gebe
  1. HİDOŞ

    HİDOŞ Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.132
    Beğenilen Mesajlar:
    4
    Ödül Puanları:
    38
    Şehir:
    istanbul

    siz siz olun kimsenin karıncasını ezmeyin:

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında HİDOŞ tarafından paylaşıldı.

    İtalyan yazar Lucianno düşünce suçlusuydu. 4m2 lik bir hücreye mahkum oldu, hem de tam 17 sene için ! O kahrolası hücreye yerleştiği birinci gün herşey normaldi. Aradan birkaç hafta geçti.
    Lucianno düşünmeye başladı "burada 17 sene nasıl geçer..."

    Aradan aylar geçti. Sanki her geçen gün biraz daha mahkum oluyordu zavallı hücresinde. Bir sabah bir karıncanın burnunu ısırmasıyla uyandı Lucianno. Onu büyük bir titizlikle parmağının ucuna alıp "acaba" dedi. Acaba bu karıncayı yetiştirip kendime bir dost yapabilir miyim? Dedi. Kaybedecek hiçbir şeyi yoktu ve bunu denemeye değerdi. Karıncayı yanı başında duran küçük sehpaya koydu. Karınca karıncalığını yapıp, kaçmaya çalıştıysa da Luci bırakmadı onu. Etrafını çevirerek karıncanın kaçmasına engel oldu. Onunla konuşmaya ve onu eğitmeye kararlıydı. Başarabilse yalnızlığı sona erecekti. Karınca ile tam 3 sene uğraştı. Karşılıksız da olsa konuştu ve dertlerini anlattı ona. Bir de isim taktı karıncaya Tito.

    Bir sabah Tito'sunun ona günaydın demesiyle uyandı Lucianno.

    Bu duyabileceği en muhteşem sesti. Büyük bir heyecanla yatağından dışarıya fırlayıp bağırmaya başladı: konuştun, Tito sen konuştun. Nihayet konuştun. Günaydın, günaydın, binlerce günaydın dostum.

    Artık bir dostu vardı Lucianno'nun ve bunu hiç kimse bilmiyordu. Tito'nun varlığı yazarın en büyük sırrıydı. Kimse duymamalıydı. Gardiyan duymamalı, bu rüya bitmemeliydi. Bu büyük dostluk tam 17 sene sürdü. Hiç kimse bilmedi Tito'yu. Lucianno, Tito'ya tüm bildiklerini öğretti. Konuşmayı, okumayı, yazmayı, dans etmeyi, şarkı söylemeyi, fikir üretmeyi... bildiği herşeyi öğretti. Kah ağladılar, kah güldüler.

    Aradan tam 17 yıl geçti ve bir gün asık suratlı, soğuk yüzlü gardiyan kapıyı araladı. Hazırlan yarın çıkıyorsun dedi beton sesli gardiyan. Gardiyan gittikten sonra Lucianno ağlayarak karıncaya döndü "bitti Tito. Bitti büyük dostum. Yarın çıkıyoruz, yarın özgürüz." Dedi. Tito da ağladı. Yazar Tito'ya sordu, "söyle dostum yarın çıkar çıkmaz ilk ne yapalım?" Tito: "gidelim bir bara ve hayvan gibi içelim." Dedi. Gülüştüler. Sabaha kadar uyumadılar. Hayal kurup bu fare kapanından farksız lavabolu dikdörtgenin ilk defa tadını çıkarttılar. Bir anda sanki hücre genişlemiş gibiydi.

    Sabahın ilk ışıklarıyla son kez açıldı demir kapı.. Kapıdan çıkarken son kez geri döndü ve ranzasına baktı İtalyan yazar. Sadece şu iki kelimeydi ağzından dökülen. "vay bee..." dışarı çıktılar.

    Tito Lucianno'nun omuzundaydı. Sabahın körüydü ve mevsim kıştı. Kar lapa lapa yağıyordu. Lucianno bavulunu havaya fırlattı ve "özgürlük" diye bağırdı. Tito da bağırdı. Yağan kar umurlarında değildi. Yürüdüler, kara inat yürüdüler. Özgürlük sıcaklığına kar mı dayanır kış mı? ...

    Nihayet bir barın önüne geldiler. Tito sordu: "şimdi biz buraya girebilecek miyiz?" avazı çıktığı kadar "biz artık özgürüz" diye bağırdı Lucianno. İçeri girdiler. İçeride sızmız kalmış üç beş adamla kasanın başında uyuklayan barmenden başka kimse yoktu. Bir masaya oturdular.

