Dua etseydik Tanrı bizi dinlerdi
Dua etseydik Tanrı bizi dinlerdi
Yanımda küçük şirin bi not defteri gezdirirdim.
Bazen aklıma garip kelimeler geliyor
ve daha sonra hatırlayamamak sinir bozucu oluyor.
Önüne geçebilceğim bir unutkanlıktı bu ,
bir kaç sayfa ve bir kurşun kalemle.
Bu gün uzun bi otobüs yolculugum vardı..
Hemde bir kaç kere boynu bükük anlarla ugurlandığım otobüs terminalinden kalkmama vesile oldu zaman.
Aklımda hiç bişey yokken kelimeler tutuşuverdi kağıtta..
Hoşgörüsüz bekledim misafirimi.
Sallanan ellere gülümsüyorum şu an.
12:00 ANKARA /AŞTİ Varlığımın iradesi yoklukla sürgüne gidiyor.
Kullanamadıgım egoysa elveda mektubu gibi cüzdanımın arasına sıkışmış.
Bozuk paralarımla her molada kısır döngü gibi rastladıgım çaycıları mutlu ediyorum.
Şehvet düşkünü ruhuma elveda , inançların arasında merhaba insanlara.
Gülüşen simalarınıza aldanırım.
Son metro ertesi , bir sürgün daha.
Ben büyüyünce mavi olucaktım.
Yaşlandıgımda dinlenip susuşları seyredecektim.
Hışırtrılı sesler arasında melodrani arayıp söylenecektim.
Ve gün sonrası uykuya merhaba , elveda geçmişe elveda..
Son egomla geri döneceğim geçmişe tekrar merhaba
Yapılabilecek birşey yoktu.
İlk molada sayfaları yırtmama neden oldu sesin.
Papatyalar arasında hayatta kalan son kelimeydi ismin.
Hep seviyor hep seviyor hep seviyor.
Mimarisi kimdi bu eserin.
Oyunu bozdugu için pispis sırıtan içimdeki çocuk mu.
Yoksa bozdugu oyundan sonra yiyeceği dayagı düşünerek bilinçsizce ağlayan içimdeki çocuk mu.
Sıkışıyorum 2 kafes arasında kalp gibi atmaya çalışan suretimle.
Oyunun başına geri götür beni.
Puslu yanlızlıgın sonundaki metro istasyonuna.
Kendimi öptüğüm o an 'a.....!
KALIP SENİN YANINDA
UZANIP KOYNUNA
YARIM KALAN O ŞARABI İÇMELİYDİM...
Bazen aklıma garip kelimeler geliyor
ve daha sonra hatırlayamamak sinir bozucu oluyor.
Önüne geçebilceğim bir unutkanlıktı bu ,
bir kaç sayfa ve bir kurşun kalemle.
Bu gün uzun bi otobüs yolculugum vardı..
Hemde bir kaç kere boynu bükük anlarla ugurlandığım otobüs terminalinden kalkmama vesile oldu zaman.
Aklımda hiç bişey yokken kelimeler tutuşuverdi kağıtta..
Hoşgörüsüz bekledim misafirimi.
Sallanan ellere gülümsüyorum şu an.
12:00 ANKARA /AŞTİ Varlığımın iradesi yoklukla sürgüne gidiyor.
Kullanamadıgım egoysa elveda mektubu gibi cüzdanımın arasına sıkışmış.
Bozuk paralarımla her molada kısır döngü gibi rastladıgım çaycıları mutlu ediyorum.
Şehvet düşkünü ruhuma elveda , inançların arasında merhaba insanlara.
Gülüşen simalarınıza aldanırım.
Son metro ertesi , bir sürgün daha.
Ben büyüyünce mavi olucaktım.
Yaşlandıgımda dinlenip susuşları seyredecektim.
Hışırtrılı sesler arasında melodrani arayıp söylenecektim.
Ve gün sonrası uykuya merhaba , elveda geçmişe elveda..
Son egomla geri döneceğim geçmişe tekrar merhaba
Yapılabilecek birşey yoktu.
İlk molada sayfaları yırtmama neden oldu sesin.
Papatyalar arasında hayatta kalan son kelimeydi ismin.
Hep seviyor hep seviyor hep seviyor.
Mimarisi kimdi bu eserin.
Oyunu bozdugu için pispis sırıtan içimdeki çocuk mu.
Yoksa bozdugu oyundan sonra yiyeceği dayagı düşünerek bilinçsizce ağlayan içimdeki çocuk mu.
Sıkışıyorum 2 kafes arasında kalp gibi atmaya çalışan suretimle.
Oyunun başına geri götür beni.
Puslu yanlızlıgın sonundaki metro istasyonuna.
Kendimi öptüğüm o an 'a.....!
KALIP SENİN YANINDA
UZANIP KOYNUNA
YARIM KALAN O ŞARABI İÇMELİYDİM...
alinti