Baykal, Erdoğan'ı düelloya davet etti

PaSikA

PaSikA

Yeni Üye
Üye
Baykal, Erdoğan'ı düelloya davet etti
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 29 Mart Yerel Seçimleri için ilk meydan mitingini Adana’da yaptı.


Partisince, Uğur Mumcu Alanı'nda düzenlenen açık hava toplantısında coşkulu bir kalabalığa seslenen Baykal, hükümeti sert bir dille eleştirdi.

Başbakan Erdoğan'ı canlı yayına çağıran Baykal, “Her şeyi konuşalım. Millet bunu dinler, kararını verir. Kim doğruyu söyler anlar. Haydi gel, yandaşlarını da al. Söyleyeceklerini yüzüme söyle, ben de senin yüzüne söyleyeyim. Niye kaçıyorsun. Dünyanın her yerinde demokrasi böyle işler. Demokrasi kaçağı bu Başbakan. Kaçmayacaksın. Çıkacaksın televizyona tartışabileceksin. Korkuyorsun. Benimle bir arada olmaktan korkuyor. İşine gelmeyen haber yapıldı diye, cezalar uyguluyor. Onun korktuğu sorular bende. Onları ben sorucağım. Ama çıkmıyor karşıma" dedi.

Ekonomik tabloyu anlatırken, “700 bin kişilik ordumuz var, 945 bin işsizimiz var. İşsizlik ordumuzu bile geçmeye başlamış. Bu çok vahim bir durum” diyen Baykal, bu iktidar döneminede demokrasinin, toplumun çürüdüğünü, bunu önlemenin milli bir görev olduğunu söyledi.

'SEÇİM RÜŞVETİ DAĞITIYORLAR'

Kömür ve beyaz eşya olmak üzere seçim öncesi artarak süren yardımları da eleştiren Baykal şöyle devam etti: “Seçim rüşveti dağıtıyorlar. Bu seçim rüşvetidir, oy hovardılığıdır. Eğer amaç yoksullukla mücadele etmek ise, her aileye iş sağlayacaksın. Bunu sağladın mı kişi kendi yoksullukla başa çıkar zaten, kendi ailesine bakabilir. Onlara iş ver, rüşvet dağıtma. Yıllardır şunu söylüyoruz, Amacımız insana hizmet etmek. İnsanın en temel ihtiyacı iştir. İnsana emeğini kullanacağı iş lazım. Devletin en temel görevi halka iş sağlamaktır.”

Baykal, “İnsanın başka bir temel ihtiyacı ise ahlaktır. İş de lazım, ahlak da lazım. Ahlak dediğimiz işte bugünkü manzara. Türkiye'de işsizlikte var yolsuzluk da var. Resmi himaye altında yolsuzluk var. İşte örnek.” diyerek Deniz Feneri yolsuzluğunu anlattı.

'BU SEÇİM DENİZ FENERİ SEÇİMİ'

Gurbetçi yurttaşların duygularını istismar ederek kurulan dernekler aracılığıyla para toplandığını ifade eden Baykal şunları söyledi:

“Napıyorlar parayı, alıyorlar kuryeyle Türkiye'ye taşıyorlar. İstanbul'a, Ankara'ya. O paralarla şirketler kuruluyor. Televizyonlar kuruluyor. Ne yapıyorlar iktidara destek oluyor. Kimin televizyonu oluyor. AKP'nin televizyonu oluyor. Ergenekon'u arıyorlardı ne oldu. Bir sendikacıyı bulmuşlar, Mustafa Özbek'in üzerine gidiyorlar. Sen kasayı arıyorsan etrafına bir bakıver, etrafında çok kasa var çok. Bu kasalardan biri de Deniz Feneri kasası.”

Bu seçimin “Deniz Feneri” seçimi olduğunu kaydeden Baykal, Almanya’da görülen Deniz Feneri davasının dosyasını göstererek sözlerini şöyle sürdürdü:

'SEN MİSİN DENİZ FENERİNİ YAZAN'

Baykal, Doğan Grubuna yönelik vergi cezasına da değinirken, “Şimdi de yolsuzlukların konuşmasını engelliyor. Gazetelerin bir kısmı, Başbakan'ın himayesinde olmayan bir kısım medya olayla ilgilendi. Sen misin Deniz Feneri'ni yazan, sen misin doğruları gösteren. Hemen cezayı kestiler. Hemen inceleme başlatıldı. Türkiye'nin vergi rekortmenine 820 trilyon ceza kesmişler. Bütün dünya bunun bir baskı niteliğinde olduğunu gördü ve biliyor. Demokratik bir ülkede böyle bir şey olabilir mi? Sen böyle yaparak demokratik bir ülkeyi tersine çeviriyorsun. Senin işine gelmeyeni yazanı, ezebilirsen, yok etmeye çalışırsan hani demokrasi. Niye susturmaya çalışıyorsun” diye konuştu.

Baykal, konuşmasının son bölümünde, “Orada burada palavra. Meydanı çok boş bıraktık. Bunlara çok fırsat verdiniz. Ona mı destek olacaksın, yoksa Atatürk'ün kurduğu devletine mi?” diyerek Adanalılardan oy istedi.
 
Üst