Manisa ve çevresinin arkeoloji yönünden son derece zengin olmasından ötürü, ilk defa Manisa’da bir müze kurulması 1934 yılında düşünülmüştür. O zamanki Halkevi’nin çabaları Manisa’da görevli öğretmen ve diğer gönüllü kişiler yöreden eser toplamaya başlamışlardır. Vali Murat Germen’in önderliğinde Sultan III.Murat tarafından yaptırılan Manisa Muradiye Külliyesi’nin medresesi 1935 yılında restore edilerek toplanan eserler buraya taşınmıştır. Başlangıçta depo şeklinde olan medrese, 1943 yılında Manisa Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Müze Müdürlüğüne Halkevi Tarih ve Müze Şubesi başkanı Vahit Armağan getirilmiştir. Bundan sonra Muradiye Medresesi 1958-1962 yıllarında ziyarete kapatılarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarımına başlanmış ve bu onarım Y.Mimar Süreyya Yücel tarafından yapılmıştır. Onarım tamamlandıktan sonra Müze yeniden düzenlenmiş, külliyenin imarethane bölümü de müzeye katılmıştır.
Manisa Arkeoloji Müzesi, arkeoloji ve etnoğrafya eserleri olmak üzere iki bölüm halindedir. Arkeolojik eserler külliyenin imarethanesinde, etnoğrafik eserler de medrese kısmında teşhir edilmiştir.
Müzenin arkeolojik eserler bölümünde Lydia Bölgesindeki höyük yerleşmeleri, Philadelphia (Alaşehir), Thyatira (Akhisar), İulia-Gordos (Gördes), Apollonis (Mecidiyehisar), Magnesia ad Sipylum (Manisa), Attalia (Selçuklu-Akhisar), Daldis (Kemer-Salihli), Tabala (Yurbaşı-Kula), Maioneia (Meye-Kula) gibi antik şehirlerden getirilmiş olan eserler sergilenmiştir. Müzede bu eserlerin yardımıyla Tunç Çağı ile Bizans dönemi arasındaki dönemler kronolojik bir şekilde teşhir edilmiştir. Bunların yanı sıra Kyble, Athena, Aphrodite, genç kız, genç atlet heykelleri, Meryem-İsa, Cebrail ve Mikail’in mermer rölyefleri; Sardes’teki tonozlu mezardan getirilen tavus kuşlu mezar freski, gümüş İncil muhafazası, çeşitli kandiller müzenin başlıca eserleri arasında gelmektedir. Ayrıca Prehistorik, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen altın mücevherler, bronz figürinler, fildişi saç tokaları gibi küçük buluntular da onları tamamlamaktadır.
Sardes’te 1957 yılında başlayan ve günümüzde de devam eden kazılarda ortaya çıkarılan çeşitli buluntular, sinagog mozaikleri, kitabeler, steller ve mil taşları da bulunmaktadır. MÖ.25.000 yıl öncesinde yaşamış olan insan fosil ayak izleri, Prehistorik Çağlarda ve Tunç Çağı’nda ölü gömme kültüne ilişkin örnekler, keramikler, rytonlar, mermer idoller, Klozomenai’den getirilen pişmiş topraktan lahitler ve Miken dönemi eserleri de sergilenmektedir.
Müzenin etnoğrafya bölümünde Manisa Ulu Cami minberinin ahşap kapı kanatları, XVI.yüzyıl çinileri, XVII.-XVIII.yüzyıla ait çeşitli yazmalar, kesici ve delici silahlar ile yöresel etnoğrafik eserler bulunmaktadır.
Saruhan Bey Mahallesi, Murat Caddesi No:107
Tel : (0236) 231 10 71
Faks : (0236) 232 00 62
Salihli Müzesi (Salihli)
Manisa Salihli ilçesinde, Kültür Bakanlığı’nın açmış olduğu Kültür Merkezinin bir salonu “Salihli Müzesi” olarak düzenlenmiştir.
Müzede Sardes kazılarında bulunan ve Salihli çevresinden toplanan, Manisa Müzesi’nde sergilenen eserlerin açıklaması fotoğraf ve haritalarla burada yapılmaktadır. Ayrıca müzede bir de Kybele köşesi düzenlenmiştir.
Müzenin etnoğrafya bölümünde ise yöresel halk sanatlarını yansıtan etnoğrafik malzemeye, giyim kuşam örneklerine ve silahlara yer verilmiştir.
Kültür Merkezi Salihli
Tel : (0236) 714 10 13
Kenan Evren Etnoğrafya Müzesi (Kula)
Manisa Kula ilçesinde, Kula Belediyesi tarafından 7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in doğduğu iki katlı ev, Kenan Evren Etnoğrafya Müzesi olarak düzenlenmiş ve 23 Kasım 1985’te ziyarete açılmıştır.
Ege yöresi evlerinden olan bu ev, zemin ile birlikte iki katlı olup, moloz taştan yapılmıştır. Evin ön cephesinden doğrudan doğruya bir salona girilmektedir. Salonun iki tarafında ikişer oda bulunmaktadır. Bunlar yatak odası ve oturma mekânı olarak düzenlenmiştir. Salonun sağ köşesinden inilen bodrumda tarihi Kula halıları ile eski Kula evlerini yansıtan panolar sergilenmiştir.
Müzede Kula’nın tarihi geçmişi anlatıldıktan sonra, Kenan Evren’in ve ailesinin resimleri sergilenmektedir. Bunların yanı sıra günlük kullanım eşyaları, bakır ibrik, tepsi, sini gibi mutfak eşyaları ile porselen tabaklara, duvar aynalarına ve yöresel giysilere de yer verilmiştir.
Akgün Mahallesi 86.Sokak No:3 Kula
Tel : (0236) 816 70 00
Fax: (0236) 816 70 02
Manisa il merkezinde Vilayetin önünde bulunan Atatürk Anıtı Heykeltıraş Hüseyin Özkan tarafından yapılmıştır.
Anıt yüksek bir kaide üzerinde olup Atatürk sivil giysiler içerisinde tasvir edilmiştir. Heykelin kaidesinde gençliği ve orduyu simgeleyen figürlere yer verilmiştir.
Saruhan Bey Anıtı (Merkez)
Manisa Muradiye Camisinin batısındaki meydanda Saruhan Bey’in Türbesi’nin yanında heykeli bulunmaktadır.
