gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.167
    Beğenilen Mesajlar:
    2.216
    Ödül Puanları:
    113

    unutkanlık...

    Konu, 'Bilgi Deposu' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Psikologların bozucu etki kurallarıyla ilgilenmeleri bunların sınırlı uygulama değerlerinden dolayı değil, unutmadaki önemli rollerinden dolayıdır. Bu kurallar kısmen de olsa, niçin unuttuğumuzu açıklamaktadır. Çünkü bize unutmamızın, öğrendiklerimizin hatırlamak istediklerimiz üzerindeki bozucu etkisine bağlı olduğunu gösterir. Fakat, acaba bu kurallar unutmanın ne kadarını açıklayabilir? Kuramsal açıdan, unutmanın iki nedeni olabilir. Bunlardan biri bozucu etki, diğeri ise bellekteki çözülmedir. Her iki görüş de kuram olarak sunulmuştur, ikincisi bazen "sızan-kova hipoaaai" (leaky-bucket hypothesis) adıyla anılır (Miller, 1956). ilk bakışta bu kuram daha çekici gelmektedir; çünkü, çoğu kimse unutmanın "doğal olarak" kendiliğinden meydana geldiğini kabul eder. Oysa yapılan deneyler, bozucu etkinin unutmada önemli bir rolü olduğunu, dolayısıyla unutmanın sadece bellek izinin silinmesi olamayacağını göstermiştir (Underwood, 1957).

    Bu durumda, unutmayı açıklarken etkenlerden her birine ne kadar ağırlık verebiliriz?Söz konusu kuramlar, deneysel olarak karşılaştırılamaz. Çünkü, laboratuvarda bile bozucu etkiden tamamen arınık bir durum düzenleme olanağımız yoktur. Denekler, deneyden önce bazı faaliyetler yapmışlardır; ve bunlardan bazıları deneyde söz konusu olan faaliyete benzer olabilir (ileri doğru bozucu etki). Aynı şekilde, öğrenme işlemiyle hatırlama işlemi arasında da bu tür faaliyetler yer alabilir (geriye doğru bozucu etki). Psikologlar, sadece bozucu etkiyi en aza indirmeye veya meydana geldiğinde ne ölçüde olduğunu tayin etmeye çalışabilirler.

    Geriye doğru bozucu etkiyi azaltmanın bir yolu, deneklerin bir malzemeyi öğrenmeleri ile hatırlama testi arasında uyumalarını sağlamaktır. Bu yolla yapılan eski bir deney, bu gün psikolojide klasikleşmiştir (Jenkins ve Daltenbach, 1924). Deneklere laboratuvardaki yatağa yatmadan önce, 10 anlamsız heceden oluşan bir liste öğretilmiştir. Uykuya dalmalarından itibaren 1, 2, 4 ve 8 saat gibi değişik süreler sonunda uyandırılan deneklerin hatırda tutma miktarı, hatırlama tekniğiyle saptanmıştır.

    Aynı deneklere daha sonra, ilkine eşdeğerde başka bir liste öğretilip, bu sefer 1, 2, 4 ve 8 saatlik normal, günlük faaliyetlerinden sonra hatırlama miktarları yine aynı yöntemle ölçülmüştür. Uykudan sonraki hatırlamanın çok daha iyi olduğu görülmüştür. Her iki koşulda da hatırlama miktarı ilk bir kaç saat içinde hızla azalmıştır. Daha sonra, günlük faaliyetlerine devam eden denekler için hemen hemen sıfıra kadar düşen hatırlama, uyuyan deneklerde %50 civarında kalmıştır.

    Bu tür araştırmalar, çözülme kuramlarının aleyhine kanıt olarak kullanılmış, bozucu etkiye dayanan açıklamaları ise desteklemiştir. Fakat yukarıda sözü edilen deney, sadece geriye doğru bozucu etkiyi ele almış, ileriye doğru bozucu etkiyi kapsamamıştır.

    İleriye doğru bozucu etkiyi incelemek için daha değişik bir deney deseni gerekir, örneğin, deneklere anlamsız hecelerden oluşan tek bir listenin öğretildiğini ve 24 saat sonra hatırlamanın ölçüldüğünü farzedin. Genellikle o zamana kadar listenin %65'i unutulmuş olur. Bu yüksek unutma miktarı, deneğin öğrenmeyle hatırlama arasında yaptığı şeylerin etkisiyle açıklanamaz. Çünkü, deneğin laboratuvar dışındaki faaliyetleri, deneydeki faaliyetlerinden o kadar farklıdır ki, bozucu etkinin çok az olması beklenir. Ancak, bir de deneğin daha önceki sözel öğrenmeleri vardır. Yıllar boyunca yapılan bu sözel öğrenmeler, deneyde ileri doğru bozucu etki yaratmış olabilir.

