gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    Konu, 'Sinema & Tiyatro' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    diksiyon ile ilgili sorular diksiyon slayt DİKSİYON
    Diksiyonu söyle tanımlayabiliriz: söz söylerken, duygu ve düşünceleri doğru, üslubuna uygun olarak anlatmak için sesin uyumunu, söylenişini, sözcük hecelerinin uzunluğu, kısalığı ve vurguları bakımından doğruluğu; jesti, mimiği, takınılacak tavırları yerinde ve güzel kullanma sanatıdır. Doğru bir diksiyon için gerekli iki temel koşul vardır.
    Birincisi: ses aletini doğru kullanmak. Yani konuşma için yeteri kadar havayı ses yollarını kasmadan içeri almak, gereğinden fazla durak kullanmamak, durakları doğru yerde gerektiği gibi kullanmak ve sesi duyulur ve net bir hale getirmek.
    İkincisi: söz söylerken konuştuğumuz dili düzgün ve doğru söylemek için düzeltmeye çalışmak ve mimiği, jesti,tavrı yardımcı olarak kullanmak.
    Şimdi pek sikici olan ilk bölüme bir göz atalim.
    SES AYGITIMIZ
    Şu ana kadar sahne üzerinde ve isinma çalişmalarinda ses aygitimizi tanimiş ve çaliştirmayi ögrenmiştik. Bundan sonra yapacaklarimiz onu kullanmaktir.
    Ses aygıtımızı doğru kullanmayı doğal hala getirebilmek için günlük yaşantımız içerisinde de onu kullanmalı ve önce kendimizi sonra çevremizi gözlemlemeyi unutmamalı.

    DİKSİYON, FONETİK, ARTİKÜLASYON

    Diksiyonun ne olduğunu başta konuşmuştuk şimdi onun yardımcıları boğumlama ( artikülasyon) ve söyleniş (fonetik) ‘i inceleyelim.
    BOĞUMLAMA (ARTİKÜLASYON) : Konuşma organlarinin bogazdan çikan sese biçim vermek için topluca çalişmasi. Kapimizin önünden geçen sokak saticilari bagirarak sattiklarini herkese duyurmak isterler. Yinede ne dediklerini anlamak için çikip sorma ihtiyaci duyariz. Önemli olan denilenin anlaşilmasidir. Söylenen sözlerin anlaşilmasi için temel sesler ünlüler degil ünsüzlerdir. Seslerin agizdan çikişina dilin konumuna dikkat etmek gerekir.
    SÖYLENİŞ (FONETİK) sadece söylenişi göz önünde tutar. Diksiyon, güzel bir söylenişin asal kurallarini verir ve söylenişteki ihmali yenmeye çalişir. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarinin durumlarini inceler.
    Genel olarak söyleniş bozukluklari ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlişliklardan dogar. Örnegin: açik E yerine kapali E, kalin E kalin A yerine ince A söylemek gibi. Bogumlanma bozukluklariysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlişliklara denir. Örnegin:gilama, şeleme, leleştirme gibi.
    Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar. Böyle söyleniş ve bogumlanma bozukluklari olan kimseler aliştirmalar üzerinde çalişarak bu sorunlarini yenebilirler. Doguştan ileri gelen sorunlar o engellerin ortadan kalkmasiyla giderilebilir. Bogaz ve burundaki et fazlaliklari, küçük dilin görevini yapamamasi, dişlerin seyrek oluşu ve onlarin üst üste binerek siralanmasi, üst dudagin kisa ve yukari dogru çekik oluşu, çenelerin dişari dogru çikikligi ve içeri dogru çekikligi vb.
    Diğer fonetik hatalara şöyle bir göz atalım:
    Atlama: pek yaygın olan bir söyleniş bozukluğudur.
    Örneğin: (kendisi) yerine (kensi) , (karşılaşma) yerine (kaşlaşma) , (hanımefendi) yerine (hamfendi) , (nasılsınız) yerine (nassınız) , (Galatasaray) yerine (gassay) , (kalk oradan) yerine(kak ordan) , (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
    Harflerin çıkarılışına özen gösterip başlangıçta ağır konuşarak bu bozukluğun önüne geçilebilir.
    Gevşeklik: bir boğumlama tembelliğinden ileri gelir. Bu bozukluğun önüne geçmek için dişler arasına bir kurşun kalemi sıkıştırıp heceleri söylerken onların iyice anlaşılmasına çalışılır. Dişler arasından kalem çekildiği zaman, boğumlanma daha açık olarak anlaşılan bir biçim alıp dil, yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya başlarlar.
    Gılama: ( R ) ünsüzünün, küçük dilin titremesiyle boğazda meydana gelmesidir. Bu bozukluğu gidermek için ( R) ünsüzünü doğru boğumlandırmaya çalışalım. (R) ünsüzü dilin ucunu damağa kadar kaldırarak verilir. Öyle ki dil şiddetle çıkan havaya dokununca geri çekilir ve bir çeşit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alınabilir.
    Islıklama: ( s ) ünsüzünün şiddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dişlerin iç tarafina dayanip hava dişlerin arasindan sizarsa bu yanliş ortaya çikar.
    Değiştirme: bir ünsüzün yerine başka bir ünsüzü söyleme alişkanligi olup bir çok çeşitleri vardir.
    Sert ünsüzlerle olanına sık rastlanır. (zeleştirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (şarj) yerin (şarz) (Seleştirme) ( ş ) yerine ( s ) söylemek. Örn: (paşam) yerine (pasam) vb. (jeleştirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak) (şeleştirmek): (s) yerine (ş) söylemek. Örn: (sana) yerine (şana)
    Diğer ünsüzleri ilgilendiren değişmeler. (leleştirmek) (r) yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem), (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)
    Yerleştirme: bazı yerine veya arasına (y) ünsüzünü sıkıştırmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin), (iade) yerine (iyade), (gönlüm) yerine (göynüm). Bazı ağızlarda (b) yerine (p), (d) yerine (t) olduğu görülür. Örn: (Kıbrıs) yerine (Kıprıs), (leblebi) yerine (leplepi) vb.
    Yutma: genellikle içinde (h) ünsüzü bulunan kelimelerde sık görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan), (Mehmet) yerine (memet) vb.
    Söyleniş bozuklulari: ünlüleri ilgilendiren değişmeler. (ince a) yerine (kalın a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine (a) söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. (a) yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (ezrail)vb. (ince o) yerine (kalın o) söylemek (lokma) yerine (lokma) vb.

    PROSODİE (VURGU)

    Sözcük vurgusu, dilin en doğal söyleniş özelliklerindendir. Sözcük vurgusu hecenin şiddetiyle ilgili olduğu gibi birde hecenin süresi yani uzunluğu kısalığı ile ilgili olan (nicelik)i vardır. Sözcüklerde bu iki özellik birbirini karıştırmamalıdır. Nicelik , bir hecenin uzunluğu ve kısalığı ile ilgilidir. Halbuki şiddet ise bir hecenin vurgusuyla ilgilidir.
    Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabancı sözcüklerde bulunur. Örn: katil, kase, cahil, ebedi, hazine vb yanlış söylememek için kelimelerin kökenlerini araştırmak gerekir.
    Türkçe de (ğ) ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulunduğu hecenin uzamasına neden olur. Örn: yağmur= yaamur, öğretmen= ööretmen, öğle=ööle , çağdaş= çaadaş. İlk hecelerde (y) nin de gevşeyip kendisinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattigi görülür. Örn: böyle=bö-le, şöyle= şö-le, öyle=ö-le, söylemek=sö-lemek vb.
    (Ğ) ünsüzünün bir etkisi de şöyledir: yapacağım= yapıca-m (ğ) demin bahsettiğimiz uzatma etkisini yaparken kendisinden sonra gelen ünlünün de düşmesine sebep olur. Bu durum genellikle eylemlerde görülür. Örn: edeceğim= edice-m, oturacağım= oturuca-m vb.
    BİR kelimesinden biraz konuşalım. Adet belirttiği zaman yani kendi sayı anlamıyla kullanıldığında (bir) herhangi bir şeyden bahsederken (bi) olarak söylenir. Örn: adam bir gün bir sinemaya gitmiş. Soru: adam ne gün gitmiş? Her hangi bir gün gitmiş. Yada söyle sorabiliriz bu soruyu adam yalnızca bir gün mü bir tek sinemaya gitmiş? Burada (bir) kendi sayı anlamıyla değil (herhangi) anlamıyla kullanıldığı için (bi) olarak söylemek daha doğrudur.
    Orada, burada, şurada kelimeleri de (bir)e benzer özel bir söyleniş biçimi taşirlar. Burada = burda, şurada= şurda, orada= orda, olur ve aradaki a harfi düşer.
    Kelime sonlarındaki -yor heceleri üzerine birkaç söz: -yor hecesi fazla bastırılmadan yada bastırmayacağı diye yok saymadan söylenmelidir.
    Son uyarıda çok sık kullandığımız (değil) kelimesi için. Değil kelimesi söylenirken (e) harfi düşer ve yerini (i) harfi alır. DEĞİL=DİĞİL olur.


    - SES TEKNİĞİ
    İLETME GÜCÜ


    İzleyicinin oyuncunun sesini yalnızca duymakla kalmaması, söylediklerini anlaşılır kılması ve ayrıca ondan sanki her yönden geliyormuşçasına etkilenmesi için sesin iletme gücüne özel bir önem verilmelidir. İzleyici, ses yalnızca oyuncunun durduğu yerden değil, her yönden geliyormuşçasına oyuncunun sesiyle çevrelemelidir. Duvar bile oyuncunun sesiyle konuşmalıdır.
    İyi iletim gücüne sahip gerekli olan iki koşul şudur:
    a) sesi taşiyan hava kolonu güçlü olmali ve hiçbir engelle karşilaşmadan dişari çikmalidir. Örnegin : larenksin kapali olmasi veya çenenin yetersiz açilmasi.
    b) Fizyolojik tınlatıcılarla ses güçlendirilmelidir.
    Bunların hepsi doğru solumayla çok yakın ilişkilidir. Eğer oyuncu yalnızca karnından yada göğsünden soluk alırsa, yeterli havayı toplayamaz; bu durumda kendini tutumlu bir şekilde hava kullanmaya zorlar, larenksini kapatır, sesi bozar ve sonunda vokal bozuklukların oluşmasına neden olur. Bütünsel solumayla (üst göğüs ve karın) oyuncu yeterli miktardan biraz daha fazla hava biriktirebilir. Bunun için hava kolonlarının hiçbir engelle karşılaşmaması yaşamsal bir önem taşır.

    SOLUMA

    Üç çeşit soluma vardir.
    a) üst göğüs ve göğüs boşluğu soluması (özellikle kadınlarda gözlenir)
    b) alt soluma veya karından soluma. Karın, göğüs kullanılmadan şişirilir. Genellikle tiyatro okullarında öğretilir.
    c) Bütünsel (üst göğüs ve karın) soluma. Karın aşaması baskındır. Bu biçim en sağlıklı ve en işlevsel solumadır. Özellikle çocuklarda ve hayvanlarda gözlenir.

    Bütünsel soluma oyuncu için en etkili solumadır. Ancak her oyuncunun soluması onun fizyolojik yapısına göre değişir. Ayrıca kadın ve erkeğin solunum olanaklarına ilişkin bazı doğal ayrımlar vardır. Her ne kadar kadınlarda üst göğüs erkeklere göre daha gelişmiş olsa da kadınlarda doğru soluma karın fazıldadır. Değişik duruşlar ve aksiyonlar bütünsel solumadan daha farklı solunum biçimi gerektirdiğinden, oyuncunun farklı solunum çeşitlerini denemesi gerekmektedir. Yani oyuncu solunum organlarının işlevlerini denetleyebilmelidir.
    Solunumun bütünsel olup olmadığını anlamak ve geliştirebilmek için çeşitli alıştırmalar vardır.
    a) yere veya herhangi bir sert zemin üzerine yatın, böylece omurga kendiliğinden düz duracaktır. Bir eli göğsüne, diğerini karına yerleştirin. Soluk alırken önce karnın üstündeki elin, daha sonra göğsün üstündeki elin yükseldiği duyumsanır: bu yumuşak ve sürekli bir harekettir. Bütünsel solumayı iki ayır evreye bölmemeye özen gösterilmelidir. Göğüs karın genişlemesinde gerilim olmamalı ve iki evrenin ardışıklığı fark edilmemelidir. Bu ardışıklık gövdede küçük şişmeler oluşturmalıdır. Evrelerin bölümlere ayrılması vokal organlarda ödemlere yolaçabilir.
    b) Yogadan uyarlanan bir yöntem: sert bir zemine yatılır. Burun deliklerinden biri kapatılır ve diğeriyle soluk alınır. Soluk verilirken açık olan delik kapatılır ve önceden kapalı olan burun deliğinden hava dışarı verilir. Üç evre birbirini şöyle takip eder : soluk alma 4 saniye, soluk tutma 12 saniye, soluk verme 8 saniye
    c) Ayakta dururken, elleri en alttaki kaburganın üstüne yerleştirin. Soluk alma başlangıçta elleri yerleştirdiğiniz noktada bir etki yaratmalıdır ( elleri dışarı itecektir.) ve göğüs boyunca bunu sürdürdüğümüzde hava kolonunun doğruca kafaya ulaştığı şeklinde bir duygu oluşur. (bunun anlamı şudur: soluk alındığı zaman önce alt kaburgalar, hemen ardından yumuşak bir geçişle göğüs genişler.) karın duvarları kaburgalar genişlediğinde kasılır, toplanan hava için bir temel oluşturur ve böylece ağızdan çıkan ilk sözcükle soluğun dışarı çıkması engellenir. Karın duvarı ( dışarı doğur daralır) alt kaburgaları genişleten kasları tersyönde çeker ( dışarı doğru büyür), ve onları soluk alıp verme sırasında mümkün olduğunca uzun süre bu durumda tutar. (En çok karşılaşılan hata , bütün soluma tamamlanmadan karın kaslarının sıkıştırılmasıdır. Bu yalnızca üst göğüs solunumuyla sonuçlanır.) soluk verme bunun tersidir: kafadan başlayarak, göğüs boyunca avuçların durduğu noktaya doğru. İçeriye alınan havayı çok fazla sıkıştırmamaya özen gösterilmelidir, ve -önceden de belirtildiği gibi bütün süreç yumuşakça yerine getirilmelidir: başka bir deyişle,karın ve üst göğüs solumaları arasında hiçbir bölünme oluşturulmadan soluma tamamlanmalıdır. Böylesi bir alıştırma solunumu solunum olsun diye öğretme niyetinde değildir; sesi taşıyacak bir solunumu hazırlar. Bu alıştırma kolay ve etkin bir soluk vermenin gerçekleşmesi ve ses çıkması için bir temelin nasıl oluşturulması gerektiğini öğretir.
    Bütünsel soluma sırasında çok fazla hava almamak ve biriktirmemek gereklidir. Bir oyuncu çabuk ve sessiz soluk almalıdır. Metinde mantıksal durak olarak saptadığı yerlerde soluk alır. Bu işlevsel bir şeydir zamandan tasarruf sağlar ve gereksiz durakları engeller: bu gereklidir çünkü bu duraklar metnin ritmini düşürür.
    Oyuncu her zaman nerede soluk alacağını bilmelidir. Örneğin hızlı ritimli bir sahnede, arkadaşınım son sözü bitmeden soluk almalıdır, bu sayede arkadaşı bitirir bitirmez konuşmaya hazır olabilir. Öte yandan, eğer sahne arkadaşının son sözünden sonra soluk alırsa, diyaloğun orta yerinde ritimde delik açacak kısa bir sessizlik oluşturacaktır.
    Hızlı ve sessiz soluma için alıştırmalar:
    a) ellerinizle kalçanızı tutarak ayakta durun. Söz söylemeden önce alabildiğiniz kadar havayı çabuk ve sessizce dudaklarınızın ve dişlerinizin arasından alın.
    b) Aşamalı olarak hızınızı arttıracağınız bir dizi kısa ve sessiz soluk alin. Doğal bir şekilde dışarı verin.
    Soluma organik ve kendiliğinden oluşan bir süreçtir ve çalışmalar onun çok sıkı denetimini sağlamak için değil, doğal olmayan kimi olguları düzeltmek için yapılır. Her şeye karşın solumanın kendiliğindenliği korunmalıdır.

    LARENKSİN AÇILMASI

    Konuşurken ve soluk alırken larenksinizi açık tutmaya özel önem veriniz. Larenksin kapalı olması havayı etkili biçimde dışarı çıkarmayı engeller, böylece oyuncunun sesini doğal olarak kullanmasını olanaksız kılar.
    Larenksin kapalı olduğu aşağıdaki koşullarda anlaşılır:
    a) ses yavansa
    b) eğer oyuncu gırtlağında larenksi hissediyorsa
    c) soluk alırken küçük bir ses işitiliyorsa
    d) adem elması yukarı doğru hareket ediyorsa ( yutkunurken larenks kapalıdır ve adem elması yukarı doğru çıkar.)
    e) ense kasları kasılıyorsa
    f) çene altı kasları kasılıyorsa ( bu baş parmağı çenenin altına, işaret parmağının da alt dudağın altına yerleştirilmesiyle denetlenebilir.)
    g) alt çene kemiği çok fazla önde veya gerideyse
    eğer oyuncu ağzının arka kısmında çok geniş bir boşluk olduğunu duyumsarsa, larenks mutlaka açıktır. ( esnerken olduğu gibi)
    Oyuncu alabildiğince derin soluk almalı ve havayı tutumlu kullanmaya çalışmalıdır. Her sözcük, özelliklede sesli harfler havayı emercesine kuşatmalıdır. Bununla birlikte sözcükler arasında havasız kalmamaya özen gösterilmelidir.
    Larenksi açmak için temel alıştırma:
    Baş dahil olmak üzere vücudun üst kismini öne dogru egin. Alit çene bütünüyle gevşemiş, baş parmaga dayalidir, işaret parmagi alt dudagin azicik aşagisinda durur ve çenenin düşmesini önler. Üst çeneyi ve kaşlari kaldirin, ayni zamanda alni buruşturun, başin üstündeki, gerisindeki ve ensedeki kaslari gererken şakaklarda tipki esnemede oldugu gibi bir gerginlik duyumsayin. Sonunda sesin çikmasina izin verin. Bütün aliştirma boyunca çenenin altindaki kaslarin gevşek ve yumuşak olmasina çenenin altindaki kaslarin gevşek ve yumuşak olmasina gösterin: çeneye destek olan parmak hiçbir dirençle karşilaşmamalidir. En çok yapilan hata çenedeki ve boynun önündeki kaslarin kasilmasi, alt çenenin yanliş konumlanmasi (çok geriye itilmesi), baş kaslarinin gevşekligi ve üst çenenin kaldirilmasi yerine alt çenenin düşürülmesi.

    TINLATICILAR

    Fizyolojik tınlatıcıların görevi dışarı çıkarılan sesin iletme gücünü arttırmaktır. İşlevleri, hava kolonlarını vücudun ses yükseltici olarak seçilen bölümlerine sıkıştırmaktır.
    a) en çok kullanılan, kafa tınlatıcısı veya üst tınlatıcı. Teknik olarak hava akışının başın ön tarafına doğru yönlendirilmesiyle çalışır. Oyuncu elini alnının üst kısmına yerleştirerek ve “m” sözünü söyleyerek kesin bir titreşim duyabildiğinde bu tınlatıcının kolaylıkla farkına varır. Gündelik konuşmada üst perdeden konuşulduğunda üst tınlatıcı kullanıma girer. Bu tınlatıcı kullanıldığında oyuncu ağzın, başın tepesinde bulunduğunu hissetmelidir.
    b) Nadiren bilinçli olarak kullanılır göğüs tınlatıcısı. Alçak perdeden konuşulduğu zaman devreye girer. Çalışıp çalışmadığını denetlemek için bir eli göğsün koyup titreşip titreşmediğine bakmak gerekir. Bu tınlatıcıyı kullanmak için ağız göğüsün üstündeymişçesine konuşmak gerekir.
    c) Burun tınlatıcısı. Bu tınlatıcı “n” ünsüzünü söylendiğinde otomatik olarak ortaya çıkar.
    d) Larenks tınlatıcısı. Çıkardığı ses vahşi hayvanların kükremesine anımsatır. Kimi caz şarkıcılarının karakteristiğidir. Luis Armstrong.
    e) Kafa tınlatıcısı. Çok yüksek perdeden konuşulduğunda ulaşılabilir. Oyuncu hava akışını üst tınlatıcıya doğru yönlendirir ve giderek yükselen bir perdeden konuşursa, hava akımı art kafaya yönelir. Çalışma sırasında oyuncu yüksek perdeden miyavlamayla bu tınlatıcıya uylaşabilir.
    f) En verimli olan vücudun bir tınlatıcı olarak kullanılmasıdır. Baş ve göğüs tınlatıcılarının eş zamanlı kullanılmasıyla elde edilir. Teknik olarak, dikkatin, konuşulduğu anda kullanımda olmayan tınlatıcıya yoğunlaşması gerekir. Örneğin yüksek perdeden konuşulduğunda doğal olarak kafa tınlatıcısı kullanılır bu nedenle aynı anda göğüs tınlatıcısı kullanmaya yoğunlaşılmalıdır. Burada yoğulaşmanın anlamı hava kolonunun etkin olmaya tınlatıcıya itilmesidir. Alçak perdeden konuşurken bunun tersi gerekmektedir. Doğal halde göğüs tınlatıcısı kullanılıyorsa kafa tınlatıcısına yönlenilmelidir.


