gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Sosyolojik Açıdan Bilinç

    Konu, 'Sosyoloji bilimi' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    Sosyolojide bilinç olgusu, bireyin topluluk içinde yaşıyor olmasından kaynaklanan sosyal boyutunu ifade eder. Sosyolojik kuramda bilinç, özellikle toplumsal bilinç, toplumsal yaşamı, varoluş süreçlerini anlamak için oldukça işlevsel bir kullanıma sahiptir. Bilincin sosyolojik boyutu, onun somuta indirgenebilen ve daha çok toplumsal düzlemdeki algısıyla ilişkilidir. Düşünsel, eylemsel ve insani tüm edimlerimiz bir bakıma sahip olduğumuz bilinç evrenini referans alır. İç ve dış dünyaya ilişkin algılama ve yorumlama çerçevemiz büyük ölçüde bireysel ve toplumsal temelli bilinç formlarının etkisi altındadır. Erichorn vd.(l985:278), bilincin, tümüyle insana özgü bir gerçeklik olduğunu ve bireyin tüm kavrayıcı etkinlik biçimlerini kapsadığını ileri sürmektedirler. Onlara göre bilinç, "nesnel gerçekliğin toplumsal belirlenimli düşünsel yansımasını bize gösterir".
    K.Manheim, İdeoloji ve Ütopya'da bilince toplumsal bir içerik yükleyerek, insan bilincini kendi toplumsal varlığının belirlediğini ileri sürer. Aksine insanların varlığını bilinçlerinin belirlemediğini savunur (Erichorn vd. l985:99).
    Ozankaya da, Toplumbilim Terimleri Sözlüğü'nde, bilinci, sosyolojik bir gerçeklik olarak ele alır. Ona göre bilinç, "insanın çalışma süreci içinde, eş deyişle toplumsal ilişkiler süreci içinde nesnel çevresini ve kişisel varoluşunu anlamasını sağlayan düşünsel süreçlerin tümüdür" (l984: 21). Burada bilinç, bireyin tüm varoluşunu sağlayan ve onun hayatını anlamlandıran duyarlılık biçimlerini ve düşünsel süreçlerini kapsar.
    Yine, Hamilton da, bilincin toplumsal boyutuna vurgu yapmaktadır. Ona göre,, her şeyden önce toplumsal olanın yani toplumsal yaşamın bir ürünüdür ve toplumun ortak zihinsel süreçlerinin bileşkesidir. Düşünce ve dil nasıl toplumsal süreç içerisinde oluşuyorsa bilinç de toplum üyelerinin ortak düşünme, davranma ve bakış açılarının genel ifadesidir. Bilinci oluşturan en temel dinamik toplumsal koşullar ve toplumsal yaşam deneyimleridir. Bilinç sosyal ilişkilerin evrimiyle yakından bağlantılıdır. Bilinci oluşturan öğelerle bilinç arasında etki-tepki ilişkisi bulunmaktadır. Hem bilinç toplumu biçimlendirmekte hem de toplum ve toplumsal koşullar bilinci belirlemekte ve yönlendirmektedir (Oskay,
    Oskay (l983:225)’a göre, sosyolojik ele alındığında 'bilinç' açısından öncelikle toplumsal yaşam ve bu yaşamın işleyiş biçimleri, nitelikleri ve değişen toplumsal koşullar önem taşımaktadır. Bilinç, bu koşulların kesiştiği noktada oluşur.
    Sosyolojik açıdan bilinç, toplumsal yaşama ilişkin farkındalıklarımız ve bundan hareketle oluşan duyarlılıklarımızı ifade eder. Toplumun içinden bakmak,, düşünmek ve tepkiler vermek vs. toplum bilincini içselleştirdiğimiz anlamına gelir. Toplumsallaşma sürecinde, bireyler toplumun geçerli değer ve norm sistemlerini tanıma, kabullenme ona uygun hareket etmenin yollarını öğrenirler. Bu süreçle birlikte, bireyler ortak bir algılama ve duruş keşfetme imkanı bulurlar ve toplumsallığa içkin ortak coşku, heyecan ve korkular edinirler. Toplumsal bilinç, genel anlamda toplumsallığa ilişkin kuşatıcı bir farkındalık zemini keşfetme anlamı taşır. Bu yönüyle toplumsal bilinç, tek tek bireylerin bilincinden farklı bir gerçekliktir. Bu bilinç, bireyselliğin üstünde, ortak idealler ve heyecanlar paylaşma, toplum penceresinden bakma anlamı taşır.


