gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.364
    Beğenilen Mesajlar:
    960
    Ödül Puanları:
    113

    ardahan gelenek ve görenekleri

    Konu, 'Örf ve Adetlerimiz' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    ardahan gelenekleri ardahanın gelenek ve görenekleri ardahan oyun havaları gelenek ve görenekleri ardahanın gelenekleri [​IMG]


    ARDAHAN

    ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ

    EVLENME :
    Kız Saraflama (Zarraflama) :
    Evlilik çağına gelen erkek çocuğun ailesi, çocuklarına ve ailelerine uygun bir gelin bulma arayışına girerler. Gelin adayı genellikle, evlilik çağına gelen evladın beğendiği, ailenin uygun bulduğu veya yakın çevreden tanıdıkların tavsiye ettikleri bir kız olur. Uygun aday bulunduğunda erkek tarafından kadınlar bir bahane bularak kız evine gider, kızın kendi aileleri için münasip olup olmadığını araştırırlar. Bunun içinde çeşitli oyunlar denerler. Kızın gözlerinin sağlamlığını öğrenmek için iğneye iplik taktırırlar; uzaktan konuşmaya çalışarak kulaklarının iyi işitip işitmediğini, evin temizliğine bakarak kızın çalışkan olup olmadığını öğrenirler. yemeklerine bakarak maharetli olup olmadığını anlarlar.
    Kız İsteme :
    Uygun gelin adayı bulunduğunda kız tarafına haber gönderilerek kız istemeye gidilir. Erkek tarafı münasip bir dille ziyaretin amacını dile getirir. Bunun üzerine kız tarafı düşünmek için süre ister. Bu süre içerisinde yakınlarının düşüncelerini alır ve erkek tarafı hakkında gerekli araştırmaları yapar. Eğer yapılan araştırmalar müspet olursa erkek tarafına haber gönderilerek yeniden davet edilir.

    Beh Takma :
    Bu davet üzerine erkek tarafından kız istemeye giden kişiler, tekrar kız evine giderler. Erkek tarafı kız evine giderken yanlarında �beh� denilen ve manevi değeri olan eşyalardan oluşan bir hediye paketi götürür. Kız tarafı da aynı şekilde kendi �beh� ini hazırlar. Kız tarafı gerekli ikramları yapar ve sonunda karşılıklı olarak �beh�ler verilerek şerbet içilir.
    Söz Kesme :
    Söz kesme olayı genelde �beh takma� işinden 3-4 hafta sonra olur. Söz kesme işinde nişan tarihi, çeyiz miktarı başlık parası, şişlik ve diğer eşyalar konuşulur, düğüne ne kadar atlı getirileceği karara bağlanır. Bu iş her iki tarafın vekil ettiği kişilere tarafından karara bağlanır.

    Nişan :
    Erkek tarafı söz kesme sırasında belirlenen tarihte, kararlaştırılan nişan hediyelerini alarak kız evine gider.Nişan veya düğün için erkek tarafından kız tarafına gidenlere �atlı� denir. Bu isim, bu kişilerin kız evine atla gitmelerinden kaynaklanır. Nişan için erkek tarafı genellikle altın, bilezik, yüzük gibi ziynet eşyaları ile elbiselik ve ayakkabı gibi giyecekler götürür. Kız tarafı da kızın kendi el emeği olan çorap, atkı, kazak, başlık gibi eşyalardan misafirlere hediye eder. Ayrıca bu hediyelerden damat adayına da gönderilir. Nişan sırasında gelin misafirlere nişan şerbeti ikram eder, atlılar da karşılığında �şerbet parası� olarak bir miktar para verirler
    Başlık-Şişlik:
    Geleneksel düğünlerde erkek tarafından kız tarafına ödenen �başlık� geleneği, günümüzde artık sürdürülmemektedir. Başlıkla birlikte erkek tarafı, düğün hazırlıkları için kız tarafına �etlik ve şişlik� olarak koyun, sığır ve yemeklik eşyalar verir.
    DÜĞÜN ( TOY ) :

