erkek ve kadının yaratılış hikayesi

renesme

Aktif Üye
Üye
erkek ve kadının yaratılış hikayesi
erkek ve kadının yaratılış hikayesi
kuranda kadın
kadın neden yaratılmıştır


erkek ve kadın bu iki cinsin birbirinden ayrı yaratılış hikayeleri vardır.çok ilginç bir şekilde yaratılmışız.ben okudum çok güzeldi sizede tavsiye edrim.

2678946763_6ea30ca400_o-386.jpg


3363985447_4acf754ebc_o-158.jpg


Eğe kemiğinden yaratılış hikayesi ve etkileri

Kuran’da yaratılış hikayesi genel hatları ile anlatılırken, Kuran’dan önceki kutsal kitap Tevrat’ta bu hikayenin epeyce ayrıntılı olduğu görülür. Tevrat’ın Yaratılış hikayesinde, birbirinden farklı iki anlatım var. Birincisine göre Allah yeryüzünde hayatı kurduktan sonra, o hayata hakim olmak üzere insanı yaratmış. Allah insanı kendi suretinde ve erkek ve dişi olarak çift yaratmış, onları mübarek kılmış ve onlara demiş ki, semereli olun, çoğalın, yeryüzünü doldurun ve onu tabi kılın; denizin balıklarına, göklerin kuşlarına ve yeryüzünde hareket eden her şeye hakim olun! İkincisine göre ise insan olarak başlangıçta erkek yaratılmış, erkek diğer varlıklarla arkadaşlık kuramayıp da yalnız kalınca, ona arkadaş ve yardımcı olsun diye, erkeğin uyutulması ve kaburga kemiklerinden birinin çıkarılması ile, kendi cinsinden bir kadın yapılmış. Bu durum kadın ile erkek arasındaki cazibenin sebebi olarak gösterilmiş. O kadar ki, erkek anasını ve babasını bırakacak, karısına yapışacak ve onlar bir beden olacaklardır, denilmiş. (Tekvin 2, 24) Tevrat’ın daha sonraki ayetlerinde kadını suçlu çıkaran bir başka bildiri var. Buna göre kadın, Allah’ın yenmesini yasakladığı ağacın meyvesinden, şeytana uyarak yemiş ve böylece ilk günahı işlemiş, sonra erkeğe de yedirerek onun da günah işlemesine sebep olmuş, bunun üzerine insanlar cennetten kovulmuşlar. Allah insanları hayat ağacından daha fazla yemesinler ve ebediyen yaşamasınlar diye içinde yaşadıkları cennetten çıkarmış. Daha önce insanlar cennette kadın ve erkek çıplak olarak dolaştıkları halde utançları bulunmazken, yasak meyveyi yiyince gözleri açılmış, çıplak olduklarını bilmişler, utanmışlar ve incir yapraklarını dikip kendilerine önlükler yapmaya çalışmışlar. (Tekvin 3, 7-24) Allah deriden elbiseler yapmış ve onlara giydirmiş. Onlar böylece bütün yaşayanların anası ve babası olmuşlar. Şeytan, kendisinin insana üstünlüğünü kanıtlamak üzere harekete geçip, yılan kılığında gelip yasak meyveyi yedirmek üzere ilk olarak kadını seçtiği için, kadının şeytana yakınlığı, erkeğe de yedirdiği için kadının da şeytan gibi ayartıcı olduğu söylemi çağlar boyu sürmüş. Allah erkeğe yasağını niçin çiğnediğini, hayat ağacının meyvesinden niçin yediğini sorduğu zaman, o, yanına vermiş olduğu kadının kendisine bunu yedirdiğini söylemiş. Kadın işlediği günah sebebi ile şiddetle cezalandırılmış, Allah kadına, zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle çoğaltacağını, ağrı ile evlat doğuracağını, arzusunun kocasına olacağını, kocasının ise ona hükmedeceğini bildirmiş. Erkeği de karısının sözünü dinlediği için cezalandırmış. Ona da, toprağın bu yüzden lanetlendiğini; ömrünün bütün günlerinde, toprağa dönünceye kadar ondan zahmetle ve alın teri ile yemek yiyeceğini, topraktan geldiği gibi toprağa döneceğini bildirmiş.