    Psikologlar bu olasılığı doğrudan doğruya test edemezler. Çünkü, bozucu etki yapabilecek daha önceki öğrenmeyi dakik şekilde ölçemezler. Buna karşılık deneyciler, deneklere iki veya daha fazla liste öğretirler (Underwood, 1957); sonra da, bir listenin hatırlanmasının daha önce öğrenilen liste sayısından ne derecede etkilendiğine bakarlar. Bu tür deney sonuçları önceki öğrenmenin güçlü bir etken olduğunu göstermektedir. Daha önce öğrenilen liste sayısı ne kadar çoksa, test edilen listenin hatırlanması o kadar azdır.

    Şu halde, hatırda tutma büyük ölçüde, yeni öğrenilen malzeme üzerinde ileriye doğru bozucu etki yapan eski öğrenmelerin varlığına bağlıdır. Bu bulguya laboratuvar dışına genelleyecek olursak eski öğrenmelerin, özellikle iyice yerleşmiş alışkanlıkların, sözel malzemenin hatırlanmasında bozucu etki kaynağı olacağı sonucuna varabiliriz. Bu olayın, unutmanın %100'ünü açıklayıp açıklamadığını bilemiyoruz; hiç bir zaman da öğrenemeyebiliriz. Mevcut bilgilere göre yapılacak bir tahminle, insanların unutmaları, büyük ölçüde önceki öğrenmelerine, fakat bir ölçüde de sonraki öğrenmelerine bağlıdır.

     
unutkanlık... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Unutkanlığa son

    Unutkanlığa son

    Unutkanlığın çok çeşitli nedenleri olsa da, belki de sizin tek ihtiyacınız dinlenmek. Kişi, yaşadığı hayatın temposundan yorulduğunda, stresli anlarında, depresyon halinde unutkanlık sorunları yaşayabilir. Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterse de en sık rastlananlar, isim ve kelimeleri unutmak, eşyaların konulduğu yerin unutulması, yakın geçmişe yönelik deneyimlerin hatırlanmaması...
  2. Unutkanlığa son!

    Unutkanlığa son!

    Hepimiz unutkanlığımızdan dert yanarız ya işte bize super bi haber :) Yaşlılığa bağlı hafıza kaybına neden olduğu sanılan protein bulundu. Fransız bilim adamları, Alzheimer hastalarında olduğu gibi sağlıklı kişilerde de yaş ilerledikçe beyindeki miktarı artan presenilin 1 proteininin hafızaya zarar verdiğini belirledi. Mutasyona uğradığında 40-50 yaşındaki kişilerde de Alzheimer'a neden...
  3. unutkanlığa çare

    unutkanlığa çare

    unutkanlığa karşı dua unutkanlığa iyi gelen dualar çare unutkanliga care iyi gelen dua hanımlar bu aralar çok kötüyüm:hasta:okadar unutkan oldumki anlatamam aradığım hiçbirşeyi bulamıyorum istenen birşeyi unutup saatlerce düşünüyorum ya geçenlerdede çantamı bir mağazada unuttm ya daha bir sürü şey ve bu halim çokcanımı acıtıyo aradığımı bulamazsam oturup ağlıyorm psikolojim bozuk aslında...
  4. unutkanlık mı!

    unutkanlık mı!

    kamu çalışanıyım gündelik yaptığım işlerin bir kısmını hemen hemen unutuyorum. bu gibi unutkanlıkların farklı bir hastalığın habercisimidir. şimdiden teşekkürler
  5. Unutkanlık neden olur?

    Unutkanlık neden olur?

    Gündelik hayatımızda belli bir orandaki unutkanlığı hepimiz normal karşılarız. Cep telefonunu evde bırakmak ya da yakın bir arkadaşın doğum gününü atlamak gibi durumlar can sıkıcı ve sinir bozucudur ama bu tip unutkanlıkların herkesin başına geldiğini biliriz, duyarız. Ancak benzer kazalar üst üste ve çok sık olmaya başladığında, hele bir de orta yaşlar geçilmişse, unutkanlık can sıkıcı olduğu...

Sayfayı Paylaş