1. *BEYZA*

    *BEYZA* Administrator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    16.674
    Beğenilen Mesajlar:
    2.421
    Ödül Puanları:
    113

    Anne Karnında Bebek Kaybını Arttıran Riskler

    Konu, 'Gebelik' kısmında *BEYZA* tarafından paylaşıldı.

    Gebelik kaybı ,anne adaylarının kabusu.Her şey yolun da giderken ani gelişen bir olumsuzluk bebeği kaybetmeye neden olabiliyor..Sık doğum yapmış olmak ve ileri yaş gebeliği olumsuz etkileyebilir.Yazımızın devamın da bebek kaybını artıran gebelik riskleri ile ilgili tüm detayalrı bulabilirsiniz. Öncesi ; Gebelik kayıplarım çok nedeni nedir? Gebelik kayıplarını önlemek mümkün adlı konularımızı incelemenizi öneriyoruz.

    Gebelikte bazı durumlar risk oluşturur ve bebek kaybına yol açar.Yüksek tansiyon, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, anemi,kötü alışkanlıklar,böbrek problemleri gebeliği riskli ve problemli bir hale sokabilir. Ayrıca ileri yaşta gebe kalmakta gebelik açısından riskli bir dönemdir.Kalıtsal hastalık taşıyan annelerde riskli gebelik grubundadır.Gebelik senasında ani kanama,yüksek tansiyon,bebeğin eşinin öne gelmesi,kasıkalrda sürekli sancı elde ve yüzde şişmelersöz konusu olursa mutlak surette hekime görünülmelidir.Hekim kontrolünde mutlaka geçmişinizde yaşadığınız rahatsızlıkları mutlaka belirtiniz.Sağlıklı bir gebelik süreci için bu bilgileri paylaşmanız faydalı olucaktır.Gebelikte riskli durumlar ile ilgili detayları uzmanlarından derleyerek sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.



    < Konu Resmi..>






    Anne Karnında Bebek Kaybını Arttıran Gebelik Riskleri:


    Öyküde: Sık doğum aralığı, 20 yaş altı 35 yaş üstü doğum , kronik idrar yolu enfeksiyonu ve hastalığı, sistemik hastalıklar, yüksek tansiyon, düşük doğum ağırlıklı bebek doğumu, kısa boy (150cm küçük).

    Gebelikte: Kilo almama, çoğul gebelik, gebelik zehirlenmesi, vajinal kanama, idrar yolu enfeksiyon tekrarı, rahim ağzı yetmezlik, bebeğin suyunun fazlalığı, erken doğum, kansızlık, erken su gelmesi, damar iltihabı

    “Fetal orijinler” hipotezine göre anne karnında bebek beslenmesi ve hormonal durum değişiklikleri yapı, fizyoloji ve metabolizmayı kalıcı olarak değiştiren gelişimsel adaptasyonlara neden olmakta ve bu adaptasyonlar kişileri erişkin hayattaki kalp-damar, metabolik ve hormonal hastalıklara yatkın hale getirmektedir. “Barker hipotezi” olarak da bilinen bu hipotez esas olarak Barker’ın gözlemleri sonucunda ortaya çıkmıştır.

    İngiltere’de XX. yüzyıl başlarında bebek ölümünün yüksek olarak saptandığı bir bölgede birkaç on yıl sonra koroner kalp hastalığından ölüm oranında artış olduğu görülmüştür. Geriye dönük olarak incelenen kayıtlarda en sık bebek ölüm nedeninin düşük doğum ağırlığı olup, hayatta kalabilen bebeklerde erişkin dönemde koroner kalp hastalığı riskinin artabileceği hipotezi ileri sürülmüştür.

    Anne karnındaki hayatta gelişimin kritik olduğu dönemdeki uyarılar kalıcı ve uzun dönem etkilere yol açmakta ve bu durum programlama olarak ifade edilmektedir. Fetal programlamada; fetal beslenme, kortizon, genetik ve epigenetik bağlantılar, nesiller arasındaki etkiler, gebelik öncesi olaylar önemli rol oynamaktadır.

    Gebelikteki olumsuz olaylar sadece o çocuğu değil, daha sonraki nesilleri de etkilemektedir. Annenin doğum ağırlığı çocuğun doğum ağırlığını belirlemede önemli bir faktördür. Özellikle beslenmesi yetersiz olan bir annede rahmin hormonal çevresinin fetusun üreme organlarının gelişimi etkilediği düşünülmektedir. Doğduğunda küçük olan annelerin rahim boyutları da küçük olmakta ve rahim büyüklüğü azaldıkça fetusun büyümesini kısıtlayan vücut baskı artmaktadır.

    Gebelikte Hipertansiyon, Diabetes Mellitus, Tiroid problemleri, annede kalp damar hastalıkları, hematolojik problemler iyi bir şekilde takip ve tedavi edilmediği takdirde bebek üzerinde de kalıcı etkiler bırakmaktadır. Ayrıca gebelikte ilaç kullanımı, alkol, sigara kullanımı da önemlidir.

