gebe
  1. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Konu, 'türkülerimiz ve hikayeleri' kısmında kördügüm tarafından paylaşıldı.

    yaşayan türkülerimiz hareketli türkülerimiz hakkında Türkü: Türki kelimesinden gelişen ve "Türk'e ait" anlamına gelen bu kelime genelde bütün kırık havalar (ritmli ezgiler) için kullanılmaktadır. Türkler'in Türkü, Türkmenler'in Türkmani, Varsaklar'ın varsağı adı ile anılan halk şarkılarının adıdır. Çoğunlukla hece vezni, az olarak aruz vezni ile yazılmışlardır.Yapı olarak en önemli özellikleri, çoğunlukla tek cümleli ve bir bölümlü olmaları, ayrıca bezekli ve sekileme göstermeleridir. Yine türkülerde genel olarak on zamanlıya kadar usûller kullanılmıştır.
    Ayrıca "Türkü" Türk Halk Edebiyatında bir şiir türüdür. Ancak kitabımızda halk müziğindeki "Türkü" kavramı ve türleri üzerinde durulacaktır.

    Türküler için bugüne kadar yapılan çeşitli sınıflamalar aşağıdaki gibidir.

    a- Sözel türlerine göre türküler:

    Buradaki sınıflandırmada esas halk edebiyatındaki türlerin dikkate alınmasıdır. Halk edebiyatı konusunda bu türler; mani, semaî, koşma, hoyrat, kalenderi, destan, nefes, tecnis, satranç gibi formlardır. Şiirsel yapısı mani olan bir türkiye mani denmektedir. Bu şekilde diğerleri de adlandırılmaktadır.

    b- Sözel içeriklerine ve ezgilendiriliş amaçlarına göre türküler:

    Bu tür sınıflandırmada esas, sözlerin içerdiği konular ve ezgilendiriliş amaçlarına göre olmaktadır.
    1-) Ölüm veya doğal afetlerden sonra yakılan ve konulan anlatan türküler ki bunlara Ağıt denir.
    2-) Güzellik konularını içerenlere; Güzelleme
    3-) Aşk ve sevda konularını anlatanlara; Sevda Türküleri
    4-) Kahramanlık ve yiğitlik olaylarını anlatanlara; Yiğitleme veya Koçaklama.
    5-) Güldürücü ve komik olayları anlatanlara; Satirik Türküler
    6-) Dua içerenlere; Alkış
    7-) Çeşitli meslekleri konu edenlere; İş ve Meslek Türküleri
    :cool: Eşkıyalarla ilgili konuları anlatanlara; Eşkıya Türküleri
    9-) Beddua içerenlere; İlenç veya Kargış
    10-) Düğün ve kına törenlerini konu edenlere; Düğün ve Kına Türküleri.
    11-) Bebekleri uyutmak için okunanlara; Ninni
    12-) Sohbet toplantılarında okunanlara; Sohbet Türküleri
    13-) Askerlikle ilgili olanlara; Asker Türküleri
    14-) Yolda okunanlara; Yol Türküleri
    15-) Çeşitli halk oyunları ile okunanlar, o oyunun adı ile ilgili, Horon veya Bar Türküsü gibi adlandırmalar yapılmaktadır.

    c- Ayaklarına (makamsal yapılarına) göre türküler:
    Bu şekilde adlandırmalar türkünün bilinen ve yaygın bir "Ayak" adı varsa buna göre yapılmaktadır. Örneğin; Kerem Türkü, Garip Türkü, Hüseynî Türkü gibi. Tabii ki bu tip sınıflamalar hiçbir zaman sağlıklı ve doğru olmamakta, yöresel folklorik terimlerin dışına çıkamamaktadır.

    d- Son bir sınıflandırma da yörelerine göre yapılmaktadır:

    Örneğin; Aydın türküsü, Konya Türküsü, Doğu Anadolu türküsü, Karadeniz Türküsü gibi.

    Yukarıda belirtilen dört ayrı sınıflandırma hiçbir zaman gerçek bir tür sınıflandırması değildir. "Tür" olabilmesi için çeşitli öğeleri bünyesinde toplamış olması gerekmektedir. Oysa yukarıda belirtilen sınıflandırmalar sadece bir veya birkaç özellik gözönüne alınarak yapılmıştır. Bugüne kadar yapılan bu sınıflandırmaları gördükten sonra şimdi Geneleksel Türk Halk Müziği'nde gerçek anlamda "tür"leri inceleyelim.

    a- Azeri türküleri:

    Bunlarda türü belirleyen en önemli öğeler; Usûl, çalgılar, makam ve ağızdır.

    Genelde 6/8 ve 12/8'lik usûller kullanılır.

    Tar, garmon ve akordeon'un en önemli çalgıları oluşu, bu türlerde onyedili perde dizgesinin yanısıra, tampere dizgesinin de (Batı müziği sistemi) kullanılmasına sebep olmuştur. Ritm saz olarak koltuk davulu (doli) kullanılmaktadır.