     
  2. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon
    GÜZEL KONUSMA & DIKSIYON

    Güzel ve etkili konusmada diksiyon (söylenis-telaffuz-pronounciation) yani seslerin dogru çikarilmasi son derece önemlidir. Fonetik bilgisi seslerin çikarilisini inceler. Diksiyon ise buna ek olarak daha genis bir kapsamda, ses organlarinin dogru sesleri çikarabilecek sekilde egitilmeleri üzerinde odaklanir. Bu yönüyle diksiyon önemli ölçüde fonetige dayanir. Ancak biz bu bölümde konunun fonetik yönü üzerinde ayrintili durmayacagiz.


    Türkiyede seslerin çikarilmasinda yörelere göre farklilik vardir. Ancak güzel seslendirmede daha çok Istanbul agzi esas alinir. Seslerin gerektigi gibi çikarilabilmesi için ses aletlerinin- girtlaktan baslayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin egitilmesi gerekir. Bu çerçevede asagida çesitli alistirmalar yer alacak.


    Alistirmalari yaparken ses çikislarini netlestirecegiz. Iyi bogumlanma yani heceleri netlestirerek seslendirebilmek için dudak tembelligini ortadan kaldirmamiz gerekir. Sesleri ses organlarini abartili kullanarak çikaralim. Asagidaki doküman dört bölümden olusmustur: ....Birinci bölüm ses organlarinin egitimine iliskin alistirmalar; ikinci bölüm, sesli harflerin çikarilisi; üçüncü bölüm sessiz harflerin çikarilisi ve kullanimini anlatmaktadir. Dördüncü bölüm ise sesli ve sessiz harflerin cümle içinde karisik sekilde kullanimina iliskin alistirmalardan olusmaktadir.


    Bu alistirmalarda verilen örnek cümle veya hecelerin bikmadan israrla tekrar tekrar seslendirilmesi gerekir. Bu çalisma sürdürüldükçe seslerin agizdan akarcasina çikmaya basladigini, baslangiçtaki zorlanma veya tutuklugun ortadan kalktigini göreceksiniz.


    Diksiyon sesin güzel çikmasini ve sözlerin dogru seslendirilmesini amaçlayan sanatin adidir. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmistir. Sözün içeriginin kodlanmasi yani etkili iletisim diksiyon sanatinin disinda kalan bir konudur. Ancak konu üzerinde olusturulan eserlerde bir karmaşanin mevcut oldugunu da itiraf edelim.


    Diksiyon bölümünde diksiyonun temel ögeleri üzerinde durulmustur. Bu ögeler söylenis-fonetik, bogumlanma, vurgu, durak ve ulamadan olusmaktadir. Fonetik seslerin dogru çikarilmasiyla ilgilenen bir alandir. Boğumlanma, seslerin birbiri ardina tam ve tok sekilde kaybolmadan çikarilmasi alaniyla ilgilenir. Vurgu, söylemedeki monotonlugun kirilmasini saglayan, her dilde kendine özgü gelisen bir telaffuz konusudur. Yazi noktalamasi ve duraklariyla konusma noktalamasi veya duraklari birbirinden farkli olabilmektedir. Durak bölümü, bu sorunun çözümünü amaçlamaktadir. Ulama çalismalarina gelince, bu çalismalar kelimeler arasinda uyumlu geçisler saglamayi amaçlamakta ve dilin dogal kurallarindan yararlanmaktadir.


    Söylenis-Fonetik

    Söylenis bölümünde sesli ve sessiz harfleri ayri ayri inceleyecegiz. Türkçede 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardir. Sesli harfleri "ünlü", sessiz harfleri de "ünsüz" kelimesiyle tanimlayacagiz. Türkçemizdeki ünlüler "a, e, ,i, i, o, ö, u, ü"den olusur. Ünsüzler ise "b, c, ç, d, f, g, g, h, j, k, l, m, n, p, r, s, s, t, v, y, z" den olusur. Söylenis bölümünde ünlü ve ünsüz harflerin fonetigini ögrenecegiz. Asagida konular hem anlatilmis hem de gerekli alistirmalar birlikte verilmistir.


    Ses Organlarını Geliştirme :

    Akcigerlerden çikan hava girtlaktan geçerken ses tellerinde titresimler olusturur, bu titresimlerle girtlak yapisina göre degisik sekillerde çok zayif sesler olusur. Bu sesler diger ses organlariyla yogrulur, titresimlerle rahatlikla isitilebilecek kadar büyür ve kimlik kazanir.

    Herkesin ses organlarinin yapisinin farkliligi ölçüsünde farkli sesleri veya ses kimlikleri vardir. Burada önce ses organlarimizin istedigimiz sesi çikarabilecek yetenege ulasmasini saglamaliyiz.


    Ses organlarinin egitimi diksiyonun altyapisini olusturur. Ses organlari egitimsiz oldugunda diksiyon çalismalarinin her asamasinda tikanikliklar olusacaktir. diksiyon çalismalarinin kendisi de dolayli sekilde ses organlarinin gelisimine yol açar. Ana ses organlarini tek tek ele alalim ve gelistirilmeleri için alistirmalar yapalim.

    Dil :

    Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak diger tüm seslerin çikarilmasinda mutlaka kullandigimiz çök önemli bir ses organimizdir. "a,e,i,i,o,ö,u,ü" den olusan ünlülerin dilimiz sabit dururken seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farkli ünlülerde çene ve agiz içinin aldigi pozisyonun degisimine paralel olarak degisik pozisyonlar alabilir. Ancak dil özellikle bazi seslerin çikarilmasinda en önemli fonksiyonlari icra eder.


    Dil agiz içinde çok rahat hareket edebilmelidir. Dilin ön alt dislerin köküne, ön alt dislerin üst bölümüne, ön üst dislerin köküne, kivrilarak üst dudaga dokunabilmesi gerekir. Dilin ucu rahatlikla kasilabilmeli ve kivrilabilmelidir. Dilin agiz içinde sag ön ve arka yönde, sag ve sol yönde veya ucundan kivrilarak geriye dogru hareketi rahat olabilmelidir.


    Eger dilimizin kaslarinin dilimize rahat bir sekilde hakim olmasini saglayamazsak özellikle dilimizi kullanarak çikardigimiz seslerin bozuk çiktigini görürüz. Degisik milletlerin dillerindeki fonetik özellikler farkli dil yeteneklerini gerektirebilir. Örnegin Japonca "tsu" sesi, Ingilizce "the" sesi, Arapça'daki "peltek z" Türkçe fonetiginde bulunmaz. Bu sesleri çikarabilmek için de o milletlerin fonetikleri çerçevesinde dilimizi gelistirmemiz gerekir. Eger dilimizin kullaniminin genel anlamda gelistirilmesini saglamayi basarirsak, bu yetenegimiz yabanci dil ögrenirken "telaffuz- pronounciation" sorununu çok kolay asmamizi saglayacaktir.


    Türkçe'de dil tembelliginin en fazla olumsuz etkiledigi sesler sunlardir: "c, ç, d, j, l, n, r, s, s, t, z" Eger bu seslerden herhangi birini çikarmakta güçlük çekiyorsaniz veya seste bogukluk, olusuyorsa dil egzersizleri üzerinde yogunlasmaniz gerekecektir.



    Sesin Çıkışını Düzeltme :

    Güzel ve etkili konusmada önemli bir konu sesin mükemmel çikisidir. Sesin mükemmel çikisi ses çikisi ile nefesin kullanimi arasinda basarili bir uyum olusturulmasini gerektirir. Düzgün sesin dört temel özelligi vardir. Bunlar sesin "isitilme düzeyi)yükseklik)", "sesin hiz düzeyi", "hosa gitme/tini düzeyi", "degisirlik/bükümlülük düzeyi"nden olusmaktadir. Asagida bu özellikleri ögrenelim ve gelistirmeye çalisalim.

    Isitilebilme-Yükseklik

    Bazi insanlarin sesleri bir metre mesafeden bile güçlükle duyulabilmektedir. Böyle bir sesle yapilan konusmanin anlasilabilmesi son derece güçtür ve dinleyiciler dinlerken psikolojik gerginlik içerisine girerler.


    Ses dinleyiciler tarafindan isitilebilecek kadar yüksek olmalidir. Normal ses kalabalik kitlenin en uzagina ulastirilacak kadar yüksek çikmalidir. Ancak yüksek ses bagirmaya dönüsmemelidir. Bu anlamda eger mikrofon kullanmiyorsaniz özellikle konusma yaptiginiz toplulugun büyüklügüne dikkat etmelisiniz. Hemen yaninizdaki bir arkadasiniza 20 metre uzaktaki insana konusur gibi konusursaniz sesin yüksekligini hatali kullanmis olursunuz. Sesin yüksekligi salonun büyüklügüne göre ayarlanmalidir. Ancak sesi yükseltirken "bagirma" tonu olusturmamak çok önemlidir.


    Dikkat edin: Kaç kisilik bir guruba konusuyorsunuz? Salonunuz ne kadar genis? Ortamda gürültü var mi? Sesiniz 20 metreden rahat duyulabiliyor mu? Yoksa mirilti gibi mi çikiyor? sesiniz yükselince bagirmaya dönüsüyor mu? Uygun ses yüksekligi dinleyici kitlesini tamamen ve rahatlikla kusatan sestir.

     
  3. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    Aliştirma-fonetik

    --------------------------------------------------------------------------------

    ALISTIRMA: FONETIK- Ünlüler
    A
    Konusma dilimizde birbirinden ayri söylenen iki (a) vardir. Bunlardan biri (kalin a) digeri de (ince a) dir. Her iki (a) bazen uzun, bazen kisa okunabilir. Bu iki (a) yi söylerken birbirinden ayirt etmek için (ince a) nin üzerine su ( ^ ) isareti koyarak gösterelim.
    Kalin A
    Su sekilde söylenir: Dil dogal durusunu degistirerek ortaya dogru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevsek ve çeneler açik. aaa aaaa aaaa
    Elâlem ala dana aldi ala danalandi da biz bir ala dana alip aladanalanamadik. Akrabanin akrabaya akrep etmez ettigini. Aglarsa anam aglar, kalani yalan aglar.
    Ince A
    (Kalin a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabanci kelimelerden gelmistir. Bu kelimelerin basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkirdi, lâle, lâl, kâse, lâle, lânet, lâzim, kâzim, kâtip gibi.
    Lâla lâtif lâleli lâmbasini lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide sefkâte verdi.
    Uzun A
    Bunu da (â) seklinde gösterelim :
    Önek: Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdik, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi, hâttâ, hârf, dikkât, sefkât, kabahât, sihhât, nâmus, nâne, nâsihat,
    E
    Konusma dilimizde birbirinden ayri söylenen iki (e) vardir. Bunlardan biri (açik e) digeri de (kapali e) dir. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayirt etmek için (kapali e) nin üzerine su () isareti koyarak (açik e) den ayiralim. eee eeee eeee
    Açik E
    (Açik e) su sekilde söylenir: Çeneler (a) ünlüsünde oldugu gibi, dil ileri dogru yükselir. Kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Es, sen, sene- Edebi edepsizden ögren: Ekmegi ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver: Evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - Bir elin nesi var, iki elin sesi var. - Sen dede ben dede bu ati kim timar ede.
    Kapali E
    (Kapali e) su sekilde söylenir: dudak kenarlari kulaklara dogru biraz yaklasip çeneler hafifçe sikilir.
    Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.
    I
    Su sekilde söylenir: Çikis noktasi damagin arka kismindadir. Dudaklarin kösesi kulaklara dogru açilir. Dil damagin arkasina dogru toplanarak dar bir geçitten havayi birakir. Dilimizde (i) ünlüsü kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Isi, islik, ilicali iiii iii iiiii
    - Ihlamuru isit: Tikir tikir: Miril miril: Sikir sikir. Yigin yigin, kipir kipir, gicir gicir, islak islak, piril piril, firil firil, ziril ziril.
    I
    Su sekilde söylenir: Çikis noktasi damagin ön kismindadir. Dudaklarin kösesi kulaklara dogru açilir, dil damagin iki yanina dayanarak dar bir geçitten havayi birakir. Kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Iz, dil, izci iii iiiii iiiii
    Iki dinle bir söyle- iki el bir bas içindir.
    Dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanir:
    Icat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni
    O
    Konusma dilimizde kalin ve ince olmak üzere iki ayri O vardir.
    Kalin O
    Çeneler açik, dudaklar birbirine yakindir ve agiz içi yuvarlaktir. Kelime baslarinda sik rastlanir. Örnek: Ot, ova, ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo, stüdyo, sato, tempo, vazo, Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz. oooo oooo ooo
    Ince O
    Biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapilarak söylenir.
    Lobutlari los locasinda notaliyan normâl lort losyoncusunun lokantasinda nohutlari lokumlarla karistirdi.
    Ö
    Çeneler ve dil (açik e) ünlüsünde oldugu gibidir. dudaklarin alt ve üst köseleri birbirine yaklasip agiz küçük bir yuvarlak gibi olur. (ö) ünlüsü çogunlukla kelime basinda bulunur. ööö ööö öööö
    Örnek: öbek, öc, ödenek, ödünç, ödesmek, ödev, öfke, ögrenmek, ögrenim, ögretim, ögünmek, ögüt, ökçe, öksürük, örs
    - Ölenle ölünmez. - Ölüm kalim bizim için. - Önce düsün. sonra söyle. - Öfkeyle kalkan zararla oturur.
    U
    Konusma dilimizde birbirinden ayri söylenen iki (u) vardir. Bunlardan biri (kalin u) digeri de (ince u) dur.
    Kalin U
    Çeneler açik, dudaklar birbirine iyice yaklasik ve agiz tam bir küçük yuvarlak olur. Örnek: Uç, ucuz, uçak, uçurum, uykucu, ulu uuu uuu uuu
    Unkapani ugradigi ugursuzluktan upuzun uzandi.
    Ince U
    (Kalin u) ya oranla daha ileriden söylenir. Ünlüsü çogunlukla yazida (ü) ünlüsü ile gösterilir. Örnek: Rûya, rûzgâr, hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, Nûri,
    Gûya Hûlya rûyasinda Lûtfiye nûmarali nûtuk söyliyerek lûtfetmis.
    Ü
    Çeneler ve dil (açik e) ünlüsünde oldugu gibidir. Dudaklarin alt ve üst köseleri birbirine iyice yaklasir ve büzülür. (ü) ünlüsüne dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda sik rastlanir. Örnek: Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek, ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek ,ürpermek, üzüm, üstün, üsenmek, ütü üüü üüü
    - Üzüm üzüme baka baka kararir. -Ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü. -Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.
    Ünsüzler
    B
    Dudaklarin birlesip açilmasiyla meydana gelir. Kelimenin basinda veya ortasinda bulunur. Kelime basinda örnek: Bas, bos, biçak, biber Kelime sonunda (p)ye dönüsür. Örnek: Kitap, kap, hesap, çorap. Ancak kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner: Örnek: Kitabi, dolabi, kabi, hesabi
    Gerçekte (p) ile biten kelimeler ise degismezler. Örnek: sap-sapi, çöp-çöpü, top-topu, tüp-tüpü, küp-küpü, kulp-kulpu, hap-hapi,
    Bi Be Ba Bo Bu Bö Bü Bi Bip Bep Bap Bop Bup Böp Büp Bip
    Bil Bel Bal Bol Bul Böl Bül Bil Bir Ber Bar Bor Bur Bör Bür Bir
    Bit Bet Bat Bot But Böt Büt Bit Bis Bes Bas Bos Bus Bös Büs Bis
    Babasinin benekli bildircini bitisik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.
    C
    Disler birbirine yaklasik, dil ucu dizlerin ön kenarina yayilmis, alt çene asagi düserek çikar. Örnek: Cam. caba, cacik, coskun, cömert, cüce, cümle. Kelime sonunda (ç) olur.
    Ci Ce Ca Co Cu Cö Cü Ci Cip Cep Cap Cop Cup Cöp Cüp Cip
    Cik Cek Cak Cok Cuk Cök Cük Cik Cit Cet Cat Cot Cut Cöt Cüt Cit
    Cambaz Cevat ciliz cimri coskunla cömertlige cumbada cüret ettiler.
    Ç
    C harfinden biraz daha sert olarak çikar. Çikis biçimi aynidir.
    Çi Çe Ça Ço Çu Çö Çü Çi Iç Eç Aç Oç Uç Öç Üç Iç
    Çip çep Çap Çop Çup Çöp Çüp Çip Tiç Teç Taç Toç Tuç Töç Tüç Tiç
    *** Peç Paç Poç Puç Pöç Puç Püç *** Siç Seç Saç Soç Suç Söç Suç Süç Siç
    Çardakli çesmedeki çirak, çiçekleri, çorbanin çöregini ve çuvallari çürüttü.
    D
    Dilin damagin ön kismina üst dis köklerine dokunmasiyla çikarilir.
    Örnek: Dam, dal, dar, dis, dis, dadi, dede, deney,-demir,
    Kelime sonunda (t) olur. Yalniz anlamlan ayri olup söylenisleri benzeyen bir kaç kelimeyi birbirinden ayirmak için (d) olarak yazilir. Örnek: Ad (isim), at (hayvan), od (ates), ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)
    Di De Da Do Du Dö Dü Di Dip Dep Dap Dop Dup Döp Düp Dip
    Dik Dek Dak Dok Duk Dök Dük Dik Dit Det Dat Dot Dut Döt Düt Dit
    Dir Der Dar Dor Dur Dör Dür Dir Diz Dez Daz Doz Duz Döz Düz Diz
    Davulcu dede disarlikli dikisçiyi dolandirirken dönemecin duvarindan düstü.

