1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113

    ketçap neden zor çıkar?

    Konu, 'Bilgi Deposu' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    gebelikte ketçap hamilelikte ketçap Günümüzde ketçap tamamen domatesten yapılmış bir sos olarak tanınır. Halbuki ketçap, asırlar boyu yemeğe tat veren ve iştah açan, değişik yiyeceklerden hazırlanmış bir sos olarak bilindi. İlk olarak milattan önce 300 yıllarında Romalılar tarafından hazırlanan ezme veya püre halindeki bu sos, yağ, sirke, biber ve kurutulmuş küçük balıklardan hazırlanıyor, balık ve tavuk yemeklerine lezzetlerini arttırmak için konuluyordu.

    Her ne kadar Romalıların ezmeleri kayda geçen en eski sos olarak bilinse de ketçabın atası sayılamazlar. Çin'de 1690 yılında yine balık ve tavuk yemekleri için, tuzlu suda salamurası yapılmış balık ve baharatlardan oluşan bir sos kullanılıyordu. Bu sosun adı 'ketsiap' idi ve ünü zamanla Malezya'ya yayıldı. Orada adı 'kechap' olarak azıcık değişti.

    1700'lü yılların başlarında İngiliz kaşif ve denizcileri bu çok sevdikleri sosu anavatanlarına getirdiler. Ne var ki bu karışık sosun içinde ne olduğunu çözemeyen İngiliz aşçılar onu kendi kafalarına göre mantar, ceviz, salatalık karışımı ile hazırladılar. Bu karışımı 'ketch-up' olarak telaffuz eden İngilizler onu o kadar çok sevdiler ki, 1748 yılında devrin en önemli yemek kitabında bile yer aldı.

    İyi güzel de, domates ketçabın içine ne zaman girdi? 1790 yılında girdi ve daha Önce olamazdı çünkü o tarihe kadar, Amerika kıtasından getirildiğinden beri domatesin zehirli olduğu sanılıyordu. Domates o zamanlara kadar saksılarda pencereleri süslüyordu. Gerçi domates, bazı cinsleri zehirli olan 'solanum ailesindendir ama o bitkilerin de sadece yapraklan zehirlidir.


    1876 yılında, hem iyi bir aşçı hem de başarılı bir işadamı olan Hanry Heinz Amerika'da ilk ketçap fabrikasını kurdu. 'Heinz ketçapları'nın içinde bulunanlar ve şişesinin şekli günümüze kadar, yüz yıldan fazla bir sürede hemen hiç değişmeden geldi.
    Bu süre içinde de insanlar ketçap şişeleriyle boğuşup durdular. Şişeyi sallayarak, dibine vurarak, çatalı şişenin ağzına tıklayarak, bıçağı daracık ağzından içeri sokmaya çalışarak, geliştirdikleri birçok ilginç metotlarla ketçabı şişesinden çıkarmaya çalıştılar.

    Ketçabın içinde şeker, sirke, nişasta, tuz ve bazı aromatik kimyasal maddeler vardır ama aslında ketçap koyu bir domates suyudur. İçinde baharat ve acı maddelerin yok denecek kadar az olmasından dolayı yiyeceklerin üstüne bol bol dökülür. Bir şeyin üzerine dökülecek sıvı için ise en iyi kap şekli dar ağızlı bir şişedir.

    Ketçabın kardeşi hardal için ise durum farklıdır. Hardalın tadı yakıcıdır, bir yiyeceğin üstüne bol miktarda sürülemez, dolayısıyla bıçağın ucu ile alınabileceği geniş ağızlı bir cam kap onun için daha uygundur. Bu nedenlerle yıllar boyu ketçap şişeleri ince uzun ve dar ağızlı, hardal şişeleri de kısa ve geniş ağızlı imal edilmişlerdir.