    Atlı Yığma : Düğün hazırlıkları tamamlanıp düğün günü geldiğinde davet edilen atlılar erkek evinde toplanırlar. Yaşlılar aşıkların bulunduğu odaya, gençler ise davul-zurnanın çalındığı yere götürülür. Atlılar düğün evinin uzağında karşılanır, atlı havası ile düğün evine getirilir, düğün evindeki eğlenceden sonra akşam vakti gelince de komşular tarafından gece yatısına götürülür. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra kız evine doğru yola çıkılır. Kız evine yaklaşıldığında o yörenin delikanlılarınca gelenler karşılanır.

    Kına Gecesi :
    Kına gecesi, gelinin baba evinde geçireceği son gece olup, bu gecede gelinin eline kına yakılır. Kına yakılmadan önce gelen misafirlere çerez, şeker, helva gibi ikramlarda bulunulur. Sonra gelin; kına yakılacak odaya tabaklar içinde yanan mumlar taşıyan genç kızların eşliğinde gelir ve orta yerde bir sandalyeye oturtulur. Gelinin kınası başı bozulmamış ( dul olmayan ) bir kadın tarafından hazırlanır. Genç kızlar ve kadınlar ayrılık, hasret kokan mani ve türküler söylerler. Odadakiler mani ve türkülerini söylerken gelinin kınası yakılır ve yine başı bozulmamış bir kadın tarafından sarılarak bağlanır.

    Nikah töreni bittikten sonra çeyiz yayma işlemine geçilir. Çeyiz sandıkları ve bohçaları odanın orta yerine konulur. Erkek ve kız tarafının çeyizleri ayrı ayrı yazılarak değerleri belirlenir. Bu liste iki nüsha olarak hazırlanır. İmam, muhtar ve iki şahit tarafından imzalanarak biri erkek tarafına diğeri kız tarafına verilir.
    Gelin Götürme :
    Kız evinden oğlan evine hareket günü geldiğinde, sabah erkenden araçlar hazırlanır. Araç olarak kışın at kızakları(zanka) yazın ise atlı arabalar hazırlanır. Gelin evden çıkarken � gelin ağlatma � havaları çalınır. Kızın annesi hem ağlar hem de kızına öğütler verir. Kızın erkek kardeşi ise gelinin beline gümüş kemer bağlar. Kemeri bağlayana toy babası veya sağdıç tarafından bahşiş verilir. Gelinin yüzü al renkli ipek bir duvak ile örtülür ve gelin, iki yengesi tarafından itina ile getirilerek gelin arabasına bindirilir. Dualar ile yola çıkarılarak oğlan evine getirilir.
    Gelin Karşılama :
    Gelin alayı düğün evine geldiğinde gelinin ayağını basması için bir bakır kazan ters çevrilir ve üzerine tahta kaşık veya çay bardağı konulur. Gelin inerken buna basar ve kırmaya çalışır. Kıramaması uğursuzluk sayılır.Gelin iki yenge tarafından arabadan indirilirken damat ve sağdıç, daha önce hazırladıkları bozuk para ve çerezleri onların çevresine atarlar. Bu arada gelin inerken kaynana da gelinin önünde oynar. Gelin eve geldikten sonra çalgılar çalınır, oyunlar oynır. Gece damadın arkadaşları ve gelen atlılar sağdıcın evinde toplanır, güvey tıraşı yapılır. Bu eğlenceler gece yarısına kadar sürer.
    Duvak Açma :
    Ertesi gün kuşluk vaktinde duvak açma töreni yapılır. Gelin düğün yerinde ortada bir sandalyeye oturtulur. Başında duvağı bulunur. Çalgılar çalar, oğlan sağdıcı �beşaçılan�, �karabağ� ve � hançerbarı� oyunlarından birini gelinin etrafında dönerek oynar. Bir yandan da elindeki hançer ile gelinin duvağını yavaş yavaş açar.
    Gelinin Takdimi ve Yüz Görümlüğü :
    Duvak açma töreni bitip herkes dağıldıktan sonra ev halkı toplanır. Kız yengesini temsilen bu işi yapacak kadınlardan biri orta yere gelir, elini havaya kaldırarak çalgıcıları susturur. Ya sözle ya da türkü makamı ile şöyle der:

