gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Uşak Şehir Tanıtımı

    Konu, 'Ege Bölgesi' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    uşak şehir merkezi uşak hamamları isminin efsanesi şehri adının efsanesi Uşak ili milattan önce 5000 yıllarından itibaren bir yerleşim bölgesidir.
    M.Ö. 2500 yıllarına kadar Hitit hakimiyeti altında olan bölge bu tarihte Luvi istilasına ugramıştır. Hitit krallığı dağıldıktan sonra burasını Ege göçleri sırasında boğazlardan gelen Frigyalılar mesken edinmiştir.

    M.Ö. 7. yüzyılda bu bölge Frigyalılar ve Lidyalılar arasında paylaştırılmıştır. Lidyalılar Uşak''ın batısında yaşamışlardır. Lidyalılar tarafından yapılan ve Ege ile Yakındoğu''yu birbirine bağlayan Kral Yolu Uşak''tan geçiyordu.

    uşak.jpg






    M.Ö. 6. yüzyılda bütün Anadolu Pers İmparatorluğunun egemenliği altında idi.

    Yine M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender Pers İmparatorluğunu yıkar ve Anadolu''nun yeni hakimi olur. Bölgemizin hakimiyetini Makedonya devletinden sonra Bergama Krallığı daha sonra da M.Ö. 2 yüzyılı civarlarında Roma imparatorluğu devralır.

    Bölgemiz M.S. 395 yılına kadar Roma İmparatorluğu hakimyeti altinda iken imparatorluğun ikiye ayrılması sonucu 700 yil boyunca Bizans hakimiyetinde kalır.

    1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu''nun fethi ile görevlendirilen 1. Süleyman Sah, Uşak''ı Selçuklu devletine katmıştı. Selçukluların dağılmasından sonraki beylikler döneminde Germiyanoğulları bölgede hakimiyet sürmüş, 1391 yılında yılında Yıldırım Beyazit tarafından Osmanoğullarına katılmıştır. Fetret Devri boyunca Karamanlılar elinde kalmiş, 1414 yılında tekrar Germiyanoğullarına geçmiş.

    1429 yılında Osmanlı Devletine katılmıştır. Uşak''ın Istiklal savaşımızda önemli bir yeri vardır. Yunan Orduları Komutanı General Trikopis Merkez Göğem Köyünde esir alınmıştır. 1 Eylül 1922''de Uşak isgalden kurtulmuş, 2 Eylül 1922''de Atatürk ve Inönü şehre gelerek karargah kurmuşlar, Trikopolis''in kılıcını bugün Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi olan evde teslim almışlardır.

    Kütahya iline bağli bir ilçeyken 15 Temmuz 1953 yilinda çikarilan 6129 sayili kanunla il olmuştur.

    Osmanlı döneminde ''aşıklar diyarı'' anlamına gelen UŞŞAK sonraları ''oğul, evlat'' anlamına gelen UŞŞAK olarak anılmaya baslanmıs, söylenis kolaylıgı olarak S’nin biri düsmüstür. Il Kurulus yasasında da ilin adı UŞŞAK olarak geçmistir.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak Doğal Güzellikleri
    Uşak ili İç Batı Anadolu Eşiği üzerinde yer alıp, il alanının kuzey, kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde dağlıktır. Bunun dışında kalan alanlar geniş platolar halindedir. İl topraklarının % 58’i platolarla, % 37’si de dağlarla kaplıdır. Ovalık alanlar ise % 55.5’i bulur. İldeki dağlık alanlar vadilerle yarılmıştır. İlin en önemli yükseltileri Ahır Dağı (1.915 m.), Tahtalı Tepe (1.644 m.), Kemer Dağı (1.197 m.) ve Koca Dağ’dır (934 m.). İl merkezinin kuzeyindeki Elinoğlu Tepesi de 1.387 m.ye yükselmektedir.


    Ahır Dağı

    Uşak’ın doğusunda yer alan Ahır Dağı Afyonkarahisar ile Kütahya arasındaki dağ sınırını oluşturur ve bu dağın bir bölümü de Uşak il toprakları içerisindedir. Eyüp, Kartal ve Sümbüllü tepeleri Ahır Dağı’nın başlıca yükseltileridir. Bunlar zengin bir bitki örtüsü ile kaplıdırlar. Bunun yanı sıra Omur Baba, Ahmetler, Kemer ve Kurt Dağı tepeleri bitki örtüsü bakımından yoksuldur.


    Murat Dağı

    Uşak-Kütahya il sınırını oluşturan Murat Dağı’nın önemli bir bölümü Uşak il merkezi ile Banaz ilçesi arasındadır. Bu dağ 2.309 m. yüksekliği ile ilin en yüksek noktasıdır. Zengin çam ormanları ile kaplı olan bu dağ volkanik bir oluşumdur. Doğusunda da Tahtalı Tepe (1.644 m.) bulunmaktadır.


    Elma Dağı

    Uşak il merkezinin kuzeyinde Murat Dağı’nın güneyinde yer alan Elma Dağı 1.805 m. yüksekliğindedir. Çevresi geniş otlak ve yaylalarla kaplıdır.


    Akarsuları

    Uşak il topraklarında Büyük Menderes Nehri’nin kollarından Banaz Çayı ile Gediz Irmağı bulunmaktadır. Bunların çok sayıdaki küçük kolları da Uşak’ın kuzeyindeki dağlık alanlardan doğmaktadır.
    Gediz Irmağı

    Gediz Irmağı Murat ve Eğrigöz dağlarından kaynaklanır ve Uşak’ın en önemli akarsularından birisidir. Kütahya il sınırları içerisinde akan Gediz Irmağı Emirfakılı Köyü’nün kuzeyinden Uşak topraklarına girmektedir. Bundan sonra Güre Bucağı’na kadar kuzey-güney yönünde akar. Güre yakınlarında batıya yönelir ve Manisa topraklarına girerek İzmir’de Ege Denizi’ne dökülür.

    Gediz Irmağı’nın Uşak’taki en önemli kolu Karabol Çayı’dır. Uşak il merkezinin 1 km. batısından doğan bu çay Güre Bucak merkezine kadar ulaşır ve orada Gediz’e katılır.


    Banaz Çayı

    Büyük Menderes’in Yukarı Havzası’ndan kaynaklanan Banaz Çayı Uşak’ın en önemli akarsuyudur. Kuzey-güney doğrultusunda akarak Denizli’de Büyük Menderes’e katılır. Banaz Çayı’nın Murat Dağı’ndan kaynaklanmasından Büyük Menderes’e kadar olan uzunluğu 165 km. dir. Bu alan içerisinde Kocadere ile birleşir. Demirciler Deresi de en önemli kollarından birisidir. Demirciler Deresi Ulubey ilçe merkezinden geçtikten sonra Banaz Çayı’na katılır. Banaz Çayı ve kollarının zaman zaman taşkınlıkları çevreye zarar vermektedir.


    Göletler

    Uşak-Ankara karayolu üzerindeki Göğem’den 7 km. içeride Göğem Göleti bulunmaktadır. Göletin çevresi ormanlık olup, özel mülkiyetin yapıları burada bulunmaktadır.

    Örencik-Eşme yolu üzerinde Takmak bucağına 2,5 km. uzağında sulama ve içme amaçlı yapılan Takmak Göleti bulunmaktadır. Bu gölet tarım alanları ile çevrili olup, aynalı sazan balığı yetiştirilmektedir.

    Uşak il merkezi ile Karaağaç Köyü arasında 1993 yılında Karaağaç Göleti yapılmıştır. Yöre halkı tarafından gölet çevresi mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

    Bu göletlerin dışında Tokmak, Üçpınar, Karaahmetli, Yeleğen, Yeşilkavak, Alahabalı, Güneyköy, Altıntaş, Baltalı, Kızılhisar, Kuşdemir, Yenice, Dümenler göletleri bulunmaktadır.


    Vadiler ve Ovalar

    Uşak il topraklarının %5,5’ini kaplayan ovaların en önemlileri Banaz Ovası ile Uşak Ovası’dır. Bu ovalar tarıma elverişli olup, toprakları kalkerli, demir oksitli, manlı ve yer yer de taşlıktır.


    Banaz Ovası

    Uşak’ın kuzey-güney doğrultusunda yer alan Banaz Çayı vadisindeki Banaz Ovası, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda olup, ilin en yüksek ovasıdır. Banaz Çayı’nın taşıdığı alüvyonların burada birikmesinden ötürü de önemli bir tahıl alanıdır.


