçukluların eline geçen kale yeniden onarılarak savunmayı güçlendirmek amacıyla iç kale oluşturulmuştur. Sinop şehir surları yarım adanın en dar olan boyun kısmını tamamen çevrelemektedir. Kuzey surları 1800 m. güney surları 400 m. doğu surları 500 m. batı surları 273 m. olmak üzere toplam sur uzunluğu 2973 m.'dir. Sur kalınlığı 8 m. olupyüksekliği 25-30 m. arasında değişir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Kumkapı, Tersane kapı, Yenice kapısı, Tabakhane kapısı, Lonca kapısı ve Deniz kapısından bahseder. Günümüze kadar Kumkapı ve lonca kapısı ayakta kalmıştır. Kuzey surları denizin etkisiyle çok yıpranmıştır. Selçuklular döneminde iç kale 1877 tarihinden itibaren hapishane olarak kullanılmaktadır. 06 Aralık 1997 tarihinde cezaevi yeni hizmet binasına taşınmıştır.

    Sinop’taki Turistik Alanlar
    Akliman Yöresi: Şehrin batısındadır. Kent merkezine 9 km.uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Millî Parklar Başmühendisliğince düzenlenen Akliman Piknik alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanında ormanla deniz içiçedir.
    Hamsilos Koyu:Yemyeşil ormanı, denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyu ve civarı bir doğa harikasdır. İl merkezine ll Km. uzaklıktadır.
    Akliman-Hamsilos yöresi Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında 1.derecede Doğal Sit alanı ilan edilmiştir.

    Mobil Ve Korucuk Köyü Mevkiileri: Sakin denizi ve tertemiz kumsalları vardır. Bakanlığımızdan Belgeli tesisler restaurantlar, kamp ve karavan yerleriyle geniş bir hizmet alanı sağlamıştır. İl Turizminin en yoğun olduğu çevredir.

    Sarıkum: Deniz, orman ve göl ve çöl bir aradadır. Çeşitli av hayvanları vardır. Orman Genel Müdürlüğünce Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. İl Merkezine 21 Km.uzaklıktadır.
    Karakum: İl Merkezine 2 Km.uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Adını ince simsiyah volkanik kumundan almıştır.
    Kamu ve özel kişilere ait otel, tatil köyü, kafe, restaurant, bungalow tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır.
    Tarihsel Ve Kültürel Çevre: Birçok medeniyetlerin gelip geçtiği Sinop’ta tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerle tabii güzellikleri bir arada görmek mümkündür.

    Sinop Müzesi:Şehrin Merkezinde bulunmaktadır. Sinop kazılarında ve çevresinde bulunan eserler sergilenmektedir. Müzede Prehistorik, Herenistik, Roma, Bizans, Etnografik eserler ile Sinop çevresinde toplanmış ikonalar bulunmaktadır.

    Sinop Kalesi: M.Ö.7.yy.da şehri korumak amacıyla yarımada’nın üzerinde kurulmuştur. Roma,Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde bir bölümü hala ihtişamını korumaktadır. 2050 m. Uzunluğu, 25 m. Yüksekliği, 3 m. Genişliği ve iki ana giriş kapısı bulunmaktadır.
    Balatlar Kilisesi:Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı, 7.yy.da Bizanslılar tarafından kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Mülkiyeti özel şahsa ait arazide bulunmaktadır.

    Alaaddin Camii:
    Sinop’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Selçuklu dönemi eseridir. Büyük bir avlunun güneyinde yer alır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyar oğulları’nın türbeleri bulunmaktadır.

    Paşa Tabyası
    Sinop yarımadası’nın güney doğusunda l9.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmış olup İlimiz turizmine hizmet vermektedir. Diğer bir tabya da Korucuk Tabyası’dır. Bu Tabya özel şahsın mülkiyeti içindedir.

    Eski Sinop Cezaevi - Eski Sinop Tersanesi:Cezaevinin bulunduğu alan Osmanlıların Karadeniz’deki en büyük tersanesiydi. Cezaevi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılmıştır. 1887 yılından beri cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Şu an müze olarak ziyarete açık olan mekanla ilgili olarak gerekli proje çalışmaları Kültür Bakanlığı tarafından devam attirilmektedir. 2001 yılında 100 bin kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

    Şehitlik: Sinop Müzesi bahçesinde olan şehitlik, 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında Sinop Limanı’nda şehit olan denizcilerimiz için yaptırılmıştır. Şehitliğin altında şehit denizcilerimizin kemikleri bulunmaktadır.

    Şehitler Çeşmesi:Tersane çarşısındadır. 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında şehit düşen denizcilerimizin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır. Ayrıca İl genelinde çok sayıda cami, türbe, medrese, kaya mezarı vb. gibi görülmeye değer tarihi eserler mevcuttur.

    Özel İdare Karakum Tatil Köyü, Gazi Orman Kampı, Belediye Yuvam Tesisleri, Güney Kamping, Akliman yöresindeki Martı Kamping, Demirkollar Kamping çadır ve karavan turizmine uygun yerlerdir. Her türlü hizmet verilmektedir.
    Av Turizmi

    Avcılık: İl ve ilçelerdeki ormanlık alanlarda her mevsim kurt, çakal, yaban domuzu avlanmaktadır. Yine mevsimine göre yaban ördeği, yaban kazı, çulluk, bıldırcın avlanmaktadır. Av turizmiyle ilgili olarak Orman Bakanlığı’ndan gerekli izin alınmıştır. 2002 yılının ekim ayında av turizmi faaliyetlerine başlanacaktır.

    Balıkçılık: İl Merkezi ile sahil ilçeler Ayancık, Gerze ve Türkeli’de küçük ve amatör balıkçılardan başka büyük tekne, gırgır ve trolcular tarafından balıkçılık yapılmaktadır. Ilde ayrıca olta balıkçılığı için uygun alanlar bulunmaktadır. Konuyla ilgili etüd çalışmaları yapılmaktadır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  3. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop Sözlü Tarih

    Sinop Sözlü Tarih

    Bey kızı söylencesi:Sinop Beylerinden çok güzel bir kızı vardır.Dönemin ünlü bilginlerinden ders alan kız,ilmiyle çevresinin ilgi ve hayranlığını kazanmıştır.

    Günün birinde bey,kızını evlendirmeye karar verir.Ülkesinin her yanına tellallar salar:

    "Kızımla evlenecek yiğit,kızım gibi bilgili olmalıdır.Üç ay sonra yapılacak sınavda kızım tek soru soracak ,bilen damadım olacaktır.

    Ülkenin kendine güvenen beyleri delikanlıları büyük bir hazırlığa girişir.Gün gelir çatar herkes kızın karşısına dizilmiştir.Aralarında saz benli bir delikanlı dikkatini çekmiştir.Herkesin heyecanına karşın delikanlı bir an gözleriin kızdan ayırmaz,kız da onu görmüş ve dikkatini çekmiştir.

    Sınav başlar kız sorusunu sorar"Evrende bilgiden üstün ne vardır?" Herkes sırayala yanıtlar.Sıra saz benizli delikanlıya geldiğinde gözlerini kızın gözlerinden ayırmadan "Sevda vardır ,sevda sultanım" der."Bilgiden de üstün Sevda vardır,Bilim sözdür,sözde kalır,bilim bilgidir,öğrenilir,Sayıysa sayı,Ölçüyse ölçüdür.Ama sevdan ne gözde ne kitaplardadır.Şu anda ben oyum.Sevdanın ta kendisiiym.bunu benden başka kimse bilemez,kimse de ıkumakla öğrenmekle benim gibi olamaz."Sınavı kazanmıştır,görkemli bir törenle evlenip muradına ereler.

    Sarı kum gölü söylencesi:Bir zamanlar, günümüzdeki Sarıkum Gölü'nün yerinde bir köy vardır.Günün birinde köye bir derviş gelir.Bir kaç kapı dolaştıktan sonra evinin önünü süpüren bir kadına "Açım beni doyur" der. Kadın kocasının değirmene gittiğini,unları,katıkları bulunmadığını çocuklarını kandırmak için ateşe külden çörek attığını söyleyince ermiş onu getirmesini söyler.Kadın getirir.Ermiş çöreği kırar,Çörek mis gibi buğday ekmeği olmuştur. "Çocuklarına ver yesinler" deyip kadını atının terkisine alır.Ardına bakmamasını söyler.Biraz gittikten sonra kadının aklına çocukları gelir.Dönüp bakar ki köy sular altında.Ağlayıp dövünmeye başlar.Sözünü tutmadığı için ermiş "taş ol" diye onu kargışlar.Kadın attan düşer,taş olur,köyün yerinde de Sarıkum Gölü oluşur.
    Gazidere Çayı üzerindeki Kayalara ilişkin söylenceSinop'tan Boyabat'a Gazi Dere Çayı Üzerindeki bir köprüden geçilerek girilir.Köprünün batısında birbirine çok yakın iki kaya kütlesi dikkati çeker Gazi dere çayı bu iki kaya arasından sıkışarak geçiyor gibidir.Soladaki daha eğimli ve alçak kayaya ilişkin söylence şudur: Düşmanlaradan kaçan Hz.Ali bu kayanın önlerine gelir.Kaya geçit vermez.Düşmanlar yaklaşmaktadır.Hz.Ali Kılıcını çekip vurur,yarılan yerden karşıya geçer.Düşmanları öte yanda kalmıştır.Daha alçak kayadaki at izlerinin o günden kaldığına inanılır.
     
  4. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Cami ve Mescitleri

    Sinop Cami ve Mescitleri


    Alaüddin (Alaeddin-Ulu Cami) Camisi (Merkez)
    Sinop il merkezinde bulunan bu cami Ulu Cami, Büyük Cami ve Alaüddin Camisi isimleri ile de tanınmaktadır. Sinop’un en büyük camisi olan bu yapının, Selçuklu Sultanı I.Alâüddin Keykubat tarafından 1214 yılında yapımına başlanmış ve Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 yılında tamamlanmıştır. Candaroğlu Beyi Beyazıt tarafından 1385 yılında genişletilmiş, Sinop Mutasarrıfı Tufan Paşa tarafından da 1851 yılında da onarılmıştır.

    İbni Batuta Sinop’a geldiği zaman bu camiyle ilgili seyahatnamesinde şunları yazmıştır:

    “Sinop’un camii en güzel mescitten biridir. Ortasında bir su havuzu bulunur. Bu havuzun fevkinde, dört ayak üzerine mebni bir kubbe mevcuttur. Her ayağın yanında rühamdan iki sütun mevzuudur. Bunların fevkinde bulunan mahfile ahşap bir merdiven ile çıkılır. Bu, Sultan Barvana İbni Sultan Alâüddin Rumi’nin eseri binası olarak, mumaileyh Cuma namazını meskûr kubbenin üstünde edâ ederdi. Badehû oğlu, Gazi Çelebi canişini oldu. Onun vefatında salihfülbeyan Sultan Süleyman Sinop’u zaptetti”.

    Selçuklu dönemi plan tiplerine uygun olarak enine uzanan dikdörtgen, 22.00x66.00 m. ölçüsünde, duvarları bir sıra tuğla, bir sıra kesme taştan yapılmıştır. İbadet mekânının üzeri beş kubbe ile örtülmüş, bahçesine şadırvan, İsfendiyaroğulları zamanında da avlunun kuzeyine İbrahim Bey’in türbesi yapılmıştır.

    Caminin kuzey yönünde 12 m. yüksekliğinde bir duvarla çevrilmiş 30x79 m. ölçüsünde bir avlu vardır. Bu avlunun kuzey, doğu ve batıya açılmış üç kapısı bulunmaktadır. Bu avlunun kuzey ve batı kapıları üzerinde kitabeler bulunmaktadır.

    Kitabe:
    “Yalavacımıza ve kendilerine rahmet olan Allah’ın senâları olan kulun Süleyman Nebi’nin, ey Tanrım bana ve babam da anama ihsan buyurduğun nimete şükredeyim ve hoşlanacağın iyi işi yapayım diye ilham eyle ve beni rahmetinle salâh ehli kullarının arasına koy dedi, yolundaki dua dizisine katılarak sana dua ediyorum. Çünkü sen onun duasına icabet ettin ve ricasını fazlında gerçekleştirdin. Yarabbi aramızı temiz adla birleştirdiğin gibi gönüllerin husulunda ümmetçe aramızı açma. Çünkü rahmetin her istekten daha büyüktür. Rağbeti gerçek olan İslâm dininde akıbetini Tanrı iyi adesi zayıf kulun Mehmet oğlu Ali’nin oğlu Süleyman sana yönelmiştir. Emeli rahmetindedir. Sana niyetini ve emelini arılaştır. Bu bina h.666 (1267) yılının ayında yapıldı.”

    Batı kapısının üzerindeki kitabe h.787 (1385) tarihli olup, Candaroğullarından Celalüddin Beyazıt’ın tamir kitabesidir. Ayrıca bu kitabenin üzerinde h.1267 (1851) tarihinde Sultan Abdülmecit zamanında Mutasarrıf Tufan Paşa’nın onarım kitabesi de bulunmaktadır.

    Camiye avludan beş kapı ile girilmektedir. İbadet mekânının üzeri biri büyük olmak üzere üç kubbe ile örtülmüştür. Ayrıca batı ve doğu yönünden de birer küçük kubbe ile ortadaki üç kubbe desteklenmiştir. Caminin mihrabı beyaz mermerden olup, bezemeli olarak iç içe iki mihrap görünümündedir. Mihrabın çevresi çiçekli kabartmalar halinde çepeçevre Ayatel Kürsü ile çevrilmiştir. Bu mihrap yanındaki minber ile birlikte camiyi onaran Candaroğullarından İsfendiyar Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin minberi büyük kubbenin 1850 yılında yıkılması sırasında harap olmuş, kalan bölümleri İstanbul Türk ve İslâm eserleri Müzesi’ne Trabzon Valisi Sırrı Bey tarafından gönderilmiştir.

    Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu minbere değinmiştir:

    ”Evsaf-ı Mimber-ı cami-i Sinop- öyle bir müsenna ve murassa ibretnümadır ki, sitayişinde kerubiyan bile acizdirler. Lâkin Alâ kaderittaka bu hâkir deryadan katre, güneşten zerre olarak tavsif edeyim. Evvela üstad-ı kâmil bu minberi altı kıt’a mermer-hamdan inşa edip her paresini birbirine öyle mezcetmiştir ki, Kemal-i kuvvet-i basara malik olan hezarfenler bile nazar-ı im’an ile bu taşı muayene etseler her kıt’a taşın birbirine intizaç yerini fark edemezler. Güya yekpare bir minber-i ranâdır. Cenabı İzzet ruyi arzda ne kadar nebatat, Şukufe ve eshar halk etmişse üstat-i mermer yedi tülasını iyan ederek bu mermerde tersim etmiştir ki diyar-ı İslam’da buna muadil bir minber yoktur.”

    Caminin arkasında kesme taştan, yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


    Fetih Baba Mescidi (Merkez)

    Sinop il merkezinde, Hükümet Konağı’nın batısında Meydan Kapı denilen çarşıda bulunmaktadır. Bu mescidi Candaroğulları döneminde, h.754 (1353) yılında İsmail Bin Uslu Bey yaptırmıştır. Mescit çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Mescidin doğusunda Fetih Muhammed Baba isminde bir kişinin mezarı bulunmaktadır.

    Mescidin biri giriş kapısı üzerinde, diğerleri de bu kapının doğu ve batısında olmak üzere üç kitabesi bulunmaktadır. Bunlardan biri dışındaki kitabeler çeşitli etkenlerden zarar görmüş ve okunamayacak duruma gelmiştir.

    Giriş kapısı üzerindeki 0.30x0.15 m. ölçüsündeki kitabe:

    “Eylemiş Feth Muhammed Baba burda tehlil
    Hem gaza hem dahi edvarı hayatı tekmil
    Biri yok söyledi tarhin anın her tafsil
    Merkadü mescidi imar ile oldu tebcil.”

    Giriş kapısının doğusundaki dört satırlık, girift bir nesih yazı ile yazılmış diğer kitabe 0.20x0.50 m. ölçüsündedir. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

    “Şüphesiz mescitler (ibadât) Allah içindir. Allah'tan başkasını çağırmayın. Bu mübarek mescidi, yedi yüz elli dört tarihinde (Allah’ına muhtaç bir kul olan ) İsmail oğlu Uslu Bey yaptı. Allah akıbetini hayır eylesin.”

    Mescit, kare planlı olup, 8.00x8.00 m. ölçüsündedir. Kesme taştan yapılmıştır. Üzeri yakın tarihlerde yapılan onarım sırasında kurşun çatı ile örtülmüştür. Orijinal üst örtünün nasıl olduğu bilinmemekle birlikte, tromp kubbeli olduğu sanılmaktadır. Bugünkü durumunda cephe taşları da değiştirilmiş ve buraya yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Mimari yönden özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.


    Kadı Mescidi (Merkez)

    Sinop il merkezi, Tuzcular Caddesi’nde bulunan Kadı Mescidi, kitabesinden öğrenildiğine göre 1364 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında Kadı Mescidi olarak tanımlanmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesi:

    ”Şüphesiz mescitler Allah içindir. Allahtan başkasını çağırmayın bu mescidi…… 766 (1364) yılının Muharreminde yaptırdı.”

    Bu kitabeden de anlaşılacağı gibi mescidin banisinin kim olduğu okunamamıştır. Mescit kesme taş ve moloz taştan, 7.75x7.75 m. ölçüsünde kare planlıdır. Uzun süre harap bir durumda olan mescit, 1940’lı yıllarda onarılmıştır.

    Mescidin batısında Sarımüddin Alp Saru isimli bir kişinin mezarı bulunmaktadır. Büyük olasılıkla da bu mezarda gömülü olan Sarımüddin Alp Saru’nun mescidin banisi olduğu sanılmaktadır.


    Ulu Bey Mescidi (Merkez)

    Sinop, Cami-i Kebir (Müftü) Mahallesi’nde, Alaüddin Camisi’nin de kuzeyinde bulunan bu mescit, Müftü Mescidi olarak tanınmaktadır. Vakıf kayıtlarında da mescidin ismi Ulu Bey Mescidi olarak geçmektedir. Ulu Bey, Sinop ümerasından olup, bazı kayıtlarda Sinop fatihi olarak gösterilmektedir.

    Mescit moloz taştan 7.40x8.30 m. ölçüsünde, kareye yakın dikdörtgen planlı, üzeri çatılı iki katlı bir yapıdır. Mimari bir değeri bulunmayan mescidin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber mescidin doğusundaki çeşme üzerinde Ulu Bey Bin Gündüz tarafından h.760 (1358) yılında yapıldığı yazılıdır. Bu mescidin de çeşme ile aynı tarihte yapıldığı sanılmaktadır. Yanındaki minaresi kare kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


    Saray Camisi (Merkez)

    Sinop Tersane Çarşısı’nın arkasında bulunan bu camiyi, kitabesinden öğrenildiğine göre 1374 yılında Candaroğullarından Celalettin Beyazıt Bey yaptırmıştır. Halk arasında Saray Camisi olarak tanınmaktadır. Caminin bitişiğindeki Hükümet Konağı veya Saraydan ötürü bu ismin camiye verildiği sanılmaktadır.

    Cami kuzey cephesindeki giriş kapısı üzerinde 1.00x0.50 m. ölçüsünde üç satırlı nesih yazılı kitabesi bulunmaktadır:

    ”Allahın mescitlerini, ancak Allah ve Ahret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler yapar. Bu mescit, yedi yüz yetmiş altı yılı Zilhiccenin, ortalarında dinin bayrağını yücelten Sultan Celalettin Bayezit Beyin zamanı devletinde yapıldı.”

    Cami kesme taştan kare planlı olup, ibadet mekânı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Mihrap niş şeklinde olup, yapıldığı döneme ait bezemelerle süslenmiştir. Son zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle özelliğinden oldukça uzaklaşmıştır.


    Aslan Camisi (Merkez)

    Sinop il merkezinde, Aslan Camisi Mahallesi’nde bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre; Usluoğlu İsmail tarafından h.752 (1251) tarihinde yaptırılmıştır.

    Kitabe:

    ”Hz.Peygamber, her kim Allahu Teala için bir mescit yaparsa Allah onun için cennette bir köşk yapar buyurdu. Bu mübarek mescidi 752’de Usluoğlu İsmail yaptırdı. Allahın ihsanına nail olsun.”

    Cami kesme taştan 11.00x13.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Mihrabı 2.50 m. derinliğindedir. İçerisindeki Selçuklu dönemine ait bezemeler daha sonra boyanmış ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

    Selçuklu dönemine ait ahşap kapısı, döneminin ağaç işçiliği yönünden önemli bir eserdir.


    Süleymaniye (Meydan Kapı) Camisi (Merkez)

    Sinop il merkezi, Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Vakıf kayıtlarında ise Şeyh Ömer Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir.

    Yapı kesme taş ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Mihrap niş şeklinde olup, orijinalliğini bütünüyle yitirmiştir.

    Caminin en ilginç yönü ahşap minaresidir. Minare kaidesi çatı hizasından daha yüksekte olup, bunun üzerine çokgen gövdesi oturtulmuştur. Şerefenin üzeri direklerin taşıdığı ahşap çatı ile örtülmüştür.


    Seyyid Bilal (Cezayirli Ali Paşa) Camisi (Merkez)

    Sinop il merkezinde bulunan bu camiyi Cezayirli Ali Paşa 1867 yılında yaptırmıştır. Sultan II.Abdülhamit tarafından 1896 yılında onarılmıştır.

    Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin köşelerindeki kesme taşlar yapıyı desteklemiştir. Cepheler sıvalıdır. Altlı üstlü yuvarlak kemerli her cephede ikişer pencere ile ibadet mekânı aydınlatılmıştır. Caminin bir kuzey cephesinde, diğeri de yan cephesinde olmak üzere iki girişi vardır. Bu girişler ahşap sundurmalıdır.

