gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Yalıköy'den Ağva'ya.... İSTANBUL'daki KARADENİZ

    Konu, 'Çöplük' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    at çiftlikleri istanbul istanbuldaki at çiftlikleri istanbulda çiftliği istanbul karadeniz kıyıları
    [​IMG]

    İstanbul, tüm renkleri, aynı anda yaşanabilir mevsimleriyle güzel bir kent. Ve Karadeniz kıyıları; en az İstanbul'un Marmara'sı, Boğaz'ı ya da Haliç'i kadar gösterişli, ilginç manzaralar sunabiliyor, en az onlar kadar tarih kokuyor ve keşfedilmek için yanıbaşımızda bizleri bekliyor.


    [​IMG]



    [​IMG]

    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]

    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]

    Yalılıköy; 'Çizme' anlamına gelen eski adı ile Podima, 200-250 yıl kadar önce korsanların keşfettiği ve eğlence merkezi olarak kullandığı bir köymüş. Bugün köyün merkezindeki harap evlerin alt katları, o ilk ziyaretçilerinin şarap imalathaneleri ya da ticarethaneleriymiş. Sekiz bin hektarlık ormanlık arazi içerisine kurulu Yalıköy için odunculuk bugün büyük önem taşıyor. Köyde, cam yapımında hammadde olarak kullanılan silis madeni de bulunduğundan burada 60 yıldır bir cam fabrikası da faaliyet gösteriyor.

    Karacaköy; Yalıköy'den rakım olarak daha yüksekte olan, orman içerisindeki Karacaköy eski bir Rum köyü. Eski adı Metra olan köy, İstanbul'un fethinden sonra adını, Osmanlı sancaktarı Karaca Ahmet Paşa'dan almış. Halkın buraya yerleşmesinden itibaren geçim kaynağı ormancılık olduğundan eski dönemlerde sarp kayalıklarda odun taşıma işi için develer kullanılıyormuş ve bu yüzden de burada deve güreşleri yapılıyormuş. Gelecek saldırılara karşı dünyanın en büyük ikinci uzun seddi MS 507-511 arasında I. Anastassios tarafından Karacaköy Evcik İskelesi'nden Marmara Denizi'ndeki Karıncaburnu'na kadar olan bölümde yapılmış. Ormanlık alandaki bölümü hâlâ ayakta olan surların adı mimarı ile aynı; Anastassios Surları. Evcik Plajı yakınlarındaki Ormanlı Plajı ise sahil boyunca her daim rüzgârlı olması ve kum duvarları sayesinde yamaç paraşütü için cazip nadir yerlerden.

    Terkos; eski adıyla Terkos, yeni adıyla Durusu. Cenevizler zamanında Marmara Denizi ve Terkos Gölü birbirlerine ulaşabilirken Durusu, korsanların evi olarak nam salmış. Şimdiki sahipleri ise Bulgar muhacirleri ve köyde kömür ocaklarının işletmeye açılmasıyla Anadolu'dan göç edenler. Köyün içindeki Durusu Parkı Osmanlılar döneminde av ve dinlenme yeri olarak kullanılıyormuş. Park, cumhuriyet döneminde Deli Yunus adlı kişi tarafından alınmış ve at çiftliği haline getirilmiş. Bugün hâlâ bu amaçla kullanılıyor.
    Osmanlı döneminde İstanbul'un su ihtiyacını gidermek için Terkos Gölü, su sağlayan bir tesis olarak kullanılmaya başlanmış. Etrafı sazlıklarla çevrili ve suyunun sığ olmasından dolayı göl kış aylarında özellikle kaz, ördek, karabatak, kuğu ve saka kuşu gibi kuşların uğrak yeri haline geliyor.

