kız kulesi ve hikayesi!

*MeleK*

*MeleK*

♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥
Yönetici
kız kulesi ve hikayesi!
kız kulesi hikayesi kısaca kız kulesinin kısaca hikayesi kulesinin kısa kulesi kısa
“Çok eski zamanlarda, Üsküdar sırtlarında, “Aşk ve Güzellik”
tanrıçası Aphrodite adına yapılmış büyük ve ünlü bir tapınak
vardı. İşte, efsaneye konu olan, güzelliği dillere destan
Hero, genç kızların rahibelik yaptığı bu tapınakta, kumrulara
bakmakla görevliydi. Her sene, soğuk kış günleri yerini
ilkbaharın çiçekli günlerine bıraktığında, tabiatı süsleyen,
güzelleştiren tanrıça adına bir bayram yapılırdı. Bu ilkbahar
şenliğine çevre şehirlerden, kasabalardan akın akın insanlar
gelir, bayram süresince yenilir, içilir, eğlenilir; ümitsiz
aşıklar kendilerine aşk vermesi için Aphrodite mâbedinde
tanrıçaya yalvarırlardı. İşte güneşin insanın içini ısıttığı,
kuşların ötüştüğü, çiçeklerin rengârenk açtığı, denizin
kokusunu dört bir yana saldığı bir ilkbahar sabahı, Boğaz’ın
öteki yakasında oturan Leandros adlı yakışıklı delikanlı da
hayatında ilk kez bu bayrama katılmak üzere tapınağa geldi.
Aphrodite onun yakarışlarını duymuş olmalı ki karşısına
güzeller güzeli Hero’yu çıkardı. İki genç birbirlerini görür
görmez aşık olmuşlardı. Ama aralarında aşılması güç bir engel,
‘deniz’ vardı...

Leandros yaşadığı şehre dönmeden önce sevgilisine,
aralarındaki denizin aşklarına engel olamayacağını söyledi.
Eğer Hero, denizin durgun olduğu gecelerde kulede bir ışık
yakarsa, Leandros yüzerek onun yanına gelebilirdi. Gerçekten
de yaz boyunca iki sevgili denizin durgun olduğu her gece
buluştu. Fakat güz bitti, kış yaklaştı. Ilık esintile yerini
lodos ve poyraza bıraktı. Denizin çırpıntıları birbirini
izleyen iri dalgalara dönüştü. Bir sabah Hero, Leandros’u
uğurlarken artık iki kıyı arasında yüzmenin tehlikeli
olacağını söyleyerek sevgilisine bir süre gelmemesi için
yalvardı. Leandros istemese de O’na verdiği sözü tuttu. Ama
Hero’ya olan özlemi gün geçtikçe büyüyordu. Kederini,
acılarını azaltmak için her akşam oturup karşı kıyıyı
seyrediyordu. Yine böyle bir akşam kulede yanan ışığı gördü.
Sevgilisinin çağırdığını düşünerek kendini dalgaların arasına
bırakıverdi. Oysa ışığı yakan Hero değil, iki sevgilinin gizli
gizli buluştuğunu farkeden tapınak yöneticilerinden biriydi.
Hero’ya kavuşacak olmanın heyecanı içindeki zavallı Leandros,
bir yandan azgın dalgalarla boğuşuyor, bir yandan ışığı
yitirmemeye çalışıyordu. Tam Üsküdar kıyılarına yaklaşmışken
ışık birden söndü. Denizin ortasında acımasız bir karanlığa
gömüldü Leandros. Önce rüzgârdan söndüğünü sandığı ışığın
yeniden yanmasını bekledi, oysa ışık bir daha yanmadı. Ve
Leandros dev dalgaların arasında kayboldu. Hero’ya gelince,
ertesi sabah tapınağın altındaki kayalıklarda buldular onu.
Zamanla Leandros’un kaybolduğu yerde bir kayalık oluştu. İşte
“Kız Kulesi” Leandros’la Hero’nun anısına dikildi.

Kim bilir belki ışığı başka aşıkların yolunu aydınlatsın
diye!...

 
Üst