Biz kadere mahkummuyuz?

  • Konbuyu başlatan İslami Yazar
  • Başlangıç tarihi
İ

İslami Yazar

Forum Okuru
Biz kadere mahkummuyuz?
İnsan ne yapacağını cüzi iradesiyle seçer. Bu yüzden de yaptıklarından sorumludur. Allah Teâlâ da gönderdiği peygamberler ve indirdiği yaptığı kitaplar aracılığıyla hep insanlara doğru yolu göstermiştir. Kişinin seçimi ve seçiminin sonucu kendi cüzi iradesidir. Bir anlamda nefsinin tesiriyle iradesini yanlış yönde kullanır. Örneğin, güneş lekesiz ve temiz olmasının yanı sıra ışık ve sıcaklığı ile dünyadaki güzelliklere vesile olur. Fakat insan saatlerce güneşin altında durursa bozulur, hatta bu hastalık ölümüne bile neden olabilir. Bu takdirde güneşin suçu var mı?



Biz kaderin mahmumumuyuz.jpg


Kadere yüklenilen günah, zarar ve çirkinlikler esasen insanın iradesinden suiistimal etmesinin neticesidir. Cüzi irademizi unutarak belli zulüm ve çirkinlikleri kaderin üzerine atsak, musibeti iki kat artırmış ve kadere karşı saygısızlık etmiş oluruz.Örneğin, insana hem zevk, hem de neslin çoğalması için hayırlı bir sonuca neden olan şehvet hissi verilmiştir. İnsan iradesini yanlış kullanarak bu ihtiyacını zina gibi haram sayılan yoldan temin ederse bu kader değil seçimdir.


İnsan kendisine verilen cüzi iradeden suistimal etmekle günah işlemiş ve sonuçta kendisine zulmetmiştir. Cinayet ve benzerlerini de buna kıyas yapmak olur. Ancak insanın kötüye kullanımı olmadan başına gelen bela ve musibetlerin bizatihi hikmet ve faydaları vardır. Kaderden konuşurken sebeplere riayet etmenin önemini de unutmamalıyız. İnsan bazen tam anlamadığına göre ancak zahiri sebeplere bakarak yanlış karar verir ve kendine zulmeder.


Hz. Musa (as) "Rabbim! Bana adaletini göster "- diye dua etti . Allah vahiyle Hz. Musa'ya "filan çeşmenin yakınında oturarak yaşananları seyret diye bildirdi. Hz. Musa oturup seyre başladı. Çeşmenin başına bir atlı geldi. Atına su içirip geri çeşmeden ayrılınca bir kese altını yere düştü. Atlı ise bundan habersiz yoluna devam etti. Sonra bir çocuk çeşmenin başına gelerek düşen bu altın kesesini alarak oradan uzaklaştı. Çocuk gittikten sonra kör bir kişi çeşme başına geldi. Körün çeşme başında olduğu zaman atlı biraz önce kaybettiği altın kesesini araya araya gelip oraya ulaştı. Kesesini körun aldığını düşünerek ondan altınlarını istedi. Kör ben almadım desede atlı buna inanmadı ve onu öldürdü. Hz. Musa ilk bakışta zulüm gibi görünen bu olaydaki adaleti Allah'tan sordu ve şu cevabı aldı: "Bu atlı, vaktiyle çocuğun babasının bir kese altınını çalmıştı. Böylece o bir kese altını sahibine geri verdik. Kör ise vaktiyle atlının babasını öldürmüştü. Atlıya da onu öldürterek öç aldık dedi.


Evet, gerçek nedenler bilinmediği takdirde, dışarıdan bakınca zulüm gibi görünen olaylar zinciri adalet gibi ortaya çıkıyor. Kaderin hükmü de şöyledir ki, bu hükümde en küçük zulüm ve haksızlık yoktur, aksine adalet ve güzellik vardır. Bizim görünüşte hoş görmediğimiz şeylerde Allah bizim için bir çok hayırlar gizlemiştir. İnsanın hayır olarak bildiği şeylerde ise, şerler vardır. Allah'ın hakkımızda takdir yaptığı her hükümde bilemediğimiz pek çok fayda ve hikmetler mevcuttur. Allah mutlaka kulun isteğini ve yararını dikkate alarak onunla hikmeti ile muamele etmek zorunda değildir. Allah Hâlık ve Alim olmakla birlikte Hakim'dir. Asla abes iş yapmaz. Ancak biz onun yarattıklarındaki hikmetleri anlamakta güçlük çekebiliriz. Dolayısıyla bize düşen kadere razı ve Allah'a teslim olmak, O'na yönelmek, hakkımızdakı takdirine boyun eğip itiraz etmemektir.
 
Üst