    Minaresi kesme taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


    Kaleyazısı Mehmet Ağa Camisi (Merkez)

    Sinop Kaleyazısı Mahallesi, Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu camiyi kitabesinden öğrenildiğine göre; h.1062 (1657) yılında Kaleyazıcısı Mehmet Ağa yaptırmıştır.

    Cami dikdörtgen planlı moloz taştan yapılmış olup, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Sokak içerisinde bulunan caminin ön cephesinde altlı üstlü ikişer penceresi bulunmaktadır. İbadet mekânında sanat tarihi yönünden dikkat çeken bir bezemeye rastlanmamıştır.

    Yanındaki taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi orijinaline uygun biçimde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrolü altında Kayseri’den getirilen kesme taşlarla Bayburtlu Ömer usta ve ekibi tarafından yeniden yapılmıştır.


    Tersane (Hacı Ömer) Camisi (Merkez)

    Sinop il merkezinde bulunan bu caminin talik yazılı kitabesinden öğrenildiğine göre Çerkez Ömer Bey h.1319 (1902) yılında yaptırmıştır.

    Kitabe:

    “Şehinşah-ı Cihaniyanı hazreti Abdülhamit hanın
    Zamanın cami’ul hayrat kılmış kudret-i Mevla
    İbadetgahla mülkü seraga revnakin kıldı
    Uluvu-ü eserine dildadedir alem biser ta’ba
    Bugün Sinop’ta ihya olan şu mescide tarih
    Bu ziba camii Cerkes Ömer Beğ kıldı nev inşa.
    Sene: Muharrem’ül Haram 1319 (1902).”

    Cami, geç Osmanlı devri ampir üslubunda yapılmıştır. Moloz taştan, dikdörtgen planlı bir yapı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. İbadet mekânı ampir üslubun özelliği olan yuvarlak kemer içerisinde ikiz pencereler ile aydınlatılmıştır. Her cephede altlı üstlü ikişer pencere bulunmaktadır. Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde ve mimari yönden bir özellik taşımamaktadır. Yanındaki, minber kanatları üzerinde geç devir motifleri bulunuyorsa da bunların üzeri boyandığından özelliğini yitirmiştir.

    Caminin yanındaki minare taş kaide üzerine yuvarlak, yivli ve kısa gövdeli tek şerefelidir.


    Kefevi Camisi (Merkez)

    Sinop il merkezindeki bu cami kitabesinden öğrenildiğine göre; h.983-989 (1575-1581) tarihleri arasında Şeyh Mahmut Kefevi tarafından yaptırılmıştır.

    Şeyh Mahmut Kefevi, h.926 (1519) yılında Kefe’de dünyaya gelmiş ve Abdülkadir Geylâni’nin müritlerinden Taküyüddin Ebubekir Bin Hayreddin kefevi ile birlikte İstanbul’a giderek oradaki ünlü âlimlerden ders almıştır. Bunların arasında Kaplıca Müderrisi Kadızâde Efendi ile Sahın Müderrisi Abdurrahman Efendi bulunmaktadır. İstanbul’da Molla Gürani Medresesi’nde ders vermiştir.

    Kefevi Camisi dikdörtgen planlı, moloz taş ve kesme taştan yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle mimari özelliğinden oldukça uzaklaşmıştır. İbadet mekânı altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap ve minberinin herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. İç bezemesinin de sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur.

    Caminin yanındaki minare taş kaide üzerine, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli olup, yapıdan ayrıdır. Büyük olasılıkla da bu minare ilk yapıldığı dönem aittir.


    İsmail Bey Camisi (Durağan)

    Sinop ili Durağan ilçe merkezinde bulunan bu cami 1867 yılında yapılmıştır. Cami 1943 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş ve İsmail Usta tarafından yenilenircesine onarılmıştır. Bu yüzden de camiye İsmail Bey Camisi ismi verilmiştir.

    Cami moloz taştan dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Caminin dikkat çeken en önemli yerleri giriş kapısı, minberi ve vaaz kürsüsüdür. Bunlar döneminin ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  5. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    TürbeLeri
    Sinop Türbeleri


    Tayboğa Türbesi (Seyyit Bilal Türbesi) (Merkez)

    [​IMG]Sinop il merkezinde, yarımadanın en yüksek yeri olan Seyit Bilal (Hıdırlık) Tepesi’nde bulunan türbenin Hazreti Hüseyin’in soyundan, yöreye kadar gelen Arap orduları komutanı Seyit Bilal’in şehit olduğu yerde yapıldığı Salim Tezkiresinde yazılıdır. Ancak bunun doğruluğu kesinlik kazanamamıştır. Türbeye yanlış olarak Bilali Habeşi Türbesi denilmişse de bunun gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

    Türbeye Kırım Savaş Şehitliği ile Cezayirli Ali Paşa Camisi’nin içerisinden girilmektedir. Bu türbe Selçuklu Komutanı Tayboğa’ya (Tayyubi) aittir. Tayboğa’nın oğlu Beklemiş tarafından 1280 yılında yaptırılmıştır. Değişik zamanlarda onarım görmüş ve özelliğinden kısmen uzaklaşmıştır.

    Cezayirli Ali Paşa Camisi’nin sol tarafında bulunan ve camiden içerisine girilen türbe, kesme ve moloz taştan 8.50x10.85. m ölçüsünde yapılmıştır. Türbe içerisinde üç sanduka bulunmaktadır. Bu sandukalardan birisinin Seyyit Bilal’e ait olduğu söylenmektedir. Diğer mermer sandukanın iki yanında kitabeler bulunmaktadır.

    Kitabe:

    “Ey Tanrım, bu türbenin sahibi Yaş Beyi diye anılan Hoca Ebu Bekir oğlu Oğul Beyoğlu İlbaşmış’ın oğlu Emir Tayboğa’yı mağfiretine mazhar et. Rahmetli Tayboğa’nın oğlu Emir Beygelmiş h.697 (1297) yılı Recep ayı tarihinde bu makamın imarını emretti.”

    “Dünyasında insanın artırdığı, eksiklikten başka bir şey değildir: Öz bayırdan gayri, kazancı da hüsraban ibarettir. Elde edilen her sene, kökü olmayan bir taddır. Çünkü manası, hakikatte yokturlar. Ey çabalaya çabalaya dünya yıkıntılığını onaran, Tanrı hakkı için söyle, ömür yıkıntılığı için bayındırlık var mıdır. Dünyadan ve onun süsünden el çek. Önünde sonunda duruluğu bulanıklıktır. Kavuşma ise ayrılmadır.”

    Türbedeki diğer sandukaların kime ait oldukları tespit edilememiştir. Büyük olasılıkla bunlar aynı aileye mensup kişilere aittir.


    Gazi Çelebi Türbesi (Merkez)

    Sinop il merkezinde bulunan Gazi Çelebi Türbesi büyük dedesi Muinüddin Süleyman Pervane’nin yaptırmış olduğu medresenin sağ tarafında, küçük bir bahçe içerisinde bulunmaktadır. Buraya medreseden küçük bir kapı ile girilmektedir.

    Muinüddin Süleyman Pervane’nin 1277’de Abaka Han tarafından idam edilmesinden sonra Gazi Çelebi Pervane oğullarının son hükümdarı olarak burada bir devlet kurmuştur.

    Mezarın bulunduğu kısmın ilk yapılışında üzerinin kapalı olduğu duvardaki izlerden anlaşılmaktadır. Gazi Çelebi’nin mezar taşı Selçuklu üslubunda yapılmış uzun bir mermer sandukadır. Sandukanın baş ve ayak taşlarında Gazi Çelebi ile babasının isimleri ve ölüm tarihleri yazılıdır.

    Sandukanın kitabesi:

    “Bu kabir, yedi yüz yirmi iki yılında ölen Mesut Çelebi oğlu, Gazi Çelebinindir. Allah, Makamını hoş etsin.”

    Sandukanın baş ve ayak taşlarında dualar yazılıdır.


    İsfendiyaroğulları Türbesi (Merkez)

    Sinop il merkezinde, Alâeddin Cami avlusunun kuzeyinde bulunan İsfendiyaroğulları Türbesini, kaynaklardan öğrenildiğine göre Sultan İsfendiyar Bey 1439 yılında yaptırmıştır. Türbenin üzerinde yapım kitabesi bulunmamaktadır. Yalnızca giriş kapısı üzerinde sülüs yazı ile “Herkes ölümü tatacaktır, en son bize geri döndürüleceksiniz” ayeti yazılıdır.

    Türbe içerisinde İsfendiyaoğlu ailesinden irili ufaklı on sanduka bulunmaktadır. Bunlardan altı sandukanın üzerinde kitabeler bulunmaktadır. Bu sandukalar İbrahim Bey’in annesine (1445), İbrahim Bin İsfendiyar Bey’e (1443), İsfendiyar Bey’in kızı Sait Baht Hatun’a (1459), İsfendiyar Bey’in oğlu Yahya’ya, Celalettin Kötürüm Bayezit’a (1459), Şücaettin Süleyman Paşa’nın oğlu İbrahim Bey’e aittir.

    Türbe kesme taştan, 20.00x20.00 m. ölçüsünde kare planlı bir alan içerisinde 16.25x8.20 m. ölçüsündedir. Türbenin üzeri tromplu dıştan yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Türbede bezeme unsuru olmamakla beraber, sandukaların baş ve ayak taşları bitkisel bezemeli taş oyma olarak Türk mezar mimarisinin en güzel eserleri arasındadır.


    Sultan Hatun Türbesi (Merkez)

    Sinop il merkezinde, Hükümet Konağı’nın arkasında bulunan bu türbe halk arasında Aynalı Kadın Türbesi olarak da tanınmaktadır. Vakıf kayıtlarına ise, Sultan Hatun Türbesi olarak kaydedilmiştir. Türbenin giriş kapısı üzerindeki kitabede Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’nın kızı Sultan Hatun için 1391 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

    Türbe kesme taştan 8.50x8.50 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri ahşap kırma çatı ile örtülüdür. Türbe kapısı doğu kenarında olup mihrap tarafında da bir pencere bulunmaktadır. Türbe içerisinde iki taş sanduka bulunmaktadır. Ancak bu sandukaların kitabeleri kırıldığından sandukaların kime ait oldukları da kesinlik kazanamamıştır.


    Hatunlar Türbesi (Merkez)

    Sinop il merkezinde, Cezayirli Ali Paşa Camisi’nin kuzey batısında bulunan bu türbede iki sanduka bulunmaktadır. Sandukaların Celalüddin Bayezit’ın oğlu İskender Bey’in eşi ile İskender Bey’in kızı Ture Hatun’a ait oldukları sanılmaktadır. Ancak sandukaların baş taşları kısmen kırık olduğundan sülüs yazılı kitabenin bazı satırlar okunamamıştır. Bunların üzerindeki tarihlere dayanılarak türbenin 1424 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Türbe kesme taştan 6.30x5.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Üzeri tromplu bir kubbe ile örtülmüştür.


    Devlet Hatun Türbesi (Merkez)

    Sinop il merkezi dışında bulunan bu türbe içerisindeki sandukanın kitabesine dayanılarak 1458 yılında ölen Devlet Hatun’a ait olduğu sanılmaktadır.

    Türbe, bahçe içerisinde moloz taşlarla örülmüş bir mezar konumundadır.


    Çeçe Sultan Türbesi (Gerze)

    Sinop ili Gerze ilçesi, Çeçe Köyü’nde bulunan bu türbede sekiz mezar bulunmaktadır. Bunlardan sekiz küçük mezarın Çeçe Sultan’ın kızlarına ait olduğu söylenmektedir. Diğer iki büyük mezar ise Çeçe Sultan ile Çeçe Sultan’ın oğluna aittir. Türbenin giriş kapısının kuzey duvarına bitişik olan mezarın da Çeçe Sultan’ın sancaktarına ait olduğu söylenmektedir.

    Çeçe Sultan Seyit Abdullah’ın oğlu olup, asıl ismi Seyyid Muhammed’dir. Aynı zamanda bu kişinin Hz.Muhammed’in soyundan geldiği ve 12 imamdan Musa Kasım’ın torunu olduğu da rivayet edilmektedir. Çeçe Sultan Malazgirt Savaşı’na (1071) katılmış, Anadolu’nun Türkleşmesinde de büyük yararlılıkları olmuştur.


    Yağbasan Türbesi (Durağan)

    Sinop ili Durağan ilçesi Yağbasan Köyü Alan Mahallesi’nde bulunan bu türbenin kitabesinde Süleyman, Polat, Kutluşah ve Emir-Ül Kebir Hasan Bey’in isimleri geçmektedir. Kitabesinden öğrenildiğine göre türbe 1395 yılında yapılmıştır.

    Türbe kare kaideli olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Duvarlar moloz taş ve kireç harçla yapılmıştır. Doğu yönünde küçük bir kapısı bulunmaktadır. Günümüzde kubbenin üzeri yıkılmış ve harap bir durumdadır.
     
  6. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    MedreseLeri

    Sinop Medreseleri


    Süleyman Pervane Medresesi (Alâüddin Medresesi ) (Merkez)

    Sinop il merkezinde bulunan Süleyman Pervane Medresesi’ni, Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervani 1262 yılında yaptırmıştır. Medrese, Alaüddin Medresesi, Alaiye Medresesi gibi isimler ile tanınmıştır.

    Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan ile II.İzzüddin Keykavus döneminde yapılan savaşlar sırasında Trabzon Rum İmparatoru I. Manuel bir ara Sinop’u ele geçirmişti. Süleyman Muinüddin Pervane Sinop’u yeniden ele geçirmiş ve bunun anısına şehir merkezinde bu medreseyi yaptırmıştır.

    Medrese moloz ve kesme taştan dikdörtgen planlıdır. Giriş eyvanında tek katlı medrese avlusunun iki tarafında odalar sıralanmıştır. Girişin karşısındaki ana eyvan 1889 yılında dershaneye dönüştürülmüştür. Giriş eyvanının iki yanında birer kapı bulunmaktadır. Bu kapılardan sağ taraftakinden Muinüddin Süleyman Pervane’nin torunu ve Mesud Çelebi’nin oğlu Sinop Beyi Altınbaş Gazi Çelebi’nin mezarının bulunduğu 7.00x8.88 m. ölçüsündeki küçük bir bahçeye girilmektedir.

    Giriş eyvanının üzerinde üçgen şeklinde, yedi satırlı ve ince Selçuklu nesihi ile yazılmış etrafı çiçek bezemeli bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeden Sinop’un Selçuklu Sultanı I.İzzüddin Keykavus’un 611 (1214) yılında ele geçirişinden elli yıl sonra istila edildiği ve Süleyman Pervane tarafından geri alındığı belirtilmiştir.

    Kitabe:

    “Allah hüsnü âkibet mazhar etsin. Dini mübine dört elle sarılan ve Allah kelâmına uygun hareket eden, Allahın affına muhtaç, sahibi maali ve mefahir, Mehemmet Oğlu Ali’nin oğlu, Süleyma’nın gayretiyle Sinop şehrinin facir kâfirlerden alınması işi müyeser olunca mumaileyh bu mübarek medresenin yapılmasını emretti. Burasının tamamlanması 661 (1262) yılının aylarına tesadüf etti.”

    Medresenin mimari yönden dikkat çekici özellikleri bulunmamaktadır. Bununla beraber Sinop’ta yapılmış olan tek medrese oluşundan ötürü önem taşımaktadır.

    Medrese 1941-1970 yılları arasında Sinop Müzesi olarak kullanılmıştır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  7. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    ÇeşmeLeri
    Sinop Çeşmeleri


    Aslan Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Meydankapı Mahallesi, Aslan Sokak’ta, Aslan Camisi’nin güneybatısında bulunan bu çeşme Sinop’taki çeşmelerin en eskilerinden birisidir. Değişik zamanlarda yapılan onarımlardan ötürü mimari özelliğini yitirmiştir. Çeşmenin biri batıda, diğeri de kuzey cephesinde olmak üzere iki kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabelere göre çeşme, h.688 (1289)’da Osmanoğlu İbrahim isimli bir kişi tarafından yaptırılmış ve h.1157 (1744) yılında da Boyabatlı Durmuş Molla tarafından onarılmıştır.

    Kuzey cephesindeki nesih yazılı beş satırlı kitabenin mealen anlamı:

    “Fakir Kul Tiflisli Hasan Oğlu Osman’ın Oğlu İbrahim Yüce Tanrının yardımı ve tam yerinde düşen tevkifatiyle 688 yılı Cemaziyelâhir ayında bu çeşmeyi yaptırdı.”

    Batı cephesindeki nesih yazılı beş satırlık onarım kitabesinin mealen anlamı:
    “Yüce Allah her şeyi sudan diri kıldık buyurdu. Ola bu çeşmenin suyunu içen dostlara afiyet olsun. Hayır sahibi Molla Durmuş Boyabatlı h.1157 (1744 ) yılının Cemazılula (Aralık) ayında bu çeşmeyi onarmıştır.”

    Bu kitabenin hattatı Kavukçu Mustafa Çelebi’dir.

    Çeşme, kare planlı kesme taştan yapılmıştır. Önünde yalak taşı bulunmaktadır. Su deposu çeşmenin içerisinde bulunmaktadır.


    Ulu Bey Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Cami-i Kebir (Müftü) Mahallesi’nde Ulu Bey Mescidi’nin doğusunda bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre, Gündüzoğlu Ulu Bey h.760 (1358) yılında yaptırmıştır. Çeşmenin dört satırlı girift sülüs yazılı kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

    ”Bu mübarek çeşmeyi 760 (1368) senesinde beylerin, büyüklerin askerlerin ulusu, sahibi zeamet Gündüzoğlu Ulu Bey yaptırdı. Allah ikbalde daim etsin.”

    Çeşme kesme taştan 4.20x3.20 m. ölçüsündedir.


    Şehabüddin Ağa (Tayboğa) Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Cami-i Kebir Mahallesi’nde, Aşağı Hamam Yokuşu üzerinde bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre, Şahinoğlu Şahabüddin Ağa h.833 (1430) tarihinde yaptırmıştır.

    Çeşmenin beş satırlı son derece girift ve ince bir nesihle yazılmış olan kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

    “Bu mübarek çeşmenin yapılmasını ve tatlı suyun çıkarılmasını, h.833 (1430) yılı Şaban'ın da Şahabüddin Memluk emretti. Allah kabul etsin ve ondan razı olsun.”

    Çeşme tek cepheli, 2.70x3.00 m. ölçüsündedir. Kesme taştan yapılan çeşme biri düz, diğeri de iç bükey iki silme ile çevrelenmiştir. Çeşmenin ayna taşı bir kemer içerisine alınmıştır. Burası üç dizi taş sırası ile örülmüş, üzerine kitabe, altına da çeşmenin musluğu yerleştirilmiştir. Kitabenin sağ ve soluna Selçuklu üslubunda kabartma olarak geometrik bezemeli iki mermer levha yerleştirilmiştir. Çeşmenin yuvarlak kemeri altına da yalak kısmı eklenmiştir.


    İsmail Bey (Demirli Mescit) Çeşmesi (Merkez)

    Sinop’un kuzeyinde bulunan bu çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre h.853 (1448) yılında İsmail Bey tarafından yaptırılmıştır. Çeşmenin altı satırlık kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

    ”Bu mübarek çeşmenin yapılmasını h.853 (1448) yılının Cemaziyelevvelinde İbrahim oğlu Sultan İsmail, Allah devletini daim kılsın yaptırdı.”

    Çeşme kesme taştan 2.50x2.50 m. ölçüsündedir. Yuvarlak kemerli çeşmenin ayna taşı içerisinde elips şeklinde kitabe, onun altına da musluk ve yalak eklenmiştir. Çeşmenin bütünü dikdörtgen kabartma bir kuşakla çevrelenmiştir.


    Kefevi Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Kefevi Mahallesi’nde, Kefevi Camisi’nin batı duvarında bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre h.1267 (1851) yılında Sinop mutasarrıfı Ömer Tufan Paşa yaptırmıştır.

    Kitabe:

    “Hazreti Tufan Paşa sahib-ül hayrat kim
    Yaptı mahza hayr için bu çeşme sâri-muhkemi
    Efzalûl imal saki almai-hadisin guş idüb
    Bu eserle kıldı icra emri fahr-ı âlemi
    Biri çıktı Şakira bu resma tarihin dedi.
    Sıhhat olsun gel bu vâla çeşmeden iç zemzemi (1267).”

    Çeşme günümüze orijinalliğinden oldukça uzaklaşmış durumda gelebilmiştir. Bugünkü çeşme kesme taştan düz bir duvar ve bunun iki yanında yuvarlak iki sütundan meydana gelmiştir. İki sütun arasına ayna taşı ve yalak yerleştirilmiştir. Üstündeki kırık hatlardan anlaşıldığına göre ahşap bir çatı ile örtülü idi.


    Kethüda Mehmet Ağa (Bilal-Balat) Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Ada Mahallesi, Kemalettin Sami Paşa Caddesi üzerinde bulunan bu çeşme, Osmanlı döneminde Kethüda Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Çeşme kitabesinde tarihlerin yazıldığı bölüm kırıldığından hangi tarihte yapıldığı kesinleşememiştir.

    Çeşme sarı kesme kalker taşından yapılmış olup, 3.50 m. uzunluğunda, 3.00 m. genişliğindedir. Cephesi iki ayak üzerine sivri kemerlidir. Bu kemerin içerisine kitabesi, ayna taşı ve altına da yalak taşı yerleştirilmiştir. Ayrıca ince, basit silmelerle de çevrelenmiştir.


    Reci Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Yeni Mahalle Varıncı Sokak’ta bulunan bu çeşmenin orijinal yapım kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Ancak sonradan yeni Türkçe harflerle yzılmış bir kitabeden 1908 yılında yaptırılıp, Sinop Valiliği tarafından 1989 yılında onarıldığı yazılıdır. Yapı üslubundan Osmanlı çeşmelerinden farklı bir mimaride olup, XIX.yüzyıl sonu ve XX.yüzyıl başlarına ait batı sanatı etkisinde yapıldığı görülmektedir.

