Kirvelik Geleneği

Konu, 'Örf ve Adetlerimiz' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

  1. kirvelik geleneği kirvenin görevleri kirvelikte evlilik kirve ne yapar
    Kirvelik; yörelere göre "kirve", "kivra", "kivre" isimleriyle de tanımlanmaktadır.

    Kirvelik, kısaca birbirine ekonomik ve sosyal olarak eş konumda bulunan iki ailenin, ailelerden birinin sünnet töreni masraflarını karşılamasıyla oluşan bir sanal akrabalık kurumu olarak tanımlanabilir. Kirve, sanal akrabalık kurulacak olan ailenin erkek çocuğunu sünnet esnasında kucağına alarak çocuğun acı çekmemesi için destekte bulunacak ve aynı zamanda törenin ekonomik giderlerine kısmen de olsa katkıda bulunacak olan kişidir. Kirvelik kurumu aracılığıyla nasıl çocuklarını birbiriyle evlendiren kimseler bir hısımlık ilişkisi içerisinde iseler, birbiriyle kirvelik ilişkisi içerisine giren ailelerde kalıcı bir dostluk ilişkisi kurarlar. Daha çok Doğu, Güney, Güneydoğu Anadolu illerimizde yaygın olan Kirvelik kurumunun çıkış noktası hakkında elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır.

    Kirvelik kurumu genel olarak aşağıdaki işlevleri yerine getirmesi bakımından geçmişte daha yaygın olmasına karşın günümüzde de halen geçerliliğini sürdürmektedir.

    Kirvelik;

    - Var olan ilişkileri pekiştirmesi,

    - Ailelerin sosyal ilişkiler ağını genişletmesi,

    - Sosyal sigorta mekanizması görmesi

    - Farklı dil, din ve etnik gruplardaki aileleri birleştirmesi,

    - Bir yöreye dışardan gelen kişilerin bu yöreye uyumunu kolaylaştırması,

    - Dayanışma ve gücün artmasıyla önemli bir pazarlık gücü kazandırması gibi işlevleri üstleniyor olması bakımından önemli bir toplumsal kurumdur.


    Kirvelik yoluyla kurulan ilişki ölene kadar devam eder. Kirve çocukları arasında evlenme yasağı vardır. Bu yasak kirveler arasındaki ilişkinin daha serbest dolayısıyla da daha güçlü ve kalıcı olmasını sağlamaktadır.
    evlenme

    Yaşamın temel dönüm noktalarından biri olan evlenme, hem kadın ve erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel; hem de aile ve akrabalık bağlarının kurulması açısından toplumsal bir olgudur. Özellikle küçük köy topluluklarında düğün, köyün tamamını içine alan bir faaliyet olması nedeniyle bir �bayram� anlamı kazanır. Evliliğin aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme, eğlence havası içinde geçerken, bazıları �ağıt� görünümündedir.

    Evliliğin tümünü içine alan töre ve törenlerin sergilendiği aşamalar şöyle sıralanabilir:

    A. Düğün öncesi

    I. Görücülük, dünürcülük, kız isteme

    II. a. Söz kesme

    b. Şerbet

    c. Nişan

    III. Düğün okuntusu

    IV. Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi

    V. gelin hamamı

    B. Düğün

    I.Kına gecesi

    a. Kız kınası

    b. Oğlan kınası

    II. gelin alma

    III. Nikah

    IV. Gerdek

    V. Gerdek ertesi

    C. Düğün sonrası uygulamaları


    Evlilik kararının verilmesinden sonra yapılacak ilk iş damat adayı için eş seçimidir. Özellikle geleneksel kesimde eş seçimi öncelikle erkeğin anne-babasının öncülüğünde yapılırdı. Son zamanlarda bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığı görülmektedir. Gençler ya doğrudan kendileri tanımak suretiyle evleneceği kişileri seçmekte ya da hep birlikte karar verilerek uygun eş seçilmektedir.

    Görücü usulü olarak literatüre geçmiş olan evlilik türünde önce erkeğin annesi ve aileye yakın kadınlar kız tarafına giderek kızı görürler. Kız beğenildikten sonra damada gösterilir, o da beğenirse kızın istenmesine karar verilir.

