gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Ümmü Gülsüm

    Konu, 'Peygamberler, Evliyalar ve Sahabeler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    İnsanlık tarihinin örnek kadınlarından bir diğeri de, Ümmü Gülsümdür. O Zeynep misali zorluklara sabretmiş ve sonrasında Kerbela şehitlerinin mesajını insanlara ulaştırmaya çalışmıştır. Babası Emir'el Mümin'in Hz. Ali (a.s), annesi Peygamberin biricik kızı Fatımat'uz Zehra’dır. Asıl adı Zeyneb-i Suğra’dır. İlmi, hikmeti, ahlakı, sabrı ve sadece Allah için yaşayıp, Allah için mücadele etmeyi bu iki büyük zattan öğrenmiştir. Öyle ki kendi zamanının önde gelen kadınlarından ve asrının yegâne fesih konuşmacılarından birisiydi.

    Mamakani yazmış olduğu rical kitabında Ümmü Gülsüm'ü şöyle tanıtıyor: Ümmü Gülsüm, Zeyneb-i Suğra’nın künyesidir. O kardeşi Hüseyin (a.s) ile Kerbela’ya, oradan da İmam Zeynel Abidin’le (a.s) Şam’a ve daha sonra Medine’ye döndü. O fesih konuşan, düşünür, âlime ve üstün makama sahip bir hanımdır. Değerli annesi Fatıma (s.a) yaşama veda ettiği zaman, eteği yerde sürünür halde ağlayarak şöyle diyordu:

    —Dedeciğim, Ey Allah’ın Peygamberi! (s.a.a) Şimdi senin ağır yüklü musibetini omuzlarımda hissediyorum. Bu ayrılıktan sonra bir daha asla görüşme olmayacaktır. [1]

    Ömrü boyunca peygamber ailesine yapılan zulümlere ve onların şehit edilmelerine şahit oldu. Son olarak ta hicri 61 yılında imam Hüseyin’le (a.s) birlikte Kerbela'ya geldi, aşuradan sonrada Ehlibeyte yapılan zulümleri anlatarak, şehitlerin amaç ve hedeflerini halka açıklayıp, zalim hükümdarların maskelerini düşürmeye çalıştı. Oda bacısı Zeynep gibi esirlik döneminde, her fırsatını buldukça hamasi konuşmalarıyla Müslüman halkları, Emevi zalimlere karşı uyandırmıştır.

    Peygamberin (s.a.a) evlatları Kerbela çölünde susuz şehit edildikten sonra, ailesi de esir alınarak Küfe’ye getirildi. Esirlerden bazıları kendilerine ihanet edip, sözlerinde durmayan Küfelilere hitaben konuşmalar yaptılar. Hz. Zeynep'ten sonra imam Hüseyin’in kızları söz aldı, önce Fatıma Suğra ve daha sonra Ümmü Gülsüm konuştu.

    Ümmü Gülsüm herkese susmasını emretti, biranda sesler kesildi öyle ki nefesler bile duyulmamaktaydı. Emir’el Mümin'in kızı, imam Hüseyin’in bacısı Ümmü Gülsüm yüksek sesle ağladığı halde, tahtırevanın perdesinin ardından şunları söyledi:

    “Vay halinize Küfe halkı! Niçin imam Hüseyin’i (a.s) öldürdünüz, mallarını yağmaladınız ve ailesini esir aldınız ki, şimdi de ağlayasınız?

    Vay olsun size, kahrolun, bedbaht olun. Nasıl bir felaket yaratıp, nasıl bir faciaya sebep olduğunuzun farkında mısınız? Nasıl bir cinayetin sorumluluğunu yüklendiniz, hangi kanları haksız yere akıttınız, perdeler ardındaki hangi kadınları dışarı çıkardınız, hangi hanedanın ziynet ve eşyalarına el koydunuz ve hangi malları yağmaladınız haberiniz var mı? Resulullah'tan sonra en üstün makama sahip birisini öldürdünüz. Merhamet kalplerinizden alındı sizin, fakat bilin ki kurtuluşa erenler ancak Allah'ın hizbidir ve hüsrana uğrayanlar ise şeytanın.”[2]

    Bu sözler üzerine orada bulunan herkes ağlamaya başladı, kadınlar yüzlerine vurup, saçlarını yoluyorlardı. Daha sonra şu şiiri okudu:



    İşkencelerle öldürdünüz kardeşimi, vay olsun sizlere

    Öyle bir ateşle azaplanacaksınız ki ateşi her an yükselecek

    Allahın, Kuran’ın ve Muhammed’in haram kıldığı kanları akıttınız

    Ateş hakkınızdır, yarın ebediyen orada kalacaksınız

    Yakinim var buna. Ben ise;

    Hayatım boyunca Peygamberden sonra en üstüne, kardeşime ağlayacağım

    Gözlerime saplanacak gözyaşlarım ve yanaklarım asla kurumayacak.[3]



    Bu esnada halkın feryadı koptu, ağlayışlar coştu. Kadınlar saçlarını yolarak, başlarına toprak serptiler, yüzlerini tırmalayıp, dövündüler. Erkekler ağlayarak sakallarını yoldu. Halkın o gün ağladığı gibi, ağladığı hiç görülmemiştir.[4]