    Çeşme kesme taştan, dikdörtgen planlıdır. Köşe çeşmesi veya meydan çeşmesi plan tipindedir. Kuzey cephesinin köşelerine dikdörtgen kaideler üzerine duvara gömme payeler oturtulmuştur. Bu payelerle kademeli üst örtü birleştirilmiştir. Payeler üzerindeki duvar blokları diş kesimi ile çeşmeyi çepeçevre kuşatmaktadır.


    Bekir Paşa Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Ada Mahallesi, Kemalettin Sami Paşa Caddesi Kaynak Yolu üzerinde bulunan bu çeşmenin kitabesinden öğrenildiğine göre h.1326 (1910) yılında Sinop Mutasarrıfı Bekir Paşa tarafından yaptırılmıştır.

    Kitabenin mealen anlamı:

    “Bu güzel çeşmeye komşu oldu su
    Dostlar sevinsin (neşe bulsun)
    Çeşmenin değerli tarihini okuyanlar, Hayrat sahibi Bekir Paşa'ya dua etsin daima.”

    Çeşme kesme taştan yapılmış olup, üzeri düz ve bezemesizdir. Su haznesi çeşme içerisindedir. Cephe görünümünde ayna taşının üzeri yuvarlak olup, ortasına dört köşeli bir yıldız yerleştirilmiştir. Burada iki ucu yuvarlatılmış kitabesi bulunmaktadır. Çeşmenin üzerinde üçü dar, biri geniş olmak üzere dışa taşkın bir saçaklığı vardır.


    Okulaltı Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Yeni Mahalle, Okulatı Sokağı’nda bulunan bu çeşme 1902 yılında yapılmıştır. Banisi bilinmemektedir.

    Çeşme kesme taş ve devşirme malzemelerden yapılmıştır. Cephe görünümü kareye yakın planda olup, üçgen alınlıkla ayna taşının üzeri sonuçlanmıştır. Bu alınlığın altında devşirme bir parça olan akantus kabartması vardır. Cephenin ortasına da mihrap şeklinde bir niş yerleştirilmiş ve buraya musluk konulmuştur.



    Şehitler Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Meydankapı Mahallesi, Tersane Caddesi üzerinde, Hacı Ömer Camisi’nin doğusunda bulunan Şehitler Çeşmesi kitabesinden öğrenildiğine göre 30 Kasım 1953’te Rus donanmasının Sinop’a yapmış olduğu baskın sırasında şehit olan Türk askerlerinin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır.

    Talik yazılı Kitabe:

    “Uğur mükâfat mevfuru din ve devleti Aliyede garkı deryayı rahmet
    ve cem nüş Kevseri-i şadet olan şühedayı binanın Tervihi ruhu
    latifeleri çinsaye-i ihsanı Hazreti şahanede canibi eshab
    Hayrattan işna kılınan çeşme-isari teberrut asardır.
    Mehmet Zeki sene 1274 (1858) el Mevla uy gaffare lu hu.”

    Meydan çeşmesi olarak yapılan bu çeşme 3.80x3.80 m. ölçüsünde kare planlıdır. Kesme taştan yapılan çeşmenin üzeri kubbe ile örtülmüştür. Çeşmenin kuzey ve batı cephelerini birleştiren köşelere zemin kaidesi ve bir de silme yerleştirilmiş, taş duvar örgüleri de bunun üzerine yapılmıştır. En altta dar bir sıra, onun üzerinde de daha geniş iki taş sırası ile duvarlara hareketlilik kazandırılmıştır. Kesme blokların bitiminde çeşmenin dört cephesini çevreleyen bir silme, onun üzerine de madalyonlar halinde bezemelere yer verilmiştir. Üst kısmında dışarıya taşkın, eğimli ve silmeli bir saçaklık bulunmaktadır. Üst köşelere de küçük birer küre yerleştirilmiştir.


    Terazi Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Cami-i Kebir Mahallesi, Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre h.1274 (1858) yılında yapılmıştır. Çeşme 1917 yılındaki Sinop yangınında büyük zarar görmüş ve Mutasarrıf Zihni Bey tarafından h.1337 (1921) yılında yeniden yaptırılmıştır.

    Kitabe:

    ”Cennet mekân Sultan Süleyman Han-ı evvel İç kalede hayratı celilelerinden olan çeşme Müruru zamanla harap olduğundan yine halde Aşıyanı müşar-ü elyh saptu resul rahmeti aleyh Hazretlerinin nam hayret ihtişamlarına olmak üzere saye-i memuriyet ve İyei Hazreti Abdülmecid hanide iş bu çeşme Müceddeden bina ve ihya ve çeşme şart baki El asarın mai lezzeti bu mevkiide icra kılınmıştır.
    Sene: 1274”

    Çeşme 2.85x2.34 m. ölçüsünde kesme taştan yapılmıştır. Yapı üslubundan XIX.yüzyılın ikinci yarısında Türk sanatına egemen olan batı üslubunun özellikleri görülmektedir. Bu nedenle de iki yanındaki kaideler üzerine sütunlar oturtulmuş ve bu sütunların birbirleri ile bağlandığı kemer ve başlıkları XIX.yüzyıl üslubunu yansıtmaktadır. Kilit taşının ortasına konsol şeklinde bir de çıkıntı yapılmıştır. Çeşmenin yüzeyi üç silme ile çevrelenmiştir. Ayrıca yuvarlak gülbezekler musluğun altına yerleştirilmiştir.


    Halk (Tuzcular) Çeşmesi (Merkez)

    Sinop Kaleyazısı Mahallesi, Tuzcular Caddesi üzerindeki bu çeşmenin kitabesi günümüzde harap olduğundan okunamamış bu nedenle de yapım tarihi ve banisi öğrenilememiştir. Yapı üslubundan XVIII.-XIX.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Çeşme kesme taştan yapılmış olup, 3.25x3.25 m. ölçüsünde kare planlıdır. Cephedeki duvar örgüsü yedi sıra kalker bloktan meydana gelmiştir. En üstteki silmenin ortasında bulunan dikdörtgen kitabesindeki yazılar silindiğinden okunamamıştır.

    Dikdörtgen bir silme içerisine alınan çeşmenin ayna taşı sivri kemerli niş şeklindedir. Çeşmenin yalak kısmı toprağa gömülü bir durumdadır.


    Fışkıran Çeşmesi (Merkez)

    Sinop, Cami-i Kebir Mahallesi Fışkıran Sokak’ta bulunan bu çeşme, kitabesinden öğrenildiğine göre h.898 (1500) yılında, Selçuklu döneminde yapılmıştır.

    Kitabe:

    ” Şehr-i Sinop muşabihdir diyenler cennete
    Dirler bu çeşmeye tarihi heza'l selsebil.”

    Çeşme arkasındaki duvara dayalı olup, kesme taştan yapılmıştır. 2.90 m. uzunluğunda, 2.71 m. genişliğindedir. Cephe görünümünün iki yanına taştan destek duvarları yapılmıştır. Ayrıca kabartma silme ile kuşatılmıştır. Cephenin ortasında büyük, yanlarında da küçük birer yarım kubbeyi anımsatan niş meydana getirilmiştir. Ayna taşı dışarıya doğru kabartma şeklinde düz bir blok halindedir. Önünde yalak taşı bulunmaktadır.


    Sinop’ta bu çeşmelerin dışında birçok çeşme daha bulunmaktadır. Bunların arasında Seyit Hacı Ali’nin h.1137 (1724) tarihinde yaptırdığı Arasta Çeşmesi, Çilingir Çeşmesi, Hacı Kaptan Çeşmesi, Hoca Kemal Çeşmesi, Dalbazoğlu Çeşmesi, Gavizade Hasan Bey’in h.1325 (1907) yaptırdığı Hasan Bey Çeşmesi, Softaoğlu Hacı Süleyman’ın h.1178 (1764) Kaleyazısı Çeşmesi, Mektep Çeşmesi, Kaptan Çeşmesi, Kara Hasanoğlu Çeşmesi, Saray Çeşmesi, sarımsaklı (Hacı Ramazan) Çeşmesi, Seyit Bilal Çeşmesi, İsfendiyaroğlu Sultan İsmail’in h.853 (1459) yılında yaptırdığı Sultan İsmail Çeşmesi bulunmaktadır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  8. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop KaLeLeri

    Sinop Kaleleri


    Sinop Kalesi (Merkez)

    Sinop’un, Yalı ve Kefevi Mahallerini kuşatan, İç ve Dış limanları arasında bulunan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bazı kaynaklar kalenin yapımını Hititlere kadar indiriyorsa da bu durum kesinlik kazanamamıştır. M.Ö 72 yılında da Pontus Kralı IV. Mithridates Sinop’ta mabet, tiyatro, gimnasium ve saray yaptırmış, şehrin çevresini de surlarla çevirmiştir. Bunları izleyen dönemlerde kale Selçuklular (1215-1218), İsfendiyaroğulları (1434) ve Osmanlılar tarafından da 1451’de onarılmış ve eklerle genişletilmiştir. Bu döneme ait h.612 (1215), h.615 (1218),h.838 (1434) ve h.855 (1451) tarihli onarım kitabeleri kalede bulunmaktadır. Bu kitabelerde surları yaptıran kumandanların isimleri yazılıdır. Selçuklular limanı kontrol amacıyla kaleye bir iç kale eklemişler, burç ve kulelerle de daha güçlendirmişlerdir.

    Moloz taş, kesme taş ve tuğla taşlar harç güçlendirilmiş ve sur duvarları ile iç kale yapılmıştır. Kalenin burçlarını Selçuklu Sultanı I.İzzettin Keykavus 1215-1218 yıllarında yaptırmıştır.

    Sinop’un güneyinde, iç limana bakan kale deniz kıyısında birbiri içerisine geçmiş olarak iki bölümden meydana gelmiştir. Kaynaklardan kalenin dört kapısı olduğu öğrenilmektedir. Ancak Evliya Çelebi bu kapıların isimlerini belirtmiş ve onlara iki kapı daha eklemiştir. Bunlar Kum Kapısı, Meydan Kapısı, Tersane kapısı, Yeniçeri Kapısı, Dabağhane Kapısı ve Lonca Kapısıdır. Ayrıca Dış kalede bir de Deniz kapısı bulunuyordu. Bu kapıların her biri ikişer kanatlı demir kapılardır.

    Sinop Kalesinin bugünkü durumuna göre, dış kalenin uzunluğu kuzeyde 800 m, doğuda 500 m. güneyde 400 m. batıda 270 m.dir. Sur duvarlarının kalınlığı 3 m.yi bulmaktadır. Güneydeki iç kale ise 9.500 m2. lik bir alana yayılmıştır. Kuzeydeki iç kale ise 16875 m2 dir.
    Kuzeydeki İç Kale Sinop’un batısında olup, güneyi ile kuzeyi denize karşıdır. On bir burçla desteklenen İç Kalenin duvarlarında antik çağlara ait mimari parçalardan, sütunlardan, sütun başlıklarından, metoplardan yararlanılmıştır. Buradaki surların yüksekliği 18-22 m. arasında değişmektedir. Duvar kalınlıkları 3 m. bulmaktadır. Ayrıca bu bölümde kaleyi bir uçtan diğer uca kadar uzanan gezinti yoluna da yer verilmiştir. Selçuklular Sinop’u ele geçirdikten sonra önüne uzun bir sur duvarı eklemişlerdir. Buradaki duvarlar yapılırken şehirdeki antik çağlara ait yapıların taşlarından yararlanmışlardır. İç Kale savunmanın depo ve cephaneliği niteliğinde idi. İçerisinde İbrahim Bey Camisi vardı. Sonraki yıllarda bu cami ile birlikte depolar yıktırılmış, içerisinden bir yol geçirilmiştir. İç Kale kuzey ve güneyde iç içe iki bölümden meydana gelmiştir. Güney bölümü diğerine göre daha alçak olduğundan sonraki yıllarda burası hapishane olarak kullanılmıştır.

    İç Kaleye yol geçirilmeden önce dehlizli büyük bir kapıdan girilirdi. Büyük olasılıkla bu kapı Evliye Çelebi’nin Lonca Kapısı dediği kapıdır. Lonca kapısı üzerinde 0.70x1.00 m. ölçüsünde
    Selçuklu nesihi ile yazılmış bir kitabe vardır. Bu kitabeleri M. Şakir Ülkütaşır okumuş ve yayınlamıştır.

    Kitabe:

    “Bu burç Allahın rahmetine kavuşan Halepli Ketenci oğlu Ebu Ali’nin yaptığı iştendir.”

    Bu kitabeden başka İç Kale’nin doğusunda eski hapishane burcunda 0.40x0.55 m. ölçüsünde Selçuklu nesihi ile yazılmış bir başka kitabe daha bulunmaktadır.

    Kitabe:

    “Galebe çalıcı sultan, dünyanın ve dini şerefi Keyhüsrev oğlu Keykavus zamanında, yüce Tanrı’nın tevfikiyle bu burcu, zayıf kul, Yüce tanrının esirgemesine muhtaç, korunası Nakiyte (Niğde) ile dolaylarının sahibi Zeynüddin Beşare Elgalibi 612 (1215) yılında yaptırdı.”

    Buradaki burcun güneyinde 0.80x1.10 m. ölçüsünde Farsça bir kitabe bulunmaktadır.

    Kitabe:

    “ Galebe çalıcı Sultan, dünyanın ve dinin şerefi, fatihler babası, müminlerin emiri olan zatın ulağı Keyhüsrev oğlu Keykavus’un zamanında yüce Tanrının tevfikiyle bu burç ile kale bedenini, Ulu tanrının rahmetine muhtaç Simre Beyi Bedrüddin Ebubekir 612 (1215) yılı Rebiülahirinde yaptırdı. Bu kitabeyi Kayserili Yavaş yazdı.”

    Burcun solunda da Selçuklu Nesihi ile yazılmış 0.80x10.00 m. ölçüsünde bir kitabe bulunmaktadır. Bunun altında ise Grekçe yazılı bir kitabe daha görülmektedir.

    Kitabe:

    “Galebe çalıcı ulu sultan, dünyanın ve dinin şerefi, Halifenin burhanı fatihler babası Keyhüsrev oğlu Keykavus zamanında ve onun izniyle bu burcu ve kale bedenini, zayıf kul, Yüce Tanrının rahmetine muhtaç ve Kayseri dolayları sübaşısı Bahaüddin Kutluğca 612 (1215) yaptırdı.”

    İkinci burcun üzerinde yine Selçuklu nesihi ile yazılmış kitabeler bulunmaktadır:

    “Yoktur tapacak, çalaptır ancak, tekdir O; yoktur, ortağı; Muhammettir yalavacı. Tanrının öğüşü ona.”

    “Bunu yapan Kayserili mimar Artuğ oğlu Mübarizüddin Mes’ud’dur. Yazıyı Necmeddin Yavaş 612 yılı Rebülevvelinin ikinci gününde yazdı.”

    İç Kale’nin batı yüzünde burcun üzerindeki kitabeler ise Candaroğulları dönemine aittir. Buradaki h.833 (1429) tarihli, 0.75x1.15 m ölçüsündeki kitabede;

    “Yüce tanrının yardımına mazhar olmalarıyla bu burcun ve bedeni Yenici Sultan, dünyanın ve dinin şerefi, Fatihler babası müminlerin emirinin Halifenin ulağı Keyhüsrev oğlu Keykavus’un zamanında, Ulu çalabın rahmetine muhtaç Emir İmadeddin Ayas, Celalüddin Kayseri ve Saracüddin Ömer adlı zayıf kullarla Sıvas valileri Kul Yusuf Oğlu İsmailin mütevelliliğiyel 612 yılı Cemaziyelevvelisi tarihinde imar etti.” Yazılıdır.

    Kalenin batıdaki ikinci burcunun kuzeye bakan yönünde bir kitabe daha bulunmaktadır:

    “Tanrıdan başka tanrı yoktur. Tekdir O; ortağı yoktur onun. Muhammet Tanrının yalavacıdır. Bu burçlarla bedenleri ve üç köprüyü zalıf kul, Çalahın rahmetine muhtaç Mübarizüddevle ved-din Kaymaz oğlu Behram Şahta Amasya Beyleri, Tanrının yardımı rastlamakla, Yüce yenici Sultan, Ulu Şehinşah dünyanın ve dinin değeri, müminlerin emirinin ulağı Keyhüsrev oğlu Keykavus devrinde 612 imar etti.”

    İç Kalenin batısındaki sur duvarları üzerinde 0.85x0.85 m. ölçüsünde bir kitabe daha bulunmaktadır:

    Kitabe:

    “ Galebe çalıcı Sultan, dünyanın ve dinin şerefi, fatihler babası, müminlerin emiri olan zatın ulağı Keyhüsrev oğlu Keykavus’un zamanında Yüce Tanrı’nın tevfikiyle bu kale bedeninin Ulu tanrının rahmetine muhtaç Mihranlı Ali oğlu Mübarizüddin Abdullah 612 yılında yaptırdı.”

    Kalenin kuzey yönündeki kitabe:

    “Ereğli beyi, Tanrının yardmının rastlamasıyla yenici Sultan Dünyanın ve dinin değeri Keyhüsrev oğlu Keykavus zamanında Honas’la vilayetlerinin yeni, zayıf kul, Yüce tanrının rahmetine muhtaç Esedüddin Ayas Elgalibi 612 yılı Rebülahırında bu kale bedenini onardı. Mimar Sixistos.”

    Kalenin güney yüzünde de iki ayrı kitabe vardır:

    “Ereğli Beyi, Tanrının yargılamasına muhtaç kul Şücaüddin Ahmet bey bu kale bedenini, yenici Sultan, dünyanın ve dinin değeri Keyhüsrev oğlu Keykavus emriyle 612 yılı Rebiülahir ayında onardı.”

    “Tanrı yardımının raslamasiyle Kırşehir ve Aksaray Bey, dinin dayancı, dinin kılıcı, Tanrının rahmetine muhtaç, zayıf kul İldeniz Yenici Sultan, dünyanın değeri Keyhüsrev oğlu Keykavus zamanında 612 Rebiülahiri tarihinde bu kale bedenini onardı.”

    Kale surları 10-15 m. yüksekliği arasında değişmektedir. Kalenin doğu surları sağlam bir durumda günümüze gelebilmiştir. İç Kalenin ise batı duvarları yıkılmıştır.
    İç Kalenin Sinop’a bakan kapısı üzerindeki kitabede aynı zamanda Alanya Kalesini yapan Mimar Ebu Ali-ül Halebi tarafından tersane ile birlikte kalenin yapıldığı yazılıdır. Kalenin kara kısmına da hendekler kazılmıştır.

    Selçuklu döneminde İç kalenin bir bölümü tersaneye dönüştürülmüş ve dönemin en güzel savaş gemileri burada yapılmıştır. Osmanlılar da bunu sürdürmüş ve burada kalyonlar, kadırgalar yapılmıştır.

    Güneydeki İç Kale Meşrutiyetten sonra siyasi cezaevi olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra bu hapishanede tutuklulara el sanatları öğreten modern bir cezaevi niteliğini kazanmıştır. Buradaki cezaevi l997 yılında boşaltılmış ve 1999 yılında da Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmiştir. Restore edilen cezaevi sosyal etkinlik alanı olarak düşünülmüş, galeriler, konferans ve toplantı salonları, kafeteryalar ile bir kültür yapılar topluluğuna dönüştürülmüştür.


    Boyabat Kalesi (Boyabat)

    Sinop ili Boyabat ilçesinde bulunan bu kalenin MÖ.VI.yüzyıldan kaldığı sanılmaktadır. Onu izleyen dönemlerde, Helenistik, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır.

    Gazidere Çayı ile ilçe merkezi arasında bulunan kale, iç ve dış olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. İç Kalenin batısındaki kayalık bölümler doğal duvarları oluşturmakta olup, buradan aşağıdaki Gazidere Çayı’na inen, 252 basamaklı bir tünel bulunmaktadır. Halk arasında bu tünele Cirabazan ismi verilmiştir.

    Kalenin duvarları moloz ve kesme taştan yapılmış, giriş kapısından bir iç avluya geçilmektedir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  9. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop Anıtları

    Sinop Anıtları


    1854 Anıtı (Merkez)

    Sinop Valilik Binasının arkasında, Cumhuriyet Meydanı’nda park içerisinde bulunan bu anıt Kırım Savaşı sırasında Osmanlı donanmasının Ruslar tarafından Sinop yakınında 1854 yılında şehit düşen denizciler için yapılmıştır. Anıtın yapımına 1857 yılında başlanmış ve 1933 yılında açılmıştır.

    Anıt, dört köşe ve iç içe dikdörtgenler üzerinde yuvarlak bir sütun halindedir. Üzeri küçük ve dik bir kubbe ile örtülmüştür. Anıtın üzerindeki yazıtta da “1854 Sinop Deniz Savaşı’ndaki yüce ölülerimizin saygı anısı” yazılıdır.

    Bu savaşa ait şehitlik ise Şehit Bilal Tepesi’nde bulunmaktadır. Bu şehitlik Sinop Müzesi’nin bahçesindedir.



    Atatürk Heykeli (Merkez)

    Sinop il merkezindeki Şehir Parkı’nda bulunan Atatürk Heykeli “Atatürk Heykeli Yaptırma Derneği” tarafından 1968 yılında yaptırılmıştır. Heykeli Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü Başkanı Prof.Dr.Nusret Suman yapmıştır.

    Heykel 2.75 m. boyunda olup, yerden 1.10 m. yüksekliğinde bir kaide üzerine oturtulmuştur. Heykelin Karadeniz’e bakan cephesinde Atatürk’ün sağında Türk gençliğini temsil eden bir figür bulunmaktadır. Bu figür bir eli ile meşale, diğer eliyle de bir çınarı tutmaktadır. Bununla Türk Ulusu’nun aydınlığa götürülmesi ve devrimler simgelenmiştir. Atatürk’ün heykelinin solunda elinde alfabe tutan sakallı bir ihtiyar figürü işlenmiştir. Burada da Atatürk devrimlerinin benimsendiği sembolize edilmiştir. Atatürk 15 Eylül 1928’de Sinop’a gelmiş ve lise bahçesinde kalabalık bir halk grubunun karşısında Arabacı Bekir Ağa’ya verdiği ders anlatılmak istenmiştir.

