gebe
  1. kaprisli

    kaprisli Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    4.648
    Beğenilen Mesajlar:
    19
    Ödül Puanları:
    0

    Anne Olmak...

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında kaprisli tarafından paylaşıldı.

    Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
    Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun ona "Anneciğim, anneler günün kutlu olsun" diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, "-ya gelmezse, ya izin alamadıysa." İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.

    Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı.. Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu;" Bu telaşın niye?" diye ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; "-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz" diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. "Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse" diye düşünmüştü. "Gelmezse" düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.

    Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; "-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, 'anneciğim' de.." İçinde sıkıntı armaya başlamıştı; "-Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. 'Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur' sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh.. yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, 'Beni çocuk gibi sevme' der. Sanki nasıl seveceksem…"
    Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. "-Gelmeyecek, telefon bari etse.." diye düşündü istemeye istemeye. "-Sesini bari duymuş olurum". Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı., ekranına baktı, arayan oğluydu.
    Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
    Açtı telefonu;
    -Alo..
    -Alo, nasılsın anneciğim?
    -Sağol yavrum, sen nasılsın?
    -İyiyim anneciğim.
    -Ne yapıyorsun, işler nasıl?
    -Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
    -Öyle mi yavrucuğum.
    Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
    -İzin aldın mı yavrum?
    -Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
    -Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
    -Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
    -Sen sen.. bunun için izin almadın mı?
    -Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
    Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.
    -Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
    -Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
    -Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
    -Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
    -Dışardaydı yavrum. Hah.. kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
    -Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
    -Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah'a emanet ol.
    Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
    Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun "-Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!" diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; "-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama" dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.


     
  2. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Anne Olmak...
    :uhu: güzel ama hüzünlü bir sürpriz olmuş...
     
Anne Olmak... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Anne olmak

    Anne olmak

    lübnanda anne olmak kandilde anne olmak ırakta anne olmak Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.Bir gün Tanrı'ya sormuş;"Tanrım,beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.Fakat,ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki,orada nasıl yaşayacağım?" "Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim,o seni bekliyor olacak ve seni...
  2. anne olmak

    anne olmak

    bebeğim midesini üşüttü midesini üşüten bebek üşüten bebekler hepimizin bir hamilelik anısı mevcut olmayanlarada rabbim inşallah nasip eder de dinleriz biz bayanlar erkeklerin tıpkı askerlik anılarını anlatırken aldıkları haz gibi hamilelik dönemlerimizdeki yaşadıklarımızı anlatırken bir heycan bir kıpırtı basıverir içimizi sizi bilmem ama ben bunu her paylaştığımda içim kıpır kıpır oluverir...
  3. Anne olmak....

    Anne olmak....

    9 ay bir bedende çift insan olarak yaşamak mı bu kadar yüceltir bu ruhu? Nedir hayatın normal akışında, saf tepkiler veren bu kadını, çocuğunun tek bir bakışıyla, ruhunu okuyacak kadar erdemli kılan? Dünyanın en güzel kokan varlığıdır anne. Kendine has, mis bir kokusu vardır ki odasına da sinmiştir, bir hafta uzak kalsanız o odaya girdiğinizde anlarsınız onu ne kadar özlediğinizi. Durup durup...
  4. Anne olmak

    Anne olmak

    Annemin yalnızca bir gözü vardı. Ondan nefret ederdim… Çünkü bu durum beni utandırıyordu. Ailemizi geçindirmek için okulda aşçılık yapardı.İlkokulda iken bir gün annem bana merhaba demeye gelmişti.Yerin dibine geçmiştim. Bunu bana nasıl yapabilirdi?Onu görmezden geldim. Ona nefretle baktım ve oradan kaçtım.Ertesi gün sınıfta bir arkadaşım dedi ki, “Eeee, senin annenin yalnızca bir gözü...
  5. anne olmak

    anne olmak

    ANNE - Başım ağrıyo yav... - Saçın ıslak ıslak çıktın ondan. - Başım dönüyo... - E bi şey yemiyorsun, açlıktan. Anam ilkokul mezunuydu. Ama, doktordu. Popoma fitil sokan tek kadın. Eczacıydı aynı zamanda... - Gözüm morardı. - Gel, patates basayım. - Kepeklerim çoğaldı. - Otur, zeytinyağı süreyim. - Arpacık çıktı galiba. - Yum, sarımsak değdireyim. Hemşireydi... - Öfff, terledim be. - Dur,...

Sayfayı Paylaş