    Segah ve Nihavend makamları en çok kullanılan makamlardır. Özellikle segah makamının çok kullanılması nedeni ile GTHM'deki bütün "Sİ" kararlı türkülere, Azeri ayağında türküler denmiştir. Tabii ki çok hatalı bir adlandırmadır.

    Kars ve çevresine ait pek çok türkünün Azeri türkülere büyük benzerlik göstermesi coğrafi konum nedeni ile çok doğaldır.

    b- Karadeniz Türküleri: Karadeniz türkülerinde, türü belirleyen unsurlar;
    usûl, çalgılar, ağız ve bağlamadaki tavırdır. Ayrıca bu türkülerin büyük bir kısmı oyunlara eşlik etmek için okunurlar.

    Usûl olarak, 7/16, 7/8, 5/8'lik usûller kullanılmıştır. Tulum, zurna ve Karadeniz kemençesi türün çalgısal özellik gösteren çalgılarıdır. Ayrıca bağlama (Uzun sap, bozuk düzen) yaygın olarak kullanılmakta ve kendine ait Karadeniz tezenesi ile tavır özelliğini göstermektedir. Seslendirmede kullanılan Karadeniz ağzı (şivesi) türün bir diğer özelliğidir.

    c- Konya Türküleri: Bu türde, bağlamadaki özel Konya tavrı ve seslendirmede yapılan triller kendini kabul ettirmişlerdir.

    d- Rumeli Türküleri: Bu türkülerde, ağız ve bağlamadaki tavır türü belirleyen en önemli öğelerdir. Bu türkülerin de bir kısmı oyunlara eşlik olarak okunur.

    Genelde 5/8, 7/8,7/16'lık usûller kullanılmıştır. Seslendirmede yöresel ağız "şive", bağlama ile icrada Trakya tavrı görülür. Kent merkezlerinde bağlamanın yanı sıra, keman, kanun, ud gibi GTSM çalgıları da kullanılmaktadır.

    Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya'da yaşayan Türkler'in bu türdeki türkülerinin oluşu, asırlarca aynı siyasi topluluk içinde olan insanların kültür birlikteliğinden başka bir şey değildir.

    e- Teke Zortlatması (Teke Yöresi Türküleri): Bu tür adını, Teke yöresi olarak bilinen bölgeden almaktadır. Bölgenin adı, Teke beyliğinden gelmektedir. 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey'in izniyle, Teke Paşa bir beylik kurmuş ve bu beyliğe kendi adını vermiştir.

    Teke yöresini kapsayan yerler şunlardır; Burdur'un tamamı, Fethiye, Ortaca (Muğla), Acıpayam, Kızılhisar, Honaz (Denizli), Dinar Başmakçı (Afyon), Yalvaç, Şark-i Karaağaç (İsparta), Cevizli, Akseki, Manavgat, Alanya (Antalya)

    Türe adını veren "Teke Zortlaması" deyimi ise şuradan gelmektedir: Yörede çok yaygın olarak beslenen keçinin erkeğine teke denmektedir. Bu hayvanların özellikle eşleşme zamanında yaptığı sıçramalar ve hareketler bu türün oyunlarına yansımıştır. Ancak bazı araştırmacılar bu adın, yörenin adından da geldiğini sanmaktadırlar.

    Türün en belirgin öğeleri usûl, bağlamadaki çalış tavrı ve oyunlara eşlik olarak okunmasıdır.

    9/8'lik usûlün Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde Aksak ve Raks Aksağı olarak bilinen şeklinin 9/16'lık türevi teke zortlatmasının en belirgin unsurudur. Muzaffer Sarısözen Teke Yöresinde özellikle İsparta çevresinde kullanılan 9/16'lık usûle "Gakgili havası" dendiğini belirtmiştir. Hamit Çine de, köy kadınlarının, tepsi, tencere kapağı, leğen çalarak teke oyunlarını oynamasına "Dımıdan" dendiğini söylemektedir.

    f- Yozgat Türküleri: Bu türü belirleyen en önemli öge, bağlamadaki,Yozgat
    Tavrı olarak veya "Sürmeli" olarak bilinen bir tavırla çalmışıdır. Ayrıca seslendirmede yapılan triller ve gırtlak hareketleri ağız olarak da bu türe başka bir özellik kazandırır.

    Bağlamada ağır (Andante) bir çalış tarzı içinde, tezene ile uzun süreli seslerde ve senkoplarda tiriller yapılırken, klavye üzerindeki elin yaptığı çarpmalar da tavrı tamamlar.

    Yozgat tavrını radyolara getiren, tanıtan ve yaygınlaşmasını sağlayan Nida Tüfekçi Hoca'dır.

