gebe
  1. AuSSie-AnGeL

    AuSSie-AnGeL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    6.965
    Beğenilen Mesajlar:
    780
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    aNKaRa

    Yorgunum ey hayat...

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında AuSSie-AnGeL tarafından paylaşıldı.

    Yorgunum Ey Hayat... [​IMG] Her sonbahar gelişinde dökülür yapraklar birer birer, her biri bir tarafa savrulur
    Hazan mevsimi, doğanın da ölüm mevsimidir derler Elveda zamanı, hüzün mevsimi, ayrılık mevsimidir derler. Oysa ben mevsimler içerisinde en çok sonbaharı severdim bir zamanlar. Uçurum kenarlarında açan sarı sarı çiçekleri bir de, çiçekler arasında. Düşme tehlikesiyle de olsa uzanıp kokusunu içime çekerdim yudum yudum, nefes nefes... Hayatın bütün derinliğini, dinginliğini, gizini orada ve onlarda bulurdum...


    Dalından ayrı düşen her yaprağın hüznünü yaşıyorum şimdi ey hayat! Sararmış, gazel olmuş, solmuş ve rüzgarın önünde savrulan yaprakların hüznünü& Gönlümde sonbahar rüzgarları esiyor, şarkılar daha bir içli çalıyor şimdi , gönlüm yorgun, gönlüm küs, gönlüm suskun... Boğazımda düğüm düğüm hasret, bulut bulut gözlerimde çakıyor şimşekler...

    Gurbetten gurbete savrulan insanların iç acısını duyuyorum içimde her sonbahar gelince... İçimden kopan her duygu kırıntısı yüreğime batıyor...

    Yapraklar gibiyim ben de ey hayat, her sonbaharın gelişiyle beraber bende sonbaharı yaşıyorum, sonunda ilkbaharın müjdesi olsa da... İlkbaharda çayırlar yeniden yeşillenip, ağaçlar filiz sürse de, çiçekler yeniden süslesede dağları, kırları, ovaları. Ben hep güzdeyim...

    Her baktığımda soluk sarı yapraklar gibi duruyor aynalarda ki yüzüm, içim, dışım sonbahar ey hayat. Bütün anılar yaprak yaprak sokaklara dökülmüş. Kardan bir kefenle kocaman bir dağ gibi gelip oturmuş göğsümün üzerine hüzün... Yorgunum, çok yorgun ey hayat, vefasız dünyanın ihaneti beni bitirdi...

    Bilirim ne yapsamda bir sonbahar yaprağına yazgılıyım, değiştiremiyorum yazgımı... Acılara, hüzünlere, sevdalara, sararmış yaprakların rüzgardan savruluşuna yazılmış adım neylersin. Terkedilmiş evlerin hanelerine, yıpranmış defterlerin sayfalarına yazılmış adım...

    Bilirim sonbaharların sarı kaderine yazılmış sonu hazin küçük bir öyküyüm ben, kimselerin açıp okumadığı bir kitapta; üzerine hüzün tozları serpilmiş kederli gecelerin sonbahar rüzgarlarıdır belki de; bütün bu yaşadıklarım... Ki, sonbahar yaprakları gibi dökülüp, dökülüp savrulup gidiyor ömrüm elimden...

    Yalnızlığın en derin uçurumuna yaslanmış kalmışım yangın yüreğimle ey hayat. Sonunda gücüm tükenip düşeceğim belki ya da kendi yüreğimden taşınıp gideceğim kimsenin bilmediği, ulaşamadığı, uğramadığı bir yüreğe...

    Varsın karanlık geceler yokluğuma ağıt yaksın, sahte sevgilerle avutsun hicranımı zaman...

    Kaç yıldır ki, yaşamın uğramadığı mezarlıklar gibiyim, içime binlerce ölü gömülü. Dolaşıp duruyorum ağaçların dökülmüş yaprakları arasında, sonbaharın sarı soluk yüzüne sürüyorum yüzümü yaprak yaprak... Ağaçlara baktıkça nedenini bilmediğim ama acısını duyduğum sararmış hüzünler kaplıyor içimi.

