Mİde Kanserİ

SadmiN

♥ Evli Mutlu Çocuklu ♥
Yönetici
Mİde Kanserİ
mide kanseri hangi yaşlarda görülür helicobacter pylori direk antijen nedir
Dünya üzerinde bazı ülkelerde sık görülmesi, bu kanserin genetik faktörlerle ve yeme alışkanlıkları ile ilgisi olduğunu göstermektedir. Özellikle Japonya başta olmak üzere, Çin ve İrlanda da bu hastalık sık görülmektedir.
Erkeklerde kadınlardan 2 kat daha sık görülür. Bu hastalık genellikle 60-70 yaşlarında sık olarak görülmektedir.
Mide kanserinin en sık görüldüğü yer küçük kurvatur ve antrumdur.
EPİDEMİYOLOJİ
Dünya üzerinde bazı ülkelerde sık görülmesi bu kanserin genetik faktörlerle ve yeme alışkanlıkları ile ilgisi olduğunu göstermektedir. Özellikle Japonya başta olmak üzere, Çin ve İrlanda da bu hastalık sık görülmektedir. Erkeklerde kadınlardan 2 kat daha sık görülür. Bu hastalık genellikle 60-70 yaşlarında sık olarak görülmektedir.
RİSK FAKTÖRLERİ
Düşük sosyo-ekonomik düzey
Çevre şartları
Diyet (Nitratlar, dumanlı yiyecekler, yüksek derecede tuzlu gıdalar)
Birinci derece akrabalarında mide kanseri hikayesi olanlar.
Atrofik gastriti olanlar
Helicobacterpylori enfeksiyonu olanlar
Billroth-2 ameliyatı olanlar (Mide ülserlerinde uygulanan bir ameliyattır)
Adenomatöz mide polipi hastalığı olanlar
Menetrier hastalığı olanlar
A kan grubu
MİDE KANSERLERİ EN ÇOK NERELERDE GÖRÜLÜR
Mide kanserlerinin büyük bir kısmı antrum veya küçük kurvatur üzerindeki bölgelerde görülür.
MİDE KANSERLERİ EN ÇOK PATOLOJİK FORM OLARAK KARŞIMIZA NASIL ÇIKAR?
Mide kanserlerinin büyük bir kısmı adenokarsinom olarak patolojik olarak saptanır.
MİDE KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Karın üzerinde mide bölgesi ve onun etrafındaki bölgede rahatsızlık hissi ağrı ve ağırlık hissi…
Kısa sürede kilo kaybı (Bunu aylarla ifade etmemiz sanırım doğru olacaktır). Kanserli hastalar genellikle kısa sürede yüksek kilo kaybına uğrarlar.
Bulantı ve kusma
Kaşeksi (Şiddetli zayıflama)
Yemeklerden sonra rahatsızlık hissi
Sindirim sisteminde kanama veya gizli kanama
Erken doyma hissi
Hastaların 2/3′ünde demir eksikliği anemisi
TEŞHİS
1.) Çift kontrastlı baryumlu mide grafisi:
Halk arasında ilaçlı mide filmi denilen görüntüleme yöntemidir.
2.) Gastroskopi (endoskopi):
Ağızdan girilerek mideye kadar gönderilen içerisinde optik bir görüntüleme sistemi olan bir boru yardımıyla yapılır. En duyarlı ve en özgün teşhis yöntemi budur. Bu yöntemle hekim mide yüzeyini çıplak gözle görebilir ve şüphe edilen bölgelerden biyopsi ile parça alıp patolojik incelemeye gönderir, buda şüphe edilen ülser veya kanser dokusunun özelliklerini ayırt edilmesini sağlar.
MİDE KANSERİNDE TEDAVİ
Adenokarsinomlarda tedavi:
Gastrektomi (Midenin tamamen alınması): Bu tür tedavi yaklaşımı hastalarda hastalığın sağaltımı için yegane yoldur. Sadece tümör dokusunu çıkarılması, ender vakalarda sadece mukozada sınırlı tümörlerde yapılabilir. Bu tür bir tümörün varlığında mutlaka bilgisayarlı tomografi, veya endoskopik ultrasonografi yaparak tümör dokusunun çıkarılmasına karar verilebilir.
Lenfomalarda tedavi:
1.) Düşük dereceli lemfomalarda tedavi:
Helicobacter pylori enfeksiyonunu tedavi etmek hastaların yarıya yakınında iyileşmeyi sağlar. Bunun dışında kalan vakalara kemoterapi (CHOP tedavisi denilen 4 lü tedavi) uygulanır. Bunlar;
· Cycloposhosphamide
· Doxorubicin
· Vincristine
· Prednisone
2.) Yaygın geniş hücreli lenfomada tedavi:
İki tür tedavi yöntemi vardır;