    Uşak Ovası

    İlin doğu-batı doğrultusunda bulunan bu ovanın kenarında Uşak il merkezi kurulmuştur. Deniz seviyesinden 890 m. yüksekliğindeki bu ovanın tabanı kalın bir alüvyonla örtülüdür. Güneyinde 100 m. yüksekliğe ulaşan tepeler bulunmaktadır. Ova 5.500 hektar yüzölçümünde olup, uzunluğu da 12 km. dir.

    Bu ovanın doğusunda Çanlı Çayı Vadisi bulunmakta olup, Uşak’ın önemli bir tarım merkezidir.


    Kanyonlar

    Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde doğal oluşum olan kanyonlar bulunmaktadır. Bu kanyonlar Kazancı Deresi ile Banaz Çayı’nın oluşturduğu Ulubey ilçesinin Uşak-Karahallı karayolunun doğusunda bulunmaktadır. Bu kanyonlar antik Blaundus kenti ile bir bütünlük sağlamaktadır.


    Uşak ili Ulubey ilçesindeki bu kanyon ABD'deki Grand Kanyonu'ndan sonra uzunluk bakımından dünyanın en büyük 2. kanyonu olma özelliğini taşımaktadır.

    İlin güney ve güneybatı kesimlerinde jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşan Ulubey Kanyon’unda her yıl 27–28 Mayıs tarihlerinde Ulubey Kültür Turizm ve Kanyon Festivali yapılma çalışmaları yürütülmektedir. Planlanan festival çalışmaları kapsamında kanyonun dibinden geçen Dokuzsele Deresi temizlenecek ve kanyon turizme açılacaktır.







    Uşak Kaplıca ve İçmeleri

    Uşak il toprakları şifalı su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Banaz’a 7 km. uzaklıktaki Hamamboğazı şifalı suları ile Ulubey’deki Aksaz Hamamı bunların başında gelmektedir.


    Hamamboğazı Kaplıcası (Banaz)

    Uşak ili Banaz ilçesinin 7 km. kuzeydoğusunda bulunan şifalı suların tümüne Hamamboğazı Şifalı Suları ismi verilmiştir. Çevresi çam ağaçları ile kaplı olan kaplıcanın bulunduğu yer deniz seviyesinden 1.047 m. yüksekliktedir. Kaplıcada gazoz, sarı kız ve kara kız denilen üç ayrı su bulunmaktadır. Gazoz; kükürt, demir ve diğer şifalı madenleri içermektedir. Sarı kız; kükürtlü ve ılık, kara kız orta sıcaklıktadır. Toplam debi 40 lt sn olup sıcaklık 60 derecedir. Fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik analizleri yapılmış ve sağlık açısından çok yararlı görülmüştür. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt. olarak kabul edilen kaplıcanın suyunun Mide, Karaciğer, Bağırsak ve özellikle kronik romatizma hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir.

    İstanbul üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro, Klimataloi Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yapılan analizlere göre; hareket sistemi, gerektiren nöroloji hastalıklarına banyo kürü şeklinde iyi gelmektedir.

    Hamamboğazı Kaplıcaları Çevre ve Orman Bakanlığı’nın onayı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süreyle tahsis edilerek, Bakanlar Kurulunun 22.10.2004 tarih ve 2004/8328 sayılı kararları ile Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.


    Aksaz Kaplıcası (Ulubey)

    Uşak ili Ulubey ilçesine 25 km. uzaklıktaki Aksaz Kaplıcası deniz seviyesinden 650 m. yüksekliğindedir. Ağaçlık ve çamlık bir alanda bulunan kaplıcanın suyu Aksaz Çayı kenarındaki büyük bir granit kayasının dibinden, beş ayrı yerden kaynamaktadır. Sularının toplam debisi sn. de 20 lt.dir. Suyu kükürtlü olup 39 derecedir. Bu su sülfatlı karbonatlı sular kapsamı içerisindedir. Kaplıcanın suyu ağrılara, sancılara, felçlilere ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.


    Emirfakılı Kaplıcası (Merkez)

    Uşak il merkezine bağlı Güre Bucağı, Emirfakılı Köyü yakınlarındaki bu kaplıca Roma döneminden itibaren kullanılmaktadır. İl bazında önemli bir kaplıca olup, özel kişi mülkiyetindedir. 1976’dan bu yana halka hizmet vermektedir. 6 lt/sn. debiye sahiptir. 36 derece sıcaklıktadır.


    Örencik Kaplıcası (Merkez)

    Uşak-İzmir karayolu üzerinde bulunan bu kaplıcanın suyu 38 derece sıcaklıkta olup, 14 lt/sn. debiye sahiptir. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt. dir.

    Kaplıca yakınında kadın ve erkek hamamları olup, suyu karaciğer, mide ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

    Mesire Yerleri

    Akse Çamlığı (Merkez)


    Uşak il merkezinin kuzeydoğusunda ve 3 km. uzağında bulunan bu mesire yeri orman içi dinlenme yeridir.

    Çamlığın çevresinde kızılçam, söğüt ve kavak ağaçlarının ağırlıklı olduğu bir bitki örtüsü vardır. Çamlıkta piknik yapılacak alanlar ve turistik tesisler bulunmaktadır.










    Ilıcak Subaşı Parkı (Merkez)

    Uşak-İzmir yolu çıkışında bulunan bu park alanı 10 bin m2’lik bir alanı kaplamaktadır. Hafif eğimli dere kıyısında bulunan bu alan uzun süreden beri yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bu alanda piknik ve dinlenme alanları, oyun alanları, futbol sahası, tenis kortları, yüzme havuzu ve spor tesisleri bulunmaktadır.


    Göğen Köyü Çamlığı (Merkez)

    Uşak il merkezine 15 km. uzaklıktaki Göğen Köyü çamlık bir alan olup, buradaki mesire yeri yöre halkınca kullanılmaktadır. Çevresinde özel mülkler ve bazı tesisler bulunmaktadır.


    Çokkozlar Mesire Yeri (Merkez)

    Uşak il merkezine 3 km. uzaklıkta Sorkun Köyü ile Dereyolu Bağları arasında bulunan bu mesire yeri söğüt ağaçları ile kaplıdır. 10 m2’lik bu alan yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır.


    Evrendede Mesire Yeri (Banaz)

    Uşak ili Banaz ilçesine 4 km. uzaklıkta bulunan bu mesire yeri 1.5 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Mesire yeri karaçam ve kızılçamlarla kaplı olup, burada bir de yüzme havuzu bulunmaktadır. Çevre düzenlemesi yapılan bu alanda çeşitli turistik tesisler vardır.


    Evrenli Mesire Yeri (Sivaslı)

    Uşak ili Sivaslı ilçesine 1 km. uzaklıkta, Bulkaz Dağı eteklerindeki mesire yeri ağaçlık bir alandır. Çevresinde turistik tesisler bulunmaktadır.

    Çokrağan Mesire Yeri (Banaz)

    Uşak ili Banaz ilçesinin Yukarı Karacahisar Köyü yakınında çamlık bir alandır. Gediz Irmağı’nın ana kollarından birini oluşturan Çokrağan Suyu buradaki çamlıktan doğmaktadır. Yaz aylarında mesire yeri olarak kullanılmaktadır.


    Ulubey Çamlığı (Ulubey)

    Uşak ili Ulubey ilçesi girişi yakınında bulunan 80 bin m2’lik bu alan Ulubey Kanyonuna açılmaktadır. Çamlık alanından kanyona inen merdivenler bulunmakta olup, çevresinde dinlenme tesisleri bulunmaktadır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    uşak karun hazineleri

    Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Karun Hazineleri’ni son beş yılda 769 yabancı turistin ziyaret ettiği ortaya çıktı. Yaklaşık olarak 2500 yıllık bir geçmişi olduğu varsayılan hazine.

    Uşak Toptepe Tümülüsünden kaçak kazıyla 1965 yılında bulundu. Metropolitan Müzesinde sergilenirken gazeteci Özgen Acar tarafından izi bulundu. Dönemin Kültür bakanlığının uyarılması sonucu yaklaşık 40 milyon dolarlık masrafa yol açan hukuki süreçler sonunda Türkiye'ye 1993'de geri getirildi.

    En değerli parçası olarak kanatlı denizatı broşun bilinmektedir.

    Kaçak olarak kazı yapanlarda, satanlarda hep talihsizlikler yaşadıkları için halk arasında da hazinenin laneti var olarak kabul edilir.