    Atatürk heykelde bir eliyle arkasındaki kaya kütlesini itmekte olup, bununla Türkiye’ye yapılan saldırılar simgelenmiştir. Heykelde giysiye yer verilmemiş yalnızca Atatürk’ün başı ön plana çıkarılmış, gövde ve bacaklar yeterince işlenmemiştir. Böylece heykelde dikkati Atatürk’ün yüzüne çekilmek istenmiştir.
     
  10. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop Kütüphaneleri

    Sinop Kütüphaneleri


    Dr. Rıza Nur Kütüphanesi (Merkez)

    Sinop iç limanında, Zeytinlik Mahallesinde ve deniz kenarında bulunan kütüphane, devrin Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur (1879-1943) tarafından Cumhuriyetin ilk yıllarında 1924’de kurulmuştur.

    Dr. Rıza Nur buradaki iki katlı evini kütüphane yapılması için bağışlamıştır. Sinop sivil mimari örneklerinden olan iki katlı evinin birinci katında kütüphane bulunmaktadır. Diğer katı ise kütüphanenin vakfı olarak kiralanmıştır. Bu kütüphaneye 1952 yılında bir de Dr. Rıza Nur Çocuk Kitaplığı eklenmiştir. Kütüphanede 40.000 cilt kitap bulunmaktadır.
     
  11. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop Genel

    [​IMG] Sinop, Türkiye

    [​IMG]



    [​IMG]

    [​IMG]
    Sinop Arması




    Atatürk 15 eylül 1928 tarihinde ilk harf devrimi ile ilgili işareti ve dersi Sinopta verdi. Bu resim Sinop orta okullu zeytin ağacının altında çekilmiştir.



    Eski Sinop kenti


    Sinop, (Hititçe: Sinuwa, Yunanca: Σινώπη/Sinope), Türkiye Cumhuriyeti'nin Karadeniz Bölgesi'nin orta kesiminde bulunan Sinop ili'nin merkezi olan şehirdir. Karadeniz kıyısında, Boztepe Burnu'nun karayla birleşme noktasında yer alır. Sinop Kalesi, tarihi ve turizm açısından kentin en ilginç yeridir. Kentin nüfusu yaklaşık 35.000'dir.

    Coğrafya

    Sinop; Anadolu'nun kuzey yönde uç noktası olan İnceburun'a doğu yönde bağlanan Boztepe Burnu berzahında bir kale-şehir olarak kurulmuş ve tarih boyunca doğu yönde gelişmiştir. Tarih boyunca kale dışına pek taşmayan şehir bir liman kenti özelliği taşır. Berzahın kuzeydoğusundaki dış liman fırtınalara açık olduğu ve denizcilik bakımından kullanışlı sayılmadığı halde, Antikçağ 'da daha çok bu limanın kullanıldığı bilinir. Zamanla kum dolan ve kullanılamaz hale gelen bu limanı berzanın güney-doğusundaki iç limana aynı dönemde bir kanal bağlardı. Bu kanal, Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde kapatılmıştır. Şimdi ise tekrar böyle bir kanal açmak için projeler yürütülmektedir.

    Toplum ve Kültür

    Hitit kaynaklarından öğrenildiğine göre, yörenin en eski halkı olan Kaşkalar'ın konuştuğu dil ile Hititler'in dil benzerlikler göstermekteydi. Pontus Krallığı'nın egemenliğine girdiği İÖ 2.yüzyıl başlarına kadar özgürlüğünü koruyan Sinop kenti, bu dönemde bayındır bir liman ve balıkçılık merkeziyidi . Eski kaynaklarda, limanda kurulmuş olan dalyanlarda avlanan palamutlardan bir bölümünün büyük havuzlarda canlı olarak korunduğu konusunda bilgiler vardır. Roma döneminde yaptırılan uzun sukemerleriyle kente su getirildi. Bizans döneminde önemli bir liman ve askeri üs konumunda olan Sinop, Candaroğulları yönetimi sırasında tersanesiyle ün kazandı. Bu sırada Sinop tersanesinde yapılan büyük bir tekne, Osmanlı donanmasına örnek olması amacıyla İstanbul'a götürüldü. Osmanlı döneminde kentte yaşayan Rumlar daha çok küçük üretim ve ticaretle uğraşırdı. 19.yüzyılda Anadolu'nun iç kesimleriyle daha kolay ulaşım sağlayan Samsun ve Trabzon limanlarının önem kazanmasından sonra Sinop eski canlılığını yitirmeye başladı. Ticaretin gelişme gösterdiği 19. yüzyıl sonlarında kent surların dışına taştı. Sinop'ta doğan şair Ahmet Muhip Dıranas, 1940'ta yayımlanan bir yazısında çocukluğunun geçtiği kenti şöyle anlatır:"Misafir olacağım eve varmak için yıkık kale duvarları arasında geçiyordum. Oysa ki 30 yıl önce şehrin bütün surları sağlamdı. Biz çocuklar bir taraftan çıktık mı bu surların üstüne, bütün kasabanın etrafını fırdolayı dönerdik. Şimdi kala kala birkaç burçla şehrin ortasına doğru düşen ve saat kulesi hizmetini gören Roma üslubunda bir kale kalmış. Daha eskiden burda Rumlar varken gece oldu mu, surun kapıları kapanır, dışardakiler dışarda, içerdekiler içerde kalırmış. Canlı ve hareketli olan Rumlar, yarımadaya doğru olan kısımda ve kale dışındaydılar. Kenar boyunca kahveleri, çalgılı gazinoları ve meyhaneleri vardı.
    Yaz gecelerinde liman, gezi sandalları ve balıkçı kayıklarının meşaleleriyle lale tarlasına benzerdi. Şarkılar, kahkahalar... Bütün o yangınlardan ve harp felaketlerinden sonra hepsi bir hayal oldu."
    Sinop Kalesi daha çok cezaeviolarak ün kazanmış bir tarihsel yapıdır. Özellikle edebiyat ve siyaset alanında ün kazanmış ve çeşitli nedenlerle yargılanıp hapse makûm edilmiş birçok kişi bu cezaevinde yatmıştır. Bu kişilerden biri de ünlü öykü ve roman yazarı Sabahattin Ali. İlkçağ düşünürlerinden Diyojen Sinop doğumludur. Darphane sorumlusu olan babasıyla birlikte sahte para basmakla suçlanan Diyojen'in Sinop'tan sürgün edildiği bilinir.
    19. yüzyıl sonlarında Kafkasya'dan gelen göçmenlerden bir bölümünün yerleştirildiği kentin 10 bine yakın olan nüfusunun yüzde 40'ı Rumlardan oluşuyordu. 1950'de ise kentin nüfusu 6 bini bile bulmuyordu.

    Tarihi

    Yarımadanın güney yönündeki içliman ise rüzgarlara kapalı konumuyla ve sakin deniziyle güney Karadeniz'in en önemli limanıydı. Bu özellikleri yüzünden "Akdeniz" ismini almıştır. Tarih boyunca işlek bir liman yaşantısı ve tersane faaliyeti bu limanda gerçekleşmiştir. 19. yüzyıla kadar tamamen ayakta duran surlardan ise günümüze büyük bir kısmı kalmıştır ve yıkıntılarından rekonstrüksiyonu yapılabilir. Şehrin gelişimi sürekli olarak doğu yönde, Boztepe Burnuna doğru olurken, kuzeydeki Akliman ve Anadolu yönünde bir kaç azınlık yerleşmesinden başka bir yerleşim olmamıştır. Doğudaki yarımada ise gittikçe sarplaşmakta, Hıdırlık tepesinde 187 metre yüksekliğe ulaşmakta ve nihayet deniz yönünde dik yarlar ile kuşatılmaktadır. Bu durumda şehrin deniz yönünden ve berzahtan zaptedilmesi imkansız olmaktadır.
    Antik çağdan beri parlak ve yoğun bir ticari ve kültürel yaşantıya sahip olan Sinop, bu niteliğini Doğu Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Candaroğulları ve Osmanlı İmparatorluğu yönetimlerinde de sürdürmüş, ayrıca kale ve tersanesi ile bölgenin en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu durumunu Sinop Baskını'ndan sonra kaybetmeye başlayan kent, sur dışına güneydoğu yönde azınlık yerleşmeleri ile batıya doğru ise yönetim ve eğitim gibi kamu hizmetleri yerleşmesiyle çıkmıştır.
    Sinop, MÖ. 70 yılında Romalıların, MS. 395 yılında Bizanslıların, 3 Ekim 1214 tarihinde Selçuklular'ın, 1461 yılında Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Sinop ilinin yerleşme tarihi ilk Tunç Çağı'yla başlamıştır. MÖ. 7. yüzyılda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çağ'da Karadeniz'in en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolu'nun yerli kültürleriyle, Helen ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devleti'nin başkentlerinden biri de Sinop'tu. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hıristiyanlığının etkisiyle dilde ve kültürde Helenleşmiştir.

    Sinop 1972 yılında kalkınmada ikinci derece öncelikli iller kapsamına alınmıştır. İlk büyük ölçekli sanayi kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer önemli sanayi kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon AŞ. ile toprak sanayinde tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Ne yazık ki şu an bu fabrikaların çoğu kapatılmış ya da taşınmış durumdadır. Ama bunun dışında Sinop'ta el sanatları da ünlüdür. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği Sinop'taki en köklü el sanatlarıdır.
    İlk kütüphane 1924 yılında Dr. Rıza Nur'un öncülüğünde kurulmuştur ve kütüphaneye ismini veren de odur.

    İlin Adı'nın Kaynağı

    Antik Çağ'da, Paflagonya bölgesi içinde kalan Sinop'un saptanabilen en eski adı, Sinopedir. Bir söylenceye göre kent adının kurucusu olarak kabul edilen aynı bir Amazon'dan almıştır. Bir başka söylenceye göreyse, kenti eski Yunan'da Irmak Tanrısı Asopos'un su perisi kızlarından Sinope kurmuştur. Söylenceler, İÖ V. - IV. ve III. yıllarda tarihlenmektedir ve aynı dönem kent sikkemeri üstünde, Sinope'nin başı görülmektedir. Hangi söylence benimsenirse benimsesin, kentin kurucusunun Sinope olduğu kesindir. Ancak, Sinope bir su perisi ise, kentin Yunanlı kolonicilerce; Amazon ise; Anadolu'nun yerli halklarınca kurulmuş olması gerekir. Bu ikilem, dilbilim çalışmalarıyla bir ölçüde çözülmemiştir: Gerek etimolojisine yabancı olan Sin ya da Sind sözcüklerine Yunanistan'ın dışında daha çok Pontus,Doğu Anadolu,İran ve Hindistan'da rastlanmaktadır. Bu da, Sinope adının yerli Anadolu dillerinde gelmiş olabileceğini göstermektedir. Ünlü Antik Çağ coğrafyasısı Strabon ise, kentin kurucusu olarak, Argonotlar'dan Teselyalı Otolikos'u göstermekte ve onun kenti ele geçirerek bir Yunan kolonisi kurduğu yazmaktadır. "Kentin ele geçirilmesi" kavramı, kolonileştirmeden önce, kent'te yerli bir halkın yaşandığını ortaya koymaktadır. Strabon'un sözünü ettiği gelişmeden sonra, Sinope Kenti İÖ VII. yıllarında bir kez Miletuslular'ca kolonileştirilmistir. Kent'te, sırasıyla Miletuslu Habrındas, Koos ve Krenitas dönemlerinde yerleşilmiştir. Tüm bü söylence ve tarihsel olaylar Sinop'un ilk çağlarda yerli halkça kurulduğunu, bu yerleşimi, söylencesel Argonot seferiyle ilgili olarak bir Yunan kolonisi'nin izlediğini, son olarak da Miletuslular'ın burada bir koloni kurduğunu ortaya koymaktadır. Sinop'u içeren yörenin en eski adı ise "Kaşka Ülkesi" idi. Yöre Hitit Imparatorluk Dönemi'yle çağdaş olan Kaşkalar'ın yaşadıkları topraklarda yer alıyordu. Bu ülke sınırları içindeki küçük "Arauanna Ülkesi de, Sinop yöresinde bulunuyordu.

    Tarih Öncesi Sinop

    Sinop ilk çağda "Paflagonya" adı verilen bölge içindedir. Anadolu'nun kuzey sahilleri ile Kırım yarımadası arasında deniz ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Önemli bir doğal liman konumundadır.
    1953 yılında Kocagöz höyükte (kazılınca çoğu kez altında eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan, yayvanca - alanı geniş ve derinliği az bir şekilde toprak tepe.) yapılan kazı ile 1987 ve 1988 yıllarında Müze Müdürlüğünce yapılan yüzey araştırmacıları sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydınlığa kavuşmuştur.
    Karagöz höyükte yapılan kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ.? 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve İç Anadolu arasındaki ilişkiyi göstermektedir.
    Yapılan yüzey araştırması sonucunda çevrede çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Bu yerleşim yerleri sahil boyunca, nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere doğru yayılmaktadır. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çağı 1 ve İlk Tunç Çağı 2'ye tarihlenmektedir. Ancak Kabalı çayı vadisinde Erken kalkolitik (MÖ. 4500) yıllarına tarihlenen iki yerleşim yeri saptanmıştır. Bugün Sinop çevresinde en eski yerleşim alanı Kabalı çayı vadisi olarak belirlenmiştir. Sahil kesiminde İlk Tunç Çağı 2'nin başında korkunç bir yangınla höyükler terkedilmiştir. Bundan sonra höyüklerde bir yerleşmeye rastlanmamaktadır.



    Hitit Devrinde Sinop

    1952-1954 yılları arasında yapılan kazılarda Sinop'ta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamıştır. Hitit metinlerinde Karadeniz'de Gaşka kavimlerinin varlığından söz edilmekte ise de, ancak şimdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemiştir.
    Yapılan yüzey araştırmasında sahil bandında bir tek Gerze ilçesi Köşkhöyük'te Er Hitit (MÖ. 1800) malzemesine rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu dönemine ait hiçbir malzeme bulunmamıştır. Bundan sonra 756 yılına ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ. 2700-1800), (MÖ. 1800-756) yılları arasında Sinop sahil şeridiyle ilgili bir bilgi yoktur.



    MÖ. 1000 Başlarında Sinop

    MÖ. 756 yılında Milet'ten ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop'un ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. "Efsaneye göre tanrıça Sinope ırmak tanrısının kızıdır. Zeus Sinope'ye aşık olur. Her dilediğini yerine getireceğine söz verir. Sinope kızlığına dokunmamasını ister. Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır. Bugünkü Sinop'un olduğu yere gelir."
    Daha sonra MÖ. 630 yılında ikinci bir koloni (sömürge, göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer) grubu Sinop'a yerleşmiştir. Şehrin surlarının büyük bir olasılıkla kolonize (koloniler halinde yaşanan) devirlerde yapıldığı tahmin edilmektedir.
    7. yy başlarında Sinop, Anadolu'ya kuzeyden gelen Kimmerlerin, 6. yy ortalarında İran'dan gelen Perslerin istilasına uğramıştır.



    Hellenistik Döneminde Sinop

    4. yüzyılın birinci yarısında Paflagonya'lılar bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. MÖ. 332 yılında Büyük İskender'in Anadolu'ya girişini fırsat bilen 1. Ariarathes Kapadokya'da bağımsızlığını ilan ederek, Sinop'u da hakimiyetine almış. MÖ. 302 yılında Mitridat Ktistes Paflagonya'da dağınık halde bulunan prenslikleri bir araya getirerek kuvvetli bir devlet (bağımsız bir ülke ile onun yönetiminden oluşan varlık) kurmuştur. Daha sonra ll. VI. Mithridates ve onun oğlu Farnak Sinop'a hakim olmuş. MÖ. 169 yılında devletin başına Mitridat Flapeton geçmiştir. Mitridat Flapaton Sinop'u bayındır (gelişip güzelleşmesi için üzerinde çalışılmış, alt yapıya sahip) hale sokmuş, başkentini Amasya'dan Sinop'a getirmiştir.
    Sinop'un parlak dönemi Mitridat Fatpator zamanında olmuştur. Bütün Karadeniz'i hakimiyeti altına alan Mitirdat Romalıları'da Anadolu'dan atarak büyük bir imparatorluk kurmuş, ancak Başkenti Sinop'tan Bergama'ya taşımıştır.
    Helenistik dönem Sinop'un en parlak zamanı olup, bu dönemde kültüre büyük önem verilmiştir.

    Romalıllar Devrinde Sinop

    MÖ. 70 yılında Roma İmparatorluğu işgal ettiği bu toprakları yeniden tanzim etmiş. Pontus Krallığını Kızılırmak'tan itibaren ikiye bölerek, doğu parçasının idaresini yerli sülalelere vermiş, batı parçasını ise doğrudan doğruya devletin eyaleti haline getirmiştir.

    Sinop'un Roma idaresine geçmesi tarihte önemli bir dönüm noktasıdır. Bilhassa (her şeyden önce, başta) Jül Sezar zamanında şehre maddi yardımlardan başka, yeni Roma kolonileri gönderilmiş ve genişleyip büyümesi sağlanmıştır.

    Bizans Devrinde Sinop

    Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Doğu Roma topraklarında kalan Sinop yavaş yavaş küçülmeye başlamıştır. Hıristiyanlığın geliştiği bu dönemde şehirde ticaret ve kültür, dini birtakım olaylar yüzünden gerilemiştir. Sinop'ta bu dönemde yapılan en önemli Bizans yapıtı Balatlar Kilisesi'dir.

    Sinop'un Fethi ve Selçuklu Dönemi

    1204 yılında 4. Haçlı Seferinde İstanbul zapt edilip (zorla alınıp), Bizans İmparatorluğu dağılınca Sinop Trabzon Devleti'nin elinde kalmıştır. İç Anadolu'ya yerleşen Selçuklulara vergi veren Trabzon Devleti, Selçukluların bir iç ayaklanmasından yararlanarak vergiyi kesmiş ve Sinop halkına da baskı ve tecavüzlerde bulunmaya başlamıştır.
    Sinop halkının Konya'ya şikayeti üzerine Sultan İzzeddin Keykavus dirlik sahibi bütün Vilayet Beylerine emir göndererek savaşa katılmalarını bildirmiştir. Büyük bir kuvvetle yola çıkan ordunun gerek hazırlığından, gerek gidiş yolundan haberdar olmayan düşman Sinop yakınlarında 500 atlı ile avlanmakta olan Tekfur'u baskın yaparak yakalamış, yakalanan Tekfur 3 gün sonra kale önüne getirilerek Sinop'un teslim olması istenmiştir.
    Önceleri teslim olmak istemeyen halk Tekfur'un öldürülmemesi, kimsenin canına kıyılmaması ve herkesin istediği yere gidebilmesi şartıyla 3 Ekim 1214 tarihinde kalenin anahtarlarını Selçuklulara teslim etmiştir.
    [​IMG]
    Sinop Baskını, (30 Kasım 1853), Kırım Savaşının önemli çarpışmalarından biri olan baskın. Bu baskında Rus Karadeniz donanması, Sinop'ta Osmanlı donanmasına ağır bir darbe indirdi. Yelkenli ahşap gemilerin çarpıştığı son muharebe ve gülle yerine patlayıcı mermilerin kullanıldığı ilk deniz muharebesi olarak, dünya deniz savaşları tarihinde Sinop Baskını'nın özel bir yeri vardır.



    Türk İdaresinde Sinop

    Selçuklu idaresine geçtikten sonra baştan başa yeniden imar edilen Sinop'ta, önce Pervaneoğulları daha sonra Candaroğulları Türk egemenliğini sürdürmüştür.

    15. yüzyılda gelişmeye ve büyümeye başlayan Osmanlı İmparatorluğuna Anadolu beylikleri katılmaya başlayınca Candaroğlu İsmail Bey'de Osmanlılara bağlılığını ilan etmiş ve böylece Sinop Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresi altına girmiştir.
    Bir liman şehri olarak kullanılan Sinop'ta tersanede gemi yapımı bu dönemde de devam etmiştir.
    1853 Osmanlı-Rus savaşlarında şehir top atışlarına tutularak yakılmış ve bu tarihten sonra, şehir iyice küçülerek kale içine çekilmiştir.
    Bandırma vapuru ile Samsun'a gitmek üzere yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk 18 Mayıs 1919 günü Anadolu'ya karadan geçmek için Sinop Limanına uğramış, ancak o tarihte Sinop-Samsun arasında karayolu olmaması sebebiyle yolculuğuna gemiyle devam etmiştir.
    Sinop idari teşkilat olarak merkezi Samsun olan, Canik Livasına bağlanmış, Tanzimat'ın ilanından sonra Kastamonu'ya sancak olmuş, 1924 yılında Kastamonu'dan ayrılarak il haline getirilmiştir.



    Turizim

    1995-2004 Yıları Arası Sinop'a Gelen Turist Sayısı Yıl Yerlı Yabancı Toplam 1995 76.575 8.151 84.792 1996 75.286 3.506 78.792 1997 67.859 2.876 65.735 1998 61.386 1.987 63.373 1999 42.483 1.312 43.795 2000 51.815 1.923 53.738 2001 71.201 3.533 74.734 2002 70.358 8.366 78.724 2003 75.680 5.430 81.110 2004 67.840 3.760 71.600


    • Sinop Müzesi
    Sinop Müzesi Sinop şehri'nin merkezinde bulunan ve Sinopun çevresinde ve kazılar sonucunda bulunan tarih eserler sergilenmektedir. Müzede değişik dönemlere ait eserler gösterilmektedir. Bizans ,Helenistik ,Roma ,Prehistorik ,Etnografik ve Sinop şehrinin etrafında bulunan ikonlarda bulunmaktadır.

