gebe
  1. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.236
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    Yirmibin Altin

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında kördügüm tarafından paylaşıldı.

    [SIZE=+1]Yirmibin Altın [/SIZE]
    Hazret-i Ebû Bekir r.a.bütün mal ve mülkünü fîsebilillah sadaka verip, bir hırka ile evinde otururken, bir kimse gelip, kapıyı çaldı. Hazret-i Ebû Bekir dışarı çıkıp, kapıda duran kimdir diye bakdı.
    - Ne istersin
    - Yâ Ebâ Bekir! Onikibin akça borcum var. Bugün vermemin son günü. Muhakkak vermem lâzım. Şimdi, lutf ve kerem edip, benim bu borcumu ödeyip, beni kurtar.
    - Görmez misin beni, bütün malımı, giyeceklerimi Allahü teâlâ yoluna verdim. Hattâ arkamdaki elbisemi de bir fakîre verdim. Şimdi bir hırka giyip, oturuyorum. Mal ve giyecek kalmadı. Senin borcunu nereden ödeyeyim.
    - Biliyorum ve işitdim ki, sende mal kaldı. Senin fadlından ümîd ederim ki, benim bu borcumu ödeyesin.

    Hazret-i Ebû Bekirin yapacak bir şeyi kalmadı. Bir yehûdîye vardı. Onikibin akçe istedi.
    - İnşâallahü teâlâ yarın öğleden sonra malını vereyim.
    - Yâ Ebâ Bekir, yarınki gün malımı bulup vermez isen, ne olur.
    - Eğer yarın öğleden sonra senin malını bulup, vermezsem, kendimi sana köle eyledim. Dilersen satıp, parasını al, istersen beni köle gibi kullanırsın.
    Bu sözleşme üzerine o yehûdî çıkarıp, hazret-i Ebû Bekire onikibin akçe verdi. Ebû Bekir-i Sıddîk 'radıyallahü anh' da o akçeyi o borçlu fakîre verip,
    - Borcunu ver, dedi.
    Kendisi, oturup, Allahü teâlâ hazretlerine tevekkül eyledi. Yarın vaktinde ödemeği va'd etdiğim, bu borcu ben nereden alıp, ödeyeceğim, diye düşündü. Hiçbir çâre bulamadı. Varıp, o yehûdîye köle olayım diye kalbinden geçdi. Bu şekilde düşünürken, hazret-i Âişenin evine vardı. Selâm verip,
    - Yâ kızım Âişe. Bilmiş ol ki, dün bir yehûdîden onikibin akçe alıp, bir fakîrin borcunu ödedim. Bugün öğleden sonra, akçeleri ödemem lâzım. Akçeleri bulup, ödemezsem, kendi nefsimi o yehûdîye verdim. Şimdi vâcib oldu ki, kendimi o yehûdîye köle eyliyeyim. Yâ kızım, âhıret hakkını halâl eyle. Sağ ve asân ol. Ben gidiyorum.
    Hazret-i Âişenin 'radıyallahü teâlâ anhâ' kalbi mahzûn olup, ağladı. İkisi berâber ağladılar. Hazret-i Ebû Bekir kızının yanından ağlıya ağlıya çıkdı, gitdi.
    Hazret-i Âişe annemiz ağlarken, mübârek gözünden bir damla yaş indi. Yere düşdü. Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretlerinin kudretinden bir nûrânî cevher halk oldu. Hazret-i Âişe bu cevheri görüp, sevindi. Babasını çağırdı. Hazret-i Ebû Bekir dönüp geldi.
    - Ne dersin yâ kızım!
    - Allahü teâlâ bana merhamet eyledi. Gözümün yaşından bir cevher yaratdı. Şimdi var, bu cevheri alıp, pazara götür, satıp, borcunu edâ eyle.

