gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.236
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Sosyal Rol ve İşbölümü

    Konu, 'Sosyoloji bilimi' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    Mehmet Cüneyt BİRKÖK
    Rol ve iş bölümü terimleri, sosyolojinin olduğu kadar, sosyal psikoloji, antropoloji, çalışma sosyolojisi gibi pek çok yakın branşın veya sosyolojinin alt disiplinlerinin de asli kavramları arasındadır. Bir bakıma toplumsal hayatı açıklayan en önemli fenomenleri, sosyal ilişkileri ve sosyal yapıyı işaret etmektedirler. Durkheim, Weber, Merton gibi sosyal teoriye değerli katkılarda bulunmuş bilim adamları, teorilerini yoğun bir şekilde bu kavramları kullanarak inşa etmişlerdir. Kısaca sosyal rol ve iş bölümü, modern sosyal hayatta görülen iki önemli toplumsal fenomendir. Herhangi bir çalışma ortamında iş bölümünü ve rol dağılımını etkileyen muhtelif faktörler bulunmaktadır. Rol dağılımı sadece teknik bir fenomen olmayıp, sosyolojik ve sosyal psikolojik faktörlerin önemli ölçüde etkisi altındadır. Çalışma sosyolojisinde rol dağılımıyla ilgili değerlendirmeler yapabilmek için bu kavramların ana hatlarıyla ortaya konulması gerekmektedir.

    Öte yandan, sosyal yapının karmaşıklığı nedeniyle bu iki kavrama atfedilen anlamlar birbirine karışmakta ve böylece sosyal sistemin anlaşılmasında güçlük çekilmektedir. Herhangi bir iş ortamında söz konusu olan çalışma sistemindeki iş bölümü ve sosyal rollerin neler olduğu ve nasıl teşekkül ettiği ortaya çıkarılarak birbirinden ayrılabildiği takdirde, iş yerlerindeki ya da çalışma guruplarındaki pek çok problemin de önüne geçilebilecektir.

    Rol, sosyolojide çok sık kullanılan esas terimlerden biri olarak dinamik bir kavramdır. Bir grup veya sosyal durum içinde yer alan belli bir statü tarafından ifade edilen spesifik haklar ve görevlerin sebep olduğu davranış biçimleri olarak anlatılabilir. Sosyal hayatta mevcut olan her bir statüye ait bir dizi davranış beklentileri vardır. Bu beklentiler, hem o rolü ifa eden şahıs hem de toplum için aynıdır. Tavır kavramı ise, inançların, duyguların ve niyetlerin bir karışımı olarak tanımlanmaktadır (Allport, G. W. 1935, s. 7). Böylece belirli bir rol, belirli bir statünün tüm kültürel özellikleriyle bütünleşmektedir.

    Öte yandan davranış ile rol terimleri arasında bu bakımdan bir fark yoktur. Her ikisi de eş anlamlı olarak, belirli bir statüye has ve uyulması gereken kurallardan kaynaklanan fiilleri ifade etmektedirler. Babalık veya annelik statüsüne ait davranışlar, aynı zamanda bu statülere ait rollerdir. Toplum tarafından müsaade edilen ve hoş görülen davranış biçimleri bir araya gelerek bir kurallar (norm) dizisi oluşturmaktadırlar. Böylece fert sosyal hayat içinde nasıl hareket edebileceğini veya bir başka insanın nasıl hareket edeceğini bilmekte ve bu şekilde sosyal bir düzenin kurulması ve idamesi mümkün olmaktadır. Davranış standartlarının olmadığı, korku, karmaşa ve belirsizliğin hüküm sürdüğü ortamda bir düzenden söz edilemez. Sosyal yapıda, belirli bir statüdeki insanın nasıl hareket etmesi gerektiğine dair toplumda yansıyan mecburiyetlere uyulmaması, rol ihlali veya davranış bozuklukları olarak adlandırılır.

    İş bölümü, belirli bir alandaki uzmanlaşma kadrosunu işaret etmektedir. Mesela bir meslekte, endüstride, toplumda veya ailede mevcut uzmanlıkların listelenmesi o sahadaki iş bölümünü ortaya koymaktadır. İş bölümü ancak, bir davranış sahası, bu davranışın farklılıkları ve bu davranışı sergileyen bir dizi insan belirlendikten sonra ortaya konabilir (Biddle, 1966, s. 40).

