Bosanmanin özel nedenleri

CaRiZmA

Vip Melek
Üye
Bosanmanin özel nedenleri
GİRİŞ

Boşanma, evlilik birliğinin sona ermesidir. Boşanma genel olarak kusur, irade, temelden sarsılma, elverişsizlik ve eylemli ayrılık ilkelerine dayanır.

Kusur ilkesi; boşanmanın ancak ve ancak eşlerden birinin kusurlu olması durumunda mümkün olmasıdır. İrade ilkesi evlilik birliğinin kurulmasında olduğu gibi sonlandırılmasında da eşlerin iradelerinin gerekliliğidir. Temelden sarsma ilkesi boşanma için evlilik birliğinin temelden sarsılmış olmasını elverişsizlik ilkesi, eşlerden birinin bedeni veya ruhi bozukluklarından dolayı evliliğin sürdürülemez hale gelmesini ifade eder. Son olarak eylemli ayrılık ilkesi ise eşlerde ortak hayatı sürdürme inancı ve isteğinin kalmamış olmasıdır.

Medeni kanunumuz boşanmanın gerekli nedenlere dayandığı takdirde hâkim hükmüyle son verilmesini öngörmüştür. Medeni kanunumuz boşanma nedenlerini özel ve genel olmak üzere ikiye ayırmıştır. Bu ayrımdaki ölçüt; boşanma nedeninin açık, somut ve kesin bir şekilde medeni kanunda belirtilip belirtilmemesidir.

Genel boşanma nedenleri kanunda ismen düzenlenmiş fakat tam olarak nelerin bu sınıfa girip girmediğinin takdirinin hâkime bırakıldığı nedenlerdir. Genel boşanma sebepleri yasada somut olarak belirtilmemiş, olayın koşulları, nedenleri, sonuçları gibi unsurların hakimce takdir edilmesi öngörülmüştür.

Özel boşanma sebepleri ise medeni kanunda açık ve kesin şekilde belirtilmiştir. Bu tanıma uyan sebeplerin bulunması boşanma için yeterlidir. Özel boşanma nedenleri: zina, hayata kast ve pek kötü onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Bu ödevde yukarıda belirtilen özel boşanma sebepleri kavramları, şartları, özellikler ve bu nedenlerle ilgili bulunan Yargıtay kararları ile birlikte incelenecektir.

BOŞANMANIN ÖZEL NEDENLERİ:


1-)ZİNA

Medeni Kanun
İkinci Bölüm
A.Boşanmanın Sebepleri

Madde 161

Eşlerden biri zina edersediğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Zina, evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin karşı cinsten bir kişiyle bilerek cinsel ilişkiye girmesidir. Zina eylemini eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne karşı gelmesi olarak da algılayabiliriz. Zina eylemi sonucu boşanma davası açma hakkı yeni medeni kanunumuzda hem kadına hem erkeğe tanınmıştır.1

1-)Zina davasının açılması için gereken şartlar:

A-Evlilik Birliğinin Varlığı

Zinanın ileri sürülmesi için, herşeyden önce, geçerli bir evliliğin olması gerekir. Yok evliliklerde zina söz konusu olamaz[1].Medeni kanunumuzun 125. maddesinde de belirtildiği gibi evlilik kurumunun en büyük yükümlülüklerinden biri de sadakat yükümlülüğüdür. Evlilik öncesi veya sonrası karşı cinsle girilen bu tür muamele zinaya girmez.

Zina;

Yok evliliklerde, kurucu unsurlarda eksiklik bulunduğu için bu tür evliliklerde zina kavramı uygulama alanı bulamaz.[2]
Butlanda, Bir evlilik mutlak veya nisbi butlanla sakatlanmış olsa bile iptal kararının kesinleşmesine kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurduğu için eşlerin sadakat yükümlülüğüne uyma zorunlulukları vardır. Hem evliliğin iptali hem de zina nedeniyle boşanma davasının birlikte açılmasına, hatta bu iddia ve taleplerin kademeli olarak ileri sürülmesine yasal bir engel yoktur.[3]Yani doktrinde iptal kararına kadar zina nedeniyle boşanma davası açılabileceği kabul görmektedir.
Evlilik öncesi veya sonrası karşı cinsle girilen bu tür muamele zinaya girmez.

