gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    YerkÜre'de Ve YerkÜre DiŞinda YaŞam

    Konu, 'Doğa bilimleri' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    YERKÜRE'DE VE YERKÜRE DIŞINDA YAŞAM
    Güneş sisteminde, Dünya'dan başka bir gezegende teknolojik bir uygarlık
    bulunabilmesi olasılığı hemen hemen sıfırdır. Ancak Güneş sistemi, tüm evren
    demek değildir. O zaman daha ötelere bakmak gerekir.
    Açık uzayda, yoğuşmuş enerji alanları ya da canlı toz ve gaz bulutları şeklinde bir yaşam var olabileceğini düşünebiliriz. Böyle bir kanıt olmamakla birlikte yaşamın yalnızca yıldızlardan daha düşük sıcaklıklardaki katı gezegenler de bulunabileceğini kabul etmek zorundayız.

    Deneyler sonucu; gökcisimlerinin boyutları küçüldükçe sayılarının arttığı
    görülmüştür. Buradan yola çıkarak tutuşamayacak kadar büyük kütleye sahip olan yıldızlardan çok fazla olduğunu savlayabilir miyiz? Bunlar doğal olarak parlamadıklarından saptanamadan kalmıştır. Ama eğer var ise, Jüpiter'den küçücük astroidlere dek boy boy altyıldız bulunduğunu düşünmek mantıklıdır. Büyük yıldızların çevresinde, Jüpiter'in ve Güneş sistemimizdeki diğer dev gezegenlerin olduğu gibi, küçük yıldızlar bulunduğunu da düşünebiliriz.

    Altyıldızlarda yaşam oluşmuş olabilir mi?

    Yaşam için vazgeçilmez koşulların birincisi serbest sıvı (tercihan su), ikincisi de organik bileşiklerdir. Üçüncü bir gereksinme enerjidir. Çünkü enerji, başlangıçta var olan su, amonyak ve aaaan gibi küçük moleküllerden organik bileşikleri oluşturmak için gereklidir.

    Bu altyıldızlarda enerji nereden gelebilir?

    Bir gök cisminin oluşurken yoğuşması sırasında içsel hareketler yerçekimsel alanda elde edilen kinetik enerjiyi temsil eder. Çarpışma ve birleşmelerle hareket durunca, kinetik enerji ısıya dönüşür. Bu nedenle tüm büyük gök
    cisimlerinin merkezleri sıcaktır. (Dünya'nın ~5.0000C)

    Kütle büyüdükçe, yerçekimsel alanı şiddetlendikçe, kinetik enerji de, ısı da, iç sıcaklık da artar (Jüpiter:54.0000C)

    Yerimsi bir gök cismi, uzayda ister bağımsız, isterse bir yıldızın çevresinde
    dönüyor olsun, Ganymede ya da Callisto gibi bir dünya olmak eğiliminde
    olacaktır. İç ısıya sahip olacak ama dış tabakaların koruyucu etkisiyle fazla ısı kaybına neden olmayacak. Sonuç olarak Yer soğumaktadır ve bugünkü iç ısısını 4,6 milyar yıldır korumaktadır.

    Dünya'dan daha küçük altyıldızlar daha az iç ısıya iye ve büyük olasılıkla daha çok buzlu olacaklardır. Birbirinden ayrı enerji kaynakları daha az bulunacak ve iç okyanusları daha küçük olacaktır.


    Yıldızdan çok uzakta bulunan soğuk olmasına karşın pek az ya da hiç uçucu
    madde tutamayacak kadar küçük olan bir gökcismi ise kayadan, aaaalden ya
    da her ikisinin karışımından oluşan asteroid benzeri bir yapıya iye olacaklardır.

    Dünya'dan daha büyük olan ve dolayısıyla daha büyük ve şiddetli iç ısı kaynaklarına iye olan altyıldızlar Jüpiter benzeri bir bir gökcismi olacaktır. Böyle bir yıldız kesinlikle büyük oranda uçucu maddelerden (H ve He) ibaret olacak ve yüksek iç ısı gezegeni tümüyle sıvı duruma getirecektir ki, bırakın teknolojik uygarlığı, zeki bir yaşam en çok yunusların türünden bir yaşam olacaktır.

