Zonguldak ili Ereğli ilçesi, Orhanlar mahallesi, Yalı Caddesi’nde bulunan XIX. yüzyılın sonlarında Halil Paşa Karamahmutoğlu tarafından eski bir kilise temeli üzerine yaptırılan dört katlı konak 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından müze olarak ziyarete açılmıştır.
Konak dört katlı olup, karnıyarık (orta sofalı) plan tipine göre yapılmış kâgir bir yapıdır. Cephesi çevredeki Roma dönemi yapılarından toplanan malzemelerle süslenmiştir. Müzenin zemin katında Karadeniz Ereğlisi ve çevresinden toplanan Grek, Roma ve Bizans dönemlerine ait figürlü sütun başlıkları, mezar stelleri, çeşitli takılar ve madeni eserler, cam kaplar, kandiller ile figürinler sergilenmiştir.
Müzenin birinci katında pişmiş toprak amphoralar, Lydia, Grek, Roma, Bizans, Abbasi, Emevi, Sasani, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait sikkelerden oluşan koleksiyonlara yer verilmiştir.
Müzenin ikinci katı yöresel etnografik eserlere ayrılmıştır. Burada yöreye özgü bir dokuma olan “Elpek” kumaşı ve ipliğinden oluşan giysiler bulunmaktadır. Ayrıca bohça, mendil, örtü ve çeşitli düz yaygılar, dokuma aletleri, ateşli ve kesici silahlar, takılar, mühürler, tespihler, saatler, çeşitli mutfak eşyaları, ölçü, tartı ve yazma eserler onları tamamlamaktadır.
Müzenin üçüncü katı Zonguldak yöresi günlük yaşantısına uygun biçimde döşenmiştir. Burada geleneksel Ereğli ev düzenlemesine uygun biçimde oturma odası, misafir odası, yatak odası ve günlük yaşamın geçtiği oda eşyalar mankenler eşliğinde sergilenmiştir.
Müzenin bahçesinde büyük ölçüdeki Grek, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait çeşitli sütun başlıkları, sütunlar, sütun gövdeleri ve kaidelerinin yanı sıra mimari parçalar, lahitler bulunmaktadır. Bunların dışında yörenin ünlü pandomim sanatçısı Krispos’un mezar anıtı da bahçe içerisinde teşhir edilmiştir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında sanayi devriminin ana maddesini oluşturan taş kömürünün araştırılmasına Sultan II. Mahmut döneminde Anadolu’da başlanmıştır. Bu nedenle de Memalik-i Şahane içerisinde siyah taşın taharrisi isimli bir ferman yayınlanmıştır. Bu arada terhis olan ve memleketlerine giden askerlere de küçük kömür örnekleri verilmiş ve gittikleri yerlerde buna benzer taşların bulunup bulunmadığının araştırılması istenmiştir.
Karadeniz Ereğlisi’nin kestaneci Köyü’nden olan Uzun Mehmet Tershane askerliğinden terhis olmuş ve köyüne gelmiştir. Bir gün buğday öğütmek üzere gittiği Neyren Deresi yamaçlarındaki değirmende su kanallarında askerde iken kendisine verilen taşların benzerlerini görmüştür. Bu taşları alarak ateşe atmış yanıp, yanmadıklarını denemiştir. Yandıklarını görünce de bunlardan bir miktarını yanına alarak İstanbul’a saraya gitmiştir. Getirdiği taşların taş kömürü olduğu anlaşılınca saraydan 5000 kuruşluk ödül ve ölene kadar da kendisine 500 kuruş aylık bağlanmıştır. Memleketine dönüşünden sonra zamanın kaymakamı Müstelzim Hacı İsmail Ağa tarafından kıskançlık sonucu kahvesine zehir katılarak öldürülmüştür.
Doç.Dr.Ahmet Ali Özeken’in “Ereğli Kömür Havzası” isimli eserinde ilk kömürü 1822 yılında Ereğli Kestaneci Köyü’nden gemici Hacı İsmail’in bulduğu ve buna karşılık Sultan II. Mahmut’tan beş kese ihsan aldığı belirtilmiştir. Ayrıca ikinci defa kömürü bulan kişi Ereğli Neyren Köyü’nden deniz erliğinden terhis olan Uzun Mehmet olduğu belirtilmiştir.
Uzun Mehmet’in bu buluşu XIX. yüzyılın ilk yarısında Zonguldak ve yöresinin yazgısını değiştirmiştir. Rastlantı sonucu bulunan ve yapılan araştırmalarda yörede zengin bir kömür madeni olduğu anlaşılmıştır. Bundan sonra Zonguldak’ta kömür çıkarma tesisleri kurulmuştur. Sultan Abdülmecit döneminde Anadolu’daki ilk kömür yatakları tespit edilmiş ve 1855’te ilk defa kömür üretimine başlanmıştır.
İngiliz kömür ocaklarının imtiyazına son verildikten sonra 1905’te Ticaret ve Nafia Nezareti’nde ilk genel müdürlük kurulmuş, Çatalağzı, Kilimli, Kozlu ve Zonguldak üretim merkezi haline getirilmiştir. I.Dünya Savaşı sırasında kömür yönetimi bir süre için Almanlara bırakılmış, Harp Kömür Komisyonu kurularak savaş boyunca gemilerin kömür ihtiyacı bu kömür havzalarından sağlanmıştır.