B-Başkasıyla Cinsel İlişkide Bulunma

Zinanın söz konusu olabilmesi için cinsel ilişkinin karşı cinsle yapılmış olması gerekir. Ayni cinsten kişilerle ilişkiye girmek zina sayılmaz. Hayvanlarla yapılan temaslar da zina olarak nitelendirilemez[4]Cinsel ilişkinin zina sayılması için bir kere gerçekleşmiş olması yeterlidir.[5]

C-Kusurlu Olma

Eşlerin zina yapmasının kusur sayılabilmesi için zina eden eşin kusurlu olması gerekir.”Karı veya koca yaptığı işin cinsel ilişki olduğunu ve bu ilişkinin eşinden başkasıyla yapıldığının anlayabildiği ve bunu istediği takdirde kusurludur. O halde cebren veya bayıltarak, yahutta uyuşturucu madde vererek ırzına tecavüz edilmiş olan eş kusurlu sayılamayacağı için bu eşe zina nedeniyle boşanma davası da açılamaz.[6]. Kadının, kocasının izni olmadan yapay dölleme yaptırmasının da zina sayılamayacağı kabul edilmektedir[7] Zaruret halinde (başkasını veya kendisini çok ağır ve yakın tehlikeden kurtarmak için )yapılan cinsel ilişkinin de zina sayılamayacağı öğretide kabul edilmektedir.[8]

D-Dava Hakkı Olan Eşin Zina Yapan Eşi Affetmemiş Bulunması

Zina yapan eş aleyhine boşanma davası açılabilmesi için, bu eşin dava hakkı olan eş tarafından affedilmemiş olması gerekir. Af halinde, artık zinaya dayanan boşanma davası açılamaz.( MK.129\III)

Af açık ya da örtülü biçimde olabilir. Diğer eşin zina yapan eşe kendisini her şeye rağmen affettiğini bundan sonra yuvasına bağlı kalması gerektiğini belirtmesi açık afa örnektir.

Af kişiye sıkı biçimde bağlı bir hakkın kullanılması niteliğindedir. Bizzat dava hakkı olan eşin affetmesi gerekir, zina yapan eşin temsilci aracılığıyla affetmesi olanağı yoktur. Bu nedenle affedenin ayırtım gücüne sahip olması gerekir.[9]

E- Dava Açma Süresinin Geçirilmemiş Olması

Medeni Kanunumuza göre, zina nedeniyle boşanma davasının, boşanma nedeninin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve en çok zinanın yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmış olması gerekir.(MK.129\II)

Bu süreler hak düşürücü sürelerdir ve bu yüzden bu süreler geçmişse dava açılamaz. Fakat dava hakkı olan eş, bu süreyi kaçırmışsa, eşini affetmemiş olmak kaydıyla ve şartları varsa, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açabilir.[10]

Her cinsel ilişki ayrı bir zina eylemi olduğundan, eşin sürekli zina ilişkisi içinde bulunması durumunda, beş yıllık sürenin en son cinsel ilişkiden başlaması gerekir.[11]

2-)Zina Nedeniyle Boşanma Davası ve Sonuçları

Zina davasının şartları gerçekleştiği taktirde zina eden kişinin eşi zina yapan eşe karşı boşanma davası açabilir.Zinaya dayanan boşanma davasında kanıt yükü davacınındır. Davacı eş, diğer eşin zina yapmış olduğunu kanıtlamalıdır. Fakat zinanın varlığını kanıtlamak oldukça zor, çoğu zaman da imkansızdır. Yargıç bu konuda , mektup, fotoğraf, doğan çocukla aradaki bağı gösteren doktor raporu, tutanak ve diğer belgeleri birlikte değerlendirmeli, takdir yetkisini geniş biçimde kullanmalı ve sonuca varmalıdır.[12]

YARGITAY KARAR ÖZETLERİ


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.10.1988 gün 8407 E. 9547K.
Özü: Kadının, boşandığı eşi ile cinsel yaşantısına devam etmesi, yeni kocaya, boşanma davası açma hakkı verir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.02.1986 gün 1250E. 1490K.
Özü: Hak düşürücü süre (MK. 129) hakim tarafından re’sen gözetilir.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 21.02.1984 gün 1480E. 1635K.
Özü: Af halinde, zina sebebine dayanılarak, boşanmaya karar verilemez.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.11.1975 gün 6689E. 8465K.
Özü: Eşler karşılıklı olarak zina ediyorlarsa, eşit kusurlu sayılarak boşanmaya karar verilmelidir.


