gebe
  1. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.895
    Beğenilen Mesajlar:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    Kur’ân, dağların yaratılış hikmetini anlatıyor

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında fırtına tarafından paylaşıldı.

    dağların önemi Kur'ân-ı Kerîm'de jeoloji konusundaki âyetlerde Allah (CC) ilim adamlarının ve ehl-i imanın dikkatini çeker. Buyurur ki: "Yeryüzünü bir yatak (gibi) yapmadık mı?Dağları da kazıklar (gibi) yapmadık mı? (Nebe: 6-7)
    Allah (CC), dağları kazıklara benzetir. Dağların yerüstündeki kısmı miktarınca yeraltında da temelinin bulunduğunu bildirir. Bir başka âyette de (mealen) buyurulur ki: "Dağları da (Allah) sapasağlam çaktın." (Naziat:32) "...sizi sarsmasın diye yeryüzüne de sabit dağlar attı." (Lokman: 10) Dağların, atmosfer denizinde yüzen yerküresinin dengesini sağladığını mealini verdiğimiz bu ayetten öğreniyoruz. (M. Hamdi Yazır. Hak Dini Kur'ân Dili, 7/5532. Ayrıca: S. Kutub. Fizilâlil-Kur'ân'dan Nebe sûresi, 7'nci ayetinin tefsirini okumanızı tavsiye ederiz.)

    * Dünyada 110 kadar belirlenen büyük dağ kitleleri vardır. Bunlar, yerkabuğunun hareketine mani olmaktadır.

    *Kur'ân-ı Kerîm botanik ilmiyle ilgili beyanlarda da bulunmaktadır. Bu konu ile ilgili bir âyette buyurulur ki: "Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır." (Ra'd sûresi: 3)

    *Ağaçların aşılanmasında yakın zamana kadar rüzgârların ilgisi konusunda kimse birşey bilmiyordu. Aşılama biliniyordu ama rüzgârların aşılamadaki etkisi bilinmiyordu. Zikrettiğimiz bu âyetteki husus keşfedilince bütün bitkilerin çiçeklerinde erkek ve dişi çift bulunduğu ve erkeğin dişiyi aşılamasıyla meyvelerin meydana geldiği anlaşılmıştır. Böylece döllenmenin ve aşılamanın rüzgârlar vasıtasıyla olduğu açıkça tesbit edilmiştir. Bu husus aynı zamanda Kur'ân-ı Kerîm'in mucize olduğunun açık delillerinden biridir. (Konunun daha geniş anlaşılması için bakınız: M. Hamdi Yazır, Hak Din Kur'ân Dili, C/4, Sf: 3053)

    *Kur'ân-ı Kerîm'de genetik ilmiyle ilgili bir husus şu şekilde beyan edilir: "Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbın Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahid tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna)şâhid olduk, dediler.' (A'raf: 172)

    Kur'ân-ı Kerîm, bu hakikati hayret verici bir sahne içinde sergilemektedir. Böylece insanlık, bu hakikatler ve insan tabiatı hakkında bir kısım şeyleri öğrenme imkânı buluyor. İlim, irsiyeti nakleden hücrelerin (genlerin) insanlar daha hücreler halinde iken onların bütün hususiyetlerinin o genlerde saklı olduğunu öğretiyor. Üç milyar insanın kaydını muhafaza eden ve onların bütün hususiyetlerini ihtiva eden genlerin hacim itibariyle bir santimetre küp (1 cm3)'ü geçmediğini ifade ediyor. Şu âyet anlamayı cazib bir tarzda gerçekleştiriyor. Buyuruluyor ki: "Biz, onlara hem dış dünyada hem de kendi nefislerinde, kudretimizin işaretlerini göstereceğiz, ta ki kendileri de onun gerçek olduğunu bilecekler." (Fussilet: 53) (Konu için bakınız, M.H.Yazır, Hak Dini, Kur'ânDili, C/4-2323-2333)