    Dünyada eşi bulunmayan hazineye olan ilgisizliğin tanıtım eksikliğinden kaynaklandığı belirtiliyor. Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürü Şerif Arıtürk, “Son beş yılda otellerimizde 16 bin 762 yabancı konaklamış. Bunlardan sadece 769’u müzeyi ziyaret etmiş.” diyor. Çoğunluğu M.Ö. 7. yüzyılda kullanılan, yüzlerce altın sikkeden oluşan Karun Hazineleri, parayı icat eden Lidyalılara ait. Uşak’a 25 kilometre uzaklıktaki Güre köyünde 1966, 1967 ve 1968 yılında yapılan 3 kaçak kazıyla gün yüzüne çıkarılan hazine, o dönemde kaçakçılar tarafından Amerika’ya satılmıştı. 1985 yılında eserlerin 55 tanesi ABD’de Metropolitan Müzesi’nde sergilenince Türkiye Karun Hazineleri’yle ilgili çalışma başlattı. Müzenin depolarında saklanan eserleri almak için 1987’de dava açıldı. Müze yetkilileri 6 yıl süren davayı kaybedeceğini anlayınca 1993’te ‘Karun Hazineleri’ni Türkiye’ye iade etti. Eserler, 1996’dan beri Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Yer sıkıntısından dolayı onlarca eserin üst üste istiflendiği müzede, 35 bin 573 tarihî eser bulunuyor. Bu eserlerin yüzde 10’u sergileniyor. Müzede Karun Hazineleri’ne ait 450 adet eserden 300’ü sergileniyor.
     
  4. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Genel Bilgiler

    Yüzölçümü : 5.341 km
    Genel Nüfus : 322.313
    Toplam Ilçe Sayisi : 5
    Toplam Belde Sayisi: 18
    Toplam Köy Sayisi : 242

    İlimizin M.Ö 4000 yıllarından itibaren yerleşim bölgesi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Hitit Krallığı egemenliğinde bulunan bölge, M.Ö. 2500’lerde Luvi istilasına uğramış, Hitit Krallığı dağıldıktan sonra, M.Ö. 1000 yıllarında Ege göçleri ile boğazlardan gelen Frigyalıların egemenliğine girmiştir. M.Ö. 7.yüzyıllarda Lidyalılar ile Frigyalılar arasında paylaşılmıştır. Dünyada ilk kez parayı kullanan Lidyalılar,Uşak’ın batısında hakimiyet sürmüşlerdir.Lidyalılar zamanında Ege bölgesini yakın doğuya bağlayan tarihi “Kral Yolu” Uşak’tan geçmiştir.M.Ö. 6.yüzyılda bütün Anadolu Pers İmparatorluğuna bağlanmıştır.
    M.Ö. 4.yüzyılda Büyük İskender’in Pers İmparatorluğunu yıkmasıyla bölge önce Makedonya Devleti daha sonra Bergama Krallığı ve M.Ö.2.yüzyılda Roma İmparatorluğu, M.S.395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla 700 yıl boyunca Bizans hakimiyetinde kalmıştır.
    1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu’nun fethi ile görevlendirilen 1.Süleyman Şah, Uşak’ı Selçuklu Devletine katmıştır.Selçukluların dağılmasından sonra ki beylikler döneminde Germiyanoğulları bölgede hakimiyet sürmüş, 1391 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanoğullarına katılmıştır. Fetret devri boyunca Karamanlılar elinde kalmış,1414’ de tekrar Germiyanoğullarına geçmiş, 1429 ‘da Osmanlı Devletine katılmıştır. Uşak’ın İstiklal savaşımızda önemli bir yeri vardır. Yunan Orduları Komutanı General Trikopis merkez Göğem Köyünde esir alınmıştır. 1 Eylül 1922 ‘de Uşak işgalinden kurtulmuş , 2 Eylül 1922 ‘de Atatürk ve İnönü şehre gelerek karargah kurmuşlar, Trikopis’in kılıcını bugün Atatürk ve Etnografya Müzesi olan evde teslim almışlardır.Kütahya İline bağlı bir ilçe iken 15 Temmuz 1953 yılında çıkarılan 6129 Sayılı Kanunla İl statüsüne kavuşmuştur.

    İLİN ADININ TARİHÇESİ

    Uşak kelimesi; Çağatay Türkçe’sinde “Oğul,Torun” , Arapça’da “Aşıklar” ,halk dilinde ise “Esir,Köle” olarak üç anlam ifade etmektedir.Bir yer adı olarak Uşak, ne Anadolu’da Türklerden önce yaşayanların verdiği bir adın uzantısı,ne de Türkçe bir kelimedir.Uşak adının birden çok anlamı olmasına rağmen bir yerleşim bölgesine isim olarak verilmesi arasında bir bağlantı kurmak güçtür.Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şeddeli olarak verdiği bu yer adını veriliş nedenini şöyle açıklamaktadır. Bazen “Uşşak” bazen de “Uşak” şeklinde yazılan şehrin adı hakkında bir takım efsanevi rivayetler bulunmaktadır.Bu rivayetlere göre şehrin güneyindeki Mende Köyü büyük bir kasabadır ve adı Menos’tur. Oğuz Türkmenleri buralara inince Menos’u istila etmişler ve adını “Mende” diye kendi hançerelerine kolay gelecek şekilde değiştirmişlerdir. O zaman Uşak’ın olduğu yer boştur ve Mende beyinin mandırasıdır. Mandıraya oğullarını oturtmuştur.Bey mandıraya her gidişinde oğullarını murat ederek “Ben Uşak’a gidiyorum” haberini bırakır. Bolca tekrarlanan bu deyim, bir semt ismi olarak buralara alem olur kalır.Başka bir rivayete göre de Mende köyü yine büyük bir şehir ve Uşak’ın olduğu yer Mende beyine ait bir mandıradır.Mende beyi buraya yedi kişilik yönetici,bakıcı bir topluluk oturmuştur.Zamanla anlar ki ,bu yedi kişinin her biri bir dalda aşık insanlardır.Kimisi işine aşık,kimisi sanatına aşık,kimisi de manevi hasletlerine,ruh yüceliğine malik aşıklar ortada bir sekizinci aşık daha vardır.O da bizzat beydir.Bey, mandıradaki bu yedi aşık’ın aşklarına aşıktır.Ve içinden biricik güzel kızını bunların en küçüğüne vermeyi geçirmektedir.Fakat kızının gönlünü bilmeden tereddüt etmektedir.Bir gün içinden geçeni kızına açar ve öğrenir ki kızı da o yedi aşıktan en küçüğüne aşık.Babanın ve kızın katılmaları ile sayıları dokuza çıkan aşıklar,mandırada dokuz gün süren düğün yaparlar.Mende’den göç ederek buraya yerleşirler.Dokuz aşıkın yerleştikleri bir yerde,yakışan ismi kendiliğinden alır.
    Uşak adının konulmasının sebebi;daha kaynaklarda tespit edilememiştir.Ancak “XI.yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’ya gelen ve XII. Yüzyılın ikinci yarısından,özellikle son çeyreğinden itibaren kendi şartların yaratan Selçuklu çağının oluşturduğu bir iskan yeri,yani bir Türk şehri olsa gerektir.” 1255 tarihinde yaptırılan Çanlı köprü Uşak’ın Selçuklular devrinde meydana gelen bir tür şehri olduğu tezini güçlendirmektedir.
     
  5. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    İlçeleri

    BANAZ


    Banaz ve çevresinin Yontma ve Cilalı Taş devirlerindeki yerleşme yerleri henüz daha açıklığa kavuşmamıştır. Bakır Devrinde (M.Ö.5000-3000) sadece iki yerleşim yeri tespit edilmiştir.Bunlar Banaz, Hanüstü ile Paşacık Köyü Mercimekli Tepesidir. Türklerin 1071 yılında Malazgirt Savaş’ını kazanmasından sonra Anadolu Türkleşmeye başladı. Anadolu Selçuklu Devleti, 1176 tarihinde Banaz ve yöresini başka el değiştirmemek üzere aldı, Selçuk Devletinin zayıflaması üzerine Banaz ve civarının idaresi Germiyan Beyliğine geçti. Germiyan Beyliği’nin ortadan kaldırılması ile Osmanlı Devleti’nin idaresine geçti .Osmanlı Devleti döneminde Kütahya sancağının Uşak kazasına bağlı bir nahiye olan Banaz,1912 yılında Kütahya Valisi Gedik Ahmet Paşa tarafından köy statüsüne indirildi.Bucak merkezi İslam Köy’e taşındı.Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da İzimir’i işgal etmesinden sonra,işgal İç Anadolu’ya doğru zamanla ilerledi. 25 Mart 1920 tarihinde Banaz, Yunan işgaline uğradı.Başkomutanlık Meydan Savaşı’ndan sonra Yunan kuvvetlerinin batıya çekilmesi ile 31 Ağustos 1922 de Türk Ordusu Banaz’a girdi.Böylece Banaz düşman işgalinden kurtuldu.
    Cumhuriyet’in ilanından sonra Uşak,Kütahya Vilayetinin bir kazası olarak kaldı.1953 yılında Uşak’ın il olması ile Banaz nahiyesi kaza haline geldi.