    F
    Üst kesici disler alt dudagin üstüne dokunup açilmasiyla çikarilir. Dilimizde çogunlukla kelime basinda, pek seyrek olarak da ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Fal, fil, fakat, falaka, falanca, faras, felek, ferman, fasafiso, federasyon, felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film•, fayans, fötr, fonojenik, futbol, füze
    Fil Fel Fal Fol Ful Föl Fül Fil Fit Fet Fat Fot Fut Föt Füt Fit
    Fip Fep Fap Fop Fup Föp Füp Fip Fif Fef Faf Fof Fuf Föf Füf Fif
    G
    Dil sirtinin damagin gerisini, bir de damagin daha ön kismini kapatmasiyla meydana gelir. Örnek: Gaga, gagalamak, gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen, gölge, gönye, görev, güzellik.
    (G) ünsüzünün iki çikis noktasi vardir. Ince ünlülerle damagin ön kismindan çikar. Örnek: Gâh, gel, gör, git, gûya, güç. Kalin ünlülerle damagin gerisinden çikar. Örnek: Gar, gicik, gocuk, guguk, gibi.
    Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gi Gik Gek Gak Gok Guk Gök Gük Gik
    Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gip Gif Gef Gaf Gof Guf Göf Güf Gif
    Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gil Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gir
    Galip Geyvede gir gir giden gocuklu göçmen gururluya güldü.
    G
    Dilimizde varligini ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla hissettirir. Kelime basinda bulunmaz, iki ünlü arasinda ise ikili ünlü meydana getirir. Örnek: Bogaz-boaz, dogal -doal, yogurt - yourt
    Konusma dilimizde bazan y ve v seslerine döner. Örnek: Eger-eyer, diger-diyer, soguk-sovuk
    Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gi Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gir
    Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gip Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gil
    H
    Bir soluk harfi olup agzin (kalin a) ünlüsünü çikardigi durumla meydana gelir. Örnek: Habbe, haberci, haber, hacamat, haci, haciyatmaz, hadde, hademe, hafiz, hafif, hafta, hakiki, hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, himhim, hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hulyali, hüner, hücum, hücre, hüviyet,
    Hi He Ha Ho Hu Hö Hü Hi Hih Heh Hah Hoh Huh Höh Hüh Hih
    Hip Hep Hap Hop Hup Höp Hüp Hip Hit Het Hat Hot Hut Höt Hüt Hit
    Hil Hel Hal Hol Hul Höl Hül Hil Hir Her Har Hor Hur Hör Hür Hir
    Habes hemsire hirkali hizmetçi hoppa hödüge hurmalari hürmetle sundu.
    J
    Disler birbirine, dil sirti da kati damaga yaklasir, havanin dil ortasindan sizmasindan meydana gelir. Örnek: Jale, Japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, j jest, jilet, jübile, jüri.Halk arasinda (j) ünsüzünün (c) oldugu görülür. Örnek:Japon- Capon, jandarma - candarma, panjur = pancur, jurnalci = curnalci,
    Ji Je Ja Jo Ju Jö Jü Ji Jij Jej Jaj Joj Juj Jöj Jüj Jij
    Jir Jer Jar Jor Jur Jör Jür Jir Jil Jel Jal Jol Jul Jöl Jül Jil
    Jip Jep Jap Jop Jup Jöp Jüp Jip Jis Jes Jas Jos Jus Jös Jüs Jis
    Japon jeolog jiletini jurnaliyle jüriye verdi.
    K
    Dil sirtinin damagin gerisini, bir de damagin daha ön kismini kapatmasiyla meydana gelir. Ince ünlülerle damagin ön kismindan kalin ünsüzlerle ise arka kismindan çikar. Örnek1: Kel, kir, kör, kâtip kâhya, Örnek2: Kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadin kadife, kalp, kal
    Ki Ke Ka Ko Ku Kö Kü Ki Kik Kek Kak Kok Kuk Kök Kük kik
    Kil Kel Kal Kol Kul Köl Kül Kil Kir Ker Kar Kor Kur Kör Kür Kir
    Kip Kep Kap Kop Kup Köp Küp Kip Kit Ket Kat Kot Kut Köt Küt Kit
    Kara ketenlik külahli kus kara kediyi yedi
    L
    Dil ucu damagin ön kismina(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanir, hava dilin yanlarini titreterek sizar. Örnek: lâbirent, lâboratuvar; lâcivert; lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz, limon, lise, litografya, liyakat, löca, lödos, lökanta, lokma, lökomotif, lösyon, lös,
    Li Le La Lo Lu Lö Lü Li Lil Lel Lal Lol Lul Löl Lül Lil
    Lir Ler Lar Lor Lur Lör Lür Lir Lip Lep Lap Lop Lup Löp Lüp Lip
    Lit Let Lat Lot Lut Löt Lüt Lit Lin Len Lan Lon Lun Lön Lün Lin
    (L) ünsüzü bazi kelime ortalarinda ve sonlarinda kaybolur, Örnek: Nasi sey = nasil sey, kak ordan = kalk ordan, Adi konusmada (r) ünsüzünün (l) olduguna sik rastlanir. Buna (Lelesme) denir.Önek: Birader-bilâder, Berber-belber, servi - selvi, serbest = selbes, bâri = bâli, diye= diyelek, kerli ferli = kelli felli, zemberek -zembelek, merhem - melhem, terlik = tellik, amerikan = amelikan
    M
    Dudaklarin birlesip açilmasi ve damagin hafif alçalmasiyla meydana gelir. Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Maalesef, macera, maç, madalya, maalmemnuniye, maarif, modern, mücevher, madenî, manzume, müzakere, mütemmim
    Mi Me Ma Mo Mu Mö Mü Mi Mip Mep Map Mop Mup Möp Müp Mip
    Mir Mer Mar Mor Mur Mör Mür Mir Mil Mel Mal Mol Mul Möl Mül Mil
    Min Men Man Mon Mun Mön Mün Min Mim Mem Mam Mom Mum Möm Müm Mim
    Muhallebici melankolik Misirli Mirza modern mösyöyle Muradiyede müzik dinledi
    N
    Dilin damagin ön kismina, dis köklerine dayanip açilmasiyla meydana gelir: Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Nasir, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal nalbant, namaz, namus, nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzim, nazik, nesir, nezaket, nilüfer, nisan
    Ni Ne Na No Nu Nö Nü Ni Nip Nep Nap Nop Nup Nöp Nüp Nip
    Nil Nel Nal Nol Nul Nöl Nül Nil Nir Ner Nar Nor Nur Nör Nür Nir
    Nim Nem Nam Nom Num Nöm Nüm Nim Nin Nen Nan Non Nun Nön Nün Nin
    Namli nane nini nini naneleri numaraladi
    P
    Dudaklarin birlesip açilmasiyla ve açilma sirasinda disariya hava firlamasiyla meydana gelir. Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon, pantolon, papatya, paragraf, paramparça, parasüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan, planör, politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji,
    Pi Pe Pa Po Pu Pö Pü Pi Pip Pep Pap Pop Pup Pöp Püp Pip
    Pil Pel Pal Pol Pul Pöl Pül Pil Pir Per Par Por Pur Pör Pür Pir
    Pit Pet Pat Pot Put Pöt Püt Pit Pis Pas Pos Pus Pös Püs Pis
    Palavraci peltek pisirik piskin poturlu porsuk pulcu püskürdü.
    R
    Dil ucunun yukaridaki kesici dislere yakin noktayla meydana getirdigi kapagin bir çok defa açilip kapanmasiyla meydana gelir. Kelime basinda bulunan (R) kolay söylenir. Fakat kelime sonlarindaki (R) ünsüzlerine önem verilmezse anlasilmasi güç olur. Örnek: Rabita, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu raptiye, rol, reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr, romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr,
    Ri Re Ra Ro Ru Rö Rü Ri Ir Er Ar Or Ur Ör Ür Ir
    Rir Rer Rar Ror Rur Rör Rür Rir Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tir
    Fri Fre Fra Fro Fru Frö Frü Fri Gri Gre Gra Gro Gru Grö Grü Gri
    Radyolu ressam Ramis Rasimin romaniyla röportaj yapti
    S
    Dudaklar açiktir, dilin ucu alt dis köklerine yaklasir ve hava dilin arasindan tonsuz olarak sizar. Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis siska, seksek senaryo, stüdyo, spiker, smokin, hassas, kasa gibi...
    Si Se Sa So Su Sö Sü Si Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül sil
    Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sir Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sis
    Sis Ses Sas Sos Sus Sös Sus Sis Isi Ese Asa Oso Usu Ösö Üsü Isi
    Sandiklida sepetleri sirali simitçi sofrada sökülen sucuklari süpürdü
    S
    Disler birbirine, dil sirti da kati damaga yaklasir, hava dilin ortasindan çikar. Örnek: santaj, santiye, safak, sahin, saksakçi, simendifer, simsek, sarapnel, sarjör, Sifre, sövale, süphe, sölen,
    Si Se Sa So Su Sö Sü Si Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül Sil
    Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sir Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sis
    Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sis Siz Sez Saz Soz Suz Söz Süz Siz
    Samli semsek simsir safak saksaklandi
    T
    Dilin damagin ön kismina dis köklerine dayanip açilmasiyla meydana gelir:. Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon, teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere, transatlantik, transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel,
    Ti Te Ta To Tu Tö Tü Ti Tik Tek Tak Tok Tuk Tök Tük Tik
    Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tir Tit Tet Tat Tot Tut Töt Tüt Tit
    Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tis Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tis
    Tatar tepsici tiknaz titiz Tosun tömbekici tulumbaciyla tütün tüttürdü.
    V
    Üst kesici disler alt dudagin üstüne dokunur. Dilimizde kelime basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Vade, vadi, vagon, vahsi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele, vergi, vestiyer, vesvese,
    Vi Ve Va Vo Vu Vö Vü Vi Viv Vev Vav Vov Vuv Vöv Vüv Viv
    Vil Vel Val Vol Vul Völ Vül Vil Vir Ver Var Vor Vur Vör Vür Vir
    Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vis Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vis
    Velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi
    Y
    Dil ortasiyla ön damak arasindan çikar. Dilimizde kelime basinda ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek: Yaba, yaban, yagmur, yalan, yamyam, yanki, yan, yaris, yaz, yas, yangin, yayan, toy, çay
    Yi Ye Ya Yo Yu Yö Yü Yi Yiy Yey Yay Yoy Yuy Yöy Yüy Yiy
    Yil Yel Yal Yol Yul Yöl Yül Yil Yir Yer Yar Yor Yur Yör Yür Yir
    Yis Yes Yas Yos Yus Yös Yüs Yis Yiz Yez Yaz Yoz Yuz Yöz Yüz Yiz
    Yalvaçli yelpazeli yildiz yirmi yoksul yörükle yumurtalarini yükledi.
    Z
    Dilin ucu alt dis köklerine yaklasir, hava dilin arasindan tonlu olarak çikar. Kelimelerin basinda, ortasinda ve sonunda bulunur. Örnek; Zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zamk, zar, zarar, zarf, zemzem, zenci, zerdali,
    Zi Ze Za Zo Zu Zö Zü Zi Zip Zep Zap Zop Zup Zöp Züp Zip
    Zil Zel Zal Zol Zul Zöl Zül Zil Zir Zer Zar Zor Zur Zör Zür Zir
    Izi Eze Aza Ozo Uzu Özö Üzü Izi Zis Zes zas Zos Zus Zös Züs Zis
     
  4. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    Alistirma: Bogumlanma

    --------------------------------------------------------------------------------

    BOGUMLANMA
    Ünlü ve ünsüz sesleri tam bir belirginlikte seslendirebilenler saglam bogumlanma yaparlar. Bogumlanma yetenegimizin gelismesi için ses organlarimizin zorlandigi tekerlemeleri bol bol seslendirmemiz sorumuzu çözmemize yeterli olacaktir. Asagida önce ünlaler ve ardindan ünsüzlerin esas alindigi tekerleme örnekleri verilmistir. Bu tekerlemeleri hatasiz ve çok rahat okuyabilecek sekilde tekrar etmelisiniz. Bogumlanma yeteneginin gelisimi için her türlü metnin bol bol okunmasini tavsiye ediyoruz.

    ALISTIRMA: BOGUMLANMA
    ÜNLÜLER:
    (A) Abanadan Adanaya abarta abarta apar topar ahlatla agdali avuntucu ahmak Ahmetin avandanliklarini aparanlardan Acar Abdullah ile akilli Abdi aksam aksam bize geldi. Al bu takatukalari, takatukaciya takatukalatmaya götür. Takatukaci takatukalari takatukalamam derse takatukacidan takatukalari takatukalatmadan al getir.
    (i) Igdirin igil igil akan iliman irmaginin kiyilari iklim tiklim ilgin kaplidir.
    (o) Okmeydanindan Oguzeline otostop yap; Oltuda volta at, olta al; Orhangazide Orhanelili Orhana otostopluk ögret; sonra da Osmancikli Osmana otoydu, totoydu, fotoydu, dök!
    (u) Uluborlulu utangaç Ulviye ile Urlali ugursuz Ulvi ugrasa ugrasa Urfadaki urgancilara uzun uzun, ulam ulam urgan sattilar.
    (i) Ibibiklerin ibiklerini iyice iyilestirmek için Istinyeli istifçi Ibisin istif istiridyeleri mi, yoksa, Iskilipli Ispinoz isportaci Ishakin isligindeki ibrisimleri mi daha iyi, bilemiyorum. Ibisle Memis, mahkemeye gitmis, mahkemelesmis mi, mahkemelesmemis mi?
    (e) Eger Eleskirtli elestirmen Esref ile Edremitli Bedriyi Egenin en iyi egercisi biliyorlarsa, ben de Ermenekli Erdem Ergenenin en iyi elektrikcisidir derim.
    (ö) Özbezönün özbeöz Ödemisli öngörülü ögretmeni Özgüraslan ile Özgüluslan özellikle özerk ön ögretimde öylesine özverili, övünç verici ve övgüye deger kisiler ki, hani tüm ögretim örgütleri içinde en özgün örnek onlardir diyebilirim.
    (ü) Ürdünlü ûnlü üfürûkçü Üryani, Ünye, Üsküdar, Ürgüp üzerinden ûlküdeslerine üstüpü, üstübeç, üvez, üzûm, üzengitasi ve üzünç götürürken, Üveyikten ürûyerek, ûvendirelerini sürüyerek yürüyen ûçkagitçi ütücülerin ürkûntü ûreten ünü batasica ünlemleriyle ürküverdi.
    ÜNSÜZLER:
    (f) Farfaraci Fikriye ile favorili fasa fiso Fahri Fatsali Fatmayi görünce, feslegenci feylesoy Feyyazi, findikçi Ferhundeyi animsayarak feveran ettiler. Felemenkte Felemenklerin Felemenkçe mi konustuklarini düsûne düsüne fertligi çektiler.
    (p) Pohpohçu pinti Profesör pofur pofur pofurdayarak hinçla tunç çanak içinde punç içip pûlverizatör prospektüsünû papazbaligi biblosunun berisindeki papatpa buketinin bu yanina biraktiktan sonra pâlas pandiras Pülümürle Pötürgeden getirdigi pörsük pötikare pöstekiyi Palulularin Pitircik pazarinda partenogenes pasaparolasi ile pertavsiz pervasiz pervaz peysajini ve peronospora pestenkerani pestilini posbiyikli pisbogaz pedegoga Pinarbasinda bes etti.
    (m) Marmaradaki Karmarisli mermerciler mermerciligi meslek edinmisler, ama Mamaktaki mamacilar manyetizmacilikla marmelâtçiligi meslek edinememisler.
    (v) Virvirci Vedia ile vidi vidici Veli velinimeti vatman Vahit e vilâyette veda edip Vefâ ya dogru vaveylâsiz, velevasiz velespitle volta vururlarken voleybolcu Vatran virtüöz Vicdanî ve Viransehirli vatansever viyolonselist Vecibe ile karsilastilar.
    (b) Babaeskili babacan Bahri Beberuhi Bedri ile biyiksiz biçkici bingildak Bahirin Bigadiçteki bonbon bonmarsesine varmislar, o adadakilerin yüzlerine bön bön bakarak, büyülü büyük buhurdanligi bugulu bugulu bosaltip bombos birakmislar, sonra da Bodrumda gözden kaybolmuslar.
    (s) Sazende Sazi ile zifoz Zihni zaman zaman sizin sokagin sag kösesinde sinsi sinsi fiskoslasarak sizî zibidi Suziye sonsuz ve sorumsuz sorgun ederler. Sasonun susuz sazliklarinda badece soganla sarmisak yetisebilecegini söyleyen Samsunlu sebzecilerin sözüne sizler de sessizce ve sezgilerinize siginarak inanabilirsiniz.
    (s) Savsatli Saban, Sarkislali sipsakçi Sekip, Sishanesden seytankusunu, sis siyeyi sislemis, siye kesise sis demis.
    (ç) Çatalagzinda çatalsiz Çatalcali çatalcinin çarpik çurpuk çalçene Çoruhluya çarptirmasina ne dersin? Çatalcada topal çoban çatal yapip çatal satar, nesi için Çatalcada topal çoban çatal yapip çatal satar? Kari için Çatalcada topal çoban çatal yapip çatal satar. Çarik çorap dolak, ben sana çarik çorap dolak mi dedim.
    (l) Leyla ile Lalelili Laleye leblebi ile likör ikram etmis. Lüpçüler,1ütfen lüzumlu lüzumsuz lakirdilari birakin da lüzferle rizk, rot, rop, rint, ring, ray, radyoaktivite nedir diye konusun.
    (z) Zonguldakli Zaloglu Zöhrenin kizi Zühal zibidi Zekiye ziyafet zerketti.
    (s, t, z) Sedat Tinazin tasasi suratsiz teyzesine rastlama sezen siska sülük tazisini tuz tortusu tütsüsüiie tutmasiydi.
    (s, s) Su köse yaz kösesi, su köse kis kösesi, 0rtadaki soguk su su sisesi.
    (c) Cemil, Cemile, Cemal cumalari cilaci cüce Canipin cicili bicili cumbali ciltevinde cümbür cemaat cacikli civcivle cücüklü cacik yerler sonra da Cebecili cingöz cografyacinin cinci ciciannesinin circirböcegini dinlerler. Ocak kivilcimlandiricilarindan misin, kapi gicirdaticilarindan misin? Ne ocak kivilcimlandiricilarindanim, ne kapi gicirdaticilarindanim.
    (d) Dadayli dadimin Dodurgali düdük delisi dedesi diline doladigi dedbebeli dedim dedisiyle dirdirini dilinden düsürüp de bir kez olsun doya doya düden diyemeden, düdenin dallara doldurdugu doyumlu yemislerden doyasiya yiyemeden daridünyadan göçüp gitti.
    (k -i-u) Kilisli kikirik kilimci Kilizmandaki kilitli kilisede kimligini kimseye sezdirmeden kucak kucak kuskuslu kuskonmazi kukumav kusuna, kisiliksiz kulagakaçan kirlig kirloz kirpiye de Kusadasinin kushanesindeki kusbasli kusbazla birlikte önce kisnisli kusüzümünû, sonra da Kumlanin kumlu kumlu kuskirazini yutturmus.
    (k-i-i) Kinikli kilibik kirpinti Kiyasettin, Kirimli kilkuyruk kitmiri kikir kikir kikirdatarak küskütük küçümen küfeci külhaniyle külüstür Kürsati külünklü küngür üstüne küttedek devirdi.
    Kirikhandaki kirikçi kirçil kargin kirgin kirikçisi kirmizi kirda kikir kikir kikirdayarak Kirimli kikirdakçinin kizil kirlangiçlarini kisin kirlarda Kirgizli kirpintici kirisik Kirimtovun kirikkiraklariyla besliyormus.
    (k-o-ö) Koca kokoz kokainman kokorozlana kokorozlana Kazablankali kozmonota kök, kok, köken, kokot, kök sökmek, kokoreç, kökmantar, köknar, köçekçe, körkandil, krematoryum, kösnüklük ne demek diye sormus.
    (y) Yalancioglu yalincik yayladiginin yahnisini yagsiz yiyebilirse de yayladiginin yagli yogurdundan, Yüksekovanin yusyumru yumurta yumurtlayan tavuklarindan, bir de yörük ayraniyla yufkasindan asla vazgeçemez.
    (g) Güneyli girgin gammaz Galip Gavurdaginda güpegündüz galeyana gelmis de Gülgiloglu Gaziantepli gazup gazinocuyu Gölköylü gitaristle birlikte Gümüshaneye göndermis. Geçen gece Gemerekten Gedize gelen Gebzeli gezginci gizemcilerden gitarist general Genzel, gençlere, gerçekdisilikla gerçeklik disi iliskiler arasinda ne gibi bir geçerlilik gerçekligi oldugunu sordu.
    (k, g) Galata kulesi kapisi karsisindaki kuru kahvecinin gigisi çikik, disi kirik, kurbaga kafali, karakoncolos kalfasi Hakki karisikliga getirip kahveye kavruk kakule kirigi katti.
    (h) Hahamhanede hahambasi hahami homur homur homurdanir görûnce, hemencecik heyecanlandi, hizlandi, hosnutsuz hirçin halhallarla halkalari, halatlari hallaçlara verdi.
    (b- p- d-y) Bati tepede tahta depo dibinde beytutet eden pullu dede tekkesinden matrut bitli Vedat, dar derede tatli duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört türlü derde tutuldu.
    (b-p)Bir pirinci birinci bulusta bir inci gibi birbirlerine baglayip Perlepe berberi bastibacak Bedri ile beraber Bursa bagrina parasiz giden bu paytak budala, basasi topal Badiden biberli bir papara yedi.
    (b-d) Baldiran dallari ballandirmali mi, ballandirilmamali mi? Sonra o bala daldirilan baldiran dallari dallandirilmali mi, balli dalla dallandirilmamalimi?
    (t-d) Titiz, temiz, tendürüst dadim; tadini tattigi tere demetini dide dide dagitti da hiddetinden hem dut dalinda takili duran dirilti düdügünü öttürdü, hem de didine didine dedim dedi, dedim dedi dedi durdu.
    (t-ç-s) : Ûstü üç tasli taç sapli üç tunç tasi çaldiran mi çabuk çildirir, yoksa iç içe yüz ton saç kapli çani kaldiran mi çabuk çildirir? Üç tunç tas has kayisi hosafi.
    (t-k) AI bu takatukalari takatukaciya takatukalatmaya götür. Takatukaci takatukalari takatukalamam derse, takatukacidan takatukalari takatukalatmadan al gel.
    (l-d-n) Elalem bir aladana aldi aladanalandi da biz bir aladana alip aladanalanamadik.
    (k-r) : Kirk kirik küp, kirkinin da kulpu kirik kara küp.
    (k-r-d) A be kuru dayi, ne kuru sari dari bu dari a be kuru dayi?
    (b-m-s) : Ibisle memis mahkemeye gitmis, mahkemelesmis mi, mahkemelesmemis mi?
    (d-l-t-r-k) Su karsida bir dal, dalda bir kartal; dal sarkar, kartal kalkar; kartal kalkar, dal sarkar. Dal kalkar, kartal sarkar, kantar tartar. Su karsidaki kara kuru kavak, karardin mi ey kara kuru kavak, sarardin mi ey kara kuru kavak!
    (s-k) Bu yogurdu sarmisaklasak da mi saklasak, sarmisaklamasak da mi saklasak.
    (m-y-l) Bu yogurdu mayalamali da mi saklamali, mayalamamali da mi saklamali?
    (b-s-z) Sizin damda var bes boz basli bes boz ördek, bizim damda var bes boz basli bes boz ördek. Sizin damdaki bes boz basli bes boz ördek, bizim damdaki bes boz basli bes boz ördege : siz de bizcileyin bes boz basli bes boz ördek misiniz demis.
    (d-p-k) Degirmene girdi köpek, degirmenci çaldi kötek; hem kepek yedi köpek, hem kötek yedi köpek.
     
