gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Engelli Bir Çocuğun Anne ve Babası Olmak

    Konu, 'Engelliler dünyası' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    engelli çocuğun mektubu Anne olmak, • dünyaya bir can vermek,
    • onun giyiminden uykusuna,
    • mutluluğundan açlığına onu düşünmek
    • Onun için en iyi olanını istemek.
    Baba olmak,
    • çocuğuna güven vermek,
    • sevgi ve huzur kaynağı olmak.
    • Annenin en önemli yardımcısı olmak.
    Niçin çocuk yaparız?
    • -bilmeden?? (çevre baskısı, herkes yaptığı için, plansız gebelik vs.)
    • -meraktan (acaba benim çocuğum nasıl bir insan olacak?)
    • -yalnız kalmamak için
    • -öldükten sonra da var olmak için (neslin devamı)
    Daha doğmadan…
    • Her çocuk anne, baba ve yakın çevredekilerin zihinlerinde daha doğmadan yaşamaya başlar.
    • Zihinlerde beklentiler, kaygılar, önyargılar aslında çoktan şekillenmiştir.
    • Beklentiler, idealler…
    • Zihinlerdeki bu tasarımları belirleyen en önemli etkenler belki de:
    • Kişinin kendi beklentileri, idealleri, yapmak isteyip yapamadıklarıdır.
    • “Ben kızıma mutlaka piyano dersi aldıracağım”
    • “Benim oğlum doktor olacak”
    • “Torunum kız olsa keşke”…
    Ancak her çocuk bir sürprizdir.
    Çünkü biriciktir.
    İlk başlarda her şey yolundadır.
    Çünkü henüz konuşmuyor, yürümüyordur, ama
    “dünyanın en tatlı yaratığıdır”
    “mükemmeldir”
    Ancak daha sonra
    • Çocuğunda bir özür ya da kronik hastalık olduğunu öğrendiklerinde yeni bir serüven başlar.
    • Genellikle bu yolculuk güçlü duygular ve zor seçimleri de beraberinde getirir.
    • Çok sayıda uzmanla ilişki kurmak, bilgi edinmek ve yardım almak gerekebilecektir.
    • İlk başlarda ebeveyn oldukça yalnız ve çaresiz hisseder.
    • Durumun ne olduğunu,
    • Nereden bilgi alacağını,
    • Kimden destek alması gerektiğini bilemez olur.
    Bir Örnek:
    1.5 yaşına kadar E'de bir sorun yoktu. Ancak, bu yaştan sonra oğlumda bazı farklılıklar görmeye başladım:
    "1.5 yaşına geldiğinde E'nin konuşmaması beni rahatsız etti. Seslendiğimde bana bakmıyordu, ama bir reklam müziği duyduğunda koşa koşa televizyonun başına gidiyordu. Geceleri kâbus gibiydi. Saat 03.00'te uyanıyor, 06.00'ya kadar birlikte oturuyorduk. Gecemiz gündüz, gündüzümüz gece olmuştu. Ama anlayamıyorduk, her şey normal geliyordu. Çocuk doktoruna gittik. Hemen çocuk psikiyatristine gitmemizi söyledi."
    “Çocuğumun zihinsel bir özre sahip olduğu söylendiğinde kendimi çok kötü hissettim. Öyle karmakarışık duygular hissettim ki, tanıdan sonraki ilk günler için, kalbimdeki bir acı hissinden başka bir şey hatırlamıyorum.”
    Başka bir anne:
    “Tanı söylendiğinde sanki başıma bir torba geçirilmiş gibi hissettim. Duyamıyor, göremiyor, hissedemiyordum.”
    Diğer bir ebeveyn:
    “çocuğumun zihinsel özrü olduğunu duyduğum anda sanki kalbime bir bıçak saplandı”
    İlk tepki: İNKAR
    İnsanların kötü bir haber aldıklarında, (örneğin sevilen kişinin ölümü) ilk tepkileri inkardır. Bu tepki bilerek/isteyerek değil, doğal olarak oluşur.
    • “Yok ölmüş olamaz,
    • yanlış bilgidir,
    • sanki ölmemiş gibi geliyor”
    Yani “eğer ben bunu duymazsam, bu durum yok olabilir." anlamını taşımaktadır.
    Çocuklarına tanı konulduğunda ailenin ilk tepkisi duymazdan gelmektir.
    İkinci basamak: PAZARLIK
    Tanı kabul edilir, ancak anne babalar:
