GenÇ Ve DervİŞ

*MeleK*

*MeleK*

♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥
Yönetici
GenÇ Ve DervİŞ
Bir gün gencin birisi kendi dünyasında gezinirken denizin kıyısında kayanın üstünde yüzünü denize doğru dönmüş yetişkin ve derviş görünümlü bir adam görür. Genç içinden "- Yanına gideyim de bana biraz nasihatta bulunsun" diye geçirir ve dervişin yanına gider..

Derviş gelen genci fark eder göz ucuyla ona bakar. Genç iyice yaklaşınca Selam verir ve derviş Selamı alır yanına buyur eder ve aralarında şu konuşma geçer;
"- Hoş geldin genç, hayrdır sanki bir sıkıntın var." der. Genç adam,
"- Evet sizden nasihat almak istiyorum." Derviş genci bir süzer anlarki bu genç daha pek toydur. Asıl niyetini kendisi dahi bilmiyordur ve aklını başına getirmesi için başlar sohbetine..

"- Evlat, ölüm diyince aklına ne gelir?"
"- Hesab gelir elbette.."
"-O halde gizli ve aşikar yaptığın günahlarını düşün.. sadece kendi nefsinle paylaştığın ve her zaman aklına gelenleri düşün..bunların veballerini bir düşün.. Evet kendinle yüzleş bakalım." Genç düşünmeye başladı düşündükçe aklına bir başkası geliyordu sıkıldı, utandı, kendine kızdı ne yapsa ne dese bilemiyordu kendisine çok kızıyordu ah bu nefsim diyordu.. Ancak şunları söyleyebildi;
"-Benim günahım çok.. ALLAH affeder inşaAllah." diyebilmişti.. aslında söylemek istediği çoktu lakin sadece bu cümleleri kurabilmişti o an öyle bir psikoloji içerisindeydi..

Derviş devam etti..
"- Tamam doğru Allah gafurur rahimdir velakin şedidul ikab olduğunuda unutmamalıyız, yani en şiddetli son da olabilir unutma azap her an gelebilir öyle nefsini rahatlatmak için Allah rahmeder yok! Ayeti kerimede 'Femeyyemel miskale zerretin şerren yerehu' buyruluyor. Türkçe meali; 'Kim zerre kadar kötülük yani günah yada isyan yada haram gibi vesaire şeyler işlemişse hakkını muhakkak görür.' Zilzal suresi son ayet. "

Genç beklemediği bir cevapla karşılaşıyor diyebildiği tel kelime
"-Amenna ve Saddakna.".. Derviş hemen peşine sözüne devam ediyor sert bir üslupla..
"-Amenna diyen adam bir damla gözyaşı döker sen kaç göz yaşı döktün? Tövbe eden rahat yatamaz sen yatarken horluyorsun! Boğazından yemek geçmez sen ise geleni gideni yutuyorsun..!" genç beklemediği bu tepki karşısında şaşırıyor fakat bu sohbeti kendisi istemişti. Daha sonra dervişin söylediklerini düşünüyor ve O'na büyük hak veriyor hatta az bile yaptı demekten kendisini alamıyor, gözleri doluyor, yutkunuyor.

Derviş ise halen devam ediyor biraz daha yumuşak bir tonla..
"-Günde kaç insan den rahat sız oluyor hiç hesap ettin mi? Bunların hepsi cehenneme gitmen için makul sebepler ayetlerle tasdikli ve
bu söylediklerim sana has değil bu arada avam için söyleniyor bunu da unutma.. Düşünsene bir tefekkür bin yıl ibadete bedel, sen ne kadar tefekkür ediyorsun?" Genç iyice hararetlenir ve
"-Bana dua edin, bana istediğiniz her zaman sohbet edin ben gerçekten iyi bir kul olmak istiyorum." diyebilir ve cevabı gecikmez..

"-Zor evlat zor.. Bazı alimler vardır çok şey bilirler ama hiç bir şey bilmezler. Yani amel etmezler. Evlat eğer sen yarın mahşerde narı cehim yemek istemiyorsan, her zaman gerçeklerle yüzleş ve bu gerçekleri düzeltmeye çalış.."
"-Buna tek başıma güç yetiremem.."

"-O halde işin ehline müracaat et. Nasıl ki her işin bir ustası var bu işin ustası da mürşid-i kamillerdir.Bir mürşid-i kamil bul ve ona intisab et onun hizmetinde kal emirlerinden asla ayrılma muhakkak ki seni aradığına bu yol götürecektir." ve genç artık kararını vermiştir artık eski sersemliği tamamen gitmese de ne yapacağını biliyordur ve aradığını bulmak için yola çıkmıştır. Kendi kendisine

"- Bir ömür sürse de aradığımı bulacağım asla pes etmeyeceğim.." diyerek dervişle vedalaşır ve oradan uzaklaşır..
 

Benzer İçerikler

Üst