  5. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon
    Aliştirma- Vurgu

    --------------------------------------------------------------------------------

    VURGU
    Konusma sirasinda kelimelerin tüm heceleri ayni tonda ve ayni vurgu ile okunmaz. Tüm dillerde kelimelerin farkli hecelerine vurgu yapilir ve bu vurgular konusmanin dogalligini olustururlar. Tek düze ve tek tonda çikan bir konusma akisini düsünün. Bilgisayar makinelerine okutulan konusma metinlerini dinlemisseniz bu vurgu monotonlugunu açik bir sekilde gözlemlemissinizdir. Her dilde kelimelere yapilan vurgu yerleri degisebilir. Burada Türkçede vurgularin yerleri konusunda bize yardimci olacak bazi kurallari aktariyoruz:
    1. Her kelimenin bir hecesi üzerinde mutlaka ses baskisi (vurgu) vardir. Örnegin “heyecan” kelimesinde vurgu son hecededir.
    2. Türkçede kural olarak vurgular son hece üzerindedir. Istisnalar hariç kelimeye ekleme yapildikça vurgu son heceye dogru kayar.
    hece-- heceler-- hecelerde -- hecelerdeki
    3. Bazen vurgu sondan önceki hecelerden birine yapilir. Bu tür istisna durumlari asagida gösterelim:
    --Ilk heceye: Il, bölge, semt adlari
    Il: Ankara, Samsun, Erzurum, Izmir, Konya, Rize, Urfa, Paris, Sofya, Moskova
    Bölge: Akdeniz, Marmara, Ege, Karadeniz
    Semt: Dikmen, Çankaya, Etlik, Bahçecik, Topkapi
    --Ortadaki hecelerden birine: Il, bölge, semt adlari
    Erzincan, Edirne, Trabzon, Sakarya, Denizli, Anadolu, Keçiören, Dusambe,
    --Zarf ve baglaçlarda ilk heceye:
    Niçin, ancak, önce, sonra, ayrica, yalniz, belki, henüz, ansizin, nasil, hangi
    --Türkçe kelimelerin aldigi bazi ekler vurguyu bir önceki heceye kaydirir. Bu ekler: “ ce, le, me/ma, se/sa, im/sin”
    “Sence, benimle, okuma, yazdirma, giderse, bilirsin”
    4. Dilimizde bulunan Arapça- Farsça kökenli bazi kelimelerde uzun heceler vardir. Uzun seslerde istisna bir durum, vurgu uzatilan hece üzerinde görünür. Bu kelimeleri ögrenmek gerekiyor. Bu uzatmalar kelimelerin basinda, ortasinda veya sonunda olabilir. Bu kelimeler için genel bir kural yoktur. her birinin kendine özel bir vurgusu bulunur. Bu kelimelerin uzatilan hecelerinin yerine göre vurgu basta, ortada veya sonda bulunur.
    Vurgu basta: kâtil, câhil, sâmi
    Vurgu ortada: teâmül, mukâbil, hazîne, mücâdele,
    Vurgu sonda: Ziyâ, katî, denî, zekî, hafî,
    5. Türkçede “g” her zaman, “y” ise bazi durumlarda vurguya benzer bir degisim olusturur. “G” ünsüzü bulundugu hecede kendinden önce gelen ünlünün uzatilmasina yol açar. Ayni uzatma durumu “y” için de geçerlidir. Söz konusu uzatma seslendirmede vurgu gibi yansimaktadir.(yan yana iki ünlü uzatmayi belirtmek için kullanilmistir.)
    “G” ünsüzü ile: yagmur= yaamur, ögretmen=ööretmen, ögle=ööle, agabey=aabey, kogmak=koomak
    “Y” ünsüzü ile: böyle=bööle, söylemek=Söölemek, öyle=ööle
    6. Sert ve gürültülü çikan bazi ünsüzler vurguyu bulunduklari heceye tasirlar. Bunun için söz konusu ünsüzün hecenin son harfi olmasi gerekir. Bu ünsüzler “ç, k, p, r, s, z”
    kaçtim, yokmus, sapti, ordu, sasti, ezdi
    7. Abarti amaciyla kullanilan bazi heceler vurguyu kendi üzerlerine alirlar.
    simsiki, koskoca, büsbüyük, büsbütün, bambaska, binbir
    ALISTIRMA: VURGU
    1.Asagidaki siirde kelimeler üzerindeki vurgulu heceler alti çizili -veya koyu olarak- olarak gösterilmistir. Bu vurgularin özellikleri üzerinde çalisin ve ardindan dogru vurgulari yaparak metni okuyun.
    HAYALIYLE CENNET OLDU BU BATAK
    1)
    Bir izdirap verdin bana
    Iç dedin
    Gözlerimden yudum yudum içmisim
    Daracik dünyaya saçilmis kalbim
    Saçlarimdan püfür püfür dumanlar
    Tutam tutam, avuç avuç saçlarim 2)
    Bir dag yaptin yollarimda
    Geç dedin
    Tepe taklak, bas üstünde geçmisim
    Zulüm kustu zalim mahluklar bana
    Yüregim kan, cigerim alev alev
    Parça parça, bölük pörçük yüregim
    3)
    Duygulari tek tek dizdin yoluma
    Seç dedin
    Içlerinde sevgi vardi, kin vardi
    Kan doldu gözlerim, kin doldu
    Sevsem ates, sevmesem bin bir ates
    Ezdi beni, yikti beni asklarim 4)
    Ümitleri kapattin simsikiya
    Suç dedin
    Daglar ördün aramiza, diken diktin
    Delinmez dag parçalari, asilmaz bu yol
    Ayaklarim delik desik, kucagimda daglarim
    Yapayalniz, hüngür hüngür aglarim
    5)
    Lanet ettim bu karanlik döngüye
    Çik dedim
    Iç döngüler batak gibi, çikilmaz
    Al ellerim...Al kan olmus yüregim
    Bana beni bilen tek Rabbim yeter
    Hayaliyle cennet oldu bu batak
    Rahmetinde simsicacik ellerim

     
  6. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    ULAMA
    Diksiyonun özelliklerinden biri de “ulama”dir. Genel olarak tanimlarsak bir kelimenin sonundaki sessiz harfin ardindan gelen kelimenin sesli harfle birlestirilerek seslendirilmesine ulama diyoruz. Ulama söz akisina pürüzsüzlük ve tatlilik verir. Uygun ulama ile yapilan konusmalarda veya seslendirmelerde ses bir nehrin akisi gibi sakin ve düzenli olarak ilerler. Türkçede yer alan ulama özelliklerini asagida anlatalim:

    1.Sessiz harfle biten bir kelimenin son harfi sesli harfle baslayan yanindaki kelimenin ilk harfiyle birlesir.
    Yazida Konusmada
    Ak--sam-- ol--du. Ak--sa--mol--du.
    E--lim--den-- al--di. E--lim-de--nal--di.

    2. Orijinal yapilarinda “b,c,d,g” harfleriyle biten kelimeler vardir. Bunlar yalin kaldiklarinda “p, ç, t, k”ya dönüsürler. Yazi dilinde sonlarina ek aldiklarinda yumusak konumlarina dönerler. Örnegin Arapça orijiniyle “kitab” Türkçede “kitap” seklinde yazilir. Ancak yayina ek aldiginda “kitabim” örneginde oldugu gibi “p”, “b”ye dönüsür. Konusma dilinde ise ulama bu kurala paralel olarak ayni kelimeyi bir sonraki kelime ile iliskilendirir. Yazi dilinde sert olan harf ulama ile yumusar.
    (Orijinali) Yazi Dilinde Ifadesi Konusma Dilinde Ifadesi
    (Mahmud) Mah--mut ev--len--di. Mah-mu--dev--len--di.
    (Mesud) Mes--ut ol--du. Me--su-dol-du.
    (Kitab) Ki--tap al--di. Ki--ta--bal--di.

    3. Türkçede kelime sonundaki “k” ünsüzünü, “h” ünsüzü ile baslayan bir kelimenin izlemesi durumunda “h” ünsüzü düser. Iki kelime birbirine baglanir.
    Yazi Dilinde Konusma dilinde
    Ye--mek ha--ne Ye--me--ka--ne
    E--rik ho--sa--fi E--ri--ko--sa--fi
    4.Eger kelimeler arasinda durak olursa, kurala uygun olsa da ulama yapilmaz.
    Yazi Dilinde Konusma dilinde
    Istiyorum, onu görecegim Istiyorum, onu görecegim
    Kosustururken, okulu unuttu Kosustururken, okulu unuttu.

    5: Bazi durumlarda Iki ayri kelimenin tek heceli olan ilkinde bir ünlü düser ve iki kelime birlesir.
    Yazi Dilinde Konusma dilinde
    Ne i--çin Ni-çin
    Ne a--sil Na-sil
    Ne ol--du Nol-du

    ALISTIRMA: ULAMA
    1.Asagidaki siirde ulama noktalari altlari çizilmek suretiyle gösterilmistir. Önce bu isaretlerin hangi ulama kuralindan kaynaklandigi üzerinde çalisiniz. Ardindan bu isaretlere dikkat ederek metni gerekli ulamalari yaparak okuyunuz.

    DARACIK MENZILIMDE BIR AGACIM VARDI
    1)
    Daracik bir menzil burasi,
    Bir avuç kadar dar
    Agaç ol, konusurum, duy beni yeter
    Ayri dünyamizda olsun, duyarim seni
    Yürek olsun sende, sevgi olsun
    Olsun, yesillik yesersin yerinde
    Sen sen ol agacim, tüm dünya kadar 2)
    El pençeyim, mahzunum bugün
    Beklesen ruhlarimizda dolasan asirlarin Rüzgarinda
    Dans ederken engin eglencelerinde sen
    Mahsunum, dostsuzum, yalnizim
    Evladim bile unuttu beni, daglarim unuttu
    Kokularini paylastigim çiçekler simdi
    Ve varligimi paylastigim fani “sevdigim”
    Simdi senin gögsünde senligi hayatin
    Bagrindaki kuslardan biri de ben degilim
    3)
    Benim selvimi özlüyorum simdi
    Basimi oksayan bir sefkat eli vardi
    Dünyayi görürken gözlerim
    Gögsünün sicakliginda kaybettigim
    Simdi basim senin kollarinda selvim
    Senin dallarinda ellerim 4)
    Saçlar yemyesil de olurmus
    Çiçege dönermis dudaklar
    Emanet bedenimi özlüyorum simdi
    Bahçendeki çiçeklerde kendimi ariyorum
    Yaprak yaprak inleyislerini duyuyorum
    Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar
    Fani agacim basucumda, sevdigim agacim
    Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar
    Sendeki emaneti de teslim alir topragin
    5)
    Bir gün seninle de kavusacagiz
    Kana yaprak kemige odun
    Bedenimiz eriyip gitmis olacak
    Ikimizin agaci dogacak yeniden
    Çürümezse benim bir mezar basligim
    Senden bir kaç odun parçasi
    Ve benden bir kaç kemik kalacak
    Ve eger senin de bir ruhun olursa
    Bahçemiz ikimizin olacak 6)
    Simdi Bakiyi özlüyoruz birlikte
    Fenadan bekaya seyahatin hayalleri
    Bu bir avuç, bu daracik menzilde
    Tek tesellimiz bizim simdi
    Muhammed Bozdag


    2. Asagidaki metinde ulama noktalarini tespit ederek çiziniz. Ardindan ulamalara dikkat ederek okuyunuz:

    KALIPLAR
    Insanlar kendilerine kisilikleri için çizdikleri zihinsel kaliplarin disina çikamazlar. Bizler çözümü defalarca duydugumuz halde kendimizi oturttugumuz dar çerçeveden çikis için gayret göstermeyen garip insanlariz.
    Hayatin bazi insanlara “tesadüfen basarma, yükselme, zengin olma vs.” Sansi tanidigini zannedenimiz çoktur. Bir çogumuz müzisyenlerin, yazarlarin, sairlerin, para babalarinin bu isi anne karninda kendilerine verilen kabiliyetlerle gerçeklestirdiklerini saniriz. Bu inanca göre bazilarinin ne maharetli anneleri varmis. Bu yanlis zanlari kabul etmeyen bir çok insan bile farkinda olmadan ayni kaliplarla kendisini kilitlemistir.
    En meshur zenginlerin bir zamanlar simit sattiklarini, ayakkabi boyaciligi bile yaptiklarini ögrenince sasiririz. Bir çok yazarin vaktiyle kalemi bile tutamamalarina inanamayiz. Neden bazi insanlar bazilari arasinda siyriliverir veya “sivriliverirler.”
    Adaletli ve sefkatli Yaratici, Normal sartlar altinda dogan her insani her türlü basariya ulasabilmelerine imkan taniyan bir potansiyelle dünyaya göndermistir. Ancak dünyaya geldikten sonra sinirliliklar baslatilir. Anne-babasi veya çevresi tarafindan asagilanan bir çocuk etrafinda kaliplar baslamistir. Daha sonra insan “var oldugunu” hissettirmek amaciyla çirpinmaya baslar. Bakkaldan getirilen bir ekmek, ilk karne notlari, takdim edilen bir çiçek, içinde bu amaci gizli tutar.
    Oysa bazi insanlar “bu olmamis”, “sen bunu basaramazsin” demekten çekinmezler. Bizler de çogu zaman sözleriyle cinayet isleyen, kabiliyetleri körelten; basarisizlik, çekingenlik, korkaklik imaji olusturan insanlardaniz ne yazik ki... Yas tutmayi sevdigimiz kadar, elestirmeyi, olumsuzluklari ileri sürerek karanlik bir zihinsel tablo olusturmayi seviyoruz.
    Merhum Z. Gündüzalpin “Insan ne düsünüyorsa odur.” Dedigini çok duyduk. Anthony Robbins Sinirsiz Güç kitabinda insanlarin hayal kurarken ve düsünürken kullandiklari “olumsuzluk” imajlarini en kötü engel olarak görür.
    Her büyük basari bazen yüzlerce basarisizligin arkasinda parildar. Oysa eski bir Rus imparatoru “Yenile yenile yenmeyi ögrendigini “ söyler. Insan her tesebbüsünde hedefine ulasamadiginda bunu basarisizlik olarak görürse bulundugu noktada çakilir. Oysa durumu yeniden inceleyen insan için her basarisizlik basariya bir adim daha yaklasmanin isaretidir. Ani yükselislerin ise gerçek basariyla iliskisi yoktur. Bir balon gibi patlar ve söner.
    Hayalimizde yasadigimiz iç konusmalarin fiillerimizde olusturdugu sinirlara bakiniz: “Zengin olmak mi? Bu is için büyük sermaye lazim. Yazar olmak mi? Konusmasini bile bilmiyorum; annemin karninda böyle bir sey ögrenmedim. Meydanlara çikip benim isçim,benim köylüm diye konusmak mi? Ben Süleyman degilim.”
    Sevgili kardesim... Ya siz ne siniz? Erkek ve kadin arasindaki küçük bir farktan baska kimin beyni kimin beyninden küçük veya büyük. Kaderin sahibi kimseyi basarisizliga zorla mahkum etmemistir. Ortamin sürükleyisine kendimizi kaptirdigimizda “Ortam sürükleniyorsa sürünmekten baska yapacagimiz hiç bir sey yoktur.” Ne yazik ki en çok ihmal ettigimiz görevlerimizden biri dinimizin ilk emridir. Az okuyoruz veya hiç okumuyoruz.
    Basarili bir insanlar topluluguna takilip basariya uçmuyorsak basarinin dinamiklerini incelemeliyiz. Basaranlarin hayati ve yaptiklari bu konuda bize yol gösterecek en açik isiktir. Baska türlü bizi pasifize eden kendi kaliplarimizdan kurtulamayacagiz. Fitrat kanunlarinin isleyisini bilmek zorundayiz. Muhammed Bozdag
    3.Durak, ulama ve vurgu bölümlerinde geçen tüm yazi ve siirleri her üç diksiyon kuralina dikkat ederek okuyunuz. Önce vurguya, ardindan, duraklamaya, ardindan ulamaya ve son olarak da her üç temel kurala dikkat ederek okuyun. Okumada devam ettikçe nasil da en güzel seslendirmeyi yapabildiginizi heyecanla göreceksiniz. Sizin seveceginiz sesinizi, baskalarinin da seveceginden emin olunuz.
     
  7. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon
    ALISTIRMA: DILI GELISTIRME ÇALISMASI
    Asagidaki alistirmalari dilinizi yöneten agiz içi kaslarinizi iyice yoracak kadar uzun süre ve abartili olarak tekrar ediniz.
    -Dilinizi agzinizda sakiz çigner gibi hizla çigneyiniz.
    -Dilinizi agzinizin içinde, çenelerinizin disindan, dudaklarinizin altindan dairesel hareketlerle hizla dolastiriniz.
    -Dil ucunu ön alt dislere dayandirarak agiz içinde köklerden ileri geri hareket ettiriniz.
    -Dilinizi iyice disari çikariniz. Iterek uzun süre dayaniniz.
    -Dilinizi yuvarlatip daralttiginiz dudaklariniz ve çeneleriniz arasindan içeri-disari hareket ettiriniz.
    -Dilinizin ucunu ön alt dislerinize dayandiriniz ve dilinizi kökünden içeri disari hizla hareket ettiriniz.
    Çene
    Güzel konusmada çenenin rolü çok önemlidir. Tüm dillerdeki tüm harfler çenenin kullanimiyla seslendirilirler. Konusma esnasinda çene hizla birbirinden farkli hareketleri ard arda gerçeklestirmek zorundadir. Çene açilir, kapanir, daralir, genisler. Alt çene ileri ve geri hareket eder. Agzimizin üst bölgesinde bulunan dislerin bagli oldugu kemik yapisi sabittir. dolaysiyla tüm bu hareketler alt çeneyi yöneten kaslar tarafindan gerçeklestirilirler. Dikkat edelim: “iii” sesini çikardigimizda çene geriye dogru çikmaya zorlanir. “aaa” sesini çikardigimizda hizasindan asagiya dogru açilir. “Üüü” sesini çikardigimizda ileriye dogru geçmeye zorlanir. ^ne” dediginizde daralip birden açilir. “Sen” dedigimizde önce kapanir, sonra açilir ve sonra yine kapanir. Tüm bu son derece karmasik ama gerçekten karmasik hareketleri inanilmaz bir hizla gerçeklestirir.
    Çenemizin kullaniminda sorunlarla karsilasabiliriz. Çene kaslari gelistirilmemis ve kondisyonsuz oldugunda degisik hareketleri düzenli olarak ve sorunsuz sekilde yapamayiz.
    Bu durumda bazi çene hareketleri kaybolur ve bu kaybolus seste de kayip olusturur. Diger önemli sorun “çene darligi”dir. Türkiye toplumunda yaygin bir çene darligi oldugu söylenmektedir. Dar çene açik ve yuvarlak sesleri bozuk seslendirir. Örnegin “aa”, “ii” gibi anlasilabilir. “Ooo”, “uuu” gibi anlasilabilir. Eger çenemizi yeterince saglikli kullanamiyorsak tüm seslerin çikarilmasinda sorunlar yasayabiliriz.

    ALISTIRMA: ÇENE ÇALISMASI
    Asagidaki alistirmalarla çene açikligini saglama ve çenemizin her hareketi rahatlikla yapmasini temin etme amaçlanmistir. Tüm egzersizleri asiri abarti ile gerçeklestirmelisiniz.
    a) Elinizi alt çenenize dayayarak “çak çak” diye bagirin. Asagiya itilen çenenizin yukariya itilmesini saglayin. Böylece çenenizi asagiya iten kaslarinizin güçlenmesini saglayin.
    b) Iki elinizin içiyle yanak kemiklerinize masaj yapin. Avuçlarinizi alt çenenize dogru çekip çenenizi açin.
    c) Yumruk yapilmis iki ellerinizle çenenizin altindan bastirin. Alt çenenizi açin, basinizi geri itin ve alt çenenizi kapatin. Tekrar çenenizi açin ve basinizi daha geriye itin. Tekrar yapin.
    d) Çenenizi hizla iyice açip kapatin. Hizlanin.
    e) Çenenizi hizla ileri, geri hareket ettirin.
    f) Çenenizi dairesel hareketlerle hizla döndürün.
    Dudak
    Dudaklarin kullanilmamasi durumunda bazi seslerin çikarilmasi kesinlikle mümkün degildir. Dudak tembelligi olan kisiler özellikle dudaklarin kullanimiyla seslendirilen seslerde sorun yasarlar. Türkçe’de agirlikli olarak dudagin kullanimina dayandirilan sesler sunlardir: “b, f, m, o, ö, p, u, ü, v,” Bu seslerde bulaniklik veya anlasilma güçlü olusturan bir konusma biçimine sahipseniz bunun mutlaka dudak tembelliginden kaynaklandigini düsünebilirsiniz. Bununla birlikte dudaklar diger seslerde de belli pozisyonlar alirlar. Bu yönüyle örnegin “i, i,” gibi sesleri çikarirken dudagin katkisi dikkate alinmalidir. Bu sesler dudak olmaksizin da seslendirilebilirler ama istenen kalitede seslendirilmeleri mümkün olmaz. dudak egzersizleriyle dudak kaslarimizin istenen her hareketi dudaklarimiza rahatlikla yaptirmasini saglamamiz gerekiyor.

    ALISTIRMA: DUDAK ÇALISMASI
    a) Nefesinizi agzinizdan kuvvetle verirken “poffff” deyin. Hava dudaklarinizi basinçla itsin. Basincin dudak kaslarinizi siddetli zorlamasi saglayin.
    b) Siki siki kapali ve dislerinize yakin -çeneniz kapaliya yakin- tuttugunuz dudaklarinizdan üflediginiz havanin dudaklarinizi kuvvetle üfürerek çikmasini saglayin.
    c) Dudaklarinizi kapatip ileri uzatin ve dairesel hareketlerle hizla döndürün. Asagi yukari, saga sola hareket ettirin.
    d) Çenenizi kapatin ve hizla “mi, mu, mi, mu” deyin. Ardindan ayni sekilde su sesleri tekrar edin: “fe, ve”, “pe, be”, “u, ü”, “o, ö”. Abarti yapmaniz ve dudak kaslarinizi yoruncaya kadar çalismayi sürdürmeniz önemlidir.
    e) Bir kalemi yatay olarak dudaklarinizda tutup “Benim memleketim. Bir ben vardir bende benden içeri” deyin. Dudaklariniz iyice yoruldugunda dudaklarinizi gevsetin ve kapali tutarak havayi disari itin. Hava püfürdeyerek, dudaklarinizi titrestirerek disari çiksin.

     
  8. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    ALISTIRMA: ISITILEBILIRLIK
    a) Yüksekten ses firlatiniz: Tek nefeste 20 metre ilerideki insanlara duyurabilecek sekilde : “pa, pe,pi, po; ba, be, bi, bo; da, de, di, do” deyiniz. Tekrar edin.
    b) Elinizle duvara dokunun soluk alarak 10’a kadar sayin. Sonra duvari kuvvetle itin, güçlü tonla tekrar sayin. Her iki durumda ses siddeti ayni kalsin.
    c) Asagidaki cümleleri bir solukta ses yogunlugunu yitirmeden okuyun. Sesinizin gürlük derecesinin cümle boyunca ayni olmasini saglayin.
    - Ben gitmek istemiyorum.
    - Makine mühendisi daha yavas sürmenizi istedi.
    - Kalp, günde 100.800 defa çarpmakta ve bu devre zarfinda da 130 tonluk bir agirligin 30 cm. yükseklige kaldirilmasina denk düsen bir güç saglamaktadir.
    d)Asagidaki ifadelerin ilk bölümlerini yakininizdaki kisiyle konusur gibi, ikinci bölümlerini 100 kisiye konusur gibi kuvvetli bir sesle okuyun.
    -Okumak zor degil, yeter ki tadina varalim.
    -Çalismak ne güzel huy, devamli çalisarak sikintilarimi yok ediyorum.
    -Delik kovanin suyu damla damla, müsrif insanin zamani saniye saniye tükenir.
    e) Metni, 1. çok yavas bir sesle 2. küçük bir odada olagan bir sesle; 3. büyük bir salonda, daha kalabalik bir dinleyici karsisinda okuyun
    Tembelligin ne oldugunu ve insanlarin basina nasil çoraplar ördügünü düsündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça? Hemen herkes tembelligin kötü oldugunu bilir. Kimse tembel olmayi kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kisi gerçekten tembel olup olmadigini arastirmistir? Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yasanir. Insanlarin büyük bir kismi zihinlerini, önemli bir kismi bedenlerini çalistirmazlar. Yine insanlarin çok önemli bir kismi hem bedenlerini hem de zihinlerini çalistirmazlar.
    f) Ellerinizle alin ve sakaginizi tutun. “Mmmmmm” deyin. Sesi yükseltin. Titresimleri burnunuzda, alninizda, ensenizde, gögsünüzde ve basinizin tepesinde hissedin.