    “Evet bizim çocuğumuzda bir özür var, eğer çok çabalarsam çocuğum tamamen “düzelecek”…” diye düşünürler.
    • -doktor doktor dolaşma
    • -okul, eğitici, bakıcı değişiklikleri
    • -alternatif tedavi arayışları
    Daha sonra: ÖFKE
    Öfke çeşitli biçimlerde ve farklı hedeflere yönelik olabilir.
    Ebeveynler:
    • -birbirlerine
    • -diğer çocuklarına
    • -tedavi ekibine
    • -tanrıya, kadere
    • -çocuktaki soruna neden olduğunu varsaydığı bir olaya zaman zaman öfke hissederler
    Sonra: Çöküntü-DEPRESYON
    • Zaman içinde değişimin arzu edilenden az olması,
    • Durumun belirli özelliklerinin değişmezliği,
    • Hayallerin yitirilmesine bağlı kayıp ve yas
    • Verilen uygunsuz tepkiler ve suçluluk hissi
    Anne-babada küskünlüğe, yılgınlığa, isteksizliğe, ümitsizliğe yol açabilir.
    Tedaviyi zaman zaman yarım bırakmalar başlar.
    Önceki basamaklara dönüşler olabilir (inkar, pazarlık vs)
    Ebeveynler psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyabilir.
    Son olarak: ALIŞMA-UYUM
    • Depresyon döneminin sonunda, yavaş yavaş gerçekçi bir kabullenme başlar.
    • Olanaklar ölçüsünde tedaviye ve eğitime devam edilir.
    • Ebeveyn kendi bireysel yaşamını sürdürmeye, kendi gereksinimlerini de fark etmeye ve karşılamaya başlar.
    • Gerçekçi, sınırları belli bir umut ortamı içinde, çocuğun rutin ihtiyaçları belirli bir düzen içinde, ebeveynler ve diğer kişiler (ailenin diğer bireyleri, uzmanlar, öğretmenler, akrabalar, arkadaşlar, komşular vs) arasında işbirliği içinde karşılanır.
    Süreçte yaşanan duygular
    • İnkar
    • Öfke
    • Kayıp duygusu ve yas
    • Umut
    • Kabullenme
    • korku
    Belirsizlik ve bilinmeyen en büyük korku kaynağı
    Korkuya/kaygıya örnekler:
    • “çocuğum 10 yaşına gelince, 20 yaşına gelince ne olacak?”
    • “bana bir şey olursa, ona kim bakacak?”
    • “okula gidebilecek mi?”
    • “evlenebilecek mi?”
    • “toplum bizi dışlar mı?”
    Korkular bazen insanı tamamen hareketsiz bırakabilir.
    suçluluk
    Kendini suçlama:
    • “Acaba bu duruma sebep olacak bir şey mi yaptım?”
    • “Acaba ben bir şey yüzünden cezalandırılıyor muyum?”
    • “Gebelikte kendime yeterince dikkat etmedim mi?”
    • “Çocuğuma hastalık genleri benden geçmiş olabilir”
    Başkasını suçlama:
    • “Doğum doktorunun hatası bütün bunlar”
    • “Kocamın ailesinde de benzer sorun var, onun genleri yüzünden”
    • “Her kötü şey benim başıma gelir zaten”
    kafa karışıklığı
    • Olan biteni anlayamama
    • Bir türlü karar verememe
    • Uyku uyuyamama
    • Söylenen tıbbi terimleri yanlış anlama
    • Önerileri doğru bir şekilde akılda tutamama
    • Karmaşık duygular içinde olma
    • Duygularını adlandıramama
    güçsüzlük- hayal kırıklığı
    • Bazı şeyleri değiştirememe
    • Beklentilerin, hayallerin gerçekleşmemesi
    • Aciz hissetme
    • Değer yargıların sorgulanması, değişmesi
    (“normal” olan, “güzel” olan, “iyi” olan, “başarılı” olan, vs.)
    çocuğu reddetme
    • Başa çıkılamayan hayal kırıklığı duyguları bazen “çocuğun kendi çocuğu değilmiş” gibi algılanmasına yol açabilir.
    • Bazen “keşke ölmüş olsaydı” diye düşünülebilir.
    • Arkasından gelen “suçluluk” hissi nedeniyle bu duygu/düşünce genellikle bastırılır.
    • Ancak, çok da normal olan bu duyguyu yeterince ifade etme fırsatı bulamama farkında olmaksızın çocuğun ihtiyaçlarını ihmal etmeye, ya da suçluluğu bastırmak için aşırı bir “sevgi” ve “bağlılık” göstermeye neden olabilir.



