gebe
  1. nevbaharr

    nevbaharr Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Ocak 2008
    Mesajlar:
    69
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    ****İÇİnİz Isitacak Hİkayeler***

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında nevbaharr tarafından paylaşıldı.

    HAYATA HEP GÜZEL BAKMAK Hastahanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu.Bunlardan
    koğuşa ilk gelen pencerenin önüne,ikincisi ortaya,üçüncüsü ise kapı
    kenarına yatırılmıştı.
    Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için,neşeli konuşmalarıy-
    la ötekileri eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu.
    Soğuk bir kış gecesi,pencerenin yanındaki hasta öldü.Onu kaldırdık-
    tan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne,kapının yanındakinide
    ortaya yatırarak,boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.
    Pencerenin önüne alınan iyimser hasta,dışarıda gördüklerini anlatmaya
    başladı.
    Yol kenarındaki parkı,dev çınar ağaçlarını,cıvıldaşan kuşları
    işlerine koşan insanları,neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek
    dolu tarlaları uzun uzun anlatarak,çaresiz durumdaki arkadaşlarını
    rahatlatıyordu.Adam kısa bir süre sonra,gelip geçenlere isimler tak-
    maya başladı.Öteki hastalar,artık sabah işe gidenlerin,seyyar satıcı-
    ların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye
    dinleye,onları gözleri önünde canlandırıyordu.
    Kısa bir süre sonra hastahanenin ruha ağırlık veren havası dağıl-
    mış ve türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı öyküler doldur-
    muştu.Bir gün ortadaki hastanın aklına bir fikir geldi.Eğer pencere-
    nin önündeki hastaya birşey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öy-
    külerini dinlemektense,dışarıdaki renkli ve canlı yaşamı kendi göz-
    leriyle görecekti.Bu düşünce günlerce kafasına yer etti.Yattığı yer-
    den hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu.Sonunda onuda buldu
    Pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu.Adam bu
    durumda komodinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hasta
    bakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu.
    Bir gece,pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde,ortadaki
    hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını devirevirdi.Şişe
    yere düşmüş ve paramparça olmuştu.Ertesi sabah,pencerenin önündeki
    hastayı ölü buldular.Ve onu kaldırdıktan sonra,ortada yatan hastayı
    cam kenarına geçirdiler.Adam göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya
    baktığında beyninden vurulmuşa döndü.!
    Pencerenin bir kaç metre ötesinde,simsiyah bir duvardan başka
    hiç birşey yoktu..

    ------------------------------------------------------




    KIRLANGIÇ

    Günlerden birgün Kırlangıcın biri adama aşık olmuş.Ve adamın
    penceresinin önüne konup adama şöyle dedmiş;
    -''Ben seni çok seviyorum,lütfen pencereni açıp beni içeri alırmısın
    birlikte yaşıyalım.''Adam.
    _''Olmaz alamam...!Sen bir kuşsun hiç kuş adama aşık olurmu?..demiş.
    Kırlangıç tekrar;
    _''Lütfen pencereyi açıp beni içeri al,birlikte yaşarız.Hem sana dost
    arkadaş olurum.Canında sıkılmaz birlikte yaşar gideriz..''Demiş.
    Adam yine;
    _''Olmaz alamam git başımdan''diye cevap vermiş.
    Üçüncü ve son defa kırlangıç adamın penceresinin önüne konup adama
    tekrar şöyle demiş;
    _''Lütfen beni içeri al.Artık soğuklarda başladı dışarıda kalamam.
    Biliyorsun ben sıcak havalarda yaşayabilirim sadece,beni içeri almassan
    başka sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım.Lütfen beni içeri al burada
    kalayım.Birlikte yemek yer,omuzunz konar seni neşelendirir sana yarenlik
    ederim.Hemde sende benim gibi yalnızsın der...''
    Adam ona;
    _''Git derhal başımdan!..Ben yalnız kalırım''demiş ve kuşu kovmuş..
    Kırlangıç bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde uçmuş ve uzaklara gitmiş.
    Adam kırlangıç uzaklara gittikten sonra düşünmüş ve kendi kendine;
    _''Ben ne aptal,ne kadar akılsız bir adamım niye Kırlangıçla birlikte
    kalmayı kabul etmedim?Ne güzel birlikte kalırdık demiş ve çok pişman
    olmuş.Pişman olmuş olmasına da ama iş işten geçmiş.Kendi kendine nasılsa
    sıcaklar başlayınca Kırlangıç yine gelir,bende onu içeri alır birlikte
    mutlu bir hayat sürerim demiş.Ve penceresini sonona kadar açıp beklemeye
    başlamış.Yazın gelmesiyle ırlangıçlarda gelmeye başlamış.Ama onun Kırlan-
    gıcı gelmemiş.Yazın sonuna kadar hiç penceresini kapatmadan pencerenin
    başında beklemiş ama boşuna....
    Kırlangıç yokmuş.Gelen Kırlangıçlara sormuş ama onun Kırlangıcını gören
    olmamış.Sonunda bir bilge kişiye halini danışmak ve ondan bilgi almak
    için gitmiş.
    Bilge kişiye olayı anlattıktan sonra.Bilge kişi ona şöyle demiş;