    İlçenin İle olan uzaklığı
    Banaz Uşak-Ankara karayolu üzerinde İl merkezine 30 km mesafededir
    EŞME:

    Friglerin ilk yerleşim birimlerinden olan Eşme M.Ö.676 tarihinde Kimmerlerin hakimiyetine girmiştir. Kimmerlerden sonra sırasıyla; Lidya ve Bergama Krallıklarının eline geçen yöre, M.Ö.130 tarihinde Roma hakimiyetinde kaldı. Roma İmparatorluğunun 395’te ikiye ayrılması ile Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalan ilçe, Anadolu Selçukluları döneminde Türklerle Bizanslılar arasında zaman zaman el değiştirdi. 1233 tarihinde Uşak’la beraber Eşme Yöresi de,kesin olarak Türk hakimiyetine geçti. Bu dönemde ilçe civarına kesin Türk yerleşmesi oldu.Eşme yöresininde 1920’ lerde Yunan işgali ile karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. Yunanlılar bugün ilçenin kasabası olan Takmak’a kadar gelerek burayı işgal ettiler. 3 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun yöreye gelmesiyle, Eşme düşman işgalinden kurtuldu. İlçe 1953 yılına kadar Manisa’ya bağlı iken aynı tarihte Uşak’ın il olması ile buraya bağlandı.

    İlçenin İle olan uzaklığı :

    İl merkezine 74 km. mesafededir.




    KARAHALLI İLÇESİ

    Karahallı’nın içinde bulunan ipek yolunun ilk günlerinden beri pek çok medeniyet görmüş Clandıras Köprüsü vardır ki tarihi İsa’dan önce 600 yıla uzanır.Karahallı’da ilk belediye 1907 yılında kurulmuş olup 1908 yılında da nahiye durumuna gelmiştir.

    İlçenin ile uzaklığı :
    İl merkezine uzaklığı 65 km. mesafededir.

    ULUBEY İLÇESİ

    Evliya Çelebi seyahatnamesine göre Ulu Göbek 1517-1547 yılları arasında Kütahya sancağına bağlı bir köy idi. Cumhuriyet döneminde Ulugöbek adı değiştirilerek Ulubey adını almıştır. Uşak 1851 yılında kaza merkezi olunca Ulubey’de nahiye haline getirilmiştir. 15 Temmuz 1953 tarihinde kaza olmuştur.
    27 Ağustos 1920-1922 yılları arasında Yunan işgali altında kalan ilçe 2 Eylül 1922 ‘de işgalden kurtulmuştur.İlçeye bağlı İnay köyünde Roma-Bizans dönemine ait nais adlı yerleşim yeri bulunmaktadır.Ayrıca Aksaz Köyü-Hasköy-Asarı,İnay Balçıklı deresi gibi yerlerde antik kalıntılar vardır.İlçenin güney kesimi geniş kanyonlarla kaplıdır.

    İlçenin ile uzaklığı : İl merkezine uzaklığı 35 km. mesafededir.


    SİVASLI İLÇESİ

    Sivaslı topraklarında bilinen en eski uygarlık Hititlerdir. Hititler M.Ö. 800 yıllarında Anadolu’da siyasi birliği kurmuşlardır.Bu devirlerden kalma eserlere Tatar,Yayalan ve Ağaçbeyli kasabalarında rastlanmaktadır. M.Ö. 670’ de Lidya, M.Ö. 570’de Pers egemenliği görülür. M.Ö. 260 yılında bölge Bergama Krallığına M.Ö. 132’de ise Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçti.M.S. 395’de Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla bölge Bizanslıların eline geçti. 1072’den itibaren Türk egemenliğinde kalmıştır.1920 yılı Ağustosunda Yunanlılarca işgal edilmiş 31 Ağustos 1922’de işgalden kurtulmuştur.
    Sivaslı İl merkezinin güneydoğusunda Uşak-Denizli karayolunun 35.km.sinde Bulkaz Dağının eteklerinde kurulmuştur.Kuzeydoğusunda Banaz,doğuda Afyon,Sandıklı, güneyde Denizli,Çivril güneybatıda Karahallı,batıda Ulubey ilçeleri ile çevrilidir.Büyük Menderes nehrinin kollarından Banaz Çayı ilçe topraklarından geçmektedir.İç Ege’de hakim olan karasal iklim hüküm sürer.Dağlık kesimlerde çam ardıç ve meşeden oluşan ormanlar bulunur.

    İlçenin İle uzaklığı İl merkezine uzaklığı 35 km. mesafededir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  6. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Turizm

    Uşak Arkeoloji Müzesi : İlimizde müzecilik çalışması 1970 yılına kadar Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülmüştür. İlk önce Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak düzenlenen bina 1 Eylül 1978 yılında Atatürk ve Etnografya Müzesinin açılmasından sonra Arkeoloji ve idari merkez binası olarak kullanılmıştır. 1996 yılı başında Karun Hazineleri’nin gelmesiyle yeniden düzenlenen müzede, Kalkolitik dönemden Bizans döneminin sonuna kadar çeşitli devirlere ait taş eserler, pişmiş toprak eserler, cam eserler, altın ve gümüşten yapılmış çeşitli ziynet eşyaları, bronz eserler, bronz, altın sikkeler ve Karun Hazineleri sergilenmektedir.



    Bunlardan bazıları Roma dönemine ait mermer heykel ve heykelcikler, madalyon

    ve kapı tipi mezar siteleri, Eski Tunç, Grek, Roma ve Bizans dönemine ait pişmiş topraktan çanak çömlekler, kase ve tabaklar ile camdan yapılmış koku kapları, gözyaşı şişeleridir.



    Atatürk ve Etnografya Müzesi : 1 Eylül 1978’de açılan bu müze bir Osmanlı yapısı olup, İstiklal Savaşından sonra Yunan Kuvvetleri Başkomutanı General Trikopis’in esir alınarak Atatürk’ün huzuruna çıkarıldığı yerdir.Bu İki katlı binada restorasyon, teşhir tanzim ve çevre düzenlemesi yapılmakta olup yakın tarihte yeniden hizmete açılacaktır

    Antik çağda Anadolu’nun batısında yer alan, Güneyi Karai, Kuzeyi Mysia, doğusuFrigya, batısı İonia,ve Aiolia bölgeleriyle çevrili alana Lidya adı verilmiştir. Batılı tarihçi Heredot’a göre üç sülalenin yönettiği Lidya imparatorluğu son sülalesi Mermnadlar, ülkeye 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. Saray entrikaları ile ikinci sülale Heragliklerden İmparatorluğu ele geçiren üçüncü sülale Mermnadlar kral Gyges ile başlar, Ardys, sadyettes Alyettes ile devam edip, Kroisos ( Karun) ile son bulur. M.Ö.7.y.y’ın ilk çeyreğinde Gyges ile başlayan güçlü Lidya İmparatorluğu, parayı icat ederek insanlık tarihindeki en önemli buluşlarından birini gerçekleştirmiştir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  7. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Konaklama
    TURİZM İŞLETME BELGELİ OTELLER

    Adı
    Otel şahlan 1
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 21
    Yatak Sayısı 42
    Adres İsmetpaşa Cad.No:39/A
    Telefon 223 38 41

    Adı
    Otel Şahlan 2
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 56
    Yatak Sayısı 112
    Adres Mimar Sinan Cad.Burma Camii Karşısı
    Telefon 223 34 40

    Adı
    Otel Ağaoğlu
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 28
    Yatak Sayısı 56
    Adres İsmetpaşa Cad.No:62
    Telefon 223 38 14-15

    Adı
    Otel On Arslan
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 30
    Yatak Sayısı 60
    Adres Evren Bulvarı No:3
    Telefon 223 69 14-15

    Adı
    Otel Dülgeroğlu
    Türü Özel Otel
    Oda Sayısı 15
    Yatak Sayısı 40
    Adres Özdemir Mah.Cumhuriyet Cad.
    Telefon 227 37 73-227 38 73








    YATIRIM BELGELİ OTELLER



    Adı
    Otel Uzcan
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 49+2 suit
    Yatak Sayısı 94 yatak
    Adres Durak Mah.İsmet paşa Cad. Aşağı Kaçar Sok.
    Telefon