    Teknolojik bir uygarlık için hem okyanusları, hem de karaları olan katı bir
    gezegene gereksinim vardır. Böyle bir gezegenin yakınında yaşam için gerekli
    enerjiyi temin edecek bir yıldızın bulunması gerekmektedir.

    İnce kenarlı mercek biçimindeki galaksimizin yarıçapı 50.000 IY(*) Güneş ise merkezden 27.000 IY uzaktaydı (Robert Julius, 1886-1956) 1998 Mart ayında gerçekleştirilen ince hesaplar sonucunda bu uzaklığın 23.000 IY olduğu saptandı.

    Galaksinin kütlesi kesinlikle Güneş'in 100 milyar katından fazladır ve bazı
    tahminlere göre 200 milyardır. Orta bir sayı elde etmek için Galaksi kütlesinin
    Güneş'in kütlesinin 160 milyar katı olduğunu söyleyebiliriz.

    Galaksinin kütlesi;

    1.yıldızlar,
    2.aydınlık olmayan gezegensel gökcisimleri,
    3.toz ve gaz bulutlarından oluşur.

    2 ve 3 no.lu gökcisimlerinin kütleleri çok düşüktür. Galaksideki yıldızların
    kütlesi, toplam kütlenin %94'ünü oluşturduklarını söyleyebiliriz. (Örneğin:
    Güneş'in kütlesi, Güneş sisteminin %99,86'sıdır.) Galaksideki yıldızların
    kütlesini, Güneş kütlesinin 150 milyar katına eşit olduğunu varsayabiliriz. Güneş ortalama bir yıldızdır (Bkz.Yıldızların Sınıflandırılması) Ancak gökcisimleri küçüldükçe olası sayıları da artacağından ortalama yıldız kütlesi, Güneş'in kütlesinin yarısı kadarsa, Galaksimizde 300 milyar yıldız bulunmaktadır. Her gördüğümüz yıldıza karşılık gözle göremediğimiz 50 milyon yıldız vardır.

    Lokal Grup adı verilen "galaktik küme"de (Samanyolu, Andromeda, Macellan Bulutları) ~1,5 trilyon yıldız bulunabilir. (3 milyon IY'da) 1milyar IY ötelere kadar bu sayı 1 milyarı bulur. Son incelemelere göre evrenin yaklaşık 15 milyar yıllık olduğu belirlenmiştir. Bundan dolayı, gözlemlenebilir evrende 200 milyar galaksi bulunabilir.

    Orta boyutta bir galaksi olan Samanyolu'ndan 100 kat daha fazla kütleye iye
    galaksiler bulunduğu gibi, yüzbinde biri kadar olan galaksiler de vardır. Ortalama bir galakside 1010 yıldız olduğunu varsayabilriz. Demek ki gözlemlenebilir evren içinde 2x1021 yıldız var demektir. Buna göre milyarda bir teknolojik uygarlığın var olma olasılığı böyle bir evrende 2 trilyon farklı uygarlığın var olacağı anlamına gelmektedir.

    Daha önce sözünü ettiğimiz sayıyla başlarsak:

    I - Galaksimizdeki yıldızların sayısı:
    320.000.000.000

    Tek başına yıldız, yaşamın varlığını garanti edemez. Bunun için yıldız yakınında bir gezegen bulunmalıdır. Yıldız tarafından enerji verilen ve ısıtılan bu gezegende yaşam var olabilir.

    Onun için gezegen sistemini dikkate almalıyız. Güneş sistemimizin nasıl
    oluştuğunu saptayabilirsek, diğer gezegen sistemlerinin nasıl oluştukları
    konusunda bir takım sonuçlar çıkarabiliriz. Nebula hipoaaaine göre, her yıldızın bir gezegen sistemi olacaktır.