    Kız evine gidilerek kızın babasından istenmesine dünürlük, dünürlüğe gitme, elçiliğe gitme gibi isimler verilir. Ailenin ileri gelen kadınları ve erkekleri daha önce belirlenmiş olan hayırlı bir günde (genellikle Perşembe ve Pazar günleri uğurlu gün sayılır) kızı Allah�ın emri peygamberin kavliyle ailesinden istemek üzere giderler. Ancak kız evi biraz da naz evi olması nedeniyle ilk istemede kız verilmez. Birkaç defa daha kız istendikten sonra, kız evi yeterince düşündükten sonra olumlu cevabı oğlan tarafına bildirir. Böylece karar verildiği için söz kesilmiş olur. Tarafların isteğine göre bazen aynı gün gelin damada nişan yüzükleri de takılır, bazen de ayrıca düzenlenecek nişan töreninde bu işlem gerçekleştirilir. Söz kesildikten yaygın bir gelenek olarak arada tatlılığı sağlamak dileğiyle şerbet içilir. Şerbetin içilmesi artık kızın kesin verildiği ve evlilik kararının kesinleştiği anlamına gelir. Ayrıca söz kesme sırasında aileler nişan ve düğün tarihleri, alınacak eşyalar ya da başlık parası miktarı gibi konuşmalar da yaparlar.

    Her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra kız evinde daha çok kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız tarafı da hediyeler verir. Nişan töreni isteğe bağlı olarak yemekli de olabilir. Eğlencelerle bu mutlu olay aynı zamanda kutlanmış olur. Nişan, hem evliliğe atılan bir adım, hem de her iki taraf için bir tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı anlamlarına gelmektedir. Eğer taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa nişan bozulabilir. Ancak bu, hiçbir zaman tercih edilen bir durum değildir.

    Bundan sonra düğün aşaması gelmektedir. Öncelikle çevredeki insanların düğüne çağrılması gerekmektedir. Düğüne çağrı aşamasında son zamanlarda daha az uygulanan bir gelenek de köyde bulunan kişilere �okuntu� dağıtmaktır. Okuntu için bir anlamda düğün davetiyesidir demek mümkündür. Bunun için uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi köyü dolaşarak okuntuyu dağıtır. Okuntu, daha önceden hazırlanmış bir parça kumaş, bir mendil, bir yazma gibi hediyeler olabileceği gibi, şeker, börek gibi yiyecek türünden şeyler de olabilir. Bunlar düğün okuntusu olarak dağıtılırken misafirler düğüne davet edilmiş olur.

    Masallarda her ne kadar kırk gün kırk gece süren düğünlerden söz edilse de, Anadolu�da düğünler genellikle üç gün sürmektedir. Son zamanlarda ise yalnız hafta sonları olan iki günlük düğünler hem ekonomik hem de sosyal açıdan tercih edilmektedir.

    Evlenme olayının temelini teşkil eden düğün de iki ana bölümden oluşmaktadır:

    a. Kına gecesi

    b. Gelin alma


    Düğünden bir gün önce kız evinde ve oğlan evinde yapılan törene kına gecesi denir. Kına gecesi her iki tarafta da yapılabilir, ama yoğun olarak ve daha detaylı bir biçimde kız evinde kadınlar arasında yapılır.

    Kına gecesinin yapılacağı gün erken bir saatte erkek evinin çatısına bayrak asılır. Bayrak, özel olarak seçilen bayraktar tarafından, kalabalık grubun da eşliğiyle eğlencelerle toplu olarak asılır. Bazı yerlerde bu eğlence sırasında �bayrak ekmeği� denilen yemek orada bulunanlara ikram edilir. Bayrağın asılması düğünün başladığının resmen ilan edilmesi demektir.

    Kına gecesinin olduğu gün ya da birkaç gün öncesinde gelinin çeyizleri kız evinden alınır, oğlan evine getirilerek gelinin odası hazırlanır. Gelinin çeyizleri bazen düğünden birkaç gün önce kız evinde, bazen de düğün ve sonrasında oğlan evinde sergilenerek misafirlere gösterilir. Çeyiz kız evinden alınırken bir kişinin sandığın üstüne oturarak bahşiş istemesi oldukça yaygın olarak rastlanan geleneklerdendir. Kına gecesinin olduğu gün aynı zamanda günün erken bir saatinde erkek tarafından bir grup kadın, o gece yakılacak kınayı, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram edilecek yiyecekleri eğlencelerle kız evine ***ürürler.

    Kına gecesinde kız evinde toplanan kadınlar bir süre eğlendikten sonra, açıklı türküler söyleyerek gelini ağlatmaya çalışırlar. Daha önceden suyla yoğrulan kına bir tepsi içerisinde etrafına mumlar dizili şekilde ortaya getirilir. Bazı yerlerde önce geline kına yakıldıktan sonra misafirlere de kına dağıtılır; bazı yerlerde de o sırada orada bulunanlara kına dağıtıldıktan sonra herkes gittikten sonra geline kına yakılır. İsteğe bağlı olarak gelinin ellerine, ayaklarına ve saçına da kına yakıldığı olur. Genellikle kınanın yoğrulması, dağıtımı ve geline kına yakılması işlerinde �başı bütün� olarak adlandırılan mutlu evlilik sürdüren bir kadının görevlendirilmesine dikkat edilir. Gelinin bir eline kadın, bir eline de genç kız kınayı koyar. Kına yakılmadan önce gelinin avuç içine bozuk para ya da altın konur.