Müslüman tefsirciler erkeğin ve kadının yaratılışı ile ilgili ayetleri tefsir ederken (2.Bakara Suresi, 35.ayet, 4.Nisa Suresi 1.ayet vb. bkz: s.54) kadının eğri kaburga kemiğinden yaratılma hikayesini Tevrat’tan alıp kullanmışlar, bunu yaparken de H. Muhammet’e isnat edilen bir hadise dayanmışlar. Hadise göre, “kadın eğe kemiğinden yaratılmış, onu bir yol üzerine yönlendiremezsin; kadından ancak o haliyle yararlanabilirsin, onu doğrultmak istersen kırarsın, onun kırılması boşanmasıdır”. (Kenzu’l-Ummal, Ali el-Muttaki, C16 s.372-373, Hadis no. 49956) Hadis kritiklerinde, kadının kaburga kemiğinden yaratılışından söz edilmesinin bir hüküm değil, eski kültürdeki bir benzetmenin hatırlatılması ile verilmiş öğüt olduğu, hadisin metninde “gibi” kelimesinin bulunduğu, (Kadın eğri kaburga kemiği gibidir, onu doğrultmak istersen kırarsın! Bkz. aynı kaynak, 44976-79 numaralı hadisler) muhtemelen bu kelimenin rivayet sırasında düşmüş veya kasten düşürülmüş olduğu bildirilmişse de, İslam ilahiyatçılarının bir çoğu ve halk için yazılmış kitapların yazarları bu rivayeti Tevrat’taki ifadelerle birleştirerek erkeklerin kadınlara üstünlüğü ve üstünlüğün korunması konusunda ciddi bir Din hükmü gibi kullanmışlar. Azeri müfessir Mir Muhammed Kerim el-Baküvi ise “Keşfü’l-hakayık an nüketi’l-ayati ve’ddekayık” isimli tefsirinde bu konuya şöyle açıklık getirmiş: “Hadislerde H. Havva’nın Adem’in sol kaburgasından kemiğinden yaratıldığı ifade edilmiştir, (Buhari, Nikah 79-80) H. Adem’in sol kaburgasından murat, sol tarafındaki topraktan demektir. Böylece ikisi de aynı topraktan yaratılmıştır. (İbn Mace, Sünen, Taharet 77) Yani her ikisi de bir bütünün yarısıdır. (Bkz: Gerçeğin Doğuşu, Alevi Kuran Tefsiri, hazırlayan Ahmet Dolunay, I 12, Merkür yay. İstanbul 2000) Muhammed Esed, ilk devir tefsircilerine dayanarak her iki cinsin aynı yaratılışla yaratıldığını yazar ve Havva’nın Adem’den yaratıldığı yorumunu reddeder. Ayrıca o tefsirlerdeki bu gibi ifadelerin dikkatle ele alınması gerektiğini, 3.Al-i İmran Suresinin 7. ayetinde bildirilen bir uyarıya dayandırır. Bu ayette denilmektedir ki, kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, kafaları karıştıracak şeyler bulmak için, keyfi anlamlar bulmak amacı ile ilahi kelamın çok anlamlı (müteşabih) kısımlarına takılırlar, oysa Allah’tan başka kimse onun kesin anlamını bilmez. (Bkz: Kuran Mesajı meal-tefsir, S. 99, 132)

Kuran’a göre, Allah hürriyet ve sorumluluk vereceği bir insan soyunu yaratacağını ve onu yeryüzünde halife yapacağını meleklere bildirdiği zaman, melekler yeryüzünde daha önce yaratılmış bulunan varlıkların tecrübesi ile olsa gerek, böyle birinin kan dökücü ve yozlaştırıcı bir varlık olabileceğini, kendileri sürekli teslimiyet içinde çalışırken insana gerek olup olmadığını merak etmişler. İnsan soyunun, daha önce yaratılmış varlıklar tarafından ilk algılanışının bozguncu ve yozlaştırıcı olarak görülmesi dikkat çekici. Ancak bu olumsuz algılamada cinsiyet değil, bir bütün olarak insan soyu söz konusu. Allah meleklere insanın üstünlüğünü göstermek üzere bir test yapıyor ve onlardan varlıkları isimlendirmelerini istiyor. Melekler Allah’ın kendilerine bildirdiğinin dışında bilgilerinin olmadığını söylerken, insan varlıkların hepsini isimlendiriyor (2.Bakara Suresi, 30-31.ayetler) Melekler insanın bilgi üstünlüğü karşısında secde ederken, şeytan kendi yaratılışının insanınkinden üstün olduğu iddiasından vazgeçmiyor. şeytan Allah’ın kadını ve erkeği yaşamaları için içine koyduğu, acıkmanın, susamanın giyinmenin ve güneşin sıcaklığından etkilenmenin söz konusu olmadığı cennette de onları rahat bırakmıyor, her ikisini de yoldan çıkartarak ilk günahı işlemelerine sebep oluyor. (20. Ta-ha Suresi, 118-119 bkz: s.61) İnsanlar yemeleri yasak olan meyveyi yiyorlar, böylece sahip oldukları konumu yitirerek, geçimlerini kendileri sağlamak üzere yeryüzünün olumsuz şartlarına indiriliyorlar. Kuran’da, yasak meyveyi yiyerek Allah’a karşı ilk günahı işleyenin ve erkeğe de yedirerek onun da günah işlemesine sebep olanın kadın olması gibi bir anlatım yok. Tam tersine anlatılan sadece şu: Adem (erkek) şeytanın sözüne kanarak, Allah’ın yasak meyveden yememeleri tembihini unutuyor, böylece Rabbinin emrine karşı gelmiş, dolayısıyla ciddi bir hataya düşmüş oluyor. Meyveyi erkek ve kadın birlikte yiyorlar. Meyvenin yenmesi bünyelerinde önemli bir değişime sebep oluyor, daha önce fark etmedikleri çıplaklıklarını fark ediyorlar ve örtünmek üzere yapraklar arayıp Allah’tan gizlenmeye çalışıyorlar. İnsanların yasak meyveden yemelerinin sebebi, Allah’a saygısızlık değil, Allah’ın tembihini unutmalarıdır. Burada Adem’in unutması ile insan soyunun bütününe uyarı yapılmakta, şeytanın kandırmalarına karşı tehlikede oldukları vurgulanmaktadır. Adem’in unutması, onun yaratılışındaki amaçta azimli ve gayretli bulunmaması olarak bildirilmiş. Adem işlediğinin günah olduğunun farkına varmış ve bundan ötürü Allah’tan özür dilemiş, Allah özrünü kabul etmiş ve kendilerine yol göstermekte devam edeceği sözünü vermiştir. (20.Ta-ha Suresi, 119-122 bkz: s.61)
 
Üst