Heykel dikdörtgen mermer bir kaide üzerinde ayakta Saruhan Bey tasvir edilmiştir. Burada yerel giysileri içerisinde Saruhan Bey sağ ayağını ileri atarak yürür vaziyette olup sağ elini de göğsü üzerine kaldırmış durumdadır. Kaide üzerindeki plâkette de Saruhan Bey’in kişiliğini belirten bir yazı bulunmaktadır.
Manisa’da Saruhan Beyliği’nin kurucusu Saruhan Bey 1313 yılında kenti ele geçirdikten sonra burasını beyliğin başkenti yapmıştır. Bu durum Yıldırım Beyazıt’ın Manisa’yı 1390 yılında Osmanlı topraklarına katmasına kadar devam etmiştir. Yıldırım Beyazıt’ın Ankara Savaşı’nda (1402) Timur’a yenilmesinden sonra Saruhan Beyliği diğer beylikler gibi bağımsızlığını bir süre daha devam ettirmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1410’da ikinci kez Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Saruhan Beyliği ve Osmanlı döneminde Manisa önemli bir merkez olmuştur. Şehirde birçok eserler yapılmış ve bunların başında da Manisa Sarayı (Saray-ı Amire) gelmiştir. Günümüze gelemeyen Manisa Sarayı oldukça geniş bir alana yayılmıştı. Bugünkü konumu ile Hatuniye Külliyesi’nin bulunduğu yerden başlayarak istasyona, Atatürk Bulvarı’na ve batıda da Cumhuriyet Caddesi’nin bulunduğu 56 dönümlük bir alan içerisinde bulunuyordu. Çağatay Uluçay’dan öğrenildiğine göre; sarayın bulunduğu alanda Saruhan Beyi’ne ait köşk, çevresinde dört bölümlü odalar, üç hamam ve dört dönümlük bir bölümü kaplayan Saraçlar Odası, beş dönümlük Yeniçeriler Odası, sekiz dönümlük bahçeler ve ahırlar ile saraydaki görevlilerin yaşadıkları yerler vardı.
Osmanlı döneminde Sultan II. Murat’ın yeniden yaptırdığı, Fatih Sultan Mehmet’in genişlettiği bu sarayın 1445 yılında da en geniş konumuna ulaştığı kaynaklardan öğrenilmektedir. Kâtip Çelebi’nin Cihannüması’nda bu saray ile ilgili bilgiler bulunmaktadır:
“…ve Saray-ı Şehzadegân şark ve şimal canibinde haid şimal saray ki kapıları ol canibedir. Önü vasi meydandır. Kuzey-doğu tarafından duvarlarla çevrili şehzadeler sarayı vardır ki bu sarayın kapıları kuzey tarafında olup, ön tarafı geniş bir meydandır”.
Evliya Çelebi de 1671-1672 yıllarında geldiği Manisa’da, bu saraydan söz etmektedir:
”Şehrin aşağı şimal canibinde sahray-ı lâlezarda vaki olmuştur. Canibi erbaası kal’e gibi tuğladan mebni car köşe bir binayı metindir. Ve canibi garba nazır bir tahta kapusu vardır. Dairenmedar cürmü 3.300 adımdır. Ve asıtane tarafından bostancıbaşı ve 200 sarı külahlı bostancıları vardır. Daima bu bağı iremi tımar idüp anda olan selef mülüklerin halice ve havayice ve altın ve gümüş makulesi envai ve simüzer hüleleri ve fıskiye ve kadehleri ve gayri emanetlerin kurşunların ve mutâlla âlemlerin göz edüp bu bağ irem zatı tamir ve temrinle mukayyet olurlar ve mâhsulâtın bedel mesarif Asıtanede terkecibaşıya irsal cizyedendir. Bu cavzaı ve hadikai bağı cinan ile hıyaban yeridir. Kim adam maksurelerinde meka ettikte şukufesinin rayihai tayyibesinden alemin dimağı muattar olur. Ve cenabı bari ruyı arzda sun’un isar için ne kadar kere yüz bin elvan nebatı kiyahat es haratı hoş bu halketmiş ise de cümlesi bu gaytanı iremzatta mevcuttur. Ve selef ukalaların bu bağı sadrenci naksi terhedüp alettertip cırpı ile yüz bin şeceratı müsbiratı ve gayrı dirahtı çınarları ve kavak ve servi ve bıdı ve sernigünları ve gûnagûn şererei Tayyibeleri diküp saf saf alettertip dizülüp duru. Böyle bir sayedar ve koyah hıyaban hadikai sultandır”.
Nusret Köklü bu sarayla ilgili bilgiler vermektedir:
“Şehrin kuzey tarafındaki düzlükte, lâle bahçelerindendir. Dört bir tarafı tuğladan yapılmış, dört köşeli kale gibi sağlam bir yapıdır. Batı tarafına bakan bir tahta kapısı vardır. Çepeçevre cürmü 3.000 adımdır. İstanbul’dan gönderilen bostancıbaşı ve 200 sarı külahlı bostancılar bu bahçeyi daima tımar ederler. Ayrıca burada oturan eski padişahların ihtiyaçları için kullanılan altın, gümüş takımlar ve altın gümüş kaplamalı çeşme, fıskiye ve kadehler de onların idaresi altındadır. Bütün kaleleri, binaları, kurşunları ve yaldızlı alemleri gözeterek bu cennet bahçenin tamir ve onarımı ile de alakadar olurlar. Mahsullerden elde edilen kazancı İstanbul’da terekecibaşıya gönderirler. Senevi 700 akçe mahsulünden hâsıl olur. Neferlerin vazifeleri bunları toplamaktır. Duvarlarla çevrili bu bahçe öyle ağaçlarla dolu bir yerdir ki çiçeklerin güzel kokuları burada oturan insanların iliklerine siner. Dünyayı yaratan Allah’ın kudretini göstermesi için var ettiği yüz bin çeşitten fazla çiçekli bitkilerin hepsi de bu cennete eş olarak yapılan bahçede mevcuttur. Evvelce burada hizmet gören meraklılar bu bahçeyi tarhlarla süsleyip yüz binlerce çeşit çubuk ve meyve fidanını ayrıca çınar, kavak, servi ve salkım söğüt ağaçlarını ve renk renk kokulu çiçek fidanlarını sıra sıra dikip yetiştirmişlerdir. Burası işte böyle bol ağaçlıklı, gölgelik ve duvarlarla bahçeler sultanıdır ki ne kadar methetsek sözlerimiz yine eksik kalır”.
Toprkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Şemailnâme-i Ali Osman’da yer alan Manisa minyatürü bu sarayın XVIII.yüzyıldaki durumunu göstermektedir. Buna dayanılarak da sarayın ortada büyük bir kapısı bulunan revaklardan avlusuna girildiği görülmektedir. Birinci avlıda üç kuleli bir köşk ve avlunun sağ tarafında üstü tonoz, kapısı kemerli ve önünde küçük bir bahçesi olan bir köşk görülmektedir. Sarayın giriş kapısı karşısında on altı köşeli, kubbeli bir yapı görülmektedir. Buradan sarayın diğer bölümlerine geçilmektedir. Soldaki avluda ise, sokak ile bağlantılı yüksek duvarlı bir yapı vardır. Sokak yönündeki kapının üzerinde küçük bir kasır olduğu da bu minyatürden anlaşılmaktadır.
Manisa Sarayı’nın görkemli yaşantısı Sultan III.Mehmet ile birlikte son bulmuştur. Bu dönemde şehzadelerin İstanbul dışında yaşamaları yasaklanınca da Manisa Sarayı özelliğini yitirmiştir. Bundan sonra saray harap olmaya başlamıştır. Zaman zaman yapılan küçük tamirlerle ayakta tutulmaya çalışılmış ve son onarımını Mutasarrıf Galip Paşa 1901 yılında yaptırmıştır. Bu arada Sultan II.Abdülhamit de Anadolu’daki diğer vilayetlere gönderdiği saatlerden birisini de Manisa Sarayı’nın köşk kulesine koydurmuştur.
Kurtuluş Savaşı sırasında sarayın ahşap kısımları tamamen yanmış, yalnızca kâgir kısımları ayakta kalmıştır. Cumhuriyet döneminde sarayın eski haline getirilmesi için çalışılmış ancak, başarılı olunamamıştır. Halkevi binası bu sarayın temelleri üzerine yapılmıştır. Günümüzde Manisa’da bu sarayla ilgili hiçbir iz kalmamıştır.
Manisa, İzmir caddesinde, Muradiye Külliyesi’nin karşısında, Yavuz Sultan Selim’in eşi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa tarafından 1522 yılında yaptırılmış olan Sultan Camisi’nin bir bölümünü çifte hamam oluşturmaktadır. Hamam külliyenin yapımından sonra 1539 yılında yapılmıştır.
Sultan Camisi’nin kuzey doğusundaki geniş bir arsa üzerinde yer alan hamam, doğu-batı doğrultusunda uzanan çifte hamam dikdörtgen planlıdır. Sultan Hamamı ismi verilen hamamın erkekler bölümünün kapısı caminin bulunduğu meydana açılmaktadır. Giriş kapısı üzerine Şair Alaşehirlizadenin Arapça altı mısralık bir kitabe yerleştirilmiştir:
“Kerem sahibi yüce Sultan ve Hükümdar Süleyman Han’ın anası Allah toprağını hayır ve ihsan etsin, nuriyle nurlandırsın. Halk için geniş ve güzel yapılı bir hamam yaptı. Allah günler bitinceye kadar bunu şerefli oyarak baki kılsın. Buranın tam tarihini anlatmak için Alaşehirli oğlu şöyle dedi: Bu hamamların en güzelidir.”
Bu kitabenin son mısrası ebcet hesabına göre h.946 tarihini göstermektedir. Buna göre de hamamın 1539 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Hamam yapılırken Hafsa Sultan İstanbul’da ölmüştür.
Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur. Soyunmalığı stalâktitli büyük bir kubbe örtmektedir. Kubbenin üzerinde bir aydınlık feneri bulunmaktadır. Kubbe eteğindeki yedi pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Ilıklık yan yana iki kubbe ile örtülüdür. Bu kubbelerden birisinin stalâktitleri Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri arasındadır. Sıcaklık da yıldız şekilli pencerelerin üzerinde bulunduğu büyük bir kubbe ile örtülüdür. Ortadaki göbek taşının çevresinde 12 kurna sırlanmıştır.
Hamamın kuzeyindeki kadınlar bölümü erkekler bölümünün eşidir.
Gülgûn Hatun (Dere) Hamamı (Merkez)
Manisa Çaybaşı’ndaki Gülgûn Hatun Hamamı Saruhanoğullarının önemli yapılarından birisidir. Yapıldığı dönemde Anadolu hamamları arasında en büyük hamam olarak nitelendirilmiştir. Manisa Şer’i Mahkeme kayıtlarında ve diğer yazılı kaynaklarda hamamın Saruhanoğlu’nun eşi Gulgûn Hatun tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir. Bunu belirten bir yazılı kaynakta : “Nişan-ı şerifi alişan hükmü odur ki; Manisa’da merhume Gülgûn Hatun kendi ruhuna Kur’an-ı Kerim okunması için vakfeylediği Dere Hamamını ve diğer evkafının...” hamamın Gülgûn Hatun tarafından yaptırıldığı belirtilmiştir.
Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık dönümlerinden meydana gelmişti. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılan hamamın üzeri tuğla kubbelerle örtülmüştü. Dikdörtgen planlı hamam soyunmalık bölümüne yanındaki dere yönünden giriliyordu. Soyunmalı kare planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Tonoz örtülü ılıklığın ortasında bir göbek taşı yerleştirilmiştir. Hamamın güneyindeki sıcaklık bölümü haçvari planlı idi ve dört köşesine de halvet hücreleri yerleştirilmiştir.
Yapımından sonraki devirlerde harap olan bu hamam ile ilgilenilmemiş ve kendi yazgısına bırakılmıştır.
