1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.312
    Beğenilen Mesajlar:
    2.305
    Ödül Puanları:
    113

    Mevlâna’nın Vefatı

    Konu, 'Hz Mevlana' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    mevlananin vefati mevlana vefatı mevlananın vefatı mevlananın tabutu mevlana nın
    Mevlanâ’nın hemen hemen son zamanlarına ait tasviri şudur:

    Hilâl şeklinde açık kaşları altında, sarı ile siyah arası iri elâ gözleri, kimsenin yüzüne bakamayacağı kadar keskin ve çekici idi. Soluk buğday benzinde hummadan gelen hafif kızarıklık vardı ve şakaklarındaki hafif kıllara, altları daima kesilen bıyıklarına ve kumral sakalına kırlar düşmüştü. Önüne doğru eğilmiş yürüyordu. Yaptığı mütemadî riyâzetlerden çok zayıf düşmüştü. Hatta bir gün hamamda iken zayıf vücuduna acıyarak bakmış ve:

    -Bütün ömrümde kimseden utanmamıştım; fakat bugün bu zayıf vücudumdan utanıyorum, demişti.

    Artık Mesnevî’nin yazılması da bitmişti. Fakat son zamanlarda yüzü biraz daha solgunlaşmıştı. Gözleri dalgın ve hummalı idi. Zaman zaman ateşi küçük hâvaleler gelip gidiyordu.

    Son yıllarda artık bu âlemden ayrılmak zamanının geldiğinden bahseden gazeller yazmaya başlamıştı. Bir gün kendisinin oturması için tahsis edilen medresenin sofasında geziniyor ve ara sıra içini çekerek inliyordu. Ansızın hastalandı. Mevsim, Kasım ayının başlangıcı idi. Hastalık kırk gün kadar uzadı. Selçuk Sarayının iki meşhur doktoru, Tabib Mevlâna Ekmeleddin ve Gazanferî hizmetinde bulunuyordu. Fakat hastalığı bir türlü teşhis edilememişti. Hastalık levhasını yüksek humma ve nabızdaki intizamsızlık teşkil ediyordu. Fakat şuurunu ve hâfızasını hiçbir zaman kaybetmiş değildi. Büyük hasta, etrafındakileri:

    -Kendinizi üzmeyiniz; hastalığımız bizi bu âlemden ayıracak bir sebepten başka bir şey değildir, diye teselli ediyor; uzayan kış gecelerini elem ve ıstırap içinde geçiriyordu.

    Başta Mesnevî’yi yazdırdığı en değerli talebesi Hüsâmeddin Çelebi olmak üzere oğlu Sultan Veled ve bütün arkadaşları; Şeyh Sadreddin, Kadı Sirâceddin, baş ucundan ayrılmıyor, soğuk su ile yüzünü, başını, ayaklarını, göğsünü yıkayarak hararetini azaltmaya çalışıyorlardı. Bazen kendisi de yanında duran su dolu kaba ellerini sokarak yüzünü, gözünü, alnını ıslatıyordu. Bu yüksek ateşe rağmen yine en güzel rubailerini ve gazellerini söylemekte devam ediyordu...

    Ölümünden bir gün evvelki 16 Aralık Cumartesi günü Mevlâna nispeten iyileşmişti. Akşama kadar kendisini yoklamaya gelenlerle konuşmuştu; fakat her sözü âdeta bir vasiyetti. O akşam da en sadık dostu Çelebi Hüsâmeddin ve en sevgili oğlu Sultan Veled, iki hekim ve yakın dostlarından bazıları yine baş ucunda idiler. Sultan Veled üst üste birkaç gece uyumamıştı. Mevlâna yaşlı gözlerle ona baktı; zayıf bir sesle:

    -Bahaeddin! Bugün kendimi biraz daha iyi hissediyorum; git yat! dedi.

    Sultan Veled müteessir bir halde kapıdan çıkarken Mevlâna son gazelini söylüyor ve Hüsâmeddin Çelebi de ağlayarak bunu yazıyordu:

    “Git!