    Kına gecesinin ertesi günü hem gelin alma günü hem de esas düğün günüdür. Her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. Gelin alma günü erken saatlerde oğlan evinde damat tıraşı, güvey giydirme gibi adlar alan törenler yapılır. Kız evinde de gelinin hazırlanması söz konusudur. Bunun için köylerde her zaman bütün düğünlerde görev alan, genellikle düğün yemeğini de hazırlayan aşçı kadınlar görevlendirilir. O gün oğlan tarafından konuklar toplanarak kız evine gelin almaya gelirler. Gelin evden çıkarken erkek kardeşi ya da amcası tarafından beline gayret kemeri de denen kırmızı kuşak bağlanır. Gelin ailesiyle vedalaştıktan sonra hayır dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna eşliğinde eğlencelerle evden çıkarılır. Gelin evden ayrılırken geride kalan bekar arkadaşları da evlenebilsin diye birtakım şeyler yapar. Örneğin, henüz bitmemiş bir çorabı sökerek evden çıkar ki, diğer kızlar da çorap söküğü gibi evlenebilsinler... Gelin baba evinden çıkarken olsun oğlan evinin kapısından girerken olsun evliliğin yolunda gitmesi, çiftin mutlu olmasını sağlamak için birtakım dinsel-büyüsel işlemler yapılmaktadır. Örneğin, gelin evden çıkarken arkasından ayna tutularak aydınlık bir hayatının olması isteği ifade edilir. Aynı şekilde oğlan evinin kapısından girerken kapının eşiğine ve tavanına yağ, bal gibi şeyler sürdürülerek gelinin yeni evindeki kişilerle iyi geçinmesi sağlanmaya çalışılır.

    Gelinin başından şeker, bozuk para, kuruyemiş gibi şeyler atılarak bolluk-bereket getirmesi dileği ifade edilir.

    Düğün olduğu akşam, erkek tarafında kalmış az sayıda misafire yemek verilir ve gelinle damadın imam nikahı kıyılır. Önceleri resmi nikah düğünden sonra herhangi bir tarihte yapılabilirken, son zamanlarda düğün öncesinde resmi nikahın mutlaka yapılmış olmasına özen gösterilmektedir. Genellikle düğün alışverişi için taraflar bira araya geldiklerinde resmi nikah da yapılmaktadır. İmam nikahı kıyılıp dualar okunduktan sonra gelinle damat kendiodalarında bir araya gelirler. Bu sırada gelinle damadın uyumlu bir biçimde birlikte olabilmelerini sağlamak amacıyla da birtakım dinsel büyüsel işlemlere başvurulur. Örneğin, odanın kapısına bir bıçak saplamak, kapı önünde bir kilidi açmak vb. Bunun dışında orada bulunan kişilerin ellerini ve kollarını bağlamamaları istenir. Daha önceden kız tarafından o gece yenmek üzere özel olarak hazırlanmış ve gelinin sandığına konmuş olan yiyecekler ve başka şeylerin de bulunduğu yemek tepsisi odaya bırakılır. Bazı yerlerde tepsiye tek kaşık, tek çatal, tek bardak konarak gelinle damadın bunları ortaklaşa kullanmaları sağlanır. Böylece birbirlerine daha çabuk ısınacaklarına inanılır. Bu aşamada gelinin masum ve temiz olduğunun simgesi olan çarşafa bakma adeti gündeme gelir. Düğünde görevli olan yenge ya da aşçı kadın tarafından gelinin durumu öğrenilerek ailelere bildirilir. Bazen de gelinin bakire çıkmaması durumunda baba evine gönderilmesi söz konusudur.