    Nuray Dereli


    Kaynaklar
    Dr. Koray Karabekiroğlu

     
  2. murvet

    murvet Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    1 Mart 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Engelli Bir Çocuğun Anne ve Babası Olmak
    benim de müsküler distrofi hastası bir oğlum var
     
Engelli Bir Çocuğun Anne ve Babası Olmak konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. çalışan annenin çocuğu olmak

    çalışan annenin çocuğu olmak

    İngiliz bilim adamlarının araştırmasına göre, çalışan annelerin çocukları, annesi evde olan çocuklar kadar aktif, duygusal açıdan da gayet sağlıklı. Bu açıklamalar çalışan annelerin yüreğine su serpecek nitelikte:dil: Davranışları ve ruhsal sağlıkları açısından, çalışan annelerin çocuklarıyla ev kadınlarının çocukları arasında fark bulunmadığını savunan İngiliz bilim adamları,...
  2. Erkek çocuk ve babası

    Erkek çocuk ve babası

    baba cocuk resimleri baba cocuk çoçuk resmi ve çocuk ve çocuk resimleri Erkek çocukları genelde babayı taklit eder ve onları kendilerine idol seçerler.Evet çocuğa çoğu şeyi anne versede babanın yeri erkek çocuğunda daha ayrıdır. En azından paylaşımları farklıdır değilmi? Bir anne oğluyla ne kadar futbol seyradebilir? Yada ne kadar maç yapabilir .Ona ne kadar baba sevgisini,paylaşımlarını...
  3. Engelli ve Malul çocuğu olan anneye erken emeklilik hakkı!!

    Engelli ve Malul çocuğu olan anneye erken emeklilik hakkı!!

    engelli hakları 2010 özürlü çocuğu olan annelerin hakları özürlü çocuğu olan annelere erken emeklilik engelli annelere erken emeklilik babalara Yeni yasa bir çok düzenlemeler getirdi.. İşte engelli yada malul çocuğu olan annlerimizde bu yasada unutulmamış.. Sosyal Güvenlik Yasası ile annelere sağlanan ve çok da anlamlı olan bir diğer hak malul çocuğu bulunan annelerin daha erken yaşta...
  4. Çocukların altını ıslatmasının nedeni anne ve babası

    Çocukların altını ıslatmasının nedeni anne ve babası

    Bir çok anne - baba, çocuğunun altını islatmasından yana dertlidir. Peki bu sorunun nedeni nedir? Sevgili Melek'ler, çocukların altını ıslatmasının nedeni, anne ve babasıdır... Gece uyurken altını ıslatan çocuğunuza kızıp, sorunu onda aramayın. Çünkü bilimsel araştırmalar; genellikle altını ıslatan çocukların anne babalarının da aynı problemi ebeveynlerine yaşatmış olduğu gösteriyor....
  5. Engelli Bir Bebeğin Annesine Mektubu!

    Engelli Bir Bebeğin Annesine Mektubu!

    engelliler için duygusal yazı, engelliler için yazı, engelli bebeklerle ilgili yazı 3 Aralık Dünya engelliler günü olarak kutlanıyor. Aslında buna kutlama demek bana göre çok da doğru bir söz değil. Kimin başına ne geleceği hiç belli olmaz. Bazıları anne karnından engelli olarak doğar bazılarıda "bu benim başıma gelmez" diye baktığı bir olayla karşı karşıya gelip engelli olabilir....

Sayfayı Paylaş