    • Balatlar Kilisesi
    7.yy.da Bizanslılar tarafından bir kilise olarak kullanılan kilise, Roma çağında ise tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülüyor.Üç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Kilise halkin ziyaretine açılmıştır.Mülkiyet özel şahsa ait olduğu için Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2000 yıllında kamulaştıralak gereklide bahçe düzenlemesi yapıldı.



    • Alaaddin Camii
    Bu Camii Sinopun Selçuklular tarafından fethinden hemen sonra yapılmıştır, buna görede bir Şelçuklu eseridir. Büyük bir avlusu vardır ve bu avlu güneyde yer alır. Beş kubbesi olan Camii dikdörtgen planı vardır. Şadırvanlı olan ibadethane, şadrıvanı avlunun ortasındadır ve bir köşesinde Isfendiyar oğulları'nın türbeleri bulunmaktadır.



    • Sinop Kalesi
    Sinop şehrini korumak amacıyla M.Ö.7.yy.da yarımada'nın üzerinde yapıldı meşhur Sinop Kalesi. Çeşitli dönemlerde Romalılar,Bizanslılar ve Selçuklular döneminde kale onarılarak kullanılıdı. Bugün bille ihtişamıni koruya billen bu kale 2050 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde, 3 m genişliğinde ve iki tane giriş kapısı bulunmaktadır.



    • Paşa Tabyası
    19.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Sinop yarımadası'nın güney doğusunda yer alır bu yapı. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Bugün Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmıştır ve Sinop turizimine hizmet vermektedir. Diğer bir tabya özel bir şahsın mülkiyetidir. Bu Tabya'nın adı Korucuk Tabyası'dır.



    • Eski Sinop Cezaevi - Eski Sinop Tersanesi
    Sinop Cezaevi'nin Sinop'un turizimine büyük bir katkıda bulunuyor. Cezaevi iç kalenin içinde eski tersane alaninda yapılan bir yapıdır. Cezaevi Osmanlı'nın Karadeniz bölgesindeki en büyük tersanesiydi. Etrafi yüksek kale bedenleriyle çevrilidir ve 1887 yılından beri cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mahkumların kaçımı imkansızdı Sinop Cezaevinden,çünki dört bir yanı kaleylen çevrili olduğu için. Şu an eski Cezaevi Müze olarak ziyarete açılmıştır. 2004 yılında 45.000 kişi ziyaret'te bulunmuştur. Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Ruhi Su, Burhan Felek, Zekeriya Sertel ve Nazım Hikmet bu cezaevinde yatmış bazı isimlerdir. Cezaevini anlatan şiirler Sabahattin Ali'nin kaleminden de çıkmış ve bunlardan "Aldırma Gönül" popüler olmuştur.





    Mimari

    Şehirdeki en bilinen yapı tarihi Sinop Cezaevidir. Bu binanın yanında Alaattin Camii, Pervane Medresesi, Paşa Tabyaları ve Serapis Tapınağı şehrin diğer tarihi merkezleridir. Şehirdeki tek kilise olan Balatlar Kilisesi'nden ise geriye yıkıntılar kalmıştır.

    Sinop Şehri'nin Türküleri

    Sinopun çok meşhur şarkıları vardır.Bunlarin bir kaçı:

    • Bük Dibinde Yatarım
    • Hürmüz Gelin
    • İp Attım Ulaş Diye
    • Kum Kapının Kilidi
    • Tini Mini Hanım
    • Entarisi Salkım Salkım
    • Ak Bakraçlar Susuz Kaldı
    • Karasu'da Pazar Var
    • Ben Giderim Batuma
    • Hakkı reis
    • Dillala
    • Kaleden İndim Bugün
    • Ayancık Eymeleri



    • Edip Akbayramın seslendirdiği Aldırma Gönül Şarkısı Sinop Cezaevi için yazılmış olan Sabahattin Ali'nin bir eserdir.



    Sinoplu Ünlüler


    • Philosoph Diyojen (düşünür)
    • Pontus Krallı VI. Mithridates.
    • Dr. Rıza Nur
    • Politikacı Yusuf Kemal Tengirşenk
    • Ahmet Muhip Dranas
    • Necmettin Erbakan
    • Hakan Ünsal
    • Osman Pamukoğlu




    Sinop merkez belde ve köyleri

    [​IMG] İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Sinop
    Beldeler: Kabalı
    Köyler:
    • Abalı • Ahmetyeri • Akbaş • Akliman • Alasökü • Aloğlu • Avdan • Bektaşağa • BostancılıÇiftlikköy • Çobanlar • Demirciköy • Dibekli • Dizdaroğlu • Erikli • Eymir • Fidanlık • Göller • Göllü • Hacıoğlu • Karapınar • Kılıçlı • Kirençukuru • Korucuk • Kozcuğaz • Kurtkuyusu • Lala • Melekşah • Mertoğlu • Nisiköy • Oğuzeli • Orduköy • Osmaniye • Sarıkum • Sazlı • Sinecan • Şamlıoğlu • Tangal • Taşmanlı • Taypaklı • Tıngıroğlu • Uzungürgen • Yalıköy
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2016
  12. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop'un Coğrafyası

    Sinop Coğrafyası

    Kuruçeşme Sokağı

    Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe yarımadası üzerinde kurulmuştur. Batı ve Doğu Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş bölgesinde yer alan il toprakları 41, 2-43, 5 paralelleri ve 34, 5-35, 5 meridyenleri arasında bulunmaktadır.

    Sinop 5.862 Km2''lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının % 8''ini kaplar. İl doğudan Samsun''un Alaçam, güneyden Samsun''un Vezirköprü, Çorum''un Osmancık, Kargı, Kastamonu''nun Taşköprü, batıdan Kastamonu''nun Taşköprü ve Çatalzeytin ilçeleriyle çevrilidir. 475 Km. uzunluğundaki sınırlarının 300 Km.si kara, 175 km.si denizdir.

    İl olarak 8 ilçesi (Merkez ilçe hariç), 2 beldesi, 11 belediyesi ve 465 köyü bulunmaktadır.

    İlin nüfusu 2000 sayımına göre 225.574 olup, aynı sayıma göre İl Merkezinin nüfusu 30.502''dir. İlçeleri, Merkez, Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli''dir.

    Şehrin kuzeybatısında Akliman, güneydoğusunda bulunan Hamsilos koyu, eski devirlerin barınak yerlerindendir.

    Dağlar


    Sinop ormanlık dağları

    İl''deki yeryüzü şekillerinin ağırlık bölümü (%74,3) oluşturan dağların yükseltileri pek fazla değildir. Sinop genel olarak engebelidir. Karadeniz kıyılarından iç kısımlara doğru görülür derecede yükselme vardır. Yüksek dağlar, daha çok doğuda ve kuzeybatıdadır. İl''in doğu tarafını Kuzey Anadolu dağlarının kolları çevreler. Bu dağlar, Karadeniz kıyısına paralel uzanırlar. Bölgedeki dağlar sık, dik ve sert değildir. En yüksek dağın 2000 m.yi aştığı görülmez.

    AYANCIK''ta: Çangal Dağı 1.065 m., Zindan Dağı 1.750 m .dir.
    DİKMEN''de: Göktepe Dağı 1.200m .
    GERZE''de : Elma ve Köse Dağları 900 m.dir. Dıranaz 1.345 m. dir.
    BOYABAT''ta: Elekdağı 1.400 m .dir.

    Bu dağlar ormanlarla kaplıdır. Güneye inildikçe, iç Anadolu''ya yaklaştıkça orman azalır.

    Yaylalar


    Kurugöl Yaylası

    Sinop yakınlarında yayla yoktur. Boyabat ve Gerze ilçeleri yayla bakımından oldukça zengindir. Durağan ve Boyabat''ta Mehmetli, Aluç, Marif, Gün*düzlü, Darıözü, Doğaçam, Yaylacık, Uzunöz, Sakızlı, Bayat, Yassıalan, Gökalan, Buzluk yaylaları vardır. Gerze''de Altmışdört, Güdek oğlu, Avlağısökü, Kuzfındık, Çam Altınyayla bulunmaktadır. Türkeli ilçesinde de Kurugöl yaylası bulunmaktadır.

    Ovalar




    Sinop ovaları

    Sinop''ta ovalar genellikle kıyı ya da ırmak ovalaridır. Daha ziyade büyük düzlükler halindedir. En önemlisi Boyabat Ovasıdır. Bu ovayı Gökırmak, Arım, Gazidere, Asarcık ovaları meydana getirir. Yüksek dağlar arasında uzanan bu ovalar çok verimli ve sulaktır. Gavur ovası da denilen Karasu Ovası ile Akliman yöresindeki Aksaz ve Sarıkum ovaları kıyı ovalarıdır. Bu ovalar, yer yer bataklık durumundadır.

    Vadiler




    Arap Yaylası - Çatak köyü

    Sinop''ta Boyabat ve Durağan ilçeleri çevresinde yer alan ve Kızılırmak''sın kollarından olan Gökırmak Vadisi dışında büyük vadi yoktur. Bununla birlikte küçük akar sularca açılmış çok sayıda küçük vadi vardır. Bunlar il topraklarını engebeli hale getirmiş oluşumlardır. Gökırmak Vadisinden başka Ayancık Vadisi, Kabusu Vadisi, Kanlıdere Vadisi sayılabilir.

    Akarsular




    Sinop akarsuları

    Sinop, yağışlı bir bölge olduğundan her tarafta çay ve derelere rastlanır. Bu akarsular, yağmur ve kar sularıyla beslenir. Sular yağmur mevsiminde çoğalır, dereler kabarır. Yaz aylarında azalır ya da kurur.

    Çay ve nehirler ulaşıma elverişli değildir. Yatakları taşlı, akışları hızlıdır. Sulamada ve orman ürünlerinin taşınmasında yararlanılır. Hepsi Karadeniz''e dökülür.

    Başlıcaları şunlardır:

    Gökırmak: Kastamonu''dan çıkar. Daday''da Ballıdağ eteklerinden inen sular, Daday Çayı''nı oluşturur. Bu çay Taşköprü''nün Gölveren kesimin*de Kastamonu''nun içinden geçen bir suyla birleşerek Gökırmak adını alır. Gökırmak Boyabat Ovası''nı sular ve doğuda Kızılırmak''a karışır.

    Kızılırmak: İlin güneydoğu sınırlarını çizer. Yurdumuzun en uzun nehri olan Kızılırmak, büyük kollarından Gökırmak''ı Sinop''tan alır.

    Tepeçay: Sinop''un Türkeli ilçesi ile Kastamonu''nun Çatalzeytin ilçesi arasında sınır oluşturur. Denize döküldüğü yerde hayli genişler.

    Ayardın Deresi: 1.000 m yükseltide Çatakgeriş Köyü yakınlarından doğar. Türkeli ilçe merkezinin hemen doğusundan denize dökülür. Uzunluğu 240 km. kadardır.

    Ayancık Çayı: Küre Dağları''ndan kaynaklanan çok sayıda küçük derenin birleşmesinden oluşmuştur. Uzunluğu 90 km. kadardır, ilçe merkezin*den denize dökülür.

    Karasu Çayı: Küre Dağları''nda, Gündüzlü Ormanları''ndan doğar. Uzunluğu 80 km.dir. Sinop''un 8 km. batısından denize dökülür.

    Çakıroğlu Çayı: Dıranaz Dağları''ndan doğar. Gerze-Sinop arasında Çakıroğlu yöresinde denize dökülür. Denize döküldüğü yerde küçük bir delta oluşturur.

    Kanlı Çay: Uzunöz Dağları''nın eteklerinden doğar. Çok sayıda küçük kolu vardır. Çayağzı denilen yerde denize dökülür.

    Göller




    Sarıkum gölü

    Sinop''ta çok sayıda doğal göl vardır. Bunların tamamı çeşitli jeolojik zamanlarda oluşmuştur. Başlıcaları şunlardır:

    Sarıkum Gölü: Sinop yarımadasının batısında yer alan Sarıkum Gölü, il merkezine 21 km. uzaklıktadır. Gölün uzunluğu 2 Km., genişliği 750 m. ve alanı 400 hektardır. Deniz düzeyinde olan gölün sulari kışın çoğalır, yazın azalır. Küçük akarsularla beslenen gölün fazla suları denize dökülmektedir.

    Aksaz Gölü: Karagöl''ün kuzeydoğusunda yer alan Aksaz Gölü, denizle hemen hemen aynı düzeydedir. Yılın büyük bir bölümünde saz ve kamışlarla kaplı olan gölün yüzölçümü 200 hektardır. Yağışlı dönemlerde ise gölün suları denize ulaşır.

    Karagöl: Akliman''a yakın bir bölgede Aksaz ve Sankum Gölleri yakınında yer alan, deniz düzeyindedir. Yüzölçümü 80 hektar dolayındadır. Denize uzaklığı 40-50 m. kadar olan gölün suları kışın artar, yazın ise göl kurur.

    Sülük Gölü: Sinop yarımadasının üzerindedir. Yükseltisi 210 m. dolayında olan Sülük Gölü, eski bir yanardağ krateridir. Derinliği 1-2 m.dir Yaz mevsiminde kurur.

    Akgöl: Ayancık İlçesi''nin güneyinde Ayancık Boyabat yolunun 31. Km.de, 4 Km. içeride yer alan Akgöl, çevresinde sık çanı ormanlarının oluşturduğu çangal ve Akgöl ormanlan içinde bulunmaktadır.

    Bitki Örtüsü




    Doğa manzarası

    Sinop yöresi, Karadeniz ikliminin bir özelliği olarak her zaman yağış aldığından orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır. Ormanlar hem zengin hem de çeşitlidir. Çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç ve kavak başlıca türlerdir. Ağaç denizi olarak nitelendirilen Çangal Ormanları, Ayancık, Türkeli ve Boyabat yörelerini kaplar. Dıranaz, Göktepe, Soğuksu ve Elekdağı Ormanları da hem önemli doğal güzellikleri oluşturur, hem de ekonomik yönden büyük değer taşır.

    Ormanların altında yaban menekşesi, çuha çiçeği, mayıs karanfili, küçük kırlangıç otu, ciğer otu gibi bitkilere de rastlanır.

    Sinop yöresindeki bitki örtüsü, çok çeşitli ağaç türlerinden oluşmuştur. Kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür. Meşe, defne, karaağaç, çınar, fın*dık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan bu bitki örtüsü, yükseltinin 1.800 m.ye ulaş*tığı kesime kadar yayılır.

    İlin güneyine doğru gidildikçe iklim kuraklaşmaya başlar. Bu kesimde kuzeydeki gür bitki örtüsünün yerini bozkır bitkileri alır.

    İklim Verileri


    Sinop, Doğu ve Batı Karadeniz iklim özellikleri*nin içiçe geçtiği bir yöredir, ilde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir, ilin kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi görülür, güney kesimlerinde ise Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalır. Burada yağışlar azalır, sıcaklık düşer ve bozkır ikliminin etkileri görülür.

    Sıcaklık


    Sinop İl Merkezinde yıllık sıcaklık ortalaması 14 derece, en yüksek sıcaklık 29.4 derece, en dü*şük sıcaklık -2 derecedir. Yıllık nispi nem ortalaması % 78''dir.

    Kaynak: Sinop İl Yıllığı, 1993




    Sinop''ta Gezilecek Yerler





    Sinop Kalesi

    SİNOP KALESİ:

    M.Ö. 7. y.y. da şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerine kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde hâlâ özelliğini koruyan kalenin 2050 m. uzunluğu, 25 m. yüksekliği, 3 m. genişliği olup, iki ana giriş kapısı bulunmaktadır. Kale duvarı şehri çevrelemektedir.





    Cezaevi surları

    SİNOP CEZAEVİ:

    Tersane alanında iç kalenin ortasında etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrili alandır. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Cezaevi Osmanlılar döneminde 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır.





    Paşa Tabyası

    PAŞA TABYASI:

    Yarım adanın güney doğusunda 19. y.y. da Osmanlı Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarım ay şeklindedir. 11 top yatağı bulunan cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır.





    Çömlek Örneği - Sinop Müzesi

    SİNOP MÜZESİ:

    Şehir merkezinde bulunmaktadır. Sinop kazılarında ve çevresinde bulunan eserler sergilenmektedir. Müze bünyesinde Prehistorik, Helenistik, Roma, Bizans, Etnoğrafik eserler ile, Sinop çevresinden toplanmış ikonalar bulunmaktadır.




    İkona Detayı - Sinop Müzesi

    İKONALAR:

    Sinop Müzesi''nde teşhir edilen eserler arasında ayrı bir yeri ve önemi bulunan, sanat tarihi bakımından seçkin bir örnek teşkil eden ikona koleksiyonudur. Koleksiyonda yer alan ikonalar; İkona Aziz Minas, Melek Mihail, İkona İsa, İkona Meleklerin Düşmanlarla Savaşı, İkona İsa ve Meryem, İkona Büyük Ruh, İsa ve Azizler yer almaktadır.



    AKLİMAN:

    Şehre 9 km. uzaklıktadır. Kilometrelerce uzanan ince beyaz kumu, ormanla denizin adeta kucaklaştığı orman içi piknik ve mesire yerleriyle ünlüdür. Kumsal boyunca plajlar, kamp-çadır yerleriyle moteller bulunmaktadır.





    Hamsilos Koyu

    HAMSİLOS:

    Akliman piknik alanına 1 km. uzaklıktadır. Denizin kara içine bir ırmak gibi girdiği, çevresi çam ağaçlarıyla kaplı, güzelliğine doyum olmayan Hamsilos Fiyordu, Türkiye''nin tek fiyordudur.





    Erfelek Şelaleleri

    ERFELEK TATLICA ŞELALELERİ:

    İl merkezine 42 km. uzaklıkta, Erfelek ilçesi Tatlıca köyü sınırları içerisindedir. Aynı vadi içinde ardarda sıralanmış 28 irili ufaklı şelaladen oluşmuştur. Bu özelliği ile dünyada benzeri yoktur. Dar ve 2 km. uzunlukta bir vadi içinde, şelaleler kenarında, kayın ormanları içinde yapılacak iki saatlik yürüyüş oldukça zevkli ve heyecanlıdır. Doğal sit alanı olan bölgede trekking, piknik, gezi ve av turizmi olanakları sağlanmaktadır. Bölgede yeme içme, haberleşme ve kamp çalışmaları ile ilgili iyileştirme çalışmaları devam etmektedir.





    İnaltı Mağarası

    İNALTI MAĞARASI VE AKGÖL:

    Her ikisi de Ayancık ilçesi sınırları içerisindedir. İnaltı mağarası köknar ormanlarının ortasında 1070 m. yükseklikteki bir yaylada yer almaktadır. Ayancık ilçesinden 50 km. ve İnaltı köyü yakınlarındaki Akgöl''den 6 km. uzaklıktadır. Mağaranın gerçek derinliği bugüne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Bugüne kadar sadece 2200 m. derinliğe kadar olan bölge keşfedilebilmiştir. Ortalama 15 m. yüksekliğe ve 12 m. genişliğe sahiptir. Muhteşem sarkıtları ve dikitleri hala oluşma safhasında bulunmaktadır. İnaltı mağarası jeolojik olarak kireçtaşı katmanlarında oluşmuştur. İnaltı mağarasına giderken yolda muhteşem ormanların ve derin vadilerin güzelliğinin tadını çıkarabilirsiniz.
    Ayancık ilçesinin güneyinde bulunan Akgöl, Ayancık-Boyabat karayolunun 31. km''sinden 4 km. kadar içeride yer almaktadır. Çam ormanları ve Çangal ormanı ile çevrilidir. Elektrik üretimi için 1926''da inşa edilen bu baraj gölünün çevresinde çok güzel piknik yerleri bulunmaktadır.





    Akgöl manzarası

    KARAKUM YÖRESİ:

    Kente 2 km. uzaklıktadır. Sinop yarım adasını çevreleyen yol üzerindedir. Mevcut plajları harika simsiyah kuma sahiptir. Kamu ve özel kişilere ait oteller, tatil köyü, kafe, restoran, bungalov tipi evler, kamp, çadır yerleri bulunmaktadır. Sinop halkının yürüyüş parkurudur.





    Karakum Plajı

    BAHÇELER MEVKİİ:

    Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda ağaçlarla kaplı kumsalı ve plajı bulunan mesire, piknik, kamp ve çadır alanıdır. Yanında kamu kuruluşlarının sosyal tesisleri bulunmaktadır.



    MOBİL MEVKİİ:

    Gelincik mahallesinin devamıdır. Plajları, otel, motel ve restaurantlarıyla güzel bir tatil yeridir.

     
  13. ρємвє_мєℓєк

    ρємвє_мєℓєк Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    23 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.987
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    bursa
    Cevap: Sinop Şehir Tanıtımı

    emeğine sağlık
     
  14. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Sinop'un İlçeleri

    Ayancık, Sinop



    [​IMG] Ayancık, Türkiye

    [​IMG]


    Sinop Harita

    [​IMG]


    Turkiye'de yeri Bilgiler İlçe nüfusu 13500 Yüzölçümü --------- km² Rakım --------- metre Koordinatlar
    Posta kodu -------- Alan kodu ------- İl plaka kodu 57 Yönetim İl Sinop Belediye başkanı -------- Ayancık , Sinop ilinin bir ilçesidir. 13500 nüfusludur ve Sinop'un ikinci büyük ilçesidir. Ayancık Kilisesi ilçedeki tarihi bir merkezdir. İlçenin birkaç kilometre dışında bulunan Akgöl, ilçenin en önemli güzelliklerinden biridir.
    tarımın önemli yeri vardır. İlçede bir adet kereste fabrikası bulunmaktadır. Suni limanların yapılmasıyla balıkçılık da gelişmiştir. Yer şekilleri ve arazi yapısı tarım için uygun olmasa da ilçe ekonomisindeKeten sanayisi de son yıllarda önemli aşama kaydetmiştir.
    İlçe, Ayancık Tepesi'nin eteğinde, Ayancık Çayı'nın denize döküldüğü yerde, açık denize bakar şekilde kurulmuştur. Liman şehridir ve liman açık denize baktığı için fırtınalara açıktır. İl merkezine 54 km uzaklıktadır. Yenikonak tek bucağıdır. Türkeli ise 1957 yılında ilçe olmuştur. İlçe yüzölçümü 876 kilometrekaredir(il yüzölçümünün yaklaşık yedide biri). Komşu ilçeleri Türkeli, Erfelek ve Boyabat'tır.