    Türk Halk Müziği repertuvarı içinde, bazı türkülerin belirli yerlerinde Yozgat tavrı kullanılmaktadır. Ancak bunlar kısa pasajlar halinde yer yer olmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu gerçek Yozgat tavrını gösteren Yozgat türküleri mevcut repertuvar içinde sekiz tanedir.

    1- Asker yolu beklerim,
    2- Ali'min çamda buldum izini,
    3- Çamlığın başında tüter bir tütün,
    4- Dersini almış da ediyor ezber,
    5- Eğdim kavak dalını,
    6- Hastahane önünde incir ağacı,
    7- Sabahınan eser seher yeli mi, 8-Yaz gelirse.


     
    kraliçearı bunu beğendi.
  2. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...
    Arguvan Havalari

    Malatya, özellikle Arguvan ilçesi ve Maraş'ın bazı kesimlerinde yaygın, Alevî türkmenlerine özgü bir uzun hava türüdür. Sözlerinde doğa, aşk, sevda, öğüt ve gurbet konulan işlenmiştir. Hece ölçüsünün 7 ve 11 'li kalıpları kullanılmıştır.

    Bu uzun hava türünde ezgilerin ses genlikleri bir sekizlik içindedir. Genellikle bir beşliyi aşmaz. Makam Hüseyni 'dir. Söyleyişte en belirgin özellik sözlerin konuşurcasına (Recitatif) müzikle uyumudur. Eşlik çalgısı bağlamadır ve bağlama düzeni ile çalınır. Uzun havaya başlamadan önce söyleyeni uzun havaya hazırlayıcı, uzun havanın ezgisini hatırlatıcı bir açılış yapılır. Yörede geleneğe bağlı olarak bağlama tezene kullanmaksızın parmaklar ile çalınır. Bu çalım biçimine "şelpe" denir. Şelpe ile çalışta, telleri iterek, çekerek vurarak (tokatlayarak) eli kullanmak ustalık gerektirir. Yörede çalınan bağlamanın boyutları küçüktür. Cura boyundan biraz büyükçe olan bağlamaların perde sayısı genellikle 12 olduğunu görmekteyiz.

    Arguvan havalan Sivas'ın "Çamşıhı Ağzı" uzun havalarına benzerlik gösterir. Geçmişte Cem ayinlerini yönetmek için Arguvan'a giden "Dede"lerin Çamşıhı'dan olması ve ezgi yapılarını ve seslendirme tavırlannı etkileşimle taşımaları bu benzerliğe neden olduğu sanılır. Bu uzun havaların ardından genellikle türküler, nefesler ve deyişler söylenir. Yörede birkaç kişinin birlikte uzunhava söylemeleri de gelenektir. Özellikle karar seslerinde yapılan topluca uzatmalar ilginçtir. Sözlerin başında, aralarında ya da sonunda "loy", "diloy", "vay", "anam", "ah", "vah" gibi katma sözler kullanılır. Kimi zaman da uzun havanın hüzünlü etkisini ortadan kaldıran hareketli türkülere bağlantı yapılır. Arguvan havaları "Arguvan Ağzı" denilen yöresel ağız tavır ve üslûpla seslendirilir.

    Asrı gurbet harab etmiş köyümü
    Bülbül gidip baykuş konmuş gel hele
    Ben ağayım ben paşayım diyenler
    Kapıları kitlemişler gel hele
    Gel hele de kömür gözlüm gel hele
    Gel hele de dudu dilim gel hele

    Bir ev burda bir ev karşıda kalmış
    Sorun hele bizim komşular n 'olmuş
    Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış
    Bizim köye benzemeyi gel hele
    Gel hele de kömür gözlüm gel hele
    Gel hele de dudu dilim gel hele

     
  3. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Barak Havalari

    Barak sözcük olarak değişik anlam taşır:

    1- Türkmenlerin yetiştirdiği çok kıllı av köpeği.

    2- Yöredeki bir efsaneye göre akbabanın biri iki yumurta çıkarır. Yumurtanın birinden çok tüylü olan bir akbaba yavrusu çıkmış. Adına barak denmiş. Baraklar da adını buradan almışlar.

    3- Türkmen göçlerinden birinde göçün başını çeken boya bayrak anlamına gelen Barak denmiştir. Bu bilgi değerli halkbilimci Cemil Cahit Güzelbay'ın Barak'lı 90 yaşında (yıl 1971'de) İdris Ağa'dan öğrendiği açıklamadır.

    Barak havaları, Barak Türkmenlerine özgü bir uzun hava türüdür. Barak Türkmen köyleri Gaziantep'in Oğuzeli ilçesiyle Urfa'nın Akçakale ilçesi arasındadır. Bu ovaya Barak Ovası denir. Önceleri Karkamış olan beldenin adı "Barak Bucağı" olarak 1970'de değiştirilmiştir. Barak ovasının güneyinden Suriye sınırı geçmektedir. Bu nedenle Barak aşiretinin birçok köyleri bugün Suriye toprakları içinde kalmıştır. Barak Ovası'nda Suriye topraklarında kalanlar ile birlikte 81 Barak köyü vardır.