    Heinz, ketçabını piyasaya sürmeden önce diğer bütün soslar geniş ağızlı kaplarda satılıyorlardı. Heinz'in ketçabı başlangıçta daha sulu ve akıcı idi. Bu nedenle de dar ağızlı ve sekiz köşeli şişeleri kullandı. Zamanla müşteri isteği doğrultusunda ketçabının kıvamını koyulttu ama aynı müşteri alıştığı ve elde tutması kolay olan şişenin dizaynının değişmesini istemedi.

    Heinz mecburen ketçabını dar ağızlı şişelerle satmaya devam etti. Ketçap deyince Heinz markası ve onun sekizgen şişeleri akla geldiğinden, diğer üreticiler de ürünlerini bu tip şişelerde salmaya başladılar.

    Koyu kıvamlı ketçabı dar ağızlı şişeden çıkarmaya çabalayanların verdikleri amansız mücadele, 1983 yılında, yine Heinz firmasının ürettiği plastik şişelerle son buldu. Artık ketçap, şişenin ortası sıkılarak kolayca şişesinden çıkarılabiliyordu.

    Ayaküstü, sandviç, hamburger ve benzeri yiyecekler satan yerlerde ketçap da. hardal da birbirine benzer kaplarda sunulurlar. Musluklarına basarak yiyeceklerin üstüne istenildiği kadar konulabilir. Burada amaç herkesin aynı kabı veya şişeyi kullanmamasıdır. Tabii bu kaplardaki ketçabın da, hardalın da fazla koyu olmadıkları dikkatinizi çekmiştir.


     
ketçap neden zor çıkar? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Meger Ne ZormuŞ...

    Meger Ne ZormuŞ...

    Ne kadar da zormuş atmak kalbimden seni Ne kadar da zormuş unutmak bütün geçmişi Sanki bir geçmişimiz varmış gibi…… Ummak ve unutmak Ne kadar da zormuş Bilmem biliyor musun ama ben her yerde seni görürken Her yerde sesini duyduğumu sanıp arkamı dönerken Her adını duyduğumda hala garip bir sevinçle gülerken Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden Oysa ne garip ki Kalbimin en güzel...
  2. Yazık demek ne zor...

    Yazık demek ne zor...

    Sözüm var söyleyecek gitmeden önce Belki bir daha dönmem geriye Yazık demek ne zor geçen zamana Bakınca arkanda kalan yollara Sırrına eremeyiz ne olduysa oldu Suçlayıp soramayız bittiyse bitti Bilsen de bilmesen de seni delicesine sevmek beni kahretsede Hadi unut geçenleri unut her yalan gibi Eğer dünya faniyse ölümüne sevmek ne diye alinti
  3. yabancı olmak ne zormuş :((

    yabancı olmak ne zormuş :((

    Benim bir sorunum var bu konuda bana bilgi verirseniz sevinirim.. Türkiyede yabancılar eğitim alması yani YÖS'le(yabancı öğrenci sınavı).Kendi ülkesinde sınava girip türkiyede okumak yerine burda sınava girip okuya bilmesi için.Bu sınavda sorulan sorular,zamanı yani kısaca ayrıntılı bir bilgim yok.Nette araştırdım ama yeterince bilgi bulamadım.Bana bu konuda yardım edersiniz çok mutlu olurum.
  4. Ne zormuş arkadaş!

    Ne zormuş arkadaş!

    Merhabalar efendim direk konuya gireyim isterseniz :)) bendeniz 17 yaşındayım ve daha yeni yeni kendime bakmaya başlıyorum açıkçası tam olarak :lau: ya gerçekten ne kadar zormuş bayan olmak. Kılı ayrı, tüyü ayrı, adet sancısı ayrı, akıntısı ayrı, göbüşü ayrı, selüliti ayrı (ben normalde oldukça zayıf olmama rağmen çok hareketsiz olduğum için yavaştan selülit başladı galiba ya:diyet:zaten...

Sayfayı Paylaş