    Ayancık belde ve köyleri İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Ayancık
    Beldeler: Yenikonak
    Köyler:
    • Abdülkadirköy • Ağaçlı • Akçakese • Akören • Armutluyazı • Aşağıköy • Avdullu • Aygördü • Babaçay • Babaköy • Bahçeli • Bakırlı • Bakırlızaviye • Belpınar • Büyükdüz • Çamyayla • Çaybaşı • Çaylıoğlu • Davutlu • Dedeağaç • Dereköy • Dibekli • Doğanlı • Dolay • Erdemli • Erikli • Fındıklı • Göldağı • Gölköy • Günpınar • Gürsökü • Hacılı • Hacıoğlu • Hatip • Hüseyinbey • İnaltı • Kaldırayak • Karakestane • Karapınar • Kestanelik • Kızılcakaya • Kozcuğaz • Kozsökü • Köseyakası • Kurtköy • KuzKöy • Kütükköy • Maden • Mestan • Mustafakemalpaşa • Ortalık • Otmanlı • Ömerdüz • Pazarcık • Sansar • Sırma • Sofu • Söküçayırı • Sulusökü • Tarakçı • Tepecik • TevfikiyeTopağaç • Türkmen • Uzunçam • Ünlüce • Yarenler • Yemişen • Yenice • Yenigüler • Yeşilyurt • Zaviye









    Boyabat, Sinop


    Turkiye'de yeri Bilgiler Koordinatlar
    Posta kodu -57200--------- Alan kodu -0 368------------ İl plaka kodu 57 Yönetim İlSinop Kaymakam Fatih KOCABAŞ Belediye başkanı Mehmet ERMİŞ Yerel yönetim site kaymakamlıkbelediyeyerel gazete Boyabat, Sinop iline bağlı, Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan bir ilçedir. Geçim kaynağı tarımdır ve genellikle pirinç yetişir.
    Doğusunda Durağan, güneyinde Vezirköprü ve Kargı, batısında Taşköprü, kuzeyinde Ayancık(İstifan), Erfelek, Sinop ve Gerze yer almıştır.Yüz ölçümü 500 kilometrekaredir. Nüfusu 2000 sayımına göre ilçe merkezi 25290 köyleri 99.140 dir. Toplam nüfus 54 430 dur.Boyabat'ın toplam 116 köyü mevcuddur. İlçe merkezinde 7 adet mahalle mevcuddur bunlar sırasıyla Kemaldede,Gökdere,Zincirlikuyu,Kumluk, Çamlıca, Esentepe,ve Camibekir mahelleleridir.İlçede 7 adet ilk öğretim okulu, 1 adet yatılı ilk öğretim bölge okulu , 5 adet Lise, 1 adet çıraklık eğitim okulu,ve Samsun 19 mayıs ünüversitesine bağlı 2 yıllık yüksek okul bulunmakdadır. 1 adet kapalı spor salonu Boyabat'a hizmet vermekdedir. Boyabat'ın köylerine bağlı 60 adet ilköğretim okulu mevcuddur.Ayrıca ilçe merkezinde 26 adet Cami bulunmakdadır. Son 10 yıl içinde Boyabat'ın çehresi muazzam şekilde değişmiş şehirleşme çevredeki Daylı,Çorak,Karacaören köyleriyle adeta birleşmiş bulunmakdadır. Sanayi bakımından ilçemizde mevcud 30 adet tuğla ve kiremit fabrikası,2 adet cam mozaik fabrikası, 2 adet çivi fabrikası, 5 adet çeltik fabrikası, 1 adet parke fabrikası bulunmakdadır.

    Boyabat eskiden bir kale kasabası idi Evler kale içersinde bulunurdu Çevrede daha çok çay yataklarında,erenlikde başka evler vardı. Araştırmalarımızdan 200 yıl önce Kaleden gökdere mahallesine oradanda şehrin altından geçilerek erenlik mıntıkasından çıkılırmış. Belgelerde 1830 da kalede 30 evin barındığı yazılır. Boyabat kasabası 1925 yılı sonbaharında yanmış kasabada hiç bir ticarethane kalmamıştır.Boyabat'da yaşamış eski insanlarımız ve yangına şahit olanlar Boyabat yangınının ilk yaşanmış büyük facia diye nitelerler. 1943 yılında Boyabat ikinci bir felaket olarak deprem yaşamışancak ölüm olayı yaşanmamıştır Maddi zararın dışında herhangi bir şey olmamıştır. 1948 yılında yılın en büyük sel felaketi yaşanmış ve Boyabatlılara çok büyük korku yaşatmış selden 2 gün sonra sel yatağında 3 ceset bulunmuştur.Boyabatlılar bu korkunç sele kabak seli adını vermişlerdir. Boyabatın içinden Gazidere çayı geçer ve 4 km. sonra Gökırmağa dökülür. Boyabat toprak alanı içinde bulunan en yüksek tepeler:Bürnük 1363 metre, Süngülcetepe 1463 metre Alınca yaylası Manastıratepesi 1429 m. Elekdağı Dikmentepe 1538 m. Eynekdağı 1412 m. Bekiröldüğü 1583 m. Göktepe 1557 metredir.Boyabat'ın denizden yüksekliği 310 m. dir.Umumi arazinin %30'u ekili arazi %35'i 5'iorman ve fundalık, %4'ü çayır ve mera%2,5' u yerleşme merkezleri, %1,5 su yatakları, %27'si kullanılamaz arazidir. Boyabat' ın Ekinören köyünde petrol, Kovaçayır köyünde kırom akbelen, cemalettin ve Bağluca köylerinin sınırları içinde linyit yeni Mehmetli köyünde kaolin,koğa çayır köyünde maden suyu, Sarıağaç çayırı köyünde manganes vardır.Ayrıca Boyabatın Değirmentaşı ve çakmak taşı çok meşhurdur. Boyabatta,Gökçeağaçsakızı Köyünde Boyabat topraklarına giren Gökırmak en büyük akar suyudur. Gökırmak Durağan sınırına kadar 24köyün arazisini sular. Ayrıca Kızılırmak da Boyabatın doğusınırını çizer.Hacıçayı yaylacık fakılı köyleri bu vadidedir. Boyabatın içinden geçen gazidere(karadere) çayı dereçatı köyü TaşhanlıGazidere Tabaklı,Gazidere ve Boyabat ovasını sulayarak Alibeyli köyü önünde gökırmağa katılır. Sesleriyle meşhur çarşap çayı Kaya boğazı ve çarşap köylerini sular. saraydüzüne bağlı Cumaköy ovasında Kocaçay ismini alır. Cumaköy Cumakayalı,Cumatabaklı, Yenice ve Şıhköyü arazisini suladıktan sonra Arım köyünde Arım çayına karışır. Arımçayına Korucuk köyünden geçtikten sonra Durağan sınırında Gökırmağa katılır. Elekdağ ormanları Göktepe,Bürnük ve Karageriş Ormanları Boyabatın önemli Ormanlarıdandır. Bu ormanlarda çam,meşe,kayın,köknar,ardıç, kavak ve gürgen bulunur. Boyabat arazisinde pirinç hububat pancar sebzeler ve meyveler çok bol yetişir. Keçi,koyun ve sığır oldukça fazladır. Bol miktarda tavuk da bulunur. Şehir Merkezinde kereste biçme atölyeleri çeltik fabrikaları un değirmenleri ve denkler kösele ve deri imalathanesi kiremit ve tuğla fabrikaları vardır. Boyabat kelimesi Boyova kelimesinden gelir. Sonralarıbu kelime boy abad şeklinde yazılmaya başlanmıştır. Abad bayındır ve ekili arazi manasınadır.Boy ise uzun manasında kullanılmıştır.Böyle olunca boyabad kelimesinin kısa karşılığı uzun ovadır. Tarih devletlerinde Boyabat önce Gasgasların idaresinde kalmıştır. Sonraları sırasıyla, Hititler Paflagonyalılar idaresinde kalmıştır. Bugünkü kale ilk önce Paflagonyalılar (MÖ 110-700) devrinde inşa edilmiştir. Kalenin bugünkü yapısı eski yapı üzerindedir ve türk islam osmanlı devri mimari özelliğini taşır. Boyabat'a sonraları iskitler ,Lityalılar,iranlılar,Pontüsler,Romalılar,Bizanslı lar hakim olmuş,1071 Malazgirt savaşından sonra ise Müslüman Türklerin idaresine geçmiştir. Boyabat Müslüman Türklerin eline 1100 senesinden sonra geçti. Selçuklu komutanlarından Danişment ahmet gazinin oğlu Gümüştekin zamanında Bizanslarından alındı. (Tarih yaklaşık olarak 1105 veya 1126 'dır ) 1175 senesinde selçuklular Danişmendlerin idaresine son verdiler. Bundan sonra Boyabat sırasıyla Çobanlar,Pervaneler,Candaroğulları idaresine son vermesiyle Boyabat 1402 senesine kadar 10 sene Osmanlı idaresinde kalmış,bu arada Cumaköy ve yazıköy'de iki cami inşa edilmiştir. Boyabat'ın içinde bulunan Büyük camininde bu cümleden olduğu söylenmekdedir. 1402 Ankara savaşından sonra ise tekrar idarenin candaroğulları'na geçtiğini görüyoruz. Bu idare Fatih zamanına kadar devam etmiştir. 1461 senesinde Fatih sultan mehmet tarafından Candaroğulları idaresi tamamen son bulunca Boyabat kesin olarak Osmanlıların eline geçti. Fatih sultan mehmet Trabzon seferine giderken Boyabat'dan geçmiş, Dördüncü murat'da Bağdat seferinde Boyabat yolunu takip etmiştir. Boyabat 462 sene Osmanlıların idaresinde kalmıştır. Katip çelebi'nin ifadesine göre Dördüncü murat bağdat seferinde Boyabat'ın kurusaray köyünde ve konakladığı mahalle kışla denmiştir. Padişah köylülerden çok memnun kalmış bütün köyü vergiden muaf tutmuştur . Boyabat şeyh mahellesindeki Akmescit,kasabasının ortasında Aşağı cami veya diğer ismi büyük cami, cumaköyü camii. Yazıköyü camii ve kaya camii tarihi camilerdir. Kemaldede camii.yenimahalle camii,bülbülderesi camii Kargı tepesi camii,ve erenlik camileri de tarihi camilerdir Kasabanın kuzeyinde alibeyli köyü yolu üzerinde bulunan aşıklı tekke dayılı köyündeki daylı tekkesi Dodurgalı türbesi,Bahşaşlı köyü tekkesi Boyabat'ın belli başlı tekke ve türbeleridir



    Boyabat belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Boyabat
    Beldeler: YOK
    Köyler:
    • • Akçakese • Akyürük • Alibeyli • Ardıç • Arıoğlu • Aşağıseyricek • Aşıklı • Aydoğan • Bağlıca • Bayamca • Bektaş • Bengübelen • Benişli • Binerli • Boyalı • Bölüklü • Bürüm • Büyükkaraağaç • Cemalettinköy • Çaltı • Çarşak • Çatpınar • Çattepe • Çaybaşı • Çeşnigir • Çorak • Çukurhan • Çulhalı • Çurkuşlar • Dağtabaklı • Darıözü • Dayılı • Dereçatı • Dodurga • Doğrul • Doğuca • Düzkaraağaç • Edil • Eğlence • Ekinören • Emiroğlu • Engilekin • Erkeç • Esengazili • Esentepe • Gazidere • Gazideretabaklı • Gökçeağaçsakızı • Gökçukur • Göve • Günpınar • Hacıahmetli • Hamzalı • Ilıcaköy • İmamlı • İsaoğlu • Kadınlı • Karacaören • Karamusalı • Kartaloğlu • Kavacık • Kavak • Kayaboğazı • Keseköy • Kılıçlı • Killik • Koçak • Kovaçayır • Kozanlı • Kozkule • KöprücekKurtlu • Kurusaray • Kuyucakpınar • Kuzveren • Mahmutlu • Maruf • Marufalınca • Muratlı • Oğlakçılar • Okçumehmetli • Osmanköy • Ömerköy • Ören • Paşalıoğlu • Pirefendideresi • Salar • Sarıağaççayı • Sarıyar • Şeyhli • ŞıhlarKöyü • Taşhanlı • TekkeTırnalı • Uzunçay • Yabanlı • Yaylacık • Yazıköy • Yenicamili • Yenikayalı • Yeniköy • Yenimehmetli • Yeşilçam • Yeşilköy • Yeşilyurt • Yukarıseyricek







    Dikmen, Sinop


    Sinop İlçeleri Bilgiler İlçe nüfusu -------------- Yüzölçümü ------------- km² RakımKoordinatlar
    Posta kodu -------------- Alan kodu ------------- İl plaka kodu ------------- Yönetim İl Sinop Belediye başkanı -------------
    Coğrafya

    Sinop ilinin bir ilçesidir. İl merkezine 50-55 km uzaklıktadır. Dikmen, Sinop'un doğusunda, Samsun ili sınırında bulunmaktadır. Durağan ve Gerze İlçeleri ile komşudur. 1990 yılına kadar Gerze’ye bağlı bir bucak merkezi olan yerleşim, bu tarihte ilçe statüsüne kavuşmuştur. Günümüzde ilçeye bağlı 30 adet köy bulunmaktadır.
    Batı Karadeniz havzasında yer alan Dikmen İlçesi, Güzelceçay Vadisi’nde, çam ormanları arasında kurulmuş küçük bir yerleşimdir. Havzanın genel özelliğine paralel olarak, dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olan yerleşim, 1.derece heyelan bölgesidir.

    Nüfus

    Dikmen nüfus büyüklüğü açısından ildeki en küçük iki ilçeden birisidir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 9.475 kişi olup, bunun 1.402 kişisi kentsel, 8.073 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %14.8, kırsal nüfus oranı %85.2 olan ilçe, ilde kentleşme oranı en düşük yerleşmelerden birisidir. Bölüm başındaki tablolarda Dikmen İlçesi nüfusunun 1980 yıllarından günümüze kadar belirgin bir azalma yaşadığı görülmektedir. İlçeden il içindeki daha büyük kentsel merkezleri ve ayrıca yurt içinde büyük şehirlere göç yaşanmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren Dikmen kentsel-kırsal nüfus oranlarının kentsel nüfus lehine değişmesi söz konusu olmakla birlikte, ilçe halen kırsal nüfus ağırlıklıdır. Yine 1980’li yıllardan itibaren hem kentsel hem de kırsal nüfus artış oranları giderek azalmaktadır.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği gibi, istihdam dağılımı dikkate alındığında ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Dikmen İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, tarım ve sanayi şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %86.3 iken; ilçedeki hizmetler sektörünün il genelindeki payı %0.8’dir ki, bu il genelindeki en düşük orandır. İlçede henüz ekonomiye yansıması olmayan dağ sporları ve yayla turizmi potansiyeli bulunmaktadır. Gerze sınırı boyunca yer alan Göktepe ve Soyuk Tepesi kayak sporları; Göktepe ve Kiraz Dağları’ndaki Kuzfındık, Omurlu, Üçpınar Köyü ile Samsun İli Yakakent İlçesi Domuzalan Köyü arasında yer alan Domuzalan Yaylası ile Yaykın Köyü civarında Ayvalan Yaylaları ise yayla turizmi açısından önemli alanlardır.
    Ekonomisi genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanan ilçede sektörün oranı %7.3; sektörün il genelindeki payı ise %0.02’dir. İlçe arazilerinin genel olarak VI. ve VII. sınıf tarım topraklarından oluşması ve araziler büyük bir kısmının dağlık ve engebeli olması nedeniyle hububat ekimi çok azdır. Ekimin yapıldığı yerlerde buğday, arpa, yulaf, mısır yetiştirilmektedir. İlçede ayrıca Karadeniz Bölgesi’nde yetişebilen hemen her türlü meyve ve sebze yetişmektedir. İlçenin dağlık köylerinde besi, süt ve mera hayvancılığı ile arıcılık yapılmaktadır. Ormanlık alanların varlığı nedeni ile ormancılık da ilçede önemli bir geçim kaynağıdır.
    Sanayi sektörü ilçedeki üçüncü önemli sektör konumundadır. İlçede bulunan sanayi tesislerinin il geneli içindeki oranı %0.3’dür. sektörün ilçe sektörel dağılımı içindeki oranı ise %6.4’dür. Dikmen İlçesi’nde, Sinop İli’nin kalkınmada 1.öncelikli iller arasında yer almasına bağlı olarak devlet desteği ile Güzelceçay Mevkii’nde kurulmuş 4 adet Balık Unu ve Yağı fabrikası bulunmaktadır. Türkiye genelinde üretilen balık unu ve yağının %35'i bu fabrikalarda üretilmektedir. Ayrıca ilçede bir Tavuk Çiftliği ve Yem Fabrikası bulunmaktadır. Mevsimli üretim yapılan bu fabrikalarda üretilen balık yağı, balık unu ve deniz salyangozu yurt dışı (Japonya) ve yurt içi pazarlara satılmaktadır. İlçede tavuk yemi ve etlik piliç üretimi de yapılmaktadır.
    Kaynak : Devlet Planlama Teşkilatı, Yıl :2003




    Dikmen belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Dikmen
    Beldeler: YOK
    Köyler:
    • Akçakese • Babalıoğlu • Bucak • Büyükdağ • Büyükkızık • Çanakçı • Çevikli • Çorak • Çukurcaalan • Dağköy • Dudaş • Dumanlı • Göllü • Görümcek • Kadıköy • Karaağaç • Karakoyun • Kerim • Kuzalan • Küçükkızık • Küplüce • Sarayköy • Şeyhhüseyin • ÜçpınarYakuplu • Yaykın • Yaylabeyi • Yeniköy • Yukarıçekmez • Yumaklı











    ------------- metre
    Durağan, Sinop



    Sinop İlçeleri Bilgiler İlçe nüfusu 9800 Yüzölçümü ---------- km² Rakım ----------- metre Koordinatlar
    Posta kodu ---------- Alan kodu 368 İl plaka kodu 57 Yönetim İl Sinop Belediye başkanı
    Coğrafya

    Durağan Sinop İli’nin güneydoğusunda Samsun İl sınırında yer almaktadır. İlçe Dikmen, Boyabat ve Saraydüzü ilçeleri ile komşudur. Osmanlı Dönemi’nde Kastamonu’ya bağlı yerleşim, 1899’da Boyabat’a bağlı bir bucak merkezi iken 1954 yılında Sinop’a ilçe olarak bağlanmıştır. İlçeye bağlı belde yoktur; bağlı köy sayısı ise 70’dir.
    Kızılırmak Havzası’nda, İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan yollar üzerinde, Gökırmak Vadisi’nde kurulmuş olan ilçe sınırları içinde II., III. ve IV. sınıf verimli tarım toprakları bulunmakla birlikte, ilçe genelinde VII. ve VIII. sınıf tarım toprakları ağırlıktadır. İlçenin dağlık alanları Tarım Master Planı’nda belirtilen II.alt bölge; ovalık alanları ise III.alt bölge olarak nitelendirilen alanlarda kalmaktadır. İlçede sulu tarım alanlarında yetişen en önemli ürün çeltiktir. Kuru tarım alanlarında ise tahıl ekimi yapılmaktadır.

    Nüfus

    Durağan nüfus büyüklüğü açısında ildeki üçüncü büyük yerleşmesidir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 28.792 kişi olup, bunun 9.725 kişisi kentsel, 19.067 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %33.8, kırsal nüfus oranı %66.2 olan ilçede kentleşme oranı düşüktür. Bölüm başındaki tablolardan görülebileceği gibi, ilçe nüfusu 1980’den itibaren azalma eğilimi göstermektedir. Yine bu yıldan itibaren kentsel-kırsal nüfus dağılımında kentsel nüfus oranında artış görülmekle beraber, ilçe kırsal nüfus yoğunluğunu korumaktadır. Bununla beraber ilçede kentsel ve kırsal nüfus artışları giderek azalmaktadır.



    Tarihi

    Sinop'un ilçesi. Anadolu'nun en büyük ırmağı Kızılırmak ile Batı Karadeniz'in en büyük ırmağı Gökırmak'ın birleştiği noktada kurulu ilçedir. En önemli tarım ürünü çeltiktir.Durağan'da da 2 kez çeltik festivali yapıldı.Türkiyenin en büyük ve en verimli çeltik ovalarından biri Durağan'da bulunmaktadır.Hayvancılık da ilçe halkının önemli gelir kaynakları arasındadır.İlçenin nufusu 9800 dür.Ancak 1970'lerde başlayan göç ile ilçenin İstanbul ve Çorlu da 60000 civarında göç etmiş insanı ikamet etmektedir.Çerçiler adında bir bucağı vardır. İlçe tarihi çok eskilere dayanmaktadır.