    Ses Perdesi-Bükümlülük
    Sesin bükümlü çikisi ses perdesinde degisiklik yapmakla mümkündür. “Do-re-mi-fa-sol-la-si-do2 notalarini düsünün. Her bir notayi farkli bir perdeden çikariyorsunuz. Girtlaginizi küçültüp yukariya yaklastirdikça sesiniz incelir: Tersini yaptikça sesiniz kalinlasir. Pes ve tiz sesler arasinda sesinizle müzik üretirsiniz.
    Ses çikisi monoton olmamalidir. Ses yüksek alçak tonda, hizli-yavas arasinda, duraklamali-duraklamasiz, vurgulu-vurgusuz arasinda degiserek çikmalidir. Sesin degisirligini-bükümlülügünü sesin müzikselligi olarak da tanimlayabiliriz. Herkesin kendine özgü bir konusma müzigi vardir.
    Sese kolayca bükümlülük verebilmek için ses perdesinde degisim olusturma yetenegimizi gelistirmemiz gerekir. Üç teme ses perdesi üzerinde duralim: Pes, orta ve tiz sesler. Pes kalin, tiz ise ince sestir. Her üç perdede kendi içinde notalanabilir. Ses perdesi bir tür notadir. Notalarin kelimelere uyarlanmasina da “bükümlülük” veya “bogumlama” diyebiliriz. Eger konusmaci sesinde bogum yapamiyorsa bilgisayar makinesinin tek düze çikardigi sese benzer ses çikaracaktir. Sesi bireysellestiren ve herkesi ayri bir konusmaci yapan asil sir sesin kisiye göre farkli bogumlanmasidir.



    ALISTIRMA: SES PERDESI
    Asagidaki alistirmalarda ses perdesini kolaylikla degistirme çalismalari yapilacak ve gelistirilen yetenek konusma metinlerine uyarlanacaktir.
    a)Pes(kalin sesinizle) “do, re, mi ,fa, sol, la, si, do-- do, si, la, sol, fa, mi, re, do” kolaylastirincaya kadar tekrar ediniz. Ayni çalismayi orta ve ince sesinizle tekrar ediniz.
    b)Sirasiyla kalin, orta ve ince sesinizle pes pese “do, re, mi” deyin. Ayni çalismayi nota yerine selen ile yapin: “e e, e”, “a, a, a”, “i, i, i”
    c)Yakilan bir mumu dudaklarin çok yakininda tutun. (u) sesini siddeti artirarak uzatin. Bogazinizdan çikan ses ile rasgele notalama yapin. Mum isiginda titreme çok az olacaktir.
    d) Kendi olagan sesinizle "a" ya da "ah" deyiniz. Sonra seslenmeyi, azar azar degistirerek çikabileceginiz en tiz, inebileceginiz en pes-kalin perdeye kadar sürdürün. Kendinize en uygun, en güçlü tini düzeyini bulmaya çalisin.
    e) Asagidaki dörtlügü, önce tekdüze sonra da, sesi, anlama göre dalgalandirarak okuyun.
    Burasi Mustur, Yolu Yokustur
    Giden gelmiyor, Acep Ne istir.
    f) Asagidaki cümleleri, ok isaretiyle gösterildigi gibi, sesin perdesini yükselterek ya da alçaltarak okuyun. Bu arada ses inis çikisindaki degisikliklerin söz içerigiyle uygunluguna dikkat edin.
    Gelin buraya. Kaç para ?
    O mu saçma. Çarpin ellerinizi.
    Ka fakat dikkatle.ldirabilirsiniz ama çok yoruldum.Heyecanini sevdim
    delili budur. Eminimsaniyorum basarabilirim.
    d)Cümlelerin gerektirdigi duygulari kullanarak okuyun.
    Yoruldum, umutsuzluga kapildim ve çok üzüldüm.
    Seni vicdansiz seni ! Bunun hesabini vereceksin.
    Aman dikkat ! Çingirakli yilan var !
    Bak hele ! Seni burada görecegimi hiç ummuyordum.
    Kaybedersem dayanamam gibi geliyor bana.
    Hosa Gitme/Tini
    En güzel ses hiç bir zorlama görmeden çikan sestir. ses organlari gerildikçe sesin güzelligi bozulur. Kati, kulak tirmalayan, hiriltili, madensel, tiz, burunsal, hisirtili, bugulu, çok yumusak, gevrek, biçimden yoksun sesler, hosa gitmeyen seslerdir. Gerilmis bir girtlak ve agiz, gerilmis kaslar sesi daha delici, daha yirtici bir hale getirir ve hosa gidicilik özelliklerini yitirir.
    Güzel bir tini gelistirmek için tüm ses organlarimizi gevsetecegiz. Gevseme ile birlikte seslendirme çalismalari yapacagiz. Gevseme düzeyimiz arttikça sesimizin tinisi sakin, düzgün ve temiz hale gelecektir.
    a) Üst-alt dudak kaslarinizi gevsetin. Çenenizi iyice asagiya birakin. alin ve sakaklarinizi, yanak ve göz kaslarinizi gevsetin. Dilinizi gevsek birakin. Hafifçe soluyun. aldiginiz hava üfler gibi agzinizda damaginiza çarpsin, agzinizdan ve burnunuzdan birlikte çiksin. 10 defa bu sekilde soluyun.
    b)Agziniz kapali, girtlaginizi hiç sikmadan burnunuzdan çikan hava ile “Mmmm” deyin. Bunu yaparken sesin titresimini gögsünüzde, basinizda alninizda, burun kemiklerinizde ve burun deliklerinizde, kulaklarinizda, ensenizde ve basinizin tepesinde hissedin. Tüm bu bölgelerinizi ayri ayri gevseterek sesinizin titresimlerinin artmasini saglayin.
    c) Alt çene kaslarinizi iyice gevsetip agzinizi alabildigi kadar açarak çenenizi gevsek bir halde sarkitin. Önce yavas, sonra hizini artira artira birkaç kez "bob" deyin. Gevseyin ve solugunuzun, dudaklarinizi itebildigi kadar disariya itmesini saglayin. Yanak kaslarinizi gevsetin, yanaklarinizi sisirin yavastan baslatip hizinizi gitgide artirarak "bob" deyin.
    d)"ha, ho, hu" hecelerini, asagidaki dogrultularda, beser kez yineleyin : Girtlakta yüksek ses ile; Gevsemis girtlak sesi ile; Sesi agiz boslugunda çikan havanin agiz bosluguna çarpmasi suretiyle çikararak.
    e)"Ah" hecesini, fisilti ile baslayip gitgide tonlayarak yüksek bir ses elde edinceye dek yineleyin; daha sonra, yüksek sesten fisiltiya inin.
    f) Para sayiyormusçasina; arizali bir telefonda, karsinizdakine telefon numarasini bildiriyormusçasina, yikilan boksörün basinda sayiyormusçasina ona kadar sayin.
    g) "Ben sevinç ve heyecan doluyum!" cümlesini;
    Girtlagi zorlayarak fisildayin, Burun sesi ile fisildayin, Gevsemis kaslarla, rahat söyleyin.
    Söyleme Hizi
    Dinleyicilerin algilama hizinda -dakikada 90-130 kelime arasi-söylenmeli konusma anindaki duygulara, kisilige, yere ve dinleyicinin niteligine göre degisimler göstermelidir. Heyecan, korku, telas, öfke gibi durumlarda konusma hizi artar; sevgi, üzüntü, saygi gibi durumlarda hiz azalir. Düsünce ve heyecanda sükunet varsa orta hizin tercih edilmesi gerekir.


    ALISTIRMA: SÖYLEME HIZI
    a) Asagidaki paragrafi, önce yavas, küçük bir toplulugun isitebilecegi tonda fakat elinizden geldigince hizli; sonra da, büyük bir topluluga hitap ediyormusçasina ve yavas söyleyin.
    Acaba kendilerini çocuklarina duyduklari sefkatte kaybeden annelerin tattiklari mutluluk hissedisinden daha yükseklere tirmanabilenler var midir? Beseri iliskiler çerçevesinde yoktur süphesiz. Ancak insan, sefkati sadece anne-çocuk iliskisiyle sinirlayarak hayati boyunca muhtaç oldugu yüksek huzurdan mahrum olmamalidir. Çünkü 80 yasinda ihtiyarlardan 8 günlük bebeklere kadar bütün insanlar sefkat edilmeye muhtaçtirlar ve Rablerinin engin sefkati altinda karsiliksiz korunurlar.
    b) Asagidaki cümleleri, önce, tekdüze bir tonla, sonra, cümlelerin duygu yönlerini dikkate alarak yanlarinda belirtilen hizlarda söyleyin :
    - Ne güzel bir gece, degil mi? (yavas)
    - Ben bu adami nerede gördügümü bir hatirlayabilsem. (hizli)
    - Böyle bir hileye bas vuracak kadar alçalacagin hiç aklima gelmezdi. (hizli)
    - Bir daha yüzünü görmek istemiyorum senin. Defol karsimdan. (hizli)
    - Bu derece iyi bir insani ömrümde görmedim. (yavas)
    - Dikkat et ! Arabaya çarpacaksin ! (hizli)
    -Içeri girebilir miyim? (yavas
     
  9. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    "Katil" kelimesi telaffuz edilirken her zaman "a" harfi uzatılarak söylenir. Kısa söylenen "katil zanlısı"dır.


    "Katil": Yasalar karşısında suçu sabit görülmüş, cinayeti işlediği yasalar karşısında onaylanmış kimseye verilen isimdir. "Katil zanlısı"na gelince:Aslında kelimenin aslı "kat'l". Türk dil yapısına göre "kat'l" zor söylendiği için fonetik ve diksiyon üzerine çalışanlar demişler ki araya kısa bir "i" sesi konulsun, "kat'l zanlısı", "katil zanlısı" olarak telaffuz edilsin..


    17 Ağustos depreminden sonra çok kullanıldı. Spikerler "Enkazın altında" diye diye bir hal oldular. Halbuki "enkaz" kelimesi takı alınca "a" sesi uzar. "Enka(a)zın altındakiler" diye okunur.


    Halk arasında "mütevazi" bilinir oysa kelimenin doğrusu "mütevazı".dır.


    "Stüdyo"… Bu da diftongdur. Yani dilimize yabancı dllerden girmiş bir sözcük. Bunu "sütüdyo" diye söyleyenler var. Oysa "s" sesini tıslama halinde duymalıyız.


    Ne olmak istiyorsun diye soruyorlar. "Sipiker" olmak istiyorum diye yanıt geliyor. Araya bir "i" sesi ekliyorlar.


    "Üç bilok ötede" diyorlar. Yani yine "blok" sözcüğü ancak "i" harfi eklenerek telaffuz ediliyor.


    Yazı diliyle konuşma dili arasında da bazı farklılıklar var. Örneğin "ğ"yi bazı kelimelerde sadece yazarken kullanıyoruz. "Değil" yazılır "diil" okunur. "Yoğurt" yazıyoruz iki tane "o" var gibi söylenir, "yoort" denir, "ğ" okunmaz.
     
  10. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    Artikule çalişmasi ;

    Art – Ert –irt –irt- Ort- ört- Urt – ürt
    Ark – Erk – Irk – Irk – Ork – örk – Urk – ürk
    Arf – Erf – Irf – Irf – Orf – örf – Urf – ürf
    Ars – Ers – Irs – Irs – Ors – örs – Urs – ürs
    Pa – Fa – Ra – La – Ka Da – Ca – ça – Va – Ya
    Dra – Dre – Dri – Dri – Dro – Drö – Dru – Drü
    Ha – He – Hi – Hi – Hey – Hoy - Höy



    Diksiyon çalişmasi Için Tekerlemeler.


    Ademe Adem Gerekir , Adem Anlar Ademi, Adem Adem Olmayinca Nitsin Adem Ademi
    *********************************************

    Alem Aladana Aldi Aladanalandi Da Biz Bir Ala Dana Alip Aladanalanamadik
    ********************************************
    Babaeskili Babacan Bahri Beberuhi Bedri Ile , Biyiksiz Biçkici Bingildak Bigali Bikez Biher’in Bigadiçteki Bonbon Bonbarşesine Varmişlar , Oradakilerin Yüzlerine Bön Bön Bakarak , Büyülü Büyük Buhurdanliği , Buğulu Buğulu Boşaltip Bomboş Birakmişlar , Sonra Da Bodrumda Gözden Kaybolmuşlar.
    ****************************************
    Bilmeyenler , Bilmediklerini , Bilselerdi , Bilirlerdi.
    ********************************************
    Ocak Kivilcimlandiricilarindanmisiniz , Kapi Gicirdaticilarindanmisiniz Ne Ocak Kivilcimlandiricilarindaniz Ne Kapi Gicirdaticilarindaniz.
    **********************************************
    Cemil Cemile Cemal Cumalari Cilaci Cüce Canib’in Cicili Bicili , Cumbalali Ciltevinde Cümbür Cemaat Cacikli Civcivle Cücüklü Cacik Yerler , Sonra Da Cebecili Cingöz Coğrafyaci Celal’in Cinci Annesinin Circir Böceğini Dinlerler.

    *********************************************
    çatalca Da Topal çoban çatal Yapar çatal Satar , Nesi Için çatalca Da Topal çoban çatal Yapar çatal Satar , Kâri Için çatalca Da Topal çoban çatal Yapar çatal Satar .
    *********************************************
    Dadayli Dayimin Dodurgali Düdük Dedesi Diline Doladiği Debdebeli Dedim Dedisiyle Dirdirini Dilinden Düşürüp De , Bir Kez Olsun Doya Doya Düden Diyemeden Dallara Doldurduğu Doyuimluk Yemişlerden Doyasiya Yiyemeden Dâri Dünyadan Göçüp Gitti.

    **********************************************
    Gece Penceredeki Benekli Tekir Kedi Kendi Tenceresindeki Eti Yedi.
    *****************************************
    Edremitli Elâ Gözlü Esmer Eylül’de El Altindan Elmaci Efe’nin Eşi Eşrefle Emanetçinin Eşeğine Bindiler.
    *****************************************
    Fermanli Fabrikatör Farmason Fuat Filden , Fiilden , Fisiltidan , Fosilden Fülütten , Filitten , Flörtten , Fötrden Fellik Fellik Kaçar.
    **********************************************
    Feraceli Fethiye Feneryolunda Fenerli Ferhati Görünce Feryat Figan Fenalaşti.

    ********************************************
    Güneyli Gammaz Galip Gâvur Dağinda Güpe Gündüz Galeyana Gelmiş De Gülgillioğlu Gaziantepli Gazup Gazinocu Gaffuru Gitarciyla Birlikte Gümüşlhaneye Göndermiş.
    *********************************************
    Geçen Gece Gemerek’ten Gediz’e Gelen Gebzeli Gezginci Gizemcilerden , General Genzel , Gitarist Gençlere Gerçek Dişilikla Gerçeklik Dişi Ilişkiler Arasinda Ne Gibi Bir Gerçeklik Olduğunu Sordu.

    ******************************************
    Doğan Doğandan Tatli, Doğacak Olan Ondan Da Tatli , Ondan Doğacak Olan Hepsinden Daha Tatli.
    ********************************************
    Dağ Daği Sağlar , Bağ Baği Bağlar , Yağ Yaği Yağlar , Soğan Soğana Ağlar.
    ***********************************************

    Habeşli Habibe Hemşire Hirkali Hizmetçi Hoppa Hödük Huriyeye Habeşten Gelen Hurmalari Hürmetle Sundu.
    *********************************************
    Horosanli Hoppa Hoca Hokkabaz Hoyrat Hozatli Hasanin Hotozuna Hoşafi Hoyratlikla Döktü.

    *****************************************
    Iğdir’in Iğil Iğil Akan Iliman Irmaklarinin Kiyilarinda Tiklim Tiklim Ilgin Kaplidir.

    *********************************************
    Temiz , Titiz , Dadim , Tadini , Tattiği , Tere Demetini , Dide , Dide Dağittida Hirsindan Dut Dalina Takili Duran Düdüğü öttürdü.
    *********************************************
    Bu Güzel Dağda Beslenmeyi Nasil Biraktinizda
    Bu Kiraçta Tikinmaya Indiniz.

    *******************************************
    Yan Yana , Yana , Yana , Kan Kana , Kana , Kana Bana Tan Ağardi , Can Dağaldi , Yol Göründü Sana.

    *******************************************

    Taa Orada Bir Ağaç Var Sapsari Meyveler Göverir , ötede Yeşil Defneler Büyür , Yeşerir.
    ********************************************

    Gördüğünü Gözün Ile
    Söylemesen Sözün Ile
    Andan Sonra Bizim Ile
    Ol Sende Mihman Dediler.
    *******************************************
    Dadaşi Caddede Durdurdumda , Dedimki , şu Dünyada Delişmen Delilerle Dertli Dedeler Için Didindin Durdun.
    *********************************************
    Be Birader , Buraya Bak , Başi Bereli , Burma Biyikli , Bastibacak , Bayan Berberi Ile Bizim Bedri Bey Bursa Pazarina Indiler.
    *********************************************
    Kara , Kara Kartallar Karli Iyi Tarlalar Ararlar.
     
  11. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    SES EĞİTİMİ
    Sesi ısıtır.
     1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, ..........80,....90, ... 98, 99,100
    1 den 100 e kadar belirli bir ses tonu ile say

    Sesin tizliği...
     MAN, MEN, MİN, MON, MUN, MÜN, MIN, MÖN
    Mmmmmmmmmmmmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnn
    Ağız kapalı burundan ağızdan ağız kapalı burundan
    Man sesi çıkarılırken harfler arasında kesinti olmayacak.

    Sesi kuvvetlendirir.
     1, 2, 3, 4, 5, 4, 3, 2, 1
    1 den 5 kadar sesin şiddetini arttırarak say, aynı şekilde azaltarak geriye doğru say.

    Sesi kuvvetlendirir.
     HAH, HEH, HİH, HOH, HUH, HÜH, HIH, HÖH
    Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede çıkacak

    Sesi kuvvetlendirir.
     PAH, PEH, PİH, POH, PUH, PÜH, PİH, PÖH
    Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede patlar gibi çıkacak

    Çalışmalar: 1 yıl her gün yapılacak.
    MAN, MEN, .....sürekli yapılacak.
    Ses çalışması 11.00 ile 22.00 arası yapılabilir.

    Toplum karşısında konuşmadan önce çok sıcak veya soğuk içecekler içilmemeli,
    Konuşmadan 15 dk. önce kış aylarında ıhlamur içilebilir.

    NEFES KONTROLÜ
     Doğru nefes diyafram nefesidir.

    Nefes alırken önce karın bölgesi şişmeli, sonra ciğerlerin tamamı,
    Nefes verirken önce karın bölgesi inmeli, sonra ciğerlerin tamamı inmeli.

    EGZERSİZ
    Nefes al -göbek- sonra ciğerleri kullan. Sayı arttıkça zorlama oldukça nefes açılır.
    1 den 5 e sayarak nefesi ver.
    Sonra 10, 20 ye 30 u zorla 50 de bitir.
    Her gün artır.
    Her defasında 1 den başla

    AĞIZ DUDAK TEMBELLİĞİ

    1. U ve İ harflerini söylüyormuş gibi U ağzını büz, İ ağzını ger.
    Günde 3 dakika, sabahları yap.
    Dudak kaslarını geliştirir.
    Dudak kasları kuvvetli olan sesin çıkışına hakim olur.

    2. Kurşun kalem çalışması:
     Kurşun kalem dik olacak şekilde ağza alınır. Yarım santimetre kadar ağza girecek şekilde dişlerin arasına sıkıştırılır.
     Bu şekilde roman sayfasının yarısını heceleyerek vurgulu oku.
     Vurgulu oku
    P Ç T K R M Z N harflerini abartılı olarak oku.

    3. Dil gerilmesi:
    Dilini salla, ger: dil önemli konuşma organımızdır.
    Boynu arkaya ger ki çenen gelişin.

    VURGULAMA
    Vurgulamada fikir ön plandadır.

     Ne kadar iyi vurgulama yaparak konuşursan karşındaki o kadar iyi anlar.


    TONLAMA
    Tonlama konuşmaya duygu vermek için yapılır.

     Hissettiğini net hisset ve karşı tarafa hissettir.
     Tonlama duyguyu çıkarmamızı sağlar.

    BEDEN DİLİ

     Yaz aylarında yüzün gevşek olur.
     Yaz aylarında kendini sürekli gerersen terlersin
     İnsan sinirli iken kendini tutar. Kalemi, sağını solunu, masayı,
     İnsan kendine destek aradığı için tutma ihtiyacı hisseder.
     Bilirsen bedenine hakim olursun.
     Bir şeyi elinde tutmak güçsüzlüktür.
     Asla ellerini cebine atma-sığınma
     Doğal duruş ellerin yanda olmasıdır.