    Kilyos; Kilyos adı Rumca'da kum anlamına gelen 'kilya' sözcüğünden türemiş. Boğaz'ı kontrol edebilmek amacıyla Bizans döneminde yaptırılan Kilyos Kalesi en son II. Mahmud tarafından restore edilmiş ve günümüze kadar gelebilmiş. Yine Bizans döneminde İstanbul'un su ihtiyacının büyük bir bölümü buradaki üç su terazisi sayesinde karşılanıyormuş. Deniz kenarındaki taş iskele dikkat çekiyor. 18. yüzyılda yapılan iskele balıkçılar tarafından hâlâ kullanılıyor. Kilyos birkaç kilometre uzunluğunda doğal bir plaja sahip olmasından dolayı otel ve motel listesi kabarık yerlerden. Halkın geçim kaynağı balıkçılık olmaktan çıkmış durumda, artık turizm çok daha ön planda. Köy ruhu ise; buradaki en büyük fidan işletmesi tarafından her kasım ayında yapılan fidan festivali ile yaşatılmaya çalışılıyor.

    Rumelifeneri; Fener, Osmanlı döneminde adı 'Ağlayan Kayalar' olarak anılan yerde yapılmış, yapılmazdan önce de yine bu kayalıkların üzerine denizcilere yol gösterebilmek için beyaz mermer bloklar konurmuş. Fener denizden 58 metre yükseklikte, boyu ise 30 metre. Onu diğer fenerlerden ayıran özelliği, vakti zamanında Rum halkının feneri kutsal bir mekân olarak görmesi ve ziyaret etmesiymiş.

    Poyrazköy; Adının aksine Poyrazköy'de kuzeyden esen soğuk rüzgârın hırçınlığı hissedilmiyor. Bu yüzden mendireğin içi liman haline getirilmiş; balıkçı teknelerini ve Karadeniz'e girişte, boğazın bitiş noktası kimliğiyle yatları ağırlıyor. İstanbul çevresindeki en temiz deniz suyuna sahip olması sayesinde, koyunda barındırdığı plajları ve sahili Poyrazköy'ü daha da turistik kılıyor. Köy halkının çoğu balıkçılıkla geçiniyor ve sahil boyunca dizilmiş balık lokantalarında taze taze, biraz evvel tutulmuş balıkları yiyebiliyorsunuz. Turistik özelliklerinin yanı sıra Poyrazköy, cumartesi günleri kurulan köy pazarı ile kimliğini yitirmemiş nadir yerlerden.

    Anadolufeneri; Adını 1834 yılında Kırım Savaşı sırasında gemilerin boğaza girişlerini takip edebilmek amacıyla yaptırılan Anadolu Feneri'nden alan köy, meşe ve kayın ağaçları arasında. Limanındaki balıkçı tekneleri, tek tük dükkânları ile Poyrazköy'den daha küçük ve toplam 500 kişiye yakın nüfusu ile daha az kalabalık. Yon (Hrom) Tepesi'ndeki 20 metrelik boyuyla denizden 75 metre yükseklikteki Anadolu Feneri denizcileri selamlamaya devam ediyor.

    Şile; Yunanca'da 'dağ çiçeği' anlamına gelen, kayalar üzerine kurulu, Karadeniz balıkçı kasabası görünümündeki Şile; yıllar boyunca Lidyalılar, Galatlar ve Romalılar arasında el değiştirmiş, bu yüzden her köşesinde tarihi bir anı yakalamak mümkün. Hikâyelerle çevrilmiş bir köy Şile… Köy pazarlarında en çok rağbet edilen ve herkesin mutlaka gardrobunda bulunan Şile'ye özgü eşya ise yöre kadınları tarafından dokunan Şile bezi.

    Ağva; Latince'de iki dere arasındaki köy anlamına gelen adı ile Ağva; Yeşilçay ve Göksu derelerinin arasında kurulu. Şile gibi, üzerinde birçok uygarlığı barındırmış ve Bizans'ın uç kalelerinden biri olmuş. Göksu deresi etrafına dizili otelleri ve otellerin dereyi sınır tanımaksızın iki yakaya yayılış şekli Ağva'da oldukça dikkat çekici. Minik bir sal ile karşı taraftaki ipi çekerek otel içinde ve dere üzerinde ilerlemek mümkün.