Cumhuriyet döneminde Kömür İşletmeleri Türkiye’nin kömür gereksinimini karşılamak üzere üretimini sürdürmüştür.
Uzun Mehmet’in kömürü bulmasından dolayı Zonguldak il merkezinde 8. Kasım 1932’de adına bir anıt dikilmiş, içerisinde bulunduğu parka ve önünden geçen caddeye Uzun Mehmet ismi verilmiştir. Uzun Mehmet’in bir de heykeli yapılmıştır. Bu heykelde Uzun Mehmet ayakta, bir elinde kömür, diğer elinde de kazma ile tasvir edilmiştir. Bunun yanı sıra Zonguldak’taki iki büyük kömür işletmesine de Uzun Mehmet I ve Uzun Mehmet II isimleri verilmiştir. Bu yüzden de 8 Kasım günü, kömür ile özdeşleştiğinden ötürü Zonguldak’ta her yıl bayram olarak kutlanmaktadır.
Zonguldak Havzası Maden Şehitleri Anıtı (Merkez)
Zonguldak il merkezinde Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) tarafından, Taş Kömürü Havzasındaki iş yerlerinde kaza sonucu yaşamını yitiren maden işçileri için bir anıt yapılmıştır.
Bu anıt bir park içerisinde olup, Zonguldak ili Çevre Koruma Vakfı’nın desteği ve Zonguldak Belediye Başkanlığı’nın katkısı ile yapılmıştır. Siyah mermerden olan anıt, dikdörtgen kaideli, iki pano halinde olup, üzerinde Zonguldak Havzası Maden Şehitler Anıtı ile ölen maden şehitlerinin isimleri yazılıdır.
Zonguldak ili Ereğli ilçesi Kaletepe Mahallesi’nde bulunan tepenin üzerinde deniz seviyesinden 150–160 m. yükseklikte Ereğli Kalesi bulunmaktadır. Bu kale W.Hoebfner tarafından incelenmiş ve bir de planı çıkarılmıştır. Denize dik yamaçlar üzerindeki bu tepede antik çağlarda MÖ. IV. yüzyılda Klearchos tarafından kurulan Herakleia Pontike şehrinin akropolü vardı.
Kale XIII. yüzyılın başlarında Bizans döneminde yapılmıştır. W.Hoepfner’e göre bu kalenin Cenevizliler tarafından yapıldığı ileri sürülmüşse de bu iddia kesinlik kazanamamıştır.
Kale plan olarak düzensiz bir plan göstermekte olup, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yapımında tuğla ve harç dolgu ile birlikte gri tüf taşlarına da yer verilmiştir. Bunların arasında açık kırmızı tuğlalar, avlu kapısında da koyu kırmızı renkli tuğlalar kullanılmıştır.
Kale iç avluyu çevreleyen duvarlar ve onu takviye eden kulelerden meydana gelmiştir. Ön avlunun solunda bir kulenin kalıntıları görülmektedir. Sağ tarafta ise yine başka bir kule kalıntısı dikkati çekmektedir. Kalenin dış avlusunda mühimmat depolarına yer verilmiştir. Dış avludan iç avluya kemerli bir kapı ile geçilmektedir. İç avlunun büyük bir bölümünde de su sarnıcı bulunmaktadır. Buradaki sarnıç 8.00x40.00x6.10 m. ölçüsünde bir plan göstermekte olup, köşeleri yuvarlatılmıştır. Sarnıcın derinliği ise 5.00 m. dir.
Kalenin üst katında iki oda kalıntısı dikkati çekmektedir. Tuğladan yapılan bu odaların üst örtüsü ile duvarların büyük bir bölümü yıkılmıştır. Ancak bunların üzerinin tonozlarla örtülü olduğu günümüze gelebilen izlerinden anlaşılmaktadır. Bu odalara avlu yönündeki bir merdivenle çıkılmaktadır.
Filyos Kalesi (Çaycuma)
Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde Hisarönü’nde (Filyos) bulunan bu kale Ortaçağ’da yapılmıştır. Kalenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.
Kale moloz taş ve tuğladan yapılmış olup, günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir. Ortaçağ’da yapılan bu kale çevresinde Roma dönemine tarihlenen mabet, tiyatro ve büyük bir yapıya ait olduğu sanılan üç kemerli bir duvar günümüze gelebilmiştir. Ayrıca yakınındaki Çayır Mağarası’ndan kaleye ve kente su taşıyan su kemerleri kalıntıları da günümüze gelebilmiştir.
Kale ve yanındaki tiyatro 2001 yılından itibaren başlayan çalışmalar sonucunda kısmen restore edilmiş olup, çalışmalar halen sürdürülmektedir.
Beykoz Asarı (Kalesi) (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçesi Alparslan Köyü’nde, kayaların güney yamacında bulunan bu kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kalıntılarına dayanılarak kalenin XIII. yüzyılda Bizans döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Yapım tarihini belirten bir kitabe de günümüze gelememiştir. Kaleden günümüze yalnızca kuzey yönündeki bir duvar kalıntısı ile iç kısımdaki küçük bir sarnıç gelebilmiştir.