Çukur Hamam (Merkez)
Manisa Ulu Cami yanında, Ulutepe Caddesi’nin yanında bulunan bu hamam, güneyden geçen yoldan ötürü çukurda kalmış ve bu nedenle de Çukur Hamam ismi ile tanınmıştır. Hamamın günümüze gelen bir kitabesi olmamasına karşılık Şer’i Mahkeme Sicillerinde yapımıyla ilgili bazı bilgiler bulunmaktadır:
“Merhum Saruhanoğlu İshak Çelebi’nin Manisa şehrinde yaptırdığı camii şerif ve Mevlevihane’nin mütevellisi olan Şeyh Ali Efendi Şer’i toplantıda sözlü olarak, Mütevellisi olduğum adı geçen vakıftan olup bahsedilen caminin yanında çukur hamam denmekle bilinen tekli hamamın kubbeleri ve külhan, duvar ve camları ile bazı kısımları geçen günlerin tesiri ile yıkılmaya yüz tutmuş olup büyük bir ihtiyaçla tamir ve onarılmaya muhtaçtır. Mahkemenizden yerinde keşfinin yaptırılarak ne miktar para ile tamir olunabileceği hususunda tespit edilerek yazılması kabulümdür... Rebiülevvel 1075 (1664)”
Çukur Hamam kaba yontma taş ve aralarına sıralar halinde tuğlaların yerleştirildiği bir duvar örgüsü ile işlenmiştir. Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Batı yönünden girilen soyunmalık kare planlı 7.20x7.20 m. ölçüsünde olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün duvarlar oldukça kalın olup l.00 m. genişliğindedir. Ortasında da fıskiyeli bir şadırvan vardır. Kuzeydeki bir kapıdan ılıklığa geçilmektedir. Bu bölüm 5.20x5.20 m. ölçüsünde olup üzeri kubbelidir. Duvarların çevresine sedirler sıralanmıştır. Sıcaklık dört köşesine 2.85x2.85 m. ölçüsünde kubbeli özel mekânlar yerleştirilmiştir. Sıcaklık eyvanlı olup kuzeydeki bir bölüm alçak bir duvarla bölünmüş ve batak denilen Yahudilerin yıkanması için özel bir havuz haline dönüştürülmüştür. Bu da Muradiye Camisi ile Ulu Cami arasında eski Yahudi mahallesinin bulunduğunu ve bu hamamdan yararlanıldığını göstermektedir.
Hamamın kubbeleri kiremit ile örtülmüş, sıcaklığın kubbesine de bir aydınlık feneri yerleştirilmiştir.
Hatuniye Hamamı (Merkez)
Manisa il merkezinde Hükümet Konağının yakınında bulunan Hatuniye Külliyesi’ni Sultan II.Bayezıd’ın eşlerinden Hüsnüşah Hatun adına oğlu Şehzade Şehinşah,vakfiyesinden öğrenildiğine göre 1490-1491 yıllarında yaptırmıştır. Külliye cami, sıbyan mektebi, han ve hamamdan meydana gelmiştir.
Serabad Mahallesi’nde, Hatuniye Camisi’nin vakıfları arasında ismi geçen Hatuniye Hamamı 1940’lı yıllara kadar ayakta duruyordu. Vakfiyesinden de sabahları erkeklere, öğleden sonra da kadınlara ayrıldığı yazılıdır. Bu bakımdan hamamın tek hamam olduğu öğrenilmektedir.
Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kaba ve moloz taştan tuğla derzli olarak yapılmıştır. Dikdörtgen planlı hamamın üzerinin kubbelerle örtülü olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir.
Karaköy Hamamı (Merkez)
Manisa Karaköy semtinde bulunan Karaköy Hamamı’nın kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Ancak kaynaklardan bu hamamın İvaz Paşa vakfından olduğu öğrenilmiştir.
Hamamın yapımında moloz taş ve eski kalıntıların yapı malzemelerinden yararlanılmıştır. Hamam soğuklu ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Hamamın girişi iki Bizans başlığına oturan mermer sütunların taşıdığı üç kubbeli revak şeklindedir. Ön cephe kırmızı tuğlalarla örülmüş ve geometrik şekillerle süslenmiştir. Üzeri kubbeli soyunmalık günümüzde onarım sonrası kiremitle kaplanmıştır. Nusret Köklü’den öğrendiğimize göre; eski resimlerinde bu bölümün üzeri orijinalinde çift kamburlu ve oluklu alaturka kiremitle örtülüdür.
Soğukluk kısmını örten büyük kubbenin çevresine soyunma yerleri yapılmıştır. Buradan dikdörtgen planlı üzeri dört kubbe ile örtülü ılıklığa, oradan da sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklığın orta mekânı kubbe ile örtülüdür. Ortasında sekizgen bir göbek taşının bulunduğu sıcaklığın külhana doğru çıkıntısının iki yanına iki kubbeli mekân ve küçük bölümler yerleştirilmiştir. Bu bölümün yanına soğuk su deposu ile tonoz örtülü külhana yer verilmiştir.
Hüsrev Ağa Hamamı (Merkez)
Manisa Sakarya Mahallesi’nde Hüsrev Ağa Camisi’nin karşısında buluna bu hamam camiye gelir sağlamak amacıyla Hüsrev Ağa tarafından 1558 yılında yaptırılmıştır. Hamam Hüsrev Ağa Camisinin yapımından üç yıl sonra yapılmıştır. Günümüzde harap bir durumda bulunan hamam kaba taş, yatay ve dikey tuğlalardan olup tek hamam plan düzenindedir. Batı yönünde sivri kemerli bir girişi bulunmaktadır. Soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Girişi tonoz örtülü olup bunun iki yanında önleri açık iki yuvarlak kemerli mekân bulunmaktadır.
Giriş kapısı üzerindeki kitabenin mealen anlamı şöyledir:
“Hayrat ve hasenat sahibi olan Hüsrev Ağa bu hamamı 966 yılının safer ayı ortalarında bina etmiştir.(Aralık 1558)”
Hamamın soyunmalık bölümünün üzeri kiremit örtülü kubbedir. Üzerine bir de aydınlık feneri yerleştirilmiştir. Bu bölüm 8.80x8.80 m. ölçüsünde kare planlı olup ortasına sekiz köşeli bir havuz yerleştirilmiştir. Bu bölümden dikdörtgen şeklinde ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın ortası küçük bir kubbe iki yanı da ayna tonoz örtülüdür. Sıcaklık dikdörtgen planlı, ortası kubbeli iki yanı ayna tonozludur. Ortasında sekizgen bir göbek taşı oturtulmuştur. Buradan kubbeli iki halvete geçilir. Hamamın arkasına da tonozlu bir külhan hamamı boydan boya kesecek şekilde yerleştirilmiştir.
Dilşikar Hamamı (Merkez)
Manisa, Tabakhane deresinin doğusunda, Dilşikar Mahallesi’nde, Dilşikar Hatun’un 1579 tarihli Dilşikar Camisi’ne gelir sağlamak amacıyla aynı tarihte yaptırılmıştır.
