gebe
  1. ASİMELEK

    ASİMELEK Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    4.487
    Beğenilen Mesajlar:
    2.192
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    yüreğimin yüreği

    İdyopatik Trombositopenik Pupura

    Konu, 'Herşeyin başı sağlık !' kısmında ASİMELEK tarafından paylaşıldı.

    idyopatik, nedir, ıtp hastalığı, tedavisi, hakkında bilgiler.


    [​IMG]




    İdyopatik Trombositopenik Purpura (ITP) hastalığı, neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte trombositopeni ile yani trombosit sayısının düşüklüğü ile seyreden bir hastalıktır.

    ITP, İmmün / İdyopatik Trombositopenik Purpura hastalığının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Trombositler kanın en küçük hücresel elemanı olup kanamanın durdurulmasında rol oynarlar.

    Trombosit sayısının düşüklüğü vücutta purpura denen kırmızı-mor renkte döküntülere neden olur. Trombositlerin sayısı azaldığında birbirlerine yapışmaları ve yeterli tıkaç oluşturmaları zorlaşır, buna bağlı olarak özellikle darbelerden sonra kanamalar uzun sürer.

    Çocukta kısa sürebilir

    Çocuklarda da ITP gelişebilir, ancak erişkinden daha farklı seyreder. Genellikle çocuklarda görülen ITP kısa sürelidir, oysa erişkin hastalarda kronik (süreğen, uzun süreli) olma eğilimindedir. ITP ‘li hastaların çoğunda trombosit değeri normalin altında olmakla beraber, her zaman tedavi gerekmeyebilir. Trombosit sayısı 30.000-50.000/mm3 altında olup kanama bulguları olan hastalarda tedavi gereklidir.
    Tedavinin hedefi, bağışıklık sisteminin baskılanarak trombositlere karşı vücudun oluşturduğu savaşın engellenmesi ve dalakta trombositlerin parçalanmasının durdurulmasıdır. Bu amaçla kortikosteroid ilaçlar (kortizon), intravenöz immünglobulin (IVIG) ve hayatı tehdit eden kanama durumunda trombosit süspansiyonları kullanılır. Eğer bu ilaçlarla kalıcı bir etki elde edilemezse, trombositlerin başlıca parçalandığı yer olan dalağın çıkartılması gerekebilir (splenektomi).

    Genellikle (% 50-80) bu ameliyattan sonra trombosit değerleri güvenli bir düzeye yükselir. Nadiren dalak alındıktan sonra kanamaya neden olan trombositlerdeki düşüklük devam edebilir. Dalağın çıkartılması bazı mikroplara karşı savunmasız kalmamıza neden olacağından, ameliyattan önce mutlaka pnömokok (zatürree mikrobu) ve menenjit aşıları (hemofilus influenza ve meningokok aşıları) yapılmalıdır. Bu aşıların her 5 yılda bir tekrarlanması önerilmektedir.

     

Sayfayı Paylaş