    Doğum şekli gebeliğin durumuna bağlıdır ancak mümkün olduğunca normal doğum önerilmektedir. Doğum öncesi ve sonrasında olanların kişinin tüm hayatı üzerinde etkisi vardır. Hatta bazı etkiler genetik düzeyde olup sonraki nesillere aktarılır. Vücudun hakim mikropları, bağışıklık sistemini ve bazı hastalıklara (kanser, diyabet, şizofreni vb) yatkınlığı belirlemede rol oynar ve temeli doğduktan hemen sonra maruz kalınan mikroplar ile atılır ve tüm hayat boyunca bu temel ile şekillenir.

    Yani doğarken annenin doğum yollarından alınan ya da nerde doğulduğuna bağlı olarak ev ya da hastanede hakim olan mikroplar bu temeli oluşturur. Yapılan çalışmalar kendiliğinden doğum başladıktan sonra yapılan sezaryen ve vajinal doğum arasında bu anlamda bir fark bulunmamıştır. Doğumun bir problem olmadığı sürece kendiliğinden başlamasına izin vermek ve anne mikropları ile karşılaşmasını sağlamak gelecekte bebeğin sağlığı açısından önemlidir.

    Doğumda göbek kordonun geç kesildiğinde bebekte:
    Beyin kanamasının ( her derecesi) daha az geliştiği
    Tansiyonları daha düzenli seyrettiği
    Kan alma ihtiyaçları daha az olduğu
    Ağır barsak hastalığı(NEK) daha az bulunduğu gösterilmektedir
    Tüm bu nedenlerde, göbek kordonunda bulunan kanın bebeğe geçmesine izin vermek gereklidir.

    Memeli nöroloji bilimine göre erken ten tene temas temel biyolojik ihtiyaçların tamamlanmasını sağlar. Bu temas bebeğin gelecek psikolojisi ve davranışlarının şekillenmesinde hassas bir periyodu temsil edebilir.

    Ten Tene Temas’ın emzirme süresini arttırdığı,
    Erken doğan bebeklerde erken Ten Tene Temas ile daha iyi solunum sağlandığı
    Erken doğan bebeklerde erken Ten Tene Temas ile doğumdan sonraki 75-90 dakikada kan şekeri değerinin önemli derecede yüksek olduğu gözlenmiştir.
    Sonuç olarak Anne ve bebek bir bütündür. Her ikisinin de sağlıklı ve mutlu olabilmesi için ciddi ve nitelikli izlenimlerin devamlılığı gereklidir.


     
  2. *BEYZA*

    *BEYZA* Administrator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    16.674
    Beğenilen Mesajlar:
    2.421
    Ödül Puanları:
    113
    Gebelik dönemin de anne adaylarının en büyük korkusu gebelik kaybıdır.Ani gelişme gösteren bu olumsuz durum , ileri yaş gebeliklerde ve fazla doğum yapan kadınlar da görülür. Bunların dışın da yüksek tansiyon, şeker hastalığı aşırı kansızlık gibi durumlar da gebelik kaybına yol açmaktadır. Bu saydıklarımız olsun veya olmasın, sağlıklı bir gebelik dönemi için hekim kontrollerinizi aksatmayın. Ayrıca bebeğinizin anne karnın da sağlıklı gelişmesi için üzüntü ve stresten uzak durun.Üzüntü ve stres bebeği olumsuz yönde etkilemekte ve dolaylı yollardan zarar vermektedir.Gebelikte üzüntü ve stresin bebek üzerinde ki etkisi için aşağıda ki linki ziyaret ediniz..
    Annedeki üzüntü ve depresyon bebeğe zarar verir mi?
     
Anne Karnında Bebek Kaybını Arttıran Riskler konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. bebeğin anne karnındaki yaşamı

    bebeğin anne karnındaki yaşamı

    2 buçuk aylık gebelik bir buçuk aylık bebek görüntüleri 1 cenin bebeğin anne karnındaki yaşamı bir hamilelik Bebek Karnınızda Nasıl Yaşıyor? Ağzınla yemek yiyor, burnunuz ve ciğerlerinizle soluk alıyorsunuz. Fakat cenin belirli nedenlerden ötürü böyle yapamaz. Sizin gibi beslenmesi ve soluk alması için doğumu beklemesi gerekir. Şimdilik, beslenmesi ve gelişmesi için gerekli besin ve oksijeni...
  2. Annenin Karnindaki Bebek...

    Annenin Karnindaki Bebek...

    anne karnındaki bebeğin allahla konuşması anne karnındaki bebeğin allah la konuşması allah la videosu karnında ile konuşan bebek karnında ile konuşan bebek videosu
  3. Anne KArnında bebek

    Anne KArnında bebek

    bebek karikatürleri anne karnında bebek resmi anne karnında resimleri karikatürleri Anne karnında bebek.... Uzmanlar hep anne karnında bebeklerin anne v babalarını tanırlar derler.. iştee sizlere kanıt... Anne karnında ki bebeklerin günlük faliyetleri... Ay ne dadlu demi....
  4. Anne karnındaki bebeğin annesine mektubu

    Anne karnındaki bebeğin annesine mektubu

    anne karnındaki bebeğin annesine mektubu anne karnındaki bebeğin mektubu annesine anneye şiiri Bi kere daha düşünün... 5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi...

Sayfayı Paylaş