    Ebû Bekir-i Sıddîk da o cevheri alıp, pazara gitdi.
    Hak Sübhânehü ve teâlâ, Cebrâîl aleyhisselâma emr eyledi ki,
    "Yâ Cebrâîl, Habîbim ve Resûlüm Muhammed Mustafânın zevcesi Âişenin göz yaşından kudretim ile bir cevher halk eyledim. Kulum Ebû Bekir o cevheri, pazara satmağa gidiyor. Şimdi çabuk var. Cennetde, kudret hazînemden yirmibin altın al. Bir nûrdan tabak içine koyup, Ebû Bekirin önüne var. O cevheri satın al. Bana getir ki, o cevher bana gerekdir. Arşıma o cevheri koyayım ki, onun nûru arşımda ışık saçsın. Ve de mü'min kullarımın kabri o cevher ile münevver olsun [aydınlansın]."
    Cebrâîl aleyhisselâm da yetişip, Cennetin hazînesinden yirmibin altını, bir nûrdan tabak içine koydu. İnsan sûretinde, hazret-i Ebû Bekirin pazar içinde önüne geldi.
    - Yâ Ebâ Bekir! Elindeki nedir, satar mısın.
    - Satarım.
    - Kaça verirsin.
    - Onikibin akçaya veririm.
    - Bunun değeri onikibin akça değildir. Yirmibin altın vereyim.
    - Eğer o fiyâta alır isen sen bilirsin.
    - Şimdi aç eteğini.
    Ebû Bekir hazretleri eteğini açdı. Cebrâîl aleyhisselâm eteğine altınları dökdü. Hazret-i Ebû Bekir alıp, evlerine geldi. Gördü ki, akça aldığı yehûdî kapı önüne gelmiş. Çağırıp der ki,
    - Yâ Ebâ Bekir, gel akçamı ver; yâhud kölemsin; seni hizmetde kullanırım.
    Ebû Bekir hazretleri, ardından varınca; o yehûdî ayak sesini duyup, arkasına bakdı. Gördü ki, gelen Ebû Bekirdir.
    Yehûdîye dedi ki,
    - Aç eteğini.
    Açdı. O yirmibin altını yehûdînin eteğine dökdü.
    Yehûdî dedi ki,
    - Bu altın nedir.
    - Yirmibin altındır. Borcuna tut.
    - Senin bana borcun onikibin akçadır.
    - Bu altın senin akçenin berekâtıdır.
    Sonra o yehûdî altının birini eline aldı. Gördü ki, bir yanında, (Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah) yazılmış. Diğer tarafında (Kulhüvallahü ehad sûresi.) yazılmış. Kudret kalemi ile yazı yazılmış. Yehûdînin kalbine bir hâl gelip, hidâyet-i rabbânî yetişdi. Dedi ki,
    - Yâ Ebâ Bekir! Bildim ki, senin dînin hakdır, gerçek evliyâsın. Muhammed aleyhisselâm da hak Peygamberdir.
    Şehâdet kelimesi söyleyip, sadakatle müslimân oldu. O altını din aşkına cümle fakîrlere dağıtdı. Kendisi ehl-i havâsdan oldu 'radıyallahü anh'. Ma'lûmdur ki, Ebû Bekir 'radıyallahü teâlâ anh' hazretlerinin menâkıbı ve keşfi ve kerâmetleri nihâyetsizdir. Had ve hudûdu mümkin değildir.

     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Yirmibin Altin
    emeğine sağlık
     
Yirmibin Altin konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Alt

    Alt

    Bir şeyin altı, o şeyin dayandığı temele, onu meydana getiren unsurlara delalet eder. (Neyin altını görmüşseniz, o maddeye bakınız.)
  2. ıhlamurlar altında

    ıhlamurlar altında

    Varoşların güzelliğiyle dillere destan Elif'i, gönlünü mahallenin yürekli delikanlısı Yılmaz'a kaptırmıştır. Dürüstlüğüyle çevresindekilerin sevgisini kazanmayı başaran Yılmaz'ın gözü Elif'den başka kimseyi görmez. Birbirlerine deli gibi aşık olan Yılmaz ve Elif'in tüm arzuları evlilik hazırlıklarını bir an önce bitirip, birbirlerine kavuşmak ve masallardaki gibi hayatları boyunca mutlu...
  3. altını ıslatma

    altını ıslatma

    ruyada altini islatmak rüyada altını ıslatmak rüyada altini islatmak ruyada altını ıslatmak rüya tabirleri Geceleri altını ıslatan çocuklar psikolojik olarak içe dönük ve eziklik hissine kapılırken, bu sorun ailelere bıkkınlık veriyor. Yatağını ıslatan çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkileniyor. Çocuk bunu bir sır gibi saklıyor, arkadaş evinde kalamıyor, yaz kampları, okul gezileri, spor...
  4. altına işedi :)

    altına işedi :)

    Çok güldüğüm bi olaydı ya:D arkadaşımla internet kafeye qittik orta okuldayız ben sandalyeden düşüyordum tam adamın teki ' aman qülüm taş maş vardır dikkat et' diye kro bi sesle bağırdı:D arkadaşım qülmekten kadife sandalyeye işedi sonrada bilgisayar masasının altına oturdu işedi haha:D aşağıya hesabı ödemeye gittiğimde internetin sahibi arkadaşımı tam ekran yapmış izliyor:D kıpkırmızı oldum...
  5. altin cilek

    altin cilek

    Altın Çilek Bitkisi, faydaları saymakla bitmeyen yüksek lif oranına sahip oldukça yararlı bir meyve türüdür. Altın Çilek ile Papaya meyvesi karışımıyla, sadece Altın Çilek ve Papaya bitki özlerini barındıran Altın Çilek Hapı meydana getirilmiştir. Zayıflamaya yardımcı olan Altın Çilek, en yavaş metabolizmalarda bile etkisini hızla göstererek; vücut bünyesinde yer edinmiş yağların yakmaya ve...

Sayfayı Paylaş