Raydan çıkanlar ve Rayda kalanlar

ESDE

Hamiş Melek
Raydan çıkanlar ve Rayda kalanlar
raydan cikanlar, ray, tren, rayda kalanlar, hayat konusunu okumaktasiniz


Sevgili Melekler,

Hayat bir tren gibi hiç durmadan geçmişten geleceğe ilerlerken biz de onunla yol alıyoruz. Tren zaman zaman duruyor; biz de onunla birlikte duruyoruz...



tren_rayi-18e.jpg


Yaz tatili geliyor; bir işten ayrılıyoruz, bir düğün yapıyoruz ya da sevdiklerimizden birini kaybediyoruz. Olumlu ya da olumsuz ne olursa olsun, bazen bir süre için tren duruyor; ama tren tekrar bir sonraki istasyona doğru devam ediyor.

Tren yolu sabit, bir noktadan öbür noktaya doğru hiçbir değişim olmadan gidiyor. Tren ve vagonlar için yol değişmiyor; belirli bir monotonluğa sahip. İlkokula daha sonra liseye, daha sonra üniversiteye gideceğiz. Askerden sonra evleneceğiz. Toplumun normlarıyla, rutinlerinin içinde ilerliyoruz. Bazen bir yol ayrımına, ray makasına geliyor ve yön değiştirebiliyoruz. Ancak o yön değiştirmede bir iş değişikliği, bir okul değişikliği gibi mütevazı bir değişiklik oluyor. Dolayısıyla trenin içinde yol alanların bir kısmı da bu monotonluğun içinde kendilerini boşlukta ve mutsuz hissedebilirler.

Bazılarımız da içinde bulunduğu treni ve gittiği yolu beğenmiyor. Ailesinden ya da doğduğu şehirden, bulunduğu yerden, okuduğu okuldan, çalıştığı işten memnun değil. Trenden inmek istiyor; bazısı trenden inmeye cesaret buluyor; bazısı da bulamıyor. Trenle giderken her iki yöndeki camdan da baktığımızda yolunu kaybetmiş gibi ortalarda duran ve dolaşan yüzlerce insan görüyoruz. Trene binmek isteseler de binemeyen, ne yapacağını bilemeyen insanlar bunlar. Bir taraftan bulundukları noktada onları istedikleri yöne gitmekten alıkoyan bir ray olmadığı için alabildiğine özgürdürler; ama ne yapacaklarını bilmedikleri için bu özgürlüklerini anlayamazlar.

Geniş bir çimenliğin ortasında aylak aylak gezinen ya da boş boş duran bu insanları gören trendekiler özenerek "ben de" onlar gibi olsaydım diyebilir. Televizyondaki paparazzi programlarında gece kulüplerinde eğlenenlere bakıp onlara öykünmek gibi bir şeydir bu. Çalışan insanlar, tatil hasretiyle hiçbir şey yapmayan insanlara öykünebilirler. Ne var ki, hiçbir şey yapmadan zaman geçiren insanlar kendilerinden derinden hissettiği büyük bir boşluğun içindedir.

İster raydan kalanlar için olsun, ister raydan çıkmış olanlar için olsun bu insanlara mutluluk ve huzur yok gibi görünüyor. Mihaly Csikszentmihalyi, "Flow-Akış" isimli kitabında sevdikleri işi yapan insanların zaman algısını yitirdiğini belirtiyor. Öyleyse, kendi yaşamları için doğru trende olanlar zamanın nasıl geçtiğini bile bilmeden, mutluluk ve huzurla ilerliyorlar. O zaman yapmamız gereken şey yanlış trendeysek, kendimiz için doğru treni bulmak. Eğer raydan çıkmış grubun içindeysek de kaybolmuşluğumuza son verip bir tren istasyonuna ulaşmamız gerekiyor. İstediğimiz tren gelmese bile, ilk trene binip bir merkez istasyonuna ulaşmalıyız. Merkez istasyonlarından her yöne giden trenler bulunur.

İçinde gittiği treni beğenmeyip trenden atlamış ve raydan çıkmış olanlar, eğer hiçbir treni ve gittiği yönü beğenmezse, azimle yeni bir tren rayı döşemeyi düşünmelidir. Çünkü bu benzetmedeki en değerli insanlar, ne trende gidenler ne trenden atlamış olanlardır. En değerli insanlar yeni yerlere giden tren raylarını döşeyenlerdir. Geçmişte bu insanlar olmasaydı, bugün ne yollarımız ne de yeni şehirlerimiz olurdu. Onun için üçüncü yol, yeni bir yol yapmaktır. Bunun sorumluluğu da gücü yetenlerdedir.



kaynak: Melih Arat
 
Üst