    Açısal momentum, ayrık bir gökcisminin ya da bir sistemin dönme eğiliminin bir ölçüsüdür. Açısal momentum iki şeye bağlıdır: Maddesel noktanın bir eksen ya da bir cisim çerçevesinde dönüş hızına ve dönüş merkezine olan uzaklığına. Bu sabite, açısal momentumun sakınımı yasası denir. Bu yasaya göre, uzaklık küçüldükçe, dönme hızı artar ya da uzaklık büyüdükçe, hız küçülür.

    Güneş, sistemin açısal momentumunun %2'sine iyedir. Geri kalanı sistemdeki
    diğer cisimlerde bulunmaktadır. %60'ı Jüpiter, %25' Satürn'e aittir.Eğer
    sistemdeki tüm gökcisimlerinin açısal momentumları Güneş'e eklenirse açısal
    momentumun sakınımı yasasına göre- Güneş, ekseni çevresindeki dönüşünü
    yarım günde tamamlayacaktı!

    Salınım yapan her yıldızın gezegenleri olduğunu ileri sürmek ne derece
    doğrudur? Sirius'un salınımı, Güneş'e benzer bir yıldızdan kaynaklanır. 61 Cygni, Barnard, Ross 614 ve Lalande 21185 'te salınımlar gözlendi. Gezegen sistemlerini tüm yıldızların %93'ünü ağır dönen yıldızlarla sınırlayacak olursak:

    II - Galaksimizdeki gezegen sistemlerinin sayısı: 297.000.000.000

    Büyük bir yıldızda ekosfer (yaşam koşullarını sağlayacak uzaklıktaki kabuk) çok daha uzak olacaktır. Gezegenimiz dev yıldızın çevresinde, -Isaac ASIMOV'un örneğine göre- 366 milyar Km. uzakta olduğunu düşünürsek (Pluton'un Güneş'ten uzaklığının 62 katı) yıldız çevresindeki dolanımı 14.500 yıl olacaktır. Dairesel görünmeyecek kadar olan bu uzaklıktan bile Güneş'in dünyamıza verdiği kadar ısı ve ışık verecektir. Güneş'ten sönük görünmesine rağmen morötesi ve x-ışınlarının akışı yaşam için öldürücü olacaktır. Ayrıca, gezegenin konumu atmosferinin kalınlığını ayarlayarak çözümlenemeyecek bir sorun.

    Bir yıldız, tüm varlığı süresince yaşam için elverişli değildir. Önce, nükleer
    ateşlemelerin merkezinde başlayacağı noktaya dek yoğuşmalıdır, ancak ondan sonra yayınlamaya başlar. Sonuç olarak, yoğuşma dengeli bir safhaya ulaşır ve radyasyon, belli bir en üst sınıra vardıktan sonra orada kalır Buna yıldızın normal hali denir. Gördüğümüz yıldızların %98'i bu haldedir.Bir yıldız da ancak normal haldeyken yaşama hizmet edebilir. Güneş, normal hal süresinin henüz yarısını bile tamamlamamıştır.

    Güneş'ten 70 kat büyük olan dev bir yıldız korkunç yerçekimine dayanabilmek için aşırı oranda hidrojen tüketecektir ve normal halde kalabilme süresi en çok 500.000 yıl sürecektir. Bu süre, insan ömrü için çok uzun olmakla birlikte yaşamın uygarlık düzeyine çıkabilmesi için bir gezegenin 5 milyar yıllık bir zamana gereksinimi vardır. Dolayısıyla Güneş'in 1,4 katından daha büyük kütleli bir yıldızın yaşamın gelişmesine hizmet edemeyeceği sonucuna varılabiilir.