    Gelin diyer yoktur atam
    Koyunum yok koça katam.
    Bu söz üzerine kayınpeder öne çıkarak :
    Men kaynatan senin atan,
    Gelin hoş geldin hoş geldin,
    Yavrum hoş geldin hoş geldin,
    Bize hoş geldin hoş geldin,
    Dedikten sonra Benim tarafımdan gelin kızıma on tane kuzulu koyun, nesilden nesile onun olsun diyerek gelinin yüz görümlülüğünü verir.Bu olay sırayla kaynana, kayınbirader ve görümce için de yapılır. Yüz görümlülükleri verilerek yenge ve sağdıçlar da alınarak bar tutulur ve düğün sona erer.
    Sini Kaldırma :
    Ardahan�da yerli köylerinde yapılan geleneksel düğünlerdeki adetlerden biri de �Sini Kaldırma�dır. Kız tarafında yapılan eğlencelerden biridir. Kız babası köy halkına ve erkek tarafından gelen misafirlere ziyafet vermek için hazırlıklar yaparken, gelin de kız sağdıcının evinde hazırlanır. Bu arada gelin ve damadın akrabaları, köy halkı ve çalgıcılar kız sağdıcının evinin önünde toplanırlar. Kızın giysilerinden yedi adet alınarak yedi bakır siniye konur ve üzeri renkli ipekten örtülerle örtülür. Yedi sini yedi delikanlıya verilir. Önde davul zurna, onun arkasında kız sağdıcı-gelin-oğlan yengesi bulunur. onların arkasında da sırayla sinileri taşıyan gençler, korumalar ve köy halkı olmak üzere bir konvoy oluşturulur. Oğlanın yengesinin, gelin ve kız sağdıcının başları kapalı olur. Ziyafetin verileceği yere doğru yola çıkılır. Yol boyunca çeşitli oyunlar oynanır, havaya fişekler atılarak ziyafet yerine gelinir. Bu olaya Sini Kaldırma denir.
    Şah Bezeme :
    Sini kaldırma olayına benzer bir gelenek de Terekeme (Karapapak) köylerinde düğünlerde yapılan �Şah Bezeme� geleneğidir. Bu geleneğin uygulandığı köylerde �Şah� denilen 70 cm uzunluğunda, yanlarına ağaç görünümü vermek için 7 veya 9 dal çakılan ağaçtan yapılma bir araç bulunur ve en son düğün kimin evinde yapılmışsa bir sonraki düğüne kadar orada saklanır. Şah, düğünlerde meyve ve şekerlerle belli bir usule göre süslenir. Oğlan şahı ve kız şahı olmak üzere iki şah bezenir. Oğlan şahının masraflarını damadın sağdıcı, kız şahının masraflarını ise kız sağdıcı karşılar.Şah bezeme işini, bölgede bu konuda uzman olan bir kişi yapar. Bunun karşılığında da kendisine münasip hediyeler ödenir. Şah bezenirken Türkler için önemli kabul edilen 3-7-9 ve 40 sayılarına dikkat edilir, Şah�ın dallarına 7,9 veya 40 çeşit meyve, şeker vs asılır.
    Kız şahı sade olmasına rağmen erkek şahı oldukça ihtişamlı ve görkemlidir. Kız şahı, kına gecesinin ertesinde kız sağdıcının evinden, sağdıcın erkek kardeşi ve yakınları tarafından çalgılar ve pehlivanlar eşliğinde alınarak oğlan sağdıcının bulunduğu kız evine getirilir. Kız şahını teslim alan oğlan sağdıcı, kız sağdıcına �Hilat� denen münasip bir hediye verir. Sonra da şah üzerindeki meyve ve şekerlerin bir bölümünü orada bulunanlara ikram ederken bir bölümünü de damat için ayırır.
    Oğlan şahı ise daha şatafatlı bir törenle getirilir. Gelinin oğlan evine inmesinden sonra damat, sağdıç ve arkadaşları sağdıcın evine gider, orada eğlenirler. Düğün akşamı toy babası gelir ve bağırarak şah alayının kurulmasını ister. Bunun üzerine meşaleciler gündüzden hazırlanan meşaleleri yakarak yolun sağında ve solunda sıralanırlar. Yolun ortasında; önde davul-zurna, bunların arkasında şah ve şah bekçileri, damat ve sağdıç, korumalar olmak üzere şah alayı oluşturulur. Damat ve sağdıcın ağzı mendil ile kapatılır. Konvoyun arkasına orada hazır bulunan köy halkı geçer, damadın evine kadar oyun ve türküler eşliğinde gelinir.
    TARLA SÜRME (KOTAN VE MOĞDAMLIK) :