    KENDİN GİBİ OL...

    Karşındakinin duygusunu anla ve “ben olsaydım” diye kendine sor, sorgula..

    Konuşmada % 20 yetenek % 70 tekniktir.
    Heyecanını kontrol et, çocuğa heyecanını kontrol etmesini öğret.
    İtiraf et. Ne kadar itiraf edersen o kadar rahat edersin.
    Ne kadar itiraf edersen o kadar az yaparsın.
     
  12. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    FREKANS
    KONUŞMA FREKANSLARI
    1. GÖRSELLER
    2. İŞETSELLER
    3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR


    1. GÖRSELLERÖrnek: Fatih Altaylı
     Hızlı konuşurlar
     Hızlı düşündükleri için hızlı konuşma ihtiyacı doğmuştur.
     Anlaşılması zordur.
     Konudan konuya atlarlar
     Cümlenin sonunu yutarlar
     Bir şeyi görünce daha iyi anlarlar
     Tasvirle anlatılabilir.
    “Görseller mutlaka hızlı konuşur”
     Daha çabuk gaza gelirler
     Bakmak, görmek kelimelerini farkında olmadan kullanırlar

    Güzel ses, burun ve gırtlaktan dengeli çıkan sestir.

    DENEME YAZILARI: kişinin benzetme ve örnekleme yönünü geliştirmesi için önemli

    2. İŞETSELLER
    Örnek: Hulki Cevizoğlu, Kemal Derviş
     Ne hızlı, ne ağır konuşurlar
     Dengeyi iyi bulur
     Diyafram nefesini iyi kullanır.
     Duydunmu, dedi, gibi kelimeleri farkında olmadan kullanırlar.
     Diyaloglara önem verirler
     Duyunca ve görünce gaza gelirler.

    3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR
    Örnek: Hatemi, Teksoy, Türkan Şoray,
     Her olayın duygusuna, önem verir,
     Manaya önem verir
     Çok ağır nefes alırlar.
     Dokunmaya bayılırlar.
     Karşısındaki kişiye dokunabilir.
     Kendi yüzüne, pantolonuna, masaya ... vs dokunabilir.

    Karşına bir kişi gelmiş ise sen onun frekansına geç.
    Profesyonel iletişimde aynı frekansta
    Topluluklar karşısında işitsel olmak zorundayız konuşmak esastır.

    ANLATIMDA
     Benzetme
     Örnekleme
     Diyalog kullan
    Bunun için benzetme ve örnekleme arşivinin artması gerekir.

    Dokunsal duysallar ile görseller çok zor anlaşır.

    SORU SORMA TEKNİĞİ
    SORULAR
    1. Bilgi içermeli
    2. Kısa olmalı
    3. Anlaşılır olmalı
    4. Yumuşak olmalı
    5. Duygu olmalı
    6. Yarar gözetilmeli
    7. Genelleme yapılmamalı

     Bilgili olmayan soru soramaz.
     Soruları tek tek sor.
     Kısa soru cümlesi kur.
     Soru cümlelerinin anlaşılır olmasına dikkat et.
     Dengeli, yumuşak (hariciye tarzı) soru sor.
     Gaza gelmeden sor.
     Karşı tarafı kıracak sorular sorma.
     Soru sormak insanı harekete geçirir.
     Her sorunun cevabı hemen gelmez.
     Soru sorma kalitesini arttır.
     Geneli bil, ayrıntıyı sor.
     Doğru soru hayatını değiştirir.
     Düşün öyle sor.
     Hiç bilmediğin konuda önce araştır. Sonra sor.
     Soru insanı heyecanlandırmalı.
     Konuşma ile insanları germe

    İNSANLARI GÜLDÜRMEK
     İnsanlar zıtlıklara güler
     İnsanlar insanlara güler
     İtiraf et: Ben de sizin gibi iken ...
     Kendinle alay et: Huysuz Virjin
     Taklitler ile uğraşma
     Espiri yaparken gülme.
     Ne kadar eğlendirirsen o kadar iyi eğitirsin.

    ENERJİ
     Enerjiyi muhafaza etmek.
     Enerji hırsızı:
    a. Alenen çalanlar
    b. Çaktırmadan çalanlar
    c. Çaldığını bile fark etmeyenler.

    Enerji çalarken insanlar:
    a. Korkutucu insanlar
    b. Acındırıcı insanlar
    c. Mesafeli insanlar
    d. Sorgulayıcı insanlar
    Bu tarzlardan 4 de her insanda vardır. Fakat biri öndedir.
     0-10 yaş arasında çocuklara mutlak enerji verilmeli
     İnsanlar enerjilerinin çalındığı yerden kaçarlar
     İnsan yaptığı işte mutlu olmalı ki enerjisi artsın
     Kişi kendini sorgulayıcı olduğu zaman dengeler.
     Tiyatrocular, her organizeyi yapan insanlar sorgulayıcı olurlarsa daha başarılı olurlar.
     Bilgi insanı dengeye ulaştırır.
     Yönetici, öğretmen karşısındakinin enerjisini çalmasın yeter.

    Toplum Enerjisini Çalmak : Deprem, bölgesel felaketler.
    Ülkelerin Enerjisini Çalmak: Savaşlar, çatışmalar: İsrail-Filistin

    Enerjisinin çaldırmama yolu:
    Acındırıcı: Acındırmaya devam ederse enerji toplar.
    Çocuk kendini acındırırsa dinle

    Yansıma-aynalama:
    Adam dövmeye geliyor: ”sen bana yumruk atarsan ölürüm ben” deyince duygularına cevap bulur ve vazgeçer.
    Karşı taraf sana hangi duygu ile yaklaşıyorsa o duygu ile cevap verin.

    Dünyanın tüm tuzaklarının iki temeli vardır.
    Yem ve gizlilik.
     Konuşmanın en önemli yeri başıdır.
     Konuşmanın başında minik bir cimle başlayın (manşet)
     Konuşmada yem duygudur.
     Konuşmada kaşındaki toplumun ortak duygusunu bulmak.
     Konuşmanın başında bilinenle başlama



    Konuşmada Sıralama
    1. Manşet
    2. Bilgilendirme
    3. İnandırma
    4. Eylem

    En başta ne satacağını söyleme
    Bir insan bir defa aldatılırsa gerçeklerden şüphe etmeye başlar.

    1. Manşet
    Kısa ve öz olmalı

    2.Bilgilendirme (tez)
    Hayattan örnek ver

    3. İnandırma (antitez)

    4. Eylem (sentez)
    a. Tek hedef (ağzındaki baklayı çıkar)
    b. Çözüm

    Örnek:
    1. Manşet
    Beyazı sever misiniz?
    2. Bilgilendirme
    Ayşe teyze bir pilav yapar. Bembeyaz,
    3. İnandırma
    Annemin ise pilavı hiç öyle olmaz. Her zaman biraz sarıdır.
    4. Eylem
    a. Tek hedef (ağzındaki baklayı çıkar)
    Öğrendim ki Ayşe teyze pilav yaparken limon sıkarmış.
    b. Çözüm
    Eğer pilavın beyaz olmasını istiyorsan pilav suyu kaynarken limon sıkamlısın.
     
  13. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    İletişimde akli olan insanlara konuştuğunuz gibi kalbi olan insanlara da konuşmaktasınız. İnsanlar söylenenleri sadece akıllarıyla değil aynı zamanda kalpleriyle de değerlendirirler. Öyle ki özellikle gençler için çoğu zaman akıldan ziyade kalp hükmeder. Kalpleri olumsuz etkileyen mesajlar verdiğinizde ne kadar akla uygun, inkar edilemeyecek sözler söylerseniz söyleyin hiç bir etki meydana getiremezsiniz. Eğer dinleyenlerin duygularını olumlu yönde etkilemeyi başarabilirseniz fikir yönünden ne kadar zayıf olursanız olun parlak bir iletişim kurabildiğinizi görürsünüz. Etkili konuşma yeteneği olmayan binlerce insan aslında sırf duyguları olumlu şekilde kullanmayı başardıkları için iletişimlerinin zirvesine çıkmışlar ve çok büyük işlerde diğer insanları yönlendirebilmişlerdir.
    Duyguları sözlerimizle etkileyebildiğimiz kadar tutumlarımızla da etkileyebiliriz. çoğu zaman duyguları etkileyen faktörler sözler değil temel tutumlardır. Eğer dinleyicilerde duygusal bir tepki ve red oluşturursanız bu sözlerinizin de reddedilmesine yol açar. Eğer duygusal bir kabul ve iyi niyet oluşturabilirseniz bu zayıf olan düşüncelerinizi de güzlendirir. Yaratıcının koyduğu kanun budur.

    Benlik Direncinin Etkisi
    Tüm insanlar birer “ego” yani “ben” taşırlar. Her insanın kendi beni sahip olduğu en aziz varlıktır. İnsanlar “benlerine” yönelebilecek en küçük tehdide şiddetle direnirler. Bu direniş düşünsel değil duygusaldır. Eğer amacınız insanları kazanmak ve düşüncelerinizi onlara aktarmak ise asla “benlerini” rencide etmemelisiniz. Aksi taktirde akıllarını düşüncelerinize kapatırsınız. Artık etkili söz söylemenizin hiçbir anlamı ve önemi kalmaz. Aşağıda benlik direncini etkileyen bazı faktörler üzerinde durulmuş ve bunların nasıl kullanılacağı anlatılmıştır.


    Eleştirmeyin
    Karşınızdaki kişinin hatasını açığa çıkarır eleştirirseniz “ego^su yaralanır. Böylelikle o kişinin sizden nefret etmesine ve ya sizi dinlemekten vazgeçmesine veya kendi fikrini destekleyecek deliller aramasına yol açarsınız. Bu çerçevede;
    Bir kusuru asla şahsileştirmeyin: “Sen böyle bir hata yaptın... Yanlış düşünüyorsun....” demeyin. Gerekliyse bunun yerine “Biz şöyle şöyle hatalar yapabiliriz.... İnsanların bu tür hatalar yapmaları mümkündür. Sahip olduğum bilgilere dayanarak düşündüğüm zaman şu şekilde davranmanın hatalı olduğu sonucuna varıyorum” Denebilir.

    Her zaman açık kapı bırakın:
    Muhatabınızın hatasını kabullenmesi, bir mazerete imkan tanımanız halinde daha kolay olabilir. Herkes hatasına mazeret bulmak ister. “İnsanların haberi olmadan onlar adına böyle kötülükleri yapanlar var... Bazen insanların böyle davranmasına yol açan çok ciddi nedenler olduğunu kabul ediyorum” denebilir.

    Hatalarınızı Kabul Edin
    İnsanlar kendi eksiklerini görmeye isteksizdirler. siz kendi eksiklerinizi görürseniz onlarda kendileri hakkında bu isteği oluşturursunuz. Hatalarınız reddederseniz muhataplarınızda kendilerininkileri reddederler. Dahası sizin reddiniz egonuzu koruduğunuz anlamına gelir. Egonuzu korumak ve yüceltmek gibi bir endişeniz varsa dinleyiciler de o egoyu ayakları altına almak isterler. Bunun için kendi egolarını yüceltmeye çalışırlar. Bu durumda mesajınız netliğini kaybeder. Elbette dinleyiciler size üstünlük atfederlerse sizden çok fazla etkilenirler. Ama insanlar gururlu insanlara üstünlük atfetmezler. Kendinizi küçültmeyeceksiniz. Ama “ne yazık ki cahil olduğum zaman o hatayı işledim. Şimdi bir daha aynı yanlışı yapmamak için çırpınıyorum... elbette ben de sizin gibi bir insanım ve biz yanılabiliriz, ama tüm gücümüzle doğruları araştırmalıyız....” denebilir.


    Tartışmadan Kaçının
    İnsanlarla “evet-hayır” kilitlenmesine girdiğinizde tartışmaya başlarsınız. İşin içine duygu girer ve herkes şerefini kurtarmak için doğruluğunu ispat için çırpınır. Tam bu anda ya tartışmayı sürdürmeyerek konuşmayı kesin ya da uygulanabilirse çözüm tutumunu kullanın. Çünkü eğer amaç karşıdaki insanı kazanmaksa tartışma kesinlikle her iki taraf için de mağlubiyetle sonuçlanır. Eğer amaç tartışılan kişinin çok kötü olması nedeniyle onun dinleyiciler nezdinde küçük düşürülmesi ve böylece tecrit edilmesi ise karşı tarafın mantıklı cevaplar bulamamasıyla sonuçlanan tartışmalar tercih edilebilir.
    Tartışmayı terk etme yolunu tercih ediyorsanız “Şimdi işin içine duygularımız karıştı. Artık samimi olarak doğruları araştırmıyoruz. Ben her zaman doğruları samimi olarak paylaşmanın yolunu arıyor ve yanlışımı içtenlikle görmek istiyorum. Bu tartışmada siz veya ben susmak zorunda kalabilirim ama ikimiz de mağlup oluruz. Bu konuşmaya tartışmamak şartıyla daha sonra devam edebilirim. Nasıl yorumlanırsa yorumlansın şimdi bırakmak zorundayım.” denebilir. Çözüm tutumunu kullanacaksanız Şu örneğe bakınız: “Sizi anlamaya çalışıyorum. Benden farklı düşünüyorsunuz. Mutlaka ciddi delilleriniz var. Tam olarak anlayabilmem için tekrar kendinizi daha açık ifade eder misiniz? elbette düşünceleriniz çok önemli. Böyle düşünebilmek için çok şey bilmek gerekiyor. eminim bende sizinle aynı bilgileri ve tecrübeleri yaşasam bizinle aynı sonuçlara ulaşabilirim. Ama akıl aynı akıldır. Ben bu konuda şunları biliyorum. Şunlar deneyler... Bunlar otoritelerin sözleri... Bunlar da benim tecrübelerim... Bu bildiklerim beni bu sonuca götürüyor. Sizin benden daha iyi bir mantığa sahip olduğunuzdan şüphem yok. Ama doğruları bulabilmek için mantıklı olmanın yanı sıra samimiyete de ihtiyacımız var. Sizin söylediklerinizle benim söylediklerimi birlikte düşünelim. ”

    Hayır Demeyin-Dedirtmeyin
    Yanlış bir fikir, değerlendirme veya bilgi ileri sunularak size bir teklif yapıldığında asla doğrudan “hayır” cevabını vermeyin. Eğer kişi başkalarının düşüncesini size aktarıyorsa “hayır” diyebilirsiniz. Ama eğer başkalarından alıntılasa da kendisinin de kuvvetle benimsediği bir yaklaşım ise hemen hayır demeyin. Bunun yerine “Sizi anlamaya çalışıyorum, çok önemli bir soru soruyorsunuz, ilginç bir değerlendirme yapıyorsunuz” şeklindeki yaklaşımlardan biri kullanılabilir.
    Siz soru sorarken, görüş bildirirken bir teklif götürürken özellikle başlangıçta cevabının “evet” olduğunu bildiklerinizi kullanmaya özen gösterin. Bunun için insanların neye evet diyebileceğini önceden öğrenebilmek için dikkatli olun. Seri olarak alacağınız “evet”lerin ardından, yeni bir teklife evet cevabı alma ihtimaliniz kuvvetlidir. Örneğin “Hepiniz güzel konuşmayı ister misiniz?” sorusunun cevabı evet olduğu halde aynı konuda “herhangi biriniz kötü konuşmacı olmak ister mi?” sorusunun cevabı mutlaka hayırdır.

    Büyüklenmeyin ve Küçümsemeyin.
    Büyüklenme veya küçümseme kişiler arasındaki “ego” dengesini olumsuz etkiler ve ego direnci oluşur. dengenin her zaman korunması arada duygusal duvarların oluşmasını engeller. Ancak burada bir incelik vardır. Dinleyici açısından konuşmacının yüceltilmesi fikirlerin lehinedir. Büyüklenme ve küçümseme dinleyici açısından konuşmacıyı küçültür; tevazu ve dinleyiciye verilen önem ve yapılan samimi övgü de konuşmacıyı yüceltir. Büyüklenme ve küçümseme temelde duygusaldır, bunlar duygusal olarak yaşanır ve dinleyici tarafından mutlaka algılanır. Ancak bu psikoloji kolaylıkla konuşmalara da yansıyabilir. “ Ben şimdiye kadar hiç hata yapmadım, bu güne kadar bir çok başarıya imza attım, bu insanlara çok büyük faydam dokunmuştur(büyüklenme), bir sanatçı olarak bir çok kişinin nasıl da gülünç şekilde sanatçılık oynadığını görüyorum, şu geri zekalı insanlar arasında yaşamaya çalışıyorum(küçümseme)” gibi ifadeler doğru da olsalar konuşmacıyı tüketirler.

    Görünüşün Etkisi
    İnsanlar sizi ilk gördükleri izlenimleri her zaman sizinle birlikte hatırlarlar. İlk verdiğiniz izlenim tüm hayatınız boyunca sizi tanımlamaya devam eder. Görünüşünüz insanların en az % 80’i için sizin ne kadar dinlenilmeye değer veya güvenilir olduğunuzun göstergesidir. Çoğumuz fikirlerin mantıklılığına ve delillendirilme derecesine dikkat etmeyiz. Ama fikrin kaynağına yüklediğimiz kutsallık bizi çok fazla etkiler. bu kutsallığı belirleyen en önemli faktörden biri ilk gördüğümüzde edindiğimiz izlenimdir. Bu çerçevede görünüş hakkında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır.


    Enerjik Görününüz.
    Yorgun insanlar yavaş, tutuk ve donuk konuşurlar. Heyecan eksikliği nedeniyle inandırıcılıkları zayıftır. Görünüşleri sanki inanmadıklarını söylediklerini düşündürmektedir. Tokluk ve uykusuzluk canlılığı ve konuşma seriliğini olumsuz etkiler. Enerjik insanlar tüm organlarına hakim imiş gibi görünürler. Fazla tok, uykusuz veya ihtiyaçtan fazla uyumuş iken konuşmaktan kaçınmalısınız. İhtiyacınız varsa hafifçe glikoz içeren tatlı sıvılar veya süt alabilirsiniz.

    Temiz Giyininiz.
    İnsanın dış görünüşü iç görünüşünün aynası olarak algılanır. İç görünüşün en önemli yansıması yüz hatları ve vücudun genel duruşu olsa da izleyici ilk anda en az bunlar kadar kişinin giyimine ve temizliğine dikkat eder. Düzgün tıraş, bembeyaz parlayan dişler temizliğin ve asilliğin ilk işaretlerindendir.
    Buna paralel olarak düzgün ütülenmiş yani görünümlü takım elbise, boyalı sağlam ayakkabı, sıra dışı olmayan renkler önemli giyinme faktörüdür. Kesilmiş tırnaklar, aşırı makyajı olmayan bir yüz uzağa yayılmayan ama kucaklaşma veya öpüşme esnasında hissedilebilecek hafif ve güzel bir koku, vücut hatlarını göstermeyen vasat bir örtünme tarzı.... Bunlar ciddiyetin ve etkililiğin en önemli faktörleridir. eğer ilk göründüğünüzde ciddiyet ve saygınlık imajınızın yok olmasına izin verecekseniz şunları yapabilirsiniz:
    Dişlerinizi fırçalamayın. Yemek kırıntıları 50 cm’den belli olsun. Tırnaklarınızı iyice uzatın, bıyıklarınızı iyice uzatın, saçlarınızı ve sakalınızı dağınız bırakın. Çamurlu veya yırtık elbiseler giyinin veya elbiseleriniz vücudunuzun hatlarını iyice göstersin. Aşırı makyaj yaparak görünümünüzün doğallığını maskeleyin, uzaklara yayılan bir koku kullanın, üstelik bu konu keskin olsun....

    Görünümünüzü Kontrol Edin
    Özellikle gurup karşısında iseniz takip edenlerce nasıl bir görüntünün neresindesiniz? Kendinize bakın. Öfke, heyecan, titreme gibi bir izlenim veriyor musunuz? Ne kadar sakin “gülümseyebiliyorsunuz”? Gülümserken dişlerinizin gözükmesi gerekmez. Sakince vücudunuzu gevşetiyorsunuz.
    Düz bir ortamda konuşuyorsanız ez azından omuzlarınıza kadar görünebilmek için biraz yükseğe çıkmaya çalışın. kürsü önünde iseniz arkasına gizlenmeyin. Kürsü omuzlarınıza kadar çıkıyorsa kürsüyü kaldırın. Konuştuğunuz noktanın hemen çevresinde hareketli insanlar, nesneler olmamalıdır. Oturuyorsanız yığılır gibi değil diri diri oturun. Çok hızlı hareket etmeyin, ellerinizle aşırı oynamayın, kontrol edemiyorsanız ellerinizi arkaya bağlayın, tek elinizi cebinize koyun veya elinizde bir kalem tutun veya en iyisi her ikisini aşağıya salın ve istedikleri gibi davransınlar.

    Jestleriniz Tabii Olsun
    Söz söylerken jest çok önemlidir ama tabiiliği bozulduğunda jest her şeyi mahveder. Jestlerin anlamını çok iyi öğrenin ve iyice yerleştirinceye kadar kullanın. Ancak konuşma yaparken jestlerin anlamını düşünerek onları kullandığınızda yapmacıklıktan kurtulamazsınız. Jestlerinizi yapınızın tercihine bırakın ve bir hareketi asla sürekli tekrarlamayın.

    Benliği Coşturmanın Etkisi
    Kalplerin ikna edilmesi yolunda kullanılacak bir diğer yöntem de muhatap kitlenin “ben” duygularını harekete geçirmek ve yükseltmektir. Önceki bölümde benlik direncinin kırmanın önemi üzerinde durduk. Muhatabınızın beni asla sizden aşağıda tutulmamalıdır. Şimdiki yolla onların benlerini yükseltme yolunu kullanıyorsunuz. Aşağılanmaya direnen veya karşı çıkan benler yüceltenlere de sahip çıkar. Bu çerçevede üzerinde duracağımız yöntemler aşağıdadır.