    Barak havaları, Barakların yaşadığı yörelerde yaygın olup, özellikle Oğuzeli, Kilis, Nizip, Adana ve Kahramanmaraş'ın kimi kesimlerinde canlılığını korumaktadır. Sözlerinde genellikle iskân (göç), doğa, sevda, ölüm, halk hikâyelerinden alınan konuları bulmak mümkündür. 11'li hece ölçüsünün kullanıldığı dizilerde "aman", "yavrum", "yandım", "gine", "yet miyecise" gibi katma sözler kullanılmıştır. Uzun hava söylemeden önce söyleyeni uzun havaya hazırlayıcı nitelikte bir açılış yapılır. Açış, bağlama ya da zurna ile olur. Çalgının yaptığı açışta en önemli ve belirgin tür özelliği, çok sık sekilemelerin yapılmasıdır. Barak havalan Hicaz, Hüseyni, Rast, Saba makamlarının kullanıldığı uzun havalardır. Kimi Barak havalarında Hüseyni başlanır, sözlerin bağlandığı kısımlarda Hicaz makamına geçki yapılır, sonra, Hüseyni'ye dönülür. Uzunhavalar genellikle tiz seslerden başlar, inici bir yapı gösterirler. Türü belirleyen diğer öğeler, trillerin ve zaman zaman ters glisandoların yapılması, motif ve küme sekilemeleridir. Yörede bu türü seslendiren başarılı seslendiricilerden Adana'lı Halit Araboğlu ve Kilis'li Aslan Sazcı'yı sayabiliriz.

    Barak havaları yöre oyunlan oynanmadan önce ya da oyun aralarında da sıkça seslendirilir.

    Gider dumam da gider yayladan gider
    Şeydi Battal gibi kurmuş cenk eder
    Aman bu yıllık da canım canım karadan gider
    Firuz Bey Acem 'e gitti durnalar

    Şemsi kamer doğmuş yârin yüzüne
    Ateş saldın vücuduma özüme
    Aman Kıya bakma da canım nazlı yarin yüzüne
    Finiz Bey Acem 'e gitti durnalar
     
  4. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Bozlak

    Birçok bölgede görülmekle birlikte, özellikle İç Anadolu ve Güney Anadolu'da, Toroslar'da yaygın olan Avşar ve Türkmen oymaklarına ait bir uzun hava türüdür.

    Bozlak kelimesinin kökeni hakkında çeşitli görüşler vardır. Öztürkçe bir kelime olan "Bozlak"ın çeşitli anlamlan, çeşitli eserlerde şu şekilde belirtilmiştir.

    Divan-ı Lügat-it Türk'de "bozlak", "bozlamak" ses vermek bağırmak anlamına gelmektedir. Dede Korkut'ta ise bozlatmak, böğürmek manasında kullanılmakta, Kırgızcada ise "botasın olgan tüyiidey bozlayı bozlayı kaldım men", "yavrusu kaybolmuş, çalınmış bir deve gibi bozlaya bozlaya, feryat içinde kaldım ben" denmektedir.

    Özet olarak, feryad etmek, haykırmak, ayrıca deve bağırması anlamına bozulamaktan, bozlamaktan gelen bir kelimedir.

    Bozlak, ayrıca bağlamada yapılan bir düzene (akord) de verilen addır. Burada alt ve Orta teller "LA", üst tel "SOL" sesine çekilir. Bu düzene "Abdal" düzeni de denmektedir.

    Bozlak ayrıca Kürdi makamındaki türleri belirten bir ayak adı olarak da "Bozlak Ayağı" şeklinde kullanılmaktadır.

    Zaten bozlaklarda türü belirleyen en önemli öge Kürdi dizisi içinde seslendirilmeleridir. Bazı bozlaklarda Kürdü dizisinin yanı sıra "Acemkürdi" ve "Muhayyerkürdi" makamları, bazen de bu makamların Sol veya Fa diyez üzerine aktarılmış şekilleri kullanılır. Az da olsa, Toros Türkmenlerinde bu tip bozlaklar görülmektedir.

    Dağ ve Oymak havalarının karakterestik bir türü olan bozlak, çoğunlukla bir erkek tarafından söylenir, ancak Teke yöresinde Yörüklerin hep birlikte söylediklerine de rastlanmıştır.

    Bozlakların konularını, yöresel ve çeşitli toplumsal olaylarla ilgili konular oluşturur. En önemli özelliklerimizden olan yiğitlik ve kahramanlık bu konuların başında gelmektedir.

    Dizileri çoğunlukla 11 ve 14 heceli olan bozlakların sözleri anonim olabileceği gibi saz şairlerine ait de olabilir. Bozlakların birkaç türü vardır. Vurguladıkları konulara göre yiğitleme, güzelleme, yanık, ağıtlama ve kerem bozlağı gibi adlar alırlar.

