Etiketler:
  1. MEÇHUL

    MEÇHUL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    18 Ekim 2008
    Mesajlar:
    7.813
    Beğenilen Mesajlar:
    65
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    şehr-i MEÇHUL

    Aşk Sandığımız Yalnızlıklar!

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında MEÇHUL tarafından paylaşıldı.

    Sizce de artık aşk yerini yalnızlığamı bırakıyor?Bence öyle aşk gelir ama gidince de yerine sadece yalnızlık kalır.Buyrun yalnız meleklerim.Sizin için... *
    *
    *
    *

    Hadi kavga edelim! Kırıp dökelim ne varsa ellerimizle yaptığımız. En kolayı bu değil mi? Parçalamak, bırakmak, en basit ve kolay yol bu. Ne olacak ki? Biri giderse, diğeri gelir öyle değil mi?

    Aşkın sadece adı mı kaldı? Bu kadar ucuzladı mı kalbe sevda satmak? Alış verişe gider gibi çıkıp gidebiliyor muyuz aşk bulmaya? Her beden ve desende satılık sevgi var mı? Peki, karşılığında ne ödüyoruz, ruhumuzu mu?


    < Konu Resmi..>



    Kayboluyoruz bence, hem de kendimizi bulduğumuzu sanarak. Kadın ve erkek olmanın tadını bilmiyoruz. Cinsel kimliğimizi ve hakkımızı aldık diye dibine kadar kullanıyoruz. Özgürleşmek böyle olmaz ki, olmamalı! Seviştiğimiz kişilerin sayısı arttıkça, daha modernleştiğimizi mi sanıyoruz? Büyük hata!
    Aslında aşkın kendisidir özgürlük, kalbi serbest bırakmaktır. İnsan sevmeyi becerebildiği sürece gerçekten özgürdür. Gecelik ilişkilerde, geçici ve anlık heyecanlarla biriken, sadece biraz daha kaybolmaktır. Kaç aşk sandığımız insan bıraktıysak geride, o kadar artık biriktirmişizdir yüreğimizde, bize acıdan başka fayda sağlamayan. Her gelenin götürdüğü parçalardan eksik kalan yanımızı, farklı biriyle doldurma çabası ise, kalbin etrafını derin bir dehlize dönüştürmekten başka işe yaramayacaktır.
    Ne arıyoruz? Gerçekten tam olarak ne aradığını bilen kaç kişi var? Bir şehri kuşatır gibi kuşatmış ruhumuzu belirsizlik. Mükemmele mi ulaşmaya çalışıyoruz? Öyle bir insan olmadığını bilmiyor muyuz? Dönüp kendimize bakmadan, çuvaldızı başkasına batırarak, eleştirip yererek, herkeste bir kusur bularak, nereye kadar devam edebiliriz ki? Elimizdeki hikayelerin aynılığı da mı biraz düşündürmüyor bizi? Kendimizi aşk diye kandırdığımız her yeni dokunuşla, biraz daha içimizin boşaldığını göremiyor muyuz?
    Bu şehrin bir yerlerinde, tam da bu yazının yazıldığı gece yarısında, kaç amaçsız ve içi boş sevişme yaşanıyor? Karanlığın, kayboluşun üstünü örttüğü bu gece sabaha ulaştığında, kaç yastıkta makyaj izinden başka bir anı kalmayacak? Birbirlerinin adını bile unutacak insanlar, şimdi akıllarında belki de başka birinin hayaliyle vahşice sevişiyor?
    Aşkın o güzel yolculuğundan neden vazgeçtik? Neresinde kırıldık biz hayatın? Üstelik zaman olarak da en çok aşka yakışacakken! Eskisi gibi zor değil birisi ile karşılaşmak, yalnız yaşamak ve artık toplum üstündeki bağnaz düşünce yapısından sıyrılıyorken, çalışıp, sosyalleşip, üreterek büyüyorken daha rahat değil mi aşık olmak, aşık kalmak? Herkesin istediği anda sevdiğinin sesini duyabildiği, kısa bir yolculukla her yere ulaşılabilen, hatta internet, kamera gibi birçok teknolojik donanımla, hasreti, özlemi giderebiliyorken, asıl şimdi aşka sahip çıkmak, doya doya yaşamak zamanı değil mi? Bir genç çift yolda el ele yürüyor diye ayıplanmıyor, yalnız veya boşanmış kadınlar ev kiralayabiliyor, gece yarısı insanlar sokağa çıkabiliyor, artık mahallelerde namus komşu delikanlılar tarafından gözetlenmiyorken, insanı bir ilişki yaşamaktan, sınırsızca aşık olmaktan alıkoyan bir şey yokken, neden aşkı elimizle itiyoruz? Kayboluyoruz! İçimizde yaşadığımız karanlık kuyulara başkalarını da çekiyoruz. Hemen ayağa kalkıp silkelenmezsek, ileride çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın hali hiç de hoş olmayacak. Maalesef aşkı kaybeden bir toplum, tükenmeye mahkumdur çünkü kalbini kaybeden insan, yaşıyor sayılamaz
    !