a.) Yanlızca kemoterapi( ilaç tedavisi )
b.) Mide dokusunun ameliyatla bir kısımının çıkarılması+ameliyatı takiben kemoterapi (İlaç tedavisinin uygulanması)
Leiyomyosarkomlarda tedavi:
Bunlarda kanserli dokunun çıkarılması ile hastaların büyük bir kısmı tedavi edilebilmektedir
MİDE KANSERİ VE HELİCOBACTER PYLORİ (HP)
Mide kanseri dünyada ikinci önemli ölüm nedenidir. 1980 yıllarda 750 000 hasta da mide kanseri tanısı konmuş bunların 600 000 ni yılda, mide kanserinden öldü. Mide kanseri ile HP infeksiyonu ilişkisi ilk defa Marshall tarafından 1983 de işaret edildi. On yıl sonra 1994 de Uluslararası kanser çalışma grubu HP infeksiyon grup 1 i karsinogenik olarak belirledi. Üç prospektiv epidemiyolojik çalışmanın -analiz sonuçları HP + ( HP pozitif ) hastaların normallere göre 4 kat daha kanser gelişme riski taşıdığını göstermiştir. Gelişmiş ülkelerde HP + ve kanser riski ilişkisi %49 ( genel HP pozitifliği %35 ) iken gelişmekte olan ülkelerde ise % 70 e ( genel HP pozitifliği % 85 ) çıkmaktadır. Değişik çalışmalarda farklı yöntemler kullanılarak farklı sonuçlar çıkmasına rağmen en iyimser tahminlerde, gelişmiş ülkelerde en az % 31, gelişmekte olan ülkelerde % 52 mide kanseri, HP infeksiyonu ile ilişkilidir. Bu ortalama kanserlilerin üçte birinin sebebi HP infeksiyonu anlamına gelir. Tütün, İnsan pailloma virusleri ve hepatit viruslerinin de benzer şekilde kanser riski taşıdığı bilinmektedir. Bu gün hangi yaşta tarama yapılmalı ve HP eredikasyon tedavisinde nasıl bir yöntem takip edilmeli bunun için uzun dönem, yaş, cins, aile hikayesi, ve etnik grupları içine alan randomize kontrollu çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu arada hangi tedavi protokollerinin uygulanacağının da belirlenmesine ihtiyaç vardır. HP direkt mutogenik ve karsinogenik değildir. İndirekt karsinojenik etkisi olan bir çok madde vardır. HP amonyak üretir bu da hücre bölünmesini ve fosfolipazları etkileyerek hücre epitel membranlarını hasara uğratır, citotoksinlerle defans mekanizmasını bozar ve kronik inflamasyon oluşur. Aynı zamanda ortamda askorbik asid azalır ki antıoksidan ve antikanser etkisi vardır. Son olarak HP; mide mukozasında kronik dejenerasyona neden olarak mide kanserinin başlamasına neden olabilir. Ancak neden infekte hastaların çok az bir kısmında kanser geliştiği ve ne kadar zaman sonra kanserleşme başlayacağı ve koruyucu çalışmaların ne zaman başlaması gerektiği konuları bu gün açıklığa kavuşturulamamıştır.
HP infeksiyonu ile direkt ilişkilendirilen ikinci tümöral oluşum mide lenfomasıdır. Bunun ile ilgili önemli bir çalışmayıda size aktarmak istiyorum. Mide lenfoması ( MALT ) mukoza ile ilişkili lenfoid doku tümörüdür. Konturek, P.L. ve ark. ( 2000 ) yaptıkları araştırmalarda ; Mide kanserlerinde Cag-A + H. Pylori yüksek miktarda pozitiv bu da gastrin ve gastrin reseptorleri yoluyla otokrın yolla tümör büyümesini uyarabileceğini belirterek aşagıdaki araştırma sunuçlarını yayınlamıştır. MALT lenfomada HP infeksiyonu ilişkisi mide kanserinden çok daha belirgindir. Lenfomada HP infekiyon pozitifliği % 90 dır. Cag-A pozitıfliği ise % 70 dir. Kontrol grupların da ise %56 ve %33 dür. Serum gastrin seviyesi kontrol grupuna göre lenfomalılarda 6 kat fazladır. Lümen içi gastrin ise hastalarda 70 kez daha fazla bulunmuştur. Antrum mukozasına göre tümör dokusunda gastrin 10 kat fazladır. Çalışma da MALT lenfomasında Cag-A HP pozitifliğinin önemli olduğu görülmektedir
 
Üst