    Ekonomisi tamamen tarım ve hayvancılığa dayanan yöremizde tarımsal faaliyetlerin de kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Teknolojik gelişmelerin henüz yöreye gelmediği dönemlerde, işler tamamen insan ve hayvan gücü ile yapıldığı için oldukça zor olur ve uzun zaman alırdı. Bu zorlukları aşmak için insanlar; kendi aralarında yardımlaşırlar, işleri eğlenceli hale getirmek için de mani ve türküler söyler, birbirlerine şakalar yaparlardı.

    Bu geleneklerimizden biri de kotan sürme ve moğdamlık geleneğidir. Yörede daha önce pullukla sürülen tarlalar daha sonra Rus köylülerinin yöreye getirdiği �kotan� ile yapılmaya başlanmıştır. Kotan toprağı çok derin ve geniş işlediğinden duruma göre kotana 8 ile 12 çift öküz koşulması gerekmektedir. Bu kadar öküz her ailede bulunmadığından birkaç aile birleşerek tarlalarını ortak sürerler. Yörede bu duruma �moğdamlık � denilir. Kotan � karakotan � ve � demirkotan � olmak üzere iki çeşittir. Karakotana 10-12 çift öküz veya manda koşulur, demir kotana ise 8 çift öküz veya manda koşulur. Kotanlar iki bölümden oluşur: Toprağı süren kısma kotan, önündeki tekerlekli kısma ise horazan denir.Kotan sürme gündönümünden sonra ( 22 Haziran ) başlar ve ot biçimine kadar sürer ( Ağustos ayına kadar ). Halk takviminde de bu döneme kotan ayı denir.
    Kotan sürümü zor ve külfetli olduğundan birden fazla kişinin çalışması ile yapılır. Kotanda çalışan kişiler macgal, hodağ ve öküzcü olmak üzere üç gruba ayrılır. Macgal kotanın yetkili kişisidir. Kotanı sapından tutarak yönetir. Kotanın sapına � mac � denir ve �macgal� ismi de buradan gelir. Hodağ ise kotanda öküzleri süren çocuklara denilir ve sayıları, koşulan hayvan sayısına göre değişir. Görevleri öküzleri boyunduruğa koşmak, sürmek ve boyunduruktan açmaktır. Her hodağ iki çift öküzden sorumludur. Hodakların en kıdemlisine ise �Harazan Hodağı� denir. Öküzcüler ise öküzlerin bakımından, otlatılmasından ve kotanın bekçiliğinden sorumludurlar. Öküzcü, gece öküzcüsü ve gündüz öküzcüsü olmak üzere ikiye ayrılır.
    Halk takvimine göre kotan ayının gelmesi ile birlikte herk etmek üzere kotana çıkılır. Kotana çıkma günü perşembe ve cuma olarak seçilir. Bu günün sabahında kotana gidecek öküz ve manda (camuşlar) gündüz öküzcüsüne teslim edilir. Kotan sürmede gereken malzemeler arabaya yüklenir. Hep birlikte tarlaya gidilir. Genelde İlk olarak kotan sahibinin tarlasına gidilir. Kotan sürmeye �kuş ötümü� ile başlanır. Kuş ötümü imsaktan yarım saat önceye denk gelir ve bu da gece iki buçuk üç civarıdır. Kotan sürme işi günde 16 ile 18 saat sürer ve akşam güneşi ile sona erer. Aralarında moğdamlık kuran kişiler gün hesabı üzerinden anlaşırlar. Kotan sürümünde tarla sahibi kim ise yemeği de o getirir. Kotan sürme işini daha eğlenceli kılmak ve uyku gelmesini önlemek için değişik şakalar yapılır, mani ve türküler söylenir.
    Kotan sürerken söylenen şiirlere ise �horavel� denir. Horeveller macgalın �hey hey hey � demesi ile başlar ve kıtanın sonunda hep birlikte �hoo hoo hoo � denir. Horeveller bazen �güzelleme� bazen �atışma ve sataşma �şeklinde olur. Bazen de neşe verici, uyku dağıtıcı özellikte olur. Kotan sürme işinin tamamlanıp bitirilmesine �Kotan Açma� denir. İşler tamamlanınca o gece tarlada yatılır. Sabah olunca kotan çalışanları çevreden çiçek, kımı ve yemlik gibi yenilen bitkilerden toplarlar. Eşyalar toplanır ve arabaya yüklenir. Öküzler kotana koşuldukları sıraya göre koşulurlar. Macgal arabanın en iyi ve en rahat yerine oturur. Öküzlerin boyundurukları çiçeklerle süslenir ve türküler söylenerek eve doğru yola çıkılır. Kotan sahibinin evine gelinir, yemek yenilir. Macgal, çocukların gözlerinden öperek gönüllerini alır. Herkes malzemesini alarak evlerine döner.
    SAYILI GÜNLER :