    Yiğitleme bozlağı; sözleri saz şairlerimizden Dadaloğlu'na ait olan aşağıdaki bozlak örnek olarak verilebilir.

    Kalktı göç eyledi Avşar elleri
    Ağır ağır giden eller bizimdir
    Arap atlar yakın eder ırağı
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

    Bozlakların ses genişliği 8'li, 10'lu hatta 12'li olabilir. Dizi kullanılırken tiz seslerden başlanır, karar sesinin sekizlisi ve yedilisinde belirgin biçimde görüldükten sonra karar perdesine inilerek uzun hava bitirilir. Bozlaklar çalgı eşliği olmaksızın söylendiği gibi cura ve bağlama eşliğinde de söylenirler.

    Kırşehir' li mahalli sanatçılar bozlak çalarken genellikle bağlamanın RE perdesini karar sesi olarak kullanırlar. Yani bozlağı RE üzeri çalarlar. Bozlakların çalınışı ve söylenişinde sert bir ifade vardır.

    Bozlaklar Avşar ve Türkmen ağzı ile seslendirilirler. Bozlakların usta seslendiricilerine, Kırşehir'li Hacı Taşan, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Çekiç Ali gibi yöresel sanatçıları örnek verebiliriz.​
     
  5. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...
    Divan



    Divanlar, genelde bir uzun hava türü olarak bilinmekle beraber usûllü çalgısal bölümler taşımaları nedeniyle, hatta bazen bu usûllü bölümlere sözde katılması, bu türün de "usûllü ve usulsüz" türler içinde incelenmesine olanak sağlamıştır.

    Divanlar, Divan Edebiyatı'nda "Failâtün-Failâtün-Failâtün-Failûn" vezni ile yazılan ve divan adı verilen şiirlerin usulsüz ezgilendirilmesi ile karakteristiktir ve bu türü belirleyen bir öğedir. Aralarda, başta ve son da "Ayak" adı verilen usûllü çalgısal bölümlerinin bulunuşu, türe ait ayrı bir özelliktir. Bu çalgısal bölümler genellikle 2/4 ya da 4/4'lük ölçülerde olur. Bazıları uzun ve zengin melodik yapıları nedeniyle tek başlarına enstrümantal parçalar olarak da icra edilebilirler (Konya Divan Ayağı-Urfa Divan Ayağı gibi)

    Divan sözcüğü, dilimizde konumuz dışındaki pek çok anlamda da kullanılmaktadır. Bu anlamlar kısaca şöyledir.

    1- Geçmişte şairlerin alfabetik sıraya göre şiirlerini topladıkları defterlere verilen ad.
    2- Arkası olmayan kanepe veya sedir.
    3- Selçuklular'da ve Osmanlılar'da üst düzey devlet adamlarının yaptıkları toplantılar.
    4- "Failâtün-Failâtün-Failâtün-Failûn" vezniyle yazılan şiirlere verilen ad.

    Divanlara, Erzurum, Elâzığ, Diyarbakır, Şanlıurfa, Konya, Kastamonu ve Kerkük'te yaygın olarak rastlanmaktadır. Genelde birbirlerine benzemekle beraber, çeşitli yörelerde divanların icrasında ve sözel şekillerinde bazı farklılıklar vardır.

     
  6. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Gurbet Havaları



    Gurbet, kişinin doğup yaşadığı yerden uzak olduğu yer veya sıla anlamındadır.

    Gurbet havaları Avşar oymaklarına özgü uzun havalardır. Yurdumuzda yaygın olarak seslendirildiği ve yaşatıldığı yöre "Teke Yöresi" dir.

    Teke yöresine özgü bir uzun hava türü olan Gurbet Havaları'nı Acıpayam'da "Guval" yani kaval havası, Milas'da "Kerip-Garip" yeni garip havası olarak da adlandırılmaktadır.

    Gurbet havalarının sözlerinde; ayrılık, sıla ve sevgi özlemi, gurbette kalanın derdi ve gurbet yolu gözleyenin hasreti, özlemi dile getirilir. Özlem, ölüm ve yiğitlik konuları da gurbet duygusu ile işlenmiş, ezgilendirilmiştir. Gurbet havalarının sözleri anonimdir. Dizeler genellikle 11 'li hece ölçüsündedir. Dizilerin başında ortasında ya da sonlarında, "of, "hey", "de" "beyler of, "aman", "aman of gibi gurbet ve özlem nedeniyle oluşan katma sözler de kullanılır, (bunlar türü belirleyen özel öğelerdir)

    Teke yöresinde askere gidecek delikanlılar toplanarak birlikte eğlenirler. İşte bu toplantılarda asker adayları henüz gurbete gitmeden gurbet havaları söylerlerdi. Bu geleneği günümüzde de görmekteyiz.