    Bir ara Lucianno'nun gözü masanın yanındaki aynaya ilişti. Hapisten çıkarken yaptığı gibi yeniden mırıldandı, "vay bee". Saçları bembeyaz olmuştu, yüzü buruş buruştu. Yaşlanmıştı Lucianno. Tebessümüne aradan sızan birkaç damla gözyaşı karıştı. "barmen bize iki bira getir" diyebildi titrek bir sesle. Barmen yerinden fırlayıp biraları getirdi. Bir adamın iki bira istemesinin sebebini bilmiyordu. Bilmesi de gerekmiyordu, bilmek de istemiyordu zaten. Biraları bıraktı ve kuş tüyü kasasına geri döndü.

    Lucianno omzundaki dostunu bardağın içine attı. İçtiler.. Tito da içti. İçtikçe keyiflendiler. Bir ara Tito, bardaktan fırlayıp masanın üzerinde dans etmeye başladı. Elini yüzüne koyup masanın üzerine abanmış olan Lucianno büyük bir gururla kendi yetiştirdiği dostunun dansını izledi. Bir an durdu ve "ne günlerdi be Tito" dedi. Dertleştiler, biraz sonra yine dans etmeye başladı.

    Tito dans ediyor, Lucianno korkunç bir keyifle bu muazzam manzarayı izliyordu. Bunu mutlaka birilerine anlatmalıydı. İyi bir şey yapmanın belki de en keyifli yanıydı onu biriyle paylaşmak. Ama Lucianno bu keyfi 17 sene hiç yaşamadı.

    Özgürlüğünün bu birinci gününde yıllarca gizli tuttuğu bu büyük ve onur verici sırrı birileriyle paylaşmalıydı.
    Etrafına baktı.
    Barmenden başka kimse yoktu. "barmen, barmen!" diye seslendi.

    Barmen yarı uykulu, Lucianno'nun masasına geldi. Lucianno dans eden Tito'yu işaret ederek, büyük bir heyecanla "barmen şuna bir baksana, şuna bir bak..." dedi.

    Barmen sessizce parmağını Tito'nun üzerine götürdü.
    "çok affedersiniz beyefendi" diyerek karıncayı ezdi... [​IMG]

     
  2. PeLiNiM

    PeLiNiM Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    5.444
    Beğenilen Mesajlar:
    57
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ANTALYA
    Aman sonu pek üzücüymüş
     
  3. negrita

    negrita Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    22 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    98
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Hahahah:D komedi yaa konuşmayı yazmayı nasıl öğretmiş onu anlamadım:D
     
  4. elisabetta

    elisabetta Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ocak 2010
    Mesajlar:
    179
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ayy o kadar hevesle okudum ama sonu çok kötü:(
     
siz siz olun kimsenin karıncasını ezmeyin: konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. sizce nasıl olmuş

    sizce nasıl olmuş

    evet arkadaşlar gelinlik yakışmışmı bana fikirlerinizi bekliyorum boş geçmek cvp yazmamk gibi bir sanşsınız yok :D
  2. Sizin kahveniz nasıl olsun?

    Sizin kahveniz nasıl olsun?

    Her Kahve ayni tadi tasimaz! Nerede iciyorsan, kiminle iciyorsan ona göre degisir! Sahilde oturdugun rüzgarli bir sonbahar günü, sen sevdigin dostun aglarken, ictigin kahvenin tadi kederlidir! Kahve telvesine yrüeginin acisi karisir Bir Pazar ögle sonrasi annenin, "hadi bir kahve yap da icelim" dedigi kahve huzurludur Köpükler annenin göz bebeklerinden yansir Dudaginin kiyisinda...
  3. Kefeniniz sizin olsun

    Kefeniniz sizin olsun

    Bir ihtiyar... Ömrünün son demlerini yaşamakta... Yolculukta...Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor... Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar... Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah'ın evinde. Allah'ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan....
  4. Kefeniniz sizin olsun...

    Kefeniniz sizin olsun...

    Gelen Allah misafiridir... Aman... Aman ha müsafirlere iyi bakın Bir ihtiyar... Ömrünün son demlerini yaşamakta... Yolculukta...Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor... Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar... Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide....
  5. Siz Olsanız Neyapardınız?

    Siz Olsanız Neyapardınız?

    Melekler Bu topikte İlginçBişey yapalım dedim ve düşüncelşerinizi alalım :puha: Adamın biri idam cezasına çarptırılıyor..... veeeee..... bir yapılan bi' adet var..... Adamın önüne bir horoz koyuyorlar..... Diyorlar ki.... Bu horozu nasıl öldürürsen.... Cellatta seni öyle öldürecek..... Adam horozu öyle bi' şekilde öldürmeli ki Cellat onu o şekilde öldürememeli...yani bi' nevi o şekilde sizi...

Sayfayı Paylaş