    Halk arasında, yıl içerisinde dönüm noktası olarak kabul edilen bazı sayılı günler vardır. Bu günler ya uzun yıllar gözlemlenen hava olayları ya da bu dönemlerde önemli bir olayın yaşanması sonucunda ortaya çıkmıştır. Halk arasında sayılı günler şunlardır:

    Gün Dönümü:
    Gün dönümü kiraz ayının 9. günüdür (22 Haziran). Bu tarihten sonra hava iyice ısınır. Bu nedenle sebze ekimi bu tarihten sonra yapılır.
    Eyyam-Bahur:
    Halk takvimine göre kotan ayının 18. günü başlayan (Ağustosun ilk haftası) haftada bunaltıcı sıcaklar yaşanır. Bu günlerde çobanlar sürülerini gölgelik yerlerde tutmaya çalışır.
    Erbain:
    Kasım mevsiminin ilk 44 gününde havalar pek sert olmaz ve bu döneme �pastırma yazı� denir. Bu tarihten sonra başlayan ve 40 gün süren kuru ayaz ve şiddetli soğukların yaşandığı �Erbain� dönemi (Kara kışın 9. günü) başlar. Ölümlerin en çok bu dönemde yaşandığına inanılır.

    Hamsin:
    Erbainden sonra gelen 50 günlük dönemdir. Havalar bu dönemde oldukça değişkendir. Halk arasında �Hamsin, kâh üşü,kah ısın.� sözü buradan doğmuştur. Halk takvimine göre zemheri ayının 18� inde (31 Ocak) başlar, döl dökümünün başında (21 Mart) sona erer.

    Hıdrellez Tipisi:
    Halk takvimine göre zemheri ayının 27�sinde (10 Şubat) başlayan ve yaklaşık 1 hafta süren tipilere �Hıdrellez Tipisi� denir.

