gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Çocuklarıyla Cephedeydiler..!

    Konu, 'Cumhuriyet Tarihi' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    GAZETECİ Arif Oruç, 1919 sonbaharında Kuvayı Milliye cephelerini gezmiş, izlenimleri Tasvir-i Efkar Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Ateş hattına cephane, su, yiyecek taşırken şehit olan kadınları duymuştur. Demirci Mehmet Efe'nin emrinde üç kadın savaşçı olduğunu öğrenince efeyi ziyaret eder, karargáhının bahçesinde üç kadın savaşçı ile görüşür.

    ÇOCUĞUYLA CEPHEDEYDİ

    Üçü de Aydınlı. Zeybek kıyafetindeler. Tüfekleri kucaklarında. Yaptıklarını, yazarın ısrarı ile utanarak, kızararak, çekinerek anlatırlar.

    İlki Ayşe Kadın, Mehmet Çavuş diye anılıyor, bir zeybek takımının komutanı. Yedi yaşındaki çocuğunu yanına alıp savaşa katılmış. Önce Aydın savaşında bulunmuş, elli sekiz saat durmadan savaşmış. Menderes boyundaki bütün savaşlarda yer almış. Umurlu'da yaralanınca bir ay hastanede yatmış, yeni çıkmış. Cepheye gitmek için emir bekliyor.


    YUNAN GELDİ, SAVAŞTIK

    İkincisi, Emire Aliye Ayşe. Aydın'a bir saat uzaklıktaki İmamköy'den. Uğursuz Yunan işgalinden önceki huzur günlerini anlatıyor. Babasıyla yaşıyormuş. Keçileri, kuzuları, inekleri, öküzleri, hatta bir develeri bile varmış. Çifte çubuğa gider gelirlermiş. Dere boyunun çağlayanlarını özlemle anıyor.

    ‘Sonra ne oldu?'

    ‘Yunan geldi, Aydın kan ve ateş içinde kaldı. Boynumdaki altını koparıp sattım, tüfek ve kurşun aldım. Ben de köyün büyükleri gibi ateşe atıldım. Vatan için dövüştük işte. Şimdi izindeyim.'


    DAYANAMADIM, ASKER OLDUM

    Üçüncüsü 17 yaşında bir genç kız: Şerife Ali. Yüzü sıtmadan sarı, derin, kara gözlü bir savaşçı. Çiftlik Köyü'ndenmiş. Yunan yaklaşınca köyü boşaltıp göçmüşler.

    ‘Aydın'daki kötülükleri duyunca, dayanamadım, ben de asker oldum.'

    Ne övünürler, ne yakınırlar. Konuşma bitince, askerce selam verip ayrılırlar. (Yücel Özkaya, M.M'de Ege Çevresi)

    Zaferi erkeklerimiz ve kadınlarımız elbirliği ile kazanmış. Türkiye Cumhuriyeti'ni birlikte kurmuşlardır.

    Atatürk Diyorki

    Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. (1923)

    Ya cepheye gönderin ya da intihar ederim

    DENİZ Harp Okulu son sınıf öğrencisi Zeki Enveri (Bayat), Milli Mücadele'ye katılmak için beyaz üniformasının üzerine sivil bir elbise geçirir, 1920 yılında binbir zorlukla İnebolu'ya kaçar, oradan Ankara'ya gelir.

    Milli donanma ve deniz örgütü daha kuruluş aşamasındadır. Zeki Enveri'ye Genelkurmay'ın deniz biriminde yazıcılık görevi verilir. Genç denizci hemen bir dilekçe yazar ‘Anadolu'ya savaşmak için kaçtığını, cephede bir göreve verilmesini, eğer üç gün içinde dileği yerine getirilmezse, intihar edeceğini' bildirir.

    Amirleri anlarlar ki bu çılgın Türk'ü Ankara'da tutmak mümkün değildir. Cepheye gönderirler.

    KARAKIŞTA YAZLIKLA

    Zeki Bayat, Birinci İnönü Savaşı'na takım komutanı olarak katılır, yeni bir üniforma sağlamak mümkün olmadığı için karakışta yazlık beyaz üniformasıyla savaşır.

    Cesaret, özveri ve üstün başarıları dolayısıyla İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Daha sonra gemilerde görevlendirilir, 1944 yılında amiralliğe terfi eder. (İstiklal Harbi'nde Bahriyemiz, Dz.K. Yayımı)

    Tabancayı aldı mermiyi terbiyesizin alnına çaktı


    1919 Ekim ayı sonunda İngilizler, aralarındaki paylaşma anlaşması gereği, Maraş'ı Fransızlara devrederler. Fransızlar 30 Ekim günü Maraş'a girerler. Ermenilerin büyük bölümü İngilizlerle birlikte dönmüştür, kalanlar da Fransızların işgalinden sonra dönerler. (Hani şu öldürüldü denilen Ermeniler!..)

    Maraş'ın Ermeni mahalleleri Fransız ve Ermeni bayraklarıyla donanır. Ermeniler, Fransız birliğini (bin Fransız, beş yüz Cezayirli, Fransız üniformalı dört yüz Ermeni) bando, çiçekler, alkışlar, ‘Yaşasın Fransızlar, Ermeniler; kahrolsun Türkler!' avazeleriyle karşılarlar.

    SARKINTILIK ETTİLER

    Ağlamayan Türk kalmaz. Çoğu evlere çekilir.