    İstanbul, tüm renkleri, aynı anda yaşanabilir mevsimleriyle güzel bir kent. Ve Karadeniz kıyıları; en az İstanbul'un Marmara'sı, Boğaz'ı ya da Haliç'i kadar gösterişli, ilginç manzaralar sunabiliyor, en az onlar kadar tarih kokuyor...
     
  2. *jellibon*

    *jellibon* Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    9 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6.787
    Beğenilen Mesajlar:
    36
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    mutluluk ülkesinden
    Cevap: Yalıköy'den Ağva'ya.... İSTANBUL'daki KARADENİZ

    çok güzeller canım emeğine sağlık
     
Yalıköy'den Ağva'ya.... İSTANBUL'daki KARADENİZ konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. karadeniz mutfağı

    karadeniz mutfağı

    Mısır çorbası Malzemeler: 2 bardak mısır yarması, 1 bardak barbunya fasulye, 1 çorba kaşığı tuz, 1bardak yoğurt, 6 bardak su Yapılışı: Barbunyayı önceden haşlayın ve süzün. Çorba tenceresine suyu koyduktan sonra içine mısır yarmasını dökün. On dakika kadar karıştırarak kaynatıp içine barbunya fasulyeyi ilave edin. Tuz ve yoğurdu karıştırarak, hafif ateşte kaynamakta olan çorbaya azar...
  2. Karadenizden Esintiler

    Karadenizden Esintiler

    1-beklenti Temel'e Hani Sen Güzel Bir Dulla Evlenecektin ,ne Oldu Diye Sormuslar. Kocasinin ölmesinu Pekleyrum , Demis. 2-gençlik Temel 70 Yasinda Ama 18'lik Kiz Almis . Bu Isin Lmayacagini Anlatmak Için, 10 Yil Sonrasini Düsün Demisler. Ne Var 10 Yil Sonra , Henüz Yirmi Seçiz Yasinda Olacak , Yirmi Seçiz Yasinda Kari Yasli Sayulmaz çi. 3-bale Temel Ilk Kez Baleye...
  3. Karadeniz Efem

    Karadeniz Efem

    karadenız efem karadeniz efem yakup tellioğlu karadenizefem karadeniz radyo Firma:Karadeniz Efem Firma Gerçek Adı:Karadeniz Efem Tur. Oto. Ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Yön. Kur. Başkanı / Sahibi:İlyas Çelik Genel Müdür:Yakup Tellioğlu Merkez Adresi:İsmetpaşa Mah. İsmetpaşa Cad. No:14 Bayrampaşa / İst. İletişim Bilgileri Tel 1:(212) 658 23 45 Tel 2:(212) 658 23 46 Faks:(212) 658 23 45...
  4. Karadeniz Sirön

    Karadeniz Sirön

    Malzemeler: Uygun bir tencereyi dolduracak miktarda kuru silor 1 kaşık salça 3 kaşık sıvı yağ Tuz 1 l. su Üzeri için 2 kaşık tereyağ Pul biber, kırmızı toz biber veya nane 1 kase sarmısaklı yoğurt Yapılışı Silorları kırmadan bir tencereye dizin. Ayrı bir tencerede sıvı yağda salçayı biraz kavurup, 1 litre kadar su ve tuz ekleyip kaynatın. Kaynayan salçalı suyu...
  5. Çırpınırdı Karadeniz .

    Çırpınırdı Karadeniz .

    çırpınırdı karadeniz hikayesi Çırpınırdı Karadeniz . Çırpınırdı karadeniz bakıp Türk'ün bayrağına Ah ölmeden bir görseydim düşebilsem Toprağına Sırmalar sarsam koluna inciler dizsem Yoluna Fırtınalar dursun yana yol ver Türk'ün bayrağına. Ayrı düştüm dost elinden yıllar var ki çarpar sinem vefalı Türk geldi yine selam Türk'ün bayrağına. alinti

Sayfayı Paylaş