    İltifat Ediniz:
    Tüm insanlar samimi iltifattan hoşlanırlar. İltifat gururu okşama veya kompliman şeklinde kendini gösterebilir. Sizi dinleyenlerin değer verdiklerini bildiğiniz bir özelliklerini takdir ettiğinizi onlara söyleyiniz. Eğer bu özellik onların bile farkında olmadığı bir özellikse çok etkileyici olacaktır. Örneğin bir Amerikalı bizimle konuşuyor: “Biz Amerikalılar bilgiye ve zekaya çok önem veririz. Ülkemize gelen büyük zekalar arasında Türklerin önde gelmesi hep dikkatimizi çekmiştir. Şimdi büyük zekaları yetiştiren böyle bir topluluğun karşısında konuşmanın heyecanını yaşıyorum.”

    Üstünlük Atfediniz:
    Dileyicilerinizi dürüst, namuslu ve üstün insanlar olarak tanımlayınız. Öyle olmasalar bile insanları bu üstün vasıflara sahip göstermeniz veya en azından bu üstün vasıfları seven ve bunlara değer veren insanlar olduklarını ifade etmeniz etkileyici olacaktır.
    Örneğin Alkolizme düşmüş bir topluluğa konuşuyorsunuz:” Şimdi karşımda her şeye rağmen insanlık onurlarını korumaya adanmış bir topluluk görüyorum. Gözleriniz bana diyor ki ‘biz temiz insanlarız, dürüstlüğü ve onurlu yaşamayı gönülden yaşamayı arzuluyoruz.’ Sizi tebrik ederim. İnanıyorum ki bir gün hepiniz çok gurur duyulacak başarılara ulaşacaksınız.”

    İyimserlik Yayınız.
    Konuşmanızda bir sorunu veya çirkinliği dile getiriyor olabilirsiniz. Ancak kötü durumları tasvir ettikten sonra bir çaresizlik, ümitsizlik ve karanlık havası oluşturmanız tehlikelidir. Bu durumda dinleyicinin heyecanını kırar, onu üzersiniz ve bu yolla kendi imajınızı zedeleyerek kötü olaylarla birlikte hatırlanır hale gelirsiniz.
    Kötü durumlara vurgu yapılacaksa bu durumlar ayrıntılı tasvir edilmemeli, çabucak geçildikten sonra bunların düzeltilebilmesinin mümkün olduğunun ayrıntılı anlatılması gerekir. Böylece oluşturulan iyimser hava ile konuşmacı-dinleyci duygusal yakınlaşması sağlanır.
    Örneğin toplumsal yozlaşmaya vurgu yapıyorsunuz: “Toplumumuzda büyüyen bir çöküş var. Geçim sınırının altında bir fakirlik ve büyüyen ahlaksızlık türleri...Biz tüm bunları aşabiliriz. Bizim ecdadımız her türlü zorluğa 600 yıl göğüs gerdiler. Bizler dünyanın en temiz, en çalışkan en ahlaklı insanlarının torunlarıyız. Her geçen gün üzerimize düşen görevin daha net bilinicine varıyoruz ve böyle gayretli insanların sayısı arttıkça yeniden Dünyanın en temiz insanları olduğumuzu tüm Dünyaya göstereceğiz.”

    Sevgi Yayınız:
    Dinleyici kitleyi sevmeye büyük önem vermelisiniz. Onlar son derece değerli ve sevilmeye layık varlıklardır. Bu olumlu duygunuz onların da eninde sonunda sizi sevmelerine yol açar. Sizin duygularınız onların duygularını etkileyen en önemli faktördür. Nefret duygusu vererek insanların fikirlerinizi sevmelerini bekleyemezsiniz. Sevginiz kendinizi “güler yüz” ile yansıtacaktır. Gerçek bir güler yüz o yüze bakan herkesi güler hale getirir. güler yüz iç gerginliği azaltıp her şeye rağmen huzur ürettiği için güler yüzlü konuşmacı dinleyicinin içinde sevinç üretmesine katkıda bulunur. İnsanlar kendilerine zevk veren her şeyi severler.

    Emin Olunuz:
    Sizin söylediklerinize ilişkin kesinlik inancınız en önemli duygusal ikna nedenidir. İnsanlar çoğu zaman söylediklerinizi anlamazlar veya sizden farklı yüzlerce düşünce varken yaşayıp görmedikleri tezinizden emin olamazlar. Herkes dinlediğinin doğru olmasını arzuladığında konuşmacının gerçekten de kendisini ikna etmesini sağlar. Konuşmacının çabaları işe yaramayabilir ama konuşmacının kendisinden emin olması, hiç bir şüphe duymaması aynen algılanır. Hiç şüphe duymadan fikirlerini savunan insan hatalı da olsa çok kalabalık toplulukları kendine inandırabilir. Şu halde tüm gücümüzle savunduğumuz bir fikir varsa ona ilişkin inancımızı kuvvetlendirmemiz gerekir. İnancın kuvvetlenmesi ise ancak ısrarlı ve detaylı araştırma ve tahkike dayanır.

    İnanmanın Etkisi

    İnancınız Net-Kesin Olsun
    Şüpheli olduğunuz bir konuyu savunurken şüphe yayarsınız. Siz inandığınızdan emin misiniz? Yani neye inandığınızı biliyor musunuz? İnsan birbiriyle çelişen inançlarla kimseyi ikna edemez. Örneğin yeni bir dil öğretim tekniğini duydunuz ve çok etkili bir teknik olduğunu defalarca duydunuz. Sonra birileri size bu tekniğin hiç de sanıldığı gibi etkili olmadığını söyledi. inancınız sarsıldı mı? Küçük bir şüphe oluştu mu? Oluştu ise inancınız kesin ve net değildir.

    İnancınız Güçlü Olsun
    İnandığınız konu hakkında şüpheniz yoktur ama kolay şüpheye düşebilecek konumdasınızdır. Bu durumda inancınız zayıftır. İnancınızın en güçlü olduğu noktada aksini görseniz bile inancınızdan vazgeçemezsiniz. Çünkü inancı o kadar çok tekrar ettiniz ve o kadar onu destekleyen tecrübe aldınız ki o inanç tüm hücrelerinize işledi.

    İnancınızın Hedefi Belli Olsun
    İnandıktan sonra bu inancınızı kime anlatmak istiyorsunuz. Bu hedef kitleyi inancınızla birlikte sürekli düşünmelisiniz. Onlara vermek istediğiniz mesaj sevgi sayesinde tüm problemlerin hallolabileceği inancı mı? O zaman onları tüm kalbinizle sevin, sanki ayni sevginin hepsini kuşattığını ve aralarındaki tüm problemleri hallettiklerini duyun. ama bunu yaparken hangi kitleye hitap ettiğinizin mutlaka farkında olmalısınız.

    ÖZET

    Olumsuz Duyguların Önünü Kesin:
    1. Konuştuğunuz insanları asla eleştirmeyin. kendinizi bile eleştirmemelisiniz.
    2. Eğer varsa hatalarınızı savunarak örtbas etmiyorsunuz. Hatayı hemen kabul etme fazileti sayesinde hem hatanızı yok edersiniz hem de zannedilenin aksine daha yüksek bir onura kavuşturulursunuz.
    3. Tartışmalarda kaybeden de kazandığını sanan da kaybeder. Eğer bir insanı kazanmak istiyorsanız onunla asla tartışmayın.
    4.Katılmadığınız bir fikre doğrudan”hayır” demiyorsunuz. bunun yerine fikre saygı duyup bildiğiniz farklı hususları açıklıyorsunuz. Karşınızdaki insanlara “hayır” diyeceklerinden emin olduğunuz konuları doğrudan söylemeyin.
    5.Siz çok büyüksünüz. Ama herkes büyük. Ve siz dahil herkes büyük olmak istiyor. Şu halde kendinizi başkalarının önünde büyülterek veya başkalarını önünüzde küçülterek dengeyi bozmayın. Aksi halde her iki durumda da gerçekte siz küçülürsünüz.

    Etkileyici Görünüş Oluşturun:
    1.Enerjik bir insan gibi canla ve heyecanlı durun. bakışlarınız canlı olsun.
    2.Her zaman yeni ve en kaliteli elbiseleri giyinemezsiniz. Ama giyindiklerinizin temiz olmasına, vücudunuzun mutlaka temiz bulunmasına dikkat etmelisiniz. Saç, sakal, tırnak, diş ve ayakkabı temizliğini bu çerçevede düşünebilirsiniz.
    3. Uçuk hareketlerden kaçının. genel görünümünüz ve duruşunuz ağırbaşlı bir kişilik imajı çizsin. Tükürük savururcasına bağırmak, küçük dili gösterecek kadar gülmek gibi durumlar iletişimciyi küçük düşürtür.
    4.Yapmacık jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır. bunları öğrenebiliriz ama iletişim esnasında tabii olarak çalışmalarına izin verilmelidir.

    Sizi İzleyen Duyguları Coşturun:
    1.Doğru ve samimi iltifatları her fırsatta kullanın.
    2.Dinleyenlerin üstün olduğu yönleri keşfetmelerini sağlayın.
    3.Sürekli iyimser ve çözüme dönük yaklaşımların sergileyin.
    4.Her sözünüz kalbinizden sevgiyle çıksın. Dinleyenleri severek onlara konuşuyorsanız onlarda sizi severek dinleyeceklerdir.
    5.Ne kadar kendinizden eminseniz dinleyenler o kadar sizden emin olacaklardır.

    İman Derecesinde İnanç Geliştirin:
    1. İnancınızın net ve kesin olmasını sağlayın. Yani neye inandığınızı tam olarak bilin.
    2.İnancınızdan doğan bir fikri anlatırken kimleri hedef seçtiğinizden duygusal olarak emin olun.
     
  14. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    Düşünceleri İnşa Edin

    Konuşmada başvurulacak bir kısım tutumlar düşüncelerin daha güçlü hale gelmesine yol açar. Dinleyici fikrin doğruluğunu sorgularken kendi zihninde var olan diğer düşüncelerle karşılaştırır. Fikrinizin galip gelmesi için dinleyenin düşünce kaynaklarından “daha güçlü” ve “daha çok sayıda kaynağa” dayanması gerekir. Bir diğer deyişle insanlar düşünceleri değerlendirirken, bu düşünceler hakkında;

    - Otoritelere dayanmakta mı dırlar ?
    - Ne kadar sayıda otoriteye dayanmaktadır?
    - Bu otoriteler ne ölçüde güvenilirdirler?
    -Söyleyen kişi bir otorite imajı vermekte midir?
    - Ne kadar sayıda ek fikirler aynı noktaya işaret etmektedir?
    - Fikirler ne kadar mantıklıdır?
    - Bunlar dinleyenin İnançlarıyla ne ölçüde uyuşmaktadır?

    gibi sorulan sorular ve bu sorulardan alınacak cevaplara göre kararlarını verirler. Dinleyiciyi aklen etkileyebilmek, onun aklına girmek ve ona kullanacağı yeni malzemeler vermekle mümkündür. Bu bölümde aklı en hızlı etkilemeye destek olacak faktörler üzerinde duracağız.

    Fikirlerinizi Mal edin :
    Önemli olan bir fikri sizin üretmiş olmanız mı, yoksa onun daha çok kişi tarafından sahiplenilmesi mi ? eğer ikincisiyle doğrudan yargıları vermekten- özellikle konuşma başlarında- çekinin. Bunun yerine sizi belli bir fikre götüren nedenleri sıralayın ve dinleyenlerin aynı fikre gelmesini beklemek üzere onları serbest bırakın. Şu iki örneğe bakalım;

    a) “Kobra yılanları çok tehlikeli ve zehirlidir. İnsanlara çok büyük zarar verebilirler. Bu yüzden kobra yılanından kaçmalıyız.” b) “Kobra yılanlarının dişlerindeki zehir 100 kişiyi öldürmeye yeter. Bu yılanların ağızları o kadar büyüyebiliyor ki bir kuzuyu bile yutabilirler. Bu yüzden kobra yılanından kaçmalıyız.”

    Bu iki ifade biçiminin ikincisinin daha etkili olduğunu görüyorsunuz. Burada altı çizili son cümleleri siz söylemeseniz bile dinleyici o düşünceyi üretecektir. Bir başka örnek;

    a) “Değerli dinleyenler! bildiğiniz atom korkunç bir kuvvete sahiptir. Eğer bu kuvveti açığa çıkarabilsek bu güç büyük işler yapabilir. Dolayısıyla atom gücünü kullanırken çok dikkatli olmalıyız.”

    b) “Değerli dinleyenler Atom’un ne kadar büyük bir kuvvet taşıdığını düşündünüz mü ? Kalemle bir kağıda ‘atom’ kelimesini yazın. Eğer o yazının mürekkebini oluşturan atomları parçalayabilseydik ortaya büyük bir enerji çıkardı. Bu enerjiyle 10 tonluk bir kamyonu 1 km. havaya fırlatabilirdik. Dolayısıyla atom gücünü kullanırken çok dikkatli olmalıyız.

    Ana Fikirden Sapmayın ;
    Konuşmaya kalktığınızda tüm mesajlarınızın birleştiği tek bir mesaj olmalıdır. Ana fikir olan bu tek mesaj tüm mesajlarla desteklenmelidir. Örneğin dinleyicilerinize güzel konuşma yeteneğinin faydalarını anlatıyorsunuz. Bu yeteneğin neler kazandıracağını sıralayacaksınız.

    - toplum huzurunda kendine güven ve rahatlık
    - sevilir bir ses tonuyla konuşma
    - siyasi ilişkilerde yükselme vs. nedenler sıraladınız.

    Eğer bunların arasına “Sözleriyle Dünya savaşlarına yol açabilecek kadar etkili olabilmeyi” ekliyorsanız, ilgili fakat ana fikre destek vermeyen bir söz söylersiniz. Eğer “güzel konuşma ile gurur ve büyüklenme” arasında ilişki kuruyorsanız kendinizi içten sabote edersiniz, kendinizle çelişirsiniz. Çünkü güzel konuşmanın zayıf karakterli insanları büyüklenmeye ve başkalarını küçük görmeye sevk etmesi mümkündür ama sizin ana fikriniz bu olumsuz yönü içermiyor. Eğer Amerika’da koyunların beslenme biçimleriyle şarkı sözleri arasındaki ilişkiden söz ediyorsanız bu defa söylediğinizin ana fikrinizle hiç ilgisi yoktur. Kısaca, her yeni paragrafınız veya ifade kümeniz yeni, fakat öncekine destek olan ifadelerden oluşmalıdır.


    Destekleriniz mantıklı olsun ;
    Ana fikrinizi desteklerken sürekli mantık kullanmak durumundasınız. Mantık özellikle “sebep-sonuç” ilişkisinin doğruluk derecesini arar. Doğruluk derecesi karşılıklı konuşmadığınız dinleyici kitlesine % 100 bilimsel verilerle anlatılamayacaktır. Dolaysıyla dinleyicinin bildiği veriler kullanılarak benzetmeler yapılmak zorundadır. Dinleyicinin bilmediği kavramlarla yürütülecek çok doğru bir mantık aslında mantıksızlık gibi işleyebilir. Bu çerçevede aşağıdaki örnekler üzerinde duralım. Bu örneklerde dinleyicilerin yabancı oldukları bilgiler ve bunların dayandığı mantıklar bildiklerinden hareketle anlatılmaya çalışılmaktadır:

    a) “Zaman büyüyebilir. Aynı zaman içinde bazı insanların daha fazla iş yapması mümkündür. Hatta ruhsal yetenekleri gelişen insanlar bir günde örneğin 10 gün yaşayabilirler. Rüyalarınızı düşünün. Aslında 10 saniye süren bir rüyayı anlatmaya kalktığınızda 10 saniyede yaşadığınızın bir yıllık olay olduğunu görürsünüz.

    b) “Biliyor musunuz insanlar güçlerini çok küçümsüyorlar. Aslında bazen bir insanın tek bir el hareketiyle tüm dünya değişebilir. Bir teraziyi düşünün ki iki kefesinde eşit ağırlıkta birer dağ vardır. Bir kefeye dokunursunuz ve tüm denge değişir, bu kadar basit. İnsan asla kendisine verilen gücü küçümsememeli.

    c) “Bir hedefe ulaşmak mı istiyorsunuz. Odaklaşın dikkatinizi keskinleştirin. O zaman hedefinize giderken her engeli deler geçersiniz. Düşünün tahtayı keserken gücünüz ne kadar çok olursa olsun keserinizin ağzının keskinliği çok önemlidir. Jilet gibi kesen bir keserle parçalar geçersiniz. Ağzı düz bir keserle ise tüm gücünüzle vursanız bile parçalar kopmayabilir.

    Otoritelere dayanın
    Fikirlerinizi otoritelerle destekleyebilmelisiniz. İnsanların çoğu - günümüzde- bilim adamlarına inanmaktadır. Bu arada din adamları, kültür ve edebiyat önderleri ve bazen de siyasi liderler toplumca otorite olarak kabul ediliyorlar. Bu arada sosyal alanda çok fazla görülen şöhret sahibi herkes hayranları gözünde birer önemli otoritedir. Otoriteler, şahıslar dışında kitaplar veya çeşitli önemli tüzel kişilikler; kurum veya kuruluşlar olabilir. Örneğin bir Müslüman için Kur’an en büyük otoritedir. Konuşmalarınızda bu otoritelerin sizinle aynı olan fikirleri size güç verecektir. Ancak muhatap kitlelinize bakarken hangi otoriteye dayanacağınızı iyi seçmelisiniz. Zira sizin otorite olduğunu sandığınız kişi, varlık veya kurum karşınızdaki dinleyicinin nefretini kazanmış bir varlık da olabilir. Aşağıdaki örneklere bakalım;

    a) “Başarının sırrının zekadan değil çok çalışmaktan geçtiğini artık görmeliyiz. 200’ün üzerinde buluşa imza atan elektriğin buluşçusu Edison başarının % 1’nin zekadan % 99’nun da çalışmaktan kaynaklandığını söylüyor.”

    b) “Güneş doğduktan sonra uyumaya devam etmek ne büyük zarar. Bilim Teknik Dergisinde okumuştum. Sabah uyandıktan sonra uyumaya devam etmek zeka gerilemesine yol açıyormuş. Daha da önemlisi, gündüzün başında ve sonunda uyunacak uykunun aklın azalmasına yol açtığını 14 asır önce Peygamberimizin de söylediğini biliyor muydunuz ?

    Örneklere başvurun ;
    Örnekler ileri sürülen fikirlerin somut yansımalarıdır. her alt fikir bir veya daha fazla örneğe dayandırılabilir ve ileri sürülebilecek örnek, fikrin somut yansımalarından herhangi biri olabilir. Örnek bir önceki temel veya yardımcı fikrin kapsamında olmak zorundadır. Örneklendirmekten amaç fikrin delillendirilmesi ve somutlaştırılmasıdır. Şu örneklere bakın;

    a) “O insan hep güzel sözler söyler. (Örneğin)Bir defasında tüm topluluğa çalışmasının önemini anlatıyordu. (Örneğin)Onu bir keresinde heyecanla çocukları teşvik ederken gördüm vs.

    b) “Bazı kuşların verdikleri sesler insanlara müzik gibi gelir. Örneğin bülbülün bahçedeki ötüşü, kekliğin vadilerdeki bağırışı harika bir senfoniyi andırır.”

    Anlaşılır Anlatım Kullanın;
    Amacınız anlaşılmak olduğuna göre edebi sanatlardan uzak durun (Bunun istisnaları vardır.) Mecaz bazen çok çarpıcıdır ama en büyük tehlikesi herkes tarafından farklı algılanabilmesidir. Dili kullanma biçimimizin anlaşılırlık derecemizi etkileyen çeşitli faktörleri vardır. Bu faktörleri aşağıda sıralıyoruz:

    - Bilinen kelimeleri kullanın; bir doktorun tıp terminolojisiyle gerçekleştirdiği anlatımını ancak doktorlar anlayabilir. Hukuk dergisinde hukuk terminolojisi kullanılarak yapılan anlatım genel halka hitap etmez. Konuştuğunuz kişilerin bildiklerini tahmin ettiğiniz kelime veya ibareleri kullanmanız çok önemlidir.

    - Tam ilgili kelimeyi kullanın; kelimelerin kapsamları farklıdır. Her kültür ve birey aynı kelimelere farlı anlamlar verebilir. Örneğin: “Bizim gelip gittiğimiz, seviştiğimiz bir insandı “ derseniz, altı çizili kelimeniz nasıl anlaşılır. “Sevişmek”, karşılıklı birbirini sevmek, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, muhabbet anlamına geldiği gibi başka anlamlara da gelebilir. Burada önemli olan bazen sözlük anlamı da değil dinleyicinin verdiği anlamdır.