    İlin Adı'nın Kaynağı

    İlçe adının kasabada bulunan bir handan almaktadır.Kasabanın ilk kurulduğu yer , ilçenin 5 Km kuzeyinde "Sakızören" denen yerdir. Burada bulunan kaynak suyun yanında bir süre kalınmış, kaynak suyun kuruması ile halk Gökırmak'ın kıyısına inerek bugünkü yerine yerleşmiştir.Bu yer değişikliğin önemli diğer sebepleri de, halkın yol kenarına ve Han' ın yanına yerleşme istekleridir.(1) Han, 1265 yılında Pervane oğulları zamanında, pervane Muiüddin Süleyman tarafından yaptırılmıştır.(2)
    Han (Kervansaray) , Durağan kasabası içinde eski camii (İsmail Bey Cami-i) yanındadır.Kitabesi caminin ön cephesinde duvara raptedilmiş iken, 1989 yılında başlanan ve 1992 yılında tamamlanan Durakhan' ın restore çalışmaları sırasında bu kitabe İsmail Bey Camiinden alınarak hanın giriş kapısı üzerine yerleştirilmiştir.
    Selçuklu ordularının buraya karargah kurmaları ve çevre savaşları ile ilgili hazırlık yapmaları buranın önemini artırmıştır.
    1071 yılında Türk'ler tarafından Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi'nden sonra , Anadolu kapıları Türk Milletine açılmış oluyordu.Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması böyle başlar.
    Büyük Selçuklu Sultanı Melik - Şah, Anadolu'nun fethini tamamlaması için Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ı görevlendirdi.Süleyman Şah kısa zamanda Anadolu' nun tamamen alınmasını sağladı. Selçuklular, geleneklerine göre alınan toprakları komutanlarına, başarıları karşılığı verirlerdi.Danişment Gazi kendisine verilen topraklarda 1085 Danişment Beyliğini kurdu.Danişmentliler daha sonra Amasya, Çorum, Osmancık, Çankırı, Durağan ve Kastamonu havalesini' de alarak topraklarına kattılar, Tarih kitaplarının bir çoğunda Gökırmak vadisi tamamen Kastamonu ile birlikte, Danişmentliler Beyliği içerisinde gösterilmektedir. Türk orduları, Kızılırmak Nehrini Vezirköprü-Osmancık arasından geçeceklerine göre Boyabat ve Durağan kısa süre içerisinde (Kastamonu' dan önce veya az sonra ) Danişmentlilerin eline geçmiştir.(1105)
    Danişment orduları Kastamonu' ya önemli bir geçiş yolu olan Amasya Gümüşhacıköy - Vezirköprü - Durağan ve Boyabat üzerinden geçmişlerdir.Çevrenin durumu incelendiğinden Kastamonu ile birlikte İsfendiyar sıra dağlarının güneyine düşen yamaçları ile Gökırmak Vadisi (Durağan ve Boyabat İlçe toprakları) Danişmentliler' in eline bu sırada geçmiş olabileceği çok iyi anlaşılmaktadır.Kastamonu ve Vezirköprü ' yü ele geçiren Danişmentliler'in bu iki şehir arasında bulunan Gökırmak Vadisinin ve bu verimli topraklarıda ele geçirmemeleri düşünülemez.
    Bugün Durağan'ın köylerinden olan Yağbasan, Köseli ve Salarkolu (Salarlu) köy adları Danişmentliler'in boy ve oymak adlarından gelmektedir.(1)
    Danişmentliler'i 1175 yılından ortadan kaldıran Selçuklular, Durağan ve çevresini yönetimleri altına almışlardır.Böylece buralara yeniden Türk boylarının akınları başlamıştır. Durağan ve çevresi 1105-1174 yılları arasında Danişmentliler'in elinde kaldı.(
    Sinop İli Tarihi - kedüüü
    Selçuklu Tarihi - yaşlı kedüü

    Selçuklular Döneminde Durağan

    Durağan, Selçuklular zamanında İç Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan ticaret yolu üzerinde, yolcuların uğrak ve durak yeri olarak önem kazanmıştır.
    Trabzon Rum İmparatorluğu'nun kurulması ile Sinop, savaşsız olarak bu imparatorluğa bağlanmış, Durağan -Boyabat ilçeleri ise Selçuklularda kalmıştır.Selçuklu Sultanı 1.İzzettin Keykavus babasının Anadoluda'ki iktisadi siyasetine devam etti. Kuzey Anadolu ticaretini emniyete almak için Sivas'a yürüyerek oradan Sinop yolu üzerinde, Trabzon Rum İmparatoru Aleksios' u esir etti. Yoluna devam ederek Sinop Kalesi'nin alınmasını sağladı. Selçuklu ordusu ve illerden gelen kuvvetler Gümüşhacıköy-Vezirköprü üzerinden Kızılırmak'ı geçerek Durağan'a gelmiştir.Selçuklu Sultanı Durağan'da ordugahını kurdu. Son hazırlıklarını burada tamamladı ve Sinop üzerine yürüdü. Sinop 1214 yılında Selçukluların eline geçti. 47 yıl Selçuklu yönetiminde kaldı.1261 yılında, Trabzon Rum imparatorluğu tarafından alındı.Bunun üzerine Selçuklu Hükümdarı 4. Kılıçaslan, Pervane M. Süleyman'ı bir ordu ile Sinop' a gönderdi. Pervane M. Süleyman , ordusu ile Tokat-Amasya ve Vezirköprü üzerinden Kızılırmak' ı geçerek Durağan'a geldi.Son hazırlıklarını tamamlayarak Sinop üzerine yürüdü ve Trabzon Rum İmparatorluğu'ndan Sinop'u geri aldı.

    Anadolu Beylikleri Döneminde Durağan

    Durağan, Anadolu beylikleri döneminde, Candaroğulları Beyliği'nin egemenliği altına girdi.Çobanlar'ın , Kastamonu'da Pervanoğulları'nın da Sinop Beyi bulundukları sırada Kastamonu Valisi olan Şemsettin Yaman Candar'ın babası Mehmet Oğuzların Alayuntlu boyundandır. Candaroğullarını Osmanlı tarihçileri İsfendiyaroğulları diye yazmışlardır.Oysa, İsfendiyar Bey, Candaroğulları'nın III. Hükümdarıdır.
    1235 yıllarında, Yaman Candar'ın oğlu Şücaettin Süleyman Paşa , kedisine Kastamonu'yu merkez yapmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece büyük Kastamonu'da Candaroğulları Beyliği kuruldu. Candaroğlu Beyliği kısa sürede güçlendi Pervaneoğulları'na son vererek Sinop'u ele geçirdi.Daha sonraları, Candaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop Beylikleri olarak ikiye ayrıldı. Sinop Beyliği üstünlük sağlayarak, Kastamonu Candaroğulları Beyliği aldı.
    Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt, Kastamonu' yu almak için hazırlıkları tamamlayarak Kastamonu üzerine yürüdü.Kastamonu ve civarı 1392 yıllarında Osmanlıların eline geçulları Betliğinin Kastamonu kolu ortadan kaldırıldı. Daha sonraları, Kastamonu civarı ile Küre ,ti. Böylece Candaroğ Osmancık ve Gökırmak vadisinde, Boyabat ve Durağan'da kuvvetli bir ihtimalle aynı yıllarda, 1392 yılında Osmanlıların eline geçti.
    Timur,Yıldırım Beyazıt'ı 1402 yılında Ankara savaşında yendi. Yıldırım Beyazıt'ın bu savaştan sonra ölümü üzerine Osmanlılarda taht ve iç kavgaları başladı. Bunu fırsat bilen Candaroğlu İsfandiyar Bey, Çankırı ve Tosya dahil olmak üzere, Kastamonu ve çevresi ile birlikte Bolu'ya kadar eski toprakları geri almayı başarmıştır.
    Osmanlı Padişahı 2.Murat, Anadolu Türk Birliğini yeniden kurmak istiyordu.Bu amaçla Bursa'dan harekete geçerek Candaroğlu-İsfendiyar Bey'in elinden, Sinop hariç diğer toprakları alarak tekrar Osmanlılar'a kattı.
    Candaroğulları Beyliği, 1291 'den 1461 tarihine kadar 170 yıl sürmüştür. İlk önceleri başkentleri Kastamonu idi. Daha sonra Sinop kan dökülmeden kolayca Fatih Sultan Mehmet tarafın' dan alınarak Osmanlı egemenliğine geçti.(1461)
    Fatih Sultan Mehmet, o zaman çok kuvvetli olduğu bilinen Sinop donanmasını'da Osmanlı donanmasına kattı. Kendi görüşüne göre istediği kimseleri uygun bulduğu işlerin başına geçirdi.Kastamonu askerlerinin başına Kızıl Ahmet'i getirdi. Sinop Orduköy'den (Ortaköy) Boyabat'a dönen Fatih, Durağan-Vezirköprü üzerinden Trabzon yolunu tuttu.
    Durağan, Osmanlılar zamanında Kastamonu-Samsun İlleri ve İç Anadolu Sinop Limanı arasında çalışan karayolu üzerinde çok önemli dinlenme ve durak yeri olarak görev yaptı. Durağan'da Candaroğulları zamanında yapılan, tarihi eser olarak Yağbasan Türbesi vardır. Durağan İlçesinin Yağbasan Köyü Alan Mahallesi'ndedir. 1395 yıllarında yapılmıştır. Kitabesinde Süleyman, Polat, Kutluşah ve Emir-ül Kebir Hasan Bey isimleri yazılıdır.(3)
    Türbe dört köşe bir temel üzerine kurulmuştur.Duvarlar yükselirken, dört köşeden bölünerek kubbe ile çevrilmiştir.Türbe, taş, kireç ve harçla yapılmıştır. Doğuya açılan dar bir kapısı vardır. Bugün kubbenin üst kısmı yıkılmış, duvarlarının sıvaları dökülmüş perişan bir haldedir.

    Osmanlılar Döneminde Durağan

    Yıldırım Beyazıt döneminde Durağan-Boyabat ilçe toprakları 10 (On) yıl 1392-1402 Osmanlılar yönetimine geçmiştir. Osmanlıların Ankara yenilgisinden sonra Durağan ve Kastamonu çevresi Candaroğulları Beyliği'nin eline tekrar geçti.Osmanlılar, Padişah 2. Murat zamanında bu toprakları ikinci defa egemenlikleri altına aldılar.
    Kastamonu'nun Osmanlı ülkesine katılması ile Sinop İli toprakları içinde bulunan Durağan, Boyabat ve Gerze, Kastamonu sancağına bağlandı.
    Tanzimat teşkilatıyla birlikte Kastamonu İl (Eyalet) Sinop Kadılığı da bu eyalete bağlı bir Sancak oldu. Daha önce büyük Kastamonu Sancağı'na bağlı kaldıklarından Durağan, Boyabat, Ayancık ve Gerze, yönetimine göre yeni oluşan Sinop Sancağına bağlandı.Bu ara Durağan, Boyabat, Ayancık ve Gerze bir süre kadılık olarak yönetimde kaldı.1899 yılından sonra Sinop Sancağı'na bağlı merkez ilçe dahil 2 ilçe ve 3 bucak ile 486 köy bulunuyordu.Durağan bu ilçelerden Boyabat' a bağlı bir bucak ve 39 köyden meydana geliyordu.
    Sinop 1920 yılına kadar Kastamonu eyaletine bağlı sancak iken ,bu tarihten sonra bağımsız , Cumhuriyetten sonra sancakların kaldırılması ile de il olmuştur. Cumhuriyetten sonra Sinop çevresine daha çok hizmet götürmek için yeni ilçeler kurulmuştur.Bu sırada Durağan' da 1954 yılında ilçe olmuştur.
    Durağan'da Osmanlı'lar zamanında yapılan tarihi eser olarak Durağan Cami-i (İsmail Bey Cami-i ) vardır.Kitabesine göre ; 1867, hicri 1283 yılında yapılmıştır.

    Cumhuriyet Döneminde Durağan

    Durağan 1923 yılında 30.05.1954 tarihine kadar Boyabat İlçesine bağlı nahiye olup, 01.06.1954 tarihinde kaza haline getirilmiştir.10.03.1955 tarihinde Belediye kurulmuştur.
    Durağan'ın kaza olduğuna dair Sinop Şeriye Sicilinden alınmış Bekir BAŞOĞLU'nun "Boyabat ve Çevresi Tarihi " adlı kitabından iki madde alıyoruz: 1- Sinop sancağı dahilinde Durağan kazası' na ait Durağan Divan'ı dahilinde vaki Yassıalan… 2- Durağan kazası'na tabi Dütmen Divanında Emirtolu Kariyesi ahalisi köy Cami-inin Cuma namazı kılınmasına açılması istekleri… Yukarıdaki iki maddeye göre Durağan Tanzimat Teşkilatı döneminde nahiye olmuştur.1954 yılında ise İlçe olarak Boyabat' tan idari yönden ayrılmıştır.
    Durağan İlçesi önemini: Samsun-Havza-Vezirköprü-Durağan-Boyabat-Kastamonu-Bolu Karayolu , Sinop-Boyabat-Durağan-Havza çizgisi ile Sinop-Boyabat-Durağan- Kargı çizgisi üzerinde İç Anadolu'ya bağlanan yollardan alıyor ve Durağan'da bulunan Kervansaray da değer kazanıyordu. Durağan' ın bu yol ve diğer tabi imkanları sayesinde kolaylıkla gelişmesi akla gelirken Cumhuriyet döneminde başlangıçta yeterince gelişme sağlayamamıştır.Kasaba olarak gelişme yakın tarihlerde başlamıştır. Buda yeterli bir gelişme özelliğinde değildir.

    Durağan'dan Geçen Tarihî Yollar

    Selçuklular döneminde çok önemli ticari ve liman şehri olan Sinop' giden yollar Boyabat'ın Çukurhan mevkisinde birleşirler.İç Anadolu ve İç Orta Karadeniz bölgelerinden Sinop'a giden yollarda Durağan üzerinden geçmektedir.Bu yol hala önemini korumaktadır.
    Yaykıl Taşhanı noktasından Başsökü - Doğaçam - Durağan doğrultusunda bir yol vardır.Bu yol Durağan Kervansaray'ına ugrar. Vezirköprü-Yağbasan-Sarıyar ve (Gerze'nin Karakoyun Gürsüfet Çece Köyü) Gerze doğrultusu çok zayıf bir ihtimalle düşünebilir.
    Kastamonu, Taşköprü-Boyabat-Durağan-Vezirköprü doğrultusunda Gökırmak ve Kızılırmak kıyısı boyunca çok eskilerden beri giden bir yol bulunmaktadır.
    İç Anadolu'dan Sinop' a gelen yolların hepsi Vezirköprü-Durağan-Boyabat çizğisinden geçmektedir.Sinop' dan Anadolu' ya da yollar bu çizgi üzerinden geçmektedir.Bu yollar Selçuklular ve Osmanlı'lar döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde önemini koruyan tarihi yollar durumundadır.
    Durağan-Çerçiler-Alaçam arasında bakımsız, dar, ham yol bulunmaktadır.Bu yolun genişletilerek asfalt yapılması durumunda Durağan İlçesi' nin Orta Karadeniz ve oradan da Doğu Karadeniz kıyılarına ulaşımı kısadan sağlanmış olacaktır. Bu yol hem İlçe Merkezi hem de Çerçiler ve civarı köylerin halkı için çok önemlidir. Böylece Durağan bölgenin en canlı yerleşim birimi konumundaydı. Durağan şu anda eski canlılığını özlemle aramaktadır.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Durağan İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, sanayi ve tarım şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %81.7 iken; hizmetler sektörünün il genelindeki payı %5’dir. İldeki toplam turistik yatak kapasitesinin %2.1’i Durağan İlçesi’ndedir.
    Durağan, ilde sanayi sektörünün gelişmiş, olduğu ilçelerinden birisidir. Tabii bu gelişim il içindeki sınırlı sanayi kapasite dikkate alınarak değerlendirilmelidir. İlçede 4 adet pirinç işleme ve kırma; 1 adet tuğla (kapalı); 1 adet un ve irmik; 1 yem fabrikası; 5 adet un ile 1 adet cam ve mozaik fabrikası bulunmaktadır. Durağan İlçesi, Aşağı Akçabük Köyü civarında kömür damarları bulunmakla birlikte; henüz bir işletme yapılmamaktadır.
    Tarım sektörünün ilçe genelindeki oranı %8.5 iken, il genelinde oluşturduğu pay %0.2’tür ki, bu kentsel alanlar içinde en yüksek oranlardan biridir. Çeltik ve tahıl ürünleri ilçede yetişen önemli tarım ürünleridir. İlçede hayvancılığı desteklemek için arıcılık, süt inekçiliği ve yumurta tavukçuluğu alanlarında çiftçilere destek verilmektedir. Ayrıca ilçedeki Soyuk, Gömlek ve Buzluk Ormanları’nda orman ürünleri üretimi yapılmaktadır.
    İlçedeki sektörel dağılım oranları ve sektörlerin il genelindeki payları aşağıdaki grafiklerde görülebilir.


    Durağan belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Durağan
    Beldeler: Çerçiler
    Köyler:
    • Akbel • Akçaalan • Akçabük • Akpınar • Alpaşalı • Alpuğan • Aşağıalınca • Aşağıkaracaören • Ayvacık • Başağaç • Bayat • Beyardıç • Beybükü • Boyabükü • Boyalıca • Cevizlibağ • Çaltucak • Çamlıca • Çampaşasakızı • Çandağı • Çayağzı • Çorakyüzü • Çöve • Dağdelen • Dereli • Emirtolu • ErenKöy • Gökçebelen • Gökdoğan • Gölalan • Gölgerişi • Güngören • Gürpınar • Hacımahmutlu • Hacıoğlan • İncir • KaplangıKaragüney • Karataş • Kavaklı • KemerbahceKöyü • Kılıçaslan • Kızılcapelit • Kirencik • Köklen • Köseli • Kuzuluk • Olucak • Olukbaşı • Ortaköy • Salarkolu • Sarıkadı • Sarıyar • Sarnıkalıncası • Sofular • Ulupınar • Uzunöz • Yağbasan • Yalnızkavak • Yanalak • Yandak • Yassıalan • Yemişen • Yeniköy • Yeşilkent • Yeşilyurt • Yukarıkaracaören








    Ahmed USTA
    Erfelek, Sinop


    Sinop İlçeleri Bilgiler İlçe nüfusu --------------- Yüzölçümü ------------------ km² Rakım ---------------- metre Koordinatlar
    Posta kodu ------ Alan kodu -------- İl plaka kodu -------- Yönetim İl Sinop Belediye başkanı -----------------
    Coğrafya

    Erfelek Sinop İl Merkezi’nin batısında, merkez, Ayancık ve Boyabat ile komşu bir yerleşmedir. 1960 yılında ilçe statüsü kazanan Erfelek’e bağlı 46 köy bulunmaktadır.
    Batı Karadeniz Havzası’nda yer alan Erfelek İlçesi, Merkez İlçe sınırlarındaki Sinop Ovası’nda yer alan I-IV.sınıf tarım toprakları dışında, VI. ve VII.sınıf tarım topraklarının yoğun olarak bulunduğu, dağlık bir arazi yapısına sahiptir.

    Nüfus

    Erfelek nüfus büyüklüğü açısında ilin yedinci büyük yerleşmesidir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 13.812 kişi olup, bunun 3.659 kişisi kentsel, 10.153 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %26.5, kırsal nüfus oranı %73.5 olan ilçe kentleşme oranı düşük yerleşmeler arasındadır. Bölüm başındaki tablolarda, Erfelek İlçesi nüfusunun 1980 yılından günümüze önemli bir düşüş gösterdiği görülmektedir. İlçede diğer ilçelerdeki genel eğilime paralel olarak kentsel-kırsal nüfus oranları kentsel nüfus lehine önemli bir değişiklik göstermiştir. Bununla beraber ilçedeki kırsal nüfus ağırlığı devam etmektedir. İlçede hem kentsel hem de kırsal nüfus artış oranları giderek azalmaktadır.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Erfelek İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, sanayi ve tarım şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %84.6 iken; ilçedeki hizmetler sektörünün il genelindeki payı 2.6’dür. İldeki toplam turistik yatak kapasitesinin %1’i Erfelek İlçesi’nde bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesi’nin doğal özelliklerini taşıyan Erfelek İlçesi’nde doğa sporları turizmi potansiyeli bulunmaktadır. Hizmetler sektörü içinde yer alan ticaret de ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaktadır. İlçede haftada bir kurulan pazarın çevre yerleşmeler için önemli bir çekim merkezi olduğu ve hatta ilçenin en önemli gelir kaynağını bu pazarın sağladığı ifade edilmektedir.
    Erfelek İlçesi ilin genel kapasitesi dikkate alındığında, sanayi sektörünün az da olda gelişmiş olduğu bir başka yerleşim olarak dikkat çekmektedir. İlçede sanayi sektörünün il geneli içindeki oranı %1.8; ilçe içindeki sektörel dağılımdaki oranı ise %12.9’dur. İlçede bir parke ve kereste fabrikası, iki adet süt alım ve işleme ünitesi ile bir adet meyve işleme ünitesi bulunmaktadır.
    Tarım sektörünün ilçe genelindeki oranı %2.5 iken, il genelinde oluşturduğu pay %0.03’tür ki, bu kentsel alanlar içinde en düşük oranlardan biridir. Erfelek’te ilçe halkının büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Mevcut arazi yapısının engebeli ve ormanlık olması sebebiyle hayvancılığın yaygın olduğu ilçede, endüstri bitkileri olarak eskiden beri keten, son 10-12 yıldan beri ise tütün ve şekerpancarı tarımı yapılmaktadır. İlçede sulama imkanlarının kısıtlıdır. İnşaatı devam eden Erfelek Barajı’nın faaliyette geçmesi ile tarım alanında büyük gelişme olacağı beklenmektedir. İlçe köylerinde en çok kestane, elma, armut, kiraz, ceviz, fındık ve incir yetiştirilmektedir. İlçede ayrıca seracılığa destek verilmektedir. Erfelek’te meyve suyu imalatı yapan bir işletmenin kurulması meyveciliği desteklemiştir. İlçe kestane ve kirazıyla çok ünlüdür. İlçede, ayrıca, 10 hektarlık bir alanda geyik, karaca üretim istasyonu bulunmaktadır.selam kizlarrr
    ğ==Güncel==
    Sinop il merkezinin 25 km güneydoğusunda kalan, 3500 merkez nüfuslu ilçesidir. Tarım ve hayvancılığın yanısıra bir başka geçim kaynağı da meyve yetiştiriciliğidir. Son dönemde Tatlıca takım şelaleleri ile gündeme gelen ilçenin sosyal yapısını çiftçilerin yanı sıra esnaf ve memurlar oluşturur. Her yılın Temmuz ayında yapılan şelale şenlikleri ve Eylül ayında gerçekleştirilen panayır ile ilçeye turist çekilmekte ve tanıtım yapılabilmektedir. İlçe belediye başkanı İbrahim Felek'tir.