    Düğünün ertesi günü duvak günü, yüz açımı, baş bağlama gibi adlar altında birtakım eğlenceler düzenlenir. Bu eğlence daha sade bir biçimde yalnız kadınlar arasında yapılır. Önceleri duvak günü eğlenceleri sırasında gelin çeşmeye ***ürülerek su getirmesi sağlanırmış. Gelin hamur yoğurup börekler yaparmış. Böylece eve bolluk bereket gelir inancı varmış. Ancak bunlar artık unutulmuş geleneklerdir. Duvak günü eğlenceleri de pek çok yerde yapılmamaktadır.
    Kadınlar Melektir
  2. Kirvenin Görevleri

    Yörede erkek çocuklar genellikle 3 ile 10 yaşları arasında sünnet ettirilir. Yaygın bir inanışa göre tek çocuk sünnet ettirilmez. Sünnet ettirilecek çocuğun daha küçük kardeşi varsa (beşikte bile olsa) o da onunla birlikte sünnet ettirilir. Çocuğun küçük kardeşi yoksa, çevreden öksüz veya fakir bir çocukla sünnet ettirilir. Çarşamba,

    Perşembe ve Pazar sünnet için tercih edilen günlerdir. Sünnet evi sırma ve çeşitli süslerle süslenir, çocuğun karyolası özenle hazırlanır. Karyolanın başına işlemi bir kılıfta Kur’an asılır ve bir hafta önceden misafirler davet edilir (okuntu çıkarma). Sünnet olacak çocuğun üç tane sağdıçı olur: Daha önceden sünnet olmuş bir arkadaşı, sonra sünnet olacak bir arkadaşı ve bir de kız. Sünnet edilmiş sağdıç ile kız sağdıç, sünnet edilecek çocuğun ileride arpalı-buğdaylı (kız ve erkek) bebekleri olsun diye, yatağın etrafında üç kez dolanırlar ve sünnet yatağının altına arpa, buğday saçarlar.


    Sünnet olacak çocuğun bir de kirvesi olur. Kirve, çocuğun bir yakını veya aile dostlarından bir kişi olabilir. Kirvenin asıl görevi çocuk sünnet olurken çocuğu tutmaktır. Bazı köylerde buna ek olarak kirve sünnetin düzenlenmesinden de sorumludur ve tüm masrafları karşıladığı da görülür. Kirve çocuğun ikinci babası da sayılır ve sünnet olan çocuk kirvenin kızıyla evlenemez.
    Daha önceleri çocuğun kaşına elif çekilir gözüne sürme sürülürdü. Başına inciden püskül yapılır, püskül üstüne inciden külte takılırdı. Fesin kenarlarına kiralanan elmas sokulurdu.


    Sünnetten önce veya sonra mevlüt okutmak yaygın bir gelenektir. Mevlütten sonra fakirler için iki sofra kurulur, yemeğin zerdesi çorba olmakla birlikte yanında et, pilav, fasülye, hoşaf da yapılır. Misafirler hediye ile gelirler, bu hediyeler genellikle altın ve paradan oluşur. Sünnet günü çocuk at üstünde gezdirilir. Eğer çocuk binemeyecek kadar küçükse babası ya da dayısı ile birlikte ata biner. Önde sünnetçi, arkada çocuk diğer akrabaları ile kabirlere giderler. Orada attan inilip Kur’an okunur. Sonra şerbet içilir, eve dönülür. Evde, çocuk kucağa alındıktan sonra, sünnetçi çocuğu kıstırgaca koyar ve “bıçak kesmiyor”der. Etrafta bulunanlar da babasına, “Oğluna ne bağışlıcan” derler. Babası “filan şeyi bağışlıyorum. Ölürsem ölümden, kalırsam dirimden alsın. Siz de şahit olun” der. Ortamda hazır bulunan imam bunu bir kağıda yazar ve “şahit ölür de kâğıt ölmez” der. Daha sonra çocuğun annesi de “gelin alacağım kıza küpemi hediye ediyorum, siz de şahit olun” der. O sırada sünnetçi tekbir alır ve çocuğun ağzına lokum verilir. Çocuğun annesi sünnet kolay olsun diye oklava çevirir. Çocuğu yatırınca korkusuna iyi gelsin diye limonata içirirler. Daha sonra çocuğa kahve içirilir ve darısı damatlığa denilir. Sünnetçinin bir omuzuna yağlık havlu, diğerine bir top kumaş hediye olarak konulur. Ekonomik durumu iyi olmayan köylerde düğün yapılmaz. Köye sünnetçi geldiğinde camiden halka duyurulur ve sünnetlik çocuğu olanlar çocuklarını getirirler ve sünnet ettirilir. Böyle köylerde çocuk giysisine fazla önem verilmez. Günümüzde sünnet töreni eskiye oranla daha özenle yapılmakta ve ekonomik açıdan en uygun olanı tercih edilmektedir
  3. Cevap: Kirvelik Geleneği

    sagol canim benim ögrenmis olduk:D

Sayfayı Paylaş

Meleklermekani.Com misafirleri bu sayfayı şunları arayarak geldiler :

  1. kirve cocuklar evlenirmi

    ,
  2. kivre çocuk evlilik