Surlar (Ereğli)
Karadeniz Ereğlisi’nin (Herakleia Pontike) arazi konumuna uygun olarak surlarla çevrilmiştir. Şehrin ilk defa 1550 yıllarında kurulduğu dikkate alınacak olunursa ilk surların da bu dönemde yapıldığı sanılmaktadır. Bu surlar güneybatıya doğru, denize yönelik olarak tepenin dik yamaçlarını çevirmektedir. Buradan da kademeler halinde kıyı şeridine kadar inmekte ve sonra yeniden akropol tepesine yükselmektedir.
Helenistik dönemden kalan sur duvarları oldukça sert gri renkli kireç taşından bloklar halinde yapılmıştır. Büyük olasılıkla da bu teknik MÖ. III. Yüzyıla aittir. Sonraki dönemlerde, bu surların üzerine Roma ve Bizans döneminde surlar yapılmıştır. Helenistik dönem surlarına ait çok az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Buna karşılık Roma devrine ait sur kalıntıları daha fazladır. Ne var ki bu surların bütünü yeterince korunamamıştır.
Günümüze gelen Roma suruna ait bir kulenin 10 m. genişliğinde olduğu sanılmaktadır. Bu kulenin 8.00 m.lik bir kısmı günümüze gelebilmiştir.
Gâvur Ambarı (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçesi Adatepe Köyü’nde bulunan kule kalıntısı halk tarafından Gavur Ambarı olarak isimlendirilmiştir. Bununla ilgili kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Kesme taş ve bu kulenin gözetleme amaçlı yapıldığı sanılmaktadır.
Zonguldak il merkezine 3 km. uzaklıkta bulunan Gökgöl Mağarası, Zonguldak Kömür Tesislerinin bulunduğu Asma Ocaklarının 1 km. güneyinde ve Üzülmez Deresi’nin sağında bulunmaktadır.
Mağarada ilk araştırmalar iki İngiliz speologu Chris Bauer ve Harvey Lomas tarafından 1976 yılında yapılmıştır. Bundan sonra Türk-Fransız ortak grubu tarafından 1977 yılında mağara ve içerisindeki çok sayıdaki mağaracıklar ile Gökgöl Mağarası incelenmiştir.
Gökgöl Mağarası jeolojik dönemlerde I.Zaman (Vizen Paleozonik) kalkerler içerisinde oluşmuştur. Mağaranın çok büyük bir ağzı bulunmakta olup, buraya 50 m. yüksekliğinde dik bir patikadan çıkılmaktadır. Mağara içinin toplam uzunluğu 1 km. kadardır. Mağara üç bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümler fosil ve aktif kısımlar ile yarı aktif yan kollardır. Girişten sonra geniş bir galeri halindeki mağarada 250 m. uzaklıkta bulunan bir sifondan suya girilip dar bir çatlak içerisinde ilerlenmekte ve bundan sonra da mağara içerisindeki yeraltı deresinin kaynağına gelinmektedir.
Mağara içerisinde 2–5 m. arasında değişen sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Yeraltı deresi bir çöküntü ile son bulduğundan daha ileriye gitmek olanaksızdır. Günümüzde Gökgöl Mağarasının 875 m.lik kısmı turizme açıktır.
Cumayanı Mağarası (Merkez)
Zonguldak Cumayanı Mahallesi’nin 1 km. güneydoğusunda bulunan bu mağara ilk kez Chris Baue, Harvey Lomas, Arda Çalı ve Dündan Çetin isimli speologlar tarafından 1976 yılında incelenmiştir. Daha sonra Türk ve Fransız mağaracılar 1977 yılında, İngiltere’nin Nottingham Politeknik Üniversiteleri tarafından 1978 yılında incelenmiştir.
Bu mağara II. Zamanın Kretase kalkerleri içerisinde bulunmuştur. Zonguldak yöresinin olduğu kadar Türkiye’nin de en önemli mağaralarından birisidir. Mağara 10 km. den fazla bir uzunluğa sahiptir. Mağaranın üç ayrı girişi vardır. Bunlardan biri yöredeki pompa istasyonunun arkasındaki girişten başlayarak çöküntü alanına ve travertene kadar 300 m.lik bir giriştir. İkinci giriş, gölün bitiminde olup, burada üçüncü girişle birleşir. Buradan kumlu bir mekâna ulaşılır ve suyun geldiği yönde de büyük bir salon vardır. Bu galeride aynı zamanda büyük taş bloklardan oluşmuş bir de salon bulunmaktadır.
Bu mağara Kızılelma Mevkiinde bulunan bir düden, Ayıcı, Aydın dereleri ve Büyükav Deresi’nin sularını yutmaktadır. Düdenin üzerindeki mağara içerisinden yeraltı deresine de inilmektedir. Yeraltı deresi güney-kuzey yönünde 4 km. uzaklıktaki Cumayanı Mahallesi’ndeki mağaradan yeryüzüne çıkmaktadır.
Kapız Mağarası (Merkez)
Zonguldak Kapız Mahallesi’nde bulunan bu mağaranın içerisinde küçük bir de yeraltı deresi bulunmaktadır. Tren yolunun altından içerisine girilen bu mağarada sarkıt ve dikitler bulunmakla beraber, üzerindeki yerleşim alanlarının kanalizasyonları buraya akmaktadır. Bu yüzden de turizme açılması olanaksızdır.