     
Sosyolojik Açıdan Bilinç konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bilinç bozukluğu

    Bilinç bozukluğu

    bilinç bozukluğu nedir bilinç bozukluğu bozuklukları Bilinç bozukluğu/ bilinç kaybı nedir? Beynin normal faaliyetlerindeki bir aksama nedeni ile uyku halinden başlayarak(=bilinç bozukluğu), hiçbir uyarıya cevap vermeme haline kadar giden (=bilinç kaybı) bilincin kısmen yada tamamen kaybolması halidir. Bayılma (Senkop): Kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının...
  2. Bilinc Kaybi

    Bilinc Kaybi

    Beyine giden kan miktarının azalması sonucu, beş duyu organından gelen uyarılara geçici olarak cevap verememe haline bilinç kaybı, ya da bayılma denir. Bu durumdaki bir kişi, sözle ya da dokunarak kendisine ulaşmaya çalışan ilkyardımcıya cevap veremez, ancak, a rı yaratan bir uyarana refleks karşılık verir. Basit bayılmalar genellikle uzun süren açlıklar, a ır yorgunluk, uykusuzluk, ani korku...
  3. Sosyolojik Boyutuyla Televizyon

    Sosyolojik Boyutuyla Televizyon

    Sosyolojık Boyutuyla Televızyon Televizyon… üçte Biri Uyku üçte Biri Iş Ve Hayat Koşuşturmasıyla Geçen Günlerimizin Son üçte Birinin Rakipsiz Talibi. Televizyon Artık Varlığının Farkında Bile Olmadığımız Fakat Hayatımızın üçte Birini Kontrolünde Geçirdiğimiz Kronik Bir Alışkanlık, Biraz Daha Realist Bir Bakışla Bir Hastalık. Peki Nedir Bizi Kendi Isteğimizle Bağımlı Yapan(bu Bakımdan Bir...
  4. Çağdaş Sosyolojik Kuramlar

    Çağdaş Sosyolojik Kuramlar

    Aydınlanma sürecinde ortaya çıkan temel kavramlar şunlardır: * Akılcılık, *Bireysellik, *Kent(li)leşme, *Pozitivizm, */Ulus-Devlet, *Laiklik ve Sekülerleşme, *Uzmanlaşma, *Öznenin kendini fark etmesi ve özne olarak ortaya çıkması. İşbölümü açısından yapısal farklılaşma:İşlevsel gereksinimler karşısında mevcut yapının üstlendiği işlevlerin artık o yapı tarafından karşılanamaması nedeniyle...
  5. Bilincin Analizi

    Bilincin Analizi

    Yrd. Doç. Dr. Ömer AYTAÇ BİLİNCİN SOSYOLOJİK ANALİZİ BİLİNCİN SOSYOLOJİK ANALİZİ THE SOCİOLOGİCAL ANALYSES OF CONSCİOUSNESS Ömer AYTAÇ (*) Özet Bilinç kavramı, genelde psişik kavramı ile eş anlamlı olarak kullanılmakta ve psikolojik bir olgu olarak görülmektedir. Oysa, bilincin toplumsal bir boyuta sahip olduğu, toplumsal süreçte oluşan ve toplumsallığa içkin bir farkındalık...

Sayfayı Paylaş