Büyü ve sihirin dinimizde yeri

mislinay

Yeni Üye
Üye
Büyü ve sihirin dinimizde yeri
sihirin dinimizdeki yeri dinimizde büyü dinde büyü sihir neden günahtır sihir ve neden günahtır
Hârut ve Mârut adlı iki melekten alınan gizli bilgiler! Dinimiz, sihir ve büyü yapmayı, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmayı, en büyük günahlardan biri sayıp yasaklar.Sihir ve büyü vardır, haktır ve doğrudur.

Dinimiz, sihrin varlığını inkar etmemiş, fakat tevhid inancına zarar verdiği, kontrolü mümkün olmadığı ve genellikle kötüye kullanıldığı için yasaklamıştır. Kur'an'ın ifadesiyle eski bir medeniyet merkezi olan Bâbil halkından bazı insanlar ilham yoluyla Hârut ve Mârut isimli iki melekten birtakım gizli bilgiler ve hârika şeyler öğrendiler.

Bu melekler, insanları uyarıyorlar ve, "Biz ancak sizi denemek için gönderildik. Sakın sihir yapıp da inkarcı olmayın" demeden kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat bu uyarılara rağmen insanlar, meleklerden aldıkları bu bilgileri sihir yolunda kullanmaya başladılar. Zaman içinde başkalarına da öğreterek sihir ve büyüyü yaygın hale getirdiler. Nitekim çağımızda icat edilen atom, dinamit, nükleer enerji gibi insanlığın faydasına yönelik bilimsel verilerin daha sonraları savaşlarda kullanılması gibi...

BÜYÜCÜLERDEN UZAK DURUN!

Ünlü tefsir alimi Elmalılı Hamdi Yazır'ın belirttiği üzere, ilimler iyiye kullanılırsa zehirden ilâç yapılır, kötüye kullanıldığı takdirde de ilâçtan zehir elde edilir. Ancak insanlar herhangi bir yoldan elde etmiş oldukları bilgileri, her ne kadar sihir ve büyü gibi zararlı yollarda kullansalar da Kur'ân'ın ifadesiyle, "O sihri yapanlar, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar verebilecek durumda değillerdi. Onlar böylece kendilerine fayda veren şeyleri değil de, zarar verecek şeyleri öğrendiler." (Bakara Sûresi, 102)

Elmalılı merhum, âyeti tefsir ederken konuya şöyle bir açıklık getirir ve der ki: "Sihir yaparak karı-kocanın arasını ayıranlar, bu kadar kuvvetli bir sevgi bağını kıranlar bir topluma daha neler yapmazlar ki? Sihrin en büyük etkisi ruh üzerindedir.

Fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumun altını üstüne getirir. Bunun için sihirbazlardan ve büyücülerden uzak durmalı, hiçbir şekilde onlarla bir araya gelmemeli. Fakat bunlar ne kadar zararlı şeyler yapsalar da, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremezler. Çünkü gerçek tesir, ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. Asıl tesir gücü Allah'a aittir. Fayda ve zarar denilen şey de ancak Onun izniyle meydana gelir. O halde, her şeyden önce Allah'tan korkmalı ve Allah'a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır."

BÜYÜ YAPMAK GÜNAHTIR

Sihir ve büyü yapmak, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmak zaten İslâm'a aykırıdır, haramdır, dinimizde en büyük günahlardan biri sayılır. Bunun için inanan bir insanın herhangi bir problemini çözmek için sihirbaza ve büyücüye gitmesine müsaade edilmemiştir. Kâğıt, muska ve büyü yapması yasaklanmıştır. Bir yerde muska ve benzeri büyü malzemeleri bulunsa ve görülse dahi, her şeyden önce bir endişeye düşmemeli, bir telaşa ve heyecana kapılmamalı, moralimizi bozmamalı ve ümitsizlik içine girmemelidir. Hele hele, her şeyi ondan bilme gibi bir hataya da düşmemelidir.

ALLAH'A SIĞININ!

Çünkü her olayın dizgini ve idaresi Allah'ın elindedir. Bundan dolayı doğrudan doğruya Allah'a sığınmalı ve O'na yönelmelidir. Büyücü hocalara (!) gidip de onlardan bir şey beklemek, bir çareden öte çaresizliktir, dermandan ziyade derdine dert katmaktır.

Çünkü çoğu itibariyle işin istismarcısı ve tüccarı olan bu kişiler, insanın moralini bozmaktan başka bir şey yapmazlar. Varsa bir rahatsızlık veya psikiyatrik bir hal, doktora başvurmalı, tedaviyi ihmal etmemeli; elimiz de devamlı duaya açık olmalıdır. Ve Peygamberimiz'in uyguladığı ve tavsiye ettiği gibi, Felak ve Nâs sureleriyle birlikte, Ayetü'l- Kürsî'yi (Allâhü lâ ilâhe illâ hüve'lhayyü'l- kayyûm..) manevi bir siper ve koruyucu olarak görmelidir.

alıntı
 
Cevap: Büyü ve sihirin dinimizde yeri

emeğine sağlık canım allah korusun herkesi böle şeylerden bende ayetel kürsiyi hep okurum ve dualara çok inanırım
 
melek ler

bence melekler nurdan yaratılmış olarak bide kötülük yapamazlar.Şeytana melek diyorlar nasıl kötülük yapıyor oozaman
 
Ellerine saglik güzel ve önemli bir konu!