Çayırköy Mağarası (Çaycuma)
Zonguldak ili Çaycuma ilçesi Çayırköyü’nde bulunan bu mağaranın Çaycuma’ya olan uzaklığı 10 km. dir. Çayırköy Mağarasında ilk araştırmayı İsveçli K.Lindberg 1951 yılında yapmıştır. Bundan sonra Barcelona kentinden Türkiye’ye gelen Juan Ullastre başkanlığındaki üç İspanyol speolog 1970’te ikinci araştırmayı yapmıştır. Bu araştırmacıların yaptıkları İspanya’da yayınlandıktan sonra buraya çok sayıda araştırmacı gelmiştir.
Mağara II. Zamanın Üst Kretase kalkerleri içerisinde yer almıştır. Çayırköy’ün 2 km. güneybatısında, Sofular ve Eğridere’nin birleştiği bir çöküntü alanı içerisindedir. Yerin altından 1,5 km. uzunluğundaki su Çayırköy Mağarasını meydana getirmiştir. Mağaranın çıkış ağzına yakın bir yerde de büyük bir kuyu bulunmaktadır.
Mağaranın giriş kotu yaklaşık 200 m. çıkışı da 165 m. dir. Uzunluğu 1,5 km. olam mağaranın içerisi oldukça düzdür. İçerisinde yeraltı deresi olduğundan tam orta kısmında bir de sifon bulunmaktadır.
Mağara girişinden çıkan suyun bir bölümü Roma döneminde yapıldığı sanılan bir kanalla çevredeki değirmene ulaştırılmıştır.
Sofular Mağarası (Merkez)
Zonguldak ili, Eski Zonguldak-Çaycuma karayolunun 10.km.sinde, Sofular Vadisi’nin yamaçlarında bulunan bu mağaranın Prehistorik Çağlarda oluşumu tamamlanmıştır. Mağarada ilk araştırmayı Zonguldak Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü 2003 yılında yapmıştır.
Mağara 1,5 km. uzunluğunda olup, oldukça dik bir kuyunun sol yanından içerisine inilmektedir. Mağara içerisinde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Salon şeklinde büyük bir mekânın çevresinde küçük odacıklar bulunmaktadır. Bu salon 70.00x40.00–50.00 m. ölçüsünde olup, tavan yüksekliği 5.00–7.00 m. arasında değişmektedir. Doğal oluşumların son derece güzel bir görünüm veren mağara içerisinde küçük göller bulunmaktadır.
Erçek Mağarası (Merkez)
Zonguldak-Ankara karayolu üzerinde Erçek Mahallesi’nde bulunan bu mağara Zonguldak il merkezine 5 km. uzaklıktadır. Günümüzde bu mağaranın tam bir araştırması yapılamamıştır. Mağaraya ormanlık bir alandan oldukça dar bir suyolundan 30 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşılmaktadır. Mağara Zonguldak Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü tarafından bulunmuştur.
Mağaranın yalnızca 1 km. lik kısmına girilebilmektedir. Ancak mağaranın çok daha uzun olduğu ve iki ayrı katmandan oluştuğu anlaşılmıştır. Mağaranın içerisine az meyilli bir kuyudan inilmekte ve kuyu sonunda da galeri ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan sağdaki kola su gelmekte, soldaki kolda da suyun gittiği ana galeridir. Dar bir delikten içerisine girilen mağarada 30 metrede bir sifon bulunmaktadır. Yaklaşık 4-5 m. uzunluğundaki sifon daraldıktan sonra geniş bir salona açılmaktadır. Bundan sonra devam eden mağaranın içerisi travertenlerle kaplıdır.
Ilıksu Mağarası (Merkez)
Zonguldak-Ereğli karayolu üzerinde, deniz kenarında bulunan bu mağaranın içerisinde yer altı nehri bulunmaktadır. Uzunluğu 800 m. olan mağara ağzından içeriye girildiğinde travertenlerle karşılaşılmaktadır. Travertenlerin altında sifon bulunmaktadır.
Mağara içerisinde bulunan sudan sonra büyük bir mekâna ulaşılmaktadır. Mağara içerisinde çok sayıda guana bulunmaktadır. Mağara yakınında Ilıksu Kaplıcası vardır. Ilıksu Kaplıcasının su debisi 10 lt/sn, sıcaklığı ise 27 derecedir.
Kaplıcanın suyunun içme olarak kullanıldığında, mide, bağırsak ve karaciğer safra yolları üzerinde, banyo kürlerinde ise, içerdiği radyoaktif elemanlar sayesinde ağrılı hastalıklarda olumlu etkisi görülmektedir.
Ilıksu Kaplıcası, İl Özel İdaresi tarafından yatırım programına alınmış olup, şu anda kaplıca üzerinde ya da çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır.
İnağzı Mağarası (Merkez)
Zonguldak il merkezinde, İnağzı Mahallesi’nde bulunan bu mağara Zonguldak’a girşteki demiryolu tünelinin sol yanında bulunmaktadır.