    Öte yandan Güneş'in 1/16'sı kadar olan cüce bir yıldız, (Jüpiter kütlesinin 65 katı ya da 150.000 Km çapında olacaktır) Dünyamızın, bu yıldızın merkezinden 300.000 Km. uzakta onun çevresinde döndüğünü varsayarsak, gezegenimizin bir yılı 1,1 saat kadar olacaktır. Alınan enerji biraz faklı olacak ancak bu yıldız, Dünya'dan Güneş'in 3.000 katı büyüklükte görünecektir! Hiç morötesi ışık veremeyecek olan bu cüce yıldız, pek az görünür ışık verecek ve enerjisinin çoğu kızılötesi ışık durumunda olacaktır. Güneş'in Dünya üzerindeki etkisinin, Ay'ın Dünya üzerindeki gelgit etkisinin %46'sı kadardır. Ancak bu cüce yıldızın kütlesinin, Güneş'in kütlesinin 1/16'sı kadar olmasına karşın, bunun yer üzerindeki gelgit etkisinin 150.000 katı olacaktır. Bu etkiyle cüce yıldızın ekosferindeki gezegenimiz sonunda dönüşünü durduracak ve bir yüzü tamamen yıldıza bakacaktır. Böylece gezegenin her iki yanında sıvı su kalmayacaktır.

    Alacakaranlık kuşağında bile, yıldıza bakan yüzeyindeki sıcaklık dolayısıyla
    atmosfer kaybolacak, yaşanmaz duruma gelecektir. Sonuç olarak M2 tayf
    sınıfından küçük yıldızları (cüce yıldız) devre dışı bırakabiliriz.

    O halde F2 (Güneş'in 1,4 katı) ve M2 (Güneş'in 0,33 katı) tayf sınıfları arasındaki yıldızların yaşam süresi zekanın oluşmasına fırsat verecek denli yeterlidir. Bu aralık içindeki yıldızlar "Güneşimsi Yıldızlar"dır ve galaksimizdeki oranı %25 kadardır.

     
YerkÜre'de Ve YerkÜre DiŞinda YaŞam konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. yaşam ve ölüm sorusu

    yaşam ve ölüm sorusu

    padişah ve vezir birini asacakmış.adama demişki sana iki kağıt göstereceğiz yaşam yazan kağıdı seçersen yaşayacaksın ölümü seçersen öleceksin demiş.vezir de adama gıcık oluyormuş iki kağıda ölüm yazmış ama padişahın haberi yokmuş bundan.vezir adamın önüne koymuş kagıtları seç bakalım demiş birini.adam öyle bişey yapacakki yaşayacak hadi bakalım çok zor bi soru kağıtta yazan yazıları...
  2. DNA ve Yaşam

    DNA ve Yaşam

    Deoksiribonükleik asit DNA, Dünya üzerindeki bütün canlı organizmaların özelliklerini belirleyen olağanüstü bir kimyasal maddedir.Bir ağacın yapraklarının rengini, bir kurdun azı dişlerininin büyüklüğünü, bir zürafanın boyunu veya ayak parmaklarımızın şeklini DNA belirler. DNA, hücre çekirdeklerinin hepsinde bulunan kromozomları oluşturur.Her bir kromozonda, tek,uzun bir DNA molekülü vardır....
  3. Özürlüler ve Yaşam Algısı

    Özürlüler ve Yaşam Algısı

    Özürlü; "normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar" olarak tanımlanmıştır. Bireyin fiziksel işlevlerindeki bozukluk ve bunların hareket yeteneğinde yarattığı eksiklik ve güçlük, onu toplumun diğer bireylerinden farklı...
  4. Travmatik Yaşantı Ve Korkular

    Travmatik Yaşantı Ve Korkular

    Kişinin ruhsal dünyasında uzun dönemli olumsuz etki yaratan her olay ve durum "travmatik" olarak adlandırılır. Herkesin geçmişinde büyüklü küçüklü travma yaşantıları vardır. Deprem, taciz, tecavüz gibi bir defada olan büyük travmalar olabileceği gibi çok göze çarpmayan ama süreklilik sergilediği için kişiyi ilerideki yaşantısında olumsuz etkileyebilecek olan küçük ve orta büyüklükte...
  5. Yaşamdaki Acılar ve Tuz

    Yaşamdaki Acılar ve Tuz

    Hintli yaşlı bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak, döndüğünde, yaşlı usta, ona bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle...

Sayfayı Paylaş