    Başını yastığa koy!

    Beni, geceleri rahatsız olan bîçâreyi yalnız başına bırak!

    Biz geceleri sabahlara kadar inleyen, çırpınan sevda dalgalarıyız.

    Sen, istersen gülerek bize lûtfet;

    İstersen ayrılarak cefa et.

    Güzel yüzlülerin padişahı için sözünde durmaya lüzum yoktur.

    Sen ey yüzü solmuş âşık, sabret;

    Vefâlı ol!

    Bizi öldürenin gönlü taş gibi katıdır.

    Bizi öldüren, kanımızın bahası için hiçbir tedbir söylemiyor.

    Bu derde ölmekten başka çare yoktur;

    Şu halde nasıl olur da:

    ‘Bu derde devâ et!..’ diyebilirim?

    Dün gece rüyamda aşk mahallesinde bir ihtiyar gördüm.

    Başı ile bana işaret etti:

    ‘Bizim tarafa gel’ dedi.

    Her ne kara bu yolda ejderha varsa da

    O zümrüdün parlaklığı ile ejderhayı kov!

    Artık yetişir!

    Ben kendimde değilim.

    Sen hüner göstermek istiyorsan Ebu Ali Sina’nın tarihini söyle;

    Ebu’l Alâ-ûl-Muarrî’nin tenbihinden bahset!”

    İşte Mevlâna’nın son gazeli bu olmuştu.

    Mevlâna 672 Hicret senesinin cümadel-âhiresinin beşinci Pazar günü olan 17 Aralık 1273’de, hakikat ve irfana dair sözler söylemekte iken, güneşin battığı bir sırada, hayranlarının dedikleri gibi: “Celâlinin güneşi de Kuds âleminin gurub yerinde battı, görünmez oldu.”

    Ertesi sabah Konya şehri vakarlı bir sükûnet içinde idi. Muazzam bir cenaze merasimi yapılıyordu. Fakat bu sükûnet cenaze kaldırılacağı zaman yırtıldı. Mevlâna’nın daima üstünde taşıdığı ferace denilen geniş mantoya sarılı olan tabutu dışarıya çıkarıldığı zaman sokaklarda gezip çarşı ve pazarlardan akın akın süzülen halk samimi göz yaşları dökerek, hıçkıra hıçkıra cenazeyi karşılamaya geliyorlardı. Cenaze alayının başında Sadreddin Konevî, iki doktor, Muineddin Pervâne ve bütün Selçuklu vezirleri, emirler, müderrisler, talebeler yürüyorlardı. Sipehsâlâr’a göre, tabutu çarşı ve pazardan dolaştırıyorlar, âsayişi temin için kullanılan memurlar ellerinde değneklerle halkın hücumunu dağıtmaya çalışıyorlardı. Nihayet akşam namazına yakın tabut musallaya gelebilmişti...

    Mevlâna, namazının Şeyh Sadreddin tarafından kılınmasını vasiyet etmişti. Şeyh Sadreddin namazda imamlık etmek için tabutun önüne gelince, Tabib Ekmeleddin:

    -Edebe riâyet ediniz. Bu hakiki şeyhlerin sultanı Mevlâna idi, göç etti! dedi.

    Bunu duyan Sadreddin teessürünü tutamayarak hıçkırdı; ve bayılacak gibi oldu. Kollarına girip çektiler. Onun yerine Kadı Sirâceddin geçerek namazı kıldırdı.

    Mevlâna’nın hayranları bu gecenin bir ayrılık gecesi değil, bir visâl (kavuşma) gecesi olduğunu söylediler. Bunun için de o geceye Şeb-i Arûs (Düğün Gecesi) adını vermişlerdir... Çünkü Mevlâna :

    “Be-rûz-i merg çu tâbût-i men revân bâşed” diye başlayan bir gazelinde:

    “Ben ölüp de tabutum taşındığı zaman benim bu cihanın derdi ile uğraştığımı zannetme. Cenazemi görünce: ‘Ayrılık! Ayrılık!’ diye ağlama. Benim sevgilime kavuşmam asıl o zamandır.