    Adı
    Ayan Oteli
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 35+5 suit
    Yatak Sayısı 85
    Adres Sarayaltı Mah.Efe Sok.No:60
    Telefon 224 57 11

    Adı
    Özçardak Oteli
    Türü 2 Yıldızlı
    Oda Sayısı 21
    Yatak Sayısı 42
    Adres İslice Mah.İslice Cad.No:20
    Telefon 215 81 63





    BELEDİYE BELGELİ OTELLER



    Adı
    Otel Bilge

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 46
    Yatak Sayısı 18
    Adres Ulu Camii Karşısı
    Telefon 215 16 38

    Adı
    Otel Tiritoğlu

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 33
    Yatak Sayısı 55
    Adres İslice Mah.Gümüş Sok.No:27
    Telefon 215 64 22

    Adı
    Otel Karun

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 33
    Yatak Sayısı 44
    Adres Kurtuluş Mah.Çakaloz Sok.No:5/B
    Telefon 212 37 96-215 92 98

    Adı
    Otel Kayalar

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 20
    Yatak Sayısı 40
    Adres Kurtuluş mah.Çavuş Çeşme Sk. No:13
    Telefon 215 98 43

    Adı
    Otel Ersun

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 24

    Yatak Sayısı 36
    Adres Özdemir Mah.Barbaros Cad.
    Telefon 227 81 42

    Adı
    Otel Bayraktar

    Türü H-1 A
    Oda Sayısı 33
    Yatak Sayısı 65
    Adres İslice Mah.Fabrikalar Cad.No:8
    Telefon 215 64 81

    Adı
    Otel Kilim

    Türü 2/A
    Oda Sayısı 15
    Yatak Sayısı 36
    Adres Ş.Alibey Cad.Vakkas Ferit Cad. EŞME
    Telefon 414 17 07
     
  8. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak'ın yemekleri

    Tarhana Çorbası : Malzeme olarak un, yoğurt, süt, kırmızı ve yeşil biber, nane, soğan, domates ve tercihe göre haşlanmış yoğurt veya fasulye belli oranlarla hazırlanır. Bir gün öncesinden hamur için maya hazırlanır. Hazırlanan maya un ile yoğrulurken, yukarıda sayılan malzemeler de ilave edilmek suretiyle, karışım hazırlanır. Belli bir kıvama gelen karışım, geniş kap,(Toprak çömlek veya leğen) içine konulur.15-20 gün bu kapta bekletilir. Bu arada 2 günde bir, hafif ıslatılmış elle karıştırılarak mayalanması sağlanır.



    Çömlek Eti : Parça etlerden yapılan bir yemektir. Özel olarak yapılmış bir çömleğin içine etler iyice yıkandıktan sonra yerleştirilir. İçine iki tane domates, yeşil bir tane soğan, acı tatlı karışık istenildiği kadar biber konur. Biraz salça, bir bardak su ilave edilir. Yeteri kadar tuz konup, çömleğin ağzı kalın bir kağıtla bağlanır. Üstüne bir kapak kapatılır. Mangala ateş yakılır, ateşin ortasına çömlek gömülür dibini tutmaması için arada bir sallayarak pişirilir.

    Keşkek : Dövülmüş buğdaydan yapılan bir yemektir. Yıkanıp ayıklandıktan sonra ağır bir ateşte pişirilir. Pişmiş buğdaylar kabın içinde kepçeyle ezilir, kızartılmış tereyağı ilave edilir. Kıvamına gelince et suyu dökülerek servis yapılır.

    Cendere Tatlısı : Baklavalık undan yapılır, içine bir yumurta, biraz tuz, aldığı kadar su ile hamur yoğrulur. Nişasta ile un karıştırılır. Beze açılır. Küçük küçük açmak gereklidir. Üç dört beze bir araya getirilerek arasına ceviz dökülür, rulo yapılır. Kıvırcık olması için iki taraftan büzülür ve istenildiği ölçüde kesilir. Fırında kızartılarak üzerine ılık şerbet dökülür.

    Ayrıca, ilimizde yukarıda saydığımız yemeklerden başka, alacatene, çingene böreği, bamya, arapaşı, cepleme, şehriye, makarna, tirit, katmer, bükme,peksimet, gibi yemekler belli başlı yemeklerimizdendir. Tatlı olarak cendere tatlısı, baklava,çekme helva, güllaç, sütlaç, köpük helva, kozlu helva, kırmızı helva, haşhaş sürtmesi, susam sürtmesi ve höşmerim yapılır.

    Tahin Helva : Günümüzde fabrikalaştırılmıştır. Küçük imalathanelerde yapılanları günlük yapım olduğundan tazelikten öte sıcak sıcak yenmesidir. Her kentte bulunandan farkı, çok tazeliği ve özel yapılanında glikoz bulunmasıdır.

    Höşmerim : Peynir tatlısıdır. Taze keçi peynirinden yapılır. İçerisine irmik katılmaz. Uşak’ın höşmerimine kaşığı dokundurunca höşmerim sakız gibi uzar.

    Katmer : Saç üzerinde tahinli ve haşhaşlı olmak üzere iki çeşit yapılır.Hamurun içerisine sonradan konan tahin hamuru tel tel yapar. Bugün için pastanelerde yapılan katmere hiç benzemez. Çünkü Uşak’lı katmeri en az 400-500 gr. hamurdan yapar. 20x20 cm.lik bir kare şekline getirerek saç üzerinde pişirir.

    TURİZM BAKANLIĞINDAN BELGELİ YEME İÇME TESİSLERİ


    Adı : Ege Harman Lokantası
    Türü : 2.sınıf
    Adres : Cumhuriyet Mah.Milli Egemenlik Cad.No:2 Kat:5
    Telefon : 223 92 80

    Ayrıca ilimizin Ankara-İzmir yol güzergahında olması nedeniyle yeme ihtiyacını giderebilecek yerlerimiz vardır.

    Huzur Cafe Restaurant, İşletmeciliği Belediye Başkanlığı tarafından yapılan bu yerimizin adresi Ilıcaksubaşı mevkii İzmir yolu üzeri 1.km.dedir.

    Telefonu : 223 99 61

    Şelale Restoran : İzmir Yolu Üzeri Ilıcaksubaşı Mevkii
    Telefon : 223 99 61



    Ayrıca, ailece oturup,çocuklarımızın rahatça gülüp oynayabileceği yerlerimizde vardır. Bunlardan bazıları :

    Sofra Kebap Salonu : İslice Mah.İslice Sok.No : 14
    Telefonu : 227 32 02

    Kırmızı Beyaz Et ve Döner Salonu : Orman Dairesi Karşısı, Grand Uzcan Oteli yanı. UŞAK
    Telefonu : 224 03 02

    Ezo Gelin Kebap Salonu : İsmetpaşa Cad.İslice Sok.No:3/8 UŞAK
    Telefonu : 223 24 78

    Günebakan Pizza ve Döner Salonu : İsmetpaşa Cad.Kemikli İşhanı 101/A UŞAK
    Telefonu : 223 75 44

    İnegöl Köftecisi : Kurtuluş Mah.Yıldız Sok.No:4 UŞAK
    Telefonu : 223 44 39

    Annem Ev Yemekleri : Kurtuluş Mah.Acun Sok.No:13Telefonu : 224 41 48

    Kırçiçeği Pide ve Döner Salonu : İsmetpaşa Cad.Özel İdare Müdürlüğü Binası Altı

    Telefonu : 223 55 22
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  9. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak efsaneleri

    Ali ile Kezban Efsanesi

    Bir zamanlar Uşak civarında yaşayan varlıklı bir ailenin Kezban adında bir kızı vardır.Çobanlık yapan Ali dağ eteklerinde sürü güderken bir gün Kezbanı görür.Çoban Ali ondan sonra Kezbana vurulur.Ali yıllarca sevdasını saklar durur.Artık dayanamaz hale gelir.Var git ana Kezbanı babasından iste der annesi oğlunun kıramaz varır beyin evine muradını söyler.Bey kızar oğluna söyle …….yüksek dağların başı dumanlı olur baş döndürür.Başını yükseklerde gezdireceğine dağın eteklerinde sürüsünü gütsün dengini bulsun der.Bu hal üzerine Ali’de Kezban da derinden yaralanmışlardır.Neticede kaçmaya karar verirler gece yarısı bir pınar başında buluşurlar.Bu adara beyin adamları pusu kurmuşlardır. Orada ikisinide vururlar.