    Kimi gurbet havaları zamanla usûllü hale dönüşerek daha da yaygınlaşmıştır. Buna "Çaya düştü tutamadım kolunu" ya da "Ümmü" adlı ezgi örnek olarak verilebilir.

    Bu türün ezgi yapısındaki en önemli özellik söyleyicinin sesleri tizden peşe doğru (ters glissando) kimi zaman da pesten tize doğru kaydırarak (glissando) birbirine bağlayarak seslendirme yapmasıdır. Karar sesine gelinirken bu uygulama muhakkak yapılır. Gurbet havaları tiz seslerden başlayarak pes seslere doğru inici bir yapı gösterirler. Ezgiler genellikle Hüseynî ve Karcığar makamındadır. "Avşar beyleri", "Haydülen (Tekeoğlu)" ve "Atıverin urganımı dereye" bir sekizliyi (oktav) aşan ses genliğinde olmasına karşın; "Ali Bey", "Ali Bey çeşitlemi", "Güllük Dağı", "Çıktım gurbet ele geri gelinmez", "Dolan gel sevdiğim", "Damlasın sarı çamdan garıran", "Aklı basma giymiş", "Ya da denizin kenarında sümbülden dağlar", "Eylen durnam eylen haber sorayım", "Akşamlar oldu", "Çingir çingir öter yaylanın taşı", "Geceler kalkar kalkar ağlarım", "Ben garibim" bir sekizli içinde seyreden ses genliğindedir. Muğla'dan Hale Gür'ün derlediği Ben garibim gurbet havası Hicaz makamında ve ses kaydırmaları açısından değişik bir yapı gösterir.

    Gurbet havalarına genellikle kaval, sipsi, kabak kemane, üç telli, cura ya da bağlama ile eşlik edilir. Bu türün örnekleri seslendirilirken çalgıyla ya ezgiyi aynen çalarak ya dem tutarak ya da bir çeşit ritmik motifle eşlik edilir. Söz bölümü başlamadan önce açılışta ya da sözel kesimin seslendirilişinde çalgının seslendiridiği ritmik motifler 5/8, 7/8, 8/8'lik tanımdadır. Avşar beyleri gurbet havası gibi kimi gurbetler seslendirilirken eşlik çalgısı olan bağlamanın düzeni Avşar Düzeni (ya da Bağlama düzeni) olarak düzenlenir. Çırpma ve tarama tezene tavrı uygulanır.

    Teke yöresinde gurbet havalarının sonuna oyun havası niteliğinde çalgısal bir kesim olan "Kesinti'ler eklenir. Bunun yanısıra geleneğe göre gurbet havalarından sonra oldukça hareketli yöreye özgü başka oyun ezgileri ya da yine hareketli sözlü bir oyun havası veya türkü eklenebilir. Bu yolla gurbet havasının hüzünlü etkisi neşeli bir ezgiyle dağıtılmış olur. Teke zortlatması, kıvrak zeybekler, kaba ardıç oyun havaları örnek olarak verilebilir.
     
  7. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...
    Hoyratlar

    Hoyrat; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Erzurum, Erzincan, özellikle; Diyarbakır, Elâzığ, Şanlıurfa ve Irak Türklerinin yaşadığı Kerkük'te çok yaygın olan bir uzun hava türüdür.

    Halk arasında en yaygın adı Hoyrat olmasına karşılık bazı yörelerde Hoyrat, Koyrat ve koryat da denen bu türe verilen adın sözcük anlamı Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğünde; kaba ve hırpalayıcı. Yeni Tarama Sözlüğü'nde ise bu kelimenin hepsi de olumsuz anlam taşıyan; yakışıksız, çirkin, dikkatsiz, savruk, tutumsuz v.b. çeşitli anlamlarda kullanıldığı belirtilmiş, bu arada Kerkük, Urfa ve Erzurum'da ise bu sözcük için "Bir çeşit ezgi ve türkü" dendiği kaydedilmiştir.

    Bu türe verilen adın nerden geldiği kesin olarak saptanamamakla birlikte, özellikle en yaygın olduğu yer olan Kerkük'te konuya ilişkin olarak ileri sürülen çeşitli düşünceler vardır. Bunlardan birine göre bu kelimenin aslı kuruyad sözünden gelme olan koryad'dır. Bir başka görüşe göre cömert anlamına gelen hovarda sözcüğünden değişerek geldiği, bir diğerine göre horu (serseri, avare) ve yad (hatıra, anı) sözcüklerinden geldiği yani; avarenin anısı anlamına geldiğidir. Bu konudaki diğer bir görüş ise; adın Kerkük Şehri'nin bir semti olan Konya'dan geldiğidir.