    O gün şehre yayılan Fransız üniformalı Ermeniler, rastladıkları Türkleri tahkir eder, karşılık verenleri döverler. Türklerin toparlanıp direnişe geçeceği ve Maraş'ı Fransızlara dar edeceği hiçbirinin aklına gelmiyordu.

    Ertesi günü Fransız üniformalı Ermeni askerleri Uzunoluk çarşısından geçerken hamamın önündeki küçük meydandan yola inen yüzü peçeli birkaç Türk kadınını gördüler. Kadınlara sataşmaya heves ettiler. Biri kadınlardan birinin peçesini çekip yırttı. Kadınlar çığlık çığlığa kaçışmaya başladılar.

    SİLAHSIZ TÜRKÜ VURDULAR

    Civardaki kahvede toplanmış olan erkekler koştular. Ermenileri uyardılar. Ermenilerin tepkisi küfretmek ve silaha sarılmak oldu. Ateş ederek biri ağır iki Türk'ü yaraladılar. Türkler silahsızdı. Donup kaldılar. O civarda küçük bir dükkánı olan İmam adlı kendi halinde bir Maraşlı vardı. Sütçülük yapmaktaydı. Dükkánının önüne çıkmış olayı izliyordu. Ermenilerin gittikçe azıttığını görünce, umulmayan bir şey yaptı, dükkándan tabancasını aldı, peçeyi yırtan ve bir Türk'ü ağır yaralayan katili alnından vurdu.

    Kalabalığa karıştı.

    Fransızlar ve Ermeniler Sütçü İmam'ı çok aradılar. Sütçü İmam gündüzleri köy ve bağ evlerinde, geceleri komşularının evlerinde geçirmekteydi. Yakalayamadılar.

    Kahramanmaraş'ın ilk kahramanı Sütçü İmam'dır.

    Onu binlerce kahraman izleyecektir. (Adil Bağdatlılar, Uzunoluk)

    Fransızları alkışlayan Adana valisi

    MİLLİ Mücadele döneminde yalnız yurdunu canından çok seven güzel çılgınlar yok, çirkin, yılgın, hain insanlarımız da var. Ara sıra bunlara da değineceğim. Bunları da bilmeliyiz ki, atalarımızın yurtseverliğinin kadrini daha iyi bilelim. O kara günleri bir daha yaşamamak için bu çirkinlikleri, yılgınlıkları ve hainlikleri de unutmayalım.

    İşte birinci örnek: Mersin'den Urfa'ya kadar bütün Güney Anadolu ve Çukurova halkı, işgalci Fransızlara ve Ermeni lejyonuna karşı direnişe geçince, İstanbul Hükümeti'nin Adana Valisi Abdurrahman Bey şu demeci verir:

    ‘Ayaklanmak için sebep yok. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar.' (5 Kasım 1920)

    Bu sırada Antep'i kuşatan Fransız birlikleri teslim olması için Antep'i her gün saatlerce bombalıyor, şehri, savunanların yani sivil erkeklerin, kadınların, yaşlıların ve çocukların başlarına yıkmaya çalışıyorlardı.


     
Çocuklarıyla Cephedeydiler..! konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Çocuklar

    Çocuklar

    Zenginliğin ve mutluluğun işaretidir. Hasta bir çocuk, kendi çocuğunuzun sağlıklı olacağı anlamına gelir. Ama başka sorunların habercisi olabilir.
  2. çocuklarınız sizin çocuklarınız değil!...

    çocuklarınız sizin çocuklarınız değil!...

    çocuklarınız sizin çocuklarınız değil onlar sizin değil çocuklar Onların farklı birey olduklarını unutmamalıyız.Bazen çocuklarımıza dayatmalarımız olabiliyor..Oysa ki ne kadar yanlış davranışlar.... Kim demiş çocuk küçük bir şeydir Bir çocuk belki en büyük şeydir:) Onlar kendi yolunu izleyen Yaşam'ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınız ile geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle...
  3. Çocuklarda Astım / Astımlı Çocuk

    Çocuklarda Astım / Astımlı Çocuk

    Çocuğunuzda devam eden öksürük,hava değişiminde rahatsız olma ya da baharda hapşurmalar varsa bir doktora başvurmanızda fayda var.Buyurun meleklerim çocuklarda astım: Çocuklarda Astım / Astımlı Çocuk Astım nedir? Astım, hava yollarının çeşitli uyaranlara artmış yanıtının söz konusu olduğu, tekrarlayıcı, kendiliğinden veya tedavi ile tamamen veya kısmen geri dönüşümlü öksürük,...
  4. Çocuğunuzu Diğer Çocuklarla Kıyaslamayın!..

    Çocuğunuzu Diğer Çocuklarla Kıyaslamayın!..

    çocuğunuzu kıyaslamayın, yanlış yaklaşımlar, öneriler, tavsiyeler, çocuk psikolojisi, ile ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz Sevgili melekler, Çocuk yetiştirirken yapılan en büyük hatalardan biri çocuğa başkalarını örnek göstermek,''filanca şöyle yapıyor,sen niye yapmıyorsun?'' şeklinde yaklaşımlarda bulunmaktır.Bu tarz söylemler çocukların minicik kalplerinde onarılmaz yaralar...
  5. çocuk

    çocuk

    çocuğum4 yaşında çok hırçın ve hiç susmuyo çok enerjik hiç yerinde oturmuyo abisini dövmeye çalışıyo ne yapmalıyım

Sayfayı Paylaş