gebe
  1. яαρ-кızı...

    яαρ-кızı... Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bitkisel hayat'tan..

    İbretlik bir kaç hikaye..

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında яαρ-кızı... tarafından paylaşıldı.

    Yolumuzdaki Engeller
    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye başlamış beklemeye. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirmiş. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.
    Sonunda bir köylü çıkagelmiş. Saraya meyve ve sebze getiriyormuş. Sırtındaki küfeyi yere indirip iki eli ile kayaya sarılmış ve ıkına sıkına itmeye başlamış. Sonunda kan ter içinde kalmış ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereymiş ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görmüş. Açmış ki bir de ne görsün, kese altın doluydu. Bir de kralın notu varmış içinde.

    "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.

    Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders vermişti.

    "Her engel, hayat şartlarımızı daha iyileştirecek bir fırsattır."


     
  2. яαρ-кızı...

    яαρ-кızı... Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bitkisel hayat'tan..
    Cevap: İbretlik bir kaç hikaye..
    Zaman Yönetimi

    Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School'da (Northwestern Üniversitesi) İş İdaresi mastır öğrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasında geçer...
    Profesör sınıfa girip karsısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız" dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde tas aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka tas almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar. Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Bir öğrenci "Dolmadı herhâlde" diye cevap verdi. Doğru" dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taslarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar. "Güzel" dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek "Bu deneyin amacı neydi" diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye atladı. "Hayır" dedi profesör, "bu deneyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları bastan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsınız" gerçeğidir". Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: "Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu aksam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir is adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir" Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan oturan öğrencileri sınıfta bırakarak çıktı gitti...
     
  3. яαρ-кızı...

    яαρ-кızı... Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bitkisel hayat'tan..
    Cevap: İbretlik bir kaç hikaye..

    HER İŞTE BİR HAYIR VARDIR


    Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
    "Bunda da bir hayır var!"
    Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
    "Bunda da bir hayır var!"
    Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"
    Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
    "Haklıymışsın!" dedi.
    "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi"
    "Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.
    "Bunda da bir hayır var"
    "Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.
    "Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir"
    "Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?"
    Ve sonrasını düşünsene?
     
  4. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: İbretlik bir kaç hikaye..

    paylaşım için teşekkürler canım emeğine sağlık
     
  5. яαρ-кızı...

    яαρ-кızı... Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bitkisel hayat'tan..
    Cevap: İbretlik bir kaç hikaye..
    Teşekkür ederimm..:)
     
  6. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.425
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: İbretlik bir kaç hikaye..

    emeğine sağlık
     
İbretlik bir kaç hikaye.. konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ibretlik iki hikaye

    ibretlik iki hikaye

    ilahi adalet 1Adamın birisi Hz. Musa'ya (a.s) gelerek: - Ya Musa, ne olur dua et de hayvanların dilinden anlayayım. Bundan kendime dersler çıkarır, iyi insan olurum, dedi. Hz. Musa (a.s): - Git işine bak, bu halin senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, diye cevap verdi. Fakat adam dinlemedi ve ısrar etti. - Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki...
  2. bir kaç hikaye

    bir kaç hikaye

    cehennemdeki kadınlar İbni Abbas radıyallahü anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm zamanında güneş tutulmuştu. Allah'ın Resulü namaz kılıp uzun uzun kıyamda kaldı. Bundan sonra Peygamberimiz şöyle buyurdu: — Muhakkak güneş ile ay Allah'ın âyetlerinden birer âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü ve yaşaması için tutulmazlar; şu halde tutulduklarını görünce Allah'ı zikrediniz. İnsanlar...
  3. &..Bir Hikaye..&

    &..Bir Hikaye..&

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. İbretlik bir hikaye....

    İbretlik bir hikaye....

    Bu hikayeyi okuyunca gerçekten çok şaşırdım.Güzel ve ibretlik bir hikaye gerçekten.... Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında balık avlıyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin hükümdarı bu gariban adamla ilgilendi ve ona , " Ben burada iken oltana ne takılırsa sana onun ağırlığınca altın vereceğim "dedi. Biraz sonra oltaya ortası delik bir kemik...
  5. iBretlik hikaye....

    iBretlik hikaye....

    ibretlik hikayeler ibretlik hikayeler facebook kısa kısa Bir dede ile torunu arasında geçen, ömrün ne kadar kısa olduğunu güzel bir dille bizlere hatırlatan sıcacık bir hikaye. Torunu, dedesine merakla soruyor: ‘Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur? ’Dede tatlı bir gülücükle: Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.’ deyince torun: ‘Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?’ der. Dede: ‘Evet...

Sayfayı Paylaş