    Bilmem bu kaçıncı çığlığımdır ey hayat, sesimi duyuramadığın . Bilmem bu kaçıncı imdat...

    Şimdi vurulmuş bir kuş kanadı gibi duygularım, sığınacağım dal da yok. Yıpranmış, paralanmış eski bir giysi gibi duruyor üzerimde ömrüm... Her ihanet onulmaz bir yara açtı yüreğimde, ne yapsam durmuyor kanama. Kahretsin...

    İçimin yaşayan sevinçli yanını öldürdüler ey hayat, hüzne bulandı her yanım, ben ki sevinç rüzgarları doluydum bir zamanlar sevgi dağlarında, sevgi eserdim gece gündüz yüreklere, yüreklerden dağlara, ormanlara, sokaklara. Şimdi ihanetin kara bulutları kaplamış göğümü, güneşli günlere hasretim ey hayat...

    Ellerine kapanıyorum şimdi, anla beni, al beni... Bir sonbahar yaprağı gibi bekletme son yaprakta. Bırak alıp götürsün beni sarı yapraklarıyla sonbahar rüzgarları, yapraklar gibi savurup savurup götürsün uzaklara...

    Bir varmış bir yokmuş diye başlar bütün masallar. Ellerim soğuk şimdi üşüyorum, bedenim,dudaklarım buza dönmüş...

    Yokumsa beni ey hayat, doğmamış gibi...

    Sanki hiç yaşamadım, tatmadım, acıyı, ihaneti. Masalım da olmadı sonu mutlulukla biten. Gökten üç elma düşmesini beklemiyorum artık, yorgunum ey hayat, yorgun...


     
    _EvAnEsCeNcE_ bunu beğendi.
Yorgunum ey hayat... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Yorgun düştük ey nebi!

    Yorgun düştük ey nebi!

    Bilirim, Sen Ahirzaman Peygamberi'sin ve bilirim her an bir adım daha yaklaşmaktayız o müthiş güne. İmanı elde tutmanın, ateşi elde tutmak gibi olduğu bir zamanı yaşıyoruz. Sabah mü'min uyananlar, akşama dinlerinden uzaklaşabiliyor. Dilleri ile hakkı müdafa edenler, kendi çıkarlarına gelip dayandığında, söylediklerinin tam tersini yapıyorlar. Sen'den ayrı geçen günler, çok şey alıp götürdü....
  2. Ey dert! Hayatimin neresindensin

    Ey dert! Hayatimin neresindensin

    Ey dert! Hayatimin neresindensin Yasadigimiz kainat mi desem, yoksa yasamaya calistigimiz kainat mi? Sevdigimiz insanlar mi, yoksa sevmeye calistigimiz insanlar mi? Unuttugumuz degerler mi, yoksa unutmaya calistigimiz degerler mi? Buhranlarimizin sebebi… Yasantimiz boyunca karsimiza cikmistir aslinda. Hayatimizi alt ust etmek icin yeterli olmustur. Tek farki; ismi kucuk, islevi...
  3. Ey hayat ...

    Ey hayat ...

    EY HAYAT EY HAYAT Ey Hayat! Bütün öfkem sana bilesin!Bu damarı çatlayan ar senin Günahını benim kanımda arama!... En fazla sen gibi en az sen kadar bu ömrüm Adadığım adaklar dünlere Yarın gözlerine yazılmış güzel bir şarkı gibi Sensiz dinlersem bil ki gözlerini unutmadım... Ne çok direndim oysa Cevabını bilmek sorunun can yakıcı ağırlığını hafifletmiyormuş Zaman sadece bir süs...
  4. Ey hayat..Sevgilime Söyle...

    Ey hayat..Sevgilime Söyle...

    Ey hayat..Sevgilime Söyle... Ey gece sevdiğime söyle yanındayım ben hep onunla yüreğim ellerim gözlerim. Ara sıra o da düşünsün beni karanlık çöktüğünde. Kimbilir bir yıldızda birleşir yüreklerimiz belki de... Ey rüzgâr sevdiğime söyle sen savururken umutları diyardan diyara toplasın yerlerden hayallerimi bassın bağrına sevgiyle... Kimbilir hayaller...

Sayfayı Paylaş