1. Monera

    Monera Forum Okuru

    Ölüsüne yirmi değnek vurun ki

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında Monera tarafından paylaşıldı.

    Medîne ehâlisi anlaşarak bir yere toplandılar. Ömer (r.a) hazretlerinin adâletini tecrübe etmek için anlaşdılar. Aralarından bir yehûdî çıkdı. -Ben sizin müşkilinizi hâl etmeğe muktedirim, dedi. Onlar da buna ba'zı va'dlerde bulundular.
    Hz. Ömerin bir oğlu var idi. Bedenen çok za'îf kalmışdı. O yehûdî, kendisini hekîm tanıtıp, Hz. Ömerin (r.a) oğlunun yanına vardı. Hâlini ve hâtırını sordu. O da, za'îfliğinden bir mikdâr hikâye yolu ile şikâyet etdi. Mel'ûn yehûdî tebessüm ederek, bunun ilâcı kolaydır, dedi. Bu da ilâcını istedi. Zîrâ kalblerinde kin ve hîle yokdu. Yehûdî, önüne düşüp, odasına götürdü. Sonra bir sürâhî şerâb doldurup, şerbetdir diye önüne koydu. Bu senin derdine devâdır. Bunu içdiğin gibi sıhhat bulursun, dedi. O da sözünü hakîkat zan edip, şerâb ne olduğunu görmediği için, o sürâhîdeki şerâbı içip, serhoş oldu. O yehûdînin güzel bir kızı vardı. O kızı arz eyledi. Şerâbın te'sîri ile serhoş olduğundan, kıza sâhib oldu. Bir zemândan sonra ayılıp, aklı başına geldikde, yapdığı işlere pişmân oldu. Nedâmet ile tevbe ve istigfâr edip, evlerine geldi. Hikmet-i rabbânî, o kız hâmile olup, çocuk doğdu. Sonra, mel'ûn yehûdî, bir çok yehûdîyi ve o çocuğu yanına alıp, Ömer (r.a) hazretlerinin yanına getirdiler.
    Dediler ki,
    -Yâ halîfe, senin oğlun, bizim kızımıza zorlıyarak sâhib olup, bu çocuk hâsıl oldu. Biz bunu beslemeğe mecbûr değiliz.
    Hz. Ömer (r.a) bunu görünce, mubârek gönülleri perîşân olup, oğlunu çağırdı ve bu durumu sordu. Oğlu da meydâna gelen hâdiseyi anlatdı. Hz. Ömer (r.a) o ma'sûma beyt-ül-mâldan nafaka ta'yîn eyledi. Sonra oğlunu aşağı alıp, dînin emri olan sopayı vurdurmağa başladı. Sopa sayısı kırk olduğu zemân, Eshâb-ı güzîn, Ömer (ra) hazretlerinin yanına gelip, ricâ etdiler.
    -Yâ halîfe, oğlunuz hastadır, bu şekildeki sopaya tehammül edemez. İhsân eyle, bunun suçunu bize bağışla. Zîrâ sesi, Resûlullah (sav)hazretlerinin sesine benzerdi. Eshâb-ı güzîn bunu, Ravda-i Mutahharaya götürüp, yüksek ses ile Kur'ân-ı azîmüşşânı okutup, kendileri dışarıdan dinlerler idi. Hz. Habîbullahın hasretinden ciğerlerini dağlarlar idi. Lutf eyle, sesi hurmeti için suçunu afv eyle diye, ne şeklde söylediler ise, iltifât eylemedi.
    -Allahü teâlânın hakkında hâtır olmaz. Âhıretde çekmekden, dünyâda cezâsını bulmak iyidir, buyurdular.
    Altmış değnek oldukda, babasına çağırdı ki,
    -Yâ baba, bir ân mehil ver ki, azîz annemin yüzünü göreyim, halâllik dileyeyim.
    İltifât eylemeyip, yetmiş sopa oldukda, çağırıp,
    -Yâ baba, işte ben ölüyorum. Mubârek yüzünü bana göster, görün ki, hasret gitmiyeyim, dedi. Hz. Ömer (r.a) mubârek yüzünü çevirip, gösterdi.
    Sopa sayısı seksen oldukda rûhunu teslîm etdi. Hz. Ömere öldüğünü bildirdiler.
    Buyurdu ki,
    -Ölüsüne yirmi değnek vurun ki, Hak emri yerini bulsun.
    Ondan sonra da yirmi değnek vurdular. Yüz temâm oldu. Sonra techîz ve tekfîni yapıp, götürüp defn eylediler.
    Sonra Hz. Ömer (r.a), acabâ babalık hakkını yerine getirip, seni kurtardım mı. Allahü teâlânın huzûrunda hâlin nasıl oldu diye ağladı. O gece Eshâbdan birisi onu rü'yâda gördü. Sultân-ı kâinât (sav) hazretlerinin huzûr-u şerîfinde oturup, zevk ve sefâ ederdi. Bu sahâbîyi gördüğü gibi, kalkıp, güle-güle yanına geldi.
    Dedi ki,
    -Allahü teâlâ babamdan râzı olsun ki, atalık hakkını yerine getirdi. Allahü teâlâya hamd olsun ki, devâmlı Fahr-i âlem (sav) hazretlerinin hizmet-i şerîflerinde olup, bir ân ayrılmıyorum. Dünyâ kahrından kurtulup, zevk ve safâ içine düşdüm. Ertesi günü o sahâbî gelip, rü'yâda gördüğü hâli, Hz. Ömere anlatdı. Hz. Ömer (r.a) ağlamağı bırakıp, Allahü teâlânın inâyetine şükr secdesi eyledi .