Hamam erkekler ve kadınlar kısımlarından olan Osmanlı hamam mimarisindeki çifte hamam plan düzeninde yapılmıştır. Hamamın her iki bölümü birbirinin eşidir. Hamamın moloz taş duvar örgüleri arasında yassa tuğlalar yerleştirilmiş ve duvarları bu şekilde örülmüştür. Günümüze harap bir durumda gelen hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Hamamın üzeri kubbeli soyunmalık kısmından, tonoz örtülü ılıklığa oradan da Kare planlı kubbeli sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklığın ortasında sekizgen bir göbek taşı ile köşelerinde de halvet hücreleri bulunmaktadır.
Alay Bey Hamamı (Merkez)
Manisa Alaybey Mahallesi’nde bulunan hamam, Dilşikar Hatun’un eşi Ferhat Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hamamın yapım tarihini gösteren kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan ve Dilşikar Hatun ile Ferhat Ağa’nın XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı göz önüne alındığında hamamın XVI. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hamam moloz taştan yapılmış, duvar örgüleri arasına yer yer yassı tuğlalar yerleştirilmiştir.
Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuş tek hamam plan düzenindedir.
Alaca Hamam (Merkez)
Manisa Murat Caddesi’nde bulunan hamamın yapım tarihi bilinmemektedir. Bunu belirten kitabe ile kayıtlara rastlanmamıştır. Osmanlı çifte hamam plan düzeninde olup yapımında moloz taş ve yassı tuğlalar kullanılmıştır. Mimari üslubundan XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Hamam soyunmalık, ılıklı ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık kare planlı olup üzeri Türk üçgenlerinin yardımı ile merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Buradaki bir kapıdan ayna tonoz örtülü, dikdörtgen planlı ılıklığa, oradan da dikdörtgen planlı sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklığın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüş, kubbe dışındaki mekânlar ise tekne tavanla kapatılmıştır. Ortasında sekizgen bir göbek taşının bulunduğu sıcaklığın sonunda iki büyük ve kubbeli halvet bölümüne yer verilmiştir.
Yakup Ağa (Cumhuriyet) Hamamı (Merkez)
Manisa’daki bu hamamı Darüssâde Ağası Yakup Ağa, 1574 yılında yaptırmıştır. Osmanlı hamam mimarisinde çifte hamam düzenindeki hamamın erkekler ve kadınlar bölümleri birbirinin eşidir. Soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kaba yontma taş ve yassı tuğlalardan duvarları örülmüştür.
Soyunmalık bölümü kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüş, ortasına bir havuz yerleştirilmiştir. Ilıklık dikdörtgen planlıdır. Ilıklıktan geçilen sıcaklık oldukça geniş ve kare planlıdır. Üzerini örten, aydınlık fenerinin de bulunduğu, sekizgen kasnaklı, tromplu kubbenin altında sekizgen bir göbek taşı bulunmaktadır. Hamam günümüzde de kullanılmaktadır.
Paşa Hamamı (Akhisar)
Manisa Akhisar ilçesinde, Paşa Mahallesi’nde bulunan Paşa Camisi ile birlikte bu hamam da yapılmıştır. Cami 1469 tarihlidir. Hamamın da aynı tarihte yapıldığı sanılmaktadır. Mimari üslubu da XV.yüzyıla ait olduğuna işaret etmektedir. Hamamın banisi, aynı zamanda camiyi de yaptıran Sarı Ahmet Paşa’dır.
Hamam moloz taş ve yassı tuğlalardan örülmüş bir duvar işçiliği göstermektedir. Soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşan hamamın soyunmalık ve sıcaklık bölümleri kubbelerle örtülmüş, soyunmalığın içerisine sekizgen bir havuz, sıcaklığın içerisine de yine sekizgen bir göbek taşı yerleştirilmiştir.
Hamam günümüzde halen kullanılmaktadır.
Sasa Bey Hamamı (Akhisar)
Manisa Akhisar ilçesindeki Hastane Höyüğünün 200 m. doğusunda bulunan bu hamamın yapım tarihi bilinmemektedir. Sasa Bey tarafından yaptırılan hamamın XV.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır.
Osmanlı Hamam mimarisinde çifte hamam plan düzeninde olup, kadınlar ve erkekler bölümlerinden meydana gelmiştir. Moloz taş ve yassı tuğla taştan duvar örgüsü olan hamam, soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Dikdörtgen planlı hamamın soyunmalık ve sıcaklık bölümleri kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümünün ortasında sekizgen bir havuz, köşelerinde de halvet hücrelerine yer verilmiştir.
Hamamın günümüzde erkekler kısmı işlevini sürdürmektedir.
Yeni Gülruh Hamamı (Akhisar)
Manisa Akhisar ilçesinde, Belediye Meydanında bulunan Yeni Gülruh Camisi’nin yanında bulunan hamamın yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XV.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır.
Moloz taş ve tuğladan yapılan hamam, soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Buradan geçilen ılıklıktan sonra yine kare planlı merkezi kubbeli sıcaklık bölümü ve onun arkasında da külhan ve su deposu bulunmaktadır.
Günümüzde hamam halen kullanılmaktadır.
Karaosmanoğlu Hamamı (Akhisar)
Manisa Akhisar ilçesi, Zeytinliova bucağında bulunan Karaosmanoğlu Hamamının yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak hamamın Saruhanoğulları döneminde önemli bir konumu olan Karaosmanoğulları tarafından yapıldığı bilinmektedir.
Hamam moloz taş ve yassı tuğladan yapılmış, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir.
Yeni Hamam (Kula)
Manisa Kula ilçesi, Kenan Evren Mahallesi, Adnan Menderes Bulvarı üzerinde bulunan bu hamam Sungur Bey tarafından 1351 yılında yaptırılmıştır. Selçuklu mimari üslubundaki bu hamam, günümüzde önündeki caddeden ötürü yaklaşık 2 m.lik kısmı toprak seviyesinin altında kalmıştır.
Hamam moloz taş ve yassı tuğladan yapılmıştır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Dikdörtgen planlı hamamın soğukluk ve sıcaklık kısımları kubbe ile örtülüdür.
Küçük Hamam (Kula)
Manisa Kula ilçesinde bulunan bu hamamın yapım tarihi bilinmemektedir. Kudbittin isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı söylenirse de bu kişinin kimliği hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Hamam moloz taş ve yassı tuğladan yapılmış olup, günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.