    Toplum, belirli amaçları ve görevleri olan unsurların birbirleriyle olan ilişkilerinin sosyal bir bütünü oluşturduğu yapılanmadır. Bu çerçevede söz konusu olan bütünü meydana getiren unsurlarının ayrışmasını iş bölümü, bu unsurların birbirleriyle olan ilişkilerinde beklenen davranış biçimlerini ise sosyal rol olarak kabul etmek mümkündür. Böylece sosyal roller, iş bölümünün bir sonucu olmaktadır. İş bölümü ise toplumun bütünlüğünü meydana getiren unsurlardır.

    Sistemin bütünlüğünü rol ve iş bölümü açısından biraz daha açmakta fayda vardır. Rol, toplumsal ilişkide yüz yüze geldiğimiz olgudur, onun gerisinde iş bölümü yatmaktadır. Öte yandan bir "bütün" ortak özelliklerin bir araya gelmesiyle meydana gelmektedir. Buradaki "özellik" kavramından kastedilen anlam, farklı bünyelerde (unsurlarda) aynı şeyin ya da aynı amacın mevcut olması halidir. Aynı özelliği taşıyan değişik unsurların bir arada bulunmalarıyla bir bütün oluşmaktadır. Böylece bir bütünde, başka bir ifadeyle sosyal sistemde hem ortak özellikler hem de farklı özellikler bulunmaktadır. Kısaca bütün, ortak özelliklerin veya amaçların belli bir anlam ifade edecekleri şekilde bir araya gelerek oluşturdukları yapıdır.

    İş bölümü, sosyal sistemi meydana getiren aynı amaca yönelik, fakat, farklı özelliklerin bir sonucudur. Bu hususa bir örnek olarak tıp konusunu kullanabiliriz. Sağlığı (ya da tıbbı) bir sistem olarak düşünürsek, doktor, hasta, hemşire, hastabakıcı, eczacı, hastane idarecisi ve teknisyenler bu sistemin birer unsurlarıdırlar. Bu sıfatlar aynı zamanda sağlık bütününü oluşturan birer iş bölümüdür. Sağlık olgusunu sağlamak için toplum iş bölümüne gitmiştir. Bu amaca yönelik bir kısım görev, yetki, sorumluluk ve bilgiler doktorlara, bir kısmı hemşirelere, bir kısmı eczacılara ve öteki ilgili kesimlere dağıtılmıştır. Bu şekilde bir iş bölümü sağlanmıştır. Eğer tıbbın fonksiyonu olan tedavi etme rolünü bir tek mesleğe, mesela doktorluğa atfetmiş olsaydık, bu alanda diğer çalışanlar doktorların istediklerini yapan sadece birer hizmetli olurlardı.

    Öte yandan, her bir kesim, ortak amaçlarını gerçekleştirmek için yükümlendikleri ve sadece kendilerine has olan görevlerini yerine getirmektedirler. Bunlar aynı zamanda o konumda bulunanlardan beklenilen davranış biçimleridir; başka bir deyişle sosyal rollerdir. Böylece top yekün bir çalışmayla sistemin ortak amacı gerçekleştirilmektedir. Sosyal yapıyı ve onu oluşturan tavırlar, ya çevre faktörlerinin etkisiyle kendi kendilerine şekillenmektedir (Hewstone, 1986, s. 96) ya da grup içi ilişkiler ve tercihler sebebiyle (Tajfel, 1981, s. 12). Grup içi veya dışı özellikler ne olursa olsun iş bölümü evrensel bir idraktir.

    Aşağıda bir doktorun çevresinde örülü olan karşılıklı rol beklentileri gösterilmiştir. Tedavi ettiği hastasına karşı sergilediği doktor rolü başka, bir meslektaşına ya da hastane yöneticisine karşı başkadır. Doktorluk statüsü bir dizi rol setleri taşımaktadır. Mesela, doktor/doktor, doktor/hemşire, doktor/hasta, doktor/yönetici ve diğer ilişkiler doktor statüsü çerçevesinde teşekkül etmiş ayrı ayrı birer rol setlerdirler (Hess, 1988, s. 82). Ayrıca bu rol, doktorun kırk yaşında bir erkek ya da altmış yaşında bir kadın olmasına göre de değişecektir. Davranışlar sahip olunan yaş, cinsiyet, eğitim gibi diğer statüler bakımından değişmektedir. Mesela orta yaşlı bir insan daha genç yaştaki birinden daha fazla statülere sahip olacağından serdettiği rol dizileri daha yoğun ve karmaşıktır.