Mağara oluşumunu Prehistorik Çağlarda tamamlamıştır. Mağara yaklaşık 600 m. uzunluğundadır. Ancak daha da uzun olduğu sanılmaktadır. Mağara 60–70 m. den sonra dar ve alçak geçitlerle devam etmektedir. İçerisindeki sifon 1 m. yüksekliğindedir. Ayrıca mağara içerisinde küçük akarsular bulunmaktadır.
Kızılelma Mağarası (Merkez)
Zonguldak il merkezi Gelik Mahallesi, Ayıcı Mevkiinde bulunan mağaranın uzunluğu 6,5 km. yi bulmaktadır. Mağara ağzındaki bir düdenden çevrenin sularını çekmekte ve yer altı suyu olarak içeride devam etmektedir.
Mağara içerisinde galeriler ve yan kollar bulunmaktadır. Ayrıca mağara içerisinde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
Cehennemağzı Mağaraları (Ereğli)
Zonguldak ili Ereğli ilçesi İnönü Mahallesi’nde bulunan bu mağaralar Antik Çağlardan itibaren yerleşime sahne olmuş, ayrıca ibadet yeri olarak da kullanılmıştır. Mağara içerisinde yapılan arkeolojik araştırmalarda sütunlar, sütun başlıkları, lahitler, kandil yuvaları, taban mozaikleri bulunmuştur. Bu kalıntılar mağaraların Erken Hıristiyanlık döneminde gizli ibadet yapılan bir yer olduğunu göstermiştir.
Mağaralar Volkano-Klastik kayaçlar içerisinde gelişmiştir. Mağaraların ikisinin içerisinde göl bulunmaktadır.
Zonguldak Batı Karadeniz Bölgesi’nde dağlık bir alanda yer almaktadır. İl topraklarının %49,2’si dağlarla, %35,5’i platolarla, %15,3’ü ovalarla kaplıdır. Deniz kıyısından iç kesimlere doğru yükseltiler git gide artmaktadır. Bu dağlar üç sıra halinde Karadeniz’e yönelik olup, en yüksek tepeler ilin güney kesiminde yer almaktadır. Platolar ise bu dağların eteklerinde yer almıştır. İl içerisinde büyük bir ova bulunmamaktadır. Ancak akarsuların taşıdığı alüvyonlarla kaplı küçük düzlükler halinde ovalar bulunmaktadır.
Dağlar
İl topraklarının büyük bir bölümünü kaplayan dağlar üç sıra halindedir. Bunlardan birinci dağ sırası denize dik olup, yükseklikleri 1000 m.ye yakındır. Bu dağlar vadilerle sık sık kesilen, birbirlerinden ayrı görünümdedirler. Bu dağların en önemlileri batıdan doğuya doğru uzanan Ereğli’nin doğusundaki Küpdağı ile il merkezinin doğusundaki Gölge Dağı ve Güllü Dağı’dır.
İlin batısındaki ikinci dağ sırası Akçakoca Dağları ile başlar ve Bartın’ın güneyindeki Mahmut Dağı ile Kumar Dağı’na kadar uzanır. Bu dağ sırasının il toprakları içerisindeki en yüksek tepesi Göktepe’dir. İkinci dağ sırası batı kesiminde 1000 m. iken Ulus’a doğru 1379 m. ye kadar yükselir.
Üçüncü dağ sırası bir bakıma Bolu Dağları’nın uzantısı olup, yüksek tepeler halindedir. Bunlar Kızıltaş Tepesi (1486 m.), Bacaklı Yayla Tepesi (1637 m.)’dir.
Zonguldak ilinin %35’ini kaplayan plato ve yaylalar dağların eteklerinde ve aralarında yer almıştır. Filyos Çayı’nın açtığı Filyos Çayı Vadisi alüvyonlu bir yapıya sahip olup, tabanı kil ve kum tabakaları ile kaplanmıştır. Alaplı Irmağı’nın oluşturduğu Alaplı Vadisi ile Gülünçırmak Vadisi ve Üzülmez Deresi Vadisi de yörenin başlıca vadileridir.
Akarsuları
Zonguldak ili sürekli yağış aldığından akarsu yönünden oldukça zengindir. Bu akarsuların başında Filyos Çayı, Gülüç Irmak, Alaplı Irmağı ve Üzülmez Deresi gelmektedir.
Devrek Çayı
Zonguldak ili Devrek ilçesinin önemli bir akarsuyu olan Devrek Çayı Bolu’nun Abant Dağları’ndan doğup büyük su adını alır. Yeniçağ’dan ve Dirgine yakınlarından katılan iki önemli koldan sonra Devrek Çayı adını alır. Çomaklar Deresi ve birkaç ufak dere de bu çaya katıldıktan sonra Gökçebey İlçesi yakınlarında Karabük’ten gelen Soğanlı Çayının devamı olan Yenice Çayı ile birleşerek Filyos Çayı’nı meydana getirip, Filyos Bucağı’nda Karadeniz’e dökülür.
Filyos Çayı (Yenice Irmak)
Bolu ilinin Aladağ’ından doğan Filyos Çayı önce Gerede Suyu olarak isimlendirilir, güneybatı yönünde akarak Bolu ve Çankırı’yı suladıktan sonra Zonguldak il topraklarına girer. Kuzeybatı yönünde akarken küçük derecikleri de sularına katar. Devrek Çayı ile birleşir ve kuzeydoğuya doğru akar. Çaycuma’dan geçerek geniş bir düzlük oluşturduktan sonra Karadeniz’e dökülür. Filyos Çayı’nın uzunluğu 228 km. dir.