    Dikilitaş Efsanesi

    Vaktiyle Uşak İlinin Banaz İlçesi yakınındaki Ayrancı Köyünde çocuklu bir kadın yaşarmış, bu kadının evi köy dışındaki bir tarlanın ortasındaymış,tarlanın civarında tek tek evler varmış bir gün bu kadın yufka açıyormuş,tam o vakit kadının çocuğu ağlamaya başlamış bunu gören kadın çocuğuna doğru uzanarak neden ağladığına bakmış ve çoçuğun altına pislediğini görmüş yerinden kalkıp bez almayı üşendiği için çocuğunun altını açtığı yufkalardan biriyle temizlemiş.Tam bu sırada annesi de çocukta oracıkta taş oluvermişler.Şimdi bu olayın geçtiği yer Dikili taş mevkii olarak bilinmektedir.
     
  10. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak efsaneleri

    Ali ile Kezban Efsanesi

    Bir zamanlar Uşak civarında yaşayan varlıklı bir ailenin Kezban adında bir kızı vardır.Çobanlık yapan Ali dağ eteklerinde sürü güderken bir gün Kezbanı görür.Çoban Ali ondan sonra Kezbana vurulur.Ali yıllarca sevdasını saklar durur.Artık dayanamaz hale gelir.Var git ana Kezbanı babasından iste der annesi oğlunun kıramaz varır beyin evine muradını söyler.Bey kızar oğluna söyle …….yüksek dağların başı dumanlı olur baş döndürür.Başını yükseklerde gezdireceğine dağın eteklerinde sürüsünü gütsün dengini bulsun der.Bu hal üzerine Ali’de Kezban da derinden yaralanmışlardır.Neticede kaçmaya karar verirler gece yarısı bir pınar başında buluşurlar.Bu adara beyin adamları pusu kurmuşlardır. Orada ikisinide vururlar.

    Dikilitaş Efsanesi

    Vaktiyle Uşak İlinin Banaz İlçesi yakınındaki Ayrancı Köyünde çocuklu bir kadın yaşarmış, bu kadının evi köy dışındaki bir tarlanın ortasındaymış,tarlanın civarında tek tek evler varmış bir gün bu kadın yufka açıyormuş,tam o vakit kadının çocuğu ağlamaya başlamış bunu gören kadın çocuğuna doğru uzanarak neden ağladığına bakmış ve çoçuğun altına pislediğini görmüş yerinden kalkıp bez almayı üşendiği için çocuğunun altını açtığı yufkalardan biriyle temizlemiş.Tam bu sırada annesi de çocukta oracıkta taş oluvermişler.Şimdi bu olayın geçtiği yer Dikili taş mevkii olarak bilinmektedir.
     
  11. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Yöresel İnanışlar

    • İki bayram arasında nikah kıyılmaz.
    • Salı günü yola çıkılmaz.
    • Köpek uluması ve baykuş ötmesi kötü olay habercisidir.
    • Çocuk emeklerse eve misafir gelir.
    • Yeni doğan çocuğa nazar değmesin diye atleti giydirilir.
    • Akşam sakız çiğnenmez.(Ölü eti çiğnendiği farzedilir)
    • Hamile iken saç kesilmez ve boyatılmaz.(Çocuğun ömrü kısalır)
    • Yolculuğa çıkanın arkasından hemen ev süprülmez.(Giden geri dönmez diye)
    • Salı ve Cuma günleri çamaşır yıkanmaz,saç ve tırnak kesilmez.(uğursuz sayılır)
    • Boş beşik sallanmaz.(bebeğin başı ağrır.)
    • Uyuyan çocuk öpülmez.(Nazar değer)
    • Cam yada bardağın kırılması kazıyı defeder.
    • Çocuğun gamzesi olsun diye hamile kadınlar bol bol ayva yer.
    • Eldeki sabun bir başkasına verilmez.(Sabun yere bırakılır diğeri öyle alır.)
     
  12. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Ilkler Ili Uşak

    1- Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün değerli eşi Latife Hanımın Uşaklı bir aileden olduğunu ve bu nedenle Gazi Mustafa Kemal’in Uşaklı’ ların eniştesi olduğunu biliyormuy dunuz?

    2- Selanik’ten sonra elektrik sağlanan ikinci Osmanlı kenti özelliğine sahip Uşak ili 1900’lerin ilk yıllarında elektrikten yararlanmaya başlamıştır.

    3- İlk sanayi kuruluşlarının ortaya çıktığı il olma özelliğine sahip olan Uşak İlinde 1926 yılında ilk şeker fabrikası kurulmuştur.

    4- Ata sporlarımızdan çeviklik, ata binmede ustalık ve zeka isteyen atlı cirit oyunu müsabaka olarak ilk Uşak İlinde yapılmıştır.8 adet Atlı Cirit Kulübü aktif haldedir.

    5- İstiklal Savaşında önemli bir yeri olan ilimiz Merkez Göğem Köyünde Yunan Orduları Komutanı General Trikopis esir alınmıştır.

    6- Kurtuluş Savaşı sırasında,Uşak-Afyon Demiryoluna götürülmesini isteyen Yunan Ordusunu müdafaaya elverişsiz bir mevkiiye götürerek teslim olmalarını sağlayan Milli Kahramanımız Çeçeli Kara Murat İlimiz, Banaz İlçesi, Çamsu Köyündendir.

    7- Karun kadar zengin deyimiyle ün salan Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen altın, gümüş, bronz ve mermerden meydana gelen Karun Hazineleri ilimiz Müzesinde sergilenmektedir.

    8- M.Ö.7.Yüzyılın ilk çeyreğinde Gyges ile başlayan güçlü Lidya İmparatorluğu parayı icat ederek insanlık tarihindeki en önemli buluşlarından birini gerçekleştirmiştir.

    9- 1898 yılında işletmeye açılan Afyon-İzmir (Basmane) demiryolu ülkemizin ilk demiryolu olma özelliğine sahiptir.

    10- İstiklal Savaşında büyük kahramanlıklar gösteren süvarilerimizin Türkiye’de ilk defa görkemli bir anıtta yer alması, Prof. Dr.Tankut ÖKTEM tarfından tasarlanarak 30 m.uzunluğunda, 17 m.yüksekliğindeki Atatürk ve Kurtuluş Anıtı ilimiz merkezindedir. Türk Ulusunun tutsak edilemeyeceğini sonsuza kadar özgür olacağını, Türk kadınının fedakar ve cefakarlığı ile savaştaki rolünü simgeler.

    11- Bir ev ve el sanatı olan halıcılığın kökeni Orta asya’dan ilimize göçüp gelen Yörüklerle başlamıştır. Uşak’ta dokunan halılar ilk önce ev ve aile arasında kullanılırken 16.yüzyılda uşak ekonomisinde halıcılığın canlanmasında büyük etken olmuştur.

    12- İlimiz Ulubey İlçesinde bulunan uzunluğu 75 km.olan Ulubey kanyonlarının Dünya’nın ikinci büyük Kanyonu olduğunu biliyormuy dunuz?



    13- Alacatene, Döndürme ve Ebem Köftesi ilimize ait yöresel yemeklerimizden olup, Uşak Tarhanasının özelliklerini, düğünlerin ve törenlerin keşkeksiz ve bamyasız yapılmadığını biliyormuy dunuz?

    14- Yedi kişinin kollarıyla ancak sarabildiği “ Anıt Ağaç” İlimiz Banaz İlçesi Bahadır Köyü tepedelen Mevkiinde olup, görülmeye değer nadide tabiat değerlerinden birisidir.



    15- İlin en önemli yer altı kaynaklarından biriside Eşme İlçesi, Kışladağ mevkiinde bulunan Altın madenidir.(işletmeye açılmıştır.) MTA tarafından yapılan incelemelerde ortalama 1.43 gr/ton altın tenörlü ve toplam 105,8 ****l altın rezervine sahip olduğu tespit edilmiştir.



    16- M.S. II. yüzyılda ilk voleybol müsabakalarının İlimiz Banaz İlçesi Akmonia Antik Kentinde yapıldığı biliyormuy dunuz ?

    17- 31 Ağustos 1922’de yükseltilip 1 Eylül 1922’de tebliğ edildiğini Mareşal Fevzi Çakmak’ın Mareşal’lık rütbesini ilk defa Uşak’ta takmıştır.

    18- Pamuklu Gaz Hidrofilli bez dokumasının ilk defa Uşak’ta 16 bin dokuma tezgahında yapıldığı, sargı bezinin % 85’nin, battaniye’nin % 95’nin Uşak’ta üretildiğini biliyormuy dunuz?

    19- Türkçe’nin sadeleşmesi alanında çalışmalarıyla ve “ Sayın” kelimesini dilimize kazandıran Türk bilgini ve yazarı Besim ATALAY 1882’de Demirci Mustafa’nın iki katlı ahşap evinde doğmuştur. İlk görev aldığı Konya ilinde Alaettin tepesinde halka “ Sayın” diye hitap ettiğini o zamanın gazeteleri yazmıştır.

