gebe
  1. ßeLeN

    ßeLeN Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.973
    Beğenilen Mesajlar:
    1.316
    Ödül Puanları:
    113

    Ziya gökalp’ın hayatı, eserleri, kitapları

    Konu, 'Bilgi Hayattır' kısmında ßeLeN tarafından paylaşıldı.

    ziya gökalp,hakkında, eserleri, kitapları, hayatı, ziya gökalp hakkında merak ettikleriniz burada
    Ziya Gökalp hakkında merak ettiklerimizi paylaşıyorum meleklerim..
    [​IMG]
    Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye'yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.
    Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra Gökalp) Diyarbakır'da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir sonraki yıl İstanbul'a gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary College) kaydını yaptırdı.
    Daha önce Jön Türklerin (Young Turks) fikirlerinden etkilenen Gökalp, 1985 yılında İstanbul'da gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (Union and Progress) üyesi oldu. 1898'de tutuklandı; bir yıllık mahpusluk devresinden sonra bütün zamanını çalışmalarına adadığı doğduğu şehre sürgün edildi. O yıllarda Paris'te sürgünde olan Jön Türkler Fransız sosyolojisinden çok yoğun olarak etkilenmişti.İçlerinde Le Play hayranı olan Prens Sabahattin, Osmanlıların sadece sosyolojik çalışmalar yoluyla sosyal değişmeyi anlayabileceklerini daha sonra bu görüş Gökalp tarafından da desteklenmişti ve imparatorluğu bir arada tutan çeşitli unsurlar arasında uzlaşma sağlama yolunu bulabileceklerini (28 Ağustos, 1099 tarihli Peyman gazetesinin ilk sayısında) beyan etmişti.

    Jön Türk devriminden sonra, 1908'de Gökalp İttihat ve Terakki Fırkası'nın Diyarbakır'daki temsilcisi oldu. Bir yıl sonra, fırkanın Selanik'teki merkez heyetine üye seçildi ve kendisine parti doktrinini anlatma ve genç insanları parti saflarına çekme görevi verildi. 1910 yılında Selanikte sosyoloji öğretimini esas alan bir göreve atandı. Türkiye'de ilk defa gerçekleşen böyle bir atamadan beş yıl sonra da İstanbul Üniversitesi'nde ilk sosyoloji profesörü oldu. O, İstanbul'u Türkiye'deki sosyoloji çalışmaları için bir merkez haline getirirken, bu faaliyeti 1919'a kadar Edebiyat Fakültesinde sürdürdü. 1. Dünya Savaşı sonrasında Malta'ya sürgüne gönderilen Gökalp, yürekli bir Atatürk taraftarı olarak 1921'de Diyarbekir'e geri döndü ve milli liderlere yol göstermek amacıyla sosyolojik makale serileri hazırladığı küçük mecmua'nın sorumlu müdürü oldu. 1922'de (Ministry of Public Deparmant of the Education) un Ankara'daki Kültürel Yayınlar Dairesine müdür olarak atandı ve orada ünlü eseri "Türkçülüğün Esasları" yayınlandı.
    Gökalp Jön Türklerin gerçekleştireceği siyasi devrimin, iktisat aile, güzel sanatlar, ahlak ve hukuk gibi alanlarda "Yeni Hayat" ortaya çıkaracak sosyal bir devrimle tamamlanmaya ihtiyaç gösterdiğine inanmıştı. Yeni bir Türk medeniyeti sadece Türkiye'nin gerçek milli değerlerinin kazanılmasıyla yaratabilirdi. 1911'e kadar Gökalp, değerlerin hiçbir şey ifade etmediğine,"fikir-kuvvet"(idees forces)'un felsefesi öneme haiz olduğuna inanmıştı. Fakat 1912'den sonra Durkheim'in değerlerle ilgili yorumunu (collective represantations) kollektif temsiller olarak kabul etti. (Gökalp, Durkheim'i en önemli sosyolog ve sosyolojinin kurucusu olarak düşünüyordu.)

    Gökalp'e göre tam olarak ifade edildiklerinde idealler olarak adlandırılan kollektif temsiller (collective reprasantations). kollektif şuurdaki gerçeklerdir. Değerlerin tek kaynağı toplumun kendisidir, ve bireylerce elde edilen kollektif duygu ve bilgi birikimi kollektif şuuru oluşturur. (1911-1923) 1959, s.62-64)

    Balkan savaşı yenilgisinden sonra, Türkiye için kritik bir dönem başladı. Reformlar üzerindeki tartışmalara İslâmcılık, Batıcılık ve Türkçülük arasındaki çatışmalar öncülük etti. 1912'de İstanbul'a gelen Gökalp, bu çatışmaların daha geniş bir bakışla ele alınarak, giderilmesi gerektiğini hissetti. Gökalp, insanın her biri kendi değer sistemine sahip olan kültür gruplarının ve evrensel kabul ve kültürel yayılma kaabiliyeti olan kural ve tekniklerin bileşimi olduğunu tartıştı. ([1911-1923] 1959, s.97-101) Türklerin aynı anda; Türk Milletine, İslâm ümmetine ve Avrupa medeniyetine ait olduğu sosyolojik bir vakaydı. (Gökalp [1911-1923] 1959, s.71-76; Heyd 1950, s. 149-15]) Gökalp, milliyetçiliğin, modern çağın en güçlü ideali, milletlerin ise, kültür grupları skalasında en üst seviyede gelişmemiş türler olduğunu, yoğunluğu gittikçe artan bir şekilde vurguladı. Millet kavramı içinde, Türk kültürünü, İslâmı ve Batı teknolojisini bir araya getirmenin mümkün olduğunu düşündü. Gökalp, daha sonra, kollektif temsilleri millî âdetlerle bir tutma gerektiği noktasına geldi ve ......" bir milletin kültürünü ait olduğu medeniyetten ayırma çalışmaları yapan disipline kültürel sosyoloji adı verildiğini" öne sürdü. ([1911-1923] 1959, s.172-173)