Gülüç Irmağı
Zonguldak’ın en küçük akarsularından olan Gülüç Irmak küçük dereciklerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Ereğli ilçe merkezinin güneyinden Karadeniz’e dökülen bu akarsu üzerinde Ereğli Demir Çelik Fabrikasının su gereksinimini karşılayan küçük bir de baraj kurulmuştur.
Alaplı Irmağı
Ereğli’nin Ormanlı Bucağı’nın güneyindeki Atyaylası Tepesi’nden kaynaklanan bu akarsu geniş bir vadide akar, sık sık yatak değiştirdikten sonra Alaplı’dan Karadeniz’e dökülür. Bu akarsuyun suyu oldukça düzensiz bir akışa sahiptir. İlkbaharda suyu bollaşmasına rağmen yaz aylarında çoğu yerde suyu kurur.
Üzülmez Deresi
Zonguldak’ın küçük akarsularından olan bu dere güney-kuzey yönünden akarak il merkezinden geçer ve Karadeniz’e dökülür.
Mesire Yerleri
Yedigöller (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçesinde Ulusal Park olarak ayrılan Yedigöller Bölgesi 1965 yılında Milli Park olarak ayrılmıştır. Buradaki yedi küçük göl, heyelan sonucu yedigöller havzasında kayan kütlelerin vadi önlerini kapaması sonucunda oluşmuş göllerdir. Bu göller Seringöl, Büyükgöl, Deringöl, Kurugöl, Nazlıgöl, İncegöl, ve Sazlıgöl’dür.
Göllerin çevresi ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda sarıçam, karaçam ve göknar, kayın, meşe, gürgen, kızılağaç, ıhlamur ağaçları bulunmaktadır. Bu ormanlarda çeşitli av hayvanları yaşamakta olup, aynı zamanda da avlanma alanıdır. Bunun yanı sıra göllerde de çeşitli türde balıklar yaşamaktadır.
Bostandüzü Mesire Yeri (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçe merkezine 8 km. uzaklıktaki Bostandüzü ilin önemli bir mesire yeridir.
Burası 2003 yılında Milli Parklardan Devrek Kaymakamlığına devredilmiş ve bu alanda yeni yapılan düzenlemelerle dinlenme ve piknik alanı haline getirilmiştir. Burada yapılan suni gölde de alabalık yetiştirilmektedir.
Zonguldak’ta Harmankaya, Kozlu Beldesinde Değirmenağzı ve Karadeniz Ereğli' sinde Güneşli Kayalıdere Şelaleleri olup, bu şelalelerin çevresi trekking, piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
Kumsallar
İlin sahip olduğu yaklaşık 80 km.lik kıyı şeridi boyunca çok sayıda doğal plaj ve kumsal bulunmaktadır. Bu kumsalların başında Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Karakum, Değirmenağzı, Ilıksu, Kireçlik, Armutçuk, Kdz.Ereğli, Mevreke, Alaplı ve Kocaman mevkilerindeki kumsallar gelmektedir.
Bu kumsallarda çeşitli turistik tesisler bulunmaktadır.
Kaplıcalar
Ilıksu Kaplıcası (Merkez)
Zonguldak ili Karadeniz Ereğli karayolu üzerinde, Kozlu beldesine bağlı Aşağıçayır Köyü’nde bulunan Ilıksu Kaplıcasının su debisi 10 lt/sn, sıcaklığı ise 27 derecedir.
Kaplıcanın suyunun içme olarak kullanıldığında, mide, bağırsak ve karaciğer safra yolları üzerinde, banyo kürlerinde ise, içerdiği radyoaktif elemanlar sayesinde ağrılı hastalıklarda olumlu etkisi görülmektedir.
Ilıksu Kaplıcası, İl Özel İdaresi tarafından yatırım programına alınmış olup, şu anda kaplıca üzerinde ya da çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır.
Zonguldak’ın ilçesi Devrek ormanlarla kaplı geniş bir alana yayılmıştır. XIX. yüzyılın başlarından itibaren günümüze kadar ilçede orman ürünlerinin işlenmesine öncelik tanınmıştır. Ağaca yönelik atölyelerde baston yapımı yaygınlaşmış ve haklı olarak da geniş bir ün yapmıştır.
Devrek’te baston yapımının başlangıcının ilginç bir öyküsü vardır. Buna göre; Devrekli Merdi ailesinden Marangoz Ali Ziya Efendi I.Dünya Savaşı’nda İngilizlere esir düşmüştür. Bu olay Ali Ziya Efendi kadar Devrek’in geleceği açısından da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Ali Ziya Efendi İngiliz subaylarının ellerinde sürekli tuttukları bastonun bir kudret sembolü olduğunu fark etmiş, savaş bitiminde memleketinde İngilizlerin birbirinden güzel zarif bastonlarını anlatmaya başlamıştır. Böylece baston bir anda Devreklilerin gözünde ihtiyarların dayanağı olmaktan çıkmıştır.