    Erfelek belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Erfelek
    Beldeler: YOK
    Köyler:
    • Abdurrahmanpaşa • Akçaçam • Akçasöğüt • Avlağısökü • Aydınlar • Balıfakı • Başaran • Çayırköy • Dağyeri • Değirmencili • Dereköy • Emirhalil • Gökçebel • Gümüşsuyu • GüvenHacılar • Hamidiye • Hasandere • Himmetoğlu • Horzum • Hürremşah • İncirpınar • İnesökü • Kaldırayak • Karacaköy • Karaoğlu • Kazmasökü • Kızılcaelma • Kızılcaot • Kirazlık • Kurcalı • Mescitdüzü • Meydan • Ormantepe • Salı • Sarıboğa • Selbeyi • Soğucalı • Sorgun • Şerefiye • Tatlıca • Tekke • Tombul • Veysel • Yeniçam • Yeniköy









    Gerze, Sinop



    Sinop İlçeleri Bilgiler Şehir nüfusu 30.600 İlçe nüfusu 10.100 Koordinatlar
    Posta kodu 57600 Alan kodu 368 İl plaka kodu 57 Yönetim İl Sinop Kaymakam Eflatun Can Tortop Belediye başkanı Recai Kuruoğlu Yerel yönetim site - Gerze'ye Hoş Geldinizİlçe kaymakamlık site Gerze Gerze, Sinop iline bağlı ilçe.
    İlçe tarihte Zagora, Gürzühatun, Savetova, Argibete isimlerini aldı. Paflagonyalılar Kızılırmak'ın batı bölgesine Gezonolit adını vermişlerdi. Gerze adının kökeninin bu ada dayandığı öne sürülmüştür. Paflagonya, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine giren Gerze, 1214 yılnda I. İzzettin Keykavus döneminde Selçuklu, 1459 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna katıldı. 13 Şubat 1956'da büyük bir yangın geçirdi, devlet yardımıyla yeniden imar edildi.[1]
    İlçenin merkez nüfusu yaklaşık 10.000'dir. Sinop'a 39 km uzaklıktadır.

    Coğrafya

    Gerze İlçesi, Sinop İl Merkezi’nin güneydoğusunda, Dikmen, Durağan, Boyabat ve Erfelek İlçeleri ile komşu bir yerleşimdir. İlçeye bağlı 1 belde (Yenikent) ve 42 köy bulunmaktadır. Gerze İlçesi’ne bağlı bulunan yerleşimler, arazinin meyilli olması nedeniyle dağınık bir makroforma sahiptir. İlçe, Karadeniz ikliminin özelliği olan bol yağışlar nedeniyle zengin bir orman dokusuna sahiptir.
    Batı Karadeniz Havzası’nda yer alan Gerze İlçesi, Tarım Master Planı’nda belirtildiği gibi sahil kesimini kapsayan I.agro-ekolojik alt bölgede kalmaktadır. İlçe topraklarının Merkez İlçe sınırındaki kısımları ile sahil boyunca doğudaki bölümleri III. ve IV.sınıf niteliğe taşımaktadır. İlçede tahıl ürünleri ile tütün, ayçiçeği ve şeker pancarı gibi endüstri bitkileri ile sebze-meyve yetişmektedir. Son yıllarda seracılık da yaygınlaşmaktadır.

    Nüfus

    Gerze İlçesi nüfus büyüklüğü açısında ilin beşinci büyük yerleşmedir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 23.295 kişi olup, bunun 10.013 kişisi kentsel, 13.282 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %43, kırsal nüfus oranı %57 olan ilçe kentleşme oranı il genelinde orta kademede olan yerleşmeler arasındadır. Bölüm başındaki tablolarda, Gerze İlçesi nüfusunun 1980 yılından günümüze kadar azalma eğilimi gösterdiği görülmektedir. Genelde diğer ilçelerdeki genel eğilime paralel olarak kentsel-kırsal nüfus oranları kentsel nüfus lehine önemli bir değişiklik göstermiştir. Bugün kent-kır oranı arasındaki fark oldukça azalmıştır. Gerze’de de il geneline paralel olarak nüfus artış oranları giderek düşmektedir.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Gerze İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, sanayi ve tarım şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %76.9 iken; ilçedeki hizmetler sektörünün il genelindeki payı 6.3’dür. Bu pay il genelinde önemli bir oran olup, ilçedeki kentsel gelişim düzeyini göstermektedir. Gerze’de doğal plaj niteliği taşıyan sahillerin bulunması ilçenin deniz turizmi potansiyelini arttırmaktadır. Yine ilçede yer alan Kozfındık ve Bozluk Yaylaları ile dağlık alanlar yayla ve dağ sporları turizmine ivme verecek girdilerdir. Günümüzde, ildeki toplam turistik yatak kapasitesinin %10.9’u Gerze İlçesi’nde yer almaktadır. İlçede Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne bağlı bir meslek yüksek okulu bulunmaktadır.

    Sanayi

    Gerze, ilin genel kapasitesi dikkate alındığında, sanayi sektörü gelişmiş olan bir başka yerleşim olarak dikkat çekmektedir. İlçede sanayi sektörünün il geneli içindeki oranı %20.2; ilçe içindeki sektörel dağılımdaki oranı ise %7.4’dür. Gerze’de faal durumda 2 adet un fabrikası, iki balık ve balık ürünleri tesisi, bir Tekel Yaprak Tütün İşleme ve Bakım Fabrikası, iki adet tekstil ürünleri işletmesi, bir adet çivi üretimi fabrikası ile bir adet toz deterjan fabrikası bulunmaktadır. İlçede bir küçük sanayi sitesi de yer almaktadır. Gerze İlçesi, Acısu Mahallesi’nde sıcak ve mineralli su kaynakları bulunmaktadır.

    Tarım

    Tarım sektörünün ilçe genelindeki oranı ise %2.9; il genelinde oluşturduğu pay %0.1’dir. İlçede tarım, hayvancılık ve balıkçılık sektörde önemli yer tutmakla birlikte genellikle ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde üretim yapılmaktadır. İlçede bir adet balıkçı barınağı bulunmaktadır. Hayvancılık ihtiyaç fazlası süt, yumurta, peynir, bal, yoğurt, tereyağı, yün gibi ürünlerin pazarlamasını yapmaktadır.
    Gerze, Sinop iline bağlı ilçe.
    İlçe tarihte Zagora, Gürzühatun, Savetova, Argibete isimlerini aldı. Paflagonyalılar Kızılırmak'ın batı bölgesine Gezonolit adını vermişlerdi. Gerze adının kökeninin bu ada dayandığı öne sürülmüştür. Paflagonya, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine giren Gerze, 1214 yılnda I. İzzettin Keykavus döneminde Selçuklu, 1459 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna katıldı. 13 Şubat 1956'da büyük bir yangın geçirdi, devlet yardımıyla yeniden imar edildi.[2]
    İlçenin merkez nüfusu yaklaşık 10.000'dir. Sinop'a 39 km uzaklıktadır.

    Kaynak: Devlet Planlama Teşkilatı









    Saraydüzü, Sinop


    Sinop İlçeleri Bilgiler Şehir nüfusu 500 (4.670) İlçe nüfusu --4.500---------------- (4.670) Yüzölçümü ------ km² Rakım ---- metre Koordinatlar
    Posta kodu -- Alan kodu -368- İl plaka kodu 57 Yönetim İl Sinop Belediye başkanı -kaşif öztürk-- mhp li Sinop ilinin bir ilçesidir. Boyabat ilçesine 28 kilometre uzaklıktadır. İlçenin dağlık sayılabilecek dalgalı bir yapısı vardır. Nüfusu 3200 dolayındadır.
    Eskiden Boyabat'a bağlı bir yerleşim yeriydi, 2000 yılından sonra ilçe oldu.

    Coğrafya

    Saraydüzü İlçesi, Boyabat’a bağlı bir bucak merkezi iken, 1990 yılında ilçe statüsü kazanmıştır. İlin güneyinde, Çorum ve Samsun İl sınırlarında bulunan ilçe, Boyabat ve Durağan İlçeleri ile komşudur. Yüzölçümü bakımından ilin en küçük ilçelerinden biridir. İlçeye bağlı belde yoktur; bağlı köy sayısı ise 32’dir.
    Kızılırmak Havzası’nda yer alan Saraydüzü İlçesi’nde, Tarım Master Planı’na göre dağlık alanlar II.agro-ekolojik alt bölge; ovalık alanlar ise III.alt bölgede kalmaktadır. Verimli tarım toprakları ilçe merkezi ve kuzeyinde yoğunlaşmıştır. Diğer alanlar ise VI. ve VII.sınıf nitelikli topraklardan meydana gelmektedir.

    Nüfus

    Saraydüzü nüfus büyüklüğü açısında ilin en küçük ilçesidir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 8.217 kişi olup, bunun 3.407 kişisi kentsel, 4.810 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %41.5, kırsal nüfus oranı %58.5’dir. Bununla birlikte, ilçedeki kentleşme oranı kent nüfusuna paralel olarak yüksek değildir. İlçe daha çok kırsal bir yerleşim niteliği taşımaktadır. Bölüm başındaki tablolarda, Saraydüzü İlçesi nüfusunun da Sinop’taki genel eğilime paralel olarak azaldığı görülmektedir. İlçede 1980’li yıllardan itibaren kentsel-kırsal nüfus dağılımı da kentsel nüfus lehine önemli bir değişiklik göstermiştir. 1980 yıllarda %8.3 olan kentsel nüfus oranı, 2000 yılında %41.5’e çıkmıştır. İlçede kentsel nüfus artış oranı yıllara göre yükselirken, kırsal artış oranlarında düşüş görülmektedir.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Saraydüzü İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, tarım ve sanayi dağılımı şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %58.3 iken; ilçedeki hizmetler sektörünün il genelindeki payı %1.2 ile en düşük değerlerden birini teşkil etmektedir ki, bu ilçenin gelişmişlik düzeyinin bir yansımasıdır.

    Tarım

    Tarım sektörünün ilçe genelindeki oranı %36; il genelinde oluşturduğu pay ise %0.2’dir. İlçenin en önemli ekonomik girdisi bu sektörden sağlanmaktadır. Bununla beraber, arazinin büyük ölçüde engebeli olması tüm arazi içinde yapılan tarımı %30’la sınırlamaktadır. İlçede tahıl ürünleri ve çeltik ekimi yanısıra, meyvecilik de yaygın olmakla beraber her geçen gün ekonomik değeri anlaşılan bir üretim alanı olmaktadır.

    Sanayi

    Saraydüzü İlçesi’nde sanayi tesisi yoktur. Sanayi sektörünün il geneli içindeki oranı %5.7; ilçe içindeki sektörel dağılımdaki oranı ise %0.5’dir. Saraydüzü İlçesi’nin yaklaşık 3.5 km güneydoğusundaki Akbelen Köyü civarında linyit kömür ocakları bulunmakta olup, daha önce işletmede olan ocaklar heyelan nedeniyle terkedilmiştir.


    Saraydüzü belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Saraydüzü
    Beldeler: YOK
    Köyler:
    • Akbelen • Arım • Asarcıkcamili • Asarcıkhacıköy • Asarcıkkayalı • Asarcıkkazaklı • Aşağıakpınar • Avluca • Bahçeköy • Bahşaşlı • Başekin • Cumakayalı • Cumaköy • Cumatabaklı • Çalpınar • Çampaşalı • Çorman • Fakılı • Göynükören • Hacıçay • HanoğluKaraçaygöleti • Korucuk • Tepeköy • Uluköy • Yalmansaray • Yaylacılı • Yenice • Yukarıakpınar • Yukarıarım • Zaimköy








    Türkeli, Sinop


    Sinop İlçeleri Bilgiler Şehir nüfusu 7000 İlçe nüfusu ------ Yüzölçümü ---- km² RakımKoordinatlar
    Ahmet Yıldırım Posta kodu 57900 Alan kodu --- İl plaka kodu ---- Yönetim İl Sinop Belediye başkanıYerel yönetim site .: Türkeli Belediyesi - Sinop :.
    Coğrafya

    Türkeli, Sinop İli’nin batısında, Kastamonu sınırında, Karadeniz kıyısında bir ilçedir. Türkeli 1957 yılında ilçe statüsü kazanmıştır. Günümüzde ilçeye bağlı 1 belde (Güzelkent) ile 31 adet köy bulunmaktadır.
    Kızılırmak Havzası’nda yer alan Türkeli İlçesi, İsfendiyar Dağları eteklerinde, iç kesimleri orman alanları ile kaplı bir ilçedir. Tarım Master Planı’nda sahil kesimini kapsayan I.agro-ekolojik alt bölgede yer alan ilçe topraklarının büyük kısmı VI ve VII.sınıf tarım topraklarından oluşmaktadır.

    Nüfus

    Türkeli nüfus büyüklüğü açısında ildeki altıncı büyük ilçedir. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 20.904 kişi olup, bunun 6.977 kişisi kentsel, 13.927 kişisi kırsal nüfusu oluşturmaktadır. Bu durumda, kentsel nüfus oranı %44.9, kırsal nüfus oranı %55.1’dir. Bölüm başındaki tablolarda, Türkeli İlçesi nüfusunun 1980’den itibaren az da olsa azaldığı görülmektedir. İlçede de 1980’li yıllardan itibaren kentsel-kırsal nüfus dağılım oranları kentsel nüfus lehine değişiklik göstermiştir. Türkeli İlçesi’ndeki kentsel-kırsal nüfus artış oranları da giderek azalmaktadır.

    Ekonomi

    “Ekonomik Yapı” bölümünde tespit edildiği ve aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, Türkeli İlçesi’ndeki sektörel dağılım hizmetler, sanayi ve tarım şeklindedir. İlçede hizmetler sektörü oranı %81.6 iken; ilçedeki hizmetler sektörünün il genelindeki payı %4.6’dır. İlçe deniz kenarında ve Karadeniz coğrafyasına sahip olması nedeni ile deniz, dağ sporları ve yayla turizm, potansiyeline sahiptir. İl genelinde turistik yatak kapasitesinin %5’i ilçede bulunmaktadır.
    Türkeli Güzelkent Beldesi’nde bir adet parke ve bir adet cam fabrikası ile kereste biçim atölyeleri, mobilya atölyeleri, marangozhaneler, tekstil ve tel fabrikaları mevcuttur. İlçede bir küçük sanatlar sitesi de bulunmaktadır. Sanayi sektörünün il geneli içindeki oranı %13.6; ilçe içindeki sektörel dağılımdaki oranı ise %0.1’dir.
    Tarım sektörünün ilçe genelindeki oranı %4.7 iken, il genelinde oluşturduğu pay %3.4’tür. Tarım topraklarının az olması nedeni ile tarımsal üretim halkın kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak yapılmaktadır. Ticari hayvancılık da yapılmamaktadır. Buna rağmen, 1999 yılında, Hacıköyü'nde kurulmuş bir devekuşu çiftliği bulunmaktadır. Çatak-Örencik ve Gökçealan Köyleri’nde alabalık tesisleri kurulmuş olup, ilçe ekonomisine canlılık getirmiştir. Ormancılık da ilçedeki bir başka geçim kaynağıdır. Balıkçılığın da yaygın olduğu ilçede bir adet balıkçı barınağı bulunmaktadır.

    Tarihi

    Türkeli ilçe merkezi, yerleşim yeri olarak yüzyıla yakın bir geçmişe sahiptir. İlçe önce Rum Pontusların, sonra Selçukluların, daha sonra İsfendiyaroğulları beyliğinin yönetiminde kalmış; 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Sinop'u almasıyla Osmanlı yönetimine geçmiştir.
    İlk kurulduğu zamanki adı Yarna'dır. Daha sonra Cumhuriyet´in kuruluşu ile birlikte sahildeki bir gemi kalıntısına istinaden Gemiyanı adı verilmiştir. 1 Mayıs 1957´de Türklerin yerleşim yeri anlamına gelen Türkeli adını alarak ilçe olmuştur. İlçe olmadan önce Ayancık ilçesine bağlı bir bucaktı.
    Sinop ilinin sahil şeridindeki üç ilçesinden biri olan Türkeli, ilin batı kıyısında yer alır. Doğusunda Ayancık, batısında Kastamonu'nun Çatalzeytin ilçesi, güneyinde Taşköprü ilçesi, kuzeyinde ise Karadeniz bulunur. Merkez ilçe nüfusu 21.904, Yüzölçümü 421 km²'dir. Belediye başkanı Ahmet Yıldırım'dır.

    İlçeye Bağlı Köyler

    İlçeye bağlı köyler (Ayandon), 16. (Bolla), 29. : 1. Akçabük, 2. Alagöz (Sırtıvan), 3. Ayaz (Çay), 4. Çatakgeriş, 5. Çatakgüney, 6. Çatakörencik, 7. Direkli, 8. Düzköy, 9. Düzler, 10. Gaziler (Dayısta), 11. Gencek, 12. Gökçealan (Cible), 13. Gündoğdu (Kirtoz), 14. Hacıköy, 15. HamamlıIşıklı (Moğan), 17. Karabey (ÇARŞAMBA PAZARI), 18. Kayabaşı, 19. Kuşçular, 20. Kuz, 21. Oymayaka (Coray), 22. Sarmaşık, 23. Satıköyü, 24. Sazkışla, 25. Taçahmet (Tacamet), 26. Taşgüney (Cabanay), 27. Turhan (Tosos), 28. YapraklıYazıcı (Yacıköyü), 30. Yeşiloba (Reyfez), 31. Yusuflu.
    6 km doğusunda, Ayancık yolu üzerinde "Güzelkent" beldesi bulunur.

    Güncel

    Türkeli limanının yapımı 2001'de tamamlanmıştır. Yat limanı ve balıkçı barınağı olarak çalışmaktadır. Ayrıca belediye turizm gelirlerini arttırmak amacıyla suni kum plaj yaptırmıştır.
    Türkeli Lisesi ve Türkeli Çok Programlı Lisesi ilçenin ortaöğrenim kurumlarıdır. Bir yükseköğretim kurumu bulunmamaktadır. İlçenin büyük pazarı perşembe günleri çayın kenarındaki pazar yerinde olur.
    Gurbetçilerin desteği ilçenin her yanında görülmektedir. İnsanlar geride bıraktıkları akrabalarını ve bölge insanını düşünerek 50 yatak kapasiteli, 3 polikliniği olan Türkeli Devlet Hastanesi'ni yaptırmıştır. Hastanenin giderlerinin neredeyse tamamı bağışlarla karşılanmaktadır.
    İlçede gurbetçilerin etkisi barizdir. Bölge insanı geçim kaynağı bulamayınca Avrupa'ya işçi olarak gitmiştir. Yaz aylarında gurbetçilerin getirdiği kaynak sayesinde ilçe ayakta durmaktadır. Çay bahçeleri ve deniz bölgenin önemli eğlence ve gelir kaynağıdır.


    Türkeli belde ve köyleri
    İl: Sinop ● İlçe Merkezi: Türkeli
    Beldeler: Güzelkent
    Köyler:
    • • Akçabük • Alagöz • Ayaz • Çatakgeriş • Çatakgüney • Çatakörencik • Direkli • Düzköy • Düzler • Gaziler • Gencek • Gökçealan • Gündoğdu • Hacıköy • Hamamlı • Işıklı • KarabeyKayabaşı • Kuşçular • Kuzköy • Oymayaka • Sarmaşık • Satıköy • Sazkışla • TaçahmetTaşgüney • Turhan • Yapraklı • Yazıcı • Yeşiloba • Yusuflu
    ----- metre
     
  15. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Cevap: Sinop Şehir Tanıtımı

    ellerine sağlık aşgımsın ne güzel tanıtmışsın Sinop'u heryeri ayrı bir güzeldir memleketimin :)
     
Sinop Şehir Tanıtımı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kastamonu Şehir Tanıtımı

    Kastamonu Şehir Tanıtımı

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 13.108 km² Nüfus: 423.611 (1990) İl Trafik No: 37 Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde...
  2. Niğde İli Şehir Tanıtımı

    Niğde İli Şehir Tanıtımı

    niğde şehir merkezi niğde şehri ili tanıtımı niğdenin tanıtımı Yüzölçümü:7312 km² Nüfusu:331.677 İl Trafik No.:51 Telefon Alan Kodu:388 İlçeleri :Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla. Başlıca Dağları :Demirkazik tepesi, Hurç tepesi Sıcaklık:En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C Yağış Oranı:Yillik ortalama 347 mm. İlgi Çekici Yerleri:Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları,...
  3. Karaman İli Şehir Tanıtımı

    Karaman İli Şehir Tanıtımı

    karaman ili karaman şehir merkezi şehri nerededir nerde 70 KARAMAN ( Kod : 338 ) Vali Fatih ŞAHİN Valilik 213 10 12 İl Emn. Md. 213 10 79 İl Jn. Kom. 212 95 00 Bld. Bşk. 213 88 88 İlçe Sayısı 5 Belediye Sayısı 16 Köy Sayısı 158 Yüzölçümü 9.163 Nüfusu 243.210 Dil Seç Choose the tongue GENEL BİLGİLER Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında...
  4. Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    nevşehir tanıtım nevşehir ili tanıtımı nevşehirin tanıtımı ilinin özellikleri Genel Bilgiler Yüzölçümü: 5.467 km² Nüfus: 309.914 (2000) İl Trafik No: 50 Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm...
  5. Osmaniye Şehir Tanıtımı

    Osmaniye Şehir Tanıtımı

    osmaniye şehri osmaniye şehir merkezi tanıtımı osmaniyenin tanıtımı Yüzölçümü: 974 km²Nüfus: 154.629Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir. Çukurova'ya has...

Sayfayı Paylaş