    Cemreler:
    ilkbaharda yaşanan; havada, suda ve toprakta meydana geldiğine inanılan sıcaklık yükselmelerine denir. Birinci cemre gücük ayının 13�ünde (20 Şubat) havaya düşer. Havada bir hafta kaldıktan sonra gece yarısı suya düşer. Suda bir hafta kaldıktan sonra toprağa düşer ve bu tarihten sonra havalar ısınır.

    Berd�ül Acüz- Kocakarı Soğukları- Nenenin Gıdikleri- Harç-Borç:
    Bu dönem gücükün son dört günü ile döldökümünün (mart) ilk üç gününü kapsar. Normalde havaların ısınmaya başlamasına rağmen bu haftada hava çok soğuk olur. Bunun da bir hikayesi vardır:
    �Çok eski tarihlerde, bir köyde oğlakları (Gıdik) çok sevdiği için koyun yerine keçi besleyen bir nine yaşarmış. Her yaz yaylaya çıkan nine, bir sene zamanı gelmediği halde havaların ısınmasına aldanarak gücük ayının sonunda yaylaya çıkar. Bir iki gün yaylada kalır ve havaların sıcak olması hoşuna gider. Bunun üzerine kış ayı ile alay eder ve kış ayı 4 gün 4 gece kar yağdırıp tipi estirir (gücükün son dört günü). Ancak nine ve oğlakları (Gıdik) ölmeyince kış, döl dökümü ayından (mart) üç gün borç alır, 7 gün 7 gece fırtına estirir, nine ve gıdikleri ölür.
    Mart�ın Dokuzu- Leylek Fırtınası:
    Halk takvimine göre döl dökümü (mart) ayının sekizini dokuzuna bağlayan gece Hacı Leylek gelir. Gelirken de beraberinde kar ve tipi getirir. Bir gün önce iyi olan havalar o gün soğuk olur.

    Abril�in Beşi :
    Yağmur ayının beşi (18 Nisan) hava çok soğur. Bu gece genç hayvanlar hariç, bütün hayvanlar ahırlarda beslenir. Zira bu soğukta kıştan yeni çıkan ve bünyeleri zayıf olan hayvanların dayanamayacağına inanılır. Bu günün diğer bir ismi de Camuş (Manda Kıran) dır.
    Sitte-İ Sevr:
    Yağmur ayının 9�unda (21 Nisan) başlayan ve 6 gün süren soğuk ve fırtınalı günlere denir. Bu günlerle ilgili olarak �Sitte-i Sevür, kapıyı çevür.� diye bir cümle bulunmaktadır.

    YAĞMUR YAĞDIRMA GELENEKLERİ:
    Ekonomisi tamamen tarım ve hayvancılığa dayanan yörede, hava koşulları büyük önem taşımaktadır. İlkbahar ve yaz aylarında havaların yağışlı olması tarımsal üretimde verimi arttırırken hayvan hastalıklarının azalmasına ve hayvansal ürünlerin artmasına neden olur. Bu yüzden kurak geçen dönemlerde insanlar yağmur yağması için çeşitli çarelere başvurmuştur. Bunların arasında; yağmur duasına çıkma, garip mezarından bir taş alarak suya bırakma, godi godi gezdirme, siyah bir eşek bularak suda yıkamayı sayabiliriz.
    Yağmur Duası :
    Yağmur yağmadığı zaman insanlar perşembe veya cuma günleri yağmur duasına çıkarlar. Yağmur duası için şehitlik, türbe veya o yörede kutsal olduğuna inanılan yerlere gidilir. Yağmur duasına gitmeden bir gün önce koyunlar ve inekler yavrularından ayrılır. Herkesten ekonomik durumuna göre yiyecek malzemesi alınır ve bunlar duanın yapılacağı gün kadınlar tarafından dua yerinde pişirilerek yemekler hazırlanır. Dua perşembe günü yapılacaksa öğle namazından sonra, cuma günü yapılacaksa cuma namazından sonra camiden çıkan cemaatle birlikte dua yerine gidilir. Dua okunur ve çobanlar tarafından getirilen hayvanlar yavruları ile buluşturulur. Sofralar kurulur, yemekler yenir, sahipsiz kedi ve köpeklerin payları ayrılır. Kuraklığın durumuna göre bu olay birkaç defa tekrar edilir.
    Godi Godi Gezme :
    Yağmurun yağması için başvurulan çarelerden biri de �Godi Godi Gezme�dir. Bu olay kuraklığın durumuna göre çocuklar veya büyükler tarafından yapılmaktadır. Süpürge veya kepçeden bir bebek yapılır, kapı kapı dolaşılarak yiyecek toplanır. Toplanan yiyecekler pişirilip bir kısmı fakirlere dağıtılır, bir kısmı da hep birlikte yenir ve dualar edilir.

