gebe
  1. nisan

    nisan Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.707
    Beğenilen Mesajlar:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    isvicre

    "Selam olsun İbrahim'e!"

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında nisan tarafından paylaşıldı.

    "Selam olsun İbrahim'e!" Bu başlık bana ait değil; Kuran’a ait. (37:109)
    ‘Kimlik sınavı’ndan ateşle sınanarak geçen İbrahim,
    ‘kişilik sınavı’nı da “kurban”la verip, özbenliğine ve
    onun işaret ettiği Mutlak Hakikat’e takarrubu
    (yaklaşması) üzerine, göklerin tebrikini işte bu
    şekilde alıyordu.

    İbrahim, kendisini ciddiye almanın öbür adıydı.
    Kendisini ciddiye aldığı için, inancını ve inkarını,
    “evet”ini ve “hayır”ını, kabulünü ve reddini ciddiye
    aldı. Bu ciddiye alış sayesinde, “parmak ayı
    gösterirken parmağa değil, parmağın gösterdiği
    istikamete bakmayı” becerdi. Güneşe, aya ve yıldızlara
    takılmadı; onları hakikat yürüyüşünde bir işaret taşı
    olarak kullandı.

    Kişinin kendisini ciddiye alması, hayatı ciddiye
    almasıdır. Hayatın anlamını kavrayamayan ve ona anlam
    veremeyen; “anlamsız” bir hayatı nasıl ciddiye alsın?
    Hayatını anlamlandıranın yalnız hayatı değil, düşleri,
    hülyaları, umutları ve duaları da ciddiye alınmayı
    hak eder. İşte İbrahim, hayatı ciddiye aldığı için
    rüyasını, hülyasını, duasını da ciddiye aldı.
    Kendisini ciddiye alanları Allah da ciddiye alırdı. Bu
    nedenle İbrahim’in rüyası, hülyası ve duası gökler
    katında ciddiye alındı; sonucu o ciddiyetle
    değerlendirildi. Bu ciddiyet, İbrahim’in gök kubbeye
    saldığı çığlığın 4000 yıl sonra dahi burada/şimdi gibi
    yankılanmasından anlaşılmıyor mu?

    Nemrut’un ateşine odun taşıyanların yüzünü kararttığı
    bir dünyada, İbrahimî bir teslimiyete, İbrahimî bir
    dirence, İbrahimî bir adanışa, İbrahimî bir imana ne
    kadar da ihtiyacımız var.

    Çağın Nemrutları her yerdeler; çağın İbrahimleri
    nerdeler? Nerdeler kendisini, inancını ve inkarını
    ciddiye alanlar? Nerdeler, hakikati aramanın bedelini
    ödeyerek hakikate ulaşanlar? Nerdeler geçiciye,
    dünyalığa, aldanışa “kurban gitmeyecek” sahici
    “Kurbanlar”?

    Bayram onların bayramıdır; bayram kurbanların
    bayramıdır, kendi öz benliğine yanaşan, onunla
    buluşan, bilişen, tanışan ve sarışanların, sorumluluk
    şuuruna ulaşanların bayramıdır. Böylelerinin payına,
    kurban bayramlarında “et” değil “dert” düşer, elem
    düşer, ıstırap düşer. Çünkü onlar “he”nin ağladığını
    görmüşlerdir.

    “He”nin ağladığını görenler

    Zamanın ve mekanın, tarihin ve coğrafyanın gözlerini
    görenler “he”nin de gözlerini görürler. Sadece
    “sözlere” değil, yüzlere ve özlere de bakmayı
    becerenler, “he”nin gözlerine bakmayı da becerirler.
    İşte bu talihlilerden biri, Asaf Halet Çelebi “he”nin
    gözlerini görmüş; aşkına Bisütunları boyun eğdiren
    zamanın Ferhatlarına sesleniyor:

    “vurma kazmayı

    ferhaat

    he’nin iki gözü iki çeşme

    aaahhh

    dağın içinde ne var ki

    güm güm öter

    ya senin içinde ne var

    ferhaat”

    Çelebi’nin he’nin ağladığını gören gözleri gerçek
    İbrahim’i de put kırarken görmüş. O, put yapımcılarına
    kızmıyor sadece, ‘sahte İbrahimlere’ de kızıyor:

    “İbrahim

    içimdeki putları devir

    elindeki baltayla

    kırılan putların yerine

    yenilerini koyan kim

    ...........

    İbrahim

    Gönlümü put sanıp da kıran kim”

    Bayramlar gönülleri imar seferberliğidir

    Elindeki baltayı “putların” yerine gönüllere
    vuranların ve kalpleri “put” niyetine kıranların
    elinden, öncelikle o baltaları almak gerek. Dahası,
    kırık gönülleri sarmak, dertli yüreklere derman, kırık
    kalplere merhem olmak gerek. Bir toplumda, gönülleri
    imar edecek olanlar, mamur bir gönül taşıma
    bahtiyarlığına erenlerdir.

    Korkmayın çağın sahte tanrılarından; tüm ihtişamlarını
    korkunun krallığına borçlu olanların ekmeğine katık
    olmayın. Yığınların korkularından kendilerine iktidar
    çıkaranların geleceği olmaz. Aldanmayın onların sahte
    ihtişamına; onların ihtişamı Kur’an’ın ifadesiyle
    “giydirilmiş kalaslara”, İncil’in ifadesiyle “badanalı
    kabirlere” benzer.
    Geleceği yeniden inşa edecek olanlar, kırık gönülleri
    ihya edecek olanlardır. Bayramlar bunun için bulunmaz
    fırsatlardır. Sabır ipliğini aşk iğnesine geçirip
    yırtılan umutları dikin. Toplumun tüm öksüzleri,
    yetimleri, yoksulları, açları, susuzları sizin doğal
    müttefikinizdir. Sadece Kurban bayramı dolayısıyla
    doyasıya et yüzü gören milyonların duygularını, halkın
    yoksulluğuyla ve acılarıyla dalga geçercesine hayvan
    muhabbetleri kurban bayramlarında depreşen yerli
    ‘fransızlar’ nasıl anlasın?

    Düşünce mağdurlarının yattığı hapishaneler, hastaneler,
    çocuk yuvaları, huzurevleri, yoksul varoşlar sizden
    sorulur. Mezardaki ölülerini dahi bayramlarda
    unutmayacak kadar vefakâr olanların, mağdur, mahkum,
    mazlum, masum dirilerini unutması düşünülemez.

    Nemrut’un ateşine odun taşıyanlara karşılık, İbrahim’e
    su taşıyanların bayramı zaten mübarektir.

    Mustafa İslamoğlu


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: "Selam olsun İbrahim'e!"
    emeğine sağlık
     

Sayfayı Paylaş