Cezayirli Gazi Hasan Paşa

*MeleK*

*MeleK*

♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥
Yönetici
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
Osmanlı vezirlerinin cesur ve gayretlilerinden
pek sözlü
üzerine aldığı işleri muvaffakiyetle başarmış olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa
aslen Kafkasyalı'dır. Tekirdağı'nda ticaretle meşgul Hacı Osman adında bir zatın kölesi ve mânevi evlâdıdır. Çocukluğunda bile haşarı olup ele avuca sığmaz ve efendisinin bile çocuklarını döverdi.

Hasan
on sekiz
yirmi yaşında iken Hacı Osman'ın verdiği sermaye ile ticarete atılmış ve aynı zamanda yeniçeriliğe de intisab etmişti. 1148 H. - 1731 M. Rus ve Avusturya seferlerinde bulunmuş ve sonra Cezayir'e giderek orada da cesaretiyle tanınmış ve bu arada Telmsan beyi olmuştu; fakat Cezayir beylerbeyinin kendisine suikastta bulunacağını haber aldığından
evvelâ İspanya'ya kaçıp oradan da İstanbul'a geldi; İstanbul'a gelmesi Koca Ragıb Paşa'nın sadareti zamanına raslamıştı. Cezayir beylerbeyi
yazılanın aslı çıkmadı ve 15 Cemaziyelevvel 1174-23 Aralık 1760 Osmanlı donanmasının birine kaptanlığa verildi; sonra Riyale kaptanı ve 1180 H. - 1766 M. de kapdanei hümâyun kaptanı oldu ve bu hizmette iken meşhur Çeşme faciası vukubuldu.

Bu faciadan kurtularak yine kapudanelik ve beylerbeyi rütbesiyle Akdeniz (Çanakkale) boğazı muhafızlığında bulundu ve 16 Rebiulâhır 1184 - 9 Ağustos 1170 de tedarik ettiği derme çatma kayıklarla ve bir kısım kuvvetle bizzat Limni adasına giderek burasını Rus işgalinden kurtardı ve bu suretle Maydos etrafındaki düşman toplanmalarına son verdi ve bu hizmetinden dolayı altın çelenk ile Gazi unvanını aldı ve vezirlikle de Cafer Paşa'nın yerine kaptan Paşa oldu (1184 Cemaziyelâhır -1770 Eylül).

Cezayirli Gazi Hasan Paşa 1186-1773 senesine kadar kaptan Paşalıkta kaldı. 1186 Zilhicce -1773 Şubat'ta veya Mart ortalarında kaptan-ı deryalıktan azledilip Çanakkale boğazı muhafızı ve seraskeri ve hemen arkasından Anadolu valiliği ile Rusçuk seraskeri oldu ve arası çok geçmeden 1188 Receb başlarında (1774 Eylül) ikinci defa kaptan Paşalıkla İstanbul'a getirildi. Gazi Hasan Paşa bu mevkide tam bir istiklâl ile on beş sene saltanat atabeyi olarak kaldı ve bir ara nüfuzundan endişe edilerek 1193 Receb ayı sonlarında (1779 Ağustos) Mora valiliğine tayin olunarak kaptan Paşalıktan uzaklaştırıldı ise de
aynı sene Şevval başında (Ekim) tekrar kaptan Paşalığa getirilerek Mora valiliği
I. Abdülhamit'i hal' etme teşebbüsünü padişaha haber vermek suretiyle sadakatini gösterdi ve bu hizmetinden dolayı kendisine iyice sarılan pâdişâh üzerinde tam mânasıyla hâkim rolü oynadı; sadrâzamlar gölgede kalarak bir dediği iki olmadı. Suriye'de endişeli bir hal alan Tahir Ömer isyanı ile Mısır'da Murad ve İbrahim Bey'lerin isyanları kendisine havale edildi; Suriye isyanını tamamen söndürdü ve Mısır'da da büyük başarılar elde etti ve bu sırada Rus seferi münasibetiyle istanbul'a davet edildiğinden oranın işini de yoluna koyup İstanbul'a döndü.

Gazi Hasan Paşa 1201 H. - 1787 M.'deki seferde Karadeniz'de Rus donanmasıyla çarpıştı
deniz tarafı sığ olduğu için pek mühim olan Özi kalesini denizden yardım etmek suretiyle kurtaramadı. I. Abdülhamit'in 1203 H. - 1789 M.'da ölümü üzerine yeni hükümdar III. Selim tarafından kaptan Paşalıktan alınarak Anadolu valiliği ile İsmail seraskerliğine tayin edildi (24 Şaban 1203 - 20 Mayıs 1789). Biran evvel vazifesi başına hareket etmesinin kendisi için selâmeti mucib olacağı remz ile bildirilmesi üzerine derhal beş bin kişiyi bulan maiyyeti ile İsmail ordugâhına hareket etti. Gazi Hasan Paşa
İsmail kalesi üzerine hücum eden Rusları Tabak deresi muharebesinde mağlûb etti ve Boza (Bozeo) mağlûbiyeti üzerine azledilen Kethüda Hasan Paşa'nın yerine sadrâzam ve serdar-ı ekrem oldu (5 Rebiulevvel 1204 - 23 Kasım 1789).