    Hoyrat; yiğitlik ve mertlik duygusu veren, klasik öğelerle bezenmiş, sözlerinde; sevgi, sevgili, gurbet, keder, yas, umut, özlem, doğa, nasihat, gibi konuların işlendiği Türk Halk Edebiyatı ve Türk Halk Müziğinin bir türünün birlikte adıdır. Uzun havalarımızın özellikli ve ilginç örneklerinden olan halkın günlük yaşamı ile bütünleşen ve yayıldığı yöre halkı tarafından öteki türlere göre daha çok sevilen hoyratlar, çoğunlukla erkekler tarafından seslendirilir.

    Hoyratların sözleri 4+3, 3+4, 5+2 veya 2+5 iç yapılanmalı 7'li hece ölçüsünde yazılmıştır. Dört diziden oluşan hoyratların ilk dizileri eksik hecelidir. İlk dizideki söz ya da söz grubu sonraki dizilere ayak verir. Ayaklar söylenişi aynı veya birbirine yakın ancak, anlamlan farklı olan sözcüklerden seçilir. Dört diziden oluşan hoyratlarda; birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyeli, üçüncü dizeler serbesttir. Hoyrat sözlerinin en belirgin özelliği kafiyelerinin genellikle cinaslı olmasıdır. Cinas sanatının yanı sıra; teşbih, mecaz, istiare, telmih, tevriye, tenasüp, intak ve teşhis sanatları hoyratlarda ustalıkla kullanılmıştır. Cinaslı uyaklardan oluşması türü belirleyen en önemli öğedir.

    Hoyrat dizilerinin sayısı dörtten fazla olduğunda ayak dışındaki tek sayılı dizeler serbest, çift sayılı dizeler ise ayakla kafiyelidir.

    Cinaslı olmayan sözlerden oluşan hoyrat varsa da bunlar makbul sayılmazlar.

     
  8. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Mayalar

    Maya, kelime anlamı olarak; Bir şeyin özü, bir şeyin oluşması için asıl ve gerekli madde demektir. Ancak GHM'de kullanılan "Maya" sözcüğü ile ilişkisi ne derecededir açıklanamamıştır. Bu nedenle bu türe verilen adın nereden geldiği henüz saptanamamıştır. Mayalar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan bir uzun hava türüdür. Özellikle Erzurum, Harput, Eğin, Sivas, Diyarbakır, Erzincan'da birbirinden güzel mayalara rastlanmaktadır.

    Mayalar çoğunlukla erkekler tarafından söylenmesine karşın az da olsa kadınlar tarafından da söylenir.

    Mayaların konuları genellikle aşk, sevgi, sevgili, ayrılık, gurbet ve benzeri konular üzerinedir. Sözleri çoğunlukla anonim olmasına karşın az şairlerine ait olanları da vardır.

    Genellikle 4+7 duraklı 11 'li hece ölçüsünde olan mayalann sözlerinde "oh", "Yavri yavri", "oğul", "of, "Ağam" gibi katma sözler de kullanılmıştır. Mayalarda türü belirleyen temel öge Hüseynî makamında olmalarıdır.

    Mayaların sözel bölümüne geçmeden önce söyleyeni uzun havaya alıştırıcı, uzun havanın tavrını gösteren özellikle mey, karinet, zurna ya da bağlama ile bir açış yapılmasına karşın özellikle Elâzığ mayalarında başlangıçta ve söz aralarında çalgılarca seslendirilen usûllü, ritmik ezgi bölümleri vardır. Başlangıçta çalınan usûllü, ritmik ezgiye "ayak" denir. Bu çalgısal bölümde çoğunlukla 10/8'lik Curcuna usûlü kullanılmaktadır. Mayalardan sonra aynı makamdan türküler seslendirilir.​

     
  9. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Müstezad

    Usûllü ve usulsüz olarak, bir başka ifade ile ritmli ve serbest ritmli olarak icra edilen bir türdür.

    'Müstezad'ın sözcük anlamı; ziyade, artmış, çoğalmış demektir.

    Uzun bir dizenin sonuna eklenen kısa bir dizeden oluşmuştur. Bu eklenen kısa dize, buradaki artan, ziyade olan dizedir.

    Uzun dizenin vezni; Mef'ûlii mefâilü mefâilü feûlün, kısa dizenin vezni; Mef'ûlü feûlün'dür.

    Bu türü belirleyen en önemli öge, divan edebiyatında "müstezad" olarak bilinen şiirsel yapıdır. Yani sözel öğedir. Ayrıca büyük bir kısmı Rast olmak üzere Mahur Acemaşiran makamlarının kullanılışı bir diğer öğedir.

    Geleneksel Halk Müziğimizde, bu makamlardaki bütün türkülere "Müstezad ayağındaki türküler denme geleneği de buradan gelmektedir.
     