    Hazırlıklar tamamlandıktan sonra kafile başkanı, taşıyıcılar, arap ve diğer görevlilerden oluşan kafile �Godi Godi� gezmeye başlar. Önder kafilenin başkanıdır ve idare onun elindedir. Toplanan yiyecekleri muhafaza eder, pişirilmelerini sağlar. �Çömçe Gelin� yapılmışsa tek başına taşır. Taşıyıcılar; ellerinde taşıdıkları kaplara topladıkları yiyecekleri koyar ve dolaşırlar.
    Arap; kafilenin en ilgi çekici üyesidir. Arap rolünü alan kişi elini yüzünü kömür ile karalar, üzerine uzun bir entari giyerek Araplara benzer. Bunların dışında Süpürge Gelin�i taşımak için görevliler bulunur. Kafile önde, taşıyıcılar arkada yola çıkılır. Dolaşmaya en mert evden başlanır ve sırasıyla tüm köy dolaşılır. Kafile bir kapıya geldiğinde kapı çalınarak, hep bir ağızdan tekerleme söylenir:
    YÖRESEL YEMEKLER:

    Çorbalar Yemekler Tatlılar Hamur İşi
    • Un çorbası
    • Kesma Aşı
    • Höre Aşı
    • Keleçoş
    • Cinar çorbası
    • Kelemkeşir çorbası
    • Puşruk Aşı
    • Ayran Çorbası
    • Süt Çorbası
    • Evelik Çorbası
    • Pışırık Aşı
    • İşkembe Çorbası

    • Kaygana
    • Peynir Eritme
    • Mısır Papası
    • Haşil
    • Gaşo
    • Könbe
    • Sinor
    • Bozbaş
    • Lalanga
    • Evelik Sarması
    • Buglama
    • Kelle paça
    • Kuymak
    • Hasuda
    • Kurut
    • Lokma
    • Un helvası
    • Sütlaç
    • Şekerleme









    • Etli Hengel
    • Kayıtma
    • Gevrek
    • Lokum
    • Bişi
    • Feselli
    • Kete
    • Mafiş
    • Kül pağaça
    • Karnı çırık
    • Pileki ekmek
    • Gaçabur
    • Erişte
    • Kesme makarna
    YÖRESEL GİYİM:


    ERKEK GİYİM BAYAN GİYİM
    • Akalık
    • Mugay papak
    • Körüklü Çizme
    • Kilot pantolon
    • Deri Papak
    • Sallama Kemer
    • Arkalık - Mahmud
    • Bezment
    • Badış Çorap
    • Çalçuha
    • Karabağ Çarık
    • Arkalık
    • Dinge
    • Poturlu Entari
    • Yelek
    • Gümüş Kemer
    • Abbası Kemer
    • Kundra Ayakkabı


    HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
    Ardahan'ın bütün yörelerinde hemen hemen aynı oyunlar oynanır. Enstrüman olarak genellikle davul ve zurna, Kafkas oyunlarında ise Akordeon ve Nagara adı verilen davul kullanılır. Ardahan yöresi genelde halay ve bar şekli oyunlar oynar. Bu oyunların oynandığı toplumsal olaylar ise şöyle sıralanabilir; düğün, nişan, asker uğurlama, üzüntü, sevinç gibi duyguların ifade edildiği durumlar. Yöremizde oynanan belli başlı oyunlar ise şunlardır.