Devrek’te baston yapımı ilkel bir yün ve pamuk eğirme aleti olan çıkrıkla başlamıştır. Manda boynuzundan yapılan iki tarafı siyah, ortası beyaz çubuk şeklinde kemik ağızlıklar ile kızılcık ağacı özünden üç parçalı eklemelerle yapılan gümüş veya altın bilezikli ağızlıklardan baston yapımına geçilmiştir. Ayrıca Kastamonu Salnamesi’nde (h.1320 – 1892) Devrek’te ceviz ağacından sandık, masa, konsol, sigara ağızlığı ve bastonların yapıldığı belirtilmiştir.
Devrek’te baston yapımı gerçek değerini bulmuş, Devrekli ustaların yaptığı bastonlar Anadolu kültürünün estetik ve zarafetini de işçiliklerine katmış ve böylece Devrek bastonlarının ünü Türkiye sınırlarını aşmıştır. Devrek’te baston yapımı büyük önem kazanmış, babadan oğla, ustadan çırağa bu sanat dalı geçmiş ve baston yapımı gözde bir meslek durumuna gelmiştir. Günümüzde Devrek’te yapım geleneği sürmekte ve birbirinden güzel örnekler ortaya konmaktadır.
Devrek bastonlarının yapımı bilgi ve becerinin yanı sıra büyük sabır istemektedir. Öncelikle esnek bir ağaç olan kızılcık ağacı kesilir, Aralık ve Şubat aylarında suyu çekilen kızılcığın dalları ayıklanır ve elde edilen parçalar bir yıl bekletilir. Ekmek fırınlarında eğrilikleri düzeltilen dallar tornadan geçirilir ve bastona verilecek şekil belirlenir. Ardından testere ile üzerinde yivler açılır, eğe yardımı ile sistire, zımpara işlemleri yapılarak desen ve figürler ortaya çıkarılır.
Devrek bastonlarında birbirine dolanmış yılan motiflerinin de sık sık uygulandığı görülmektedir. Bir yandan boyama işlemi yapılırken öte yandan da kusurlu yerler dolgu verniği ile düzeltilir. Bu arada boya verniği yüzeylerde hiçbir şekilde uygulanmaz. Bu işlemler yapıldıktan sonra sıra bastonun sapına gelir. Çoğunlukla ceviz ağacından yapılmış saplarda sedef, gümüş bağa, dağ keçisi ayağı, kemik ve değerli taşlar kullanılır. Ördek bacağı, yılan başı, atmaca, karaca ve at başının saplarda yer verildiği gibi içerisinden şiş çıkan, silah olan, kargıya dönüşen, kurşun atan bastonlarla da karşılaşılmaktadır. Ancak, kamalı bastonlar günümüzde yasak olduğundan yapılmamaktadır. Kemal Özmen isimli bir kişi Ahlat bastonu denilen bir bastonun sap kısmında tabanca bile saklandığını belirtmiştir.
Devrekli ustaların el emeği ile oluşturduğu bastonlar onların göz nurunu, zevkini simgelediği kadar sanat ile zanaatı bir arada gözler önüne sermiştir.
Zonguldak’ta 1933 yılında Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin düzenlediği “Tasarruf ve Yerli Malı Haftası” kapsamındaki sergide Devrek bastonları ilk kez sergilenmiş ve ödüllendirilmiştir. Bunun ardından 1936 İzmir Enternasyonal Fuarı’nda da Devrek bastonları ödül kazanmıştır.
Devrek Belediyesi 7 Temmuz 1984’te Devrek Baston Festivalini düzenlemiş ve bu festival her yıl düzenlenmeye başlamıştır.
Kaliteli bir el işçiliği olan Devrek bastonunun yapılışında Aziz Salman, Andon Usta, Hakkı, Çelik, Ahmet, Hasan ve Abdullah gibi eski ustaların büyük payı olmuştur. Bunların dışında Münteka Çelebi, Mürvet Okur, Tansel Işık, Cemal Salman, Raşit Korum, Murat Ayvacı, Bülent Korum, Raşit Devrek, İsmet Durbak, Hikmet İncirli, Günsel İncirli, Özcan Erdoğdu, Tuncer Biçmen ve Ali Akarsu gibi ustalar da bu konuda büyük ün yapmışlardır.
İl sınırları Kordinatı 41°27′25″N, 31°47′6″E İdari Yapı: İl Bağlı:
Özellikleri Alanı Toplam 8.629 km² Vali: Yavuz ERKMEN İlçeleri Zonguldak, Alaplı, Çaycuma, Devrek, Ereğli, GökçebeyRakımı 25 m Nüfus (2007 (TÜİK)) 615.890 Web sitesi: T.C. Zonguldak Valiliği Alan kodu: 0372 Posta kodu: 67XXX Plaka kodu: 67
Genel
Karadeniz Bölgesi'nin bir ilidir. Karadeniz'e batı ve kuzeyden kıyısı vardır. Karadeniz kıyılarından başlayan il toprakları, kuzeyden Karadeniz, kuzeydoğudan Bartın, doğudan Karabük, güneyden Bolu, batıda Düzce illeriyle çevrilidir. Zonguldak adı frengi+farisi+türki kelimelerden oluşur.bataklık ma`nasına geldiği galattır.kelimenin açılımı:zone+gül/gul+dağ/tag. Zonguldak'la özdeşenler:karaelmas/taşkömürü,kömürü bulan Uzun Mehmet(Karadeniz Ereğlisi Çiğdemli Köyü'ndendir.lakabı endamından gelir.Ailesi/torunları/soyu dahi ortalama 1.80-1.90 mt boyundadır.) 20.30 08/03/2008 devrekli
Coğrafi Durumu
Zonguldak ili çok engebeli bir arazi yapısına sahip olup; il alanının % 56’sı dağlarla, % 31’i platolarla ve % 13’ü ovalarla kaplıdır.