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.244
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Ölüsüne yirmi değnek vurun ki

    ne güzel paylaşım emeğine sağlık
     
  3. tuqqce

    tuqqce Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    19 Mart 2008
    Mesajlar:
    6.067
    Beğenilen Mesajlar:
    399
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Wuppertal-Germany
    Paylaşım için tşkler
     
Ölüsüne yirmi değnek vurun ki konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ölüyü diriltemem

    Ölüyü diriltemem

    ÖLÜYÜ DİRİLTEMEM Trablusşam Nakîb-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbî Efendi, Yûsuf Nebhânî hazretlerine şöyle anlatmıştır: Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbî'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip...
  2. ölüden mektup

    ölüden mektup

    ÖLÜDEN MEKTUP... Dostlarım, Dün, oldukça yağmurlu, Mezarlık çamurluydu, Özür dilerim... Hastalığım amansız, Ölümüm; size göre Erken ve zamansızdı. Kara haber Tez yayıldı.. Aldınız. Cami avlusuna, koşup geldiniz, Son bir görev bildiniz... Kiminiz, Namaz vaktini, iple çektiniz. Acele işiniz vardı, gidecektiniz. Kiminiz, Kaçamak tebessümle, Hasretler giderdiniz; ''Bir...
  3. değnek

    değnek

    Yapılan iyiliği başa kakmaya, birisini kötülemeye delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Baston.)Gücü temsil eder.
  4. Sihirli Değnek

    Sihirli Değnek

    Güzel dilekler bazen karışabiliyormuş :D
  5. ölülerimiz unutmayalım ....

    ölülerimiz unutmayalım ....

    ölülerimiz için dua Salih El-Mersi'nin şöyle dediği rivayet edilir : Bir ...cuma gecesi sabah namazını kılmak için,mescide... gitmek üzere evden çıktım. Giderken yolumun üzerindeki kabristana uğradım. Kendi kendime: "Sabah oluncaya kadar burada kalayım" dedim. Bir kenara oturdum. Biraz sonra üzerime bir ağırlık çöktü ve uyuya kaldım. Rüyamda kabristanda yatanların hepsinin çıkmış...

Sayfayı Paylaş