    Hüseyin'in başı, esir kadınlar ve evlatlarıyla birlikte Şam’a doğru götürüldü. Şam’a yaklaşıldığında Ümmü Gülsüm Şimr'in yanına giderek, “senden bir isteğim var” dedi. O da, “isteğin nedir?” Dedi. Ümmü Gülsüm:

    —Şehre girdiğimizde hiç olmazsa bizleri insanların az olduğu yerden götür ve şehitlerin başlarını da bizden uzaklaştır (halk onlara bakarken, bizlere bakmasınlar). Esir elbiseleri içinde insanlar o kadar baktı ki rahatsız olduk.

    Şimr ise tüm katı kalpliliği ve habisliği ile Ümmü Gülsüm'ün bu isteğini yerine getirmedi aksine, adamlarına başların mızraklara takılıp esirlerin arasında hareket ettirilmesini emretti. Böylece kalabalığın içinden geçerek merkez camisinin önüne getirtilip bekletildiler.[5]

    Ümmü Gülsüm, Şam’da bulunduğu süre içerisinde de gerçekleri söylemekten asla geri durmadı, Emevilerin cinayetlerini ve kendilerinin Peygamberin ailesi olduklarını halka açıkladı.

    Medine’ye döndükten sonrada ömrünün sonuna kadar neler yapıldığını ve imam Hüseyin’in (a.s) niçin şehit edildiğini anlattı. Medine’ye girişte şu şiiri okudu:



    Medine, Peygamberin şehri! Biz geldik,

    Üzüntü, acılar ve sevdiklerimizi kaybederek geldik

    Peygambere haber ver ki, kardeşlerimizin yasına durduk.

    Erkeklerin bedenini başsız çölde bıraktılar ve bizi esir aldılar

    Dedemize haber ver ki çocuklarını esir aldılar

    Malımızı yağmalayıp, çocuklarımızı dövdüler.

    Ya Resulellah! Hüseyin’in başını kestiler ve sana saygı göstermediler

    Çadırları yakıp, Zeynep’i kırbaçladılar

    Sakine çığlıklar atarak Rabbinden yardım diledi

    Seccad'ı zincirlere vurup öldürmek istediler

    Medine, işte bizim yolculuğumuz

    Ve ey Medineliler! bizim bu halimize ağlayın.[6]


     
Ümmü Gülsüm konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a)

    Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a)

    Ümmü Gülsüm binti Ukbe radıyallahu anha Kureyşliler içinde yurdunu yuvasını bırakıp Medine’ye tek başına hicret eden bir hanım sahâbî!.. Allah’ ve Resûlüne hicret için evinden kaçan bir muhâcir hanım!.. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize Mekke’de biat eden kahraman hanımlardan!.. Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde; “Beni müşriklere geri çevirmeyin” diye Efendimize sığınan,...
  2. Ümmü Mâbed(r.a)

    Ümmü Mâbed(r.a)

    Ümmü Mâbed radıyallahu anhâ hicret yolunda bir bekçi... Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi hicrette misâfir edip, süt ve et ikram eden bahtiyar bir hanım... Kıtlık senesinde çadırına uğrayan yolcuların su ve yiyecek ihtiyaçlarını gideren cömertliğiyle meşhur bir hanım sahâbî... Rasûlullah (s.a.)’in duâsı ve mübârek ellerinin sürülmesiyle kısır koyunundan süt sağıp misâfirlere...
  3. Gülsüm Dolma

    Gülsüm Dolma

    MALZEMELER 6 tane dolmalık domates yetecek kadar domates salçası bir çay kaşığı tuz ve şeker yetecek kadar mayonez bir çay kaşığı karabiber 1/2 paket tereyağ 2 tane havuç 1 kap zeytin 1 demet nane Salat yağ HAZIRLANIŞI Domatesleri iyice yıkayın. İçini çıkarın. Bir tava içinde yağı yakın onun içinde karabiberle birlikte. Yandıktan sonra salçayı içine koyun 2 dakka daha karıştırın.Daha...
  4. 3G (Gülsüm-Gülizar-Güllü)

    3G (Gülsüm-Gülizar-Güllü)

    3G Herkese hayırlı olsun her kesimden insanın kullanım alanına giriceğe benziyor.:D
  5. Gülsüm Kamu kimdir

    Gülsüm Kamu kimdir

    gülsüm kamu kimdir, mine gülsüm, gerçek adı, oynadığı fimler, hayatı, kısaca hayatı, hakkında bilgiler, yaşı, aslen nereli, Mine Gülsüm olarakda bilinen Gülsüm Kamu'nun geçrek adı Emine Gülsüm Kefeli'dir Melek'lerim. Aslen Trabzon - Sürmene'li olan Gülsüm Kamu hakkında merak ettiğiniz tüm bilgiler bu yazımızdadır Melek'ler! Gülsüm Kamu, bilinen diğer adı: Mine Gülsüm, gerçek adı: Emine...

Sayfayı Paylaş