    20- Avrupa ticari liderler kulübü tarafından Fransa’ya çağrılan Sesli Tekstil Firmamızın Avrupa kalite ödüllü Türkiye’nin ilk garanti belgeli battaniyesini ürettiğini biliyormuy dunuz?

    21- Tanrı Kybele döneminde dünya’da ilk sünnet törenlerinin Muratdağı’nın ilimiz sınırları içinde kalan güney bölümünde yapıldığını biliyormuy dunuz?

    22- İlk Çocuk Kütüphanesinin kilimleriyle ünlü Uşak’ın Eşme ilçesine 10.09.1953’te açıldığını biliyormuy dunuz?

    23- İlk Tunç Çağı mezarlığı İlimiz, Sivaslı İlçesi, Selçikler Köyünün kuzeyindeki Akarcaköy’dedir.

    24- Eski Uşak el dokuma halılarının dünya’nın birçok sarayını süslediğini biliyormuy dunuz?

    25- İlk Şeker fabrikasının 21 Şubat 1926’da Uşak’ta kurulduğunu biliyormuy dunuz?
     
  13. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşakta Köprülü kavşak



    Uşak Belediyesi tarafından yapımına 17 Eylül 2007 tarihinde başlanan Dörtyol Köprülü Kavşak inşaatında geri sayım başladı. İnşaatın tamamlanmasına 22 gün kala yüzde 70 oranında gerçekleşme sağlandı.


    Uşak Belediye Başkanı Mesut Apaydın Kavşak inşaatı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada inşaatın belirtilen günde tamamlanacağını belirterek inşaat dolayısıyla Uşak halkına verdikleri rahatsızlıklardan dolayı özür diledi.


    İnşaatın bitimi için artık geri sayımın başladığını belirten Uşak Belediye Başkanı Mesut Apaydın, “İnşaat çalışmaları hızla devam ediyor. Köprünün Ankara – İzmir istikameti beton kiriş ve kolon çalışmaları tamamlandı. Diğer istikamette ise kolonları tamamlanmak üzere. Hafta sonunda o bölümün de kirişleri yerleştirilecek. Ayrıca toprakarme çalışmaları da hızla devam ediyor. İnşaatımız belirttiğimiz günde tamamlanarak halkımızın hizmetine açılacaktır. Bu güne kadar yaklaşık yüzde 70 oranında gerçekleşme sağlanmıştır” dedi.


    İnşaat çalışmaları sırasında yaşanan sıkıntılardan dolayı üzgün olduğunu belirten Başkan Apaydın, “Amacımız halkımıza zarar vermemektir. İnşaatımız tamamlandığında bölgedeki can ve mal kaybına yol açan üzücü kazalardan kurtulacağız. Bu nedenle yaşanan sıkıntılara karşı özverili bir şekilde sabır gösteren hemşerilerimize teşekkür ediyorum. İnşaat dolayısı ile yaşattığımız sıkıntıdan dolayı da özür diliyorum. Kurban bayramı öncesi hizmete açmayı planladığımız köprülü kavşak Dörtyol bölgesindeki trafik akışında yaşanan sorunları çözecektir” diye konuştu.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Eylül 2016
  14. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak türküleri

    On Yedi Benli Şadiye
    Banaz’ın Yazıtepe (İmrez) Köyünden onyedi benli Şadiyenin hikayesidir. Şadiye adındaki genç kız biriyle evlendirilir.Daha sonra ilk eşinden bir çocuğu olur.Şadiye çocuğu henüz altı aylıkken onu bırakıp komşusunun oğlu ile kaçar.Şadiyenin kaynı bunu öğrenince onun kaçtığı adamı vurup öldürür.Adamın ölüsünüde yakarak ortadan kaldırır.Bunun üzerine köyde Şadiye’ye şöyle bir türkü yakılır.


    Ay bulutta bulutta Evleri Camiye yakın Ay butla giriyor
    Mendilim kaldı dutta Ak gülleri sen takın Gözüm yari seziyor
    Geleceksen gel gayrı Zengin kocaya vardın Geleceksen gel gayri
    On yedi benli Şadiyem On yedi benli Şadiyem On yedi benli şadiyem

    Neriman'ın Türküsü

    Yıllar önce Sivaslı İlçesinde yemyeşil gözlü,altın sarısı upuzun saçlı güzeller güzeli bir kız yaşarmış.Havacı bir üsteğmen bu kızı görmüş sevmiş ve talip olmuş.Haberler salınmış dünürler gönderilmiş.Neriman’da teğmeni beğenmiş ve nişanlanmışlar.Birbirlerini çok sevmişler.Hasretle düğün mevsimini beklerken;teğmen bir uçak kazası geçirir ve ölür.Kara haber Neriman’a tez ulaşır.Neriman’ın dünyası kararmıştır.Hayalleri ümitleri sevdiceği hepsi gitmiştir.”Gayrı bana yaşamak haram” deyip evinden çıkar gider.Sivaslı halkı Neriman’ı günlerce arar.Tam on gün sonra kullanılmayan bir kuyuda ölüsünü bulurlar.Ailesi yanıp kavrulmuştur.Tüm yöre halkı üzülmüştür.

    Ekinler ekilirken
    Çiziye dökülürken
    Senide benden ayırdılar
    Sunada boylu Neriman
    Şafaklar sökülürken



    Vardım pınar akmıyor
    Yar yüzüme bakmıyor
    Dokuz da daldan gül kopardım
    Suna da boylu Neriman
    Senin gibi kokmuyor

    Uşak duman sis oldu
    Açan güller hep soldu
    Aç gözünü göreyim
    Suna da boylu Neriman
    Kalbim hasretle doldu.


    Binnaz Kızı Naz Kızı

    Binnaz kızı naz kızı
    Yanakları kırmızı
    Al yanağın üstüne
    Doğdu sabah yıldızı

    A güzelim güzelim
    Dur ikimiz gidelim
    Sevmediğim oğlana
    Gelin olup gidelim

    Entarisi aktandır
    Ne gelirse Hak'tandır
    Bu bizim ayrılmamız
    Çokca sevişmektendir

    A güzelim güzelim
    Dur ikimiz gidelim
    Sevmediğim oğlana
    Gelin olup gidelim

    Entarisi aklı yar
    Sevileri tatlı yar
    Neden selam vermedin
    Sevileri tatlı yar

    A güzelim güzelim
    Dur ikimiz gidelim
    Sevmediğim oğlana
    Gelin olup gidelim

    Ali Bozan

    Ay Bulutta (Geleceksen Gel Gayrı)

    Ay bulutta bulutta
    Mendilim kaldı dutta
    Geleceksen gel gayrı
    Onyedi benli Şadiye
    Daha gönlüm umutta

    Ay buluta gidiyor
    Gözüm yari güdüyor
    Geleceksen gel gayrı
    Onyedi benli Şadiye
    Gençlik elden gidiyor

    Evleri camiye yakın
    Ak gülleri sen takın
    Zengin kocaya vardın
    Onyedi benli Şadiye
    Hani gerdanda altın

    Aya karşı duramam
    Dama kilit vuramam
    Ay buluta girince
    Onyedi benli Şadiye
    Bağlasalar duramam


     
  15. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.234
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Uşak'ın ünlüleri

    LATİFE UŞŞAKİ

    Latife Uşşaki (1898, İzmir - 1975, İstanbul) Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı eşidir. 29 Ocak 1923 - 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

    Latife Hanım 1898 yılında İzmir'de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey’in kızıdır. İzmir Lisesi’ni bitirdi. Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk okudu. Londra’da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı henüz bitmeden Türkiye’ye döndü.

    11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal’in şehre geldiğini duyunca karargâha giderek kendisiyle tanıştı ve güvenlik gerekçe
    si ile karargâhını babasının Göztepe’deki köşküne taşımasını teklif etti. Aile, Atatürk’ü 20 gün köşklerinde ağırladı. Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

    Bu evlilikle Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM’ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 5 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu.

    Ölümüne kadar İzmir'de ve İstanbul'da yaşayan Latife Hanım, evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi. 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği’ndeki aile mezarlığına gömüldü.


    Önemli
    Latife Hanım, soyadı kanunundan sonra Atatürk'ün özel isteğiyle Uşşaki soyadını almıştır. Ailenin soyadı Uşşaklı'dır. Uşaklıgil, yalnız amcasının soyadıdır




    HALİT ZİYA UŞAKGİL
    Türk roman ve öykü yazarı. Türk edebiyatında Batı anlamındaki romanın ilk yetkin örneklerini vermiştir.