    Beni mezara koyunca: ‘Vedâ! Vedâ!’ deme; çünkü mezar bir perdedir ki, arkasında cennetlerin huzuru vardır.” diyor...

    Asaf Halet ÇELEBİ

    (Hayat Mecmuası, 16 Aralık 1960)


     
  2. *GüMüŞ*

    *GüMüŞ* Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Şubat 2008
    Mesajlar:
    3.094
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Mevlâna’nın Vefatı

    çok teşekkürler adminim bu güzel paylaşım için:)
     
  3. melegimeren

    melegimeren Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    750
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Mevlâna’nın Vefatı
    emeğine sağlık paylaşım için teşekkürler canım
     
  4. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.244
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Mevlâna’nın Vefatı

    emeğine sağlık
     
  5. ilkimsu

    ilkimsu Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Ekim 2009
    Mesajlar:
    5.041
    Beğenilen Mesajlar:
    118
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    San Juan
    cok güzell emeğine sağlık :)
     
Mevlâna’nın Vefatı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. kayserilinin vefat  ilanı

    kayserilinin vefat ilanı

    Kayserili'nin eşi ölmüş. Gazeteye gitmiş. En ucuzundan standart bir ilan vermek iştemiş Önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış: "Ayşe'yi kaybettim. Üzgünüm" İlan görevlisi ilanı görünce uyarmış "İsterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz. Üç kelime daha hakkınız var" Kayserili "Aynı paraya mı?" demiş. Görevli "Evet aynı...
  2. Abdül Keskin vefat etti

    Abdül Keskin vefat etti

    abdül keskin abdul keskin abdül biyografi Köprü dizisinde de rool genç oyuncu talihsiz bir kaza sonu hayata gözlerini yumdu.... ÜNLÜ DİZİ OYUNCUSU KAZADA ÖLDÜ! MERSİN'İN TARSUS İLÇESİNDE TEM OTOYOLUNDA DÜN MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBEDEN KİŞİNİN, “KÖPRÜ” DİZİSİ OYUNCULARINDAN ABDÜL KESKİN OLDUĞU BELİRLENDİ. Dün, Mersin'de TEM Otoyolu'nun Tarsus kesiminde, Mahmut Altıntaş...
  3. İhsan Devrim Vefat Etti

    İhsan Devrim Vefat Etti

    Tiyatro ve sinema sanatçımız İhsan Devrim'i kaybettik... allah rahmet eylesin Tiyatro ve sinema sanatçısı, aynı zamanda yazar olan İhsan Devrim, Süper Baba dizisinde Şevket Altuğ'un dedesini oynadığı rolle akıllarımızdaydı. Darüşşafaka'dan 1937 yılında mezun olan Devrim, okul yıllarında ilgi duyup sanat hayatının merkezi yaptığı tiyatroda, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun yaşayan en...
  4. Meral Okay vefat etti

    Meral Okay vefat etti

    meral okay vefat etti, hayatını kaybetti Senarist ve oyuncu Meral Okay vefat etti. Türk televizyon tarihinin en önemli isimlerinden olan Meral Okay'ın vefat ettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay'ın, sevenleri ve yakınlarının başı sağolsun. Mekanı cennet olsun.
  5. Müslüm Gürses Vefat Etti!

    Müslüm Gürses Vefat Etti!

    Bu konu; Müslüm Gürses Vefat Etti haberi hakkında bilgiler vermektedir. Sevgili melekler, geçtiğimiz hafta içinde arabesk müziğin babası Müslüm Gürses'in öldüğü haberleriyle çalkalanmıştı medya dünyası. Kısa bir süre sonra da Müslüm Baba'nın henüz beyin ölümünün gerçekleşmediğini, yoğun bakımda tedavisinin sürdüğünü öğrendik. Ancak babanın yorgun kalbi daha fazla dayanamadı ve bugün gündüz...

Sayfayı Paylaş