Diyabet ve ruh sağlığı

sılam_nisa

sılam_nisa

Hamiş Melek
#1
Diyabet ve ruh sağlığı
Diyabet hastalığı ömür boyu devam eden bir hastalık olduğu için hasta bu durumla yaşamaya alışmalıdır.Beslenmeye özen gösterilmeli,insüline özen gösterilmeli tabi bu durumda kendini toplumdan dışlanmış hissedebilir ve psikolojik olarak sıkıntılar başlayabilir.Bu durumda ne yapmalı;



Diyabet ve ruh sağlığı

Dünyada 100 milyondan fazla diyabetli vardır. Günümüzde milli takımlarda futbol oynayan, dünya kayak şampiyonalarında derece alan, sinema tiyatro oyuncusu olan ve bunları yaparken insülin kullanan şeker hastaları vardır. 60 yılı aşkın şeker hastası olup dünyaca bilinen araştırmalar yapmış insülin kullanan şekerli bilim adamları vardır.
Bu insanlar spor şampiyonları oluyorlar, oyunculuk yapıyorlar, çocuk sahibi oluyorlar, bilim adamı oluyorlar hatta film yıldızı oluyorlar. Diyabetli olmak dünyanın sonu değildir. Yaşamınızda yeni bir sayfadır, kendinize bakabilmek ve mutlu olabilmek için bunları bilmelisiniz, tıpkı diğer 100 milyon kişi gibi. Kısacası diyabetli iseniz özellikle yalnız değilsiniz.
Halen diyabetin tam bir şifa ile sonlanan tedavisi olmamasına karşın son yıllarda yapılan araştırmalarla dağlar aşılmış ve bu yolda büyük mesafe alınmıştır, tünelin ucunda artık ışık görünmektedir ve gitgide daha parlak yanmaktadır.
Siz veya aileniz diyabetin getirdiği sorunlarla uğraşırken aynı zamanda duruma uyum sağlamaya yani dengenizi yeniden kazanmaya da yönelirsiniz. Bunun amacı diyabetle birlikte uyumlu yaşayarak, diyabet ile birlikte aktif, mutlu, üretken bir yaşamın gereklerini yerine getirmektir. Bu denge bazen diyabet tarafına kayabilir, bazen da günlük yaşamın gerekleri ağır basabilir ve diyabet ihmale uğrayabilir.
Bazıları diyabete yakalandığına uzun süre inanmak istemez. Aslında günlük yaşamda karşılaştığınız birçok olaya inanmak istemediğimiz olmuştur. Bu tamamen normaldir. Bazen ise bu inkar bize zararlı olabilir. Örneğin sigara içenler yıllar içinde bir zarar görmediklerinde kendilerinin bir şekilde korunduklarına inanırlar. Başlarına nahoş bir olay gelmediği sürece hep haklı olduklarını düşünürler. Benzer şekilde sizde ilk zamanlar diyabetinizi kabullenmezseniz komplikasyonlarda görünmeyeceğinden uzun süre diyabetinizi ihmal edebilirsiniz aslında ilk zamanlar bile halsizlik, enerjinizin çabuk tükenmesi gibi yakınmalarınız eksik de değildir. Hastalığı inkar fikri azalırken bazen etraftan duyduğunuz sözler korkutabilir de sizi. Çevreniz, aileniz, arkadaşlarınız üstünüze fazlası ile düşüp sizi aşırı korumaya da alabilirler. Ama bu sizin zaman içinde hastalığınız ile ilgili sorumlulukları üstlenmenizi engelleyebilir, hatta sizi korumaları sizi rahatsız bile edebilir.
Bazen diyabetinizin iyileşmeyeceğini düşünerek depresyona bile girebilirsiniz. Aslında yaşamda değiştiremeyeceğiniz birçok şey vardır. Diyabetli olmanızı değiştiremezsiniz ama diyabetinizle ilgili birçok noktayı değiştirebilirsiniz. Bazı şeyleri değiştiremeyeceğiniz sonucundan diğer bazı şeyleri değiştirebileceğiniz de anlaşılır. Böylece neler yapmanız gerektiğini keşfederek hangi sınırlara kadar çalışabileceğinizi anlayabilirsiniz. Zaman içinde eğitiminizin ilerlemesi ve bilgilerinizin artması ile yavaş yavaş kendinizi daha mutlu ve dengeli hissedeceksiniz.
