emek olmadan ekmek olmaz

*MeleK*

*MeleK*

♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥
Yönetici
emek olmadan ekmek olmaz
emek olmazsa yemek olmaz emek olmadan yemek olmaz hikayesi ekmek olmayınca olmadan kompozisyon ekmek olmayınca anlamı
kelimelerin güzelliği nedeniyle kulağa hoş gelen ama benim birazdan açıklamaya çalışacağım fikirlerim nedeniyle nefret ettiğim önerme. şahsen insanın yaşayabilmek için emek harcamasını, sevdiği ya da sevmediği bir işte fiziksel ve zihinsel olarak kendi kendini tüketmesi bana çok ağır, tiksindirici ve de korkutucu geliyor. bu demek değildir ki hepimiz götümüzü yayalım bir yerlerden yemek gelsin bize. hayır. ancak günümüz toplumunda herhangi bir ihtiyacımızı karşılayabilmek için kendimizden önemli bir parçayı birilerine sömürttürmek, günün büyük bir bölümünü para kazanmak için "iş"e harcamak hepimizin çok kanıksadığı büyük bir doğallıkla yaptığı bir şey. çalışmak artık sadece kendimiz için olan bir şey olmaya başladı. ben çalışıyorum ve bunu sadece kendim için yapıyorum. ne çalıştığım (ya da bir zamanlar çalışmakta olduğum diyelim) kafenin müşterileri çok güzel yemekler yesin diye çalışıyorum ne de patronum para kazansın diye sadece ve sadece para kazanabilmek için çalışıyorum. çünkü param olmazsa yiyecek yemeğim, yaşayacak evim olmaz, bilgisayarımın taksitlerini ödeyemem, kitap okuyamam, eğlenemem arkadaşlarımın yanına gidecek yol param olmaz. ben şahsen insanın kendi kendini 12 ayın minimum 11 ayı boyunca çalışan ve para biriktiren biriken o parayla da kısacık bir süre tatil yapan bir varlığa dönüştürmesinden iğreniyorum. ne zaman ki yaşama hakkı için değil de toplumun yararı için harcanmaya başlar işte o zaman hakettiği değeri bulur emek. ekmek için akıtılan alın teri insalığın kendi kendini nasıl da piç ettiğini gösterir en büyük delildir elimizdeki. ekmek için, başı sokacak bir ev için kanımca hiç bir şey yapılmamalıdır. bunlar insanın en doğal haklarıdır. insan sadece ve sadece herkes ekmek yiyebilsin diye herkes başını sokacak bir evi olsun diye çalışmalıdır. ancak o zaman gerçekten üretmeye elimizdeki büyük potansiyeli kullanabilmeye başlarız kanaatindeyim. ancak o zaman gerçekten evrimleşebiliriz. umarım anlatabilmişimdir derdimi. anlatamadıysam eğer kropotkin bir cümleyle özetleyebilir sanırım:

"bizler ne hayal aleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. bu nedenle insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını ileri sürüyoruz. insanın insanı yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz."
 
Üst