     
  2. juju

    juju Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2009
    Mesajlar:
    4.692
    Beğenilen Mesajlar:
    213
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Ne arıyoruz? Gerçekten tam olarak ne aradığını bilen kaç kişi var? çok güzel bir yazı olmuş gercekten eline saglık
     
Aşk Sandığımız Yalnızlıklar! konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. yalnızlık...

    yalnızlık...

    Bavullari hep toplu durmali insanin... Bir gün telefonlarin hiç çalmayabilecegi hesaplanmali... Tül perde arkasindan misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... Ihanetlere, terkedilmelere, bir basina birakilmalara hazirlikli olmali... Yalnizliga alismali... Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti. Dayanisma, günümüzün borsasinin deger kaybeden hisse senetlerinden biri artik... Bireyin kesif çagi,...
  2. Ödediğim bedel sensizlik, yalnızlık, aşksızlık.

    Ödediğim bedel sensizlik, yalnızlık, aşksızlık.

    Gün yine yokluğunu giydi üzerine… Her zaman olduğu gibi bugünde sensizim. Sensizliğin o soğuk duvarı ile karşı karşıyayım. Sonbahar mevsiminde olalım veya yaz mevsiminde olalım benim için sen yoksan, ben halen soğuk günleri yaşıyorum, yanımda olsaydın eğer mevsim yaz olmuş ya da kış olmuş fark etmezdi benim için, içimi ısıtan sen olduktan sonra isterse bedenim soğuktan tir tir titresin...
  3. aşk ve yalnızlık.....

    aşk ve yalnızlık.....

    yalnızlık ve aşk
  4. yalnızlık....

    yalnızlık....

    Gün yine yokluğunu giydi üzerine… Her zaman olduğu gibi bugünde sensizim. Sensizliğin o soğuk duvarı ile karşı karşıyayım. Sonbahar mevsiminde olalım veya yaz mevsiminde olalım benim için sen yoksan, ben halen soğuk günleri yaşıyorum, yanımda olsaydın eğer mevsim yaz olmuş ya da kış olmuş fark etmezdi benim için, içimi ısıtan sen olduktan sonra isterse bedenim soğuktan tir tir titresin...
  5. Yalnızlık

    Yalnızlık

    Yalnızlık kulağa ürkütücü geliyor olabilir fakat bazen bir seçim de olabilir. Kimi zaman ise bir sonuçtur. Bazı şeyleri ihmal ettiğimizde kapımızı çalar. Ya da bir şeyleri 'temize çekmek' için ihtiyacımız olan şeydir. Ne dersiniz; ne zaman bir seçim, ne zaman bir sonuçtur yalnızlık melekler?

Sayfayı Paylaş