Akarsu vadileriyle yer yer derin bir biçimde parçalanmış olan il toprakları orta yükseklikteki dağlık alanlardan oluşur.
Bol yağışlı bir iklime sahip olan Zonguldak, yer üstü su kaynakları bakımından oldukça zengindir. İlde Filyos Çayı dışında büyük akarsu olmamakla birlikte, çok sayıda akarsu vardır. Bu akarsular, il alanının sık bir vadi ağıyla parçalamıştır.
Sanayi
Bölgedeki önemli sanayi tesislerinin başında Türkiye Taşkömürü Kurumu yer almaktadır. İşletmecilik Başlangıcı (1843 - 1848) tarihlerine dayanmaktadır.
1830 - 1848 tarihleri arasındaki arama ve işletmecilik faaliyetleri hakkında çok ayrıntılı bilgi olmamakla birlikte; 1843 tarihli resmi belgelerde, Ereğli ve Amasra’da üretilen “vapur kömürünün” İstanbul’da pazarlamasından ve gerekli düzenlemelerin yapılmasından sonra devlet hazinesine sağlayacağı katkıdan söz edilmektedir. 1848’ de yapılan inceleme ve düzenlemelerle, Ereğli Amasra arasında “taşkömürü bulunan yerler” saptanarak “havza sınırları” ilk kez tanımlanmıştır.
Bölgedeki taşkömürünü işleten kurumlar:
Hazine- İ Hassa (Evkaf Nezareti) Yönetimi (1848 - 1854)
İngiliz (Galatalı Sarraflar) Kömür Kumpanyası İşletmeciliği (1849 - 1854)
Kırım Savaşı (Geçici İngiliz) Yönetimi (1854 - 1856)
İngiliz Kömür Kumpanyası İşletmeciliği (1860- 1861)
Hazine-İ Hassa (Evkaf Nezareti) Yönetimi ( 1861 – 1865)
Bahriye Nezareti Yönetimi (1865 – 1908)
Tersane İdaresi İşletmeciliği (1865 – 1882)
Yerli- Yabancı Sermaye Şirketleri İşletmeciliği (1882 - 1940)
Nafia Nezareti Yönetimi (1908- 1909)µ
Orman ve Maadin Ticaret ve Ziraat Nezareti Yönetimi (1909- 1920)
Dünya Ve Ulusal Kurtuluş Savaşı Dönemi (1914- 1922)
İktisat Vekaleti Yönetimi (1920-1940)
İş Bankası İşletmeciliği (1926-1940)
Etibank ve EKİ işletmeciliği (1937-1940)
Etibank Ve EKİ Yönetimi (1940-1957)
TKİ Yönetimi (1957-1984)
TTK Yönetimi (1984-)
ve Bölgede taşkömürünün yanı sıra ağır sanayi için önemli hammaddelerden biri olan demir çelik sanayi de gelişmiş tesislere sahiptir. 15 Mayıs 1965te üretime başlayan Erdemir, bugün ulaştığı 3 milyon 500 bin ton/yıl düzeyinde ham çelik üretim kapasitesi ile halen Türkiye'nin en büyük demir çelik kuruluşu ve tek entegre yassı çelik üreticisidir. Uluslararası kalite standartlarında levha, sıcak ve soğuk haddelenmiş sac ile kalay, kromçinko kaplamalı sac üretmektedir. Kdz.Ereğli'de yaklaşık 4 km'lik bir alan üzerine kurulu Erdemir tesislerinde,kok-sinter-yüksek fırın-BOF-sürekli döküm-sıcak haddeleme-sürekli soğuk haddeleme ve kaplama teknolojisi ile üretim yapılmaktadır.
Bölgenin diğer başlıca sanayi alanları tarım ve hayvancılık, enerji, taş ve toprağa dayalı ürünler olarak sıralanabilir.
Eğitim
İl genelinde 10 anaokulu, 324 ilköğretim okulu, 59 genel - mesleki lise olmak üzere toplam 389 okulda eğitim ve öğretim yapılmaktadır.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi; Tıp Fakültesi, Devrek Fen Edebiyat Fakültesi, Karabük Teknik Eğitim Fakültesi, Bartın Orman Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Çaycuma İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Ereğli Eğitim Fakültesi ve Fethi Toker Güzel Sanatlar Tasarım Fakültesi olmak üzere 8 fakülte, 3 enstitü, 2 yüksekokul, 8 meslek yüksekokuldan oluşmaktadır.
Üniversite bünyesinde 32 profesör, 32 doçent, 259 yardımcı doçent, 106 öğretim görevlisi, 43 okutman, 256 araştırma görevlisi, 8 uzman olmak üzere toplam 736 akademik personel görev yapmaktadır.