    _''Kırlangıçların ömrü 6 aydır...!''



    Hayatta bazı fırsatlar vardır ömründe bir defa insanın eline geçer
    ve değerlendiremessen uçup gider..

    ---------------------------------------------------




    ///// SAADET'İN KIYMETİ\\\\\

    Bir Padişah acemi bir köleyle gemiye binmişti.Köle hiç deniz görmemiş,
    geminin mihnetini tatmamıştı.Ağlamaya,inlemeye başladı.Tir tir titriyordu.
    Avutmak için çok uğraştılar,ama bir türlü sakinleşmedi.Padişahın keyfi kaçtı.
    Herkes aciz bir vaziyetteyken,gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna
    çıktı;
    _''Müsade buyurursanız,ben onu sustururum''dedi.
    Padişahta;
    _''Lütfetmiş olursunuz''dedi.
    Yaşlı adam emretti,köleyi denize attılar.Köle birkaç kere suya battı,
    çıktı.Sonra saçından yakaladılar,gemiden tarafa çektiler.Köle gemiye yaklaşınca
    iki eliyle dümene asıldı.Oradan gemiye çıktı.Köşede uslu uslu oturmaya başladı.
    Yaşlı adamın yaptığı iş Padişahı hayrete düşürdü.
    _''Bu işin Hikmeti nedir''diye sordu.
    Yaşlı adam cevap verdi;
    _''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı.Gemideki Selamet'in kıymetini bilmi_
    yordu.İşte Huzur ve Saadet'te böyledir.Bir felakete Duçar olmayan kimse,Huzur'un
    kıymetini bilemez..
    ---------------------------------------------------


    MELEK

    Bir zamanlar doğmak üzere olan bir bebek varmış.Tanrıya sormuş;
    _'' Beni yarın dünyaya göndereceğini duydum.Ama ben,bu ufacık ve
    çaresiz halimle orada nasıl yaşayabilirim?''
    Tanrı cevap vermiş;
    _''Senin için seçmiş olduğum bir çok melek arasında o seni bekliyor
    olacak ve her türlü ihtiyacını karşılayacak.''
    _''Ama ben cennette mutlu olabilmem için pek fazla bir şeye ihtiyacım
    yoktu.sadece şarkı söylemek gülümsemek bana yetiyordu.''
    _''O sana şarkılar söyliyecek ve hergün gülümsetecek.Sen ise onun
    sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.Meleğin sana duyabileceğin
    tatlı sözleri söyliyecek ve sabırla sana konuşmayı öğretecek.''
    _''Peki seninle konuşmak istediğimde ne yapacağım.''
    _''Meleğin ellerini nasıl birleştirmen gerektiğini ve dua etmeyi
    öğretecek.''
    _''Duyduğuma göre aşağıda kötü insanlar varmış.Beni onlardan kim
    koruyacak?..''
    Tam o sırada cennetin kapıları açıldı ve dünyadan sesler gelmeye
    başladı.Çocuk telaşla sordu;
    _''Tanrım,sanırım gitme zamanım geldi.Lütfen bana meleğimin adını
    söylermisin.?
    _''Meleğinin isminin ne olduğu hiç önemli değil....!

    Sen ona ANNE diyeceksin....
    __________________


    SATILAN MAL GERİ ALINIR...AMA SORUN ÇIKARTIRIZ?
    ________________________________________
    [​IMG]

    En güzel deniz:
    henüz gidilmemiş olandır.
    En güzel çocuk:
    henüz büyümedi.
    En güzel günlerimiz:
    henüz yaşamadıklarımız.
    Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
    henüz söylememiş olduğum sözdür...



    [​IMG]

     

Sayfayı Paylaş