2- Hayata Kast ve Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

Medeni Kanun
İkinci Bölüm
A.Boşanmanın Sebepleri
Madde 162

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve herhâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Cana kast ve kötü muamele aslında iki ayrı boşanma sebebidir fakat yeni medeni kanunumuz bu iki nedeni bir maddede düzenlemiştir.

A-)Hayata Kast

Hayata kast sözlük anlamı olarak insanı fiziki olarak anlamda yoketmeyi amaçlayan eylemleri ifade eden boşanma sebebidir.[13]Bu maddede söz konusu olan yaşama hakkına saldırı amaçlı eylemlerdir. Öldürme kastının planlanmış bir eylemle veya aniden ortaya çıkması da madde açısından bir fark yaratmaz.

Cana kast eşlerden birinin, diğer eşin yaşamına son vermek amacıyla yaptığı eylemlerdir. Örneğin eşini öldürmek üzere tabancayla ateş edilmesi, fakat eşe isabet ettirilememesi; eşin tabağına çok güçlü bir zehir konulması, fakat eşten önce bir kedinin ya da köpeğin tabaktaki yemeği yiyip bitirmesi ve anında ölmesi gibi durumlarda cana kast vardır. Yahut da henüz eyleme geçmemiş olmasına karşın, öldürme niyetini ortaya koyan davranışlar varsa, bu durumda da cana kastın varlığı kabul edilir. Örneğin eşini öldürme niyetiyle tabanca ya da zehir alma durumunda cana kastın, boşanma nedeni olarak varlığı kabul edilmelidir.[14]

Eşlerin birbirlerine yönelik öldürme tehditlerinin başka haraketlerle de desteklenmedikçe hayata kast sayılamayacağı öğretide genel olarak kabul gören bir görüştür.[15]

Eylemin boşanma nedeni olabilmesi için bizzat diğer eşe yöneltilmiş olması gerekir. Diğer eşin kendine değil de yakınlarına yöneltilmiş bulunan cana kast eylemi boşanma nedeni sayılamaz.[16]

Cana kast, kusura dayanan bir boşanma sebebi sayılmaktadır. Ancak temyiz kudreti bulunmayan eşin fiilleri cana kast sebebiyle boşanma davası açma hakkı vermez. Hayata kast mutlak boşanma nedenleri arasındadır bu yüzden ispatı halinde kusur aranmaz.

Cana kast halinde, canına kastedilen eş olayı öğrendiğinden itibaren altı ay ve cana kast eyleminin meydana gelmesinden itibaren beş yıl içinde boşanma davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü bir süredir, bu süre kaçırılırsa dava açılamaz.(MK.162\II)

Canına kastedilen, eşini affetmişse, artık boşanma davası açamaz.(MK. 162\III)


B-)Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış


Eski medeni kanunumuzdan farklı olarak yeni medeni kanunda hayata kast ve kötü muamelenin yanında eşe hakaret etmek, sövmek gibi fiiller de özel boşanma nedenleri içinde sayılmıştır.

Pek kötü onur kırıcı davranış, eşe yapılan eziyetler, onun bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşürecek davranış, eşe yapılan eziyetler, onun bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşürecek davranışlar, eşi hapsetmek, aç bırakmak, dövmek ve anormal cinsel ilişkiye zorlamak gibi ağır hareketlerdir.[17]

Pek fena muamele, eşe eziyet veren, acı çektiren, bedeni ve ruhsal sağlığını bozan davranışlardır. Onur, insanın kendisine karşı duyduğu özsaygı, haysiyet, izzetinefis; toplumda gösterilen saygı bu saygının dayandığı kişisel değer biçiminde tanımlanmaktadır.