    Bir sosyoloğun görevinin millî kültür unsurlarını ortaya çıkarmak (keşfetmek) olduğu inancını takiben, Türk ailesinin evrimi ile (pre-islamic) İslâm-öncesi Türk dini ve devlet üzerine bir dizi çalışmaya girişti. Gökalp'ın modernleşmiş islâm düşüncesine ait teorisi ilahi kaynaklı olmasından ziyade, sosyal kaynaklı uzlaşma dayanan ve bundan dolayı seküler değişimi parelel olarak değişebilen İslamın kurallarının bir kısmına yönelikti. ([1911-1923]1959, s.193-196) Bir devletin seküler olması gerektiğine inanmıştı ve eğitim ve ekonominin millî olması gerektiğinin ısrarlı savunucusuydu. Eğitim ve ve hukuku sekülerleştirme ve kadınlar için eşit haklar teklif etme üzerindeki programları kısmen 1917 - 1918 yıllarında uygulamaya konuldu.

    Gökalp üzerindeki fikirler ikiye ayrılır. Gökalp, bizzat kendisi, çalışmalarını özgün hale getiren şeyin, Durkheim'ın sosyolojik metodu üzerindeki denemelerini Türk medeniyetine uygulamak olduğunu düşünüyordu. Destekleyicileri ise; onun kültür ve millet yapısı üzerindeki kavramsallaştırmalarının özgün olduğu ve çalışmalarının, Durkheim geleneğindeki bilimsel sosyolojiyi temsil ettiği konusunda hemfikirdiler; ayrıca, muhalifleri, Gökalp'ın baskın kollektivist fikirlerle, dogmatik tümden ve gelimci bir zihin yapısına sahip olduğunu vurgularlar. Bunların ötesinde, Gökalp, ateşli bir milliyetçiydi ve öğretilerinin Türkiye'nin modernleşmesi yolunda fikrî bir kaynak sağladığına şüphe yoktur.

    ESERLERİ

    ŞİİR:
    Ala Geyik
    Altın Destan
    Köy
    Lisan
    Medeniyet
    Vatan

    DÜZYAZI:
    Kızıl Elma (1914)
    Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918)
    Yeni Hayat (1918)
    Altın Işık (1923)
    Türk Töresi (1923)
    Doğru Yol (1923)
    Türkçülüğün Esasları (1923)
    Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)
    Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)


     
Ziya gökalp’ın hayatı, eserleri, kitapları konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Nazmi Ziya Hayatı ve Eserleri

    Nazmi Ziya Hayatı ve Eserleri

    nazmi ziya eserleri nazmi ziya güran eserleri güran hayatı ın hayatı kal ve Ünlü ressamımız Nazmi Ziya Güran'ın geçmişi tarihin derinliklerinden gelen bir kültür ailesine dayanmaktadır. Fatih Sultan Mehmed'in hocası "Molla Gürani" Nazmi Ziya'nın soyağacının başlangıcını oluşturur. O dönemden itibaren İstanbul'un kalburüstü ailelerinden oluşan bu soydan gelenler, daha çok,...
  2. Ben çekiLiyorum.. Hayat... Ziyade oLsun Sana...

    Ben çekiLiyorum.. Hayat... Ziyade oLsun Sana...

    Kaçıncı yanılışım bu ! Bir tekneye atlayıp da denizin , o en erişilmezin ortasında kaçıncı yalnız bırakılışım ! Gücüm yok Taakatim yok alıp da elime kürekleri çekecek Çekip de kürekleri geri dönecek ! Böyle biçare , böyle yalnız , böyle ıssız ..... Kaldım daha önce de evet ve ama bu hani tamda tamam derken bir kere daha işte ! Heveslerim , umutlarım , tüm mutluluklarım alındı yine...
  3. Ziya Gökalp Eserleri

    Ziya Gökalp Eserleri

    Merhabalar arkadaşlarım, ziya gökalpin yapmış olduğu eserlerin ne olduğu konusunu araştırmaktayım. Baktım ki sorulara cevap veriyorsunuz. Bende sorayım dedim. Bu hususta bana yardımcı olurmusunuz
  4. laz ziya hayatını kaybetti

    laz ziya hayatını kaybetti

    Seslendirme sanatçısı da olan Betil, 'Kurtlar Vadisi' dizisinde 'Laz Ziya' karakteriyle hafızalara kazınmıştı. İSTEMİ BETİL KİMDİR Türk sinema, tiyatro, TV dizileri oyuncusu ve seslendirme sanatçısıdır. Kurtlar Vadisi adlı TV dizisinde "Laz Ziya" karakteriyle geniş kitlelerce tanınmıştır. Pek çok projede seslendirme sanatçısı olarak görev yapan sanatçının ses verdiği karakterler...
  5. Eser Yenenler Kimdir?Eser Yenenler Hayatı?

    Eser Yenenler Kimdir?Eser Yenenler Hayatı?

    Eser Yenenler Kimdir Eser Yenenler Hayatı Eser Yenenler Biyografisi İşte meleklerim BKM'nin yani Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı programla kendini bizlere sevdiren Eser Yenenler kimmiş hayatı hakkında sizinle bilgiler paylaşmak istiyorum...Şimdilerde yeni bir yarışma programı ile ekranlara geliyor... Oyuncu Eser Yenerler 14 Şubat 1984 tarihinde Bursa'da doğdu. 11 yaşında tiyatroya...

Sayfayı Paylaş