Diyabetin erken döneminde duygusal dalgalanmalar fazla olduğu için biraz daha ayrıntılı incelenmelidir. Psikolojik dengemizi iyi yönde etkileyebilecek önemli bir güç kaynağı da motivasyondur, yani kişinin kendince olumlu yönde hareket edebilme ve davranabilme isteğidir. Motivasyon bizi hareket etmeye bir şeyler yapmaya yönelten içimizdeki güçtür. Diyabetle ilgili birçok bilgiler alırız, eğitim görürüz ama bunları yaşama uygulamadıkça bizim için iyi yönde pek anlamı olmaz. Bu bilgileri pratiğe uygulamada içimizden gelen güç ve teşvik bizi zorlar. Örneğin her şeyi pozitif yönünden almak ve iyimser olmak bir etmendir. Çünkü her zaman olaylar istediğimiz gibi olmayabilir. Bir yazarın söylediği gibi "Hayat her zaman iyi kartlarla oynanan bir oyun değildir önemli olan eldeki kötü kartlarla en iyisini oynamaktır." Bu nedenle her zaman elimizdeki ile en iyisini nasıl yapabileceğimizi öğrenmeliyiz.
Kişinin motivasyonunu arttırmanın diğer yöntemi ise eğitimdir. En sık rastladığımız şekliyle, eğitilmiş ve motive edilmiş diyabetliyi gören diğerleri de iyi yönde değişmektedir. Bu nedenle diyabetlinin eğitimi, onun kendine özgüveninin artmasında diyabeti anlamasında ve bu kazandığı olumlu izlenimlerin sürekliliğinde çok önemlidir. Öncelikle, ön plandaki sorularınıza cevap arayın. Örneğin diyetle ilgili sorularınıza cevap aramaya başlayabilirsiniz . Eğitiminiz devam ederken yapmanız gereken işlerin çokluğu sizi korkutmasın. İşleri öncelik sırası ile yapmak ve makul hedefler seçmek sizi rahatlatacak, başardığınız her iş mutluluk verecektir. Bunları yaparken etraftan ailenizden arkadaşlarınızdan da yardım isteyebilirsiniz. Diğer yönü ile düşünülürse yüksek ve ulaşması zor hedefler seçildiğinde bu hedeflere ulaşamamak kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir.
Motivasyonunuzu kıracak sinyalleri elinizden geldiğince umursamamanız gerektiğini de unutmayın. Örneğin - Çok tembelsin - Çok şişmansın - Daha iyi yapmalıydın - Böyle yapamazsın gibi negatif mesajlar bizim defterimizde yer almamalıdır. Motivasyonumuzun yanında inançlarımız da hareket şeklimizin seçiminde etkilidir. İnançlarımız kendimiz ve dünyamızla ilgili inandığımız şeylerdir. İnançlarımız davranışlarımızı etkiler. Örneğin diyabetimizle ilgili olarak iyi yönde değişimler yapabileceğimize inanmazsak büyük olasılıkla tedavi ve takibimizde iyi yönde girişim yapamayız. Örneğin kilo vermemiz istendiğinde bu yönde diyetimize uymazsak, kilo veremeyeceğimizi, kilo veremeyince şekerimizi kontrol edemeyeceğimizi ve mutlu bir yaşam süremeyeceğimizi düşünebiliriz.