Evlilikte eşlerin, birbirlerini kişilik değerlerine ve onurlarına saygı duymaları, birlikteliğin temelini oluşturur. Buna aykırı davranış, devlet tarafından hukuki bir yaptırımla karşılanmıştır. Ağır derecede onu kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında yargıtay kararlarının gerekçelerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:

Eylemde davalı eşin kastı yani eşin tahkir niyeti özellikle göz önünde tutulacaktır.
Davacı eşin haksız hareketlerine davalı eşin kızgınlıkla göstermiş olduğu tepki, eleştiri veya şaka amacıyla söylenen sözler ya da isabetsiz benzetmeler onur kırıcı nitelikte olmayabilir.
Fiilin onur kırıcı nitelikte olup olmadığı hâkim tarafından takdir edilecektir.
Eleştiri, şaka, takılma gibi tolerans sınırlarını aşan birçok davranış objektif veya sübjektif açıdan onur zedeleyici bir görünüm arz etse de, bu durum 162nci madde açısından yeterli sebep sayılmaz. Yasa koyucu ‘ağır derecede’ onur kırıcı davranışı boşanma sebebi saydığına göre, eylemin bu ölçüde olup olmadığının özel bir dikkatle tartılması gerekir.
Boşanma davasında talebin dayandırıldığı maddi vakıaların aynı zamanda ceza davasına konu yapılması ve bunun delil olarak gösterilmesi halinde ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekir.
Davalı eş tarafından davacı eşe onun şeref ve haysiyetine yönelik kasıtlı bir eylem bulunmalıdır.

Pek kötü davranış demek, eylemin kasıtlı olması, eşe yöneltilmiş olması, niteliği itibariyle eşin beden ve ruh yapısı üzerinde tahrip edici; ona acı ve eziyet veren boyut ve yoğunlukta bulunması demektir.

Yargıtayın bu kararlarını örneklendirmek konumuza somutluk kazandıracaktır. Bu karalardan bazıları:

“Aralarında boşanma davasının görülmesi sırasında, mahkeme salonunda karının kocasına (alçak, namussuz herif seni istemiyorum) sözlerini kullanması.”[18]
“Karının savcılığa başvurarak kocasına hırsızlık isnadında bulunması ve yapılan araştırma sonucu bu olayın doğru olmadığının anlaşılması.”[19]
“Eşini aynı evde metresi ile yaşamaya zorlama.”[20]

C-Dava hakkının düşmesi

Dava hakkının düşmesinin nedenleri:

1-)AF
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Maddi hukuk açısndanmağdur eşin davalı eşinden kendisine yöneltilen hayata kast, pek kötü davranış veya ağır derecede onur kırıcı davranış niteliğindeki eylemlerine önceden rıza gösterdiği şeklindeki savunmaya itibar edilemez.

Usul hukuku açısından af iddiasının ispat yükü bunu ileri süren davalıdadır. Ancak af aynı zamanda bir itiraz niteliğinde olduğundan davalı tarafından açıkça ileri sürülmese de delillerden bu hususun anlaşılması halinde, hâkim tarafından re’sen nazara alınmalıdır.


2-)SÜRELERİN GEÇMESİ

Cana kast veya pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davası için hak düşürücü süreler davacı boşanma sebebini öğrendikten itibaren 6 ay , olayın yani nedenin gerçekleşme tarihinden itibaren en geç 5 yıldır


YARGITAY KARAR ÖZETLERİ

· Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29.09.1988 gün, 1988\7363 E. 1988\8606 K.

Özü: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış mutlak boşanma sebeplerindendir. Bu nedenledir ki ayrıca ortak hayatın bu nedenlerden dolayı diğer eş için çekilmez duruma gelmiş olup olmadığının hakim tarafından araştırılmasına gerek yoktur.

· Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.10.1985 gün, 1985\7042 E. 1985\7938 K.

Özü: Gıyapta söylenen incitici sözler, pek fena muamele olarak nitelendirilemez.

· Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.05.1986 gün, 1986\4702 E. 1986\5431 K.

Özü: Pek kötü veya onur kırıcı davranış eşlerin sosyal, kültürel ve eğitim durumları ile, yaşadıkları çevre, yöresel davranış biçimleri, örf ve adetler dikkate alınarak hakim tarafından takdir edilir.
 
B-Başkasıyla Cinsel İlişkide Bulunma

Zinanın söz konusu olabilmesi için cinsel ilişkinin karşı cinsle yapılmış olması gerekir. Ayni cinsten kişilerle ilişkiye girmek zina sayılmaz. Hayvanlarla yapılan temaslar da zina olarak nitelendirilemez[4]Cinsel ilişkinin zina sayılması için bir kere gerçekleşmiş olması yeterlidir.[5]

Kaldıramam asla böyle bir şeyi..
 
Geri
Üst