    *Çok önemli bilim dallarından biri de daktiloskopidir. Daktiloskopi, parmak izlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Araştırmalar göstermiştir ki, parmak izleri ömür boyunca aynı kalmakta, kesinlikle hiç değişmemektedir. İki insanın parmak uçlarındaki izlerde benzerlik olduğu vaki değildir. Bu izler hukuk makamlarınca en önemli hüviyet olarak kullanılmaktadır. Parmak izlerindeki mucize durum 19'ncu asrın son çeyreğinde İngiltere'de kullanılmaya başlanmış sonra da bütün dünyaya yayılarak önemli bir kimlik tesbiti olmuştur. Kur'ân-ı Kerîm, insanın böylesi önemli özelliğine şöyle işarette bulunur. Buyurulur ki: "İnsan, bizim kendisinin kemiklerini toplayamayacağımızı mı sanıyor? Evet, toplarız.Onun parmak uçlarını bile düzgünce, yerli yerinde yapmaya gücümüz yeter." (Kıyâme sûresi: 3-4)

    * Kur'ân-ı Kerîm her sahada koyduğu hükümlerle, insan neslinin, beden ve ruh sağlığının korunmasını sağladığı gibi, inişinden çok sonra anlaşılıp kesinlik kazanan mükemmel hıfzısıhha kanunlarını da bildirmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de, sağlık açısından önemli olan elbise ve elbise temizliğinden, iyi beslenmekten, bozulmuş yiyeceklerin yenilmemesinden bahsedilmekte, insanların dikkati çekilmektedir. Kısacası sağlık kuralları Kur'ân'ın zikrettiği konular arasındadır. A'raf sûresi (âyet: 31)'de yeme-içmede itidal emreden Kur'ân-ı Kerîm tıbbın yarısını özetlemiştir. Zina yasaklamış zuhrevî hastalıkların önü alınmıştır. Leş, kan, domuz eti yasaklanmış, tıbben bugün bunların zararları daha çok açığa çıkmıştır. Abdestin, namazın, orucun... ruhî olduğu kadar bedenî faydaları da ayan beyan ortadadır. A'raf sûresinin 31'nci âyetinin izahını M. Hamdi Yazır'ın 'Hak Dini Kur'ânDili" tefsirinden tedkik etmenizi tavsiye ederiz...



    kaynak:devtürkler

     
Kur’ân, dağların yaratılış hikmetini anlatıyor konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Yokluktan Yaratılışa

    Yokluktan Yaratılışa

    O (Allah) Evren'i (Gökleri) ve yeryüzünü yoktan yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. 2-Bakara Suresi 117 Ayette geçen "ibda" kelimesi bir şeyin, herhangi bir şeyden değil, yoktan var edildiği anlamına gelir. Ayrıca bu kelimeye yüklenen anlamlara göre bu kelime bir şeyin bir örneğe göre değil de, eşi ve benzeri olmadan...
  2. Nazım Hikmet

    Nazım Hikmet

    Nâzım Hikmet 20 Kasım 1901'de Selanik'te doğdu (aile çevresinde 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye bu tarih 15 Ocak 1902 olarak anılmış, kendisi de bunu benimsemiştir), 3 Haziran 1963'te Moskova'da öldü. Baba tarafından dedesi Nâzım Paşa valiliklerde bulunmuş, özgürlükçü, şairliği olan bir kişiydi. Mevlevi tarikatındandı. Anayasacı Mithat Paşanın yakın arkadaşıydı. Babası Hikmet Bey...
  3. Kadının yaratılışı

    Kadının yaratılışı

    Melekler netten kadınlar hakkında yazılan yorum çok hoşuma gitti sizinle paylaşmak istedim:) "kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!! öyle olsaydı ezilirdi......!!! > üstün olsun diye başındanda yaratılmadı......!! AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI...... Eşit olsun diye...... kolun biraz altında...Korunsun diye...!!! > KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!"...
  4. Yaratılış Efsaneleri

    Yaratılış Efsaneleri

    Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir. Aşağıda, Altay Türkleri’ne ait iki yaratılış...
  5. Yaratılış Gayesi...

    Yaratılış Gayesi...

    Allah, dünyayı ve insanları niye yarattı? Niye bir kısmını Cennete, bir kısmını da Cehenneme koyacak? Allahü teâlâ dünyayı ve kâinatın tamamını insan için yarattı. Bitkileri, hayvanları, su, taş, toprak, maden gibi her şeyi insanın faydalanması için yarattı. İnsanları da, kendisini tanımaları ve kendisine ibadet etmeleri için yarattı. Bu tanımanın ve ibadetin faydası da, yine insanlaradır....

Sayfayı Paylaş