    BAR OYUNLARI TEK OYUNLAR
    • Ağır Bar
    • Sallama
    • Temur Ağa
    • Nare
    • Lorke
    • Şeker Oğlan
    • Kaçıke
    • Tavuk Barı
    • Gazelo
    • Hoş Bilezik
    • Haran
    • Döne
    • Kıskanç
    • Kürdün Kızı
    • Ardahan'ın Yolları
    • Hafif Bar
    • Paşa Göçtü
    • Sarı Seyran
    • Ondört
    • Şeyh Şamil
    • Ay Gizli Bir Mezara Doldurur
    • Beş Açılan
    • Karabat
    • Hanım Yaylada











    NELERİ İLE ÜNLÜ:

    Kaşar Peyniri, Çıldır Gölü

    İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
    Ardahan İli yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olup, M.S.628 yılında Hazar Türklerinin bir kolu olan Arda Türklerinin eline geçerek Ardahan adını almıştır.

     
ardahan gelenek ve görenekleri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. manisa gelenek ve görenekleri

    manisa gelenek ve görenekleri

    manisa gelenek ve görenekleri ege bölgesi gelenek ve görenekleri ege bölgesinin manisa nın manisanın MANİSA ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Manisa; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya (İskender), Bergama, Roma ve Bizanslılardan sonra 1076�da Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiş, bu bölgeye Türkmen boyları yerleştirilmiş, Hıristiyanlar Ege...
  2. edirne gelenek ve görenekleri

    edirne gelenek ve görenekleri

    edirne gelenek ve görenekleri edirne gelenekleri edirnenin gelenek ve görenekleri edirnenin gelenekleri nin EDİRNE ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Kırkpınar Efsanesi "Kırkpınar Yağlı Güreşleri" ile ilgili birçok söylenti vardır. Bunlardan en yaygın olanı da şöyledir:...
  3. yalova gelenek ve görenekleri

    yalova gelenek ve görenekleri

    yalova gelenek ve görenekleri yalovanın gelenek ve görenekleri yalova yöresel kıyafet yalovanın gelenekleri YALOVA ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ YÖRESEL YEMEKLER: Yalova'da yerel mutfağa özgü yemekler arasında, Milföylü Yalova Kebabı,Yalova köftesi,Termal...
  4. Gümüşhacıköy gelenekleri ve görenekleri

    Gümüşhacıköy gelenekleri ve görenekleri

    karadenizin gelenek ve görenekleri çeyiz nasıl asılır karadeniz bölgesinin gelenek ve görenekleri çeyiz nasıl serilir damat giydirme duası Düğünlerimiz İlçemizde evlenecek çağa gelen erkek çocuklar anne ve babaları tarafından artık senin vaktin geldi diyerekten çevrelerinde önceden gözüne kestirdikleri kızı söyleyerek oğullarının ağızlarını ararlar.Eğer erkekle kız önceden anlaşmış veya erkek...
  5. Malatya Gelenek ve Görenekleri

    Malatya Gelenek ve Görenekleri

    malatya gelenek ve görenekleri malatyanın gelenek ve görenekleri malatya yöresinin yöresinin gelenekleri ilinin Her ülkenin her ilin ve yörenin kendine has adetleri ve gelenekleri olduğu gibi Malatya ilininde kendine özgü gelenek ve görenekleri vardır.Merak ediyorsanız bu gelenek ve görenekleri buyrun mawi merakınızı şimdi gideriyor arkadaşlar:D DOĞUM VE ÇOCUKLA İLGİLİ GELENEKLER Doğum;...

Sayfayı Paylaş