Gazi Hasan Paşa üç buçuk ay cephede faaliyette bulundu; harbde kayıtsızlıkları görülenleri idam ettirdiğinden
cephede büyük bir korku hüküm sürüyordu. İsmail kalesi önünde yediği darbeden sonra Hasan Paşa'nın serdarlığı esnasında düşman tarafından bir tecavüz yapılmadı.

Serdar-ı ekrem
vefatından bir hafta evvel kıyafetini değiştirip karargâhtan ayrılarak Şumnu kasabasını ve etrafını dolaşmış ve şiddetli soğuk aldığından hastalanıp bundan etkilenerek 14 Receb 1204-30 Mart 1790 Salı gecesi vefat etti ve Şumnu'da yaptırmış olduğu Bektaşi tekkesine defnedildi.

Uzun yıllar vezirlik ve kaptan paşalık eden
ticaret yaptıran Gazi Hasan Paşa'nın ümit edildiği kadar mal ve eşyası çıkmamıştır. Bütün eşyası
parası
mücevheratı dört bin kese akçeyi bile bulmamış ve senede bin keseyi geçen para getiren malikânesi olmakla bu kadar az parası çıkması herkesi hayrette bırakmıştır. Fakat Gazi Hasan Paşa kaptanlığından azlolunarak sefere memur edildiği zaman çok para sarfettiğinden dolayı mevcut nakdi azalmış demekti. Kasımpaşa'da konağı ve Üsküdarla Kuzguncuk arasında yalısı vardı.

Gazi Hasan Paşa'nın bir hayli hayırlı eserleri vardır. Terstme'deki kalyoncu kışlası ve yine Kasımpaşa'da deniz hastahanesi yakınında 1191 H. - 1777 M. tarihli çeşme ve Büyükdere'de çayırbaşında cami yanındaki çeşme
Kasımpaşa'da Kulaksızca çıkan çifteyokuş başında Muslihuddin camii karşısındaki 1197 H.-1782 M. tarihli ve Rumeli kavağında Altınkum mevkiinde büyük liman mesiresindeki 1199 H. - 1782 M. tarihli ve yine Boğaz'da Yenimahalle iskelesi önündeki aynı tarihli çeşmeleri ve yine Kasımpaşa'da
Vize yakınında cami
hamam
üç çeşmesi
Limni
Sakız ve İstanköy'de çeşmeleri vardır. Midilli'ye su getirtip müteaddid çeşmeler yaptırmıştır. Diğer yerlerde de bu kabil tesisleri vardı.

Ölümünde yaşı sekseni geçmiş olup çok zeki
açık sözlü
pervasız
fevkalâde cesur
azim ve irade sahibi idi. En tehlikeli zamanlarda devlete unutulmayacak hizmetlerde bulunmuştur. Efendisi Hacı Osman'ın kızı Emine hanım'ı alarak ondan bir Menakıb-ı Gazavat-ı Cezayirli Kaptan Hasan Paşa ismiyle Esad Efendi kitapları arasında 2419 numaradadır. Bu menakıpta Mora'daki icraatı müstakil bir fasıl olarak yazılmıştır. İcraatında şedid ve amansız olup bu yüzden bir hayli adam öldürmüştür.
Hasan Ağa'nın Telmsan hazinesinden para alıp kaçtığını bildirmesi üzerine sorguya çekildi ise de bura muhassallığı kethüdası İbrahim Ağa'ya verildi ve 1199 H. - 1785 M.'de Halil Hamid Paşa'nın tarihsiz bir çeşmesi vardır. Gazi Hasan Paşa'nın bu eserlerinden başka Çanakkale'de tekke
 

Benzer İçerikler

*MeleK*
Cevaplar
0
Görüntüleme
679
*MeleK*
*MeleK*
*MeleK*
Cevaplar
0
Görüntüleme
824
*MeleK*
*MeleK*
*MeleK*
Cevaplar
0
Görüntüleme
970
*MeleK*
*MeleK*
*MeleK*
Cevaplar
0
Görüntüleme
951
*MeleK*
*MeleK*
*MeleK*
Cevaplar
0
Görüntüleme
757
*MeleK*
*MeleK*
Üst