gebe
  1. Heaven

    Heaven Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Haziran 2008
    Mesajlar:
    112
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İssssssstannbuLL

    Stres(...

    Konu, 'Sinir Hastalıkları' kısmında Heaven tarafından paylaşıldı.

    DEPRESYON VE PSİKO-SOSYAL ANALİZİ Çağın hastalığı olarak bilinen depresyon aslında varlığı bilinmeyen bir rahatsızlık mıydı ? yoksa son zamanlarda artışa bağlı olarak mı bu kadar gündeme oturdu? Aslında depresyon olarak bilinen durum toplumumuzda hep vardı. Ama biz bunu depresyon değil, keyifsizlik, can sıkıntısı, halsizlik gibi anlamlarla tanımladık. Yıllar boyu genel olarak benzer semptomlarla kendini hissettirdi. İşte genel belirtiler:
    1.Depresif duygu durum
    2.İlgi Kaybı
    3.Uyku Bozukluğu
    4.İştah-kilo değişikliği
    5.Halsizlik-enerji kaybı
    6. Ajitasyon
    7.Değersizlik-kararsızlık-suçluluk hisleri
    8.Dikkat toplamada güçlük-unutkanlık
    9.Ölüm ve intihar düşünceleri
    Depresyon bir düşünce ve duygulanımın hayata uygulanmasıdır. Yani düşüncelerimiz genel olarak olumsuzlaştığında, hayata genel olarak bakış açımız umutsuzluk, çaresizlik, isteksizlik-,hayatın anlamsızlığı olarak şekillenir. Depresyonun çıkış nedenleri arasında, kayıp, üst üste yapılan hatalardan dolayı suçluluk, kendine yöneltilen aşırı eleştiri,hedefleri aşırı büyütüp ulaşamamanın verdiği yetersizlik ve çaresizlik duygusu, yaşanılan olaylara tepki verememekten dolayı bunların birikerek kaldırılamaz hale gelmesi,aldatılma, ekonomik kayıplar,ilgi-sevgi eksikliği,bedensel yetersizlik duygusu gibi genel olmakla beraber herkese özgü nedenle depresyon çıkmaktadır. Özellikle son zamanlarda insanların olaylara, haksızlıklara yeri ve zamanında tepki vermemesinden kaynaklanan bir depresif birikim daha da fazla görümektedir. Kişi yaşanılan durumla ilgili sıkıntıları o an içine atmaktadır. Bu nedenle biriken bir kendini ifade edememe, derdini anlatamama, haksızlığa uğrama, acizlik,kullanılmış duygusu vb. gibi düşünce ve duyguları alt yapısını içinde oluşturmaya başlar. Özellikle burada dikkat edilmesi gereken nokta ise “sabır ve taviz” in birbirine karıştırılmasıdır. Şimdi bu yazıyı okurken hemen düşünebilirsiniz.. hayatımda sabır ve tavizi nerede karıştırıyorum ?. sabır, bir çocuğu yetiştirmek gibidir. Onu büyütürken belli şeyleri yapabilmesi için emek ve bekleriz .. taviz ise bu çocuğu büyütürken her dediğine evet demektir. Sonrasında ise neden bu kadar tepkisiz kaldım veya neden bu kadar açık kapı bıraktım diye suçu kendinde bulmaktır.Depresyondaki durum buna benzemektedir. Yaşantılarımızda keşkeler fazladır. Suçluluk duygusu genelde keşkeler ile başlatır cümleleri.. Depresyona giren kişi ağırlıklı olarak “pişmanlık, suçluluk, değersizlik, önemsizlik, işe yaramazlık, kullanılmışlık gibi düşünceleri taşır. Bu düşünceler, kişide, üzüntü, keder, isteksizlik, yaptığı işten zevk alamama,içe kapanma, sorunlardan kaçmak ve bir şeyler yapmamak için hep uyumak ve evden çıkmamak gibi duygu ve davranışlar gösterirler. Aslında bu konuda yapılan çalışmalarda da çok ilginç bilgilere ulaşmıştır mesela herkesin hayatında 3-4 kere depresyona girdiğini, fakat kişinin bunun adının depresyon olduğunu bilmediğini göstermiştir.
    Sosyal yaşantımızda bizi depresyona sürükleyen aslında birçok neden bulunmaktadır.Ülkemizdeki insani ilişkiler, aile yaşamları, aşk, iş ilişkileri, ekonomik-kültürel yaşam gibi tüm noktalarda depresyona maruz kalmamak elde değil. Özellikle ekonomik krizin kol gezdiği şu anlarda sosyal ve ekonomik depresyondan söz edebiliriz. Toplumsal değişimler ister istemez ruh halimizi ve düşüncelerimizi etkilemektedir. Bunun nedeni ise mutluluğu hep dışarıda arayan bir toplum haline dönüşmemizdir.oysa dışarıdakiler ve ötekiler bizden çok da mutlu değiller. Biz varolan aile, millet ve realitemizle barışıp onunla mutlu olmaya çalışmalıyız.
    Ekonomik kriz neden depresyon yapmaktadır ? çünkü mutluluğu alışverişlerde, giyimlerde, oyun salonlarında,lüks tüketimlere bağladığımız için ekonomik depresyon,bireysel olarak ruhsal-düşünsel depresyona dönüşebiliyor hemen. Oysa şu bir gerçek ki şuana kadar Türkiye”de kimse açlıktan ölmedi.Fakat yüksek derecede haz ve mutluluğunu ekonomik değerlere bağlayan bir toplum haline dönüştük.mutluluğumuzu ekonomik güce bağladık.Bu ekonomik ilişkinin bir de bireysel ilişki örneği var. Bir ilişkide karşıdakini ne kadar hayatının merkezine koyar isen seni o kadar çok etkiler. Her hareketi senin ruh durumunu alt üst eder. İşte aynı durum burada da geçerlidir.
    İzlenilen kanallar, izlenilen haberler, hep aldatılmışlık, cinayet, terk edilme dolu kadın programlarının varlığı gizli bir depresyonun habercisidir. İnsanların ruh hali, izledikleri film, dinledikleri müzik, elbise rengi vs. her şeyi etkiler. Bu nedenle depresyonun nedenlerini sadece bir nedene bağlamamak lazım Bazen şartları farkında olmadan kendimiz hazırlarız.
    Yine sosyal açıdan güvenin zedelenmesi vardır. Toplumsal güvenin azalması, insanların birbirine güvenememesi ,kişinin kendini daha da çaresiz ve yalnız hissetmesine neden olmaktadır.Bu durum büyük şehirlerin birer yalnız kalabalıklar yığınına dönüşmesine neden olmaktadır. Akraba ilişkilerinin azlığı, ekonomik-cinsel araçlı ilişkiler vs. birer üzüntü nedeni olabilmektedir. Fakat bu genel bir durum değildir. Başından her hangi bir olumsuz yaşantı geçmemiş insanlarımız bile bugün topluma karşı büyük bir güvensizlik hissetmektedir. Temele indiğimizde kitle iletişim araçlarının verdiği trajedi dolu haberler ve mesajlardır. Şuna inanıyorum ki, mesela yaşadığınız yerdeki insanların % 90 ı güvenilecek insanlardır. Ama bizim önyargılarımız ve korkularımız bizi yönlendirdiği için bazı şeyleri aşamamaktayız.
    Peki kendimizi nasıl korumalıyız? Depresyon, biyolojik boyutunu bir kenara bırakırsak temelde olayları yorumlamak ve onlara kendimize göre bir anlam vermek ile oluşur. Mesela aynı olaya
    *herkes neden aynı tepkiyi vermez ?
    *Benim yaşadıklarımı arkadaşım yaşıyor olsaydı ona ne derdim?,
    *Bu olayla ilgili hangi eski düşüncelerim ve duygularım aktive oldu ?,
    *Olay müdahale alanımın dışında mı? Dışında ise neden kendime pay çıkarıyorum?
    * Daha önce bu tip bir durumda nasıl baş ettim?
    *daha önce bundan daha zor olayları nasıl atlattım ?