ALLAH'A SIĞININ!

Çünkü her olayın dizgini ve idaresi Allah'ın elindedir. Bundan dolayı doğrudan doğruya Allah'a sığınmalı ve O'na yönelmelidir. Büyücü hocalara (!) gidip de onlardan bir şey beklemek, bir çareden öte çaresizliktir, dermandan ziyade derdine dert katmaktır.

Ve Peygamberimiz'in uyguladığı ve tavsiye ettiği gibi, Felak ve Nâs sureleriyle birlikte, Ayetü'l- Kürsî'yi (Allâhü lâ ilâhe illâ hüve'lhayyü'l- kayyûm..) manevi bir siper ve koruyucu olarak görmelidir.

la havle vela kuvvet...
 
Şeytanlar doğuştan şeytan olarak yaratılmamışlardır. Daha sonra kendi iradelerini yanlış yolda kullanarak şeytanlaşmışlarıdr. Şeytan cin nev'indendir.

Kur'ân-ı Kerim, Hz. Ademin topraktan yaratıldığını, sonra ona ruh verilerek canlı bir insan haline getirildiğini açıkça anlatır. Aynı şekilde Şeytanın da cinlerden olduğu konusunu vurgular. Bu husus Kur'ân-ı Kerim'de:

"Rabbin meleklere demişti ki: 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!' Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Allah, 'Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?' dedi. İblis, 'Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın', dedi." (1)

Şeytanın kendisini üstün görüp secde etmesine engel kabul ettiği, "ateşten yaratılmak" bir üstünlük sebebi midir? Bu tartışılabilir. Çünkü ateşin başka varlıklarla teması kolay değildir. Onlardan yeteri kadar faydalanamaz. Yakar ve eritir. Su, kum ve toprak gibi diğer katı maddeler de onu söndürür. Bu yüzden temelde bir üstünlük sebebi gibi görülen bu fark, aslında şeytanı ömür boyu yalnızlığa itmiştir. Yüce Allah bunun elbette bilincindeydi ve kendi istediğine üstünlük özellikleri verecekti. Onun yanında üstünlüğün temel esası ise önce kendisine itaat edilmesi idi. Şeytan bundan imtina edip kaçındığı ve kendisini üstün gördüğü için üstünlük iddiaları da bir şeye yaramamış, rahmetten kovulmasına ve "şeytan" olarak adlandırılmasına sebep olmuştur. Belki önceki yeri itibariyle daha üstündü. Çünkü cennette olmak ve sürekli Cenab-ı Hakk'a yakın olmaktan daha güzel bir şey yoktur. Ama şeytanın itaatsizliği ve kendi aslının ateşten yaratılması ile ilgili olarak, ateşin toprağı yakması sebebiyle, bunu yok olmaz bir üstünlük olarak görüp büyüklenmesi bunu engellemiş ve kâfir olarak İlahî huzurdan da cennetten de kovulmasına sebebiyet vermiştir. Hemen ilave etmek gerekir ki, İblisin küfrü, Allah'ı inkâr etmekle değil, "emir ve yükümlülüğü ve amelin gereğini inkâr ile tartışma şeklindedir." (2)

Ancak şeytana göre, ateşten yaratılmak bir üstünlük sebebiydi. Çünkü ateş toprağı yakardı. Genellikle şeytana tabi olanlar bu gücün peşindedirler. Başkalarını refüze etmek, sürekli kuvvetli olmak ve bunu başkaları üzerinde uygulayarak kendini tatmin etmek...

Kur'ân'da, aynı şekilde cinlerin de ateşten yaratıldığı bildirilmektedir:
"Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık." (15:27); "Cinleri öz ateşten yarattı." (55:15)

Bazı alimler, Rahman Sûresi'ndeki "Cânn" yani, "cinlerin babası" deyiminden kasıt, cinlerin babası İblis olduğunu kabul ederken, bazıları da bunun İblis değil, cinin babası olduğunu nakletmişlerdir. Yazır, aynı kanaatte olmadığını söyleyerek, "Başlangıç itibariyle bütün insan cinsi salsaldan yaratılmış olduğundan insandan kasıt, yalnız Adem değil insan cinsi olduğu gibi, Cânn'dan kasıt da cin cinsidir" der. (3) Şu halde 'İblis, yani şeytan da cinlerden olduğuna göre, o da ateşten, hem de dumansız, öz, yalın, yakıcı ateşten yaratılmıştır' diyebiliriz.
 
teşekkür ederim. yalnız arada yanlış cümleler var. lütfen dikkat edelim.
muska yasaklanmamıstır dınımızde.
sadece yanlış yazılar yazan, büyü için kullanılan muskalar yasaklanmıştıır !