Darkale Hamamı (Soma)
Manisa Soma ilçesi, Darkale Köyü’nün girişinde bulunan bu hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kitabesi günümüze gelememiş, kaynaklarda da bununla ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır.
Hamam moloz taş ve yassı tuğladan yapılmış, soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Günümüzde kare planlı olduğu anlaşılan soyunmalığın duvarları yıkılmıştır. Bu bakımdan üst örtüsü hakkında bilgi edinilememiştir. Sıcaklık bölümü kareye yakın bir plan düzeninde olup, günümüzde halen kullanılmaktadır. Bu bölümün üzeri kubbe ile örtülmüş, iki yanına da birer halvet hücresi yerleştirilmiştir. Bunların da üzeri kubbe ile örtülüdür. Ana kubbenin ortasına göbek taşı yerleştirilmiştir.
Çarşı Hamamı (Soma)
Manisa Soma ilçesinde, Çarşı Camisi’nin doğusunda, Bedestenin de kuzeydoğusunda bulunan bu hamamın yapım tarihini gösteren bir kitabe günümüze gelememiştir. Çarşı (Emir Hıdır Bey) Camisi’nin vakfından olduğu ve 1791-1792 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak hamam bundan sonra birçok değişikliğe uğramış ve günümüze orijinal konumunda gelememiştir.
Osmanlı mimarisinde çifte hamam plan düzeninde, kadınlar ve erkekler bölümü olarak yapılmıştır. Doğuda bulunan erkekler bölümü iyi bir durumda olmasına rağmen kadınlar bölümü çok haraptır. Hamam moloz taştan yapılmış ve yer yer de diğer yapılara ait taşlardan yararlanılmıştır.
Soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık ve ılıklık bölümü yıkılmıştır. Bununla ilgili herhangi bir bilgi edinilememiştir. Sıcaklık bölümü kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Köşelerine dört eyvan ve dört halvet yerleştirilmiştir. Günümüzde halvetin bir tanesi ılıklık görevini yapmaktadır.
Evliya Çelebi, Manisa’da 3000 çeşme olduğunu Seyahatnamesi’nde belirtmiştir. Bu çeşmelerden pek azı günümüze gelebilmiştir.
Pir Nefes Çeşmesi (Merkez)
Manisa Arpaalanı Camisi’nin köşesinde bulunan bu çeşme 1587 tarihli olup, şehrin kitabeli en eski çeşmesidir.
Kesme taştan yapılmış olan çeşme sivri kemerli bir niş içerisindedir. Ayna taşı üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Niş içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.
Dilşikar Çeşmesi (Merkez)
Manisa Dilşikar Mahallesi’nde bulunan Dilşikar Camisi’nin yanındaki çeşmeyi, Dilşikar Hatun 1579 yılında cami ile birlikte yaptırmıştır.
Çeşme kesme taştan caminin bahçe duvarına bitişik tek cephelidir. Yuvarlak kemeri içerisinde ayna taşı, önünde de yalak taşı bulunmaktadır. Günümüzde halen kullanılmaktadır.
Alaybey Çeşmesi (Merkez)
Manisa Alaybey Camisi’nin bahçe duvarında bulunan bu çeşme iki cepheli olarak yapılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kullanılan çeşme sonradan yıkılmış yeri önündeki meydana katılmıştır.
Yarhasanlar (Derviş Hasan) Çeşmesi (Merkez)
Manisa Yarhasanlar Camisi’nin hazire duvarına bitişik olan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Derviş Hasan h.1176 (1762-1763) yılında yaptırmıştır.
Kitabe:
“Bu ferahza çeşmei dilcuyi sahib-i hayır
Rahi hakikat etti icra sarfedüp malu menal
Teşnegan nuşine guya oldu ayni selsebil
Akti her katresi savet nümun kevserisal
Hafıza atşana işrab etti lûle tarihin
Çeşmei Derviş Hasan’dan daim iç acı zülal.
Sene 1176(1762).”
Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Sivri kemer içerisinde altı satırlık kitabesi, ayna taşı ve önünde yalak taşı bulunmaktadır. Üzerinde bezeme elemanlarına rastlanmamıştır.
Süleyman Paşa Çeşmesi (Merkez)
Manisa Ayniali Camisi’nin bahçe duvarı üzerindeki çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Süleyman Paşa h.1224 (1809) yılında yaptırmıştır.
Kitabe:
“Asafı vala himem yani Süleyman Paşa
Namı camisine tasrih olacak bu dehiva
Bezledup malını hayrı hasenata daim
Fikr endişesidir ecri azim subhu mesa
İşte bu çeşmeyi bu mevzie tasmim ederk
Yaptı kevser gibi abını etti icra
Ömrü ikbal ile lûtfu keremi daim ola
Eyleye cümle hatadan memun Mevla
Yazdı bu katibi Divanı anın tarihinin
Pek latif oldu ve lakin bin zait amma
Dediler ehli mahalle bizi etti serap
Bu güzel çeşme-i ranayı Süleyman Paşa.”
Çeşme yuvarlak kemerli, kesme taştan, aynı taşı ve yalaktan meydana gelmiştir. Günümüzde kullanılmaktadır.
Kaval Çeşme (Merkez)
Manisa Kaval Çeşmesi kitabesinden öğrenildiğine göre; Hacı Mehmet ve Hacı Yakup 1480 yılında yaptırmıştır. Manisa’da yapılmış çeşmelerin en eskilerinden bir örnektir.
Çeşme ayna taşı, yalak ve arkasındaki su haznesinden meydana gelmiştir. Kesme taştan yuvarlak kemerli bir çeşmedir.
Ali Ekber Çeşmesi (Merkez)
Manisa Karaköy Mahallesi’nde bulunan bu çeşmeyi Sultan I. Murat döneminde yaşamış olan Hacı Mehmet bin Hacı Mübarek ve Hacı Yakup bin İbrahim 1480 yılında yaptırmıştır. Sonraki yıllarda Ali Ekber tarafından onarılmış ve onun ismiyle tanınmıştır.
Çeşme kesme köfeki taşından yapılmıştır. Ön yüzündeki yuvarlak bir niş içerisine onarım kitabesi ve ayna taşı yerleştirilmiştir. Önünde yalak kısmı bulunmaktadır.
Halil Efendi Çeşmesi (Merkez)
Manisa Adakale Mahallesi’nde İlyas Bey Mescidi’nin duvarında bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Halil Efendi 1747 yılında yaptırmıştır.