    Sosyal statüler ve bağlı rol dizileri birçok faktörün etkisiyle teşekkül etmekte ve zaman içinde de değişmektedir. Bir ferdin statüsü ile ilgili olarak eğitim, gelir, meslek, aile ve diğer sosyal çevre faktörleri karşılıklı etkileşim içindedirler. Mesleklerin tasnifi, statülerin ölçümlenmesi ve prestijlerinin sıralamaları birçok araştırmalarda yapılmıştır.

    İş bölümü veya meslekler, tarih boyunca tespit edilmiş olan her toplumda görülebilmektedir; fakat endüstriyel dönemin en önemli karakteristiği iş bölümü ve uzmanlaşmanın olağanüstü artmış olmasıdır. Tarım toplumu dönemindeki bir köyde en çok birkaç meslek sayılabilecekken, günümüzde Amerikan Çalışma Bakanlığının yayınladığı Meslekler Sözlüğünde 12,000'den fazla meslek tanımlanmaktadır. Sosyolojideki iş bölümü ise burada sözü edilen mesleklerden çok daha fazla anlam taşımaktadır. Durkheim, Weber, Marx, Parsons gibi sosyal bilimciler, modern toplumlardaki yoğun uzmanlaşmanın sosyal birliğin bozulması yönünde potansiyel bir tehlike taşıdığı görüşündedirler. Bu kadar yoğun iş bölümü sonucu her bir işçi, işin çok küçük bir kısmını yapmakta ve ortak kültüre de son derece sınırlı bir şekilde katılmaktadır. Böyle bir durumda ortak değerlerin üretilmesi ve paylaşılması oldukça güçleşmektedir.

    DİE'nin yaptığı bir araştırmada, meslekler sosyo-ekonomik olarak toplam yedi sınıfta gruplandırılmaktadır. Bu gurupların tamamı bütün meslekleri kapsamamakta, meslekleri tespit edilemeyenler için ayrı bir grup tahsis edilmektedir. Ayrıca isim olarak adlandırılmamış ve branş itibariyle genel bir tasnif yapılmıştır.


    Türkiye'de meslek gurupları ve istihdam edilenler:

    Meslek Gurubu
    Miktar (1000 kişi)

    İlmi ve teknik elemanlar, serbest meslek sahipleri ve bunlarla ilgili meslekler
    1,266

    Müteşebbisler, direktörler ve üst kademe yöneticileri
    454

    İdari personel ve benzeri çalışanlar
    933

    Ticaret ve satış personeli
    1,890

    Hizmet işlerinde çalışanlar
    1,647

    Tarımcı, hayvancı, ormancı, balıkçı ve avcılar
    8,985

    Tarım dışı üretim faaliyetlerinde çalışanlar ve ulaştırma makineleri kullananlar
    5,123

    Meslekleri tayin edilemeyenler
    99

    Toplam
    20,396


    Kaynak: DİE, Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları: Yaş gurubu, cinsiyet ve meslek gurubuna göre istihdam edilenler. (Ekim 1994). Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın (1.4.1998).


    Halen kullanılan ölçümlerden biri Hatt ve North tarafından 1946 yılında gerçekleştirilmiş olan çalışmadır. 1963 yılında National Opinion Research Center[1] tarafından araştırma tekrar edilerek bulgular daha geniş bir zaman süreci içinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmada doksan civarında mesleğin prestij sıralaması yapılmaktadır. Bazı roller günümüzde artık söz konusu değildir, bazılarının ise prestij sıralamasındaki yeri değişmiştir. Ancak, sosyal rol ve iş bölümünün tarihi boyut içinde de bir değerlendirmesini yapmak açısından bu tablo önem taşımaktadır.

    İş bölümü ve rol sadece teknik bir fenomen değildir. Sınırsız sayıda sosyal psikolojik nüanslar da taşımaktadır. İş bölümü kavramında karşılıklı etkileşim vardır. Bir görevin veya bütünün paylaşımı veya yükümlenilen katkı anlaşılmaktadır. Bütünün sahip olduğu özellik iş bölümünde de görülür. Katılımcılık, pay sahibi olma veya aynı işi yapma söz konusudur. İş bölümü veya meslekler, toplumun ürettiği sosyal rollerden doğrudan etkilenmektedirler. Sosyal rol ise bir dizi normlara bağlı kalarak fertlerin sergiledikleri davranışlardır. Sosyal etkileşim esnasında rol veya fonksiyon içinde bulunulan duruma ve ferdin kişiliğine göre değişmektedir. Ferdin mobilize olması iş bölümü ve rol imkanını artırmaktadır.