    Mahalle mektebinden sonra Fatih Rüştiyesi'ne gitti. Tüccar olan babasının işlerinin bozulması üzerine, 1879'da İzmir'e yerleştiler. Halit Ziya orada bir süre rüştiyeye, sonra da Fransızca öğrenmesi için rahipler okuluna gönderildi. Fransızca'dan ilk çevirilerini bu yıllarda yaptı. Tevfik Nevzat ile 1884'te Nevruz dergisini, 1886'da da Hizmet gazetesini çıkarttı. İlk romanlarını bu gazetede yayımladı. Okulu bitirdikten sonra bir yandan İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaparken, bir yandan da Osmanlı Bankası'nda memur olarak çalıştı. 1893'te Reji İdaresi'nde başkâtiplik göreviyle İstanbul'a geldi. Hüseyin Siret, Mehmet Rauf, Rıza Tevfik, Hüseyin Cahit, Ahmet Rasim gibi yazarlarla dostluk kurdu ve 1896'da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katılarak Servet-i Fünun dergisinde kendine geniş ün sağlayan romanlarını yayımladı. 1901-1908 arasında yazarlığı bıraktıysa da II. Meşrutiyet döneminde yeniden başladı, ancak 1923'e değin yazdıklarını yayımlamadı. Bu arada, Darülfünun'da estetik ve batı edebiyatı dersleri verdi. V. Mehmed'in tahta geçmesi üzerine onun mabeyn başkâtipliğine atandı, dört yıl bu görevde kaldı. Daha sonra Reji İdaresi'nde yönetim kurulu başkanı oldu. Son yıllarını Yeşilköy'deki evinde anılarını yazarak geçirdi.


    Uşaklıgil'in İzmir'deyken yazdığı Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı gibi ilk yapıtları, karşılıksız sevgiyi konu alan, acıklı, duygusal kısa romanlardır. İstanbul'a geldikten sonra Sevet-i Fünun dergisinde yayımladığı Mai ve Siyah ile acemilik dönemini geride bıraktığı izlenir. Daha önceki yapıtlarında ön planda gelen acıklı aşk serüveni, burada ikinci plana atılmıştır. Şairler, gazeteciler, yayınevi sahipleri ve yazarlar arasında geçen olayları ele aldığı bu romanda, hem o dönemin Babıâli dünyasını, hem de bu dünyanın gerçekleri karşısında yaşamda yenik düşen Ahmet Cemil'in hayalci kişiliğinde bütün bir Edebiyat-ı Cedide kuşağının bakış açısını yansıtmıştır. 1898-1900 arasında yazdığı Aşk-ı Memnu ilk büyük Türk romanı kabul edilir. Sağlam bir yapısı ve tekniği olan yapıtta zengin bir adamla evlenen genç ve güzel bir kadının yaşlıca kocasına sadık kalmak kararına karşın, elinde olmayarak yasak bir aşka sürüklenişi, olayın psikolojik nedenleri üstünde de durularak, gerçekçi bir biçimde anlatılmıştır.


    Uşaklıgil Edebiyat-ı Cedide'nin sanat anlayışı doğrultusunda yeni bir dil yaratmaya çaba göstermiştir. Osmanlıca'da bile kullanılmayan Farsça ve Arapça sözcükler bularak, Türkçe'de olmayan kurallarla tamlamalar yaparak konuşulan dilden çok ayrı, süslü ve yapay bir sanat dili oluşturmuştur. Ama Aşk-ı Memnu'yu yazdıktan sonra dil konusundaki görüşleri değişmiş, Edebiyat-ı Cedide'nin yarattığı dili aşırı süslü, ağdalı ve yapay bulduğu için Kırık Hayatlar'ı yalın bir dille yazmaya karar vermiştir. Daha sonraki yıllarda romanlarının yeni baskıları yapılırken de bunların dilini bir ölçüde yalınlaştırmak gereğini duymuştur. Son romanı Kırık Hayatlar, 1901'de Servet-i Fünun'da tefrika edilirken, sansürün karışması yüzünden yarıda kalmış, ancak 1923'te yeniden yayımlanmıştır. Uşaklıgil romana yazdığı önsözde, Kırık Hayatlar'ın daha önceki romanları gibi "hülya" ve "süs"e dayanmadığını, tam tersine yalnızca yaşamı ve gerçekleri yansıttığını belirtmiştir.


    Uşaklıgil pek çok öykü de yazmış ve Batı türü öykü anlayışının Türkiye'de yayılmasında rol oynamıştır. Öykülerinin konusunu ve kişilerini daha çok halkın fakir kesiminden almış, bu insanların acılarını dile getirmeye çalışmıştır.


    Romanlarında Uşaklıgil'in ilgi alanı dardır. Kişilerini ve onların sorunlarını işlerken sınırlı bir yaşantı çerçevesinin dışına çıkmaz. Duyarlı genç kadın ve erkeklerin aşkta uğradıkları hayal kırıklığı başlıca teması olmuştur. Ancak aşk konusunda görüşünün romantiklikten gerçekliğe doğru bir değişim geçirdiği gözlemlenir. İlk romanlarında daha platonik ve romantik olan aşk ilişkileri, son iki romanında yasak aşkla noktalanan cinsel bir tutkuya dönüşür.


    Yaşantı alanının darlığına karşın, Uşaklıgil Türk romanının öncüsü sayılmıştır. Çünkü ondan önce, romanı bir sanat yapıtı kabul ederek onun kadar ciddiye alan, bir sanatçı titizliğiyle romanın yapısına ve tekniğine gereken önemi veren başka bir Türk yazarı olmamıştır.


    YAPITLAR (başlıca): Roman: Nemide, 1889; Bir Ölünün Defteri, 1889; Ferdi ve Şürekâsı, 1894; Mai ve Siyah, 1897; Aşk-ı Memnu, 1900; Kırık Hayatlar, 1923. Öykü: Bir Muhtıranın Son Yaprakları, 1888; Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, 1888; Heyhat, 1894; Solgun Demet, 1901; Sepette Bulunmuş, 1920; Bir Hikâye-i Sevda, 1922; Hepsinden Acı, 1934; Onu Beklerken, 1935; Aşka Dair, 1936; İhtiyar Dost. 1939; Kadın Pençesinde, 1939; İzmir Hikâyeleri, (ö.s.), 1950. Oyun: Kabus, 1918. Anı: Kırk Yıl, 1936; Sara ve Ötesi, 1942; Bir Acı Hikâye, 1942. Şiir: Mensur Şiirler, 1889. Deneme: Sanata Dair, 3 cilt, 1938-1955..
     
Uşak Şehir Tanıtımı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kastamonu Şehir Tanıtımı

    Kastamonu Şehir Tanıtımı

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 13.108 km² Nüfus: 423.611 (1990) İl Trafik No: 37 Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde...
  2. Niğde İli Şehir Tanıtımı

    Niğde İli Şehir Tanıtımı

    niğde şehir merkezi niğde şehri ili tanıtımı niğdenin tanıtımı Yüzölçümü:7312 km² Nüfusu:331.677 İl Trafik No.:51 Telefon Alan Kodu:388 İlçeleri :Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla. Başlıca Dağları :Demirkazik tepesi, Hurç tepesi Sıcaklık:En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C Yağış Oranı:Yillik ortalama 347 mm. İlgi Çekici Yerleri:Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları,...
  3. Karaman İli Şehir Tanıtımı

    Karaman İli Şehir Tanıtımı

    karaman ili karaman şehir merkezi şehri nerededir nerde 70 KARAMAN ( Kod : 338 ) Vali Fatih ŞAHİN Valilik 213 10 12 İl Emn. Md. 213 10 79 İl Jn. Kom. 212 95 00 Bld. Bşk. 213 88 88 İlçe Sayısı 5 Belediye Sayısı 16 Köy Sayısı 158 Yüzölçümü 9.163 Nüfusu 243.210 Dil Seç Choose the tongue GENEL BİLGİLER Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında...
  4. Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    nevşehir tanıtım nevşehir ili tanıtımı nevşehirin tanıtımı ilinin özellikleri Genel Bilgiler Yüzölçümü: 5.467 km² Nüfus: 309.914 (2000) İl Trafik No: 50 Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm...
  5. Osmaniye Şehir Tanıtımı

    Osmaniye Şehir Tanıtımı

    osmaniye şehri osmaniye şehir merkezi tanıtımı osmaniyenin tanıtımı Yüzölçümü: 974 km²Nüfus: 154.629Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir. Çukurova'ya has...

Sayfayı Paylaş