  10. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    Yol Havaları

    Karadeniz bölgesinde, özellikle Rize ve Trabzon yöresinde yaygın olarak seslendirilen bir uzun hava türüdür. Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir. Yöre ağzı da belirgin olarak kendini gösterir. Bu türde Hüseyni makamı sıkça kullanılmıştır. Az olmakla birlikte hicaz yol havalarına da rastlanmaktadır. Ezgilerin ses genişliği en çok bir sekizlidir. Sekizliyi aşan ses genliğinde yol havasına rastlanmamıştır. Yol havasının eşlik çalgıları kemence ve tulumdur.

    Konuları aşk, sevda ve doğadır. Halk şiirinin 7 ve 11 'li hece ölçüleri kullanılmıştır. Sözler anonimdir. Özellikle gurbete gidişlerde "yola vurmalar" da (yolcu etme) erkekler tarafından seslendirilir. Gelenekte doğaçtan yol havası söyleme ve ardından karşılıklı atışma niteliğinde "türkü atma" özelliğini görmekteyiz. Ancak bu atışma aşıkların yaptığı gibi bir konu üstünde, belli bir ayağa göre yapılmayıp, genellikle mani dörtlüklerinden kurulu daha sade değişmelerdir.

    Horonlar çoğu kez, düğün, nişan, asker uğurlama, dini ve resmi bayramlar, erkek ve kadın toplantılarında daha çok sevinç anı ve günlerinde oynanır. Bu gelenek yerleşmiştir. Horon oyunlarının arasında da Karadeniz yöresine özel düz horon niteliğinde oyun, ayaklar yeri dövmeden sürdürülür ve uzun havanın bitiminde atlama bölümüne geçilerek oyun süratlenir.

    Horonların belli bir sırası vardır. Bazı yörelerde yörelere göre de değişik sıralar vardır. Buna "Horon Faslı" denir Bu sıralanış aşağıdaki gibidir.

    1. Horon kurma
    2. Yol havası (Sallama-sık sıra-kız horonu-Atlama iki ayak)
    3. Seyrek horon
    4. Horon kurma
    5. Sık sıra
    6. Hemsin
    7. Donya
    8. Yol havası (Sallama-sık sıra-kız horonu-Of horonu)

    Rize'de makama "Kayde" adı verilir. Yörede geleneksel olarak okunan türkülere "Karşuberi" ya da "Kesme Türkü" adı verilir. 14 heceli birinci dizi söylenir. Karşıdakiler ikinci kez söyleneni tekrar ederler. İkinci dizi de aynen söylenir.​
     
  11. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    emeğine sağlık canım benden sana+rep;)
     
  12. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Türkülerimiz hakkinda hersey...

    seve seve yaptim canim....
     
  13. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Forum Okuru

    sağolun çok işime yradı
     
Türkülerimiz hakkinda hersey... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Almanyanin kenti Berlin hakkinda hersey burdaaa...

    Almanyanin kenti Berlin hakkinda hersey burdaaa...

    berlinin ilçeleri almanyanın semtleri berlinin semtleri berlin almanya Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. II.Dünya Savaşı öncesinde 4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde 2005 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır. Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştı....
  2. Hersey yiyeceklerden yapilmis

    Hersey yiyeceklerden yapilmis

    Bu fotoğraflarda gördüğünüz her şey yiyeceklerden yapıldı. Mesela o soldaki toprak birikintisi var ya o aslında kakaolu bir kek. Sağdaki taşlar da patates... Evin perdeleri lazanyadan... Masa örtüsü ise bildiğiniz yufka... O haşmetli dağlar var ya, işte onlar birer ekmek... Balonları hemen tanıdınız değil mi? Evet sarmısak... Kaşar peynirleri ne de güzel ev olmuş......
  3. Hersey kadinlardan beklenemez

    Hersey kadinlardan beklenemez

    Bütün gün işteki sorumluluklarınızı eksiksiz yerine getirmek için çalışıyorsunuz. Eve gittiğinizde de çocukların ve eşinizin ihtiyaçlarını karşılamaya, evin eksiklerini tamamlamak için koşturuyorsunuz? Bazı geceler işleri ve evle ilgili problemleri düşünmekten uyuyamıyorsunuz bile!.. Hergün aynı koşturmaca içerisnde geçip gidiyor. Sizin hayatınız ve istekleriniz bu koşuşturmacaların neresinde?...
  4. hersey dahillll

    hersey dahillll

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  5. Beşikdüzü Hakkinda Hersey

    Beşikdüzü Hakkinda Hersey

    beşikdüzü türkelli köyü beşikdüzünün kültürel özellikleri Beşikdüzü'nden üç ağa 1834 yılında ferman getirterek Beşikdüzü’nü kurarlar. 1856 yılına kadar Beşikdüzü’nü yönetirler. Bu dönemde ilçemizin adı Şarlı’dır. 1856 yılında Şarlı’ya bir bucak müdürü tayin edilir. Emrinde bir zaptiye mülazımı ve 30 zaptiye. Bucak müdürünün tayini ağalık döneminin sonu olur. Şarlı’ya atanacak bucak müdürü...

Sayfayı Paylaş