    Sosyal roller iş bölümünden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle her sosyal rol bir iş bölümüne tekabül etmektedir. Bu anlamda iş bölümü, rolün teknik bir tanımıdır. Bazen ortaya çıkan teknik farklılıklar rol problemleri yaratabilmektedir.

    İş bölümü aynı zamanda hiyerarşik bir yapılanmadır. İşe yeni başlayan birisi bu hiyerarşinin en altından işe girmekte ve çalıştıkça ve teknik gelişmelerle birlikte mesleki olarak yukarıya doğru hareket etmektedir. Teknoloji geliştikçe bir kısım görevler daha alt kademedekilere aktarılmaktadır. Meslekler ve insanlar belirli sınırlar içinde ikmal edilmekte, yenilenmekte, eksikleri giderilmekte ve yeni gelişmelerle donatılmaktadırlar. Mesela hemşireler zaman içinde doktorların birçok görevlerini devralmaktadırlar ve bilgi birikimi, teknik ve görev bakımından doktorların bulunduğu konuma yaklaşmaktadırlar (Hughes, 1971, s. 311-6). Bu anlamda ise, iş bölümü dinamik olarak sürekli yeniden yapılanmaktadır

     
Sosyal Rol ve İşbölümü konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Utangaçlık ve Sosyal Kaygılar

    Utangaçlık ve Sosyal Kaygılar

    ''Utangaçlık narsizmin garip bir öğesidir,Diğer insanlara karşı nasıl göründüğümüz nasıl hareketlerde bulunduğumuzun diğer insanlar için çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir inanıştır''Andre Dubus Belki bazı özel durumlarda biraz utangaç olmak avantaj olarak görülebilir ama gerçekte böyle değildir.Utangaç olmak demek sizin kendinizi soyutlamanızdır...Eğer siz etrafınızda insanlar varken...
  2. Sosyal Ve Kişilik Gelişim

    Sosyal Ve Kişilik Gelişim

    İlk üç ay içinde Anneyi tanıyarak tepki verir , konuşulunca dinler , kucağa alınınca susar , nesneleri takip eder , gülümser Üç altı ay arasında Anne babasına sarılarak kucaklar , nesneleri ve yiyecekleri ağzına götürür,kendiliğinden gülümser , elini uzatır. Altı oniki ay arası Oyuncakları ile 10-15 dk oynar , ce oyunu oynar , karşılıklı oyun oynar , yabancıları tanır , tanıdıklarına ses...
  3. Sosyal Fobi ve Otorite

    Sosyal Fobi ve Otorite

    Sosyal Fobik İçin Otorite Gerginliği arttıran diğer bir etken de otorite konumundaki kişilerle birlikte bulunmaktır. Bu durum bir sosyal fobik için dehşet duygusunun açığa çıkmasına neden olur. Düşünün karşınızda patronunuz var. Ya da işi daha ilerletelim, en üst kademedeki kişi olsun, Cumhurbaşkanı. En yetkili kişi sözcüğü kimi insanları endişelendirmez. “Ne var yani? O da insan ben de...
  4. Sosyal Fobi ve Kaçınma

    Sosyal Fobi ve Kaçınma

    Sosyal Fobiklerde Sakınma ve Kaçınma Sizin için zor olan şeyden kaçmak için aynı 4 basamak kullanılabilir. +Sakındığınız şeyi tanımlayın. +Sakındığınız şeyle düşündüğünüz şey arasındaki bağlantıyı tanımlayın . +Bir şeyi farklı yapın, böylelikle sakınmaktan ziyade korkuyla yüzleşin. +Ne olduğunu değerlendirin. Olabildiğiniz kadar objektif bir biçimde ne olduğunu görün. Gerçekleşme...
  5. Eğitim ve Sosyal Değişim

    Eğitim ve Sosyal Değişim

    Atilla Yusuf Alan "Robotik Kültür" kitabından Teknolojik buluş ve değişimlerle, sosyal buluş ve değişimler arasında kompleks bir ilişki vardır. Meselâ, televizyonun icad edilmesiyle dünya çapında bir sosyal değişim başlamıştır. Kılık kıyafet, dil, aile, siyaset, sağlık ve din, televizyonun tesir ettiği sahalardan sadece bir kısmıdır ve bütün bunlar cemiyetin talebine...

Sayfayı Paylaş