Kitabe:
“Bir habibi sahib-ül hayrat-ı hak
Eyledi lûtfuyla tevfika refik
Bu hayrat akva sebili yaptı ol
Buldu revnakle şeref çarı tarik
Remzedertşana tarih luleler
Karlı buzlu sukkeri aynül rahik 1160(1747).”
Çeşme moloz taştan bahçe duvarına yerleştirilmiş, mermer aynataşı yuvarlak kemer içerisine alınmıştır. Önünde yalağı bulunmaktadır.
Hacı Osman Çeşmesi Merkez)
Manisa Nişancı Paşa Mahallesi’nde bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Karaosmanoğullarıdan Osman Ağa 1692 yılında yaptırmıştır.
Kitabe:
“Sahibül hayrat Hacı Osman Ağayı kerim
Eyledi ihya bu ziba çeşme-i kıldı bina
Sarfı nakd edip keremle teşnigan işra bina
Oldu bu hayra muaffak yaptı pakı kenzma
Remzile der Hafıza bu la tarihin
Pek acaip çeşme durma iç abı şifa.”
Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Yuvarlak kemerli niş içerisinde ayna taşı, kitabe ve yalak kısmı bulunmaktadır.
Saruhan Bey Parkı Çeşmesi (Merkez)
Manisa Saruhan Bey Parkı içerisindeki bu çeşme, daha önce Dervişali Mahallesi’nde günümüze gelemeyen Rum Kilisesi’nin dış duvarı üzerinde bulunuyordu. Kilisenin yıkılması ve yerine Memleket Hastanesi’nin yapılması üzerine Anafartalar Mahallesi’ndeki Paşa evinin duvarına konulmuş, sonradan da bu parka yerleştirilmiştir.
Gülfem Hatun Çeşmesi (Merkez)
Manisa Göktaşlı Mahallesi’nde bulunan Göktaşlı Camisi’nin yakınında bulunan Gülfem Hatun Çeşmesi, kitabesinden öğrenildiğine göre; 1543 yılında Seyyide Gülfem Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Kitabenin mealen anlamı:
“Halk için bedelsiz çeşmeler yaptı
Onun adı Seyyide Gülfem idi
Allah onun ömrünün günlerini uzatsın
Allahehli tarih için
Aynen fiha tusemme selsebilen
h.950 (1543).”
Çeşme günümüze gelememiştir. Eski fotoğraflarından öğrenildiğine göre iki kesme taş dayanak arasında tuğladan sivri kemerli olup, arkasında haznesi bulunuyordu. Yuvarlak kemerli niş içerisinde tuğla ve kaba taştan çeşmesi ve önünde de yalak taşı bulunuyordu.
Ayniâli Çeşmesi (Merkez)
Manisa Ayniâli Mahallesi’nde bulunan bu çeşmeyi XIX. yüzyılın başlarında, Sultan II. Mahmut döneminde Manisa Sancak Beyi Süleyman Paşa yaptırmıştır. Kadı Sicillerinden öğrenildiğine göre; o yıllarda Ayniâli Mahallesi su sıkıntısı çekiyordu.
Çeşme, Ayniâli Camisi bahçe duvarına bitişik, sivri kemerli bir niş içerisinde olup moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Ayna taşı ve önündeki yalaktan meydana gelmiştir.
Molla Şaban Çeşmesi (Merkez)
Manisa Molla Şaban (Bektaş Kebir) Mahallesi’nde bulunan çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre; XIX. yüzyılın ilk yarısında Manisa Sancak Beyi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır
Kitabe:
“Asaf-ı vâlâ himem yani Süleyman Paşa
Nam-ı samimisine tasrih olucak bud-u liva
Sarfedip malini hayr-ü hasenata daim
Fikr-i endişesidir ecr-i azim subh-u mesa
İşte bu çeşmeyi bu mevzie tasmim ederek
Yaptı kevser gibi hem abını etdi icra
Ömr-ikbal ile lütf-u keremi daim ola
Eyleye cümle hatadın anı maniun Mevlâ
Yazdıbu kitap Divanı anın tarihin
Pek lâtif oldu lâkin biri zaittir amma
Dediler ehl-i mahalle bizi etti seyrap
Bu güzel Çeşm-i rârâ-ı Süleyman Paşa.”
Bu çeşmenin suyu Papaz Uçurumu denilen yerden getirilmiştir. Çeşme moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yuvarlak kemerli nişin içerisinde ayna taşı ile yalak taşı bulunmaktadır.
Hacı Pulat Mehmet Ağa Çeşmesi (Merkez)
Manisa il merkezinde bulunan Karaosmanoğlu Hacı Pulat Mehmet Ağa Çeşmesi 1790-1791 yılında Hacı Pulat Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.
İki cepheli olan çeşme kübik gövdeli olup, üzerini bir kubbe örtmüştür. Cepheler mermer kaplıdır ve iki yandaki çifte porfir sütunlar at nalı şeklindeki bir kemeri taşımaktadır. Bu kemerin çevresinde taş bezemelere yer verilmiştir. Çeşme nişi içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.
Taşçılar Mescidi Çeşmesi (Merkez)
Manisa Çarşı Camisi duvarına bitişik olarak 1799 tarihinde yapılmıştır.
Çeşmenin sivri kemeri içerisinde bitkisel motifler, ibrik, maşrapa gibi motiflere yer verilmiştir. Niş içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.
İzzet Mehmet Paşa Çeşmeleri (Merkez)
Sadrazam İzzet Mehmet Paşa 1798 yılında, Sadrazamlıktan alındıktan sonra Sakız Adası’na gönderilmiş, sonra da Mukataasından ötürü Manisa Sancağına gönderilmiştir. İzzet Mehmet Paşa Manisa’da on dört yıl kalmış ve 1827 yılında ölmüştür. Büyük Manisa yangınından sonra mezarlıklar kaldırılırken onun sandukası ve mezar taşı Manisa Müzesi’ne taşınmıştır.
Sadrazam İzzet Mehmet Paşa Manisa’da bazı çeşmeler yaptırmış, çeşmelerin suyollarını onartmış, suyu kesilen çeşmelere su getirtmiştir. Paşa’nın yaptırdığı çeşmeler Dere Mahallesinde, Küçük Camii Şerif yanında, Akmescit’de Aşağı Ermeni Mahallesi’nde iki çeşme yaptırmıştır. Ayrıca bu çeşmelerle ilgili bir de vakfiye düzenlemiştir.