Diyabetinizin tedavi ve takibini yaparken kendinizi bazen stresli hissedebilirsiniz. Aslında yakından bakıldığında biraz stres kişinin motivasyonunu artırır, etraftan yardım istemesine neden olur, bu ise faydalıdır. Bazen stres diyabetinizi de etkileyebilir. Bu pek ciddi değildir. Stres aslında vücudun bir toparlanma ve telafi yöntemidir. Stres cevabı beyinde başlar. Hipotalamus adlı bölümde uyarılar hipofiz bezine buradan da böbreküstü bezine gider. Böbrek üstü bezleri adrenalin adlı hormonu üretir. Adrenalinin etkisiyle tansiyon yükselir, kalp hızı artar, gözbebekleri genişler, bu arada kan şekeri de yükselir. Bazı diyabetliler stres anında şekerlerinin düştüğünü söylerler. Stres anında vücut stres yapan nedenle savaşıyor demektir. İş değişiklikleri, vergiler, telefonlar, işyerinde tartışmalar, kısa zaman içinde çok iş yapma zorunluluğu gibi dış etmenler strese neden olabilir.....psikologlar, kişilerin enerjilerinin itinalı ve idareli kullanarak büyük streslerle baş edeceklerine inanıyorlar. En iyisi siz, stresli zamanlarınızda şekerinizi ölçün vücudunuzun cevabını kendiniz görün.Tedavi ve takibinizin iyiye doğru gittiğini görmeniz stresinizi giderecektir.
Stres nedenlerinin bazılarının ortaya çıkışını değiştirerek de stresten uzaklaşabiliriz . Örneğin olaylar karşısında kötümser yanından algılama alışkanlığınızı değiştirebilirsiniz. Unutmayın hayata iyi yanından bakan iyi taraflarını görür. Egzersiz yapmak da stresi gidermede çok önemlidir. Örneğin diyabetiniz kontrol altında değilse ve bu sizi üzüyorsa strese sokuyorsa doktorunuza gidin tedavinizde gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra eğer bir engel yoksa iyi bir egzersizden sonra gerçekten rahatladığınızı hissedeceksiniz . Stres karşısında vücudumuz hareket için hazırdır. Egzersiz bu hareketi oluşturur. Egzersiz denince aklınıza terler akana kadar koşmak gelmesin, 30 dakikalık yürüyüş , evde küçük bedensel hareketler, jimnastik de egzersizdir.
Zaman zaman günlük yaşam koşulları içinde tedavi ve takip konusunda yapmanız gerekenler karşısında enerjinizin azaldığını hissettiğiniz zamanlar şu soruları kendinize sorun:
·Diyabetinizle ilgilenmeyi bırakırsanız sonuçlarına katlanabileceğinize inanıyor musunuz ?
·Kendinizi ihmal ederseniz veya diyabetinize dikkat etmezseniz diyabetiniz kendiliğinden iyileşecek mi?
·Yemek zamanları ve insülin konusunda çok sıkı ve dikkatli misiniz? Sizce diyabet birçok komplikasyonlara neden olur mu?
·Sizin durumunuz bu yönden umutsuz mu?
·Diyabetli çocuğunuz arkadaşının evinde gece kalabilir mi?
·Diyabet ekibinizin, doktorunuzun önerilerini kabul ediyor musunuz? (kızdınız mı?)
·Çocuğunuzun diyabeti için bir şekilde yardımcı olmak istiyor musunuz?
·Her zaman yorgun ve bitik misiniz?
·Diğer insanların sizi anlamadığını düşünerek hep onlardan uzaklaşıyor musunuz?
·Hep hoşlandığınız şeyleri şimdi de yapıyor musunuz?
Bu duygular ne kötü, ne iyi veya sağlıklıdır. Diyabetle birlikte iyi yaşamak isteyen herkes kendine yardımcı olabilir. Eğer bir duygu sizin diyabetle uyumlu yaşamanızı, tedavi ve takiplerinizi engelliyorsa sizin için iyi değildir. Etraftan duyduklarınızdan çok kendinizdeki gözlemleri dikkate alın, onlara bakın. Örneğin insülin enjeksiyonlarınızı doktorunuzun önerdiği gibi yapıp şekerinizi takip ettiğinizde kan şekerinin kontrol altında olduğunu göreceksiniz bu ise sizi mutlu edecektir. Ailenizin, anne, baba ve kardeşlerinizin yardımı ile diyetinizi daha kolay sürdüreceksiniz.






 

Benzer Konular