gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Sürüleşmek

    Konu, 'Sosyoloji bilimi' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    İnsanımsı kendini küçük gördüğü an, bir sürünün içinde olma dürtüsüyle baş başa kalıyor. Neden? Çünkü sürü hem güçlü hemdi sürüye katılanın kötülüklerini gizliyor. Bir anlamda çıkar topluluğu yaratılmış olunuyor. Sürü kendi içindekini her zaman koruyor. “Sürüden ayrılanı kurt kapar” sözü aslında çıkar topluluğunun zayıflamaması ve dağılmaması için söylenen bir sözdür.
    Dünya genelinde insanoğlu çeşitli sürülere ayrılmıştır. Bu sürüler birer çıkar veya pazar alanı olarak yaşamaktadırlar. Örneğin Hıristiyanlık, Müslümanlık, Yahudilik vb. dinler birer Pazar alanıdır. Bu pazar alanları kendi aralarında da sürülere ayrılmıştır. Örneğin Müslümanlığı ele alalım. Alevilik, Sünnilik, Şafii, Hanefi, Şii, vb. sürülere ayrılmıştır. Bu sürüler kendi çıkar alanlarında yaşamakta ve diğer sürüleri de düşman görmektedirler. Bu sürüleşme hayatın birçok alanında (partiler, terör örgütleri, ırkçılık, şehir-mahalle, spor, sanat, bilim, basın, vb.) kendini göstermektedir. Sürüleşme süreci çocukluktan başlar. Her aile doğan çocuğuna belirli öğütler verir. Bu öğütler çocuğun kendine bir alan çizmesine neden olur. Bu alan çıkar alanıdır. Çocuğa durmadan bir düşmanı varmış veya bir yarıştaymış gibi öğütler verilir. “Elin çocuğu şunları yaptı sen yapamadın.” Sürüden ayrılma kurt kapar.” gibi çocuğun kendine ve dış yaşama yabancılaşması sağlanır. Çocuk kendini hep birilerini yenmek birilerini ezmek zorunda kaldığını hisseder. Kız çocuklarını kafalarındaki karanlığa koyarken, erkek çocukları savaşın ortasına iterler. Kız çocukları kapalı bir düşünsel yaşam içinde ömrü boyunca kendini küçük ve aşağılık biri gibi görür. Erkek çocuk ise bir yarışta pay kapma telaşı içinde kendini önemli göstermeye çalışır. Çocukların kafalarına örtünen maskeler onların kimlikleri olur.

    Belli bir yaştan (En fazla 20) sonara çocuk artık geriye dönmemek koşuluyla kişiliksiz bir insanımsı olur. Artık çocuk kendisi değil karanlığın bir savaşçısı olur. Karanlık ona her zaman bir güçsüzlük verir. Bu güçsüzlük kendini bir sürünün içinde bulmasıyla son bulur. Artık o sürü, kişiliksizliğini kapatırken yaşadığı her türlü olayı da doğal görür. Çünkü sürünün bütün elemanlarının hareketleri birbirinin aynısıdır. Farklı olan her şey doğal olarak görülmez.

    Peki, bu sürünün çobanı kim?

    Bu sürünün çobanı parayı elinde tutan kişilerdir. Bu kişiler farklı sürülerden olsa da birbirleriyle dosttur. Çünkü oyunu beraber oynamaktadırlar. Sürü onlara para ve ucuz işgücü kaynağı sağlamaktadır. Bunların içinde, başta işadamları, parti başkanları, milletvekilleri, spor yöneticileri, medya patronları gelmektedir. Bu kişilerin dertleri ülke değil, dolduracağı cepleridir. Sürüler bu kişileri korur ve kollar. Çünkü sürü de bir gün bu kişilerin yerinde olacağını hayal eder ve o umutla yaşar.
    Sürüyü bir arada tutan en büyük faktör dindir. Din, sürüyü “bu dünya geçici” diye oyalarken, sürünün çobanlarını da geçici dedikleri yaşamı sonuna kadar kendilerince mutlu geçirmeye çalışırlar. Din, çobanı korumak için uydurulan ayet ve hadislerle doludur. “Allah ona vermiş” denir ve her zaman itaat edilmesi gereken biri gibi görür.

    Din, sürüye katılımın bir fabrikasıdır. Bu fabrikanın yakıtı korkudur. Korku insanımsıyı sürüye yönlendirir. Onun için çocuklara her zaman karanlığı doğal gösterirler. Akıllı çocuklar elbette ki karanlığı yırtıp atar.
    Sürü kendi içinde her zaman değişimi de taşır. Bu değişim her geçen gün kendini göstermektedir. Bu değişim aslında doğanın evriminden başka bir şey değildir. Gün geçtikçe sürüler kaynaşmakta ve küresel boyuta doğru gitmektedir. Gün geldiğinde sürü yerini bireylerin oluşturduğu toplumlara bırakacaktır.
    Toplum özlemi olanlara sevgilerimle…


     

Sayfayı Paylaş