Sadrazam İzzet Mehmet Paşa’nın yaptırdığı bu çeşmeler günümüze gelememiştir.
Manisa il merkezinde, Çeşnigir Camisi yanında bulunan bu kütüphaneyi Karaosmanoğlu Hacı Eyüb Ağa 1831-1832 tarihinde yaptırmıştır.
Moloz taş ve tuğladan yapılan kütüphane, kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kütüphanenin önünde üç bölümlü bir revak bulunmaktadır.
Nişancı Paşa Kütüphanesi (Merkez)
Manisa il merkezinde Hacı Osman Ağa’nın yaptırdığı bu kütüphane 1789 tarihlidir.
Kütüphane moloz taş ve tuğladan yapılmış, altıgen planlıdır. Üzeri küçük bir kubbe ile örtülüdür.
Demirci Mahmut Çelebi Kütüphanesi (Merkez)
Manisa il merkezinde Çatal Cami’nin bitişiğinde bulunan bu kütüphaneyi Demirci Mahmut Çelebi 1862-1863 yılında yaptırmıştır.
Moloz taş ve tuğladan yapılan kütüphane sekizgen planlıdır. Üzeri kubbe ile örtülmüştür.
İshak Çelebi Kütüphanesi (Merkez)
Manisa’nın güneyinde, Sandıkkale Tepesi yamacında, Ulu Cami’nin karşısında bulunan bu kütüphaneyi Saruhanoğullarından İshak Çelebi 1378 yılında yaptırmıştır.
Moloz taş ve tuğladan yapılmış olan kütüphane, kare planlı, tek kubbelidir. Kütüphane bir süre ilkokul olarak kullanılmış ve daha sonra yıkılmış, günümüze gelememiştir.
Muradiye Kütüphanesi (Merkez)
Manisa Saruhan Mahallesi’ndeki Muradiye Yapı topluluğunun güneyinde medrese ile cami arasındaki avluda bulunan kütüphane, Karaosmanoğulları’ndan Hüseyin Ağa tarafından 1812 yılında yaptırılmıştır.
Kütüphane sekizgen planlı, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Üzerini 7.00 m. çapında bir kubbe örtmüştür. Kütüphaneye kuzey cephesindeki beş basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır. Girişin önünde çapraz tonozlu küçük bir revaklı sahanlık bulunmaktadır. Yapının doğu, güney ve batı cepheleri dışa kapalıdır. Bunların iç yüzlerine sivri kemerli dolap nişleri yerleştirilmiştir.
Zeynelzade Kütüphanesi (Akhisar)
Manisa Akhisar ilçesinde, Hashoca Mahallesi’ndeki bu kütüphaneyi Akhisarlı Zeynelzade ailesi 1798’de yaptırmıştır.
Kütüphane moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Üst örtüsü tonozludur. 1805 yılı kayıtlarına göre kütüphane de 923 cilt el yazması kitap bulunuyordu.
Zeynelzade Kütüphanesi ismi ile Akhisar Merkez Parkında yeni bir kütüphane yapılmıştır.
Manisa Akhisar ilçesi merkezinde bulunan ve Tepemezarı olarak isimlendirilen alanda 1962 yılında başlayan araştırmalar, 1968-1971 yılında yoğunlaşmıştır. Burada MS.II-IV.yüzyıla tarihlendirilen bir portik (sütunlu cadde), MS.V-VI.yüzyıla ait bazı kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Bu yapı kuzey-güney doğrultusunda uzanan 40.00x10.00 m. genişliğinde bir yapıdır. Kesin olmamakla beraber bunun bir kilise olduğu sanılmaktadır.
Aziz Yuhanna’nın vahiylerinde yedi kutsal kilise arasında Thyateria kilisesinin de ismi geçmektedir. Bu yapıdan günümüze moloz taş ve tuğla duvarları gelebilmiştir.
Hıristiyanlık döneminde Aziz Yuhannes’in Anadolu’daki yedi kutsal kilisesi arasında Thyatreia da vardır. Gerçekte Aziz Yuhannes’in yazmış olduğu mektuplar, orada bulunan kiliselere değil, cemaatlere hitabendir. Bu bakımdan Thyatreia’daki Hıristiyan cemaatine mektubunda şöyle demiştir:
“Thyatreia’da olan kilisenin meleğine yaz. Ateş alevi gibi gözleri olan ve ayakları parlak tunça benzeyen Allah’ın oğlu şu şeyleri diyor:
Senin işlerini ve sevgini ve imanını ve hizmetini ve sabrını son işlerinin evvelkilerden daha çok olduğunu bilirim. Fakat sana karşı bir şeyim var: Kendisine Peygamber diyen Jesebel kadını bırakıyorsun: ve o kullarınız zina etmeyi ve put kurbanları yemeyi talim edip saptırıyor. Ve tövbe etsin diye kendisine vakit verdim ve kendi zinasından tövbe etmek istemiyor. İşte, onu bir yatağa ve onun işlerinden tövbe etmezlerse kendisiyle zina edenleri büyük sıkıntıya atacağım. Ve onun çocuklarını ölümle öldüreceğim: ve bütün kiliseler bilecekler ki gönülleri ve yürekleri araştıran benim: Ve her birinize işlerinize göre vereceğim. Fakat size, Thyatreia olan diğerlerine, kendilerinde bu talim olmayanlarına hepsine, onların dediği gibi Şeytanın derin şeyleri bilmeyenlere diyorum: Üzerinize başka yük koymam. Fakat ben gelinceye kadar sizde olanı sıkı tutun. Ve galip olun. Sonuna kadar işlerimi tutana, ben de babamdan nasıl aldımsa, onu milletler üzerine hâkimiyet vereceğim. Kulağı olan işitsin Ruh kiliselere ne diyor”.
Hz.İsa’nın Allah’ın oğlu sözcüğünü kullandığı tek yer Thyatreia’dır. Vahiy’deki “Oğlun ateş alevi gibi gözleri” ifadesiyle burada kötü işlerin yapıldığı zaman, şiddetin ortaya çıkacağı uyarısında bulunulmuştur. Thyatreialılar diğer Hıristiyan cemaatlerine göre imanları çok kuvvetli bir toplumdu. Ayrıca Vahiyde sözü edilen Jesebel’in MÖ.900’lerde yaşadığı sanılan Kral Ahap’ın kâhin karısı olduğu