     
  2. kelebek4220

    kelebek4220 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Eylül 2009
    Mesajlar:
    30
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çıkış yolu bulamamak cok zor..
     
Stres(... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Stres...

    Stres...

    Stres; gündelik yaşamda karşılaşılan olaylar sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumudur. Çok eskiden beri fizik biliminde; “maddenin kendi üzerine uygulanan güce gösterdiği tepki” anlamında kullanılan STRES terimi; son 20 yılda tıp, fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, psikiyatri alanlarında ve gündelik yaşamda herkesin kullandığı popüler kavramlarından biri haline gelmiş, kitle iletişim...
  2. Stres

    Stres

    Bakınız; Zulmet, Sıkıntı
  3. Stres reaksiyonları stres yönetimi

    Stres reaksiyonları stres yönetimi

    Stres Selye'nin (1974) ifadesiyle vücudumuzun herhangi bir "taleb"e karşı verdiği genel bir cevaptır. Bu yaklaşım içinde, oluşabilecek "talepler' strese neden olan olaylar olarak düşünülecek olursa, iki türde olaydan bahsedilebilir. Birinci tipteki olaylar yüksek beyin fonksiyonlarını pas geçip direkt olarak stres reaksiyonunun oluşmasına neden olabilirler. Amfetamin, kafein ve...
  4. Stres oyunu

    Stres oyunu

    Arkadaşlar stresten kurtulmak için size onunla oyun oynamanızı öneriyorum:) Nasılmı ?? Bu bilgisayar başına yada arkadaşlarınızla oynanacak bir oyun değil:laugh: Ben Çalışıyorum. Akşam eve geldiğimde kafamda hep iş oluyordu. :n028: Bir yolunu buldum ve örgü örmeğe başladım. 2 senedir kışın özellikle hoş yünler alır değişik şeyler örerrim.. Şiddetle tavsiye ediyorum. Değişik yol bilenler...
  5. Stres

    Stres

    Yüzümde kolumda bacaklarımda yaralar oluştu kaşıntısız doktora gittim bütün tahlillerim temiz psikolojik stres yarası dediler ne yapabilirim?

Sayfayı Paylaş