    Düşünceleri Canlandırın
    Aktardığınız fikirlerin dinleyicilerin zihinlerine yerleşmesi son derece önemlidir. İnsan beyni yeni bilgileri somut olgulara çeviremezse, yani canlandıramazsa kavrayamaz. Her zihin aldığı mesajı sürekli canlandırır, resme, sese, kokuya, tada, dokunsal bilgiye çevirir ve kavrar. Konuşmacı bu konularda dinleyiciye yardımcı olduğunda çok etkili olacak, verdiği mesaj bir çırpıda zihinlerde yerleşecektir.
    Biz dış dünyayı algı organlarımız vasıtasıyla algılıyoruz. Beş duyu organımızdan aldığımız her mesaj hafızamızda var olan benzerleriyle karşılaştırılması sonucunda benzerlik bulunduğunda kavrama gerçekleşmiş olur. Bu süreç yoğun bir zihin aktivitesi gerektirir. Dolaysıyla dinleyici bu yoğunluğun altına girmek istemeyebilir veya istese de sonuca çabucak ulaşamayabilir. Şu halde biz fikirleri ve bilgileri ne kadar somutlaştırabilir ve canlı hale getirebilirsek o kadar kapsamlı anlaşılır hale gelebileceğiz. Amerika Birleşik Devletlerinde Richard Bandler tarafından geliştirilen Sinir Dili Programlama Tekniği bu duyuların özellikle üçü üzerinde odaklaşmaktadır. Düşünce ve kavrama sürecimizde en fazla kullanılan bu üç duyu görme, işitme ve dokunma duyularıdır. Ancak biz bunların yanı sıra koku ve tat duyusuna da değineceğiz.

    Görsel Canlandırma Yapınız:
    Görsel canlandırma bilgiyi resme hatta filme çevirebilme ve bu resim veya filmi tanımlayabilme yeteneğidir. Bu tanımlama yapılırken resmin büyüklüğü, içindekilerin renkleri, resmin hareket yönü gibi unsurlara değinilebilir. Görsel canlandırmaya ilişkin teorik anlatımı kısa tutarak konuyu örnekler yoluyla anlamayı tercih edelim ve aşağıdaki örneklere bakalım:

    a) “İnsan vücudunda binlerce kilometre uzunluğunda bir damar şebekesi vardır.”--(daha görsel yapalım) “İnsan vücudundaki damar ağları örümcek ağlarından çok daha karmaşıktır.”--(daha görsel yapalım) “Vücudumuz o kadar çok damarlarla kuşatılmıştır ki bu damarları uç uca getirip ip yapsaydık Dünyanın etrafını üç defa sarabilirdi.”

    b)”Atomun çekirdeği merkezinde bulunur. Bu çekirdeğin etrafında elektronlar süratle dönerler. Aradaki mesafe ve boşluk ise 10-15’tir.” (daha görsel yapalım) “Atomların merkezinde bulunan çekirdek ile çevresinde dolaşan elektronlar neye benzer biliyor musunuz? Dünya ve diğer gezegenleri bir atomun elektronları olarak düşünse idik Güneş bu atomun çekirdeği olurdu. Bu atomun elektronları ile çekirdeği arasında mesafe ise Güneş ile en uzak gezegen olan Plüton arasındaki mesafe olurdu.”

    Görsel canlandırmada renkleri ve boyutları da kullanabiliriz.
    Renk-- “Çocuğun yüzü kararmıştı”-- “Çocuğun yüzü kazan karı gibi simsiyah olmuştu.”
    Renk--İnanılmaz derecede güzel gülüyordu”-- “Tüm çiçeklere baks*** bembeyaz, sapsarı, kıpkırmızı çiçeklere... Onun gülüşündekine benzer bir güzelliği göremezdim.”
    Boyut-- “Elleri çok büyüktü.”-- “Elleri bir fil kulağı gibi büyüktü.”
    Boyut-- “Adamın boyu çok uzundu.”-- “Adam o kadar uzun boyluydu ki insanlara bakarken sanki karıncalara bakardı.”
     
  15. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Ce: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

    İşitsel Canlandırma Yapınız:
    İşitsel canlandırmada ses unsuru kullanılır. Sesin şiddeti, geliş yönü, yapısı gibi unsurlar sesin canlandırılmasına yardımcı olan faktörlerdir. Bu arada sesleri bilinen seslerle ilişkilendirebildiğimiz ölçüde onları kavrayabilmekteyiz. İnsanlar, kalın, ince, titrek, düz, dalgalı, şiddetli, zayıf,kesintili, fısıltılı ses türlerini bilirler. Bu arada uzaktan, yakından gelen, kulağının arkasından, burnunun ucundan gelen, yansıyan şeklinde de sınıflandırmalar yapılabilir. Ayrıca sesler daha önce duyulmuş bilinen seslerle ilişkilendirildiğinde gök gürültüsü, aslan kükremesi, bomba patlaması gibi somutlaştırmalar da oluşturulabilir. Aşağıdaki örneklere bakalım:

    a) “Adamın sesi çok yavaş çıkıyordu--Adam sinek vızıltısı gibi konuşuyordu.”
    b) “Öyle bağırdı ki hepimiz irkildik--Aslan gibi kükreyince hepimiz irkildik”
    c) “Öyle gürültü yapıyorlardı ki uyuyamadım--sanki kulağımın arkasında davul çalıyorlardı. Uyuyamadım.”

    Dokunsal Canlandırma Yapınız:
    Dokunsal canlandırmada dinleyicinin dokunma duyusuna hitap edilir. Bildiğimiz dokunma duyuları arasında, kesici, delici, batıcı, yakıcı, ısıtıcı, soğutucu, dondurucu, titreşimli, yapışkan, emici, sert yumuşak, ağır, hafif, okşayıcı, üfleyici gibi özellikler yer alabilir. Bu dokunsallık algılarına dayalı olarak insanların zihinlerinde yerleşik somut duyular vardır. Aşağıdaki örneklerde dokunsallık kullanımlarının kavrayışımızı nasıl desteklediğine dikkat edelim:

    a) “Elleri çok yumuşaktı.-- Elleri pamuk gibi yumuşaktı.”
    b) “Burnum az kalsın soğuktan donacaktı.---Burnum soğuktan donup buz gibi dağılacak sandım.”
    c) “Adam işkence altında inliyordu.--Adam öylesine işkence çekiyordu ki sanki etleri bıçakla lime lime doğranıyordu.”

    Kokusal Canlandırma Yapınız:
    Bu alanı nadiren kullanmayı tavsiye ediyoruz. zira insanların kokuları değerlendirme biçimleri çok farklı olabilmekte, birisinin sevdiği bir koku diğerini tiksindirebilmektedir. Yine de ortak olarak paylaşılan belli başlı koku imajları vardır, örneğin herkes çürük yumurtadan tiksinir. Kokular genellikle çiçeklere dayanılır, gül, leylak, menekşe, zambak gibi kokular bilinir. Bunlar keskin ve hafif olarak sınıflandırılabilirler. Bu arada çeşitli kokuların yoğrulmasıyla üretilen parfümleri ancak kullanıcıları veya onları sık sık koklamak durumunda olanlar tanıyabilirler. Yine küf, bozulmuş et, yemek, çürümüş bir beden gibi unsurlar çoğunlukla aynı veya benzer şekilde tanınırlar. Kokuyu kullanırken dinleyicilerin sizinle ortak düşündüğünden emin olmalısınız. Aşağıdaki örneklere bakalım:

    a) “Dişlerini temizlemeyen insan ağzında çürüyen yemek kırıntılarından nasıl tiksinmez!”
    b)Çok sigara içen insanı öpmek sigara küllüğünü yalamaktan beterdir.”
    c)O çocuğun saçlarını koklarken tüm gülleri, zambakları hatta menekşeleri koklar gibi oluyorum.”

    Tatsal canlandırma Yapınız:
    tat alma duyusu açısından insanların ortak yönleri azdır ama ortak yönleri çoğunlukla keskindir. Bu duyu az kullanılma imkanına sahiptir ama doğru kullanıldığında çok etkileyici olabilir. İnsanlar acı, tatlı, eksi, tuzlu, mayhoş, yakıcı gibi tatları bilir ve bunları az ve çok olmak üzere sınıflayabilir. Ayrıca bu tat türlerini çeşitli yiyeceklerle ilişkilendirebiliriz: Bal, biber, limon, tuz, erik... Bunların dışında tat duyusunu psikolojik olarak etkileyen faktörler vardır ki bunlar bizim etkili iletimimizde asıl kullanabileceğimiz faktörlerdir. İnek etinin tadı ile köpek etinin tadı arasında fazla bir fark olmadığı halde yemeye kalksanız dehşetli bir fark görürdünüz. Hayvanların yediği yonca ile semiz otu arasında fazla bir tat farkı olmadığı halde yonca yemeğe kalksanız tiksinirsiniz.
    Bu konuda en çarpıcı ve tek örneği Kur’an-ı Kerim’den verelim. Kur’an “gıybet” etmenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu anlatırken tat alma duyumuzu kullanır. Ayette gıybet edenlere ondan nefret ettirmek için şöyle denir: “Ölmüş olan kardeşinizin etini yemeyi nasıl seversiniz?”

    Takip Dikkatini Koruyun
    Dinleyicilerinizin sunduğunuz düşünceleri kavramaları için öncelikle sizi dinleyebilmelerini sağlamalısınız. Araştırmalar 150 kelime/dakika hızla söz söyleyen bir konuşmacının sözlerinin yaklaşık yarısının dinleyiciler tarafından “dinlenmediğini” göstermektedir. Bu durum dinleyicinin dikkatinin konuşma boyunca uyanık tutulmasının çok önemli olduğunu göstermektedir. Çünkü ancak dikkat korunursa söylenen sözlerin fikir değeri ve anlamı dinleyici kitle tarafından algılanabilecektir. Dikkatin korunmasının temel yolu monotonluğun-tekdüzeliğin kırılmasından geçer. Aşağıda kullanabileceğimiz örnek taktikler verilecektir.

    Eylem Sorusu Sorun
    Dinleyicileri beli bir davranışa hemen orada devam ettiğinizde ortama aktif olarak katılmalarını sağlarsınız. Bu durumda herkes herkesin aktif katıldığı bir ortamda ne söylediğinize özellikle dikkat etmek zorunda kalırlar.
    Örneğin topluluğunuza hitaben: “Acaba aramızda kaç kişi başarılı bir geleceği hayal ediyor? Bu saygıdeğer insanların ellerini görebilir miyim?... Aramızda kimler 30 yaşın üzerindedir?.... Bugün ne konuşacağımı kaç kişi merak ediyor?....” Bu tür sorulara herkes el kaldırarak cevap vermeyebilir ama herkes dikkat kesilerek cevap verir.


    Bir Nesne Gösterin
    Dinleyicilere elinizde tuttuğunuz bir nesneyi gösterebilirsiniz. Salona dikkat etmelerini veya kendilerini incelemelerini isteyebilirsiniz. Bakışları ve dikkatleri sizin istediğiniz noktaya yönelecektir.
    Örneğin konuşma esnasında “Şu elimdeki saati görüyor musunuz?... Bu saat her bir saniyesi önemli olan zamanımızı sayıyor?... Şu elimdeki kağıtlara bakın! Bunlarda size anlatacağım “başarının sırrı” yazıyor... Sevgiden ve gönül birliğinden söz ediyorduk. Şurada bir araya gelen muhteşem topluluğa bakın!”

    Sorular Sorun
    Konuşma esnasında soracağınız sorular dalgınlıkları yok eder. Sorular iki tip olabilir: Bir yandan cevabını zaten hemen ardından vereceğiniz konuyu soru halinde ifade edebilir ve dinleyicilerinize yöneltebilirsiniz. Diğeri ise aşırı ısrar etmemek şartıyla dinleyicilerden “bilgi” gerektiren herhangi bir sorunun cevabını isteyebilirsiniz.
    Örneğin Türkiye’de erozyon tehlikesi hakkında bilgi vereceksiniz “Değerli dostlar” Türkiye’nin her yıl ne kadar toprağını kaybettiğini biliyor musunuz? Her yıl erozyon nedeniyle Kıbrıs kadar toprağımız denize akıyor? Kıbrıs için az mı şehit vermiştik?... Dünya nüfusu hızla artıyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi hangisi biliyor musunuz arkadaşlar?...”

    Dinleyicilerinizi takip edin:
    Dinleyicileri dikkatle izleyin. Konuşurken doğrudan dinleyicilere bakın, gözlerinizin üzerlerinde dolaşmasına izin verin. Topluluk üzerinde en küçük bir hareketi veya donukluğu fark edeceksiniz. Dinleyenlerle ilgili dolduğunuz ve onları takip ettiğiniz ölçüde onlar da sizinle ilgilidirler ve sizi takip ederler. Onlara donuk bakarsanız size öyle bakarlar. somurtursanız somurturlar, gökyüzüne bakarsanız gökyüzüne bakarlar. Onların sizi takip etmelerini istediğiniz kadar onları takip ediniz.

    Anlattığınız Konuya İlgili Olun:
    Konunuzu çok önemseyin. O sözü söylemek çok önemlidir. Önem canlılığınızı ve dikkatini arttırır. Çok değerli bir bilgi veriyorsunuz. Siz verdiğiniz bilgiyi ne kadar önemsiyorsanız o kadar önemseme etkisi yayarsınız. Konuya ilgisizseniz yüz hatlarınız donuktur. Duygularınız parlak yansımaz. ilgili olan yüzde hatlar belirgin değişimlere uğrar. Bunun bir diğer anlamı da heyecandır. Konunuza heyecanla ilgi duyduğunuzu göstermelisiniz.

    Ses Monotonluğunu Kırın
    Konuşma bir müziktir: Hep aynı notaya dokunursanız bir süre sonra bıktırırsınız. Notalar ve notaların zamanları sürekli değişmeli ve bu değişim kişiye özel bir besteye dönüşmelidir. Sesin kullanımındaki monotonluğu yok etmekte kullabileceğiniz teknikler aşağıda belirtilecektir.

    Vurguyu Yayınız:
    Özellikle fark edilmesini istediğiniz kelimeleri yavaşlayarak, hece hece vurgulayarak veya vurguyu yayarak seslendiriniz. Örneğin: “Eminim, Tekrar ediyorum. ba--şa--ra--bi--li--riz!... Zaaalim! Bu adam zaalim!... Oluuur hem de öyle olur ki!..!”

    Duraklar Oluşturunuz:
    Çok önemli bir kelimeyi söylemeden önce ve sonra 3-7 saniye arasında ( süre duruma göre değişebilir) kısa duraklar oluşturun. Sözden önce sözü sabırsızlıkla beklercesine bilinçli ve kontrollü susmanız dikkatlerin gelecek kelimeyi beklemek üzere toparlanmasına, sözden sonra durmanız da söylediğinizin zihinlerde tekrarlanmasına yol açar. Dinleyiciye bu suretle “şu mesaj çok önemli” demiş olursunuz. Örneğin: “Düşünmemekte ısrar ediyoruz....(dur).... Ölüm var..(dur).. Öyleyse neden bu kısa hayat sermayesini tembelce ve faydasız işlerle yok ediyoruz... Başarının sırrını merak ediyor musunuz?.....(dur)... alın teri... (dur) Sadece çalışan insanlar başarıyor ve daha çok çalışan daha çok başarıyor.

    Ses Tonunuzu Değiştiriniz:
    Ses tonu yükselme alçalma arasında değişeme uğratılmalıdır. Duyulabilir olmak şartıyla fısıltıya kadar inilebilir. Ton yükseltildiğinde ise bağırma izlenimi oluşturulmamalıdır. Sürekli yüksek veya sürekli alçak ton hem monotondur, hem de rahatsız eder. Ancak ton değişimi her defasında dikkatleri üzerine çeker. Örneğin: “(normal) Bu kadar üstün insanlarız. Bunu biliyoruz. (alçalıyor) Ama şu halimize bakınız. Ya şu yardıma muhtaç insanlar. Ya şu sokaklara mahkum bıraktığımız insanlar.(yüksek) İşte bizi utandırması gereken bu. Kendi varlığımıza ve onurumuza sahip çıkmayışımız...”

    Cümle Yapısını Değiştiriniz:
    Aynı zaman kipinde, benzer yapıda veya eşit uzunlukta cümleler monotondur, can sıkıcıdır ve dikkati dağıtırlar. Çok iyi bir konuşmacı düz-devrik cümleleri uygun bir sırada çok iyi kullanır. Zaman kipleri arasında sıçramaları, dili geçmiş zamandan mişli geçmiş zamana, şimdiki veya gelecek zamana sıçrayarak çok iyi gerçekleştirir. Yine devamlı uzun cümleleri veya çok kısa cümleleri art arda sıralamaz. Bunun yerine orta uzunlukta ve kısa cümleleri birbirleriyle yoğurarak kullanır. Şu örneklere bakalım: “Hedefe ulaşmak istiyor musunuz? Zirveye çıkmak, mükemmel olmak... Yüzlerce insan başarmıştır. Siz de başarabilirsiniz. Kendinize gelin sadece. Hedefinizi kalbinize yazın. Emin olun ki her şeye hedefinizden bakmaya devam ettiğiniz sürece başarı merdivenine tırmanmaya devam eden siz olacaksınız.

    Konuşma Hızınızı Değiştiriniz:
    Sabit hız da bir monotonluk nedenidir. Ancak çok yavaş ve çok hızlı konuşmalar stres oluştururlar, takip edilemezler. Zaman zaman normal konuşma hızınızın altına inmeniz ve üstüne çıkmanız monotonluğu kırar. Ortalama konuşma hızı dakikada 150 kelime civarındadır. Konuşma esnasında hızınızı 120-170 kelime/dakika arasında değişime uğratabilirsiniz.

    ÖZET
    1.Düşüncelerin alt yapılarını ve nedenlerini anlatın. Amacınız izleyenlerin aynı düşünce sonucuna ulaşmalarını sağlamak olsun. Örnek olaylarA ve bilgilere dayalı olarak yardımcı fikirleri sayın ve ana fikre dinleyenlerin ulaşmasını sağlayın.
    2.Anafikri kendi fikriniz gibi savunmak yerine onları dinleyicilerinizin kendi buldukları fikirlere dönüştürmeye çalışın.
    3.Her zaman bir ana fikriniz olmalıdır. Her cümlenizin bu ana fikirle ilişkisini mutlaka kurmalısınız. Eğer ilişkiyi koparırsanız dinleyici de ana fikirden kopacaktır.
    4.Destek fikirlerinizin mantıklı olmasına, sebep- sonuç ilişkileri açısından kabul edilebilir olmasına dikkat etmelisiniz.
    5.Otoritelere dayanmayı ihmal etmemelisiniz. Otoritelerin kaynak olarak açıkça belli edilmesi inandırıcılığı arttıracaktır.
    5.Örneklendirme çok önemli. Zihinlerde duyusal olarak görüntülenebilmesi için mutlaka örneklere başvurun.
    6.Anlatımınız dinleyenlerin kültür ve bilgi düzeyine uygun olmalıdır. Bilinmeyen terimlerle anlatım yapmayacaksınız.
    7.Görsel işitsel veya dokunsal canlandırma yaparak düşüncelerinizin daha iyi anlaşılmasını sağlayın.
    8.Dikkatli takip edilmeyi sağlayın. Dinleyicilerin dikkatlerini uyanık tutun. Bunun için: Eylem sorusu sorun, bir nesne gösterin, sorular sorun, dinleyicileri izleyin, konunuza ilgili olun, konuşma monotonluğunu kırın, vurguyu yayın, duraklar oluşturun, ses tonunuzu değiştirin, cümle yapısını değiştirin, konuşma hızınızı değiştirin.
     
Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Artikülasyon Çalışmaları

    Artikülasyon Çalışmaları

    artikülasyon çalışması artikülasyon çalışmaları s harfi nasıl söylenir r harfi nasıl söylenir r SESLER ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR(ARTİKÜLASYON) Çocukların iyi bir dile, normal bir konuşmaya, sahip olabilmeleri her şeyden önce vokal ve konsonların seslerini temiz olarak çıkarabilmelerine bağlıdır. Bunun gerçekleşmesi için öğretmenin seslerin telaffuzunda konuşma organlarının aldığı şekillerin...
  2. Kekemelik - Artikülasyon Bozuklukları

    Kekemelik - Artikülasyon Bozuklukları

    artikülasyon egzersizleri kekeme egzersizleri kekemelik kekemelikte nefes kekemelik için egzersizler Kekemelik Nedir?Kekemelik, sözel iletimi sıklıkla ve önemli ölçüde bozan konuşma kusurları anlamında kullanılmaktadır. Kekemeliğin en açık görülen özelliklerinden biri kelimelerin, cümlelerin ve özellikle hecelerin tekrarıdır. Bazen harflerin çıkarılmasında da zorlanılabilir. Bir başka...
  3. Diksiyon çalışmaları

    Diksiyon çalışmaları

    diksiyon çalışmaları video diksiyon alıştırmaları video soruları alıştırmaları artikülasyon çalışmaları Tatlı dilli melek arkadaşlarım benim.Diksiyonunuzdan şikayetçiyseniz aşşağıdaki diksiyon çalışmalarını okuyun.Kendi kendinize çalışın.İlla bir kursa gitmeye gerek yok kendinizde birşeyler başarabilirsiniz:ehi: Diksiyon Çalışmaları 1.Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar...
  4. Fonetik Hafıza Alfabesi (ilginç)

    Fonetik Hafıza Alfabesi (ilginç)

    melek alfabesi fonetik hafıza alfabesi ilginç alfabe fonetik hafıza ilginç alfabeler Oldukça ilginç ve dikkat çekici geldi bana ama sonuna kadar okumak gerek. Bu yöntemde, rakamların okunuşlarındaki sessiz harfler kullanılarak bir fonetik hafıza alfabesi oluşturuluyor. Bu sistemi oluştururken dikkat edeceğimiz birkaç husus var: 1. Rakamların okunuşlarındaki sessiz harfleri kullanarak bir...
  5. Diksiyon Kursu :)

    Diksiyon Kursu :)

    Kursa başladım yeni değil aslında 1 kadar oluyo ama sadece hafta sonları olduğu için fazla ilerleyemedik tabi... Zevkli oluyo dersler... Sıkılıyorum yapıcak bişey yok duyenlere tavsiye ederim... Diksiyon bitiminde devamına da hızlı okuma koymuşlar bunu bilmiyodum ama benim için çok ii olcak... Bi taşla iki kuş gibi bişey xD Tavsiye ederim herkese :)

Sayfayı Paylaş